Şirket Avukatı ve Hukuki Rehber
İstanbul ve Marmara Bölgesi başta olmak üzere Türkiye genelindeki şirketler için hukuk, iş dünyasının en kritik ve karmaşık unsurlarından biridir. Şirket avukatı, bir şirketin tüm hukuki ihtiyaçlarını yöneten, şirketi yasal risklere karşı koruyan ve ticari faaliyetlerin hukuk çerçevesinde ilerlemesini sağlayan uzman hukukçudur.
Avukat Bilal Alyar olarak, yılların verdiği deneyimle şirketlere hukuki danışmanlık hizmeti sunuyor ve işletmelerin karşılaşabileceği her türlü hukuki sorunda yanlarında yer alıyoruz. Bu kapsamlı rehberde, şirket avukatının ne olduğunu, hangi konularda şirketlere destek sağladığını ve neden bir şirkete şirket avukatı gerektiğini tüm detaylarıyla ele alacağız. İstanbul’un ticari yoğunluğu içinde veya Marmara Bölgesi genelinde faaliyet gösteren bir şirket olsanız da, burada paylaştığımız bilgiler Türkiye’nin her yerinde geçerli yasal prensipleri ve en iyi uygulamaları içermektedir.
Konuya başlamadan önce belirtmek isteriz ki, işletmenizin hukuki güvenliği ve başarısı için profesyonel destek almak büyük önem taşır. Bu rehber, şirket hukuku alanında “gökdelen” tekniğiyle hazırlanmış en geniş kapsamlı kaynak olma hedefiyle, şirket avukatına dair aklınızdaki tüm soruları cevaplandırmayı amaçlıyor. İstanbul merkezli hukuk büromuz (Avukat Bilal Alyar Hukuk Bürosu) Marmara Bölgesi ve Türkiye genelindeki şirketlere güvenilir ve profesyonel avukatlık hizmeti sunmaktadır. Şimdi, “şirket avukatı” kavramını ve bir şirket avukatının işletmenize nasıl değer katabileceğini detaylı şekilde inceleyelim.
Şirket Avukatı Nedir? Tanımı ve Önemi
Şirket avukatı, bir şirketin kuruluşundan günlük operasyonlarına, sözleşmelerinden dava süreçlerine kadar her alanda hukuki danışmanlık veren ve şirketi temsil eden avukattır. Bir başka deyişle şirketin hukuk müşaviri veya kurumsal avukatı olarak da anılabilir. Şirket avukatı, şirketin faaliyet alanına giren tüm hukuki mevzuata hakimdir ve şirketi olası uyuşmazlıklardan korumak, ortaya çıkan sorunları çözmek ve yasal yükümlülüklerin eksiksiz yerine getirilmesini sağlamakla görevlidir. Bu rol, şirketler için kritik öneme sahiptir, çünkü iş dünyasında atılacak hemen her adımın bir yasal boyutu bulunur.
Neden bir şirkete avukat gerekir? Çünkü şirketler; ticari sözleşmeler yapar, çalışan istihdam eder, vergi öder, rekabet eder, gayrimenkul kiralar veya satın alır, alacaklarını tahsil etmeye çalışır ve zaman zaman davalarla karşılaşır. Tüm bu işlemler sırasında yapılacak küçük bir hukuki hata, ileride büyük maddi kayıplara veya yasal yaptırımlara yol açabilir. Şirket avukatı, bu tür hataların önüne geçmek ve önleyici hukuk yaklaşımıyla daha sorun ortaya çıkmadan gereken tedbirleri almak için vardır. Örneğin:
- Yasal Riskleri Öngörme ve Önleme: Şirket avukatı, şirketinizin faaliyetlerinde potansiyel hukuki riskleri tespit eder. Yeni bir ticari anlaşmaya girmeden önce veya stratejik bir karar almadan önce riskleri analiz ederek sizi uyarır. Böylece hukuka aykırı bir adım atmaktan veya ileride dava konusu olabilecek bir eylemden kaçınmış olursunuz.
- Sözleşmelerde Güvence: Şirketin yaptığı tüm sözleşmeler (müşteri sözleşmeleri, tedarikçi anlaşmaları, ortaklık protokolleri vb.) avukat gözüyle incelenir veya bizzat hazırlanır. İleride yaşanabilecek anlaşmazlıklarda şirket menfaatlerini koruyan hükümler ve cezai şartlar eklenerek hukuki güvence sağlanır.
- Hak ve Yükümlülüklerin Takibi: Mevzuatta şirketleri ilgilendiren sürekli değişen pek çok kural vardır (örneğin, yeni çıkan bir yönetmelikle getirilen ek yükümlülükler, vergi mevzuatındaki değişiklikler, çalışma koşullarını etkileyen düzenlemeler gibi). Şirket avukatı, güncel mevzuatı takip ederek şirketin tüm yasal yükümlülüklerini zamanında yerine getirmesini temin eder. Bu da idari para cezaları veya yasal yaptırımlarla karşılaşmanızı önler.
- İtibar ve Güven Sağlama: Hukuka uygun şekilde hareket eden, sözleşmelerine ve yasalara riayet eden bir şirket, iş dünyasında güvenilir bir itibar kazanır. Bir şirket avukatıyla çalışmak, paydaşlarınıza ve müşterilerinize şirketinizin hukuka verdiği önemi gösterir. Özellikle İstanbul gibi rekabetin yoğun olduğu bir piyasada, hukuki itibarı güçlü olmak şirketinizin elini güçlendirecektir.
Sonuç olarak, şirket avukatı şirketinizin hem kalkanı hem de pusulasıdır. Hem sorunları önceden engelleme hem de çıkan sorunları çözme rolüyle, “aradığım uzman bu” dedirtecek bir katkı sunar. Özellikle Marmara Bölgesi’nde faaliyet gösteren şirketler için hızlı değişen ticari ortam ve yoğun rekabet koşulları göz önüne alındığında, bir şirket avukatıyla çalışmak lüks değil bir ihtiyaçtır.
Şirket Kuruluşu ve Şirket Türlerinin Belirlenmesi
Her başarılı işin arkasında sağlam bir temel varsa, her başarılı şirketin arkasında da doğru atılmış bir kuruluş adımı vardır. Şirket kuruluşu, hukuken bir dizi prosedür ve önemli karar içerir. Bu süreçte şirket avukatınız, doğru şirket türünü seçmenizden gerekli belgelerin hazırlanmasına kadar yanınızda olur.
Şirket türünün belirlenmesi: Türkiye’de en yaygın şirket türleri Anonim Şirket (A.Ş.) ve Limited Şirket (Ltd. Şti.)’dir. Ayrıca kollektif, komandit, kooperatif gibi diğer türler de vardır ancak ticari hayatın büyük kısmında A.Ş. ve Ltd. yer alır. Hangi şirket türünün uygun olacağı; şirketin sermayesine, ortak sayısına, faaliyet alanına ve gelecekteki hedeflerine göre değişebilir. Örneğin, büyük ölçekli yatırımlar planlıyorsanız ve halka açılma, hisse devri gibi opsiyonlar önemliyse A.Ş. kurmak daha avantajlı olabilir. Daha az ortakla, nispeten daha küçük çaplı bir işletme düşünülüyorsa Ltd. şirket yeterli olabilir.
Şirket avukatı, Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nda düzenlenen şirket türlerinin avantaj ve dezavantajlarını size açık bir dille anlatır. Kuruluş için gerekli asgari sermaye tutarları, ortakların sorumluluk düzeyi, vergisel yükümlülükler gibi kritik konularda bilgilendirir. Örneğin, yeni TTK düzenlemelerine göre anonim şirket kuruluşunda en az 250.000 TL sermaye konması gerekirken, limited şirketler için asgari sermaye 50.000 TL olarak belirlenmiştirtim.org.trtim.org.tr (Bu rakamlar 1 Ocak 2024 itibarıyla geçerli güncel tutarlardır). Bu tür bilgiler ışığında şirketiniz için en doğru başlangıcı yapmanız sağlanır.
Ana sözleşme ve belgelerin hazırlanması: Şirket kuruluşunun resmi başlangıcı, şirket ana sözleşmesinin hazırlanması ile olur. Ana sözleşme, şirketin ticaret unvanını, faaliyet konusunu, sermaye yapısını, ortaklarını, kâr dağıtım esaslarını ve benzeri birçok önemli kuralı içerir. Bu belgenin hukuka uygun ve şirketin ihtiyaçlarına uygun şekilde hazırlanması kritiktir. Şirket avukatı, standart kalıpların ötesine geçerek şirketinize özgü hususları göz önünde bulundurur.
İleride ortaklar arasında anlaşmazlık çıkmaması veya şirketin hareket kabiliyetinin kısıtlanmaması için esnek ama net hükümler kaleme alır. Örneğin, ortaklar arasında bir hisse devir kısıtı olacaksa (ortakların paylarını dışarıdan birine satmadan önce mevcut ortaklara teklif etme zorunluluğu gibi) bunun ana sözleşmeye doğru şekilde yazılması gerekir.
Resmi işlemler ve kayıtlar: Ana sözleşme hazırlandıktan sonra Ticaret Sicil Müdürlüğü nezdinde şirketin tescili yapılır. İstanbul gibi büyük şehirlerde bu işlemler MERSİS (Merkezi Sicil Kayıt Sistemi) üzerinden online olarak başlatılmaktadır. Belgelerin noter onayı, ilgili oda kayıtları, vergi dairesi ve SGK bildirimleri gibi bir dizi işlem ardı ardına gelir. Şirket avukatı, bu bürokratik süreci sizin adınıza planlar ve yönetir. Hangi belgenin nereye sunulacağı, hangi formların doldurulacağı konusunda rehberlik ederek kuruluş sürecini sorunsuz ve hızlı şekilde tamamlamanızı sağlar. Böylece siz işinize odaklanırken, hukuki altyapınız eksiksiz kurulur.
Unutmayın, şirket kuruluşunda yapılan yanlış veya eksik işlemler, ileride şirketiniz büyüdüğünde düzeltilmesi zor problemlere yol açabilir. Örneğin, ana sözleşmede unutulan bir faaliyet alanı, sonradan o alanda iş yapmak istediğinizde engel oluşturabilir; ya da ortaklar arasındaki hak ve borçların net belirlenmemiş olması ileride davalara sebep olabilir. Bu nedenle, daha en başta profesyonel bir avukat desteğiyle kurulmuş bir şirket, sağlam bir zeminde hayata merhaba demiş olacaktır.
Şirket Yönetimi ve Yasal Yükümlülükler
Şirketi kurduktan sonra, asıl maraton şirketin yönetimiyle başlar. Şirket yöneticileri (örneğin A.Ş.’lerde yönetim kurulu üyeleri, Ltd.’lerde şirket müdürleri) sadece ticari kararlarından değil, aynı zamanda yasal yükümlülüklerin yerine getirilmesinden de sorumludur. Bir şirket avukatı, şirket yönetiminin hukuki çerçevede kalmasını ve kanuni yükümlülüklerin zamanında eksiksiz yerine getirilmesini temin eder.
Genel kurul ve yönetim kurulu süreçleri: Anonim şirketlerde her yıl en az bir kez genel kurul toplantısı yapılması, limited şirketlerde ise benzer şekilde ortaklar kurulu kararlarının alınması gerekir. Bu toplantılarda alınacak kararların (örneğin sermaye artırımı, kar dağıtımı, müdür atanması gibi) usulüne uygun şekilde gerçekleştirilmesi şarttır.
TTK hükümlerine göre, genel kurul çağrıları belirli bir süre önceden yapılmalı, toplantı nisapları (çoğunluk şartları) sağlanmalı ve kararlar tutanak altına alınmalıdır. Şirket avukatı, bu süreçlerde şirket yönetimine yol gösterir; toplantı gündeminin hazırlanmasından karar tutanaklarının mevzuata uygun düzenlenmesine kadar her adımı denetler. Böylece ileride çıkabilecek “yok hükmünde karar” iddialarının veya ortaklar arasındaki uyuşmazlıkların önüne geçilir.
Ticari defterlerin tutulması: Türk hukukunda şirketlerin tutması gereken zorunlu ticari defterler vardır (yevmiye defteri, envanter defteri, karar defteri, pay defteri gibi). Bu defterlerin usulüne uygun olarak tutulmaması veya tasdik ettirilmemesi durumunda hem vergi hukuku hem de ticaret hukuku açısından ciddi sakıncalar doğabilir. Örneğin, mahkeme sürecinde usulüne uygun tutulmamış bir defter delil olarak değer görmeyebilir. Şirket avukatı, mali müşavirinizle de koordineli şekilde bu defterlerin kanuna uygun tutulup tutulmadığını denetler, gerektiğinde uyarılarda bulunur.
Mevzuata uyum ve resmi bildirimler: Şirketinizi ilgilendiren mevzuat sadece TTK ile sınırlı değildir. Sektöre özgü düzenlemeler (örneğin finans sektöründeyseniz SPK ve BDDK düzenlemeleri, gıda sektöründeyseniz Tarım Bakanlığı mevzuatı), çevre mevzuatı, veri koruma (KVKK) gibi pek çok yasal çerçeveye uymanız gerekir.
Ayrıca şirketinizde meydana gelen önemli değişiklikleri ticaret siciline ve ilgili kamu kurumlarına bildirme yükümlülüğünüz vardır (adres değişikliği, sermaye artışı, yeni şube açılışı, müdür değişikliği vb. bildirimler). Bir şirket avukatı, bu yasal bildirimlerin süresi içinde yapılmasını sağlar ve şirketinizi idari para cezalarından korur. Örneğin, bir anonim şirkette sermaye artırımı yaptığınızda 30 gün içinde Ticaret Sicil’e tescil ettirmeniz gerekir; avukatınız bu süreleri takip ederek işlemlerin zamanında tamamlanmasını koordine eder.
Yöneticilerin hukuki sorumlulukları: Şirket yöneticileri, kanun ve ana sözleşme ile şirkete yüklenmiş görevleri yerine getirmez veya kanuna aykırı işlemler yaparlarsa hem şirkete hem de pay sahiplerine karşı sorumlu hale gelebilirler. Hatta vergi ve sigorta primleri gibi kamu borçlarında, şirket malvarlığından tahsil imkânsız hale gelirse, şirket müdürlerinin bu borçlardan şahsi sorumluluğu doğabilir.
Şirket avukatı, yöneticileri bu konularda bilgilendirir ve uyarır. Örneğin, şirketinizin vergi beyannamelerinin zamanında verilmemesi veya işçilerin SGK primlerinin yatırılmaması durumunda doğacak cezai sorumluluklar konusunda yöneticilere danışmanlık yaparak, proaktif önlemler alınmasını sağlar. Bu sayede hem şirket zarar görmekten kurtulur hem de yöneticiler kişisel sorumluluk risklerini azaltmış olur.
Özetle, şirket avukatı şirket yönetiminin bir parçası gibi hareket ederek, “yönetici el kitabı” niteliğinde tüm hukuki yükümlülükleri gündemde tutar. Özellikle İstanbul gibi büyük bir şehirde faaliyet gösteriyorsanız, farklı belediye düzenlemeleri, ticaret odası duyuruları gibi yerel mevzuat değişiklikleri de sıkça gündeme gelebilir. Avukatınız, yerel ve ulusal mevzuatın tümüne uyumlu bir yönetim sergilemenize yardımcı olarak şirket itibarınızı ve operasyonlarınızın devamlılığını güvence altına alır.
Ticari Sözleşmelerin Hazırlanması ve İncelenmesi
Şirketlerin iş hayatındaki en önemli araçlarından biri sözleşmelerdir. Satış yaparken, mal veya hizmet satın alırken, ortaklık kurarken, yatırım alırken veya kiralama yaparken mutlaka bir sözleşme imzalanır. Ticari sözleşmeler, eğer düzgün hazırlanmaz veya dikkatli incelenmezse, ileriye dönük büyük riskler barındırabilir. Şirket avukatının kritik görevlerinden biri, şirket adına yapılan tüm sözleşmelerin hazırlanması ve karşı tarafın sunduğu sözleşmelerin şirket menfaatine uygunluk açısından incelenmesidir.
Sözleşme hazırlığı ve müzakeresi: Diyelim ki şirketiniz önemli bir müşteriyle yüksek tutarlı bir satış sözleşmesi imzalayacak. Bu noktada avukatınız devreye girer: Sözleşme taslağını hazırlar veya karşı tarafın sunduğu taslağı detaylı şekilde kontrol eder. Sözleşmedeki her bir maddeyi, olası en kötü senaryoları düşünerek değerlendirir. Örneğin, teslimatın gecikmesi halinde ne olacak? Karşı taraf ödemezse faiz uygulanacak mı? Mücbir sebep hallerinde tarafların sorumluluğu ne olacak? Gibi soruların net bir cevabı sözleşmede bulunmalıdır. Eğer eksik veya ucu açık noktalar varsa, avukatınız bunları giderir. Gerekirse, karşı taraf ile müzakere ederek şirketiniz için en avantajlı şartların sözleşmeye eklenmesini sağlar.
Hukuki bağlayıcılık ve geçerlilik: Türkiye’de bazı sözleşmelerin geçerli olabilmesi için belli şekil şartlarına uyulması gerekir. Örneğin, gayrimenkul alım-satım vaadi sözleşmeleri noterde yapılmazsa geçersizdir; kefalet sözleşmelerinde kefilin sorumluluk tutarını kendi el yazısıyla belirtmesi zorunludur. Yine rekabet yasağı içeren bir iş sözleşmesi yapıyorsanız, bu yasağın süresi ve kapsamı makul olmalıdır, aksi halde geçersiz sayılabilir. Şirket avukatı, hazırladığı sözleşmelerin kanundaki tüm şekil ve usul şartlarına uygun olmasını temin eder. Böylece ileride sözleşmenin geçersizliği iddiasıyla karşı tarafın yükümlülükten kaçınmasının önüne geçilir.
Şirket menfaatlerinin korunması: İyi hazırlanmış bir sözleşme, adeta şirketinizin sigortası gibidir. Örneğin, bir tedarikçiyle yaptığınız sözleşmeye gecikme cezai şartı koyduğunuzu düşünelim. Bu sayede tedarikçi malı zamanında teslim etmezse her geciken gün için belirli bir cezayı ödemeyi peşinen kabul etmiş olur. İleride mal gecikirse, ayrı bir dava ile zararınızı ispat etmeye çalışmak yerine, sözleşmedeki cezai şart gereği tazminatınızı daha kolay tahsil edebilirsiniz.
Aynı şekilde, sözleşmelere eklenecek uyuşmazlık çözüm maddeleri (yetkili mahkeme veya tahkim şartı gibi) sayesinde, ileride bir anlaşmazlık çıktığında nerede ve nasıl çözüleceği önceden belli olur, sürprizlerle karşılaşılmaz. Şirket avukatı, tüm bu hükümleri düşünerek şirketinizin hukuki güvenlik şeridinde ilerlemesini sağlar.
Sözleşme incelemesi (due diligence): Bazı durumlarda da karşı tarafın hazırladığı sözleşmeleri imzalamadan önce dikkatle okumak gerekir. Özellikle büyük tedarikçiler veya güçlü müşteriler kendi standart sözleşmelerini dayatabilir. Bu sözleşmeler, ilk bakışta masum görünse de satır aralarında şirketinizi zor durumda bırakabilecek hükümler içerebilir. Örneğin, beklenmedik bir şekilde yüksek bir cezai şart, tek taraflı fesih hakkı, ağır bir gizlilik yükümlülüğü veya haksız rekabet yasağı gibi maddeler olabilir.
Avukatınız, karşı tarafın sözleşmesini sizin adınıza inceler ve riskli maddeleri tespit eder. Gerekirse bu maddelerin değiştirilmesi için müzakere eder ya da sizi olası sonuçları hakkında bilgilendirir. Böylece, imza attığınız her metnin farkında olarak, bilerek ve isteyerek kabul etmiş olursunuz.
Uluslararası sözleşmeler: İstanbul, uluslararası ticaretin de kalbinin attığı bir şehir olduğundan, birçok şirket yabancı firmalarla da sözleşmeler yapmaktadır. Bu durumda sözleşmeler genellikle İngilizce veya çift dilli (Türkçe-İngilizce) olur. Şirket avukatınız, yabancı dildeki sözleşmeleri de inceleyerek, Türk hukukuna aykırı bir husus olup olmadığını, tercümede hata bulunup bulunmadığını kontrol eder.
Ayrıca uluslararası sözleşmelerde sıkça yer alan hukuk seçimi (hangi ülke hukuku uygulanacak) ve yetkili mahkeme gibi maddelerin şirketiniz için doğuracağı sonuçlar konusunda sizi uyarır. Gerekirse, anlaşmazlıkların Türkiye’de veya tarafsız bir tahkim merkezinde çözülmesi gibi öneriler getirerek şirkete avantaj sağlayacak yönlendirmeler yapar.
Özetle, şirketinizin attığı her imzada bir avukat aklının ve dikkatinin bulunması, gelecekte yaşayabileceğiniz pek çok sorunu başlamadan bitirir. “Söz uçar, yazı kalır” atasözü ticari hayatta “yazı (sözleşme) uçmasın diye avukat kalemiyle yazılır” şeklinde yorumlanabilir. Şirket avukatınız, tüm sözleşmelerinizi ticari hedeflerinizi ve hukuki güvenliğinizi gözeterek düzenleyip denetleyerek, sizi istenmeyen sürprizlerden korur.
Ortaklar Arası İhtilaflar ve Çözümleri
Ortaklık, bir şirketin gücünü arttıran ama bazen de içinde anlaşmazlıklar barındırabilen bir yapıdır. Şirket kurulurken ortaklar geleceğe dönük güzel hayaller paylaşsa da, işlerin gidişatına veya kişisel anlaşmazlıklara bağlı olarak zamanla ortaklar arası ihtilaflar ortaya çıkabilir. Bu tür iç anlaşmazlıklar, eğer doğru yönetilmezse şirketin faaliyetlerini aksatabilir, hatta şirketin parçalanmasına kadar varan sonuçlar doğurabilir. Şirket avukatı, ortaklar arasındaki anlaşmazlıkların hem önlenmesinde hem de ortaya çıktığında çözülmesinde kilit rol oynar.
Ortaklık sözleşmeleri ve hissedar anlaşmaları: Ortaklar arasındaki ilişkiyi düzenleyen en temel belge şirketin ana sözleşmesi olsa da, bazen özellikle birden fazla ortağın bulunduğu ve karmaşık yapıdaki şirketlerde ek ortaklık anlaşmaları (hissedarlar sözleşmesi) yapılır. Bu sözleşmelerde ortakların şirketteki rolü, hisse devri prosedürleri, şirkete yeni ortak alınması, kar dağıtım politikası, şirket yönetimine katılım gibi konular detaylandırılır.
Avukatınız, böyle bir anlaşmaya ihtiyaç olup olmadığını değerlendirir ve eğer gerekli ise ortakların menfaat dengelerini gözeten bir sözleşme hazırlar. İleride çıkabilecek pek çok ihtilaf, daha baştan net kurallar konarak önlenebilir. Örneğin, bir ortak hisselerini satmak isterse diğer ortakların önalım hakkı olup olmayacağı, veya kilit kararlar için (büyük yatırımlar, şirket gayrimenkul satışı vb.) belli bir çoğunluk aranacağı gibi hususlar önceden kararlaştırılabilir.
Kar dağıtımı ve mali konular: Ortaklar arasındaki en yaygın anlaşmazlık konularından biri kâr dağıtımı meselesidir. Özellikle şirket kârlı hale geldiğinde, kârın ne kadarının dağıtılacağı, ne kadarının şirkette bırakılacağı konusunda anlaşmazlık çıkabilir. Anonim şirketlerde kar dağıtımı genel kurul kararıyla olur ve belirli bir prosedüre tabidir; limited şirketlerde de benzerdir. Şirket avukatı, bu sürecin hukuka uygun yönetilmesini sağlar ve çoğunluk ile azınlık hissedarların haklarını hatırlatır.
Örneğin, TTK’ya göre bir anonim şirkette belirli bir oranın üzerindeki paya sahip azınlık hissedarlar, yönetim kurulundan genel kurulu toplantıya çağırmasını talep etme hakkına sahiptir. Avukatınız, çoğunluk pay sahiplerinin mutlak hakimiyet kurarak küçük ortakların haklarını ihlal etmemesi için dengeleri gözetir.
Yönetim ve görev dağılımı anlaşmazlıkları: Özellikle aile şirketlerinde veya yakın arkadaşların kurduğu şirketlerde, başlangıçta herkes uyum içinde çalışırken zamanla şirket yönetimi konusunda çekişmeler başlayabilir. Kim hangi kararları alacak, kim şirkette aktif çalışacak, kim sadece yatırımcı olarak kalacak gibi konular net değilse, çatışma doğması kaçınılmaz olur.
Bu noktada avukatınız, şirket organlarının görev ve yetkilerini hukuki zeminde belirginleştirir. Eğer bir ortak, diğerine danışmadan şirketi borç altına sokan işlemler yapıyorsa veya şirket kaynaklarını şahsi menfaati için kullanıyorsa, bu durumda izlenecek hukuki yollar hakkında şirketi bilgilendirir. Örneğin, bir limited şirkette ortaklardan biri aynı zamanda müdür ise ve diğer ortağın onayı olmadan şirket malvarlığını azaltan işlemler yapıyorsa, diğer ortak müdürün görevden alınmasını dava yoluyla talep edebilir. Avukatınız, böyle durumlarda hızlıca müdahale ederek şirketin zarar görmesini engellemeye çalışır.
Çözüm yolları: Ortaklar arası anlaşmazlıkların ideal çözümü, elbette ki dostane yollarla anlaşmaktır. Şirket avukatı, öncelikle müzakere ve arabuluculuk gibi yollarla ortaklar arasında uzlaşma sağlanması için çaba gösterir. Tarafların bir masa etrafında buluşup sorunlarını açıkça konuşmaları ve avukatların da hukuki çerçeveyi çizmesiyle çoğu zaman makul bir çözüm bulunabilir. Ancak tüm çabalara rağmen anlaşma sağlanamazsa, hukuki yollara başvurmak gerekebilir.
- Ortaklıktan çıkma veya çıkarma davaları: Türk Ticaret Kanunu’nda limited şirket ortaklarının haklı sebeple şirketten çıkma/çıkarılma davası açabileceğine dair hükümler vardır. Eğer bir ortak diğerine görevi ihmal, şirketi zarara uğratma gibi nedenlerle katlanamaz hale geldiyse, mahkemeden şirketten çıkma veya diğer ortağın çıkarılması talep edilebilir. Bu, ağır bir çözüm yoludur ancak bazen şirketin devamı için gerekebilir.
- Şirketin feshini isteme: Anonim şirketlerde azınlık hissedarlar belirli şartlarda şirketin haklı sebeple feshini mahkemeden talep edebilir (örneğin şirkette derin bir çıkmaz veya sürekli kavga hali varsa). Mahkeme, fesih yerine başka bir çözüm mümkünse (örneğin bir ortağın paylarının değerini ödeyerek diğerini şirketten çıkarması) onu da değerlendirebilir. Bu tür davalar, son çaredir ve avukatınız genellikle fesih noktasına gelmeden önce daha yapıcı çözümler bulmanız için sizi yönlendirmeye çalışacaktır.
Önleyici önlemler: Esasen şirket avukatının en büyük katkısı, bu tip anlaşmazlıklar doğmadan önce gerekli hukuki zeminleri hazırlamasıdır. Yazılı ve adil kurallar konmuş, ortaklarca imza altına alınmış bir sözleşme (ortaklık sözleşmesi) var ise, anlaşmazlık çıktığında buna geri dönülür ve herkes taahhüt ettiği çerçeveye davet edilir. Bu nedenle, özellikle birden fazla ortaklı girişimlerde avukatınızın hazırlayacağı sağlam bir kurucu ortaklar sözleşmesi, ileride dostlukları da şirketi de koruyan bir kalkan işlevi görecektir.
Ticari Uyuşmazlıklar ve Dava Süreçlerinin Yönetimi
Her ne kadar iyi bir hukuki danışmanlık ve sağlam sözleşmeler birçok sorunu önlese de, iş hayatında her zaman anlaşmazlıklar çıkabilir. Ticari uyuşmazlıklar, şirketiniz ile müşterileriniz, tedarikçileriniz, rakipleriniz veya diğer üçüncü kişiler arasında yaşanabilir. Önemli olan bu uyuşmazlıkların etkin ve şirket menfaatine en uygun şekilde çözülmesidir. Şirket avukatı, uyuşmazlık ortaya çıktığı andan itibaren bir hukuki yol haritası çizerek süreci yönetir.
Öncelikle müzakere ve uzlaşma: Mahkemeye gitmek genellikle zaman alan ve masraflı bir yoldur. Bu yüzden, deneyimli bir avukat çoğu uyuşmazlıkta önce karşı tarafla müzakere etmeyi dener. Örneğin, müşteriniz bir fatura bedelini ödemiyorsa, hemen dava açmak yerine avukatınız aracılığıyla bir ihtarname göndermek ve borcun ödenmesini talep etmek çoğu zaman sorunu çözer. Karşı tarafla görüşerek orta yolu bulma, indirim, taksitlendirme gibi uzlaşma yolları değerlendirilir.
Arabuluculuk müessesesi de burada devreye girebilir; özellikle dava şartı arabuluculuk kapsamına giren ticari alacak uyuşmazlıklarında, zaten mahkemeye gitmeden önce arabulucuya başvurmak yasal olarak zorunludur (2019’dan beri yürürlükteki kanuna göre konusu bir miktar paranın ödenmesi olan ticari davalarda dava açmadan önce arabulucuya gitmek gereklidir)dergipark.org.tr. Avukatınız, arabuluculuk toplantılarında şirketinizi temsil eder ve en makul çözümü sağlamaya çalışır.
Dava sürecinin başlatılması: Uzlaşma yolları tükenirse veya karşı taraf uzlaşmaya yanaşmazsa, artık dava açma süreci başlar. Bu aşamada şirket avukatınız, öncelikle uyuşmazlığın konusuna göre hangi mahkemenin yetkili ve görevli olduğunu belirler (ticari davalarda genellikle Asliye Ticaret Mahkemeleri görevli olur). Ardından davanın dayanaklarını ve taleplerini içeren bir dava dilekçesi hazırlar. Dava dilekçesinde, şirketinizin uğradığı zarar veya maruz kaldığı haksızlık hukuki gerekçeleriyle birlikte anlatılır ve mahkemeden ne talep edildiği net bir şekilde belirtilir. Bu noktada, delillerin toplanması büyük önem taşır. Şirket avukatı, elindeki sözleşmeler, yazışmalar, faturalar, tanık beyanları gibi delilleri dava dilekçesine ekler veya nereden, nasıl delil elde edilebileceğini araştırır.
Örneğin, karşı tarafın elinde bulunan bir belgenin mahkeme yolu ile istenmesi gerekebilir; avukatınız, delil tespiti veya belge ibrazı talepleri ile bu delillerin dosyaya girmesini sağlar. Unutmayalım ki, “iddia eden ispat eder” prensibi uyarınca, haklı olmanız yetmez, haklılığınızı kanıtlamanız gerekir. Avukatınız, bu ispat yükümlülüğünü yerine getirmek için stratejik bir delil sunumu planı yapar.
Yargılama aşaması: Dava açıldıktan sonra karşı tarafın cevap dilekçesi, ardından sizin cevaba cevabınız ve karşı tarafın ikinci cevabı derken dilekçeler teatisi tamamlanır. Sonrasında duruşma safhası başlar. Şirket avukatınız, mahkemedeki her duruşmada şirketinizi temsil eder. Hakim huzurunda gerekli beyanları yapar, karşı tarafın iddialarına karşı savunmanızı sunar.
Eğer teknik konular varsa bilirkişi incelemesi talep eder; örneğin bir makinenin ayıplı teslim edilip edilmediği konusunda uzman bir bilirkişi raporu alınması gerekebilir. Duruşmalar sırasında avukatınızın görevi, şirketinizin çıkarlarını en üst düzeyde savunmak ve davayı lehinize sonuçlandırmaktır. Gerektiğinde tanık dinletmek, keşif talep etmek gibi usuli işlemler de yapılarak hakimin önüne olabildiğince net bir resim konmaya çalışılır.
Karar ve sonrası: Mahkeme nihai kararını verdiğinde, eğer karar lehinize ise karşı taraf belli süre içinde bu kararı temyiz (istinaf ve/veya Yargıtay) edebilir. Aleyhinize bir karar çıkarsa, elbette sizin de kanun yoluna başvurma hakkınız vardır. Şirket avukatınız, bölge adliye mahkemesi (istinaf) ve Yargıtay süreçlerinde de gerekli dilekçeleri hazırlayarak dava dosyasını takip eder. Özellikle Yargıtay’a giden ticari davalarda, temyiz dilekçelerinin ve cevaplarının çok özenle hazırlanması, hukukî gerekçelerin güçlü sunulması gerekir. Avukatınız yüksek yargı içtihatlarına hâkim olduğu için, karardaki hukuka aykırılıkları tespit ederek bunları üst mahkemeye taşır.
Savcılık şikayetleri (cezai süreçler): Bazı ticari uyuşmazlıkların arka planında aslında bir suç unsuru bulunabilir. Örneğin, rakip bir firma şirket sırlarınızı çalmışsa, bir çalışanınız zimmetine para geçirmişse veya bir tedarikçi size karşı dolandırıcılık yapmışsa, bu durumlar Türk Ceza Kanunu anlamında suç teşkil eder. Böyle hallerde şirket avukatınız sadece hukuk mahkemelerinde değil, ceza hukuku alanında da adımlar atar.
Cumhuriyet Savcılığı’na gerekli suç duyurularını hazırlar, soruşturma aşamasında şirketinizin vekili olarak süreci takip eder. Örneğin, şirketinize ait gizli bilgileri çalan bir kişi hakkında savcılığa şikayette bulunup, delilleri sunarak soruşturma açılmasını sağlayabilir. Ceza davası açılırsa, müşteki (şikayetçi) vekili sıfatıyla duruşmalara katılıp şirketinizin mağduriyetinin giderilmesi için uğraşır. Böylece, şirketinizin hakları hem hukuk mahkemelerinde tazminat anlamında hem de ceza mahkemelerinde kamu gücü eliyle korunmuş olur.
Hukuki yol haritası: Tüm bu süreçlerde şirket avukatınız, size baştan sona bir yol haritası çizer ve adım adım neler yapılacağını açıklar. Karmaşık hukuki terimleri sade bir dille anlatarak, alacağınız kararlar konusunda sizi bilgilendirir. Örneğin, bazen davayı kazanmak mümkündür ama karşı tarafın mal varlığı yoksa fiilen tahsilat imkânsız olabilir – avukatınız bu tür durumlarda harcayacağınız zamana ve masrafa değip değmeyeceğini sizinle değerlendirir. Ya da uzun sürecek bir davaya alternatif olarak arabuluculuk veya tahkim gibi yolları önerir. Uluslararası boyutu olan uyuşmazlıklarda, yabancı ülkede karar tenfizi, uluslararası tahkim merkezlerinde çözüm gibi stratejiler de bu yol haritasının parçası olabilir.
Davanın icra ve infazı: Mahkeme süreci olumlu sonuçlandığında (örneğin alacak davanızı kazandığınızda), işin bir de icra takibi boyutu vardır. Avukatınız, mahkeme kararını icraya koyarak karşı taraftan alacağınızın tahsilini sağlar. Gerekirse borçlunun mallarına haciz konulması, banka hesaplarına bloke konulması gibi işlemleri İcra Müdürlüğü üzerinden yürütür. Eğer şirketiniz aleyhine bir icra takibi başlatılmışsa, yine avukatınız zamanında itiraz ederek haksız takipleri durdurur, gerekirse menfi tespit ve istirdat davalarıyla şirketinizi savunur.
Kısaca, ticari uyuşmazlıkların her aşamasında şirket avukatınız pusulanızdır. Dava açma süreci, savcılık şikayeti, delil toplama ve tüm hukuki adımlar, uzman bir avukatın rehberliğinde çok daha etkin ve hızlı ilerler. Bu da şirketinizin çıkarlarının maksimize edilmesi ve hak kayıplarının önlenmesi anlamına gelir. Unutmayalım, hukuki süreçler bir satranç oyunu gibidir; hamleleri doğru yapmak gerekir ve şirket avukatınız bu oyunda en önemli hamle ustanızdır.
İş Hukuku ve Şirketlerin Çalışan İlişkileri
Her şirket, çalışanlarıyla bir bütündür ve çalışanlarla olan ilişkiler iş hukuku tarafından sıkı biçimde düzenlenmiştir. İş hukuku, işçi-işveren arasındaki hak ve yükümlülükleri belirleyen; işe alımdan iş sözleşmesine, çalışma koşullarından işten ayrılmaya kadar her adımı çerçeveleyen bir hukuk dalıdır. Şirket avukatı, işveren konumundaki şirketin iş hukuku kapsamındaki tüm işlemlerinde danışmanlık yapar ve olası uyuşmazlıklarda şirketi temsil eder.
İşe alım ve sözleşmeler: Yeni bir çalışanı istihdam ederken, o çalışanla imzaladığınız iş sözleşmesi ilişkinizin temelini oluşturur. Bu sözleşmede çalışanın görevi, ücreti, çalışma saatleri, yan hakları gibi hususlar açıkça belirtilmelidir. Şirket avukatınız, iş sözleşmelerinizi kanuna uygun şekilde hazırlar.
Özellikle ek maddeler gerekiyorsa bunları düzenler; örneğin, belli pozisyonlar için rekabet yasağı konulacaksa (çalışan işten ayrıldıktan sonra belli bir süre aynı sektörde rakip bir firmada çalışmasın diye) bunun şartlarını belirler. Yine gizlilik maddeleri, fikri eserlerin şirkette çalışırken üretilmesi durumunda hak sahipliği, fazla mesai onayı gibi kritik konular sözleşmeye eklenir. Tüm bunlar, ileride çıkabilecek anlaşmazlıkların önüne geçmeyi sağlar. Ayrıca avukatınız, işe girişte çalışanlardan alınması gereken kanuni belgeler konusunda (özlük dosyasının oluşturulması, sağlık raporu, adli sicil kaydı vs.) sizi yönlendirir.
Çalışma koşulları ve işyeri kuralları: İş Kanunu, işçilerin çalışma sürelerinden yıllık izinlerine, mola sürelerinden hafta tatillerine kadar pek çok konuda ayrıntılı düzenlemeler içerir. Örneğin, günlük çalışma süresi en fazla 11 saat olabilir, haftada bir gün (genelde Pazar) işçiye izin vermek zorunludur, yıllık ücretli izin süreleri çalışanların kıdemine göre belirlenir vb. Şirket avukatınız, şirketinizin işyeri yönetmeliklerini hazırlayarak, işyerinde uygulanacak disiplin kurallarını ve çalışma esaslarını belirler. Bu yönetmelikler, işçilere yazılı olarak tebliğ edilerek uygulanırsa, olası ihtilaflarda işverenin elini güçlendirir. Mesela, işçinin uyması gereken kurallar ve uymaması halinde alacağı disiplin cezaları yazılıysa, kural ihlali halinde yaptırım uygulamak daha sağlam zemine oturur.
İşçi uyuşmazlıkları ve çözümü: Her ne kadar işveren olarak tüm yükümlülüklerinizi yerine getirseniz de, zaman zaman çalışanlarla anlaşmazlıklar yaşanabilir. Sık karşılaşılan örnekler: İşçi haksız yere işten çıkarıldığını iddia edebilir, ihbar veya kıdem tazminatı talep edebilir, fazla mesai ücreti alamadığını öne sürebilir, iş kazası durumunda tazminat isteyebilir ya da maaşının eksik ödendiğini savunabilir. Bu gibi durumlarda, 2018’den bu yana uygulanan kural gereği, dava açmadan önce arabuluculuk sürecine başvurmak zorunludur (işe iade davaları ve işçilik alacakları için). Arabuluculuk görüşmelerinde avukatınız sizi temsil eder ve anlaşma zemini arar. Eğer anlaşma sağlanamazsa, çalışan dava açabilir veya siz açabilirsiniz (örn. haksız bir talebe karşı dava açıp borçlu olmadığınızın tespitini isteyebilirsiniz).
İş davaları oldukça teknik ve İş Kanunu’ndaki katı kurallara tabidir. Şirket avukatınız, olası bir davada hazırlıklı olabilmek için daha iş ilişkisinin sürmesi sırasında delil niteliğinde belgelerin toplanmasına önem verir. Örneğin, çalışanların imzaladığı bordrolar, izin formları, ihtar yazıları gibi belgeler titizlikle saklanır. Diyelim ki bir çalışan sürekli geç kalıyor ve verimsiz çalışıyor; avukatınızın önerisiyle bu çalışana yazılı uyarılar verilir, tutanaklar tutulur. İleride o çalışanı işten çıkarmak zorunda kalırsanız ve dava olursa, bu belgeler işverenin haklılığını gösteren önemli kanıtlar olur.
İşe son verme (fesih) işlemleri: Bir çalışanla yolları ayırmak, hukuki açıdan en dikkat edilmesi gereken konulardan biridir. İş Kanunu’na göre geçerli bir sebep olmadan yapılan fesihlerde çalışan işe iade davası açabilir. Ayrıca kıdem ve ihbar tazminatı, kullanılmamış izinlerin ücreti gibi hakları gündeme gelir. Şirket avukatınız, işten çıkarma sürecini kanuna uygun şekilde yürütmenize yardımcı olur. Öncelikle fesih için geçerli bir sebep olup olmadığını değerlendirir (işçinin performans yetersizliği, ekonomik sebepler, işyeri kapanması vs. gibi).
Eğer bir haklı sebep (örneğin işçinin hırsızlık yapması, iş güvenliğini tehlikeye atması gibi ağır bir durum) varsa, tespit edilen olayları tutanak altına almanızı sağlar ve haklı fesih prosedürünü uygular (haklı sebepte tazminatsız ve derhal fesih mümkündür). Geçerli sebebe dayanan normal fesihlerde ise çalışana yazılı fesih bildirimi yapılması, fesih nedeninin açıkça belirtilmesi ve eğer şartsa ihbar süresine uyulması gibi unsurlara dikkat eder. Bu süreçte en ufak bir hata, işverenin aleyhine sonuçlar doğurabilir – örneğin fesih bildiriminin yazılı olmaması tek başına feshi geçersiz kılabilir. Avukatınız bu hataları önler.
Fesih sonrasında çalışan dava açarsa, avukatınız işveren tarafını mahkemede temsil eder. İşe iade davasında işverenin savunmasını hazırlarken, fesih sebebinin geçerliliğini ortaya koyan delilleri sunar. İşçilik alacağı davalarında, çalışanın haksız taleplerine karşı, örneğin fazla mesai yapmadığını ya da yapsa bile ücretinin ödendiğini ispat etmeye çalışır. Burada da en büyük yardımcısı, şirketinizde tutulan kayıtlar ve belgelerdir.
İş sağlığı ve güvenliği: Son olarak değinilmesi gereken noktalardan biri de iş güvenliği konusudur. İşveren olarak, çalışanların güvenli bir ortamda çalışmalarını sağlamak yasal yükümlülüğünüzdür. Aksi halde iş kazalarından veya meslek hastalıklarından doğan sorumluluklarınız olabilir. Şirket avukatı, İSG (İş Sağlığı ve Güvenliği) mevzuatına uyum konusunda da sizi bilgilendirir. Zorunlu eğitimler, acil durum planları, risk değerlendirmeleri gibi yapılması gerekenleri takip etmenize yardımcı olur. Allah korusun bir iş kazası meydana gelirse, sonrasında izlenecek hukuki ve cezai süreçlerde şirketinizin haklarını savunur, sigorta ve tazminat konularını yönetir.
Görüldüğü gibi, çalışanlarla ilişkilerinde hukuk kurallarına uygun hareket eden bir şirket, büyük tazminat yüklerinden ve itibar kayıplarından korunmuş olur. Avukat Bilal Alyar olarak, iş hukuku alanında da şirketlerin yanındayız; işe alımdan işten ayrılmaya kadar tüm süreçlerde hem danışmanlık veriyor hem de uyuşmazlık çıkması halinde şirketinizi en iyi şekilde temsil ediyoruz.
İcra Takipleri ve Şirket Alacaklarının Tahsili
Ticari yaşamda her şirketin en büyük hedefi para kazanmak ve kâr elde etmektir. Ancak bazen satış yaparsınız, hizmet verirsiniz fakat alacağınızı tahsil edemezsiniz. Müşteriler veya iş yaptığınız kişiler ödeme güçlüğüne düşebilir, iyi niyetli olmayan borçlular ödemeyi geciktirebilir. Bu noktada devreye icra takipleri girer. Şirket avukatı, şirketinizin alacaklarını tahsil etmesi için gerekli tüm icra ve iflas hukuku süreçlerini yürütür.
İcra takibi başlatma: Diyelim ki şirketiniz bir müşteriye yüklü miktarda mal sattı ve karşılığında düzenlenen çek/senet ödenmedi veya açık hesap çalıştığınız müşteriniz vadesi gelen faturaları ödemedi. Alacaklarınızı hızlı ve etkin şekilde tahsil etmenin yolu, İcra ve İflas Kanunu’nun sunduğu mekanizmaları kullanmaktır. Avukatınız, alacağın niteliğine göre uygun icra takibi yolunu seçer:
- İlamlı icra takibi: Eğer elinizde mahkeme kararı, ilam veya ilam niteliğinde belge (örneğin kira sözleşmesine dayanan noter senedi) varsa, doğrudan bunlara dayalı olarak icra takibi başlatılabilir. Bu durumda borçluya ödeme emri gönderilir, itiraz hakkı sınırlıdır.
- İlamsız icra takibi: Elinizde bir mahkeme kararı yoksa, para alacakları için doğrudan ilamsız takip yoluna başvurulabilir. Bu, en sık kullanılan takip türüdür. Avukatınız borcun miktarını ve dayanağını belirterek icra dairesine başvurur, borçluya ödeme emri tebliğ edilir. Borçlu, tebligatı aldıktan sonra 7 gün içinde itiraz etmezse takip kesinleşir.
- Çek, senet gibi belgelere dayalı takip: Eğer alacağınız bono, poliçe, çek gibi kambiyo senedinden kaynaklanıyorsa, kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip yapılır. Bu yol, borçlu itiraz etse bile hızlı bir şekilde haciz işlemlerine devam etmeye imkan tanıyan bir yoldur; çünkü itirazın kaldırılması süreci diğerine göre daha avukatınız tarafından hızla işletilebilir.
Borçlunun mallarının araştırılması: İcra takibi kesinleştikten sonra önemli adımlardan biri, borçlunun malvarlığının tespit edilmesidir. Avukatınız, haciz işlemleri için kolları sıvar. Borçlunun banka hesaplarını tespit ederek hesaplara haciz ihbarnameleri gönderir; araçları varsa trafik kaydından plaka sorgulayıp haciz koydurur; gayrimenkulleri varsa tapu kayıtlarına şerh koyar. Ayrıca şirket borçlularda ticaret sicilinden ortaklık payları veya bağlı bulunduğu oda kayıtları incelenip haczedilebilecek hak ve alacaklar araştırılır. Örneğin, borçlu bir firma başka bir yerden alacaklı ise (başka bir şirketten) o alacağa haciz konulabilir. Avukatınız, teknolojinin de yardımıyla Uyap üzerinden online haciz işlemleri yaparak kısa sürede malvarlığına ulaşıp haciz uygulayabilir.
Haciz ve satış işlemleri: Borçlunun tespit edilen malvarlıkları üzerine haciz konulduktan sonra, asıl amaç alacağınızın paraya çevrilmesidir. Örneğin, haciz konulan bir aracın fiilen yakalanıp yediemine çekilmesi gerekebilir; bu işlemde avukatınız icra memurlarıyla birlikte hareket ederek aracın bağlanmasını sağlar. Haczedilen mal (araç, gayrimenkul veya menkuller) icra yoluyla satılır. İhale süreci dediğimiz bu aşamada da avukatınız takiptedir – çünkü bazen borçlular mal kaçırmak için ihaleye fesat karıştırmaya çalışabilir veya malın değerinin çok altında satılmasına yol açacak girişimleri olabilir. Avukatınız ihalenin usulüne uygun yapılmasını gözetir. Satıştan elde edilen gelir, sıraya göre alacaklılara dağıtılır ve sizin alacağınız ödenir.
Borçlunun itirazı ve hukuki yollar: Tabii her durum bu kadar sorunsuz olmayabilir. Borçlu, ödeme emrine 7 gün içinde itiraz ederse, takip durur. Bu durumda şirket avukatınız itirazın haksız olduğunu düşünüyor ise itirazın iptali davası açarak, mahkeme kararıyla takibe devam edilmesini sağlamaya çalışır. Ya da senede dayalı bir itiraz varsa, itirazın kaldırılması talebiyle icra hukuk mahkemesine başvurabilir. Borçlunun gerçekten itirazında haklı olduğu durumlar da olabilir (örneğin mal ayıplıydı, eksik teslim edildi vs.). Böyle anlaşmazlıklarda, dava süreci devreye girer ve avukatınız şirketinizin haklılığını ortaya koymaya çabalar.
İflas süreci: Eğer borçlu şirket ise ve borcunu ödeyemeyecek durumdaysa, iflas söz konusu olabilir. Avukatınız, alacaklı konumundaysanız borçlu şirketin iflasını mahkemeden talep edebilir. İflas kararı çıkarsa, borçlu şirketin tüm malvarlığı tasfiye sürecine girer ve alacaklılara payları oranında ödeme yapılır. Tersi durumda, yani sizin şirketiniz mali zorluk içindeyse, avukatınız bu kez şirketinizi iflas erteleme (güncel adıyla konkordato) gibi mekanizmalarla korumaya çalışabilir. Konkordato, borçlu şirketin alacaklılarıyla belli bir ödeme planı üzerinde anlaşarak mahkeme denetiminde faaliyetini sürdürmesi ve borçlarını yapılandırmasıdır. Son yıllarda Türkiye’de, özellikle ekonomik dalgalanmalar döneminde birçok şirket konkordato yoluna başvurmuştur. Avukatınız, böyle bir yola başvurulacaksa konkordato talebinizi hazırlar, mahkemeye sunar ve süreci yönetir. Amaç, şirketinizi mümkünse iflasa gitmeden yeniden ayağa kaldırmaktır.
Alacak yönetimi: Aslında iş işten geçmeden de avukatınızın sağlayacağı faydalar var. Şirketinizde alacak tahsilat politikaları oluştururken de avukatınızın görüşünü alabilirsiniz. Örneğin, vadeli satışlarda sözleşmeye koyulacak teminatlar (rehin, kişisel kefalet, ipotek gibi) ileride icra sürecini çok kolaylaştırır. Avukatınız, hangi müşteriden nasıl teminat alınmasının uygun olacağını öngörmenize yardım eder. Büyük meblağlı bir iş yapacaksanız, belki de banka teminat mektubu ile çalışmanız tavsiye edilir – böylece ödeme alamama riskini baştan bertaraf edersiniz.
Sonuç olarak, şirket avukatı yalnız dava süreçlerinde değil, alacakların tahsilinde de şirketin finansal güvenliğinin bekçisidir. Bir şirket alacağını zamanında tahsil edemezse nakit akışı bozulur, başka yerlere borçlarını ödeyemez hale gelebilir. İstanbul gibi yoğun ticari ilişkilerin yaşandığı bir piyasada, güçlü bir icra takip yönetimi şirketinizin ayakta kalması için hayati olabilir. Avukatınız, borcun doğmasından tahsil edilmesine kadar her aşamada yanınızda olarak, şirketinizin emeğinin karşılığı olan parayı kasanıza koymanıza destek olur.
Şirket Avukatı Ücretleri ve Doğru Avukatı Seçme Kriterleri
Şirketler için hukuki destek almanın belirli bir maliyeti olsa da, doğru avukatla çalışmanın getireceği faydalar genellikle maliyetinden çok daha ağır basar. Bu bölümde şirket avukatı ücretlerinin ne şekilde belirlendiğini ve şirketiniz için en uygun avukatı seçerken nelere dikkat etmeniz gerektiğini ele alacağız.
Şirket avukatı ücretleri nasıl belirlenir? Şirketlere hukuki hizmet veren avukatlar için farklı ücretlendirme modelleri bulunmaktadır:
- Aylık danışmanlık ücreti (Hizmet Sözleşmesi): Birçok orta ve büyük ölçekli şirket, bir avukatla veya hukuk bürosuyla uzun soluklu bir sözleşme yaparak aylık sabit bir ücret karşılığı sürekli hukuki danışmanlık hizmeti alır. Bu sayede şirket, ihtiyaç duyduğu her an avukatına danışabilir, sözleşmelerini kontrol ettirebilir, hukuki yazışmalarını yaptırabilir. Bu modelde ücret, şirketin büyüklüğüne, iş hacmine ve ihtiyaç duyduğu hizmetin kapsamına göre belirlenir. Örneğin, İstanbul’da yaygın uygulamalardan biri, belirli bir büyüklüğün üzerindeki anonim şirketlerin sözleşmeli avukat bulundurması zorunluluğu olduğundan (az sonra detayına değineceğiz), bu şirketler baronun belirlediği asgari ücretin altında olmamak üzere bir avukatla aylık ücret karşılığı anlaşma yaparlard.barobirlik.org.trd.barobirlik.org.tr. Türkiye Barolar Birliği her yıl bu kapsamdaki avukatlık hizmetleri için taban ücret tavsiyesini yayınlar. Dolayısıyla şirketiniz, örneğin anonim şirket statüsünde ve belli bir sermayenin üzerindeyse, en az tarife kadar bir ücreti aylık danışmanlık için öngörmelidir.
- Saatlik veya proje bazlı ücretlendirme: Bazı durumlarda şirketler, ihtiyaç duydukça avukatlık hizmeti alır ve bu hizmet için ya saatlik bir ücret öder ya da iş bazında anlaşılan bir meblağ öder. Örneğin, tek seferlik bir sözleşme incelemesi için veya belirli bir davayı takip etmesi için avukatınıza saatlik ücret veya toplu bir dava ücreti ödeyebilirsiniz. Bu model daha çok küçük işletmeler veya sürekli bir avukata ihtiyaç duymayan şirketler tarafından tercih edilir.
- Başarıya veya sonuca göre ücret (success fee): Özellikle tazminat veya alacak davaları gibi konularda, avukatlar kısmen veya tamamen başarıya göre de anlaşma yapabilir. Örneğin, kazanılacak tutarın belli bir yüzdesi avukatlık ücreti olabilir. Ancak Türk hukuk mevzuatına göre avukatlık ücretinin tamamının başarıya bağlanması yasaktır; bu yüzden genelde maktu bir kısım ve başarıya dayalı bir oran kombinasyonu uygulanabilir.
Avukatlık ücretine değip değmeyeceği: Bu soruyu bazen şirket yöneticileri kendine sorar. Özellikle küçük işletmeler, “her ay avukata ücret ödemek yerine bir şey olunca bakarız” deme eğiliminde olabilir. Ancak unutulmamalı ki hukuki hataların veya ihmallerin maliyeti, avukata ödenecek ücretten çok daha yüksek olabilir. Örneğin, hukuki danışmanlık almadan kendi hazırladığınız bir sözleşme yüzünden 100.000 TL’lik bir ceza ödemek zorunda kalabilirsiniz, oysa baştan avukatınızın önerisiyle bunu önlemek mümkündü. Bu nedenle, avukata ödenen ücreti bir yatırım olarak görmek gerekir. Nasıl ki düzenli bakım yaparak makinenizin bozulmasını engelleyip büyük tamir masraflarından kurtuluyorsanız, hukuki danışmanlık alarak da büyük krizleri engelleyebilirsiniz.
Doğru şirket avukatını seçerken nelere dikkat etmeli? Her avukatın uzmanlık alanı ve tecrübe düzeyi farklı olabilir. Şirketiniz için en doğru avukatı veya hukuk bürosunu seçmek adına şu kriterlere dikkat edebilirsiniz:
- Uzmanlık ve Deneyim: Şirketler hukuku, ticaret hukuku ve ilgili alanlarda uzmanlığı olan, bu konularda dava tecrübesi ve danışmanlık deneyimi bulunan avukatları tercih etmek önemlidir. Örneğin, İstanbul gibi ticaretin yoğun olduğu bir şehirde yıllardır şirket davalarıyla uğraşan bir avukat, olası problemlere karşı tecrübeli olacak ve pratik çözümler sunabilecektir. Avukat Bilal Alyar’ın uzmanlık alanları arasında şirketler hukuku ve ticari sözleşmelerin bulunması, bu alandaki deneyimimizi göstermektedir.
- Referanslar ve Başarı Geçmişi: Mümkünse çalışmayı düşündüğünüz avukatın veya hukuk firmasının daha önce benzer şirketlere hizmet verip vermediğini, ne tür başarılar elde ettiğini araştırın. Mevcut veya önceki müvekkillerinin memnuniyeti iyi bir göstergedir. Örneğin, bir avukatın daha önce büyük bir şirket birleşmesi projesini başarıyla yürütmüş olması veya önemli bir davayı kazanmış olması güven sağlayabilir.
- İletişim ve Ulaşılabilirlik: Hukuki konular acil durumlar yaratabilir; böyle anlarda avukatınıza hızlıca ulaşabilmeniz önemlidir. Seçeceğiniz avukatın iletişim kurma tarzı size uygun olmalıdır. Sizin sorularınızı sabırla cevaplayan, teknik terimleri anlaşılır bir dille açıklayan, düzenli raporlama yapan bir avukat ile çalışmak şirketiniz için büyük rahatlık getirir. İletişim ve şeffaflık, Avukat Bilal Alyar Hukuk Bürosu olarak da önceliklerimizdendir – müvekkillerimizi her adımda bilgilendirir ve soru işareti bırakmamaya özen gösteririz.
- Lokal ve sektörel bilgi: Eğer şirketiniz belirli bir sektörde faaliyet gösteriyorsa, o sektöre özgü mevzuatı bilen bir avukat seçmek avantajlı olacaktır. Örneğin inşaat sektöründeki bir şirketin hukuki ihtiyaçları ile bir teknoloji start-up’ının ihtiyaçları farklı olabilir. Yine, bölgesel olarak İstanbul’da iş yapıyorsanız, İstanbul’daki idari uygulamaları, ticaret odası düzenlerini, yerel iş piyasasını bilen bir avukat yanınızda olursa sorunlar daha hızlı çözülür. Marmara Bölgesi’ndeki ticari teamüllere hakim bir hukukçu, olası anlaşmazlıklarda size pratik çözümler sunabilir.
- Ekip ve kaynaklar: Bazı durumlarda, özellikle büyük ölçekli şirketler için, bir avukat yerine bir hukuk bürosu veya bir ekip ile çalışmak gerekebilir. Zira şirketinizin aynı anda iş hukuku, vergi hukuku, sözleşmeler hukuku, icra hukuku gibi birden fazla alanda işi olabilir. Seçtiğiniz avukatın, gerektiğinde diğer alanlarda uzman meslektaşlarıyla işbirliği yapabilmesi veya bir ekiple size hizmet sunabilmesi de göz önünde bulundurulmalıdır.
Ücret konuşulması: Doğru avukatı bulduğunuzda, o avukatla açık bir ücret politikası konuşmak da önemlidir. Baştan hangi hizmet için ne kadar ücret alınacağı, aylık danışmanlık kapsamında nelerin dahil olup olmadığı, ekstra bir dava olursa bunun ücrete etkisi gibi konular netleştirilmelidir. Avukatlık Kanunu’na göre avukatlık ücreti serbestçe kararlaştırılabilir, tabii kanuna ve etik kurallara aykırı olmamak kaydıyla. Sözleşmeli avukatlık yapacaksanız (yani aylık sabit ücretle çalışacaksanız), mutlaka yazılı bir avukatlık hizmet sözleşmesi imzalanmalı ve tarafların hakları/yükümlülükleri orada belirtilmelidir.
Şirket avukatının ücreti, sağladığı fayda düşünüldüğünde şirketiniz için bir maliyet kalemi değil, bir tasarruf ve güvence aracıdır. Doğru avukatı seçmek ise bu yatırımın karşılığını en iyi şekilde almanız için ilk adımdır. İstanbul’daki Avukat Bilal Alyar gibi alanında uzman, güvenilir referanslara sahip ve iletişim konusunda güçlü bir avukatla çalışmak, şirketinizi hukuki anlamda emin ellere teslim etmek demektir.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
Aşağıda, şirket avukatı konusunda sıkça merak edilen sorular ve cevaplarını bulabilirsiniz. Bu sorular, Google üzerinde “kullanıcılar bunları da sordu” bölümünde sık karşılaşılan aramalardan derlenmiştir ve şirket avukatlarıyla ilgili en önemli noktaları hızlıca kavramanızı sağlayacaktır:
- Şirket avukatı ne iş yapar? Şirket avukatı, bir şirketin tüm hukuki işlemlerini yönetir ve danışmanlık verir. Şirket kuruluşundan sözleşme hazırlamaya, işçi ilişkilerinden alacak takibine, dava ve icra işlemlerinden resmi kurumlarla yazışmalara kadar her alanda şirketi temsil eder. Amaç, şirketin yasalara tam uyumlu çalışmasını sağlamak ve ihtilaf çıkmaması için önleyici tedbirleri almak, çıkabilecek uyuşmazlıklarda ise şirketin haklarını savunmaktır. Örneğin şirket avukatı, ticari sözleşmelerinizi hazırlayıp inceleyerek ileride sorun doğmasını engeller, çalışanlarla problemlerinizde arabuluculuk ve dava süreçlerini yönetir, müşterilerden alacaklarınız ödenmezse icra takibini yapar. Kısacası, şirketinize “hukuk gömleği” giydirir ve hukuki kalkan sağlar.
- Hangi şirketler avukat bulundurmak zorundadır? Türk hukukuna göre anonim şirketlerin belirli bir sermayenin üzerinde olanları bir avukat ile sözleşme yapmak zorundadır. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu m.35/3 uyarınca, Türk Ticaret Kanunu’nda öngörülen asgari sermayenin beş katı veya fazlasına sahip anonim şirketler ile üye sayısı 100’ü geçen yapı kooperatifleri sözleşmeli avukat bulundurmak zorundadırd.barobirlik.org.trd.barobirlik.org.tr. Bu kapsamda, 2024 yılı itibarıyla esas sermayesi 1.250.000 TL ve üzeri olan anonim şirketler avukatla anlaşma yapmak durumundadır (çünkü TTK’de anonim şirket asgari sermayesi 250.000 TL’ye çıkarılmıştır, bunun 5 katı 1.250.000 TL yapar). Bu yükümlülüğe uymayan anonim şirketlere, her ay için brüt asgari ücretin iki katı idari para cezası verilmektedird.barobirlik.org.tr. Limited şirketlerde ise şu an için böyle bir zorunluluk yoktur – yani kanunen Ltd. şirketlerin avukat tutma mecburiyeti bulunmaz. Ancak zorunluluk olmasa bile, limited şirketler de hukuki güvenlik ve işlerini sağlıklı yürütme açısından bir avukatla çalışmayı tercih edebilmektedir.
- Şirket avukatı ücretleri ne kadar? Şirket avukatı ücretleri; hizmetin kapsamına, şirketin büyüklüğüne ve yapılan anlaşmanın türüne göre değişir. Eğer şirketiniz bir avukatla aylık danışmanlık sözleşmesi yaparsa, küçük bir işletme için bu tutar daha düşük, büyük bir şirket için daha yüksek olabilir. Baronun her yıl belirlediği bir asgari ücret tarifesi vardır; örneğin avukat bulundurma zorunluluğu olan anonim şirketler için 2025 yılı tavsiye niteliğindeki asgari aylık avukat ücreti tarifeye göre belirlenir (rakamlar her yıl enflasyona göre güncellendiği için burada belirli bir miktar söylemek yanıltıcı olabilir). Proje bazlı veya dava bazlı çalışmalarda ise ücretlendirme, işin niteliğine göre saatlik veya toplu bir meblağ şeklinde kararlaştırılır. Örneğin, tek bir sözleşme hazırlamak belki birkaç bin TL’lik bir iş olabilirken, şirketinizi ilgilendiren kapsamlı bir dava için on binlerce TL’yi bulan avukatlık ücretleri gündeme gelebilir. En doğrusu, ihtiyaçlarınızı avukatınızla görüştükten sonra net bir ücret sözleşmesi yapmaktır. Not: Avukatlık Kanunu’na göre avukatlık ücretinin çok düşük belirlenmesi yasaktır; bu mesleğin itibarını korumak ve haksız rekabeti önlemek için getirilmiş bir kuraldır. Bu nedenle, karşınıza olağan dışı düşük bir teklif çıkarsa, bunun gerçekçi olmayabileceğini unutmayın.
- Şirket kurmak için avukat tutmak gerekir mi? Hukuken, bir şirketi kurmak için avukat tutma zorunluluğu yoktur; kurucular gerekli belgeleri hazırlayıp ticaret siciline başvurarak kendi başlarına da şirket kurabilirler. Ancak pratikte bir şirket avukatı desteğiyle şirket kurmak, işlerin çok daha hızlı ve hatasız yürümesini sağlar. Avukat olmadan da şirket kurulabilir fakat ana sözleşmenin hazırlanması, noter işlemleri, resmi formların doldurulması gibi adımlarda yapılacak hatalar kuruluş sürecini uzatabilir veya ileride düzeltilemeyecek sorunlara yol açabilir. Özellikle anonim şirket kuruluşu gibi süreçler teknik detay içerir. Bu yüzden, başlangıç aşamasında uzman bir avukata bir defaya mahsus danışarak şirketinizi kurmanız, uzun vadede size zaman ve maliyet tasarrufu sağlayacaktır. Kısaca, gerekli değil ama kesinlikle faydalı diyebiliriz.
- Ticari davalarda arabuluculuk zorunlu mu? Evet, belirli ticari uyuşmazlıklarda arabuluculuk, dava açmadan önce zorunlu bir başvuru yolu haline getirilmiştir. Özellikle konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri için, 1 Ocak 2019’dan itibaren dava açmadan önce arabulucuya başvurmuş olmak dava şartıdırdergipark.org.tr. Örneğin, şirketiniz başka bir şirketten alacağını tahsil edemiyorsa ve dava açmak istiyorsa, önce bir arabulucuya gitmeli, anlaşma sağlanamazsa arabulucunun olumsuz sonucunu gösteren son tutanakla birlikte dava açmalıdır. Arabuluculuğa başvurmadan doğrudan dava açılırsa, mahkeme dava şartı yerine getirilmediği için davayı usulden reddeder. Bunun dışında iş hukuku uyuşmazlıklarında (işe iade, işçi alacakları gibi) da 2018’den beri dava öncesi arabuluculuk zorunludur. Arabuluculuk, tarafların kendi aralarında bir çözüm bulmalarını teşvik eden bir süreçtir ve çoğu zaman davadan daha kısa sürede ve dostane şekilde sonuç alınmasına yardımcı olur. Şirket avukatınız, arabuluculuk sürecinde sizin adınıza görüşmeleri yürüterek en iyi sonuca ulaşmanızı hedefler.
Yukarıdaki sorular dışında merak ettiğiniz başka konular varsa, iletişim sayfamızdan bize ulaşarak ücretsiz ön görüşme talep edebilirsiniz. Avukat Bilal Alyar olarak her sorunuza yanıt vermekten memnuniyet duyarız.
Sonuç ve Özet
Şirket avukatı, ister İstanbul gibi finans ve ticaret merkezi bir şehirde, ister Türkiye’nin herhangi bir yerinde olsun, her işletme için vazgeçilmez bir yol arkadaşıdır. Bu rehberde “şirket avukatı nedir, ne iş yapar, hangi durumlarda neden gereklidir?” gibi soruları kapsamlı biçimde cevapladık. Tanım bölümünden hukuki sorunlara, dava süreçlerinden iş hukuku ve sözleşmelere, alacak takibinden avukat seçimi ve ücretlendirmeye kadar geniş bir yelpazede tüm kritik noktaları ele aldık. Artık biliyoruz ki şirketlerin hukuk alanındaki ihtiyaçları çok boyutludur ve uzman bir avukatla çalışmak, şirketin ömrünü uzatan, itibarını koruyan ve kazancını güvence altına alan bir yatırımdır.
İstanbul ve Marmara Bölgesi’ndeki şirketlere baktığımızda, rekabetin çok yoğun ve hukuki risklerin çeşitlilik arz ettiğini görüyoruz. Bu bölgede faaliyet gösteren birçok şirket, yıllar içinde doğru hukuki adımları attığı için büyümüş ve kurumsallaşmıştır. Avukat Bilal Alyar olarak, İstanbul merkezli ofisimizden Türkiye geneline hukuki hizmet sunarken edindiğimiz deneyim, bize her şirketin benzersiz olduğunu ancak hepsinin ortak bir ihtiyacı bulunduğunu gösterdi: Güvenilir bir hukuk danışmanı. Biz, şirket avukatlığı hizmetlerimizle, Marmara Bölgesi’ndeki ve ülke genelindeki şirketlere tam da bu güveni ve profesyonelliği sunuyoruz.
Sonuç itibarıyla, eğer siz de şirketiniz için kapsamlı bir hukuki koruma istiyor, her adımınızı hukuka uygun atarak güven içinde büyümeyi hedefliyorsanız, bir şirket avukatıyla çalışmayı ertelememelisiniz. Bu rehberde bahsedilen tüm konular, karşılaşabileceğiniz sorunlarda yol gösterici olacaktır ancak profesyonel destek ile çok daha fazlasını elde edebilirsiniz. Şirketinizin yanında bir avukat olması, yangın çıktıktan sonra itfaiye çağırmak yerine, yangını çıkmadan önlemeye benzer.
İstanbul’da ve Marmara Bölgesi’nde güvenilir bir şirket avukatı arıyorsanız, 10 yılı aşkın tecrübesiyle Avukat Bilal Alyar Hukuk Bürosu olarak hizmetinizdeyiz. Şirketinizin hukuki ihtiyaçlarını analiz edip en uygun çözümleri sunmaktan memnuniyet duyarız. “Aradığım uzman bu” dedirtecek bir hizmet anlayışıyla, işletmenizin hukuki yükünü omuzlamaya ve sizi bir adım öne çıkarmaya hazırız.
📞 Hemen adım atın: Şirketinizi hukuki risklerden arındırmak ve güvenle büyütmek için bugün bir adım atın. Sorularınız ve hukuki destek talepleriniz için bizimle iletişime geçin. Unutmayın, hukuk alanında kalite ve önlem, miktardan her zaman daha değerlidir – şirketiniz için en doğru karar, güçlü bir hukuk desteğiyle çalışmaktır.
İstanbul, Marmara ve Türkiye genelindeki tüm işletmelere bol kazançlı ve hukuken sorunsuz günler dileriz. Biz her zaman yanınızdayız!
Uzman kadromuzla Şirketler hukuku avukatı , nelerdir ticaret ve Şirketler , Şirketlerde avukat bulundurma zorunluluğ konularında çalışıyoruz.
Şirket Avukatı Şirket Avukatı Anonim Şirket Avukatı
[1] [2] TİM – Türkiye İhracatçılar Meclisi – Anonim ve Limited Şirketlerin Asgari Sermaye Tutarı Artırıldı
[3] Gümrük ve Ticaret Dergisi » Makale » Ticari Uyuşmazlıklarda Dava Şartı Olarak Arabuluculuk

