WhatsApp

Dubai Ticaret Hukuku: Kapsamlı Hukuki Rehber

Dubai ticaret hukuku, Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) en dinamik emirliklerinden biri olan Dubai’de ticari faaliyetleri düzenleyen hukuk kurallarının bütünüdür. Dubai, uluslararası ticaretin ve yatırımın merkezi haline gelmiş bir şehirdir; bu nedenle burada iş yapmak isteyen Türk vatandaşları ve şirketleri için Dubai’nin hukuk sistemini anlamak kritik önem taşır. Dubai’de hukuk sistemi kendine özgüdür: İslam hukukundan (Şeriat) gelen ilkeler ile modern medeni hukuk kuralları bir arada uygulanır.

Özellikle ticaret hukuku alanında, BAE’nin medeni hukuk düzeni Fransız-Napolyon ve Mısır hukukundan etkilenerek geliştirilmiştir. Bu karma yapı, Dubai ticaret hukukunu Türk hukukundan oldukça farklı kılmaktadır. İstanbul merkezli bir avukat olarak, Dubai’de karşılaşabileceğiniz hukuki zorlukları ve çözümleri sade bir dille bu rehberde ele alacağım. İstanbul ve Marmara Bölgesi başta olmak üzere Türkiye genelindeki müvekkillerimize, Dubai’de ticaret hukuku ve uluslararası yatırım konularında danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktayız. Bu kapsamlı rehberde, Dubai ticaret hukukunun tanımından şirket kuruluş işlemlerine, sözleşmelerden dava süreçlerine kadar tüm önemli başlıkları bulacak, Dubai ticaret hukuku konusunda ihtiyaç duyduğunuz bilgilere ulaşacaksınız.

Dubai Ticaret Hukuku Nedir?

Dubai ticaret hukuku, Dubai Emirliği sınırları içerisinde gerçekleşen ticari işlemler, şirket faaliyetleri, sözleşmeler ve ticari uyuşmazlıklar ile ilgili hukuki düzenlemeleri kapsar. BAE federal yapıda bir ülke olduğu için ticaret hukuku esasları federal kanunlarla belirlenir, ancak Dubai Emirliği’nin yerel uygulamaları ve serbest bölge düzenlemeleri de mevcuttur. Dubai’nin hukuk sistemine genel bakış yapmak gerekirse, resmi yargı dili Arapçadır; mahkemelerde tüm dilekçe ve belgelerin Arapça sunulması zorunludur.

Arapça bilmeyen taraflar ve tanıklar, yeminli tercümanlar aracılığıyla dinlenir. Son yıllarda yapılan hukuki reformlar sonucunda belirli ihtisas mahkemelerinde İngilizce kullanımına sınırlı izin verilmiştir; örneğin, bazı özel ticari ihtilaflarda yargılama dili olarak İngilizce seçilebilmesine yönelik düzenlemeler yapılmıştır. Yine de, genel itibariyle Dubai’de hukuki işlemler ve davalar Arapça yürütülür. Bu dil ve hukuk farklılığı, Dubai’de ortaya çıkabilecek hukuki meselelerde Türk şirketlerinin ve yatırımcılarının mutlaka uzman bir hukuk desteğine ihtiyaç duymasının başlıca nedenlerindendir.

Dubai ticaret hukukunun temelini, medeni hukuk ilkeleri ile Şeriat ilkelerinin harmanlanması oluşturur. Özellikle sözleşme hukukunda ve borç ilişkilerinde medeni hukuk (yazılı kanunlar) uygulanırken, faiz gibi konularda Şeriat’tan gelen bazı kısıtlamalar görülebilir. Örneğin, faiz (riba) İslam hukukunda yasak olduğundan, BAE’de bankacılık alanı dışında aşırı yüksek faiz talepleri yargı tarafından kabul görmeyebilir.

Bununla birlikte, modern ticari yaşamın gerekleri doğrultusunda Dubai’nin kanunları yabancı yatırımcıları korumak ve küresel ticareti teşvik etmek üzere güncellenmektedir. Nitekim BAE Anayasası, İslam’ı resmi din ve Şeriat’ı mevzuatın temel kaynaklarından biri ilan etmekle birlikte, ticari mevzuatta dünya standartlarına uygun sivil düzenlemeler ağırlıktadır. Bu denge, Dubai’de ticaret yaparken hem yerel kültürel ve dini hassasiyetlere dikkat etmeyi hem de uluslararası ticari teamüllere uygun hareket etmeyi gerektirir.

Neden bir avukata ihtiyaç duyulur? Dubai ticaret hukukunun karma yapısı ve dil bariyeri, yabancı (özellikle Türk) girişimciler için ciddi bir öğrenme eğrisi oluşturur. Türkiye’de alışık olduğunuz hukuk düzeninden farklı olarak Dubai’de mahkemelerde kendinizi bizzat temsil edemezsiniz – yerel bir avukat tutmak zorunludur. BAE yasalarına göre sadece BAE vatandaşı yerel avukatlar (ve belirli serbest bölge mahkemelerinde kayıtlı yabancı avukatlar) mahkemelerde dava takip yetkisine sahiptir. Ayrıca, tüm belgelerin yasal tercümesinin yapılması, noter ve apostil işlemleri, yerel idarelerle yazışmalar gibi konularda profesyonel destek şarttır.

Biz Avukat Bilal Alyar olarak (Türkiye Barosu’na kayıtlı ve uluslararası hukuk tecrübesi olan bir hukuk bürosu olarak) Dubai’deki güvenilir hukuk danışmanlarımızla iş birliği içinde hareket ediyoruz. İstanbul’daki ofisimiz aracılığıyla, Marmara Bölgesi ve Türkiye’nin her yerinden müvekkillerimize Dubai’de şirket kuruluşundan dava takibine kadar kapsamlı bir hizmet sunuyoruz. Bu sayede müvekkillerimiz, yabancı bir ülkede hukuki prosedürlerle uğraşırken “yanınızda uzman bir rehber var” güvenini hissedebilmektedir.

Dubai’de Şirket Kuruluşu ve Yatırım

Dubai’de ticari faaliyete başlamanın ilk adımı, doğru şirket türünü seçerek şirket kuruluş işlemlerini tamamlamaktır. BAE’de şirket kurma süreçleri, şirketin kurulacağı bölgeye ve faaliyet alanına göre değişir. Genel olarak iki ana kategori vardır:

  • Dubai Anakarasında (Mainland) Şirket: Dubai ekonomisinin ana akımında faaliyet gösteren şirketler, Dubai Ekonomik Kalkınma Departmanı’ndan (Dubai DED) lisans alarak kurulur. Geleneksel olarak, ana karada bir Limited Şirket (LLC) kurmak isteyen yabancı yatırımcıların bir BAE vatandaşı %51 yerel ortak (sponsor) alması zorunluydu. Ancak 2020 sonunda yapılan önemli bir yasa değişikliği ile (Federal KHK 12/2020) bu zorunluluk büyük ölçüde kaldırıldı. Artık petrol, gaz, savunma gibi stratejik sektörler dışında çoğu alanda yabancı yatırımcılar Dubai’de %100 hissedar olarak şirket kurabilir durumdadır. Bu düzenleme, yabancı sermaye çekmek amacıyla getirilmiş olup Türk iş insanları için de büyük bir fırsattır. Yerel sponsor ihtiyacının kalkması, şirket yönetiminde tam kontrol sağlamanız anlamına gelir. Yine de, bazı faaliyetlerde Dubai Emirliği’nin Ekonomik Kalkınma otoritesi belirli şartlar veya asgari sermaye koşulları getirebilir; bu nedenle kuruluş öncesinde faaliyet izinleri ve sektör regülasyonları konusunda detaylı inceleme yapmak gerekir. Mainland şirketler, Dubai iç pazarında (BAE içinde) serbestçe ticaret yapabildiği için eğer hedefiniz yerel piyasada faaliyet ise mainland lisansı uygun bir seçenektir.
  • Serbest Bölgede (Free Zone) Şirket: Dubai, yabancı yatırımcıyı teşvik için çok sayıda Serbest Ticari Bölge oluşturmuştur (örneğin JAFZA – Jebel Ali Free Zone, DMCC – Dubai Multi Commodities Centre, Dubai Internet City vb.). Serbest bölgelerde şirket kurmanın en büyük avantajı, %100 yabancı sahiplik hakkının öteden beri tanınması ve şirket kuruluş işlemlerinin hızlı ve bürokratik açıdan daha kolay olmasıdır. Free zone şirketlerinde genellikle yerel ortak gerekmemiştir ve 2020 düzenlemesinden önce de Türk yatırımcılar tarafından sıkça tercih edilmiştir. Serbest bölgelerin kendi otoriteleri vardır; örneğin DMCC’de şirket kurmak için DMCC Authority’ye başvurulur ve bölgeye özel ticari lisans alınır. Bu bölgelerde vergisel teşvikler de bulunmaktadır: Belli başlı serbest bölgelerde şirketlere belirli süreler için kurumlar vergisi muafiyeti, gümrük vergisi muafiyeti ve karın %100 yurtdışına transfer garantisi gibi avantajlar sunulur. Ancak free zone şirketlerinin dezavantajı, faaliyet alanının coğrafi olarak kısıtlı olmasıdır. Yasal olarak free zone şirketleri, lisanslı oldukları bölgenin içinde veya ihracat yoluyla ticaret yapabilirler; Dubai anakarasında (BAE iç pazarında) doğrudan ticaret yapmaları kural olarak sınırlandırılmıştır (ancak bir yerel distribütör veya acente aracılığıyla iç pazara girebilirler).

Ticari Lisanslar ve Süreç: Dubai’de hangi sektörde faaliyet gösterecekseniz, ona uygun bir ticari lisans almanız gerekir. Örneğin, genel ticaret, inşaat, gıda, danışmanlık, e-ticaret gibi farklı kategorilerde lisans türleri mevcuttur. Mainland’de lisans almak için Dubai DED’e şirket kuruluş başvurusu yapılır; ticaret unvanı onayı, ana sözleşme hazırlanması, pay defteri, gerekli izinler ve lokasyon kiralama gibi adımlar izlenir. Genellikle süreç şu şekilde özetlenebilir:

  1. Şirket Türünün ve İsminin Belirlenmesi: İlk adım, şirket yapısını (LLC, şube, tek şahıs şirketi vb.) ve ticaret unvanını belirlemektir. İsim seçerken Dubai’in kural ve geleneklerine uygun bir isim olmasına dikkat edilmelidir (örneğin müstehcen veya siyasi anlamlar içermemeli, mümkünse İngilizce yanında Arapça da anlamlı olmalı).
  2. Ana Sözleşme (MoA) ve Belgeler: Şirket ana sözleşmesi hazırlanıp tüm ortaklar tarafından imzalanır. Eğer %51 yerel ortak gerekiyorsa (2020 öncesi şarttı, şimdi çoğu durumda değil), ortaklık oranları MoA’da belirtilir. Pasaport kopyaları, fotoğraflar, adres bilgileri gibi evraklar derlenir.
  3. Yetkili Mercilerden Onaylar: DED veya ilgili serbest bölge otoritesine başvuru yapılır. Bazı sektörler için ön onay veya ek izinler gerekebilir (örneğin finansal hizmetler için Merkez Bankası onayı gibi). Başvuru üzerine ticaret odası kayıtları ve lisans ücretinin ödenmesi aşaması gelir.
  4. Ofis Adresi ve İkamet Vizeleri: Dubai’de bir şirket kurmak için adres göstermek zorunludur. Bu ister sanal ofis ister gerçek ofis olsun, kira sözleşmesi sunulur. Şirket kuruluşu tamamlandıktan sonra yabancı ortak ve çalışanlar için oturum vizeleri alınabilir. Dubai’de şirket kuran yatırımcılar genellikle kendileri ve aileleri için oturma izni (investor visa) elde ederler.
  5. Banka Hesabı Açılışı: Şirket kurulduktan sonra Dubai’de bir bankada şirket hesabı açılır. Bankalar, şirket belgelerinizi ve ticari lisansınızı inceleyerek hesap açılışı yapar. Bu süreçte de avukatlar/mali müşavirler yardımcı olabilir, zira banka uyum prosedürleri titizdir.

Yukarıdaki adımlar genel çerçeveyi çizmekle birlikte, her bir serbest bölgenin veya sektörün özel prosedürleri olabileceğini unutmamak gerekir. Örneğin, Dubai’de inşaat sektöründe faaliyet gösterecek bir şirket iseniz mühendislik lisansı ve ek teminatlar istenebilir. Şirket kuruluş süresi belgelerin hazırlığı tam ise oldukça kısadır: Serbest bölgelerde çoğu zaman 1-2 hafta içinde şirketinizi kurabilirsiniz; ana karada ise 2-4 hafta sürebilir (iş koluna göre değişir).

Bu süreçte hız ve doğru işlem yapmak çok kritik olduğu için deneyimli bir hukukçu ve iş takip uzmanı ile çalışmak önem taşır. Bilal Alyar Hukuk Bürosu olarak, Türkiye’den Dubai’de şirket kurmak isteyen müvekkillerimize “anahtar teslim” danışmanlık sağlamaktayız – şirket kuruluş dilekçeleri, tercümeler, resmi dairelerdeki işlemler ve gerekirse yerel partner temini konularında yol göstermekteyiz.

Vergilendirme ve Finansal Yükümlülükler: Dubai’nin yatırımcı dostu olmasının bir nedeni de düşük vergi ortamıdır. BAE, yıllarca kurumlar vergisi uygulamayan bir ülkeydi; yalnızca banka ve petrol şirketleri gibi özel sektörler vergiye tabiydi. Ancak ekonominin gelişimine paralel olarak 2023 yılından itibaren federal düzeyde kurumlar vergisi uygulanmaya başlanmıştır.

Yeni düzenlemeye göre, yıllık kârı 375.000 AED’ye (yaklaşık 100 bin USD) kadar olan şirketler %0 vergi oranından faydalanabilirken, bu tutarı aşan kısım için standart %9 kurumlar vergisi uygulanmaktadır. Özellikle serbest bölgelerde kurulu şirketler, eğer gelirlerini BAE ana karasından elde etmiyorlarsa “Nitelikli Serbest Bölge Şirketi” olarak değerlendirilebilir ve %0 vergi avantajını koruyabilirler. Bu, Dubai’deki bir çok serbest bölge şirketinin halen fiilen vergisiz bir ortamda faaliyet göstermeye devam ettiği anlamına gelir. 

Katma Değer Vergisi (KDV) ise BAE’de 2018’den bu yana uygulanmaktadır. Standart KDV oranı %5’tir ve mal/hizmet satışlarında tahsil edilir. Dubai’de iş yapan Türk şirketleri, KDV sistemine kayıt ve beyan konusunda yerel muhasebe desteği almalıdır çünkü KDV beyanı da Arapça yapılmaktadır. Öte yandan, Dubai ile Türkiye arasında Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşması bulunmaktadır (1993’te imzalanmış, 1995’te yürürlüğe girmiştir). Bu anlaşma sayesinde Dubai’de elde ettiğiniz ve vergisini ödediğiniz kazançların Türkiye’de tekrar vergiye tabi tutulmamasını sağlayabilirsiniz. Yine de iki ülke arasındaki vergi mevzuatını entegre şekilde kullanabilmek için uzman mali danışmanlık almak şarttır.

Son olarak, Dubai’de gümrük ve diğer harçlar konusuna değinelim: BAE, 2003 yılından beri GCC (Körfez İşbirliği Konseyi) Gümrük Birliği üyesidir. Bu nedenle ithal ürünlerde genellikle %5 oranında gümrük vergisi uygulanır (bazı ürünlerde muafiyet veya daha yüksek oranlar olabilmektedir). Serbest bölgelere gelen mallar, ana karaya girmediği sürece gümrük vergisinden muaftır; bu, re-export (yeniden ihracat) faaliyetlerini cazip hale getiren bir unsurdur. Ayrıca Dubai, sermaye hareketlerinin serbestliği ilkesini benimser – karınızı veya yatırımınızı yurt dışına transfer etmek istediğinizde herhangi bir döviz kısıtlaması bulunmamaktadır. Bu, Türk yatırımcılar için Dubai’yi finansal açıdan da çekici kılan faktörlerden biridir.

Ticari Sözleşmeler ve Uygulanacak Hukuk

Dubai’de iş yaparken sözleşmelerin hukuki çerçevesi büyük önem taşır. İster bir ortaklık anlaşması, ister mal tedarik sözleşmesi, ister hizmet sözleşmesi olsun, Dubai’de imzalanan ticari sözleşmelerin BAE yasalarına uygun olması gerekir. Peki, bu ne anlama geliyor? Öncelikle sözleşmelerinizi hazırlarken veya inceletirken Dubai’nin zorunlu uygulanan hukuk kurallarını dikkate almanız gerekir. Örneğin, Türkiye’de geçerli ve alışıldık olan bazı sözleşme hükümleri Dubai hukukunda geçersiz sayılabilir.

Yaygın bir örnek olarak, rekabet yasağı veya cezai şart hükümlerini verebiliriz: Dubai’de iş kanunu veya medeni kanun kapsamında, çalışanlarla imzalanan rekabet yasağı klozlarının makul süre ve coğrafi bölgeyle sınırlı olması aranır, aksi halde mahkemece kısmen veya tamamen geçersiz sayılabilir. Aynı şekilde, sözleşmeye konan cezai şartların fahiş olması durumunda hakim, Borçlar Kanunu ilkesine benzer şekilde bunu indirme yetkisine sahiptir (bu yetki BAE Medeni Kanunu’nda da tanınmıştır). 

Faiz oranları bir diğer önemli konudur: Dubai’de ticari sözleşmelerde temerrüt faizine yer verilebilir, ancak BAE Merkez Bankası’nın belirlediği oranlar ve yasal sınırlamalar bulunmaktadır (genellikle yıllık %12 civarında üst sınır uygulanır). Aşırı yüksek faiz oranları Şeriat ilkelerine aykırılık gerekçesiyle kabul görmez.

Sözleşme Dilinin Seçimi: Dubai’de faaliyet gösteren uluslararası şirketler çoğunlukla sözleşmelerini İngilizce dilinde yaparlar. İngilizce, iş dünyasında yaygın olarak kullanıldığı için taraflar arasında dil birliği sağlamak açısından İngilizce metin hazırlamak mantıklıdır. Ancak, olası bir uyuşmazlık halinde eğer konu Dubai mahkemelerine taşınacaksa, İngilizce sözleşmenin yeminli tercüme ile Arapçaya çevrilip mahkemeye sunulması gerekecektir.

Dubai mahkemeleri, önlerine gelen İngilizce belgelerin resmi Arapça tercümesini şart koşar. Bu nedenle önemli sözleşmelerde iki dilli (Arapça-İngilizce) metin düzenlemek de bir çözümdür. Özellikle ana karadaki devlet kurumlarıyla yapılan işlerde veya gayrimenkul alım-satım sözleşmelerinde Arapça metin zorunlu olabilmektedir. Serbest bölgelerde ve serbest bölge mahkemelerinde ise İngilizce sözleşmelerle iş görmek yaygın ve kabul edilebilir.

Hukuk Seçimi (Governing Law) ve Yetki: Taraflar sözleşmelerinde hangi hukukun uygulanacağını serbestçe kararlaştırabilirler. Örneğin, iki yabancı şirket Dubai’de bir ticari anlaşma yapıyorsa, sözleşmeye İngiliz hukukunun uygulanacağı ve uyuşmazlık halinde İngiltere mahkemelerinin yetkili olacağına dair madde koyabilirler.

Dubai mahkemeleri, tarafların seçtiği yabancı hukuku belirli şartlarla tanır; ancak kamu düzenine aykırılık varsa (örneğin Şeriat’a tamamen aykırı bir sonuç doğuyorsa) uygulamayabilir. Pratikte, Dubai’de yerleşik birçok büyük şirket, uyuşmazlıklar için tahkim şartı koymayı tercih etmektedir. Bu noktaya aşağıda tahkim bahsinde değineceğiz. Eğer sözleşmede hukuk seçimi yapılmamışsa, BAE’nin kanunlar ihtilafı kuralları devreye girer ve genellikle sözleşmenin en sıkı ilişkili olduğu yerin hukuku uygulanır.

Sözleşme Hazırlamada Dikkat Edilecek Hususlar: Dubai ticaret hukukuna uygun bir sözleşme hazırlamak için dikkat etmeniz gereken bazı pratik noktalar şunlardır:

  • Tarafların Statüsü: BAE’deki tarafın (şirket veya kişinin) tam ticari unvanı, ticaret sicil numarası, kayıtlı adresi gibi bilgileri doğru alın. Şirketse ticari lisansının geçerli olduğundan emin olun. BAE’de hukuki kapasite kavramı önemlidir; örneğin bir şirketin imza yetkilisinin olup olmadığını, temsil belgesini kontrol etmek gerekir.
  • Sözleşme Konusu ve Şartları: Sözleşmede belirlediğiniz işin Dubai’de yasal olarak yapılabilir olup olmadığını teyit edin. Örneğin, bazı ürünlerin ithalatı özel izne tabidir; eğer dağıtım sözleşmesi yapıyorsanız ve ürün Dubai’ye girecekse gerekli ithalat lisanslarının olduğundan emin olun. Ayrıca ödeme şekilleri, teslimat, mülkiyet geçişi gibi ticari konuları net yazın. Dubai’de çekle ödeme yaygın olsa da, çekin karşılıksız çıkması durumunda eskiden olduğu gibi hapis cezası söz konusu olmaması (2022’den itibaren normal karşılıksız çekin cezai suç olmaktan çıkarılması) sizi alacak riskinden kurtarmaz. Bu nedenle mümkünse peşin ödeme veya akreditif gibi güvenli ödeme yöntemlerini değerlendirin.
  • Müeyyideler ve Uyuşmazlık Maddesi: Sözleşmeye taraflardan biri yükümlülüklerini ihlal ederse uygulanacak müeyyideleri yazın. Örneğin gecikme halinde günlük gecikme cezası veya teminat mektubunun nakde çevrilmesi gibi hükümler konabilir. Ancak bu cezaların makul ve uygulamada karşılığının olmasına dikkat edin; Dubai mahkemeleri fahiş cezaları dengeleyebilir. Ayrıca uyuşmazlık çözümü maddesi ekleyin: Tahkim mi, mahkeme mi, yoksa arabuluculuk mu kullanılacak belirtin. Eğer tahkim seçilecekse, hangi tahkim merkezi (örneğin DIAC – Dubai International Arbitration Centre veya ICC gibi) ve nerede yapılacağı açıkça yazılmalıdır.
  • İmza ve Formaliteler: BAE’de birçok resmi işlemde belgelerin noter tasdiki ve Apostil gerekmesi söz konusudur. Taraflar farklı ülkelerde ise, imzaların kendi ülkelerinde noterlenip BAE büyükelçiliğince onaylanması istenebilir. Bu nedenle kritik sözleşmeleri imza sürecine sokmadan önce avukatınıza danışarak tüm formaliteleri planlayın. Örneğin, Dubai’de gayrimenkul satış vaadi yapacaksanız, Türkiye’de imzalayıp Dubai’de kullanabilmek için konsolosluk onayı gerekecektir.

Unutulmamalıdır ki sözleşmeler, iyi günde bir kâğıt parçası gibi görünse de kötü günde en büyük güvencenizdir. Dubai’de ticaret yaparken, önleyici hukuk hizmeti almak ve sözleşmelerinizi tecrübeli hukukçulara hazırlatmak ileride çıkabilecek anlaşmazlıkları en aza indirecektir. Biz de müvekkillerimize sözleşme inceleme ve hazırlama hizmeti verirken, hem Türk hukukundaki tecrübemizi hem de Dubai uygulamalarına dair bilgimizi harmanlayarak olası riskleri önceden tespit ediyoruz. Böylece işler yolunda giderken hukuki zemin sağlam, işler tersine döndüğünde ise haklarınız koruma altında olur.

Fikri Mülkiyet Hakları ve Marka Tescili

Dubai’de iş yapan şirketler için markapatenttelif gibi fikri mülkiyet haklarının korunması da ticaret hukukunun önemli bir parçasıdır. BAE, fikri mülkiyet alanında uluslararası anlaşmalara taraf bir ülkedir ve fikri hakların korunmasına büyük önem verir. Özellikle marka ve patent tescilleri doğrudan ekonomik değere sahip olduğundan, Dubai’de faaliyet gösteren Türk şirketlerinin kendi markalarını tescil ettirmeleri kritik önem taşır.

Marka Tescili: Bir markayı Dubai’de (BAE genelinde) tescil ettirmek için BAE Ekonomi Bakanlığı’na başvuru yapılır. Tescil süreci yaklaşık 6-8 ay sürebilir ve yayın, itiraz, inceleme aşamalarını içerir. Türkiye’de tescilli bir markanız olsa bile, o markanın BAE’de korunması için ayrıca BAE’de tescil gerekmektedir – zira marka koruması ülkeseldir.

Marka tescili sayesinde, sizin izniniz olmadan Dubai’de kimse o markayı kullanamaz, taklit ürünlerin gümrükte yakalanmasını sağlayabilirsiniz ve ihlal durumunda hukuki yollara başvurabilirsiniz. Dubai Gümrükleri, marka sahiplerinin başvurusu halinde taklit veya kaçak ürünlere karşı sıkı önlem almaktadır. Bu nedenle özellikle ihracat yapan firmalar, markalarını tescil ettirip gümrük izlemesine kayıt ettirmelidir.

Patent ve Tasarımlar: Teknolojik bir buluşunuz ya da özel bir tasarımınız varsa, bunları da BAE nezdinde tescil edebilirsiniz. BAE Patent Yasası, buluşlara 20 yıl koruma sağlar. Patent tescili için ulusal başvuru yapılabileceği gibi, BAE’nin tarafı olduğu Patent İşbirliği Antlaşması (PCT) yoluyla uluslararası başvuru da yapılabilir. Tasarımlar için de 10 yıla kadar koruma söz konusudur. Özellikle mühendislik, makine ve yazılım alanlarında Dubai’de iş yapan şirketlerin patent ve yazılım telifi konularında danışmanlık alması tavsiye edilir. Aksi takdirde, değerli bir inovasyonun izinsiz kopyalanması halinde hak aramak güçleşir.

Telif Hakları: BAE, telif hakları konusunda uluslararası standartlara uygun bir mevzuata sahiptir. Yazılım, sanat eserleri, mimari projeler, kitaplar gibi eserler yaratıldığı anda korunur. Eğer bir yazılım şirketiyseniz veya yaratıcı bir içerik üretiyorsanız, telif haklarınız BAE’de de geçerlidir. Uyuşmazlık durumunda, hem cezai hem hukuki yollara başvurmak mümkündür. Örneğin, izinsiz yazılım çoğaltan bir kişi Dubai’de yakalanırsa ciddi para cezaları ve hapis cezası riski altındadır.

Alan Adı ve E-Ticaret: Dijital dünyada markanızı korumak için alan adı (domain) tescili de unutulmamalı. “.ae” uzantılı bir alan adı almak istiyorsanız, BAE’deki Telekom Düzenleyici Kurumu (TRA) tarafından akredite kayıt kuruluşlarına başvuru yapabilirsiniz. Alan adınızın başkalarınca alınması markanızın dijital itibarını zedeleyebilir, bu nedenle şirket isminizin veya markanızın .ae uzantılı domainini erken kayıt etmek önemlidir. Dubai’de e-ticaretin gelişmesiyle e-ticaret hukuku da önem kazanmıştır; kişisel verilerin korunması, mesafeli satış sözleşmeleri ve çevrimiçi ödemeler konularında da yasal uyum gözden kaçırılmamalıdır.

Fikri Hak İhlallerine Karşı Çözüm: Diyelim ki markanızın izinsiz kullanıldığını veya ürünlerinizin taklit edildiğini fark ettiniz. Dubai’de bu durumda yapabilecekleriniz şunlardır: Öncelikle uyarı ve ihtar mektubu ile karşı tarafı uyarabilirsiniz. Eğer sonuç alınamazsa, Dubai mahkemelerinde fikri mülkiyet ihlali davası açabilirsiniz.

Mahkemeden ihtiyati tedbir talep ederek, ihlal ürünlerinin üretiminin/dolasımının durdurulmasını isteyebilirsiniz. Ayrıca gümrük kanalıyla mevcut mallara el konulmasını sağlayabilirsiniz. BAE’de fikri mülkiyet ihlallerine karşı cezai yaptırımlar da mevcuttur; polis ve gümrük iş birliği ile baskınlar düzenlenip taklit ürünlere el konulabilmektedir. Örneğin, tanınmış bir Türk markasının taklit ürünlerini satan bir mağaza tespit edilirse, marka tescilli ise Dubai polisiyle işbirliği yapılarak ürünlere el konulup mağaza hakkında yasal işlem başlatılabilir.

Özetle, Dubai ticaret ortamında fikri mülkiyetin korunması hem hukuki hem de itibari açıdan hayati önemdedir. Markanızı, patentinizi veya eserlerinizi koruma altına almak, uzun vadede şirketinizin değerini ve rekabet gücünü sağlam tutar. Bilal Alyar Hukuk Bürosu olarak, Türkiye’den Dubai’ye açılan müvekkillerimize marka tescili, patent başvurusu ve olası ihlal durumlarında dava takibi konularında destek veriyoruz. Unutulmamalıdır ki, “marka” bir şirketin görünmeyen sermayesidir – Dubai gibi rekabetin yüksek olduğu bir arenada bu sermayeyi hukuken kayıt altına almak vazgeçilmezdir.

Ticari Uyuşmazlıkların Çözümü: Mahkemeler ve Tahkim

İş hayatında zaman zaman anlaşmazlıklar kaçınılmaz olabiliyor. Önemli olan, ortaya çıkan ticari uyuşmazlıkları etkin ve hızlı bir şekilde çözebilmektir. Dubai, bir ticaret merkezi olması nedeniyle uyuşmazlık çözüm mekanizmalarını da geliştirmiştir. Bu başlıkta, Dubai’de karşılaşılabilecek ticari uyuşmazlıkların nasıl çözüleceğini ve hangi yolların izlenebileceğini ele alacağız.

1. Arabuluculuk ve Dostane Çözüm Yolları: BAE, ticari ihtilaflarda mümkün olduğunca tarafların sulh yoluyla anlaşmasını teşvik eder. Hatta Dubai’de bazı uyuşmazlık türlerinde dava açmadan önce uzlaştırma komitesine başvurma şartı bulunmaktadır. Örneğin, kira uyuşmazlıklarında Dubai Kira Uyuşmazlık Komitesi, işçi-işveren anlaşmazlıklarında İş Uyuşmazlıkları Uzlaştırma Merkezi devreye girer. Ticari davalarda ise zorunlu olmasa da arabuluculuk yöntemi son yıllarda yaygınlaşmaktadır.

Dubai Uluslararası Arabuluculuk Merkezi gibi kuruluşlar, tarafların mahkemeye gitmeden anlaşmasına yardımcı olur. Eğer taraflar arabuluculukla anlaşırsa, yapılan anlaşma mahkeme kararı gücünde icra edilebilir hale getirilebilir. Özellikle iki firma arasındaki para alacak verecek uyuşmazlıklarında, mahkemeye gitmeden hızlıca sonuca ulaşmak her iki tarafın da yararına olacağından arabuluculuk seçeneğini değerlendirmek gerekir.

2. Dubai Mahkemeleri: Arabuluculuk başarısız olursa veya zaten anlaşma ihtimali yoksa, o zaman yargı yoluna başvurulur. Dubai’de iki türlü yargı sistemi bulunduğunu unutmamak gerek: BAE yerel mahkemeleri ve serbest bölge mahkemeleri. İlk olarak BAE’nin genel yargı sistemine bakalım. Dubai, kendine özgü yerel mahkeme sistemine sahip bir emirliktir (Abu Dabi ve Ras Al Khaimah da benzer şekilde federal sistemden kısmen ayrıdır). Dubai yerel mahkemeleri üç kademelidir: Birinci Derece Mahkemesi (Court of First Instance)İstinaf Mahkemesi (Court of Appeal) ve Dubai Mahkemeleri Kasasyon Dairesi (Court of Cassation).

Ticari bir davaya genelde ilk derece mahkemesinde başlanır; burada hem olgular hem hukuk tartışılır. Karardan memnun kalmayan taraf, belirli süre içinde İstinaf’a başvurabilir. İstinaf Mahkemesi, olayı ve hukuku tekrar değerlendirip yeni bir karar verir. İstinaf kararları, eğer dava değeri belirli bir eşik üzerindeyse veya hukuki bir mesele varsa, son olarak Kasasyon Mahkemesi’ne götürülebilir. Kasasyon, yalnızca hukuki konulara bakar ve emsal niteliğinde kararlar verir. Ancak BAE hukuk sisteminde içtihat (emsal karar) sistemi bağlayıcı değildir; yani daha önce benzer konuda verilmiş Yüksek Mahkeme kararı olsa bile alt mahkeme bundan teorik olarak bağımsızdır (yine de uygulamada yönlendirici etkisi vardır).

Dubai mahkemelerinde yargılama Arapça yapıldığı ve yabancıların mahkemede kendi kendini temsil etme hakkı olmadığı için, bir yerel avukatla çalışma zorunluluğu olduğunu tekrar vurgulayalım. Dava açmak isteyen bir Türk şirketi, bir BAE vatandaşı avukat ile vekalet ilişkisi kurmalıdır. Vekaletnamenin Türkçe hazırlanıp Dubai Konsolosluğu’nda onaylanması ve ardından BAE Dışişleri Bakanlığı’nda tasdik edilmesi gibi prosedürler vardır.

Bu vekaletname ile avukat sizin adınıza davayı açar ve takip eder. Dubai’de dava dilekçeleri, savunmalar ve tüm dosya içeriği Arapçadır. Tarafınızdan sağlanan Türkçe/İngilizce belgeler yeminli tercümanlarca Arapçaya çevrilerek dosyaya konur. Duruşmalarda genellikle taraf avukatları hazır bulunur, taraflar genelde duruşmaya katılmaz (özellikle şirketler adına avukatlar tüm süreci yürütür). Mahkeme, gerekli gördüğü tanıkları veya bilirkişileri dinleyebilir. Özellikle karmaşık ticari davalarda bilirkişi incelemesi yaygındır; örneğin, bir inşaat projesiyle ilgili anlaşmazlık varsa mühendis bilirkişi raporu istenebilir.

Dubai mahkemelerinde yargılama süreleri, davanın niteliğine göre değişir. Basit bir alacak davası 6-12 ayda sonuçlanabilirken, delil durumu karmaşık ve meblağ yüksek davalar birkaç yıl sürebilir (istinaf ve temyiz aşamaları dahil). Mahkeme masrafları da dava değerine bağlı olarak hesaplanır; örneğin Dubai’de bir ticari dava açarken dava değerinin %6’sı oranında mahkeme harcı alınması yaygın bir uygulamadır. (Not: Bu oran davanın türüne göre değişebilir ve belirli bir üst sınırı vardır, ancak genel bir fikir vermesi açısından önemlidir.) Ayrıca, davayı kazanan taraf genellikle yargılama giderlerinin karşı taraftan tahsilini talep edebilir, ancak BAE’de avukatlık ücretlerinin karşı tarafa yükletilmesi sınırlı ölçüdedir (mahkeme makul bir vekalet ücreti takdir eder, genelde gerçek avukat masrafının tamamı değil bir kısmı ödenir).

3. Serbest Bölge Mahkemeleri (DIFC ve ADGM): Dubai’nin uluslararası ticaretteki özel konumuna binaen, İngiliz hukuk sistemi prensiplerine göre çalışan ayrı yargı mercileri de bulunmaktadır. Özellikle DIFC (Dubai International Financial Centre) Courts, Dubai içinde ayrı bir yargı yetkisi kullanır. DIFC, kendi ticari kanunları ve İngilizce yargılama diliyle, yabancı yatırımcıların hukuki ihtilaflarını çözmeyi amaçlayan bir serbest bölge mahkeme sistemidir. Taraflar sözleşmelerinde DIFC Courts’u yetkili kılabilirler; bu durumda uyuşmazlık bağımsız DIFC yargı sistemi içinde, İngiliz ortak hukuk ilkelerine göre ve İngilizce olarak görülür.

DIFC mahkemelerinin kararları, BAE yerel mahkemelerinin kararları gibi Dubai’de icra edilebilir (Dubai mahkemeleri ile DIFC arasında karşılıklı tanıma anlaşması mevcuttur). DIFC mahkemeleri, hızlı prosedürleri ve uluslararası geçerliği olan kararlarıyla bilinir. Benzer şekilde Abu Dabi’de de ADGM Courts vardır (Abu Dhabi Global Market Courts). Eğer Türk yatırımcılar olarak İngilizce bir yargılama ortamında, ortak hukuka göre karar alınmasını tercih ediyorsanız, sözleşmelerinize DIFC yargı yetkisi maddesi koymayı düşünebilirsiniz. Ancak bu tercihin artıları eksileri iyi değerlendirilmeli, zira bazen DIFC’de dava açmak yerel mahkemelere göre daha maliyetli olabilmektedir.

4. Tahkim (Arbitration): Dubai, uluslararası tahkim konusunda da bir merkez haline gelmiştir. Tahkim, tarafların anlaşmazlıklarını devlet mahkemeleri yerine özel hakem heyetleri önünde çözmesidir. Dubai’de önde gelen tahkim merkezleri arasında Dubai International Arbitration Centre (DIAC) ve DIFC-LCIA (London Court of International Arbitration işbirliğiyle) sayılabilir. Tahkime gitmenin en önemli avantajları, tarafların hakemleri seçebilmesi, sürecin gizli olması ve kararın nispeten daha hızlı alınabilmesidir. Özellikle büyük çaplı inşaat projelerinde ve uluslararası ticari sözleşmelerde Dubai’de tahkim şartı oldukça yaygındır.

Tahkim kararı (hakem kararı) çıktıktan sonra, borçlu taraf gönüllü olarak ödeme yapmazsa bu kararı Dubai yerel mahkemelerinde icra ettirmek gerekir. BAE, 2006’dan beri New York Tahkim Sözleşmesi’ne taraftır; dolayısıyla Dubai’de verilen bir tahkim kararı Türkiye’de, Türkiye’de verilen bir tahkim kararı da Dubai’de tanınır ve icra edilebilir durumdadır. Ancak burada prosedürel bazı adımlar vardır: Tahkim kararını icra mahkemesine sunarken, kararın aslı, tahkim sözleşmesinin (sözleşmedeki tahkim klozu) aslı ve bunların Arapça tercümeleri ibraz edilir. Mahkeme, kararın kamu düzenine aykırı olup olmadığına veya tahkim prosedürünün usulüne uygun yürütülüp yürütülmediğine bakar. Genel olarak Dubai mahkemeleri, düzgün yapılmış tahkim kararlarını tanımakta ve icraya koymaktadır.

5. Yabancı Mahkeme Kararlarının Tanınması: Türk mahkemelerinden aldığınız bir kararın Dubai’de geçerli olması veya Dubai mahkemesinin kararının Türkiye’de tanınması meselesi de önemli olabilir. Türkiye ile BAE arasında doğrudan bir adli yardımlaşma veya karşılıklı tanıma anlaşması bulunmamaktadır. Bu durumda mütekabiliyet (karşılıklılık) ilkesi çerçevesinde hareket edilir. Uygulamada, Dubai mahkemeleri Türk mahkeme kararlarının tanınması taleplerini incelerken Türkiye’nin de BAE kararlarını tanıyıp tanımadığına bakar.

Bazı hallerde, özellikle parasal alacak kararlarında, Dubai mahkemesi Türk mahkeme kararını yeni bir davada delil olarak değerlendirmeyi tercih edebilir. Dolayısıyla, önemli bir uyuşmazlıkta en baştan Dubai’de dava açmış olmak bazen sonradan tanıtmaya çalışmaktan daha pratik olabilmektedir. Bu karmaşık alanda mutlaka her iki ülke hukukuna vakıf bir avukatın yönlendirmesiyle hareket edilmelidir.

Sonuç olarak, Dubai’de ticari uyuşmazlıkların çözümü için çok çeşitli mekanizmalar vardır ve her birinin stratejik avantajları bulunmaktadır. Küçük meblağlı veya ilişkisel davalarda arabuluculuk ve dostane çözüm daha uygunken, yüksek meblağlı veya ilkeli konularda mahkeme veya tahkim yoluna gitmek gerekebilir. Süreç ne olursa olsun, uzman bir avukatla çalışmak başarı şansınızı ciddi şekilde artırır. Biz de Avukat Bilal Alyar olarak, İstanbul’dan müvekkillerimizin Dubai’deki hukuk süreçlerini yakından takip ediyor, yerel avukat ekibimizle koordinasyon halinde haklarınızı sonuna dek savunuyoruz.

Dava Süreci ve Delil Toplama Dubai’de

Bir ticari uyuşmazlığın yargıya intikal etmesi durumunda, dava açma süreci ve delillerin etkin sunumu sonucun lehimize olmasında belirleyici rol oynar. Dubai’de dava sürecinin nasıl ilerlediğini ve bu süreçte nelere dikkat edilmesi gerektiğini adım adım inceleyelim:

Dava Açmadan Önce Hazırlık: Öncelikle, dava yoluna gitmeden önce mümkünse karşı tarafla uzlaşma yollarını denediğinizden emin olun. Çünkü mahkemeye başvurduğunuzda hakim, tarafların önceden bir çözüm girişiminde bulunup bulunmadığına da bakabilir. Uzlaşma olmadıysa, avukatınız aracılığıyla durum tespiti yapılır: Alacak iddianız mı var, sözleşme ihlali mi söz konusu, yoksa haksız bir fiilden mi zarar gördünüz – buna göre hukuki dayanaklar belirlenir. Türk müvekkiller için bu aşamada önemli bir konu, mevcut delillerin derlenmesidir: Sözleşmeler, fatura ve makbuzlar, yazışmalar (e-postalar, WhatsApp mesajları vb.), tanık beyanları, varsa ekspertiz raporları.

Dubai mahkemeleri, belgeye dayalı delillere çok önem verir. Bu nedenle, elinizdeki bütün yazılı kanıtları avukatınıza iletin. Eğer delillerden bazıları Türkçe ise, bunların yeminli tercüman tarafından Arapçaya çevrilmesi gerekecektir (orijinaliyle birlikte sunulur). Yine, Türkiye’den alınmış belgelerin (örneğin ticaret sicil belgesi, mahkeme kararı, nüfus kayıt örneği vb.) Dubai’de geçerli olabilmesi için Apostil tasdiki ve gerektiğinde BAE Büyükelçiliği onayı olması gerektiğini unutmayın.

Davanın Açılması: Avukatınız, yetkili mahkemede dava dilekçesini hazırlayarak davayı resmi olarak başlatır. Dava dilekçesinde tarafların bilgileri, olayların özeti, hukuki gerekçeler ve talepler açıkça belirtilir. Dilekçeye dayanak tüm deliller eklenir (veya elde değilse gelecekte sunulacağı belirtilir). Dubai’de ticari davalarda yazılı usul esastır; yani dilekçeler ve belgeler üzerinden ilerlenir, duruşmalar genelde kısa ve prosedüre yöneliktir. Dava dilekçesi verilip harç ödendikten sonra mahkeme bir esas numarası atar ve karşı tarafa tebligat yapılır.

Tebligat, karşı taraf Dubai’de ise mahkeme memurları eliyle veya elektronik sistemle yapılır. Karşı taraf Türkiye’de ise tebligat uluslararası adli yardım yoluyla iletilebilir. Tebligatın düzgün yapılıp yapılmadığı kritik önemdedir, zira karşı taraf mahkemeye gelmezse bile geçerli tebligat varsa dava gıyabında ilerleyebilir.

Savunma ve Cevap Dilekçeleri: Karşı taraf, tebligatı aldıktan sonra belli bir süre içinde (genelde 30 gün) cevap dilekçesi sunar. Bu dilekçede iddiaları kabul veya reddeder, kendi vakıasını ortaya koyar ve mümkünse karşı delillerini ekler. Ticari davalarda davalı da karşı dava (reconvention) açabilir; örneğin siz alacak davası açtınız, o da malın ayıplı olduğunu iddia ederek tazminat istemli karşı dava açabilir. Mahkeme bu durumda davaları birleştirerek görür. İlk cevap dilekçesinden sonra, mahkeme genellikle taraflara birer dilekçe hakkı daha verir (replik ve düplik aşamaları). Bu yazışmalar tamamlandığında ön inceleme duruşması gibi bir duruşma yapılır; hakim uyuşmazlık konularını netleştirir ve gerekiyorsa bilirkişi ataması veya keşif gibi konulara karar verir.

Delillerin Sunulması: Dubai’de delil toplama aşaması, Türk hukukuna göre daha az yargıç müdahaleli olsa da taraflar açısından titiz olmayı gerektirir. Belge delilleri en güvenilir kaynaklardır. Tanık deliline de imkân vardır; ancak tanıkların ifadesi genelde yazılı beyan şeklinde alınır veya mahkeme huzurunda kısaca dinlenebilir. Tanıkların Arapça bilmesi beklenir; bilmiyorsa tercüman huzurunda ifade verirler. 

Bilirkişi incelemesi oldukça yaygındır: Özellikle hesap uzmanı, grafolog (imza incelemesi için), mühendis gibi bilirkişiler dosyaya dahil edilebilir. Mahkeme bir bilirkişi atarsa, taraflar bilirkişi masrafını depo eder ve bilirkişinin hazırladığı rapora itiraz hakları vardır. Bilirkişi raporları, mahkemeyi bağlamaz ancak çoğunlukla kararlar rapor doğrultusunda çıkmaktadır. Bu nedenle, bilirkişi incelemesi sürecinde de avukatınızla birlikte aktif olun; bilirkişiye sunulacak argümanları ve verileri iyi hazırlayın.

Geçici Hukuki Korumalar: Dava devam ederken alacağınızın veya hakkınızın boşa çıkmasını önlemek için ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz talep edebilirsiniz. Örneğin, yüksek meblağlı bir alacak için dava açtıysanız, borçlunun mal kaçırmasını önlemek amacıyla malvarlığına tedbir konulmasını isteyebilirsiniz. Dubai mahkemeleri, teminat karşılığı ihtiyati haciz verebilmektedir. Genellikle talep edilen tedbirin niteliğine göre davacıdan belli bir nakit teminat mahkeme veznesine depo etmesi istenir (karşı taraf haksız tedbir nedeniyle zarar görürse buradan tazmin edilir). İhtiyati tedbir kararı hızlıca (çoğu kez tek taraflı başvuru ile) alınabilir ve polis/icra marifetiyle uygulanır.

Karar ve İcra Aşaması: Dava sonunda mahkeme kararını verir. Karar Arapça yazılır; eğer taraflar katılmadıysa mahkeme kalemi kararı tebliğ eder. İlk derece kararına karşı tarafların 30 gün içinde istinaf hakkı vardır. Bu süre geçip karar kesinleştiğinde veya üst mahkeme kararı geldiğinde, kazanan taraf icra takibi başlatabilir. Dubai’de mahkeme kararlarının icrası için ayrı bir İcra Mahkemesi bölümü vardır.

İcra mahkemesi, borçlu borcunu ödemezse malvarlığı araştırması yapar, banka hesaplarını dondurabilir, araç ve gayrimenkullerine haciz koyabilir. Hatta borçlu yurt dışına kaçmasın diye seyahat yasağı bile konulabilir (özellikle büyük borçlarda uygulanır). Uygulamada, Dubai’de bir mahkeme kararına uyulmaması ciddi yaptırımlar doğurur; bu yüzden alacaklı için icra aşaması etkin çalışır. Tabii, alacağın tahsili için borçlunun malvarlığının bulunması şarttır. Eğer borçlu şirket iflas durumundaysa, BAE İflas Kanunu hükümleri devreye girer ve iflas masasına kayıt olmanız gerekebilir.

Delillerin Korunması: Son olarak, delillerin dava öncesi korunmasına değinelim. Bazen dava açmadan önce delillerin yok edilmesi riski vardır. Bu durumda delil tespiti talep edilebilir. Örneğin, bir üretim tesisinde hatalı üretimden kaynaklı zarar davası açacaksanız, dava öncesi o ürünlere ilişkin delil tespiti (keşif) yaptırabilirsiniz. Dubai’de de mahkemeler, hızlı bir taleple uzman atayarak delil tespiti işlemi yapabilir. Bu sayede ileride delillerin karartılması önlenmiş olur.

Görüldüğü gibi, Dubai’de dava süreci titiz bir hazırlık, düzenli takip ve uzmanlık gerektiren bir maraton gibidir. Her aşamada doğru hamleleri yapmak, süreleri kaçırmamak ve usul kurallarına riayet etmek başarının anahtarıdır. Bizim rolümüz, müvekkillerimizi bu maratonda güvenle temsil etmek ve haklarını sonuna kadar savunmaktır. İstanbul’dan yürüttüğümüz koordinasyonla, Dubai’deki avukatlarımız aracılığıyla her bir dava dosyasını yakından izliyor, müvekkilimize düzenli bilgi akışı sağlıyoruz. Böylece yabancı bir ülkede dahi olsa, müvekkillerimiz davalarının emin ellerde olduğunu bilerek işlerine odaklanabiliyorlar.

Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

Dubai’de şirket kurmak için yerel ortak (sponsor) gerekiyor mu?

Cevap: Geçmişte evet, Dubai ana karasında (mainland) şirket kurmak isteyen yabancıların %51 oranında BAE vatandaşı bir ortak (sponsor) alması zorunluydu. Ancak 2020 yılında yapılan mevzuat değişikliği ile çoğu sektörde bu zorunluluk kaldırıldı. Artık yabancı yatırımcılar, petrol, gaz, savunma gibi birkaç istisnai sektör dışında, Dubai’de %100 yabancı hissedarlı şirket kurabiliyorlar.

Yani yerel ortak bulma şartı büyük ölçüde tarihe karıştı. Yine de bazı iş kollarında yerel acenteler veya temsilciler gerekebiliyor (örneğin bir yabancı şirketin şube açması durumunda “service agent” denilen bir yerel temsilci ataması gerekebiliyor). Serbest bölge şirketlerinde ise zaten eskiden beri %100 yabancı sermaye mümkündü. Özetle, günümüz itibarıyla Dubai’de şirket kurarken genel olarak bir yerel ortak almak zorunda değilsiniz; fakat faaliyet alanınıza özgü düzenlemeleri avukatınıza danışarak kontrol etmeniz faydalı olacaktır.

Dubai’de mahkemede kendimi avukat tutmadan temsil edebilir miyim?

Cevap: Hayır. BAE yasalarına göre Dubai mahkemelerinde davanızı bizzat takip etme imkanınız yoktur; sadece BAE lisanslı avukatlar mahkemelerde vekil olarak temsil yapabilir. Yabancı bir yatırımcı veya şirket yetkilisi olarak duruşmalara katılabilirsiniz ama doğrudan hakim karşısında dilekçe sunamaz veya savunma yapamazsınız.

Bu nedenle, Dubai’de dava açmak veya savunma yapmak için bir yerel avukat ile anlaşmak zorunludur. İyi haber, serbest bölge mahkemelerinden DIFC Courts gibi yerlerde yabancı avukatların da kayıt olarak dava takip etmesi mümkün; ancak genel Dubai yargı sisteminde mutlaka Emirlik vatandaşı bir avukat bulunmalı. Bu kural, hukuk sisteminin profesyoneller eliyle işlemesini sağlama amacı taşır. Sonuç olarak, Dubai’de hukuki bir süreçte haklarınızı korumak için güvenilir bir avukat tutmanız şarttır – aksi halde usulen de işlem yapmanız mümkün olmaz.

Dubai mahkemelerinde resmi dil hangisidir? İngilizce kullanılabilir mi?

Cevap: Resmi yargı dili Arapçadır. Mahkemelere sunulan tüm dilekçe ve belgelerin Arapça olması gerekmektedir; başka dildeki evrakların yeminli tercüman tarafından Arapçaya çevrilmesi zorunludur. Mahkeme duruşmalarında hakim ve avukatlar Arapça konuşur. Taraflar veya tanıklar Arapça bilmiyorsa, bir tercüman yardımıyla ifadeler alınır. Bununla birlikte, 2023’te yürürlüğe giren yeni usul yasasıyla belirli durumlarda İngilizce diline izin çıkmıştır. Özellikle ticari ihtilaflara bakan bazı özel mahkemelerde veya tarafların yabancı olduğu özel durumlarda, Yargı Konseyi kararıyla İngilizce yargılama yapılabilmesi teorik olarak mümkün hale geldi.

Ayrıca DIFC gibi İngilizce çalışan mahkemeler de vardır (serbest bölge mahkemesi). Fakat Dubai’nin genel mahkeme sistemi için konuşursak, tüm süreci Arapça yürütmeye hazırlıklı olmalısınız. Eğer İngilizce hazırlanmış bir sözleşmeyle dava açacaksanız, onun Arapça tercümesini de hazır etmek durumundasınız. Kısacası, Dubai’de hukuki işlemlerde Arapça kraldır; İngilizce yaygın iş dili olsa da mahkeme dili olarak sınırlı bir rolü vardır.

Dubai’de yazılan bir çek karşılıksız çıkarsa hukuki sonucu ne olur?

Cevap: BAE, çek kullanımının çok yaygın olduğu bir ülkeydi ve geçmişte karşılıksız çek ciddi bir suç olarak kabul edilirdi. Önceden hesabında para olmayan kişinin çek yazması durumunda hapis cezasına varan yaptırımlar vardı. Ancak Ocak 2022 itibariyle yürürlüğe giren yeni düzenlemelerle, yeterli bakiye olmadan çek yazmak (yani karşılıksız çek) artık doğrudan cezai suç olmaktan çıkarıldı. Bunun yerine, çekin kısmen ödenmesi, karşılıksız çıkan miktar için idari para cezaları gibi daha esnek mekanizmalar getirildi.

Yeni düzenlemeye göre, kötü niyetli haller (örneğin sahtecilik, dolandırma kastıyla çek verme) dışındaki karşılıksız çek durumları adli cezadan ziyade sivil yaptırıma tabi. Bu şu anlama geliyor: Karşılıksız bir çek söz konusuysa, alacaklı kişi polis yoluyla sizi hapse attıramaz ancak icra takibi yaparak alacağını tahsil etmeye çalışır ve çekle ilgili banka nezdinde idari cezalar devreye girer. Yine de, pratikte bankalar karşılıksız çek veren kişilerin sicilini tuttuğundan, bu durum itibarınızı ve kredi değerliliğinizi olumsuz etkiler.

Ayrıca alacaklı, Dubai icra mahkemesinden borcun ödenmesi için zorlayıcı tedbirler talep edebilir (örneğin borçluya yurt dışına çıkış yasağı konması gibi). Özetle, karşılıksız çek düzenlemek artık hapis cezası getirmese de borcun ödenmesi yükümlülüğü baki kalır ve hukuki açıdan ciddi sonuçlar doğurmaya devam eder. Bu yüzden Dubai’de çek kullanırken çok dikkatli olunmalı, çekin vadesinde karşılığının bulunması sağlanmalıdır.

Dubai’de açılan bir dava ne kadar sürer?

Cevap: Dava süresini etkileyen pek çok faktör vardır, bu nedenle net bir süre vermek zordur. Ancak genel bir çerçeve çizmek gerekirse: Basit ticari davalar (örneğin belgeye dayalı açık bir alacak davası) Dubai Birinci Derece Mahkemesinde ortalama 6 ay ila 1 yıl içinde karara çıkabilir. Taraflar istinafa gitmez ve borç hemen ödenirse süreç bu kadarla kalır. Ancak genellikle davalı taraf istinaf ettiğinden, İstinaf Mahkemesi süreci için yaklaşık bir 6 ay – 1 yıl daha eklemek gerekir. Eğer temyiz (Kasasyon) yoluna da başvurulursa, orada yalnız hukuki inceleme yapıldığı için süreç biraz daha kısa olabilir, yaklaşık 3-6 ayda sonuçlanabilir. Bu durumda toplam süre 1.5 – 2 yılı bulabilir. 

Karmaşık ve yüksek meblağlı davalar ise daha uzun sürer; bilirkişi incelemeleri, ek raporlar, tanıklar derken ilk derece yargılama bile 1-2 yıl alabilir. Üst mahkemelerle beraber 3-4 yıla yayılması mümkündür. Tabii, tahkim yoluna gidilirse genellikle tahkim mahkemesi tarafların belirlediği sürelerde (örneğin 6 ay – 1 yıl içinde) karar verebilir, bu da daha hızlı olabilir.

DIFC Mahkemeleri gibi İngilizce çalışan mahkemelerde de süreler bazen yerel mahkemelere kıyasla daha kısa olabilmektedir. Sonuç olarak, Dubai’de dava süresi için “en iyi ihtimalle birkaç ay, genelde 1-2 yıl, kötü ihtimalle birkaç yıl” diyebiliriz. Bu belirsizlik nedeniyle, iş insanları her zaman dostane çözümü ve tahkimi değerlendirmelidir. Ayrıca dava sırasında alacakların güvence altına alınması (ihtiyati haciz vs.) önemlidir ki, uzun süreç sonunda karar kazanılsa bile borç tahsil edilebilir olsun.

Sonuç ve Özet

Dubai, sunduğu muazzam ticari fırsatlarla Türk yatırımcılar ve şirketleri için cazip bir merkez olmayı sürdürüyor. Ancak bu fırsatların güvenle değerlendirilmesi, Dubai ticaret hukukunun tüm yönleriyle doğru anlaşılmasına ve uygulanmasına bağlı. Bu mega rehberde Dubai ticaret hukukunun tanımından şirket kuruluş süreçlerine, hukuki ihtilaflardan sözleşme detaylarına kadar kapsamlı bir bakış sunmaya çalıştık. Görüldüğü üzere, Dubai’de iş yaparken hukuk sistemi ve usuller bakımından Türkiye’den farklı, kendine özgü bir düzenle karşı karşıyayız. İstanbul ve Marmara Bölgesi başta olmak üzere Türkiye genelindeki müvekkillerimiz, Dubai’de karşılaştıkları hukuki meselelerde uzman desteği alarak risklerini en aza indirebilir ve haklarını koruma altına alabilirler.

Avukat Bilal Alyar olarak, uluslararası tecrübemiz ve yerel işbirliklerimiz sayesinde müvekkillerimize “tek durak” çözüm sağlamaktayız. Dubai ticaret hukukuyla ilgili herhangi bir sorunuz olduğunda veya profesyonel hukuki desteğe ihtiyaç duyduğunuzda, iletişim sayfamızdan bize ulaşabilirsiniz. İstanbul’daki ofisimiz, Dubai’deki hukuk danışmanlarımızla koordineli şekilde, sizin için en güvenli yol haritasını çizecek ve işlemlerinizi yönetecektir.

Unutmayın, küresel ticaretin kalbinin attığı Dubai’de “doğru hamle, doğru zamanda yapılan hamledir.” Bu doğru hamleleri yapmak ise güçlü bir hukuki bilgi ve deneyim gerektirir. Bu rehberde aktardığımız bilgiler ışığında, Dubai’de ticaret yaparken artık daha bilinçli adımlar atabilirsiniz. Dubai ticaret hukuku alanında deneyimli bir ekiple çalışarak, sınır ötesi ticaretin belirsizliklerini avantaja çevirmeniz mümkündür. Biz de Avukat Bilal Alyar olarak, İstanbul’dan Dubai’ye uzanan hukuki desteğimizle her adımda yanınızdayız. İş hayatınızda başarılar diler, hukuki konularda her zaman danışmanınız olmaktan memnuniyet duyacağımızı belirtiriz.

Okuduğunuz için teşekkürler. Dubai’deki hukuki ihtiyaçlarınız için uzman desteği almak isterseniz, çekinmeden bize ulaşabilirsiniz – “Uluslararası tecrübe, güvenilir çözüm” mottosuyla her zaman hizmetinizdeyiz. 

Dubai çözüm ofisimiz ile dubaide e ticaret hukuku , hukuk bürosu dubaide ticaret hukuku alanlarında çözüm üretiyoruz.

https://u.ae/en

https://inhak.adalet.gov.tr/Home/Index

Dubai Avukatı

Dubai Ceza Hukuku

Dubai Ticaret Hukuku

Dubai Türk Avukat

Dubai Türk Avukat

Dubai Avukatlık Ücreti

Dubai Ticaret Hukuku