WhatsApp

Bu rehberde, ceza hukuku avukatı i̇stanbul konusunu 5237 sayılı TCK ve 5271 sayılı CMK çerçevesinde kapsamlı bir şekilde ele alıyoruz. Güncel yasal düzenlemeler, uygulamadaki önemli noktalar ve sıkça sorulan sorulara ayrıntılı yanıtlar bulacaksınız. Her hukuki uyuşmazlık kendine özgü koşullar içerdiğinden, somut durumunuza ilişkin değerlendirme için bir avukata danışmanızı öneriyoruz.

Ceza avukatı İstanbul arayışındaysanız, ceza hukuku alanında deneyimli bir avukatın desteği hayati önem taşır. Ceza davaları, bireylerin özgürlüğünü, itibarını ve geleceğini doğrudan etkileyen hukuki süreçlerdir. Bu nedenle soruşturma aşamasından temyiz sürecine kadar her adımda profesyonel hukuki destek almak, haklarınızın korunması açısından kritik öneme sahiptir. Av. Bilal Alyar, İstanbul Barosu’na kayıtlı (Sicil No: 54965) olarak Kartal/İstanbul merkezli bürosuyla ceza hukuku alanında kapsamlı avukatlık hizmeti sunmaktadır.

Hukuki destek almak için iletişime geçin.

→ İletişim sayfamızı ziyaret edin

Ceza Hukuku Nedir ve Kapsamı

Ceza hukuku, toplumsal düzeni korumak amacıyla suç olarak tanımlanan eylemleri ve bu eylemlere uygulanacak yaptırımları düzenleyen hukuk dalıdır. Türk Ceza Kanunu (TCK), Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) ve Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun bu alanın temel mevzuatını oluşturur.

Ceza hukukunun kapsamı oldukça geniştir. Malvarlığına karşı suçlar (hırsızlık, dolandırıcılık, güveni kötüye kullanma), kişilere karşı suçlar (kasten yaralama, tehdit, hakaret), topluma karşı suçlar (genel tehlike yaratan suçlar, çevreye karşı suçlar) ve devlete karşı suçlar (rüşvet, irtikap, zimmet) bu kapsamda değerlendirilir. Ayrıca bilişim suçları, uyuşturucu madde suçları, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar ve ekonomik suçlar da ceza hukukunun önemli alt dallarını oluşturur.

Ceza hukuku, maddi ceza hukuku ve şekli ceza hukuku olmak üzere iki ana bölüme ayrılır. Maddi ceza hukuku, suçun unsurlarını ve ceza yaptırımlarını düzenlerken; şekli ceza hukuku (ceza muhakemesi hukuku) ise soruşturma, kovuşturma, yargılama ve infaz süreçlerinin nasıl yürütüleceğini belirler. Bu nedenle ceza avukatı İstanbul başvurusunda hem maddi hem usul hukuku bilgisi kritik önem taşır.

Türk ceza hukuku sisteminde kanunilik ilkesi temel prensiptir. “Kanunsuz suç ve ceza olmaz” (nullum crimen nulla poena sine lege) prensibi gereğince, bir eylem ancak kanunda açıkça suç olarak tanımlanmışsa cezalandırılabilir. Buna ek olarak, masumiyet karinesi gereği her birey suçluluğu kesinleşene kadar masum kabul edilir. Dolayısıyla ceza avukatının görevi, müvekkilinin bu temel haklarının her aşamada korunmasını sağlamaktır.

Ceza yaptırımları arasında hapis cezası (ağırlaştırılmış müebbet, müebbet, süreli hapis), adli para cezası ve güvenlik tedbirleri yer alır. Özellikle İstanbul gibi büyük metropollerde ceza davalarının karmaşık yapısı ve yoğun dava yükü, profesyonel bir ceza avukatının desteğini zorunlu kılmaktadır.

Ceza Avukatı ne Yapar — Görev ve Sorumlulukları

Ceza avukatı, ceza hukuku alanında müvekkillerini soruşturma ve kovuşturma süreçlerinde temsil eden, savunma hakkının etkin kullanılmasını sağlayan hukuk profesyonelidir. Ceza avukatının görevleri oldukça kapsamlıdır ve her aşamada farklı sorumluluklar içerir.

Soruşturma aşamasında ceza avukatı, müvekkilinin ifade verme sürecinde yanında bulunur, gözaltı ve tutuklama kararlarına itiraz eder, delillerin hukuka uygun şekilde toplanıp toplanmadığını denetler ve müvekkilinin haklarını korur. Savcılık işlemlerine karşı başvuru yollarını kullanarak müvekkilinin lehine olan delillerin dosyaya eklenmesini sağlar.

Kovuşturma aşamasında ise ceza avukatı, iddianameye karşı savunma hazırlar, duruşmalarda müvekkilini temsil eder, tanık sorgulaması yapar, bilirkişi raporlarına itiraz eder ve mahkemeye hukuki görüşlerini sunar. Özellikle İstanbul’daki ağır ceza ve asliye ceza mahkemelerinde yürütülen davalarda, avukatın mevzuata hakimiyeti ve dava stratejisi belirleyici rol oynar.

Ceza avukatının diğer görevleri arasında müşteki (mağdur) vekilliği de bulunmaktadır. Suç mağdurlarının haklarının korunması, tazminat taleplerinin takibi ve şikâyet dilekçelerinin hazırlanması da ceza avukatının sorumluluk alanına girer. Nitekim aile hukuku kapsamındaki bazı suçlar (örneğin tehdit, hakaret, fiziksel şiddet) da ceza avukatının müdahalesini gerektirebilir.

İstanbul’da görev yapan ceza avukatları, Anadolu Adliyesi ve İstanbul Adliyesi başta olmak üzere birçok adliyede dava takibi yapmaktadır. Avukat seçiminde baroya kayıtlı olma, ceza hukuku alanındaki tecrübe ve başarılı dava geçmişi önemli kriterlerdir.

Ceza Davası Türleri — Asliye Ceza ve Ağır Ceza

Ceza davaları, suçun ağırlığına ve öngörülen ceza miktarına göre farklı mahkemelerde görülür. Türk yargı sisteminde ceza davaları temel olarak asliye ceza mahkemeleri ve ağır ceza mahkemelerinde yürütülür. Ancak bunların yanı sıra çocuk mahkemeleri, çocuk ağır ceza mahkemeleri ve fikri ve sınai haklar ceza mahkemeleri gibi özel mahkemeler de bulunmaktadır.

Asliye ceza mahkemeleri, ağır ceza mahkemesinin görev alanına girmeyen ve kanunda ayrıca özel bir mahkemenin görevli olarak belirlenmediği tüm ceza davalarına bakar. Genel olarak 10 yıla kadar hapis cezası öngörülen suçlar asliye ceza mahkemesinin görev alanındadır. Hırsızlık, basit dolandırıcılık, tehdit, hakaret, basit yaralama, trafik suçları ve güveni kötüye kullanma gibi suçlar bu mahkemelerde görülür.

Ağır ceza mahkemeleri ise ağırlaştırılmış müebbet hapis, müebbet hapis ve on yıldan fazla hapis cezası gerektiren suçlara bakar. Ayrıca kanunda açıkça ağır ceza mahkemesinin görevli olduğu belirtilen suçlar da bu mahkemede görülür. Kasten öldürme, nitelikli dolandırıcılık, uyuşturucu imal ve ticareti, yağma (gasp), cinsel saldırı, örgütlü suçlar ve devlete karşı işlenen ağır suçlar ağır ceza mahkemesinin görev alanına girer.

İstanbul’da ceza davalarının büyük çoğunluğu Anadolu Adliyesi (Kartal), Çağlayan Adliyesi (İstanbul Adliyesi), Bakırköy Adliyesi ve Gaziosmanpaşa Adliyesi’nde görülmektedir. Her adliyede hem asliye ceza hem ağır ceza mahkemeleri faaliyet göstermektedir. Dolayısıyla ceza avukatı İstanbul bölgesinde dava takibi yapabilmek için bu adliyelerin iş yükünü ve yargılama pratiklerini bilmesi gerekir.

Soruşturma ve Kovuşturma Süreci

Ceza yargılaması, soruşturma ve kovuşturma olmak üzere iki temel aşamadan oluşur. Soruşturma, cumhuriyet savcısı tarafından yürütülen ve suç şüphesinin araştırıldığı aşamadır. Kovuşturma ise iddianamenin kabulüyle başlayan ve mahkeme tarafından yürütülen yargılama sürecidir.

Soruşturma aşamasında savcılık, ihbar, şikâyet veya re’sen (kendiliğinden) harekete geçerek suç şüphesini araştırır. Bu aşamada şüphelinin ifadesinin alınması, tanık beyanlarının dinlenmesi, olay yeri incelemesi, adli tıp raporlarının hazırlanması ve diğer delillerin toplanması gerçekleştirilir. Ceza avukatının bu aşamada aktif rol oynaması, müvekkilinin haklarının korunması açısından büyük önem taşır.

Gözaltı süresi, bireysel suçlarda 24 saat, toplu suçlarda ise 4 güne kadar uzatılabilir. CMK’nın 91. maddesi gereğince, gözaltı süresinin dolmasıyla birlikte kişi ya serbest bırakılır ya da tutuklama talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edilir. Bu süreçte ceza avukatının müdahalesi, hukuka aykırı gözaltı kararlarının iptali için kritik öneme sahiptir.

Soruşturma sonucunda savcılık üç karardan birini verir: iddianame düzenleyerek dava açmak, kovuşturmaya yer olmadığına karar vermek (takipsizlik) veya kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar vermek. İddianame düzenlenmesi halinde dosya mahkemeye gönderilir ve kovuşturma aşaması başlar.

Kovuşturma aşamasında mahkeme, iddianameyi inceler ve kabul veya iade kararı verir. Kabul halinde tensip zaptı düzenlenerek duruşma günü belirlenir. Duruşmada sanığın sorgusu, tanık dinlenmesi, delillerin incelenmesi ve tarafların esas hakkındaki mütalaalarının alınması gerçekleştirilir. Ceza avukatı bu aşamada savunma stratejisini uygular, delil tartışması yapar ve müvekkilinin lehine olan tüm hukuki argümanları ileri sürer.

Hukuki destek almak için iletişime geçin.

→ İletişim sayfamızı ziyaret edin

TCK Kapsamında Suç Tipleri

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, suçları korunan hukuki değere göre sistematik bir şekilde sınıflandırmıştır. Bu sınıflandırma, ceza avukatının savunma stratejisini belirlemesinde temel referans noktası oluşturur.

Kişilere karşı suçlar TCK’nın ikinci kısmında düzenlenmektedir. Bu kategoride hayata karşı suçlar (kasten öldürme, taksirle öldürme, intiharı yönlendirme), vücut dokunulmazlığına karşı suçlar (kasten yaralama, taksirle yaralama), işkence ve eziyet, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar, hürriyete karşı suçlar (tehdit, şantaj, cebir, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma), şerefe karşı suçlar (hakaret) ve özel hayata karşı suçlar yer alır.

Malvarlığına karşı suçlar ise TCK’nın onuncu bölümünde düzenlenmektedir. Hırsızlık (TCK 141-147), yağma/gasp (TCK 148-149), dolandırıcılık (TCK 157-159), güveni kötüye kullanma (TCK 155), mala zarar verme ve karşılıksız yararlanma bu kategorideki başlıca suç tipleridir. Özellikle kripto para dolandırıcılığı ve nitelikli dolandırıcılık davaları bu alanda önemli bir yer tutmaktadır.

Topluma karşı suçlar arasında genel tehlike yaratan suçlar, çevreye karşı suçlar, kamunun sağlığına karşı suçlar (uyuşturucu madde suçları), kamu güvenine karşı suçlar (belgede sahtecilik, parada sahtecilik) ve bilişim alanındaki suçlar bulunmaktadır.

Millete ve devlete karşı suçlar kapsamında ise kamu idaresinin güvenilirliğine karşı suçlar (rüşvet, irtikap, zimmet, görevi kötüye kullanma), adliyeye karşı suçlar ve devletin güvenliğine karşı suçlar yer almaktadır.

Her suç tipinin kendine özgü unsurları, ağırlaştırıcı ve hafifletici nedenleri vardır. Ceza avukatı, suçun hukuki nitelendirmesini doğru yaparak savunma stratejisini buna göre şekillendirir. Özellikle suçun nitelikli hallerinin uygulanıp uygulanmayacağı, ceza miktarını önemli ölçüde etkiler.

Bilişim Suçları ve Dijital Ceza Hukuku

Dijital çağın getirdiği yeni suç türleri, ceza hukukunun en dinamik alanlarından birini oluşturmaktadır. TCK’nın 243-246. maddeleri bilişim suçlarını düzenlemekte olup, teknolojinin gelişmesiyle birlikte bu alandaki suç sayısı ve çeşitliliği her geçen yıl artmaktadır.

Bilişim sistemine girme (TCK 243), sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme (TCK 244), banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması (TCK 245) ve yasak cihaz veya programlar (TCK 245/A) bilişim suçlarının başlıca türleridir. Bu suçların soruşturulması ve yargılanması, teknik bilgi ve dijital delil değerlendirmesi gerektirdiğinden, bilişim avukatı desteği büyük önem taşır.

Kripto para dolandırıcılığı, sosyal medya üzerinden işlenen suçlar, kimlik hırsızlığı, fidye yazılımı saldırıları ve phishing (oltalama) gibi suçlar da bilişim suçları kapsamında değerlendirilmektedir. Bu alanda ceza avukatı İstanbul bölgesinde hizmet verirken, hem klasik ceza hukuku bilgisine hem de dijital teknoloji ve siber güvenlik konularında yetkinliğe sahip olmalıdır.

Dijital delillerin toplanması ve değerlendirilmesi, bilişim suçlarında kritik bir aşamadır. IP adresi tespiti, dijital parmak izi analizi, e-posta başlık bilgilerinin incelenmesi ve blockchain analizi gibi teknik süreçler, bu davaların sonucunu doğrudan etkiler. Ancak dijital delillerin hukuka uygun şekilde elde edilmemesi durumunda, bu deliller yargılamada kullanılamaz.

Tutukluluk, Adli Kontrol ve Yakalama

Tutuklama, ceza yargılamasında en ağır koruma tedbiridir. Kişi özgürlüğünü doğrudan kısıtlayan bu tedbir, ancak diğer tedbirlerin yetersiz kalması halinde ve belirli şartların varlığında uygulanabilir. Ceza avukatının bu süreçteki rolü, müvekkilinin tutuklanmasını engellemek veya tutukluluk süresini en aza indirmektir.

CMK’nın 100. maddesi gereğince, tutuklama kararı verilebilmesi için kuvvetli suç şüphesinin bulunması ve bir tutuklama nedeninin var olması gerekir. Tutuklama nedenleri; şüphelinin kaçma şüphesi, delilleri karartma şüphesi veya katalog suçlardan birinin işlenmiş olmasıdır. Ancak tutuklama, orantılılık ilkesine uygun olmalı ve somut gerekçelere dayanmalıdır.

Adli kontrol ise tutuklamaya alternatif bir koruma tedbiridir. CMK’nın 109. maddesi çerçevesinde uygulanan adli kontrol tedbirleri arasında yurt dışı çıkış yasağı, belirli aralıklarla imza atma yükümlülüğü, güvence bedeli yatırma, belirli bölgelere gitmeme yasağı ve elektronik kelepçe uygulaması bulunmaktadır.

Tutukluluk süreleri CMK’da sınırlandırılmıştır. Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde tutukluluk süresi en çok 1 yıl, zorunlu hallerde 6 ay uzatılabilir. Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde ise tutukluluk süresi en çok 2 yıl, zorunlu hallerde en çok 3 yıl daha uzatılabilir. Toplam tutukluluk süresi 5 yılı geçemez.

Ceza avukatı, tutuklama kararına CMK 101/5 uyarınca itiraz edebilir. İtiraz, kararı veren hakimliğin yargı çevresindeki asliye ceza mahkemesine yapılır. Ayrıca 30 günlük dönemlerde tutukluluk halinin devamının değerlendirilmesini talep etme hakkı da bulunmaktadır.

Ceza İndirimi, Erteleme, HAGB ve Uzlaştırma

Türk ceza hukuku sisteminde, suçluya verilen cezanın bireyselleştirilmesi ve adaletin sağlanması amacıyla çeşitli kurumlar öngörülmüştür. Ceza indirimi, erteleme, hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) ve uzlaştırma bu kurumların başlıcalarıdır.

Ceza indirimi, TCK’da öngörülen indirim nedenlerinin varlığı halinde ceza miktarının azaltılmasıdır. Haksız tahrik (TCK 29), meşru savunmada sınırın aşılması (TCK 27), akıl hastalığı (TCK 32), yaş küçüklüğü (TCK 31), etkin pişmanlık ve takdiri indirim nedenleri (TCK 62) başlıca ceza indirimi nedenlerindendir.

Hapis cezasının ertelenmesi (TCK 51), 2 yıl veya daha az hapis cezasına mahkum edilenlere uygulanabilir. Erteleme kararı verilmesi halinde sanık cezaevine girmez ancak denetim süresine tabi tutulur. Erteleme kararı için sanığın daha önce kasıtlı suçtan mahkum olmamış olması ve mahkemenin sanığın tekrar suç işlemeyeceği konusunda kanaat sahibi olması gerekir.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB), CMK’nın 231. maddesiyle düzenlenen önemli bir kurumdur. 2 yıl veya daha az hapis cezası gerektiren suçlarda, sanığın rızasıyla uygulanabilir. HAGB kararı verilmesi halinde sanık 5 yıllık denetim süresine tabi tutulur. Bu süre içinde kasıtlı bir suç işlenmezse, hüküm hiç açıklanmamış sayılır ve dava düşer.

Uzlaştırma, şikâyete bağlı suçlarda ve bazı katalog suçlarda uygulanan alternatif bir uyuşmazlık çözüm yöntemidir. Uzlaştırmacı aracılığıyla mağdur ile şüpheli/sanık arasında anlaşma sağlanması halinde, soruşturma veya kovuşturma sona erer. Bu yöntem hem taraflar açısından hem de yargı yükünün azaltılması açısından önemli bir işleve sahiptir.

İstinaf ve Temyiz Süreci

Ceza yargılamasında verilen kararlara karşı başvurulabilecek kanun yolları, istinaf ve temyiz olarak ikiye ayrılır. Bu kanun yolları, hatalı veya hukuka aykırı kararların düzeltilmesi için önemli güvencelerdir.

İstinaf, ilk derece mahkemesi kararlarına karşı başvurulan olağan kanun yoludur. İstinaf süresi, kararın tefhim (yüze karşı okunması) veya tebliğinden itibaren 7 gündür. İstinaf başvurusu, kararı veren mahkemeye dilekçe ile yapılır. Bölge adliye mahkemesi (BAM) ceza daireleri istinaf incelemesini gerçekleştirir.

İstinaf incelemesinde BAM; hukuka aykırılık tespiti yapabilir, duruşma açabilir, delil incelemesi yapabilir ve yeni karar verebilir. İstinaf mahkemesi, ilk derece mahkemesinin kararını onayabilir, bozabilir veya düzelterek onaylayabilir. Bu süreçte ceza avukatının etkin bir istinaf dilekçesi hazırlaması, kararın değiştirilmesi açısından belirleyici olabilir.

Temyiz ise BAM kararlarına karşı başvurulan kanun yoludur. Temyiz süresi, BAM kararının tebliğinden itibaren 15 gündür. Temyiz incelemesi Yargıtay tarafından yapılır. Ancak her BAM kararı temyiz edilemez; temyiz sınırları CMK’nın 286. maddesinde belirlenmiştir. 5 yıl veya daha az hapis cezasına ilişkin kararlara karşı temyiz yolu kural olarak kapalıdır.

Olağanüstü kanun yolları arasında ise Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı (kanun yararına bozma) ve yargılamanın yenilenmesi bulunmaktadır. Özellikle kesinleşmiş kararlarda yeni delil ortaya çıkması halinde yargılamanın yenilenmesi talep edilebilir.

Ceza Avukatı İstanbul — Neden Profesyonel Hukuki Destek Gereklidir

İstanbul, Türkiye’nin en kalabalık şehri olarak yoğun bir ceza davası trafiğine sahiptir. Anadolu yakasında Anadolu Adliyesi, Avrupa yakasında Çağlayan ve Bakırköy Adliyeleri başta olmak üzere çok sayıda adliyede binlerce ceza davası görülmektedir. Bu yoğunluk içinde haklarınızı korumak için deneyimli bir ceza avukatı desteği şarttır.

Ceza davalarında hukuki süreçlerin karmaşıklığı, mevzuatın sürekli değişmesi ve içtihat farklılıkları, profesyonel avukatlık hizmetini zorunlu kılmaktadır. Özellikle tutuklama, yakalama gibi özgürlüğü kısıtlayan tedbirlerde hızlı ve etkili müdahale hayati önem taşır. Buna ek olarak, miras hukuku veya şirketler hukuku alanlarından kaynaklanan ceza davaları da karmaşık yapıları nedeniyle profesyonel destek gerektirir.

Av. Bilal Alyar, ceza hukuku alanında İstanbul Kartal merkezli bürosuyla müvekkillerine kapsamlı hukuki destek sunmaktadır. Soruşturma aşamasından temyiz sürecine kadar her aşamada titiz analiz, stratejik planlama ve etkin savunma ile müvekkillerinin haklarını korumayı ilke edinmiştir.

İlgili Yargı Kararları

Bu konuyla ilgili emsal niteliğindeki yargı kararları şunlardır:

Tutukluluk ve Orantılılık İlkesi

Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru kararlarında, tutukluluğun devamına karar verilirken somut gerekçe gösterilmesi zorunluluğu vurgulanmıştır. Soyut ve kalıplaşmış gerekçelerle tutukluluğun uzatılması kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlali olarak değerlendirilmektedir (AY m.19).

HAGB ve Denetim Süresi

Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarına göre, HAGB kararı verilmesinde sanığın kişilik özellikleri, duruşmadaki tutum ve davranışları ile suçun işleniş biçimi birlikte değerlendirilmelidir. CMK m.231 koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği her somut olayda ayrıca incelenmelidir.

Koşullu Salıverilme ve Denetimli Serbestlik

5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 107. maddesi kapsamında koşullu salıverilme kararları, infaz hakimliği tarafından hükümlünün iyi hal durumu değerlendirilerek verilmektedir. 7242 ve 7550 sayılı kanun değişiklikleri ile getirilen yeni infaz oranları uygulamada önem taşımaktadır.

Sık Sorulan Sorular

Ceza Davası ne Kadar Sürer?

Ceza davasının süresi, suçun niteliğine, delil durumuna ve mahkemenin iş yüküne göre değişir. Basit ceza davaları 6-12 ay içinde sonuçlanabilirken, karmaşık ağır ceza davaları 2-5 yıl sürebilir. İstinaf ve temyiz süreçleri dahil edildiğinde toplam süre daha da uzayabilir. Bu nedenle ceza avukatı İstanbul süreç yönetiminde deneyimli olmalıdır.

Tutukluluğa Nasıl İtiraz Edilir?

Tutuklama kararına karşı CMK 101/5 uyarınca itiraz edilebilir. İtiraz, kararı veren hakimliğin yargı çevresindeki asliye ceza mahkemesine yapılır. İtiraz sürecinde ceza avukatı, tutuklamanın hukuki gerekçelerinin yetersizliğini, orantısızlığını ve alternatif tedbirlerin (adli kontrol) uygulanabilirliğini ileri sürer.

Ceza Davasında Avukat Zorunlu Mudur?

Alt sınırı 5 yıldan fazla hapis cezası gerektiren suçlarda, çocuklar ve kendisini savunamayacak durumda olan kişiler için CMK gereğince zorunlu müdafi atanır. Diğer suçlarda avukat tutma zorunluluğu olmasa da, ceza davalarının karmaşık yapısı nedeniyle profesyonel hukuki destek almak büyük avantaj sağlar.

HAGB Nedir ve Nasıl Uygulanır?

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB), 2 yıl veya daha az hapis cezasını gerektiren suçlarda uygulanan bir kurumdur. HAGB kararı verilmesi halinde sanık 5 yıl denetim süresine tabi tutulur. Bu sürede kasıtlı suç işlemezse hüküm açıklanmaz ve dava düşer. Sanığın rızası gereklidir ve bazı suç tipleri için uygulanmaz.

Uzlaştırma ne Anlama Gelir?

Uzlaştırma, şikâyete bağlı suçlarda ve kanunda belirtilen katalog suçlarda uygulanan alternatif bir çözüm yöntemidir. Tarafsız bir uzlaştırmacı aracılığıyla mağdur ve şüpheli/sanık arasında anlaşma sağlanması halinde soruşturma veya kovuşturma sona erer. Uzlaştırma süreci gizli yürütülür ve tarafların beyanları delil olarak kullanılamaz.

Gözaltı Süresi ne Kadardır?

Bireysel suçlarda gözaltı süresi yakalama anından itibaren en fazla 24 saattir. Toplu suçlarda (3 veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenen) ise bu süre 4 güne kadar uzatılabilir. Gözaltı süresince şüphelinin avukat yardımından yararlanma hakkı bulunmaktadır. Hukuka aykırı gözaltı kararlarına karşı sulh ceza hakimliğine başvurulabilir.

Hukuki destek almak için iletişime geçin.

→ İletişim sayfamızı ziyaret edin

ceza avukatı istanbul danışmanlıkceza avukatı istanbul savunmaceza avukatı istanbul davaceza avukatı istanbul mahkemeceza avukatı istanbul hukuki destek

Av. Bilal Alyar | İstanbul Barosu | Sicil No: 54965