Yapay Zeka Avukatı ve Kapsamlı Hukuki Rehber
Teknolojinin, insanlık tarihinin hiçbir döneminde görülmemiş bir ivmeyle geliştiği günümüz dijital çağında, yapay zeka (YZ) sistemleri hayatımızın her hücresine entegre olmuştur. Kendi kendine öğrenebilen algoritmalar, otonom sürüş sistemleri, karmaşık veri analitiği yapan yazılımlar ve insan benzeri metinler üreten dil modelleri; yalnızca endüstrileri değil, aynı zamanda evrensel hukuk dogmalarını ve ulusal mevzuatları da kökünden dönüştürmektedir. Teknolojik devrimin merkezinde yer alan bu dönüşüm, klasik hukuk disiplinlerinin ötesine geçen, algoritmaların ardındaki teknik dili okuyabilen ve inovasyon ile yasal uyumluluk arasında sarsılmaz bir köprü kurabilen “yapay zeka avukatı” profiline duyulan hayati ihtiyacı ortaya çıkarmıştır.
Avukat Bilal Alyar olarak bizler, özellikle teknoloji ve finansın kalbi konumundaki İstanbul ve Marmara Bölgesi başta olmak üzere, Türkiye’nin dört bir yanındaki bilişim şirketlerine, teknopark girişimlerine ve bireylere bu karmaşık ekosistemde hukuki rehberlik sunmaktayız. Geleneksel hukuk kuralları, binlerce yıldır failin ve mağdurun “insan” olduğu varsayımı üzerine inşa edilmiştir. Oysa bugün, otonom kararlar alabilen bir yapay zekanın yol açtığı trafik kazasından, algoritmik ayrımcılığa, deepfake teknolojisiyle işlenen itibar suikastlarından, yapay zeka tarafından saniyeler içinde üretilen eserlerin telif hakkı krizlerine kadar eşi benzeri görülmemiş hukuki uyuşmazlıklarla karşı karşıyayız.
Bilişim Vadisi ve Teknopark İstanbul gibi devasa inovasyon merkezlerinde kümelenen teknoloji odaklı girişimlerin, küresel pazarda rekabet edebilmeleri ve yıkıcı tazminat davalarından korunmaları, ancak sağlam bir hukuki zemin üzerine inşa edilmiş süreç yönetimiyle mümkündür. Bu “Skyscraper” (Gökdelen) metodolojisiyle hazırladığımız mega rehberde; yapay zeka hukuku eksenindeki en güncel yasal düzenlemeleri, Avrupa Birliği normlarını, Türk Ceza Kanunu (TCK) ve Türk Borçlar Kanunu (TBK) çerçevesindeki sorumluluk rejimlerini, Yargıtay emsal kararlarını ve dava süreçlerini tüm detaylarıyla, profesyonel ve doyurucu bir perspektifle ele alıyoruz.
Yapay Zeka Avukatı – İçindekiler
Yapay Zeka Avukatı Nedir ve Hukuki Boyutu Neden Önemlidir?
Yapay zeka avukatı; bilişim hukuku, fikri mülkiyet hukuku, ceza hukuku, borçlar hukuku ve veri koruma (KVKK/GDPR) disiplinlerini üst düzey bir teknolojik vizyonla harmanlayan; makine öğrenmesi (machine learning), derin öğrenme (deep learning) ve otonom sistemlerin hukuki sınırlarını çizen uzman bir hukuk profesyonelidir. Bir yapay zeka avukatı, kod yazmayı bir yazılımcı kadar bilmese de, o kodun hukuki dünyada yaratacağı “illiyet bağı” (nedensellik) ve “kusur” zincirini öngörebilecek analitik yeteneğe sahiptir.
Günümüzde bir yazılımcının geliştirdiği ve kendi kendine öğrenme yetisine sahip bir algoritmanın, eğitim verilerindeki (training data) sapmalar nedeniyle ırkçı bir karar vermesi veya otonom bir cerrahi robotun ameliyat esnasında hastaya zarar vermesi durumunda, klasik hukuk normları tıkanmaktadır. Çünkü hukuk sistemimizde “kusur”, ancak irade sahibi bir insana atfedilebilir. Yapay zekanın bağımsız bir iradesi ve elektronik kişiliği olmadığına göre, ortaya çıkan zararın faturası kime kesilecektir? Yazılımcıya mı, donanım üreticisine mi, sistemi kullanan operatöre mi, yoksa verileri sağlayan şirkete mi?
İşte bu noktada yapay zeka avukatına duyulan ihtiyaç elzem hale gelir. Bizler, otonom sistemlerin tasarlanması, test edilmesi ve piyasaya sürülmesi süreçlerinde şirketlerin yasal risk haritalarını çıkararak önleyici hukuk hizmeti sunuyoruz. Aynı şekilde, yapay zeka sistemleri tarafından mağdur edilen bireylerin tazminat haklarını aramak ve suç faillerinin cezalandırılmasını sağlamak amacıyla, adli bilişim raporlarıyla desteklenen stratejik dava süreçlerini yürütüyoruz.
Avrupa Birliği Yapay Zeka Yasası (AI Act) ve Türkiye’ye Doğrudan Yansımaları
Küresel çapta yapay zeka teknolojilerini düzenleyen ilk ve en kapsamlı yasal regülasyon olan Avrupa Birliği Yapay Zekâ Yasası (EU AI Act), dünya hukuk tarihi için bir milat niteliği taşımaktadır. Temel hakları, hukukun üstünlüğünü, demokrasiyi ve çevresel sürdürülebilirliği güvence altına almayı amaçlayan bu yasa, “risk temelli” katı bir yaklaşım benimsemektedir. 1 Ağustos 2024 tarihinde resmi olarak yürürlüğe giren ve 2025 ile 2030 yılları arasında kademeli olarak tam uyum aşamasına geçecek olan yasa, yalnızca Avrupa sınırları içinde değil, tüm dünyada fiili bir küresel standart haline gelmiştir.
Brüksel Etkisi ve Türk Şirketleri İçin Sınır Ötesi Yükümlülükler
Hukuk literatüründe “Brüksel Etkisi” olarak adlandırılan kavram, Avrupa Birliği’nin kendi iç pazar standartlarını küresel bir kurala dönüştürme gücünü ifade eder. EU AI Act, sınır ötesi bir etkiye sahiptir. Bu yasa, yalnızca AB üyesi ülkelerde geliştirilen yapay zeka sistemlerini değil; dünyanın neresinde üretilirse üretilsin, çıktıları Avrupa Birliği pazarında kullanılan veya AB vatandaşlarını etkileyen tüm yazılımları ve algoritmaları doğrudan bağlamaktadır.
İstanbul ve Marmara Bölgesi’nde, özellikle Bilişim Vadisi’nde faaliyet gösteren ve AB ülkelerine yazılım, oyun, sağlık teknolojisi veya finansal algoritma ihraç eden bir Türk teknoloji şirketi, sistemini doğrudan bu yasanın belirlediği standartlara uydurmak zorundadır. Aksi takdirde, ürünlerin Avrupa pazarına girişi yasaklanacak ve şirketler küresel rekabette ağır yara alacaktır. Bu bağlamda, şirketlerin geliştirdikleri yapay zeka sistemlerinin bir envanterini çıkarması ve “uçtan uca” bir hukuki aksiyon planı hazırlaması zorunludur.
Risk Temelli Yaklaşım ve Kategorizasyon Tablosu
Yasa, yapay zeka sistemlerini insan haklarına ve toplumsal güvenliğe oluşturdukları tehdit boyutuna göre dört ana risk kategorisine ayırmaktadır. Her bir kategori, farklı hukuki yükümlülükler barındırır:
| Risk Kategorisi | Kapsamı ve Örnek Uygulamalar | Hukuki Yükümlülükler ve Uyum Şartları |
| Kabul Edilemez Risk | Sosyal puanlama (social scoring), bilinçaltı manipülasyon teknikleri, gerçek zamanlı biyometrik kitlesel gözetim sistemleri. | Kesinlikle Yasaktır. Şubat 2025 itibarıyla bu sistemlerin Avrupa pazarında piyasaya sürülmesi ve kullanımı tamamen durdurulacaktır. |
| Yüksek Risk | Kritik altyapılar, otonom araçlar, işe alım ve İK algoritmaları, tıbbi cerrahi cihazlar, kolluk kuvveti algoritmaları. | Piyasaya sürülmeden önce sıkı testler (CE işareti uyumu), risk yönetim sistemleri kurulumu, yüksek veri kalitesi standartları, kapsamlı dokümantasyon ve sürekli insan gözetimi şarttır (Ağustos 2026 itibarıyla zorunlu). |
| Sınırlı Risk | Sohbet botları (Chatbotlar), derin kurgu (deepfake) sistemleri, duygu tanıma ve biyometrik sınıflandırma sistemleri. | Şeffaflık Yükümlülüğü. Kullanıcı, kesinlikle bir yapay zeka ile etkileşime girdiğini veya izlediği/okuduğu içeriğin yapay zeka tarafından üretildiğini bilmelidir. |
| Minimal / Sıfır Risk | İstenmeyen posta (Spam) filtreleri, yapay zeka destekli basit video oyunları, genel arama algoritmaları. | Herhangi bir kısıtlamaya tabi değildir. Ancak şirketlerin gönüllü davranış ve etik kurallarına uyması teşvik edilmektedir. |
Türkiye’nin Ulusal Yapay Zeka Stratejisi ve Yasama Süreci
Türkiye, kendi iç hukuk sistemini henüz müstakil bir “Yapay Zeka Kanunu” ile taçlandırmamış olsa da, bu yöndeki adımlar hızla atılmaktadır. 2021 yılında yayımlanan ve 2021-2025 dönemini kapsayan “Ulusal Yapay Zeka Stratejisi”, inovasyonun iş dünyasına entegrasyonu için ilk ciddi yol haritasını sunmuştur. Bu strateji belgesinin ardından, 24 Haziran 2024 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlığı’na sunulan kanun teklifleri, yapay zekaya ilişkin önemli genel prensipleri ve güvenlik sınırlarını çizmeye başlamıştır.
Dahası, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı tarafından yayımlanan Orta Vadeli Program (2025-2027) metninde, Türk mevzuatının AB Yapay Zekâ Yasası ile tam entegre ve uyumlu hale getirileceği devlet politikası olarak açıkça taahhüt edilmiştir. Bu geçiş döneminde boşlukları doldurmak adına Kişisel Verileri Koruma Kurumu (KVKK), yapay zeka geliştiricileri için “Yapay Zeka Alanında Kişisel Verilerin Korunmasına İlişkin Tavsiyeler” gibi bağlayıcılığı olmasa da rehber niteliği taşıyan önemli kılavuzlar yayımlamıştır. Bu nedenle bizler, müvekkillerimizin yapay zeka süreçlerini tasarlarken, gelecekte yürürlüğe girecek yerel mevzuatın AB normlarıyla birebir aynı olacağı öngörüsüyle uluslararası standartları baz almaktayız.
Türk Hukukunda Yapay Zeka Sistemlerinin Sorumluluk Rejimi ve Tazminat
Yapay zeka hukukunun en çok tartışılan ve doktrini ikiye bölen temel sorunsalı, otonom bir makinenin verdiği zararlardan doğan hukuki (tazminat) ve cezai sorumluluğun tespitidir. Zira hukuki bir sorumluluğa gidilebilmesi için öncelikle sorumluluk atfedilecek bir “süje” (kişi) bulunmalıdır.
Mevcut Türk hukuk sisteminde “elektronik kişilik” veya “yapay zeka kişiliği” adı altında bir tanım bulunmamaktadır. Dolayısıyla yapay zeka, hak ve fiil ehliyetine sahip bir birey değil, kanun önünde hukuken bir “eşya”, bir “araç” veya ticari bir “ürün” statüsündedir. Bu statü, zararın giderilmesi sürecinde sorumluluğun zincirleme olarak zincirin arkasındaki insanlara veya tüzel kişilere rücu edilmesini zorunlu kılar.
Sözleşme Dışı Sorumluluk: Haksız Fiil ve Kusur Tartışması
Otonom bir yapay zekanın sebep olduğu zararlarda, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) çerçevesinde “Sözleşme Dışı Sorumluluk” (Haksız Fiil) kuralları işletilir. TBK Madde 49 uyarınca genel prensip “Kusur Sorumluluğu”dur. Haksız fiil sorumluluğunun doğabilmesi için; hukuka aykırı bir fiil, kusur (kast veya taksir), zarar ve bu fiil ile zarar arasında bir “illiyet bağı” bulunması şarttır.
Ancak yapay zekanın makine öğrenimi sayesinde başlangıçta programlandığı kodların çok ötesine geçerek tamamen kendi inisiyatifiyle öngörülemeyen kararlar aldığı “kara kutu” (black box) senaryolarında, yazılımcının veya kullanıcının kusurunu ispatlamak hukuken neredeyse imkansız hale gelir. Geliştirici, “Ben sistemi hukuka uygun kodladım, ancak algoritma kendi deneyimlerinden öğrenerek bu hatalı çıktıyı üretti” savunması yapabilir. İspat yükünün ağırlığı mağduru korumasız bırakacağından, hukuk sistemi doğal olarak “Kusursuz Sorumluluk” hallerine yönelmektedir.
TBK Kapsamında Kusursuz Sorumluluk Hallerinin Değerlendirilmesi
Avukat Bilal Alyar olarak yürüttüğümüz uyuşmazlıklarda, yapay zekanın eylemlerini kusursuz sorumluluk halleriyle ilişkilendirmek adına şu hukuki tartışmalar yürütülmektedir:
- Adam Çalıştıranın Sorumluluğu (TBK m.66/1): Bu maddeye göre işveren, çalışanının işini ifa ederken üçüncü kişilere verdiği zararlardan kusursuz olarak sorumludur. Yapay zekayı bir nevi “dijital işçi” gibi düşünerek bu maddeye başvurmak mantıklı görünse de, Türk hukuk öğretisinde ve Yargıtay içtihatlarında çalışanın bir “gerçek kişi” (insan) olması zorunluluğu vardır. Yapay zeka hukuken insan sayılamayacağı için bu madde doğrudan uygulama alanı bulamamaktadır.
- Hayvan Bulunduranın Sorumluluğu (TBK m.67/1): Yapay zekanın, kendisini yaratanın talimatları dışına çıkarak otonom ve öngörülemez hareketler yapabilmesi, bir hayvanın içgüdüsel davranışlarına benzetilmektedir. Ancak kanun koyucu(https://www.resmigazete.gov.tr/)’de‘de) yayımlanan mevzuat metninde açık ve net bir şekilde “hayvan” lafzını kullandığından, hukuktaki kıyas yasağı ve kanunilik prensibi gereği, otonom yazılımlar için bu madde işletilemez.
- Tehlike Sorumluluğu (TBK m.71): Bugün için Türk hukuk doktrininde ve Avrupa Parlamentosu taslaklarında yapay zeka zararları için en isabetli ve uygulanabilir kabul edilen görüş “Tehlike Sorumluluğu”dur. Bu madde, önemli ölçüde tehlike arz eden bir işletmenin faaliyetinden doğan zararlardan, işletme sahibinin müteselsilen ve kusursuz olarak sorumlu olmasını öngörür. Özellikle yüksek riskli yapay zeka sistemleri (otonom cerrahi robotlar, ağır sanayideki AI entegre makineler), doğaları gereği potansiyel tehlike barındırdığından, doğacak zararlarda yazılımı kullanan veya piyasaya süren şirketin işleten sıfatıyla tazminat ödemesi hakkaniyete en uygun yoldur. Şirketlerin bu sorumluluktan kurtulabilmesinin tek yolu, illiyet bağının bir mücbir sebep veya mağdurun ağır kusuru ile kesildiğini ispatlamaktır.
Otonom Araç (Sürücüsüz Araç) Kazalarında Hukuki Sorumluluk
Yapay zeka hukukunun pratikte en çok sınandığı alanlardan biri, Seviye 4 ve Seviye 5 (tam otonom) özellikli sürücüsüz araçların karıştığı trafik kazalarıdır. Geleneksel trafik kazalarında TBK m.49 uyarınca sürücünün kusuru ön plandadır. Ancak direksiyonsuz ve tamamen yapay zeka tarafından yönetilen bir aracın yayaya çarpması durumunda “sürücü” kavramı ortadan kalkmaktadır.
Bu tip uyuşmazlıklarda 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu (KTK) Madde 85 uyarınca, öncelikle araç işleticisinin (ruhsat sahibinin) tehlike sorumluluğuna dayalı kusursuz sorumluluğu gündeme gelir. Araç işleticisi zararı tazmin ettikten sonra, zararın kaynağı donanımsal bir sensör hatası veya algoritmik bir yazılım hatası (bug) ise, 7223 sayılı Ürün Güvenliği ve Teknik Düzenlemeler Kanunu kapsamında doğrudan aracın ve yazılımın “Üreticisine” (otomotiv firmasına veya yazılım şirketine) rücu edebilir. Otonom araç kazalarında sürücünün mesuliyeti azalırken, üreticinin ve kodlayıcının hukuki sorumluluğu devasa boyutlara ulaşmaktadır.
Ceza Hukuku (TCK) Kapsamında Yapay Zeka ve Bilişim Suçları
Hukuki tazminat boyutunun ötesinde, yapay zeka sistemlerinin insan hayatına, vücut bütünlüğüne, özel hayata ve malvarlığına yönelik ihlalleri, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) kapsamında değerlendirilir. Ceza hukukunun evrensel ilkesi gereği, suç ve cezanın şahsiliği esastır ve sorumluluk için fiilin irade sahibi bir “insan” tarafından işlenmesi şarttır. Yapay zekaya hapis veya adli para cezası verilemez. Peki, yapay zeka bir suç işlerse kim hapse girecektir?
TCK Kapsamında Silah Olarak Yapay Zeka
Yapay zeka sistemleri, ceza hukuku bağlamında “suçta kullanılan eşya veya araç” olarak değerlendirilmektedir. Hatta TCK Madde 6/1-f uyarınca “saldırı ve savunmada kullanılmak üzere yapılmış her türlü kesici, delici veya bereleyici alet” silah kabul edilmektedir. Örneğin; yüz tanıma sistemine entegre edilmiş ve belirli bir etnik gruba otonom olarak zarar vermeye programlanmış bir insansız hava aracı (dron) veya kritik hastane altyapılarına otomatik siber saldırı düzenleyen bir yapay zeka zararlısı (malware), hukuken doğrudan “silah” olarak nitelendirilebilir. Suçun silahla işlenmesi, fail konumundaki yazılımcı veya kullanıcının cezasının ciddi oranda (genellikle yarı oranında) artırılmasına neden olur.
Kasıt, Taksir ve Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Suç
Bir yazılımcı, yapay zekayı bir bankanın güvenlik duvarını aşmak ve dolandırıcılık yapmak amacıyla bilinçli olarak kodlamışsa, TCK m.21/1 uyarınca “Kast” ile sorumlu olur ve suçu bizzat işlemiş gibi cezalandırılır.
Ancak asıl hukuki sorun, yazılımcının tamamen faydalı ve yasal bir amaçla ürettiği yapay zekanın, kendi kendine öğrenme (machine learning) kapasitesiyle kontrolden çıkıp bir insana zarar vermesi durumunda ortaya çıkar. Bu durumda, yazılımcının veya veri bilimcinin (data scientist) algoritmayı tasarlarken veya test ederken gerekli “dikkat ve özen yükümlülüğüne” aykırı davranıp davranmadığı incelenir. Eğer sistemin yeterli güvenlik testlerinden geçirilmeden aceleyle piyasaya sürüldüğü adli bilişim incelemelerinde (kaynak kod ve log analizlerinde) tespit edilirse, fail TCK m.22/2 uyarınca “Taksirle” adam öldürme veya yaralama suçundan sorumlu tutulabilir.
Dahası, failin öngördüğü ve kastettiği zarardan çok daha ağır bir sonuç ortaya çıkarsa (örneğin yapay zeka destekli bir robotun sadece nesneyi itmesi planlanırken, uyguladığı gücü algılayamayarak bir insanın ölümüne neden olması), burada failin taksiri kanıtlanabilirse “Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Suç” hükümleri işletilerek cezai yaptırım uygulanır.
Tüzel Kişiler Hakkında Ceza Yaptırımı (Şirketlerin Durumu)
Teknoloji şirketlerini yakından ilgilendiren bir diğer konu tüzel kişilerin cezai sorumluluğudur. TCK Madde 20/2 açıkça “Tüzel kişiler hakkında ceza yaptırımı uygulanamaz” demektedir. Bir şirketin geliştirdiği algoritma suç işlerse, şirkete doğrudan hapis veya para cezası verilemez; sorumluluk, yazılım ekibine, CTO’ya (Teknoloji Yöneticisi) veya karar verici yönetim kurulu üyelerine (gerçek kişilere) aittir. Ancak tüzel kişiler aleyhine, kazançlarının müsaderesi (el konulması) veya faaliyet izinlerinin iptal edilmesi gibi oldukça ağır “Güvenlik Tedbirleri” uygulanarak şirketlerin ticari hayatı sonlandırılabilir.
Deepfake Teknolojisi: Sahte İçeriklerin Ceza Hukukundaki Yeri
Derin öğrenme (deep learning) ve sahte (fake) kelimelerinin birleşiminden türetilen Deepfake, yapay zeka aracılığıyla bir kişinin sesinin, yüzünün, mimiklerinin ve biyometrik verilerinin kopyalanarak, o kişinin hiçbir zaman söylemediği sözleri söylemiş veya yapmadığı eylemleri yapmış gibi gösteren ultra gerçekçi manipülasyon teknolojisidir.
Deepfake, günümüzde kitleleri yönlendirmek, seçimleri manipüle etmek, şirket yöneticilerinin sesini taklit ederek milyonlarca dolarlık vurgunlar yapmak ve bireylerin itibarını zedelemek için kullanılan en tehlikeli siber silahlardan biridir.
Deepfake Kullanımıyla İşlenen Suçlar ve TCK Karşılıkları
Türkiye Cumhuriyeti mevzuatında doğrudan “Deepfake Suçu” adı altında spesifik bir madde henüz bulunmasa da, bu fiiller TCK’nın mevcut maddeleriyle şiddetli bir şekilde cezalandırılmaktadır. TCK kapsamındaki ilgili suç tipleri ve cezai boyutları aşağıdaki tabloda özetlenmiştir:
| TCK Maddesi ve İlgili Suç | Deepfake Bağlamında İhlal Türü | Öngörülen Hapis Cezası ve Yaptırımlar |
| Özel Hayatın Gizliliğini İhlal (TCK m.134) | Bir kişinin rızası dışında yüzü veya sesi kullanılarak, özel hayata dair sahte kurguların (örneğin ev ortamında çekilmiş gibi gösterilen sahte videolar) ifşa edilmesi. | 2 yıldan 5 yıla kadar hapis. Eylem, internet veya basın/yayın yoluyla işlenirse verilecek ceza yarı oranında artırılır. |
| Kişisel Verilerin Kaydedilmesi ve Yayılması (TCK m.135 – 136) | Deepfake modelini eğitmek (training) için mağdurun sosyal medyadaki fotoğraflarının ve sesinin izinsiz toplanması (m.135) ve üretilen videonun başkalarına gönderilmesi veya yayılması (m.136). | Kaydetmek için 1 yıldan 3 yıla, hukuka aykırı şekilde yaymak ve ele geçirmek için 2 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası. |
| Hakaret (TCK m.125) | Kişinin onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte komik düşürücü veya aşağılayıcı sahte montajlı içeriklerin yayılması. | 3 aydan 2 yıla kadar hapis veya adli para cezası. |
| Müstehcenlik (TCK m.226) | Deepfake teknolojisinin en yaygın ve yıkıcı kullanım alanıdır. Gerçekte bu eylemi gerçekleştirmeyen kişilerin yüzlerinin pornografik materyallere entegre edilmesi ve internette yayınlanması. | İçeriğin türüne, aleni yayılmasına ve özellikle çocukların tasvir edilip edilmemesine göre oldukça ağır hapis cezaları. |
| Şantaj (TCK m.107/2) | “Bu utanç verici sahte videoyu tüm ailene veya iş arkadaşlarına gönderirim” diyerek, kişiden maddi bir menfaat talep edilmesi veya kişinin bir şey yapmaya zorlanması. | 1 yıldan 3 yıla kadar hapis ve ilaveten 5000 güne kadar adli para cezası. |
| Suç Uydurma ve İftira (TCK m.271/1 – m.267/2) | İşlenmemiş bir suçun soruşturulmasını sağlamak veya masum bir kişinin ceza almasını sağlamak amacıyla, deepfake ile sahte kamera kayıtları veya ses delilleri üretmek. | Adaletin yanıltılmasına yönelik ağır hapis yaptırımları uygulanır. |
Emsal Yargıtay Kararı: Deepfake ve Bilişim Suçları
Türk hukuku, teknolojik gelişmelere Yargıtay içtihatları yoluyla hızla adapte olmaktadır. Nitekim Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin yakın tarihli (2022/7890 Esas ve 2023/2345 Karar sayılı) kararı, deepfake uyuşmazlıkları için devrim niteliğinde bir emsaldir. Yüksek Mahkeme bu kararında açıkça belirtmiştir ki; “Bir kişinin görüntüsünü veya sesini deepfake teknolojisi kullanarak gerçek dışı şekilde düzenlemek ve yayınlamak, tek bir eylemle birden fazla suça vücut verir ve fail hem TCK 125 kapsamında ‘Hakaret’ hem de TCK 136 kapsamında ‘Kişisel Verilerin Hukuka Aykırı Kullanımı’ suçlarından cezalandırılmalıdır”.
Bizler, Avukat Bilal Alyar hukuk bürosu olarak, bu tür saldırılara maruz kalan müvekkillerimizin itibarlarını korumak için, savcılık şikayetleriyle eş zamanlı olarak Sulh Ceza Hakimliklerinden 5651 sayılı yasa uyarınca içeriklerin “URL bazlı erişime engellenmesi” kararlarını saatler içerisinde alarak kriz yönetimini başarıyla sağlamaktayız.
Fikri Mülkiyet ve Telif Hakları (FSEK) Bağlamında Yapay Zeka
Bugün Midjourney, DALL-E, ChatGPT ve Sora gibi üretken yapay zeka (Generative AI) araçları, kullanıcılardan aldığı basit metin komutlarıyla (prompt) saniyeler içinde benzersiz tablolar, senaryolar, makaleler, yazılım kodları ve senfoniler üretebilmektedir. Bu inanılmaz üretim hızı, fikri mülkiyet hukukunun temelini sarsan şu soruyu gündeme getirmiştir: “Yapay zekanın ürettiği eserin telif hakkı kime aittir? Yazılımcıya mı, platforma mı, komutu yazan kullanıcıya mı, yoksa yapay zekanın kendisine mi?”
FSEK Kapsamında Eser Sahipliği ve İnsan Unsuru
Türkiye’de telif hakları 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (FSEK) ile korunmaktadır. Bir ürünün hukuken “eser” sayılabilmesi ve telif korumasından yararlanabilmesi için iki katı şart vardır:
- Ürünün, kanunda sınırlı olarak sayılan ilim, edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eserlerinden birine dahil olması.
- Ürünün, “eser sahibinin hususiyetini (karakteristiğini, yaratıcılığını) taşıması”.
FSEK madde 8 uyarınca eser sahibi, “eseri meydana getiren kişidir”. Türk hukuk öğretisinde ve yargı kararlarında, yaratıcı faaliyeti gerçekleştirecek kişinin “gerçek kişi” yani insan olması mutlak bir kuraldır. Bir hayvanın (örneğin fırça tutan bir filin) çizdiği resim nasıl telif hakkına konu olamıyorsa, algoritmik hesaplamalarla üretim yapan yapay zekanın da eser sahibi (author) olması mevcut yasalara göre mümkün görünmemektedir. Eğer eser yapay zekaya ait değilse, bu durumda eser üzerindeki hak nasıl tesis edilecektir?
“Yapay Zeka Tarafından Üretilen” ile “Yapay Zeka Yardımıyla Üretilen” Eser Ayrımı
Dünya çapında hukuk doktrini bu sorunu çözmek için çok ince bir ayrım yapmaktadır:
- Yapay Zeka Tarafından Üretilen (AI-Generated): Kullanıcının sadece “Bana gün batımında bir gemi çiz” gibi basit bir komut verip, geriye kalan tüm artistik kompozisyonu, renk seçimini ve detaylandırmayı algoritmanın kendi otonomisine bıraktığı durumlardır. Bu tarz çıktılar, insan hususiyetini asgari düzeyde barındırdığı için dünyanın pek çok yerinde telif koruması dışında (kamu malı – public domain) kabul edilmektedir.
- Yapay Zeka Yardımıyla Üretilen (AI-Assisted): Sanatçının veya yazarın, yapay zekayı adeta bir Photoshop fırçası, bir fotoğraf makinesi veya gelişmiş bir daktilo gibi bir “araç” olarak kullandığı, yüzlerce detaylı prompt (komut mühendisliği) girdiği, eserin her aşamasına müdahale ettiği ve nihai kompozisyonu kendi entelektüel çabasıyla şekillendirdiği durumlardır. Bu senaryoda insan müdahalesi baskın olduğu için, eser sahibinin komutu giren insan olduğu kabul edilebilir.
Uluslararası Perspektif ve Türkiye’deki Çözüm Yolları
- Amerika Birleşik Devletleri (ABD): ABD Telif Hakkı Ofisi (USCO) ve mahkemeleri, telif hakkının sadece “insan yaratıcılığı” ile sınırlandırıldığını kesin bir dille hükme bağlayarak yapay zekayı eser sahibi olarak reddetmiştir.
- Çin Uygulaması: Çin mahkemeleri nispeten daha esnek bir yaklaşım sergileyerek, yapay zeka çıktısının tam bir telif korumasından yararlanamayacağını belirtse de, komutu yazan kişinin çabası ve platforma yaptığı yatırımlar nedeniyle eserin izinsiz kullanımını haksız rekabet bağlamında engelleyici kararlara imza atmıştır.
- Türk Hukuku ve Şirketler İçin Hukuki Stratejiler: Türk hukukunda ABD sistemindeki “Work made for hire” (ücret karşılığı eser üretimi) kuralı tam olarak bulunmadığından, hak sahipliği eseri yaratan gerçek kişide doğar. Yapay zeka uygulamaları bağlamında henüz Türkiye’de verilmiş kesinleşmiş bir(https://www.yargitay.gov.tr/) kararı bulunmamaktadır.
Bizler, bu yasal boşluk sürecinde müvekkil şirketlerimizi korumak adına sözleşmeler hukukunu devreye sokmaktayız. Şirketlerin platformları (SaaS) ile kullanıcılar arasındaki bağ, özenle hazırlanan “Eser Sözleşmeleri” (TBK m.470) ve “Kullanım Koşulları” (Terms of Use) metinleriyle regüle edilmekte; mali hakların (işleme, çoğaltma, yayma, temsil) yazılı olarak platforma veya kullanıcıya devri sağlanarak ticari mülkiyet güvence altına alınmaktadır.
Yargılama Süreci ve Dijital Delillerin Toplanması (CMK ve HMK)
Bir yapay zeka sisteminin suç işlemesi, algoritmik manipülasyonla ticari sırların çalınması veya otonom bir makinenin haksız rekabete yol açması durumunda davanın kazanılması, ancak ve ancak “dijital delillerin” usulüne uygun, bilimsel ve yasal standartlarda toplanmasına bağlıdır. Geleneksel davalardaki kanlı bıçakların, mermi kovanlarının ve görgü tanıklarının yerini; yapay zeka uyuşmazlıklarında kaynak kodları (source code), eğitim verisi setleri (training data), sunucu log kayıtları ve API (Uygulama Programlama Arayüzü) erişim kayıtları almıştır.
CMK Madde 134 Kapsamında Arama ve El Koyma İşlemleri
Ceza yargılamasında, bir bilişim sisteminde (sunucuda, bilgisayarda veya bulut kütüğünde) veri aramak ve bu verilere el koymak oldukça istisnai ve sıkı şartlara bağlanmış bir koruma tedbiridir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) Madde 134 bu süreci düzenler. Bir yapay zeka algoritmasının suç işlemesinde (örneğin sisteme entegre edilen bir truva atı – trojan) veya delillerin bu sunucuda saklanmasında, mahkemeden CMK 134 uyarınca karar alınır.
Bu kararın alınabilmesi için iki temel hukuki şartın birlikte gerçekleşmesi gerekir:
- Somut delillere dayanan kuvvetli suç şüphesinin varlığı.
- Başka suretle delil elde etme imkanının bulunmaması.
Adli Bilişim ve HASH Değerinin Önemi: Dijital veriler, yapıları gereği çok uçucudur; saniyeler içinde kopyalanabilir, silinebilir veya değiştirilebilir. Bu nedenle olay yerinde kolluk kuvvetleri, sunucunun orijinal kopyasını alırken (imaj alma işlemi), bu işlemin doğruluğunu kanıtlamak için mutlaka verinin “HASH” değerini (dijital parmak izini) almalıdır. Orijinal veri setinde sonradan yapılacak tek bir virgül veya bit değişikliği dahi, HASH değerini tamamen değiştirecek ve verinin mahkeme nezdindeki hukuki delil niteliğini sıfırlayacaktır. Hukuka aykırı yollarla elde edilmiş veya bütünlüğü bozulmuş hiçbir elektronik log kaydı, Yargıtay Ceza Genel Kurulu içtihatları gereğince mahkumiyete esas alınamaz.
HMK Kapsamında Elektronik Delillerin İspat Gücü ve Senet Niteliği
Hukuk yargılamalarında (tazminat, ticari uyuşmazlıklar, telif davaları) elektronik ortamdaki verilerin ispat gücü, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) Madde 199 kapsamında değerlendirilir. HMK’ya göre e-postalar, WhatsApp mesajları, yapay zeka logları, ses kayıtları ve fotoğraflar hukuken “Belge” niteliğindedir.
Bilişim ve teknoloji hukuku uyuşmazlıklarında, elektronik verilerin mahkemede doğrudan “Senet” hükmünde kesin delil sayılabilmesi için, bunların 5070 sayılı kanun kapsamında Güvenli Elektronik İmza (e-imza) ile imzalanmış veya Kayıtlı Elektronik Posta (KEP) sistemi üzerinden iletilmiş olması büyük önem taşır. Tahkim süreçlerinde veya ticaret mahkemelerinde taraf iddialarını desteklemek için HMK m.293 uyarınca “Uzman Görüşü” (adli bilişim uzman mütalaası) almak, davanın lehinize sonuçlanmasında kilit bir hamledir.
Yapay Zeka Davalarında Süreç Yönetimi ve Hukuki Yol Haritası
Bir birey veya şirket, yapay zeka uygulamaları yüzünden maddi veya manevi bir zarara uğradığında, zamanla yarışan ve son derece kritik bir hukuki süreç başlar. Avukat Bilal Alyar hukuk bürosu olarak, böylesi kriz anlarında uyguladığımız standart yol haritası şu şekildedir:
- Hukuka Uygun Delil Tespiti ve Korunması: Sürecin ilk ve en önemli adımıdır. İnternet ortamındaki içerikler (deepfake videoları, telif ihlali yapan yapay zeka çıktıları, yanıltıcı otonom beyanlar) karşı tarafça anında silinebilir. Bu nedenle, Türkiye Noterler Birliği’nin e-tespit sistemi kullanılarak veya görevli mahkemelerden HMK m.400 uyarınca acele “Delil Tespiti” talep edilerek dijital izler hukuki güvence altına alınır.
- Soruşturma Aşaması ve Savcılık Şikayeti: Bilişim sistemine girme, verileri yok etme, şantaj veya hakaret söz konusu ise, elde edilen dijital deliller (IP logları, HTS kayıtları, blockchain işlem özetleri vb.) ile birlikte Cumhuriyet Başsavcılığı’na detaylı bir suç duyurusunda bulunulur. Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’nün sürece dahil edilmesi ve uluslararası adli yardımlaşma (İstinabe) yollarının işletilmesi talep edilir.
- İçeriğin Kaldırılması ve İhtiyati Tedbir: Müvekkilin onur ve saygınlığını zedeleyen bir deepfake veya itibar suikastı varsa, derhal Sulh Ceza Hakimliği’nden 5651 sayılı yasa kapsamında erişimin engellenmesi istenir. Ticari bir sır veya telif ihlali varsa, karşı tarafın malvarlığına veya yazılım faaliyetlerine yönelik Asliye Ticaret veya Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemeleri’nden “İhtiyati Tedbir” kararı alınır.
- Tazminat ve İptal Davalarının Açılması: Ceza yargılaması devam ederken veya süreç tamamlandığında, doğan maddi ve manevi zararların tahsili için Asliye Hukuk veya Tüketici Mahkemelerinde (ayıplı otonom ürün ise) tazminat davaları açılır. Burada görevli ve yetkili mahkemenin doğru tespit edilmesi, davanın usulden reddedilerek aylar kaybedilmemesi için son derece kritiktir. Çevrimiçi haksız fiillerde, zararın meydana geldiği yer veya mağdurun yerleşim yeri mahkemesi de yetkili kılınabilmektedir.
2026 Yılı Avukatlık Ücretleri ve Dava Maliyetleri
Bilişim hukuku, siber suçlar ve yapay zeka alanında açılacak davalar, derin bir hukuki vizyon, teknik birikim ve adli bilişim okuryazarlığı gerektirdiğinden son derece spesifik ve niş alanlardır. Türkiye Barolar Birliği tarafından her yıl belirlenen ve(https://www.resmigazete.gov.tr/)’de‘de) yayımlanarak yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi, bu davalar için alt sınırları tayin eder.
2025-2026 dönemini kapsayan güncel yasal tarifeye göre, ilgili yargı mercilerinde uygulanacak asgari (taban) avukatlık ücretleri şu şekildedir:
| Dava ve Hukuki İşlem Türü | İlgili Yargı Mercii / Makam | 2025-2026 Asgari Ücret (TL) |
| Delillerin Tespiti İşlemleri (Duruşmasız / Duruşmalı) | Sulh Hukuk / Asliye Mahkemeleri | 10.000,00 TL / 12.500,00 TL |
| Bilişim ve Yapay Zeka Suçları Soruşturma Aşaması | Cumhuriyet Başsavcılığı (Savcılık) | İlgili tarife soruşturma ücreti baz alınır |
| Sözleşme Dışı Sorumluluk ve Tazminat Davaları | Asliye Hukuk Mahkemeleri (İlk Derece) | Tarifenin maktu ve nispi oranlarına göre |
| Telif, Marka İhlali ve Yazılım Uyuşmazlıkları | Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mah. (İlk Derece) | 35.000,00 TL |
| İstinaf Yolu ile Görülen İncelemeler (Duruşmalı) | Bölge Adliye Mahkemesi | 22.000,00 TL |
| Temyiz İncelemesi (İlk Derecede / Duruşmalı Temyiz) | Yargıtay İlgili Daireleri | 65.000,00 TL / 40.000,00 TL |
Not: Tablodaki rakamlar, avukatın alabileceği yasal en alt limitleri ifade eder. Yapay zeka uyuşmazlıklarında; yurt dışı bağlantılı şirketlerle yazışmalar, tercüme ve uluslararası mevzuat uyumu, yabancı adli bilişim kurumlarından alınacak raporlar gibi faktörler devreye girdiğinden, fiili avukatlık ücretleri, avukat ile müvekkil arasındaki emeğe ve işin zorluk derecesine göre bu bedellerin üzerinde serbestçe kararlaştırılmaktadır.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
Arama motorlarında yapay zeka ve hukuk bağlamında kullanıcıların en çok sorduğu soruları ve bunların net hukuki cevaplarını sizler için derledik:
1. Yapay zekanın işlediği suçlardan kim ceza alır? Yapay zeka hapse girer mi? Hayır, yapay zekanın TCK anlamında bir iradesi, bilinci ve cezai ehliyeti yoktur. Türk ceza hukukunda “elektronik kişilik” kabul edilmediğinden, sistem hukuken bir suç aracı/eşyası sayılır. Otonom sistem bir suç işlediğinde, yazılımı geliştirenlerin kastı veya taksiri (özen yükümlülüğüne aykırılığı), sistemi piyasaya süren tüzel kişilerin sorumluluğu veya algoritmayı manipüle eden son kullanıcının eylemleri incelenerek sorumluluk bu gerçek kişilere yüklenir.
2. Chatbotların (Yapay Zeka Asistanlarının) veya hukuk botlarının KVKK uyumu nasıl sağlanmalıdır? Kişisel Verileri Koruma Kurumu’nun (KVKK) tavsiyelerine göre, kullanıcıların botlarla paylaştıkları metin ve ses verileri, minimum veri işleme prensibiyle ve mutlaka aydınlatma metinleri (ve gerekiyorsa açık rıza) eşliğinde işlenmelidir. Botların veritabanlarında saklanan konuşma geçmişleri ve mevzuat analizleri, uluslararası güvenlik standartlarına uygun şekilde (örneğin 256-bit şifreleme ile) korunmalı ve veri sızıntılarına karşı düzenli penetrasyon (sızma) testlerinden geçirilmelidir.
3. Yapay zeka tarafından saniyeler içinde çizilmiş bir logonun veya resmin telif hakkı tamamen bana mı aittir? Mevcut FSEK mevzuatına göre bir ürünün eser sayılabilmesi için onu meydana getirenin “insan” (gerçek kişi) olması ve eser sahibinin hususiyetini taşıması şarttır. Siz sisteme ne kadar detaylı bir prompt (komut) girerseniz girin, nihai çizimi yapay zeka otonom olarak gerçekleştiriyorsa, eser klasik anlamda telif korumasından tam olarak yararlanamayabilir. Ancak bu logonun kullanımı ve ticari hakları, hizmeti aldığınız platformun “Kullanım Şartları” belgesindeki sözleşmesel hükümler uyarınca size devredilmiş olabilir.
4. Tamamen sürücüsüz (otonom) bir aracın yaya geçidinde bana çarpması durumunda zararı kim karşılar? Sürücünün hiçbir şekilde müdahale imkanının olmadığı tam otonom bir kaza durumunda, Türk Borçlar Kanunu kapsamında aracın ruhsat sahibine “Tehlike Sorumluluğu” (TBK m.71) bağlamında başvurulabilir. Ayrıca, kazanın sebebi teknik bir tasarım, sensör veya yazılım hatası ise, Ürün Güvenliği mevzuatları gereğince otomotiv firması veya yazılım üreticisi doğrudan “kusursuz sorumluluk” ilkesi çerçevesinde tazminat ödemekle yükümlü tutulacaktır.
5. Sesimi veya görüntümü kullanarak şantaj amaçlı sahte bir video (Deepfake) yapıldı, hukuken ne yapmalıyım? Bu eylem Türk Ceza Kanunu kapsamında Hakaret (TCK 125), Özel Hayatın Gizliliğini İhlal (TCK 134), Kişisel Verileri Hukuka Aykırı Yayma (TCK 136) ve Şantaj (TCK 107) suçlarını teşkil eden ağır bir saldırıdır. Derhal savcılığa suç duyurusunda bulunulmalı, noter üzerinden e-tespit ile bu videolar ve ilgili IP logları güvenceye alınmalı ve Sulh Ceza Hakimliği aracılığıyla söz konusu içeriklerin linklerine 5651 sayılı kanun kapsamında acil “Erişim Engelleme” kararı aldırılmalıdır.
Sonuç ve Özet: Dijital Gelecekte Güvenilir Hukuki Rehberiniz
Yapay zeka devrimi, hukuk sistemlerinin yüzyıllardır inşa ettiği kalıpları yıkmakta ve baştan yazmaktadır. Karşı karşıya olduğumuz bu yeni ekosistemde uyuşmazlıkları çözmek; sadece kanun maddelerini ezberlemekle değil; algoritmik sistemlerin, büyük veri işleme altyapılarının ve makine öğrenmesi mantığının nasıl çalıştığını kavramakla mümkündür.
Avrupa Birliği Yapay Zeka Yasası’nın (EU AI Act) tüm dünyada yarattığı Brüksel Etkisi ve buna paralel olarak TBMM gündemindeki mevzuat hazırlıkları, teknoloji şirketlerini ve kullanıcıları proaktif olmaya mecbur kılmaktadır. Otonom sistemlerin yol açtığı haksız fiillerdeki kusursuz sorumluluk rejimi ve Yargıtay’ın deepfake gibi yıkıcı teknolojiler karşısında geliştirdiği ağır yaptırım içtihatları ; hukukun, teknolojinin gerisinde kalmamak için verdiği güçlü bir mücadeledir.
Türkiye’nin inovasyon lokomotifi olan İstanbul ve Marmara Bölgesi başta olmak üzere, Bilişim Vadisi’nden teknoparklara kadar tüm teknoloji ekosistemindeki girişimlerin , ürünlerini henüz geliştirme aşamasındayken uluslararası hukuka uygun hale getirmeleri, ticari varlıklarını sürdürebilmelerinin yegane koşuludur. Bu karmaşık hukuki matriste, olası tazminat davalarını önlemek, KVKK/GDPR uyum süreçlerini yönetmek, fikri mülkiyet sözleşmelerini sağlama almak ve siber suç mağduriyetlerinde hızlı refleks göstermek için alanında donanımlı, teknolojinin dilini konuşabilen bir uzman avukatla yola çıkmak şarttır.
Siz de yapay zeka projelerinizde veya dijital dünyada karşılaştığınız mağduriyetlerde haklarınızı en üst düzeyde korumak, şirketinizin yasal risk haritasını çıkartmak ve profesyonel süreç yönetimi desteği almak için (https://bilalalyar.av.tr/) üzerinden bizlere ulaşabilir, detaylı bilgi ve randevu talepleriniz için (https://bilalalyar.av.tr/iletisim) ziyaret edebilirsiniz. Dijital çağda haklarınız, algoritmaların değil, hukukun güvencesi altındadır.
İstanbul ofisimizden çin yapay zeka kullanmanın en , zeka kullanmanın en iyi yolu , yapay zeka kullanmanın en iyi alanlarında hukuki himzet sunmaktayız.
https://www.istanbulbarosu.org.tr/
https://www.anayasa.gov.tr/tr/anasayfa/
Kripto Yatırım Dolandırıcılığı
Kripto Para Dolandırıcılığı Avukatı

