Bağışlama Sözleşmesi ve Geri Alma (TBK m.285-298)

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) m.285-298 arasında düzenlenen bağışlama sözleşmesi, bir kimsenin (bağışlayan) bir karşılık almaksızın bir başkasına (bağışlanan) bir mal varlığı değeri kazandırma taahhüdü altına girdiği veya bunu fiilen gerçekleştirdiği sözleşmedir (m.285/1). Karşılıksızlık unsuru bağışlamanın temel niteliğidir. Bu rehber, bağışlama sözleşmesinin türleri, şekil şartı, mükellefiyetli bağışlama, bağışlamanın geri alınması ve mirasta tenkis ile ilişkisini 2026 itibarıyla incelemektedir.

Bağışlamanın Tanımı ve Türleri (TBK m.285)

TBK m.285 hükmüne göre bağışlama sözleşmesi, bağışlayanın sağlığında bir karşılık almaksızın bağışlanana mal varlığından bir kazandırma yapma yükümlülüğüdür. Bağışlama iki ana türe ayrılır:

  • Elden bağışlama: Sözleşmenin kurulması ile birlikte malvarlığı değerinin derhâl bağışlanana geçtiği bağışlamadır (m.288). Şekle tâbi değildir.
  • Bağışlama vaadi: Bağışlayanın ileride bir kazandırmada bulunmayı taahhüt ettiği bağışlamadır (m.288/1). Yazılı şekil şartına bağlıdır; taşınmaz bağışlamasında resmi şekil (tapu sicil müdürlüğü) zorunludur.

Şekil Şartları (TBK m.288)

TBK m.288 hükmüne göre:

  1. Bağışlama vaadi geçerliliği için yazılı şekil şartına bağlıdır
  2. Taşınmaz bağışlaması ve taşınmaz üzerindeki ayni hak bağışlaması için resmi şekil zorunludur (TMK m.706 ve Tapu Kanunu m.26 ile birlikte değerlendirilir)
  3. Elden bağışlama şekle tâbi değildir; teslim ile geçerlilik kazanır
  4. Senet, çek gibi kıymetli evrakta bağışlama, devir hükümleri çerçevesinde gerçekleşir

Şekle aykırı yapılan bağışlama, kural olarak hükümsüzdür; ancak gönüllü ifa edilmişse ifa, eksikliği tamamlar.

Bağışlama Yapma Ehliyeti (TBK m.286-287)

Bağışlama yapma ehliyeti, kural olarak medeni hakları kullanma ehliyetine sahip olmayı gerektirir. Ayırt etme gücüne sahip küçük ve kısıtlılar, kanuni temsilcinin izni olmadıkça bağışlama yapamazlar; ancak onlara karşı yapılan bağışlamayı tek başına kabul edebilirler (m.286/2 — sırf yarar getirici işlemler). Evlilik birliği içinde mal rejimine bağlı sınırlamalar da uygulanabilir.

Bağışlamanın Hukuki Niteliği — İvazsızlık

Bağışlama, tek tarafa borç yükleyen ve karşılıksız bir sözleşmedir. Karşılıklı bir edim varsa bağışlama söz konusu olmaz; karşılıksızlık unsurunun varlığında bile sembolik bir karşılık (örneğin “1 TL’ye satış”) muvazaa şüphesi yaratır ve TBK m.19 hükmü uyarınca gerçek niyet araştırılır. Hediye verme, ihsan, lutuf gibi ahlaki saiklerle yapılan kazandırmalar da bağışlama hükümlerine tâbidir.

Mükellefiyetli Bağışlama (TBK m.291)

TBK m.291 hükmüne göre bağışlayan, bağışlamayı bir yükümlülük (mükellefiyet) ile birlikte yapabilir. Mükellefiyetli bağışlamada bağışlanan, bağışlama konusu malı veya değeri belirli bir şarta veya yükümlülüğe (örneğin yaşlı bağışlayanın bakımının üstlenilmesi, bir vakfa bağışın bir kısmının aktarılması) bağlı olarak edinir. Yükümlülüğün ifa edilmemesi halinde bağışlayan bağışlamayı geri alma hakkına sahiptir.

Şartlı Bağışlama

Bağışlama bir geciktirici şarta bağlanabilir; bu durumda mülkiyet ve alacak hakkı şart gerçekleştiğinde bağışlanana geçer. Bozucu şarta bağlı bağışlamada ise mülkiyet baştan bağışlanana geçer; ancak şart gerçekleşirse mülkiyet bağışlayana döner. Geleneksel uygulamada “evlenirsen sana evi bağışlıyorum”, “lisans bitirirsen otomobili bağışlıyorum” gibi taahhütler şartlı bağışlama örnekleridir.

Bağışlamanın Geri Alınması (TBK m.295-298)

TBK m.295 hükmü, elden bağışlamanın ve mülkiyeti geçmiş bağışlama vaadinin geri alınmasını sınırlı hallerde mümkün kılar. Geri alma sebepleri:

  1. Bağışlayan veya yakınlarına karşı ağır suç işlenmesi (m.295/1-1)
  2. Bağışlayanın aile hukukundan doğan yükümlülüklerine ağır şekilde aykırı davranılması (m.295/1-2)
  3. Bağışlama yüklerinin haklı sebep yokken yerine getirilmemesi (m.295/1-3)
  4. Bağışlayanın yoksulluğa düşmesi (m.296)

Geri alma hakkı, sebebin öğrenilmesinden itibaren 1 yıllık hak düşürücü süreye tâbidir (m.297). Bağışlayan ölmüşse geri alma hakkı mirasçılarına geçmez; ancak bağışlayan ölümünden önce geri alma davası açmışsa mirasçılar takip edebilir.

Bağışlama Vaadinin İcrası ve Bağışlayanın Yoksullaşması

TBK m.296 önemli bir koruma getirir: bağışlama vaadinin ifası, bağışlayanın mali durumunun önemli ölçüde kötüleşmesi, ailesinin geçimi açısından yoksulluğa düşeceği veya bağışlamadan sonra ortaya çıkan kanunî nafaka borçlarını tehlikeye atacak nitelikte ise bağışlayan ifa borcundan kurtulabilir. Bu hüküm, kanun koyucunun bağışlayanı korumak için getirdiği temel emredici hükümdür.

Bağışlamadan Dönme

Bağışlama vaadi henüz ifa edilmemişse, geri alma sebeplerinin varlığında bağışlayan vaaddan dönebilir; ifa borcu sona erer. Bu hak, bağışlamayı henüz icra etmemiş bağışlayan için ayrıca tanınmıştır ve yargıya başvuruyu zorunlu kılmaz. Yazılı bildirim yeterlidir.

Mirasta Tenkis Davası ile İlişki (TMK m.560-565)

Bağışlamalar, mirasta saklı pay sahibi mirasçıların hakkını ihlal ettiği ölçüde tenkise tâbidir. TMK m.565/1 hükmüne göre bağışlamalar, ölümden önceki son bir yıl içinde yapılmışsa veya saklı payı zedeleme amacı ile yapılmışsa tenkise konu olur. Geri alma sebebi olmaksızın yapılmış bağışlamalar bile saklı pay sahibi mirasçılar tarafından tenkis davası ile geri istenebilir. Bu mekanizma, mirasta saklı paylı düzeni korumaya yöneliktir.

Bağışlama ile Görünüşte Satış (Muvazaalı Bağışlama)

Mirasçıdan kaçırma amacıyla bağışlamanın satış olarak gösterilmesi nispi muvazaadır ve TBK m.19 hükmüne göre değerlendirilir. Görünüşte satış geçersiz, gizli işlem (bağışlama) ise şekle uyulmuş ise geçerli sayılır. Mirasçılar, muvazaa iddiası ile satış işlemini iptal ettirip bağışlamayı tenkise tâbi tutabilirler.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Bağışlama sözleşmesinden doğan davalarda görevli mahkeme, dava değerine bakılmaksızın Asliye Hukuk Mahkemesi‘dir. Geri alma davası ve bağışlamanın iptali davalarında da aynı görev kuralı uygulanır. Yetkili mahkeme; HMK m.6 (davalının yerleşim yeri) veya HMK m.12 (taşınmaz bağışlamasında taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi)dir.

Vergi Boyutu — Veraset ve İntikal Vergisi

Bağışlama, 7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu kapsamında karşılıksız intikal sayılır ve vergi yükümlülüğü doğurur. Vergi mükellefi, bağışlananı edinen kişidir. Bağışlama beyannamesi, intikal tarihinden itibaren 1 ay içinde verilir; ödeme ise 3 yıl içinde 6 eşit taksitte yapılabilir.

İlgili Mevzuat

  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.285-298 (bağışlama)
  • 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.560-565 (tenkis), m.706 (taşınmaz devri)
  • 2644 sayılı Tapu Kanunu m.26
  • 7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu
  • TBK m.19 (muvazaa), m.146-147 (zamanaşımı)
  • 6100 sayılı HMK m.2, m.6, m.12

İletişim

Cevizli Mahallesi Enderun Sokak No:10C Daire:58
34865 Kartal/Istanbul
+90 545 199 25 25
info@bilalalyar.av.tr

Hizmet Alanları

Kripto Para Hukuku
Bilişim Hukuku
Ceza Hukuku
Şirketler Hukuku
Aile ve Boşanma Hukuku
İş Hukuku

Yasal

KVKK Aydınlatma Metni
Gizlilik Politikası
Çerez Politikası
Makaleler

Sosyal Medya

LinkedIn
Instagram
X (Twitter)
TikTok


İstanbul Barosu Sicil No: 54965

© 2026 Av. Bilal Alyar - Tüm hakları saklıdır.
0545 199 25 25 WhatsApp @bilalalyar info@bilalalyar.av.tr