Velayet Değişikliği Davası: Adım Adım Süreç

Velayet değişikliği davası, boşanma kararıyla ya da sonradan verilen bir kararla velayeti ana veya babadan birine bırakılmış çocuğun velayetinin, koşullar değiştiğinde diğer ebeveyne verilmesi için aile mahkemesine yapılan başvurudur. Mahkeme bu davada önceki kararın doğru olup olmadığını değil, karardan sonra ortaya çıkan yeni olgular karşısında çocuğun bugünkü yararının ne gerektirdiğini inceler. Bu rehber, 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu, 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun resmî metinlerine ve tam metni okunmuş Yargıtay 2. Hukuk Dairesi kararlarına dayanarak süreci adım adım anlatır.

Yazar: Av. Bilal Alyar, İstanbul Barosu
ALYAR LAW & CONSULTANCY
İletişim

Son güncelleme: 25.10.2026

Velayet değişikliğinin yasal dayanağı

Velayetin kime ait olduğu 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu m.335 ve 336’da düzenlenir. m.335’e göre ergin olmayan çocuk ana ve babasının velayeti altındadır ve yasal sebep olmadıkça velayet ana ve babadan alınamaz. m.336’ya göre evlilik devam ettiği sürece velayet birlikte kullanılır, boşanmada ise velayet çocuğun kendisine bırakıldığı tarafa aittir. Boşanma kararı verilirken mahkeme, m.182 uyarınca olanak bulundukça ana ve babayı dinledikten sonra ana ve babanın haklarını ve çocukla kişisel ilişkilerini düzenler.

Bu düzenleme değişmez değildir. TMK m.183, ana veya babanın başkasıyla evlenmesi, başka bir yere gitmesi veya ölmesi gibi yeni olguların zorunlu kılması hâlinde hâkimin re’sen ya da ana ve babadan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alacağını öngörür. Velayet bölümündeki m.351 de durumun değişmesi hâlinde çocuğun korunmasına ilişkin önlemlerin yeni koşullara uydurulması gerektiğini belirtir. Velayet değişikliği davası bu iki hükmün sağladığı imkândan doğar.

Velayet sahibinin yeniden evlenmesi (TMK m.349)

TMK m.349, velayete sahip ana veya babanın yeniden evlenmesinin tek başına velayetin kaldırılmasını gerektirmediğini açıkça söyler. Ancak aynı madde, çocuğun menfaati gerektirdiğinde velayet sahibinin değiştirilebileceğini, durum ve koşullara göre velayet kaldırılarak çocuğa vasi de atanabileceğini ekler. Dolayısıyla yeniden evlilik, velayet değişikliğinin kendiliğinden sebebi değildir; belirleyici olan, yeni evliliğin ve yeni aile ortamının çocuğun durumunu nasıl etkilediğidir.

Kişisel ilişki kararına uyulmaması (TMK m.182/2 ve m.324/3)

7343 sayılı Kanunla eklenen TMK m.324/3’e göre velayet kendisine bırakılan ana veya baba kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerini yerine getirmezse, çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla velayet değiştirilebilir ve bu husus kişisel ilişki kararında taraflara ihtar edilir. Aynı ihtar yükümlülüğü boşanma kararı için m.182/2’de de yer alır. Burada da sonuç otomatik değildir; Kanun, değişikliği çocuğun menfaatine aykırı olmama şartına bağlamıştır.

Velayetin değiştirilmesi ile kaldırılması arasındaki fark

Velayetin değiştirilmesi, velayetin bir ebeveynden alınıp diğerine verilmesidir. Velayetin kaldırılması ise TMK m.348’de düzenlenen daha ağır bir önlemdir: çocuğun korunmasına ilişkin diğer önlemlerden sonuç alınamaz veya bu önlemlerin yetersiz olacağı önceden anlaşılırsa, ana ve babanın deneyimsizliği, hastalığı, başka bir yerde bulunması veya benzeri sebeplerle velayet görevini gereği gibi yerine getirememesi ya da çocuğa yeterli ilgiyi göstermemesi veya ona karşı yükümlülüklerini ağır biçimde savsaklaması hâllerinde hâkim velayetin kaldırılmasına karar verir. Velayet her iki ebeveynden kaldırılırsa çocuğa vasi atanır. m.351/2’ye göre kaldırmayı gerektiren sebep ortadan kalkmışsa hâkim velayeti geri verir. Hangi yolun izleneceği, ileri sürülen olguların niteliğine göre belirlenir.

Adım adım velayet değişikliği süreci

1. Adım: Yeni olguların belirlenmesi ve belgelenmesi

Davanın merkezinde, velayet kararından sonra ortaya çıkan ve çocuğun durumunu etkileyen somut değişiklikler bulunur: velayet sahibinin başka bir şehre veya ülkeye taşınması, yeniden evlenmesi, çocuğun bakım ve eğitiminin aksaması, sağlık ihtiyaçlarının karşılanmaması, kişisel ilişki kararına uyulmaması gibi. Bu olguların okul kayıtları, sağlık belgeleri, yazışmalar, tanık beyanları ve varsa önceki dosyalarla desteklenmesi gerekir. Genel ve soyut iddialar yerine çocuğun hayatına yansıyan somut sonuçların ortaya konması, mahkemenin yapacağı değerlendirme için önemlidir.

2. Adım: Görevli ve yetkili mahkemenin belirlenmesi

4787 sayılı Kanun m.4/1’e göre aile mahkemeleri, Türk Medenî Kanununun Üçüncü Kısım hariç İkinci Kitabına göre aile hukukundan doğan dava ve işlere bakar; aşağıda anılan 19.11.2024 tarihli Yargıtay kararına konu velayetin değiştirilmesi davası da aile mahkemesinde görülmüştür. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.382/2-b-13, velayetin kaldırılmasını, velayetin eşlerden birinden alınarak diğerine verilmesini ve kaldırılan velayetin geri verilmesini çekişmesiz yargı işleri arasında sayar. Çekişmesiz yargı işlerinde HMK m.384, kanunda aksine hüküm bulunmadıkça talepte bulunan kişinin veya ilgililerden birinin oturduğu yer mahkemesini yetkili kılar. Somut dosyada yetkili mahkemenin tarafların ve çocuğun güncel yerleşim durumuna göre ayrıca kontrol edilmesi gerekir.

3. Adım: Dilekçe ve yargılama usulü

Dilekçede önceki velayet kararı, sonradan ortaya çıkan olgular, bu olguların çocuğa etkisi ve deliller açıkça gösterilir; gerekiyorsa kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesi ve iştirak nafakası talepleri de birlikte ileri sürülebilir. HMK m.385’e göre çekişmesiz yargı işlerinde niteliğine uygun düştüğü ölçüde basit yargılama usulü uygulanır ve aksine hüküm bulunmadıkça resen araştırma ilkesi geçerlidir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi de E. 2022/2425, K. 2022/4163 sayılı ve 09.05.2022 tarihli kararında, velayetin kamu düzenine ilişkin olduğunu, resen araştırma ilkesinin geçerli olduğunu ve yargılama sırasında meydana gelen gelişmelerin bile göz önünde tutulması gerektiğini belirtmiştir. Bu nedenle mahkeme tarafların gösterdiği delillerle sınırlı kalmadan araştırma yapabilir.

4. Adım: Uzman incelemesi ve sosyal inceleme raporu

4787 sayılı Kanun m.5’e göre aile mahkemeleri, davanın esasına girilmeden önce veya davanın görülmesi sırasında, mahkemece istenen konular hakkında araştırma ve inceleme yapmak, gerekli hâllerde duruşmada hazır bulunmak ve görüş bildirmek üzere Adalet Bakanlığınca adliyelerde görevlendirilen psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacılardan yararlanır. Bu görevlilerin bulunmaması veya başka bir uzmanlık dalına ihtiyaç duyulması gibi hâllerde diğer kamu kurumlarında çalışanlardan veya serbest meslek icra edenlerden yararlanılır; bu uzmanlar HMK’daki hâkimin reddi sebeplerine göre reddedilebilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, velayetin değiştirilmesi ve kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesi istemli bir davaya ilişkin E. 2020/6572, K. 2021/69 sayılı ve 12.01.2021 tarihli kararında, uzman bilirkişiye inceleme yaptırılarak anne ve babanın barınma ve yaşama koşullarını da değerlendiren sosyal inceleme raporu alınmadan kişisel ilişki yönünden karar verilmesini bozma sebebi saymıştır.

5. Adım: Çocuğun görüşünün alınması

Velayet değişikliği çocuğu doğrudan ilgilendirdiği için çocuğun görüşü sürecin önemli bir parçasıdır. Yukarıda anılan 12.01.2021 tarihli kararda Daire, inceleme tarihi itibarıyla idrak çağında olan ortak çocuğun görüşünün sorulması gerektiğini belirtmiştir; 09.05.2022 tarihli kararda da gerekirse idrak çağındaki çocukların beyanlarına başvurularak velayet hakkında karar verilmesi gerektiğini ifade etmiş ve çocukların üstün yararı gerektirdiği takdirde görüşlerinin aksine karar verilmesinin mümkün olduğunu eklemiştir. İncelediğimiz TMK hükümlerinde çocuğun dinlenmesi için belirli bir yaş yazılı değildir; Daire bu kararlarda idrak çağı ölçüsünü kullanmıştır. Ayrıca TMK m.339/3, ana ve babanın olgunluğu ölçüsünde çocuğa hayatını düzenleme olanağı tanımasını ve önemli konularda olabildiğince onun düşüncesini göz önünde tutmasını ister; bu hüküm ebeveynlere yöneliktir.

6. Adım: Karar ve kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesi

Mahkeme velayeti değiştirirse, velayeti kendisinden alınan ebeveyn ile çocuk arasındaki kişisel ilişkiyi de düzenler. TMK m.323’e göre ana ve babadan her biri, velayeti altında bulunmayan veya kendisine bırakılmayan çocukla uygun kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkına sahiptir. m.324/1 her ebeveyne diğerinin çocukla kişisel ilişkisini zedelememe ve çocuğun eğitilmesi ve yetiştirilmesini engellememe yükümlülüğü yükler; m.324/2’ye göre kişisel ilişki sebebiyle çocuğun huzuru tehlikeye girerse, bu hak yükümlülüklere aykırı kullanılırsa veya diğer önemli sebepler varsa kişisel ilişki kurma hakkı reddedilebilir veya geri alınabilir. m.182/3 uyarınca kişisel ilişkinin düzenlenmesinde çocuğun özellikle sağlık, eğitim ve ahlak bakımından yararları esas tutulur ve velayet kendisine verilmeyen eş çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır. m.325 ise olağanüstü hâller mevcutsa, çocuğun menfaatine uygun düştüğü ölçüde kişisel ilişki hakkının diğer kişilere, özellikle hısımlara da tanınabileceğini öngörür.

7. Adım: Kanun yolu

İlk derece mahkemesinin kararına karşı bölge adliye mahkemesine istinaf başvurusu yapılabilir. Temyiz bakımından HMK m.362/1-ç, bölge adliye mahkemelerinin çekişmesiz yargı işlerinde verdiği kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağını öngörür. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E. 2024/7592, K. 2024/8799 sayılı ve 19.11.2024 tarihli kararında, HMK m.382/2-b-13’te velayetin değiştirilmesine ilişkin davanın çekişmesiz yargı olarak düzenlendiğini ve bölge adliye mahkemesinin bu konudaki kararının kesin olduğunu belirterek velayetin değiştirilmesi davasına yönelik temyiz dilekçesinin reddine karar vermiş; aynı dosyadaki kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesine yönelik temyiz itirazlarını ise ayrıca incelemiştir. Birlikte görülen taleplerin kanun yolu bakımından ayrı ayrı değerlendirilmesi bu nedenle önemlidir.

Çocuğun üstün yararı somut olaya göre değerlendirilir

Velayet değişikliği davasında sonucu belirleyen ölçüt, çocuğun üstün yararıdır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 09.05.2022 tarihli kararında, velayet düzenlemesinde çocuk ile ana ve baba yararının çatışması hâlinde çocuğun yararına üstünlük tanınması gerektiğini ve çocuğun yararının, onun bedensel, fikri ve ahlaki bakımdan en iyi şekilde gelişebilmesi için gereken sosyal, ekonomik ve kültürel koşulların sağlanması olduğunu belirtmiştir. Bu ölçüt her dosyada çocuğun yaşı, gelişim ihtiyaçları, mevcut düzene bağlılığı, ebeveynlerin bakım kapasitesi, uzman raporları ve çocuğun görüşü birlikte tartılarak uygulanır. Bu nedenle hiçbir olgu, örneğin yeniden evlenme, taşınma veya kişisel ilişkinin aksaması, tek başına belirli bir sonucu doğurmaz; aynı olgu bir dosyada değişikliği haklı kılarken başka bir dosyada çocuğun mevcut düzeninin korunmasını gerektirebilir.

Sıkça Sorulan Sorular

Velayet sahibi ebeveyn yeniden evlenirse velayet değişir mi?

Kendiliğinden değişmez. TMK m.349’a göre velayete sahip ana veya babanın yeniden evlenmesi velayetin kaldırılmasını gerektirmez; ancak çocuğun menfaati gerektirdiğinde velayet sahibi değiştirilebilir. Mahkeme, yeni evliliğin çocuğun bakımına ve gelişimine etkisini somut olarak inceler.

Velayet değişikliği davası hangi mahkemede açılır?

4787 sayılı Kanun m.4’e göre aile mahkemesinde açılır. Velayetin bir eşten alınıp diğerine verilmesi HMK m.382/2-b-13’te çekişmesiz yargı işi olarak sayıldığından, HMK m.384 uyarınca kanunda aksine hüküm bulunmadıkça talepte bulunan kişinin veya ilgililerden birinin oturduğu yer mahkemesi yetkilidir.

Velayet değişikliği davasında çocuğun görüşü alınır mı?

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, anılan 2021 ve 2022 tarihli kararlarında idrak çağındaki çocuğun görüşüne başvurulması gerektiğini belirtmiştir. Ancak Daire, çocuğun üstün yararı gerektirdiği takdirde görüşünün aksine karar verilebileceğini de ifade etmiştir; çocuğun görüşü tek başına sonucu belirlemez.

Kişisel ilişki kararına uyulmaması velayetin değişmesine yol açar mı?

Yol açabilir, fakat otomatik değildir. TMK m.324/3’e göre velayet kendisine bırakılan ebeveyn kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerini yerine getirmezse, çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla velayet değiştirilebilir. Bu ihtimal kişisel ilişki kararında taraflara ihtar edilir.

Velayet değişikliği kararı temyiz edilebilir mi?

HMK m.362/1-ç, bölge adliye mahkemelerinin çekişmesiz yargı işlerinde verdiği kararlar hakkında temyiz yolunu kapatır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 19.11.2024 tarihli kararında bu hükme dayanarak velayetin değiştirilmesine yönelik temyiz dilekçesini reddetmiştir. İstinaf aşaması ise açıktır.

İlgili rehberler

Bu rehber genel bilgilendirme amacı taşır; her velayet dosyası çocuğun ve ailenin somut durumuna göre ayrıca değerlendirilir.

İletişim

Cevizli Mahallesi Enderun Sokak No:10C Daire:58
34865 Kartal/Istanbul
+90 534 636 19 19
alyarlaw@gmail.com

Hizmet Alanları

Kripto Para Hukuku
Bilişim Hukuku
Ceza Hukuku
Şirketler Hukuku
Aile ve Boşanma Hukuku
İş Hukuku

Yasal

KVKK Aydınlatma Metni
Gizlilik Politikası
Çerez Politikası
Makaleler

Sosyal Medya

LinkedIn
Instagram
X (Twitter)
TikTok

© 2026 ALYAR LAW & CONSULTANCY · Tüm hakları saklıdır.
0534 636 19 19 WhatsApp @alyarhukuk alyarlaw@gmail.com