NFT Hukuku Türkiye 2026: Dijital Varlık Mülkiyeti ve Telif Hakları
Dijital sanat ve koleksiyon dünyasını kökten değiştiren NFT (Non-Fungible Token) teknolojisi, beraberinde karmaşık hukuki sorunları da getirmektedir. Türkiye’de NFT piyasasının hızla büyümesiyle birlikte; mülkiyet hakları, telif hakları, vergilendirme, dolandırıcılık ve tüketici hakları gibi konularda ciddi hukuki boşluklar ve belirsizlikler ortaya çıkmaktadır. Bu kapsamlı rehberde, NFT hukukunun tüm boyutlarını Türk mevzuatı çerçevesinde detaylı olarak ele alacağız.
Kripto Hukuku Alanında Uzman Avukat Desteği
Dijital varlık uyuşmazlıklarınızda hukuki danışmanlık için hemen iletişime geçin.
+90 545 199 25 25Av. Bilal ALYAR | İstanbul Barosu Sicil No: 54965
NFT Nedir? Hukuki Tanım ve Teknik Altyapı
NFT (Non-Fungible Token), Türkçe karşılığıyla “Değiştirilemez Token”, blokzincir teknolojisi üzerinde oluşturulan ve her biri benzersiz olan dijital varlık sertifikalarıdır. Bitcoin veya Ethereum gibi kripto paralardan temel farkı, her bir NFT’nin eşsiz (unique) olması ve birbiriyle değiştirilemez nitelik taşımasıdır. Teknik açıdan NFT’ler genellikle Ethereum blokzinciri üzerindeki ERC-721 veya ERC-1155 standartlarında üretilmektedir.
Türk hukuku açısından NFT’ler henüz özel bir yasal düzenlemeye kavuşmamıştır. Ancak bu durum, NFT’lerin hukuki korumadan yoksun olduğu anlamına gelmez. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun genel hükümleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun mülkiyet düzenlemeleri ve 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun telif hakları hükümleri, NFT’lerle ilgili uyuşmazlıklarda uygulanabilir niteliktedir.
NFT’nin hukuki nitelendirmesi konusunda doktrinde farklı görüşler bulunmaktadır. Bir görüşe göre NFT’ler TMK m.762 anlamında “taşınır mal” sayılabilir. Diğer bir görüşe göre ise NFT’ler sui generis (kendine özgü) bir dijital varlık kategorisi oluşturmaktadır. Bu ayrım, özellikle mülkiyet devri, haciz ve icra takibi gibi konularda kritik sonuçlar doğurmaktadır.
Blokzincir üzerindeki NFT’ler, merkeziyetsiz yapıları nedeniyle geleneksel mülkiyet hukuku kavramlarına tam olarak uyum sağlamamaktadır. Fiziksel bir varlığın mülkiyeti zilyetlik (fiili hakimiyet) ile kurulurken, NFT mülkiyeti kriptografik anahtar (private key) kontrolü ile belirlenmektedir. Bu durum, hukuki açıdan yeni kavramsal çerçeveler geliştirilmesini zorunlu kılmaktadır.
NFT Mülkiyet Hakları ve Türk Hukuku
NFT mülkiyeti kavramı, geleneksel mülkiyet hukukundan önemli farklılıklar göstermektedir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun mülkiyet hükümleri (m.683 vd.) fiziksel varlıklar üzerinden şekillendirilmiştir. Ancak dijital çağın gereklilikleri, bu hükümlerin dijital varlıklara uygulanmasını kaçınılmaz kılmaktadır.
Bir NFT satın alındığında, alıcı yalnızca blokzincir üzerindeki token’ın kontrolünü elde eder. Bu kontrol, özel anahtar (private key) sahipliği ile sağlanır. Ancak token’ın temsil ettiği dijital içerik (resim, müzik, video vb.) üzerindeki haklar, satış koşullarına bağlı olarak farklılık gösterebilir. Çoğu NFT satışında alıcıya yalnızca “kişisel kullanım lisansı” verilmekte, ticari kullanım hakları sanatçıda kalmaktadır.
TMK m.683’e göre mülkiyet hakkı sahibi, “hukuk düzeninin sınırları içinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma” yetkisine sahiptir. NFT bağlamında bu yetki; token’ı satma, transfer etme, yakma (burn) veya teminat olarak kullanma haklarını kapsamaktadır. Ancak NFT’nin temsil ettiği eserin çoğaltılması, işlenmesi veya kamuya iletilmesi gibi eylemler, ayrıca telif hakkı devri gerektirir.
Mülkiyet hakkının korunması açısından NFT sahipleri, TMK m.683/2 uyarınca haksız elatma ve haksız müdahalenin önlenmesi davası açabilir. NFT’nin çalınması veya izinsiz transfer edilmesi halinde, istihkak davası (TMK m.683) ve sebepsiz zenginleşme (TBK m.77) hükümleri uygulama alanı bulabilir. Dijital cüzdan adresleri ve blokzincir kayıtları, mülkiyet ispatında kritik delil niteliği taşımaktadır.
NFT mülkiyetinin devri konusunda TBK m.763’teki taşınır mülkiyetinin devri hükümleri kıyasen uygulanabilir. Buna göre NFT devri için tarafların anlaşması ve token’ın blokzincir üzerinde transfer edilmesi (teslim) gerekmektedir. Teslim, cüzdan adresine gönderim işlemiyle gerçekleşir ve bu işlem blokzincir üzerinde geri alınamaz şekilde kaydedilir.
5846 Sayılı FSEK Kapsamında NFT Telif Hakları
NFT’lerin en kritik hukuki boyutlarından biri telif hakları meselesidir. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (FSEK), Türkiye’de telif haklarının temel düzenleyicisidir ve NFT’lerle ilgili uyuşmazlıklarda doğrudan uygulama alanı bulmaktadır.
FSEK m.1/B’ye göre eser, “sahibinin hususiyetini taşıyan ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanat ve sinema eserleri” olarak tanımlanmaktadır. Dijital sanat eserleri de bu tanım kapsamında korunmaktadır. Bir dijital sanat eserinin NFT olarak basılması (mint edilmesi), eserin telif hakkı statüsünü değiştirmez; eser sahibinin FSEK’ten doğan hakları aynen devam eder.
FSEK m.13’e göre eser sahibi, “onu vücuda getiren kişidir.” NFT bağlamında eser sahibi, dijital eseri yaratan sanatçıdır; NFT’yi mint eden veya satın alan kişi değildir. Bu ayrım kritiktir çünkü başka birinin eserini izinsiz olarak NFT haline getirmek, FSEK m.71 kapsamında hukuki ve cezai sorumluluk doğurur.
FSEK m.20-25 arasında düzenlenen mali haklar şunlardır: işleme hakkı (m.21), çoğaltma hakkı (m.22), yayma hakkı (m.23), temsil hakkı (m.24) ve umuma iletim hakkı (m.25). NFT satışı, kural olarak bu haklardan hiçbirinin devrini içermez. Alıcı yalnızca token’ın mülkiyetini elde eder. Mali hakların devri için FSEK m.48 uyarınca yazılı sözleşme yapılması şarttır.
FSEK m.48’e göre, “mali hakları kullanma yetkisinin devrine ilişkin sözleşme ve tasarruf işlemleri yazılı olmadıkça geçerli değildir.” Bu emredici hüküm karşısında, akıllı sözleşme aracılığıyla yapılan telif devri işlemlerinin geçerliliği tartışmalıdır. Ancak 6098 sayılı TBK m.15 kapsamında güvenli elektronik imza ile oluşturulan elektronik verilerin yazılı şekil yerine geçeceği düzenlenmiştir. Bu noktada kripto cüzdan imzasının güvenli elektronik imza olarak kabul edilip edilmeyeceği henüz yargısal içtihatla netleşmemiştir.
FSEK m.45’te düzenlenen “izleme hakkı” (droit de suite), NFT royalty mekanizmasıyla doğrudan ilişkilidir. Bu hak, güzel sanat eseri sahiplerine eserlerinin yeniden satışından pay alma hakkı tanımaktadır. NFT platformlarındaki royalty sistemi, bu hakkın dijital ortamda uygulanmasını mümkün kılmaktadır.
NFT Vergilendirmesi: Gelir Vergisi, KDV ve Damga Vergisi
NFT işlemlerinden doğan vergi yükümlülükleri, Türk vergi mevzuatı çerçevesinde çeşitli boyutlarıyla ele alınmalıdır. 7518 sayılı Kanun ile kripto varlıklara ilişkin getirilen düzenlemeler, NFT’lerin vergilendirilmesinde de yol gösterici niteliktedir.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu (GVK) kapsamında NFT satışından elde edilen gelir iki şekilde vergilendirilebilir. Birincisi, sürekli ve düzenli NFT ticareti yapılıyorsa GVK m.37 kapsamında “ticari kazanç” olarak beyan edilmesi gerekir. İkincisi, arızi (tesadüfi) satışlarda GVK mükerrer m.80 kapsamında “değer artışı kazancı” hükümleri uygulanır. Değer artışı kazancında yıllık istisna tutarı (2026 yılı için belirlenen tutar) aşılmadığında vergi yükümlülüğü doğmaz.
NFT üretimi (mint) ve satışı, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu kapsamında KDV’ye tabi olabilir. NFT satışının Türkiye’de gerçekleştirilmesi ve satıcının KDV mükellefi olması halinde, satış bedeli üzerinden KDV hesaplanması gerekir. Uluslararası platformlarda yapılan satışlarda ise hizmet ihracatı istisnası gündeme gelebilir.
NFT alım-satım sözleşmeleri, 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu kapsamında değerlendirilmelidir. Akıllı sözleşmeler üzerinden gerçekleştirilen işlemlerde, resmi şekilde düzenlenmiş bir kağıt bulunmaması nedeniyle damga vergisi yükümlülüğü genellikle doğmamaktadır. Ancak NFT satışına ilişkin ayrıca yazılı sözleşme düzenlenmişse, bu sözleşme damga vergisine tabi olabilir.
Vergi Usul Kanunu (VUK) m.227 uyarınca, NFT işlemlerinin belgelendirilmesi yükümlülüğü bulunmaktadır. Mükellefler, blokzincir üzerindeki işlem kayıtlarını (transaction hash) ve platform raporlarını defter kayıtlarıyla uyumlu şekilde muhafaza etmelidir. Dijital platformlardan alınan gelir raporları, vergi beyanında destekleyici belge olarak kullanılabilir.
NFT Dolandırıcılığı ve Cezai Sorumluluk
NFT ekosisteminin büyümesiyle birlikte dolandırıcılık vakaları da artış göstermektedir. Sahte koleksiyonlar, rug-pull projeleri, phishing saldırıları ve wash trading gibi yöntemler, NFT piyasasının başlıca risk alanlarını oluşturmaktadır.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) kapsamında NFT dolandırıcılığı çeşitli suç tipleriyle ilişkilendirilebilir. TCK m.157’de düzenlenen “dolandırıcılık” suçu, hileli davranışlarla başkasının zararına haksız menfaat elde edilmesi halinde gündeme gelir. NFT dolandırıcılığında kullanılan yöntemlerin niteliğine göre TCK m.158’deki “nitelikli dolandırıcılık” hükümleri de uygulanabilir. Bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması halinde TCK m.158/1-f kapsamında ceza artırımı söz konusu olabilir.
TCK m.243-245 arasında düzenlenen bilişim suçları da NFT hırsızlığı ve dolandırıcılığı bağlamında önem taşımaktadır. TCK m.244/4’e göre, bilişim sistemi aracılığıyla hukuka aykırı yarar sağlama fiili ayrı bir suç tipi olarak düzenlenmiştir. NFT cüzdanının ele geçirilmesi ve token’ların izinsiz transfer edilmesi bu suç tipini oluşturabilir.
Rug-pull projeleri, proje geliştiricilerinin toplanan fonlarla birlikte kaybolması şeklinde gerçekleşir. Bu durum TCK m.155 kapsamında “güveni kötüye kullanma” suçu oluşturabilir. Ayrıca birden fazla kişinin mağdur edilmesi halinde TCK m.43 uyarınca zincirleme suç hükümleri uygulanabilir.
Wash trading, yani yapay işlem hacmi oluşturmak amacıyla kendi kendine alım-satım yapılması, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun piyasa dolandırıcılığı hükümleriyle (m.107) ilişkilendirilebilir. Ancak NFT piyasasının SPK düzenlemelerine doğrudan tabi olup olmadığı konusu tartışmalıdır.
Dolandırıcılık mağdurlarının başvurabileceği hukuki yollar şunlardır: Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusu, hukuk mahkemesinde tazminat davası (TBK m.49 – haksız fiil), sebepsiz zenginleşme davası (TBK m.77) ve ihtiyati tedbir talebi (HMK m.389). Blokzincir üzerindeki işlem kayıtları, dijital delil olarak 5271 sayılı CMK m.134 kapsamında incelenebilir.
Akıllı Sözleşmelerin Hukuki Geçerliliği
Akıllı sözleşmeler (smart contracts), NFT ekosisteminin teknik altyapısını oluşturan ve blokzincir üzerinde otomatik olarak yürütülen yazılım kodlarıdır. Hukuki açıdan bu kodların sözleşme niteliği taşıyıp taşımadığı, Türk Borçlar Kanunu çerçevesinde değerlendirilmelidir.
6098 sayılı TBK m.1’e göre, “Sözleşme, tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla kurulur.” Akıllı sözleşmelerde tarafların iradeleri, blokzincir üzerindeki işlemi onaylama (approve) eylemiyle açıklanmaktadır. Bu onay, kripto cüzdan imzası aracılığıyla yapılır ve kriptografik olarak doğrulanabilir niteliktedir.
TBK m.12’de düzenlenen şekil serbestisi ilkesi uyarınca, kanunda yazılı şekil şartı öngörülmeyen sözleşmeler herhangi bir şekilde yapılabilir. NFT satışı için kanun yazılı şekil şartı aramadığından, akıllı sözleşme aracılığıyla kurulan satış ilişkisi kural olarak geçerlidir. Ancak TBK m.27 uyarınca emredici hükümlere, ahlaka, kamu düzenine ve kişilik haklarına aykırı sözleşmeler kesin hükümsüzdür.
Akıllı sözleşmelerin en önemli hukuki sorunu, kodlama hatası (bug) durumunda ortaya çıkmaktadır. Geleneksel sözleşmelerde yorum teknikleri (TBK m.18 – gerçek irade) ve uyarlama (TBK m.138) mekanizmaları kullanılabilirken, akıllı sözleşmelerde kod otomatik olarak yürütüldüğünden geri dönüş genellikle mümkün olmamaktadır. Bu durumda TBK m.30-39 arasındaki irade bozuklukları (yanılma, aldatma, korkutma) hükümleri gündeme gelebilir.
Akıllı sözleşmelerin denetimi (audit) konusu da hukuki açıdan önem taşımaktadır. Denetlenmemiş veya güvenlik açığı bulunan akıllı sözleşmelerden kaynaklanan zararlar, TBK m.112 (borca aykırılık) ve TBK m.49 (haksız fiil) hükümleri kapsamında tazminat konusu olabilir. Sözleşme geliştiricisinin kusur sorumluluğu ve denetim firmasının bağımsız sorumluluğu ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
NFT Marketplace Platformlarında Tüketici Hakları
OpenSea, Rarible, LooksRare gibi NFT marketplace platformları üzerinden yapılan alım-satım işlemleri, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun (TKHK) kapsamında değerlendirilmelidir. Platform kullanıcılarının tüketici sıfatı taşıyıp taşımadığı, işlemin niteliğine göre belirlenir.
TKHK m.3/k’ya göre tüketici, “ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi” ifade eder. Kişisel koleksiyon amacıyla NFT satın alan bireyler tüketici sayılırken, ticari amaçla NFT alım-satımı yapanlar tüketici korumasından yararlanamaz.
TKHK m.48 ve Mesafeli Sözleşmeler Yönetmeliği kapsamında, NFT marketplace platformları aracılığıyla yapılan satışlar mesafeli satış sözleşmesi niteliğindedir. Satıcının, sözleşme kurulmadan önce tüketiciye ön bilgilendirme yapması zorunludur. Bu bilgilendirme; satıcının kimliği, ürünün temel nitelikleri, toplam fiyat, ödeme ve teslimat koşulları ile cayma hakkı bilgilerini içermelidir.
Mesafeli Sözleşmeler Yönetmeliği m.15/ğ bendine göre, “elektronik ortamda anında ifa edilen hizmetler veya tüketiciye anında teslim edilen gayri maddi mallara ilişkin sözleşmeler” cayma hakkı istisnası kapsamındadır. NFT satışlarının bu istisna kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği, somut olayın koşullarına göre belirlenecektir.
Platform kullanım koşulları (Terms of Service) açısından, 6502 sayılı Kanun m.5 uyarınca haksız şartlar denetimi yapılmalıdır. Platformun tek taraflı olarak hesap kapatma, NFT dondurma veya işlem iptal etme yetkisi tanıyan hükümler, tüketici aleyhine haksız şart niteliği taşıyabilir.
Ayıplı NFT teslimi durumunda, TKHK m.11 uyarınca tüketicinin seçimlik hakları bulunmaktadır. Metadata’nın bozuk olması, eserin tanıtılanla farklı olması veya akıllı sözleşmenin hatalı çalışması ayıp kapsamında değerlendirilebilir.
NFT Royalty Hakları ve Sanatçı Geliri
NFT ekosisteminin sanatçılar için en cazip yönlerinden biri, ikincil satışlardan otomatik gelir elde etmeyi sağlayan royalty mekanizmasıdır. Akıllı sözleşmeye kodlanan royalty oranı (genellikle %2,5-%10), her yeniden satışta otomatik olarak orijinal yaratıcıya ödenir.
Türk hukukunda NFT royalty hakkı, 5846 sayılı FSEK m.45’teki izleme hakkı (droit de suite) ile paralellik göstermektedir. FSEK m.45’e göre, “Güzel sanat eserlerinin asılları ile eser sahibinin veya mirasçılarının bunları ilk devretmesinden sonra satış yoluyla el değiştirmesi halinde, her satışta eser sahibi veya mirasçıları pay alma hakkına sahiptir.” Bu hak, sanatçının ölümünden sonra 70 yıl boyunca devam eder.
Ancak 2023-2024 döneminde bazı büyük NFT platformlarının royalty ödemelerini isteğe bağlı hale getirmesi, sanatçı haklarının korunması açısından ciddi endişelere yol açmıştır. Türk hukuku açısından, akıllı sözleşmede belirlenmiş royalty oranının platform tarafından tek tarafıl olarak kaldırılması, TBK m.1 uyarınca sözleşmeye aykırılık ve TBK m.112 kapsamında tazminat sorumluluğu doğurabilir.
Royalty gelirlerinin vergilendirilmesi konusunda, GVK m.70 kapsamında gayrimaddi hak kazancı hükümleri uygulanabilir. Sürekli royalty geliri elde eden sanatçılar, bu gelirlerini yıllık gelir vergisi beyannamesiyle beyan etmek zorundadır. Stopaj uygulaması konusunda ise GVK m.94 hükümleri incelenmelidir.
NFT ve Fikri Mülkiyet Hakkı İhlalleri
NFT ekosisteminde en yaygın sorunlardan biri, başkalarının eserlerinin izinsiz olarak NFT haline getirilmesidir. Bu durum, hem telif hakkı ihlali hem de marka hakkı ihlali boyutlarıyla ele alınmalıdır.
FSEK m.71’e göre, manevi ve mali hakları ihlal edilen eser sahibi, tecavüzün tespiti, men’i ve ref’i (giderme) davası açabilir. Ayrıca FSEK m.68 uyarınca telif ücreti talep edebilir. FSEK m.72 kapsamında manevi tazminat da istenebilir. Ceza hukuku boyutunda ise FSEK m.71/1 uyarınca “eser sahibinin izni olmaksızın eseri umuma arz eden, yayımlayan, çoğaltan veya değiştiren kişi” bir yıldan beş yıla kadar hapis cezasıyla karşı karşıya kalabilir.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) kapsamında, tescilli bir markanın izinsiz olarak NFT koleksiyonunda kullanılması marka hakkı ihlali oluşturur. Nike, Hermès ve Gucci gibi markaların NFT’lerle ilgili açtığı davalar, uluslararası içtihat gelişimine öncülük etmektedir. Türk hukukunda da SMK m.29 uyarınca marka hakkı ihlali davası ve SMK m.149 kapsamında tazminat talep edilebilir.
Dijital İçerik Kaldırma (DMCA tarzı) prosedürleri açısından, 5651 sayılı İnternet Kanunu’nun içerik kaldırma mekanizmaları NFT platformlarına da uygulanabilir. Hak sahibi, mahkemeden erişim engelleme kararı (5651 m.8) talep edebilir veya doğrudan platforma bildirimde bulunarak ihlal içerikli NFT’nin kaldırılmasını isteyebilir.
NFT Alım-Satımında Uluslararası Hukuk Boyutu
NFT işlemlerinin sınır ötesi niteliği, uyuşmazlıklarda yetki ve uygulanacak hukuk sorunlarını gündeme getirmektedir. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MOHUK) hükümleri, bu değerlendirmede temel çerçeveyi oluşturmaktadır.
MOHUK m.24’e göre sözleşmeden doğan borç ilişkilerinde, tarafların hukuk seçimi (lex voluntatis) geçerlidir. NFT marketplace platformlarının kullanım koşullarında genellikle yabancı hukuk (ABD veya AB hukuku) ve tahkim şartı yer almaktadır. Ancak tüketici işlemlerinde MOHUK m.26 uyarınca tüketicinin mutad meskeninin bulunduğu ülke hukukunun emredici hükümleri saklıdır.
Yabancı mahkeme kararlarının Türkiye’de tanınması ve tenfizi konusunda, 5718 sayılı MOHUK m.50-59 hükümleri uygulanır. NFT uyuşmazlıklarında verilen yabancı mahkeme kararlarının tenfizi için karşılıklılık şartı, kamu düzenine uygunluk ve savunma hakkının ihlal edilmemiş olması gibi koşullar aranır.
Uluslararası tahkim, NFT uyuşmazlıklarında giderek yaygınlaşan bir çözüm yöntemidir. İstanbul Tahkim Merkezi (ISTAC) ve Uluslararası Ticaret Odası (ICC) gibi kurumlar, dijital varlık uyuşmazlıklarının çözümünde alternatif mekanizmalar sunmaktadır.
Metaverse, Dijital İkizler ve Sanal Mülkiyet Hukuku
Metaverse kavramının gelişmesiyle birlikte sanal arazi, dijital giyim, avatar aksesuar ve sanal gayrimenkul gibi NFT türleri hukuki açıdan yeni sorular ortaya çıkarmaktadır. Bu varlıkların hukuki niteliği, mülkiyet devri ve uyuşmazlık çözümü konularında özel değerlendirmeler yapılmalıdır.
Sanal arazi (virtual land) satışları, TMK’daki taşınmaz hükümlerine tabi değildir. Tapu sicili kaydı ve resmi şekilde sözleşme yapılması zorunluluğu bulunmamaktadır. Sanal arazi NFT’si, dijital bir varlık token’ı olarak değerlendirilir ve taşınır mal hükümlerine kıyasen tabi olur.
Dijital ikiz (digital twin) teknolojisi, fiziksel varlıkların NFT olarak token’laştırılmasını ifade eder. Bir tablonun veya gayrimenkulün dijital ikizinin NFT olarak satılması, fiziksel varlığın mülkiyetini devretmez. Bu ayrımın alıcılara açıkça bildirilmemesi halinde TBK m.36 (aldatma) hükümleri gündeme gelebilir.
Metaverse platformlarının iflas etmesi veya kapanması durumunda, kullanıcıların sanal varlıkları üzerindeki hakları büyük risk altındadır. İİK hükümleri çerçevesinde dijital varlıkların masa alacakları arasında sayılıp sayılmayacağı, henüz içtihatla netleşmemiş bir konudur.
Kripto Hukuku Alanında Uzman Avukat Desteği
Dijital varlık uyuşmazlıklarınızda hukuki danışmanlık için hemen iletişime geçin.
+90 545 199 25 25Av. Bilal ALYAR | İstanbul Barosu Sicil No: 54965
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
İlgili Makaleler
- Kripto Para Hukuku Türkiye 2026 Rehberi
- Bitcoin Vergi Rehberi 2026
- Kripto Para Dolandırıcılık Davaları
- Blokzincir ve Dijital Delil Hukuku
- Kripto Para Vergi Denetimi Rehberi
- DeFi Hukuku ve Regülasyon Rehberi
- Akıllı Sözleşme Hukuku Rehberi
- NFT Hukuku Türkiye 2026
- Kripto Miras Hukuku Rehberi
- Kripto Para Boşanmada Mal Paylaşımı
Av. Bilal ALYAR
İstanbul Barosu Sicil No: 54965
Kripto para hukuku, blokzincir teknolojisi, dijital varlık uyuşmazlıkları ve fintech regülasyonları alanlarında uzmanlaşmış avukat. Ulusal ve uluslararası düzeyde dijital varlık davalarında aktif olarak müvekkillerine hukuki destek sunmaktadır.
İletişim: +90 545 199 25 25
Yasal Uyarı: Bu içerik genel bilgi amaçlıdır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Her somut olay kendine özgü koşullar içerebilir. Hukuki sorunlarınız için mutlaka bir avukattan profesyonel destek alınız. İçerikteki bilgiler yayın tarihi itibarıyla günceldir; mevzuat değişiklikleri takip edilmelidir.
