Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesi, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasını çekişmeli boşanma sebepleri arasında düzenler. Hâkim, tarafların ileri sürdüğü vakıaları değerlendirip kusur dağılımını belirler; bu dağılım, tazminat ve nafaka kararlarının temelini oluşturur.
Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması
TMK 166/1’e göre evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenemeyecek derecede temelinden sarsılmışsa eşlerden her biri boşanma davası açabilir. Davacının daha az kusurlu olması esastır; ancak davalı, davacının kusurunun ağırlığına itiraz edebilir. Mahkeme, sunulan delillere göre tarafların kusurunu ayrı ayrı saptar ve hükmün gerekçesine yansıtır.
Kusur Tespitinin Tazminata Etkisi
TMK 174 uyarınca mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan maddi tazminat isteyebilir. Aynı maddenin ikinci fıkrası, boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafın manevi tazminat talep edebileceğini belirtir. Eşit kusur hâlinde ise tarafların birbirinden tazminat istemesi mümkün olmaz; çünkü iki taraf da “daha az kusurlu” konumda değildir.
Güncel Yargıtay Yaklaşımı
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/3998, K. 2025/11910, 24.12.2025 tarihli kararı (UYAP İçtihat Bankası), evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebine dayalı boşanma davalarında kusur tespitinin nasıl yapılacağını ve eşit kusur hâlinde tazminat-nafaka değerlendirmesinin sınırlarını ele almaktadır. Karar; tarafların sunduğu vakıaların ispatı, tanık beyanlarının değerlendirilmesi ve kusurun nafaka ile tazminata yansıması bakımından yol gösterici niteliktedir. Eşit kusur durumunda kural olarak maddi-manevi tazminata hükmedilemeyeceği, ancak yoksulluk nafakası bakımından tarafın yoksulluğa düşecek olmasının ayrıca incelenmesi gerektiği vurgulanmaktadır.
Yoksulluk ve İştirak Nafakası
TMK 175 gereği boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak şartıyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Eşit kusur, bu bakımdan yoksulluk nafakasını engellemez. Müşterek çocuk varsa TMK 182 uyarınca iştirak nafakası, çocuğun ihtiyaçları ile tarafların ekonomik gücü göz önünde tutularak ayrıca belirlenir.
Kusur İspatında Kullanılabilecek Deliller
Çekişmeli boşanma davalarında kusur ispatı, davanın seyrini doğrudan belirleyen en kritik aşamadır. Uygulamada tanık beyanları, mesaj kayıtları, fotoğraf ve görüntü kayıtları, banka hareketleri, sosyal medya paylaşımları, sağlık raporları ve hâkimin gerekli görmesi hâlinde uzman bilirkişi raporları delil olarak kabul edilmektedir. Ancak hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen ses ve görüntü kayıtları, kişilik haklarına müdahale niteliği taşıdığında delil değerlendirmesi dışında bırakılabilmektedir. Bu nedenle delil toplama sürecinin aile hukuku ilkelerine ve özel hayatın gizliliği ölçütüne uygun yürütülmesi büyük önem taşır.
Tanık beyanlarında, eşler arasındaki ortak yaşamın seyrini doğrudan gözlemleyebilen kişilerin (ev içi yaşamı bilen aile yakınları, komşular, iş arkadaşları) açıklamaları büyük önem kazanır. Yargıtay’ın yerleşik içtihadında, tanıkların duyuma dayalı beyanları tek başına kusurun ispatına yeterli görülmemekte; somut olaylara dayanan, doğrudan gözleme dayalı anlatımlar esas alınmaktadır.
Eşit Kusur ve Az Kusur Ayrımı
Boşanma davalarında tarafların kusur durumlarının dengeli olması hâlinde “eşit kusur” söz konusu olur. Eşit kusur durumunda TMK m. 174 anlamında maddi ve manevi tazminata hükmedilmez; çünkü tazminat talep edebilmek için kusursuz ya da daha az kusurlu olmak gerekir. Daha az kusurlu eşin kusuru hafif düzeyde kaldığında, karşı tarafın tazminat sorumluluğu doğabilir. Mahkeme; sadakatsizlik, ekonomik şiddet, fiziksel şiddet, hakaret, ailelere haksız müdahale, görev ihmali gibi olguları ayrı ayrı değerlendirerek kusur dağılımını belirler. Hükmün gerekçesinde her bir vakıaya ilişkin kusur tespiti açıkça ortaya konulmalıdır.
Görevli ve Yetkili Mahkeme
Boşanma davalarında görevli mahkeme Aile Mahkemesi, yetki ise TMK m. 168 uyarınca eşlerden birinin yerleşim yeri ya da davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir. Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde Asliye Hukuk Mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla görev yapar. Yetki itirazlarının ilk itiraz niteliğinde olduğu, cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerektiği unutulmamalıdır. Birden fazla yerde dava açılması hâlinde HMK derdestlik kuralları uygulanır.
Tedbir Nafakası, Velayet ve Kişisel İlişki
Çekişmeli boşanma davası açıldığı anda hâkim, TMK m. 169 uyarınca eşler ve çocuklar bakımından gerekli tedbirleri resen alır. Bu kapsamda tedbir nafakası, çocukların velayetinin geçici olarak hangi eşe bırakılacağı, kişisel ilişki kurulması ve ortak konutun kullanımına ilişkin kararlar verilir. Geçici velayet düzenlemesinde çocuğun üstün yararı esas alınır; sekiz yaşını aşmış çocukların görüşü de mahkemece dikkate alınabilir. Velayet sonrası değişiklik talepleri için velayetin değiştirilmesi başlıklı çalışmamız incelenebilir.
Sık Karşılaşılan Hatalar
Uygulamada en sık görülen hata, ispatlanamayacak iddiaların dilekçeye konulması ve bu nedenle iddiada bulunan eşin kusurlu sayılarak hak kaybına uğramasıdır. Bir diğer hata, hukuka aykırı yollarla elde edilmiş delillere dayanılması ve bu delillerin değerlendirme dışı bırakılması sonucu kusur ispatının zayıflamasıdır. Ayrıca, tazminat ve nafaka taleplerinin terditli biçimde açıkça ileri sürülmemesi, hükümde bu kalemlere yer verilmemesi riskini doğurur. Sürecin başında anlaşmalı boşanma protokolü ile çözüm imkânının değerlendirilmesi de zaman ve usul ekonomisi açısından önemlidir.
Sonuç
Çekişmeli boşanma davasında kusur tespiti, hem boşanma kararının verilmesinde hem de tazminat-nafaka hükümlerinde belirleyicidir. Eşit kusur hâli, tazminat taleplerini büyük ölçüde sınırlandırırken yoksulluk nafakasını engellemez. Sürecin sağlıklı yürütülmesi için her vakıanın somut delille desteklenmesi ve usul kurallarına titizlikle uyulması gerekir.
İlgili Yazılar
- Anlaşmalı Boşanma Protokolü ve Hâkim Denetimi
- Velayetin Değiştirilmesi ve Çocuğun Üstün Yararı
- Yoksulluk ve İştirak Nafakası
- Tüm Aile ve Boşanma Hukuku Yazıları
Güncel Yargıtay 2. HD Kararı — Manevi Tazminatta Ölçülülük (2026)
2025/7445 E. , 2026/1993 K. — 23.02.2026: Manevi tazminatın amacı, kişilik hakkı zedelenen tarafın bozulan ruhsal dengesini telafi etmektir. Miktar; tarafların kusur dereceleri ile ekonomik-sosyal durumları gözetilerek TMK m.4 hakkaniyet ilkesine uygun belirlenmelidir. Daire bu kararda, kadın yararına takdir edilen manevi tazminatı ölçülülük ilkesine aykırı biçimde fazla bularak yalnız bu yönden bozmuştur. Tam metin · Ana sayfa: Boşanma avukatı
