Tam yargı davası, idari işlem veya eylem nedeniyle hakları ihlal edilenlerin uğradıkları zararın tazminini talep ettiği idari yargı davasıdır. İptal davasının yanında, idarenin sorumluluğunun mali yönden gerçekleştirilmesini sağlar.

Hukuki Dayanak

İdare hukuku alanında düzenlenen 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2/1-b maddesi, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanların açabilecekleri davaları tam yargı davası olarak tanımlar. Anayasa’nın 125. maddesi de idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğunu hüküm altına almıştır.

İdarenin Sorumluluk Türleri

İdarenin sorumluluğu iki ana başlık altında ele alınır: hizmet kusuru sorumluluğu ve kusursuz sorumluluk. Hizmet kusuru, idarenin yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetinin hiç işlememesi, geç işlemesi veya kötü işlemesi hâllerinde doğar. Kusursuz sorumluluk ise sosyal risk, mesleki risk ve idari işlem veya eylemden kaynaklanan tehlike sorumluluğu gibi başlıklar altında, idarenin kusuru aranmaksızın gündeme gelir.

Hizmet Kusuru ile Kişisel Kusurun Ayrımı

İdarenin sorumluluğu bakımından hizmet kusuru ile görev başındaki kamu görevlisinin kişisel kusuru kavramları birbirinden ayrılır. Hizmet kusuru, kamu hizmetinin yürütülmesindeki örgütsel bozukluk, eksiklik veya aksaklıktan kaynaklanır ve doğrudan idareye izafe edilir. Kişisel kusur ise kamu görevlisinin hizmetten ayrılabilen, kasıt veya ağır kusurla işlenen davranışıdır ve kural olarak görevliye karşı adli yargıda hasım gösterilir. Uygulamada Anayasa md. 129/5 ve 657 sayılı Kanun md. 13 hükümleri uyarınca memurların görevlerinin ifasından doğan zararlardan dolayı önce idareye dava açılması, idarenin ödediği tazminatı görevliye rücu etmesi esası benimsenmiştir. Davanın hizmet kusuruna mı kişisel kusura mı dayandırıldığı, görevli yargı yerini ve hasım sıfatını doğrudan belirlediği için dilekçenin hukuki nitelendirmesi büyük önem taşır. Konuya yakın bir örnek olarak görevi kötüye kullanma suçu bakımından kamu görevlisinin cezai sorumluluğunun da gündeme gelebileceği unutulmamalıdır.

Güncel Danıştay Yaklaşımı

Danıştay 3. Dairesi, E. 2024/6066, K. 2024/6953, 17.12.2024 tarihli kararı (UYAP İçtihat Bankası), idari eylem ve işlemden doğan zararın tazmininde hizmet kusuru sorumluluğunun, illiyet bağının ve tam yargı davasında zararın ispatının nasıl değerlendirileceğini ortaya koymaktadır. Karara göre tazminata hükmedilebilmesi için idarenin hukuka aykırı eyleminin veya işleminin, zararla doğrudan illiyet bağı içinde bulunması; zararın ise gerçek, kişisel ve doğrudan olması aranır.

İlliyet Bağı ve Zarar

İdarenin sorumluluğunun doğabilmesi için zararla idari eylem veya işlem arasında uygun illiyet bağı bulunması zorunludur. Mücbir sebep, üçüncü kişinin ağır kusuru veya mağdurun kendi kusuru illiyet bağını kesebilir ya da tazminat miktarını azaltabilir. Zararın gerçekleşmiş, kişisel ve doğrudan nitelikte olması; ileride doğacak gerçek ve kesin zararların da talep edilebilmesi mümkündür.

Dava Açma Süresi

İYUK 13 hükmü, idari eylemlerden doğan zarar için ilgilinin önce yazılı olarak ilgili idareye başvurması gerektiğini düzenler. Bu başvurunun, eylemin öğrenildiği tarihten itibaren bir yıl ve her hâlde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde yapılması şarttır. İdarenin cevabı üzerine veya cevap verilmemesi hâlinde 60 günlük süre içinde dava açılır. İdari işlemden doğan zararda ise iptal davası açma süresi olan 60 gün esas alınır.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Tam yargı davasında görevli yargı kolu kural olarak idari yargıdır; konu bakımından genel görevli idare mahkemesidir. İYUK md. 32 ve devamı uyarınca yetkili mahkeme, dava konusu işlemi veya eylemi tesis eden idari mercinin bulunduğu yer idare mahkemesidir. İdari sözleşmelerden ve büyük şehir ölçekli düzenleyici işlemlerden doğan uyuşmazlıklarda ise Danıştay’ın ilk derece görevi devreye girebilir. Hizmetten ayrılabilen kişisel kusura dayanan tazminat talepleri ise adli yargıda asliye hukuk mahkemesinde açılır. Görevsizlik kararı verilmesi davanın esastan reddi sonucunu doğurmasa da süre kaybına yol açabileceğinden dilekçenin baştan doğru yargı yeri önünde verilmesi büyük önem taşır.

Tazminat Türleri

Tam yargı davasında maddi tazminat (fiilî zarar ve yoksun kalınan kâr), manevi tazminat ve hak ihlali tespitiyle birlikte uyarlama talepleri ileri sürülebilir. Zararın somut delillerle ispatı esastır; bilirkişi incelemesi, tıbbi raporlar, ekonomik kayıt ve belgeler temel ispat araçlarıdır. Faiz, idarenin temerrüde düştüğü tarihten itibaren işletilir.

Manevi Tazminat Takdirinde Gözetilen Ölçütler

Manevi tazminat, idari eylem veya işlemin kişide oluşturduğu elem, üzüntü ve hayatın olağan akışındaki sarsıntıyı bir nebze giderme amacı taşır; zenginleşme aracı değildir. Mahkemeler manevi tazminatı belirlerken zararın ağırlığını, hak ihlalinin niteliğini, idarenin kusur derecesini, tarafların ekonomik ve sosyal durumunu, olayın gerçekleştiği tarihteki paranın alım gücünü ve hakkaniyet ilkesini birlikte gözetir. Bedensel bütünlüğün ihlali, kişilik haklarına saldırı ve yakının ölümü gibi hâllerde manevi tazminata hükmedilmesi mümkündür; tüzel kişiler bakımından ise kural olarak kişilik haklarına yönelik somut ve doğrudan bir saldırının varlığı aranır. Talebin dilekçede ayrı kalem olarak ve gerekçesiyle birlikte gösterilmesi, ileride ıslah veya bedel artırımı ihtiyacını azaltır.

İptal ve Tam Yargı Davasının Birlikte Açılması

İYUK 12 hükmü, iptal davası ile birlikte tam yargı talebinde bulunmak isteyen ilgilinin idari işlem dolayısıyla hakları ihlal edilmişse iptal davası ile birlikte tam yargı davası açabileceğini düzenler. İptal davasıyla birlikte açılan tam yargı davasında, iptal sonucu kesinleşinceye kadar tazminat talebinin esası incelenmeyebilir; ancak süre yönünden hak korunmuş olur.

Dava Dilekçesinde Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar

Tam yargı davası dilekçesi, İYUK md. 3’te sayılan unsurları taşımak zorundadır. Davacı ve davalı idarenin doğru gösterilmesi, dava konusu işlem veya eylemin tarihinin ve içeriğinin somutlaştırılması, talep edilen tazminat miktarının kalem kalem (maddi, manevi, faiz) ayrıştırılması ve faiz başlangıç tarihinin açıkça belirtilmesi gerekir. Olayın hukuki nitelendirmesi yapılırken hizmet kusuru, kusursuz sorumluluk ve illiyet bağı eksenleri ayrı paragraflarda değerlendirilmelidir. Önceden idareye yapılması zorunlu yazılı başvuru (İYUK 13) ve verilen cevap veya zımni ret durumu dilekçenin süre bölümünde belgeleriyle birlikte ortaya konmalıdır. Delil olarak resmi yazışmalar, tıbbi raporlar, ekspertiz, bilirkişi mütalaası ve ekonomik kayıtlar mahkemece kabul gören tipik araçlardır.

Sık Karşılaşılan Hatalar

Uygulamada en sık karşılaşılan hata, idari eylemden doğan zararda İYUK 13 kapsamında ön karar şartının atlanması ve doğrudan dava açılmasıdır; bu durum davanın süre yönünden reddine yol açabilmektedir. İkinci sık hata, fazlaya ilişkin hakların açıkça saklı tutulmamasıdır; bu da bedel artırımı (ıslah) hakkının kullanımını zorlaştırır. Üçüncü olarak hizmet kusuru ile kişisel kusurun karıştırılması, yanlış yargı yerinde veya yanlış hasma karşı dava açılmasına ve görevsizlik kararıyla zaman kaybına yol açar. Manevi tazminat talebinin gerekçesiz bırakılması veya orantısız yüksek talep edilmesi, takdir edilecek miktarın aşağı çekilmesine sebep olabilir. Son olarak, faiz başlangıç tarihinin ve türünün belirtilmemesi, lehe çıkacak kararın icra aşamasında uyuşmazlığa konu olmasına yol açabilmektedir. Bu yönlerden konunun pratik boyutu için iptal davasında beş unsur denetimi ile karşılaştırmalı okuma yapılması yararlı olur.

Sonuç

Tam yargı davası, idarenin hukuka aykırı eylem ve işlemleri nedeniyle uğranılan zararın giderilmesinin temel aracıdır. Davanın başarısı; illiyet bağının kurulması, zararın somut delillerle ispatı ve sürelerin titizlikle takibine bağlıdır.

İlgili Yazılar

İletişim

Cevizli Mahallesi Enderun Sokak No:10C Daire:58
34865 Kartal/Istanbul
+90 545 199 25 25
info@bilalalyar.av.tr

Hizmet Alanları

Kripto Para Hukuku
Bilişim Hukuku
Ceza Hukuku
Şirketler Hukuku
Aile ve Boşanma Hukuku
İş Hukuku

Yasal

KVKK Aydınlatma Metni
Gizlilik Politikası
Çerez Politikası
Makaleler

Sosyal Medya

LinkedIn
Instagram
X (Twitter)
TikTok


İstanbul Barosu Sicil No: 54965

© 2026 Av. Bilal Alyar - Tüm hakları saklıdır.
0545 199 25 25 WhatsApp @bilalalyar info@bilalalyar.av.tr
/* --- Anti-FOUC for header navigation (ilk render anında menünün beyaz kutuda yığılı görünmesini önler) --- */