Türk Ceza Kanunu’nun 257. maddesi, görevi kötüye kullanma suçunu düzenler. Suç; kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir menfaat sağlayan kamu görevlisi tarafından işlenir. Madde, başka özel ceza hükümleri tarafından kapsanmayan görev ihlallerini cezalandırma işlevi gördüğünden, ikincil (tali) norm niteliği taşır.

Suçun Unsurları

Görevi kötüye kullanma suçunun maddi unsurları üç şıktan oluşur: kişilerin mağduriyeti, kamunun zararı veya kişilere haksız menfaat sağlanması. Bu üç koşuldan herhangi birinin gerçekleşmesi suçun teşkili için yeterlidir. Failin kamu görevlisi sıfatını taşıması ve fiilin görevinin gereklerine aykırı olması zorunludur. Manevi unsur olarak kast aranır; ihmali davranışlar için ayrıca aynı maddenin ikinci fıkrasında özel düzenleme vardır.

İlgili Yargıtay Kararı

Yargıtay 7. Ceza Dairesi’nin kararı, kamu görevlisinin görevinin gereklerine aykırı hareketini ele alarak TCK 257’nin unsurlarını değerlendirmekte; kamu zararı, kişi mağduriyeti veya haksız kazanç sağlama koşullarının somut olayda nasıl tespit edileceğini ve suçun tali (ikincil) norm niteliğini ortaya koymaktadır. Fiil özel bir suç tanımının kapsamına giriyorsa, görevi kötüye kullanma değil, o özel suç hükmü uygulanır.

Yargıtay 7. CD, E. 2023/12991, K. 2025/10653, 22.09.2025Karar metni

Diğer Suçlarla İçtima

Görevi kötüye kullanma suçu, daha özel başka bir suç tipinin kapsamına giren fiillerde uygulanmaz. Örneğin kamu görevlisinin görevinin gereklerine aykırı hareketle bilişim sistemine hukuka aykırı erişimi durumunda TCK 243 uygulanır; rüşvet, zimmet, irtikap, evrakta sahtecilik gibi fiillerde ise o özel suç tipleri devreye girer. Bu tali norm niteliği, görevi kötüye kullanmanın boş alanı dolduran bir hüküm olduğunu gösterir.

Korunan Hukuki Yarar ve Tali Norm Niteliği

TCK m. 257 ile korunan hukuki yarar, kamu görevinin gerektirdiği özen ve dürüstlük yükümlülüğüne uyulması suretiyle kamu idaresinin işleyişine duyulan güvenin sağlanmasıdır. Görevi kötüye kullanma suçu, kamu görevlilerine özgü ve özel nitelikte bir suç tipi olup, mevzuatta düzenlenmiş daha özel görev suçlarının uygulanmadığı hâllerde devreye giren tali norm niteliğindedir. Bu nedenle aynı eylem hem TCK m. 257 hem de başka özel bir suç (örneğin zimmet, irtikap, rüşvet) kapsamına giriyorsa, özel hüküm uygulanır ve genel hükme başvurulmaz. Ceza hukuku uygulamasında bu ayrım, doğru suç tipinin belirlenmesi bakımından temel önem taşır.

Maddi Unsur: İcrai ve İhmali Hareket Ayrımı

TCK m. 257/1 icrai hareketle, m. 257/2 ise ihmali hareketle işlenen görevi kötüye kullanma suçunu düzenler. İcrai harekette kamu görevlisi, görevinin gereklerine aykırı davranır; ihmali harekette ise yapmakla yükümlü olduğu görevi yapmaz, geciktirir ya da eksik yerine getirir. Her iki hâlde de fiilin sonucunda kişilerin mağduriyetine, kamunun zararına veya kişilere haksız menfaat sağlanmasına yol açılmış olması gerekir. Bu zarar unsurunun somut delillerle ortaya konulmaması, beraat sonucunu doğurmaktadır. Yargıtay’ın yerleşik içtihadında, zararın yalnızca soyut iddiaya dayanmayıp belirli, somut ve nedensellik bağı kurulabilir nitelikte olması gerektiği vurgulanmaktadır.

Manevi Unsur: Kast ve Saik

Görevi kötüye kullanma suçu kasten işlenebilen bir suçtur. Failin görev tanımı, yetki çerçevesi ve mevzuat kapsamındaki yükümlülükleri bilerek hareket etmesi gerekir. Bazı hâllerde failin kendisine ya da başkasına menfaat sağlama saiki bulunsa dahi, eylemin TCK m. 257 kapsamında değerlendirilebilmesi için bu saikin özel bir suç tipine girmemesi gerekir. Aksi takdirde olası, irtikap, rüşvet ya da zimmet hükümleri uygulanır. Taksirle işlenebilen bir suç tipi olmadığı için, mevzuata aykırı davranışın kasten gerçekleştirilmiş olduğunun ortaya konulması, kovuşturmanın temel meselesidir.

Soruşturma Usulü, Görev ve Yetki

Kamu görevlilerinin görevden doğan suçları bakımından 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun uyarınca soruşturma izni rejimi uygulanır. Yetkili merciden soruşturma izni alınmadan başlatılan soruşturma, soruşturmanın hukuka aykırı hâle gelmesine ve elde edilen delillerin değerlendirme dışı kalmasına yol açabilir. Görevli mahkeme bakımından eylemin niteliği belirleyicidir; ağır cezalık nitelikte olmayan görevi kötüye kullanma davaları Asliye Ceza Mahkemesinde görülür. Yetki, suçun işlendiği yer mahkemesindedir.

Savunmada Sık Karşılaşılan Hatalar

Savunmada en sık görülen hata, fiilin daha özel bir suç tipi kapsamına girmesine rağmen TCK m. 257’nin uygulanmaya çalışılmasıdır. Tali norm niteliği gereği, özel hükmün varlığı hâlinde TCK m. 257 uygulanmaz. Bir diğer kritik nokta, zarar veya menfaat unsurunun somut biçimde ortaya konulamamasıdır; bu unsurun ispatı, mahkûmiyet için zorunlu sayılmaktadır. Ayrıca soruşturma izni şartına uyulmadan başlatılan soruşturmalarda usul itirazının zamanında yapılmaması, savunma haklarının zayıflamasına yol açmaktadır. İftira suçu ile ilişkili haksız ihbar iddiaları, görevi kötüye kullanma soruşturmalarına paralel biçimde değerlendirilmesi gereken konulardandır.

İlgili Yazılar

İletişim

Cevizli Mahallesi Enderun Sokak No:10C Daire:58
34865 Kartal/Istanbul
+90 545 199 25 25
info@bilalalyar.av.tr

Hizmet Alanları

Kripto Para Hukuku
Bilişim Hukuku
Ceza Hukuku
Şirketler Hukuku
Aile ve Boşanma Hukuku
İş Hukuku

Yasal

KVKK Aydınlatma Metni
Gizlilik Politikası
Çerez Politikası
Makaleler

Sosyal Medya

LinkedIn
Instagram
X (Twitter)
TikTok


İstanbul Barosu Sicil No: 54965

© 2026 Av. Bilal Alyar - Tüm hakları saklıdır.
0545 199 25 25 WhatsApp @bilalalyar info@bilalalyar.av.tr
/* --- Anti-FOUC for header navigation (ilk render anında menünün beyaz kutuda yığılı görünmesini önler) --- */