İcrada Borç Yapılandırma 2026: Taksitle Ödeme Anlaşması

İcra takibi başlayan bir borcun yapılandırılması, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK) m.111’de düzenlenen taksitle ödeme mekanizmasıyla mümkündür. Borçlu, tek taraflı taahhütte bulunabileceği gibi alacaklıyla icra dairesinde bir taksit sözleşmesi de yapabilir; ikisinin şartları ve sonuçları farklıdır. Vergi borcuna özgü af/yapılandırma kanunları bu yazının kapsamı dışındadır; icra takibinin diğer aşamaları için icra takibi nasıl yapılır yazımıza bakabilirsiniz.

30 Saniyede Özet
  • Dayanak: 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.111.
  • Yol 1 — Tek taraflı taahhüt: Borçlu satış talebinden önce taahhüt eder, ilk taksiti derhal öder; taksit alacağın 1/4’ünden az olamaz, aydan aya ödenir, toplam süre 3 ayı geçemez.
  • Yol 2 — Borçlu-alacaklı sözleşmesi: Taraflar icra dairesinde serbestçe süre ve taksit belirleyebilir; süre sınırı yoktur (10 yılı aşarsa aşan kısımda süreler kaldığı yerden işler).
  • Sonuç: Geçerli bir taksitlendirmede icra muamelesi durur; ayrıca satış isteme süreleri (İİK m.106, m.150/e) sözleşme süresince işlemez.
  • Yaptırım: Taksitlerden biri zamanında ödenmezse icra muamelesi ve süreler kaldığı yerden devam eder.
  • Vergi avantajı: İcra dairesinde düzenlenen taksitlendirme sözleşmesi/tutanağı damga vergisinden istisnadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır, somut olayınıza özgü hukuki tavsiye yerine geçmez. Vergi, SGK veya kredi kartı borçlarına özgü ayrı yapılandırma/af düzenlemeleri bulunabilir; bu yazı yalnızca icra takibi sırasındaki genel taksitlendirme mekanizmasını (İİK m.111) ele almaktadır.

Son güncelleme: 6 Eylül 2026 — İİK m.111’in taahhüt ve sözleşme yolları ile satış isteme süresine etkisi işlenmiştir.

İçindekiler

Kanuni Dayanak
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.111 (taksitle ödeme), m.106 ve m.150/e (satış isteme süreleri), m.78/2 (haciz isteme süresi ve taksit sözleşmesinin etkisi).

Tek Taraflı Taahhütle Taksitlendirme

İİK m.111’in ilk fıkrasına göre borçlu, alacaklının satış talebinden önce borcunu muntazam taksitlerle ödemeyi taahhüt eder ve birinci taksiti derhâl öderse icra muamelesi durur. Bu yolun geçerli olması için üç şart birlikte aranır:

  • Borçlunun yeterli miktarda malı hâlihazırda haczedilmiş olmalıdır,
  • Her taksit, borcun dörtte birinden az olamaz,
  • Taksitler aydan aya ödenir ve toplam süre 3 ayı geçemez.

Bu yol, alacaklının rızası aranmaksızın borçlunun tek taraflı beyanıyla işler; ancak süre ve taksit tutarı bakımından oldukça sınırlıdır.

Borçlu-Alacaklı Sözleşmesiyle Taksitlendirme

Uygulamada asıl kullanılan yol, borçlu ile alacaklının icra dairesinde borcun taksitlendirilmesi için karşılıklı bir sözleşme yapmasıdır. Bu sözleşmede taraflar, tek taraflı taahhütteki 1/4 ve 3 ay sınırlamalarına bağlı kalmaksızın süre ve taksit tutarını serbestçe belirleyebilir. İcra dairesinde düzenlenecek bu sözleşme veya tutanak, 2021 tarihli 7343 sayılı Kanun’la getirilen düzenleme uyarınca damga vergisinden istisnadır — bu, tarafları resmî bir anlaşma yapmaya teşvik eden pratik bir avantajdır.

Taksitlendirmenin İcra İşlemine Etkisi

Geçerli bir taksitlendirme (taahhüt veya sözleşme) sırasında icra muamelesi durur. Ayrıca uygulamada, borçlu ile alacaklının icra dairesinde yaptığı taksit sözleşmesinin devamı süresince, İİK m.106 ve m.150/e’de düzenlenen satış isteme sürelerinin de işlemediği kabul edilmektedir. Bu, alacaklı için önemli bir güvencedir: taksitlendirme sözleşmesi yapmak, satış isteme hakkını hak düşürücü süre bakımından “dondurur”. Ancak sözleşme veya birbirini izleyen sözleşmelerin toplam süresi 10 yılı aşarsa, aşan tarihten itibaren süreler kaldığı yerden işlemeye devam eder.

Taksitin İhlali Hâlinde Sonuç

Taksitlerden biri kararlaştırılan tarihte ödenmezse, İİK m.111’in açık hükmü gereği icra muamelesi ve durmuş olan süreler kaldığı yerden devam eder — yani alacaklı, kalan borç için doğrudan icra işlemlerine (haciz, satış) geri dönebilir; yeniden ihtarname veya yeni bir icra takibi başlatmasına gerek yoktur.

İlgili Yargı Kararı

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takipte satış isteme süresine (İİK m.150/e — taşınmaz rehninde 1 yıl) ilişkin bir uyuşmazlıkta, bu sürenin emredici ve kamu düzenine ilişkin olduğuna, süresinde satış istenmezse takibin kendiliğinden düşeceğine ve bu düşmenin, istinaf dilekçesinde ileri sürülmemiş olsa dahi bölge adliye mahkemesince resen gözetilmesi gerektiğine hükmetmiştir. Karar ayrıca, borçlu-alacaklı arasında İİK m.111 uyarınca yapılan taksitlendirme sözleşmesinin devamı süresince bu satış isteme süresinin işlemeyeceğini teyit etmektedir — yani borç yapılandırma sözleşmesi, alacaklının satış hakkını hak düşürücü süreden koruyan bir araç olarak da işlev görür.

Sıkça Sorulan Sorular

İcra takibindeki bir borç nasıl yapılandırılır?

İİK m.111 uyarınca iki yolla: borçlunun satış talebinden önce tek taraflı taksit taahhüdünde bulunması (taksit alacağın 1/4’ünden az olamaz, en çok 3 ay) veya borçlu ile alacaklının icra dairesinde serbestçe süre/taksit belirleyerek bir sözleşme yapması.

Taksit tutarı en az ne kadar olmalıdır?

Tek taraflı taahhütte her taksit, toplam borcun dörtte birinden az olamaz. Borçlu-alacaklı sözleşmesinde ise böyle bir alt sınır yoktur, taraflar serbestçe belirleyebilir.

Taksitle ödeme taahhüdü icra takibini tamamen durdurur mu?

Geçerli bir taahhüt veya sözleşme yapılıp ilk taksit ödendiğinde icra muamelesi durur. Ancak bu, borcun sona erdiği anlamına gelmez; taksitlerin tam ve zamanında ödenmesi gerekir.

Taksitlerden biri ödenmezse ne olur?

İcra muamelesi ve durmuş olan süreler kaldığı yerden devam eder. Alacaklının yeniden bir icra takibi başlatmasına gerek yoktur; kalan borç için doğrudan haciz/satış işlemlerine dönülebilir.

Taksitlendirme sözleşmesi satış isteme süresini etkiler mi?

Evet. Yerleşik Yargıtay içtihadına göre, borçlu-alacaklı arasında icra dairesinde yapılan taksit sözleşmesinin devamı süresince İİK m.106 ve m.150/e’deki satış isteme süreleri işlemez; bu süre alacaklı için bir güvencedir.

Taksitlendirme sözleşmesi en çok kaç yıl sürebilir?

Kanunda üst sınır yoktur, ancak sözleşme veya birbirini izleyen sözleşmelerin toplam süresi 10 yılı aşarsa, aşan tarihten itibaren durmuş olan süreler yeniden işlemeye başlar.

İcra dairesinde yapılan taksit sözleşmesi için vergi ödenir mi?

Hayır. Borcun taksitlendirilmesi için icra dairesinde düzenlenecek sözleşme veya tutanak, 7343 sayılı Kanun’la getirilen düzenleme uyarınca damga vergisinden istisnadır.

Vergi borcu için de aynı yapılandırma hükümleri mi uygulanır?

Hayır. Vergi, SGK gibi kamu alacaklarına özgü ayrı yapılandırma/af kanunları (belirli dönemlerde çıkarılan özel kanunlar) bulunur ve bunların şartları İİK m.111’den farklıdır; güncel bir vergi/SGK yapılandırması varsa ilgili kanunun kendi hükümlerine bakılmalıdır.

Alacaklı taksitlendirme teklifini kabul etmek zorunda mıdır?

Borçlu-alacaklı sözleşmesi yoluyla taksitlendirmede alacaklının rızası şarttır. Ancak tek taraflı taahhüt yolunda, kanundaki şartlar (yeterli haciz, 1/4 taksit, 3 ay üst sınır) sağlanırsa alacaklının ayrıca onayına gerek kalmadan icra muamelesi durur.

Hukuku Desteğinin Icra Ve Iflas Hukuku Davalarındaki Önemi

Icra Ve Iflas Hukuku davalarında kapsamlı hukuki desteğin alınması, davanızın sonucunu doğrudan etkileyen stratejik bir karardır. Bu alan, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu başta olmak üzere kapsamlı bir mevzuat bilgisini ve güncel yargı kararlarının takibini gerektirmektedir. Avukat, davanızın her aşamasında doğru adımların atılmasını sağlayacaktır.

icra müdürlüğü ve icra hukuk mahkemesi nezdinde takip talebi, ödeme emri, haciz ve satış süreçlerinde avukat temsili, dilekçelerin doğru hazırlanması, delillerin etkili sunulması ve duruşmalarda profesyonel savunma yapılması açısından büyük önem taşımaktadır. Avukat desteği olmaksızın yürütülen davalarda prosedürel hataların yapılma olasılığı önemli ölçüde artmaktadır.

Av. Bilal Alyar, İstanbul Barosu’na kayıtlı olup icra ve iflas hukuku alanında kapsamlı hukuki danışmanlık ve dava takibi hizmeti sunmaktadır. alacak tahsili, itiraz ve menfi tespit konularında haklarınızı korumak için0534 636 19 19 numarasından randevu alabilirsiniz.

İlgili Hukuki Hizmetlerimiz:

Daha fazla bilgi için:Mevzuat Bilgi Sistemi

Resmi Kaynaklar

Hazırlayan Avukat

Av. Bilal ALYAR — İstanbul Barosu

Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu (2015). Aile hukuku, ceza hukuku, kripto para hukuku, bilişim hukuku, şirketler hukuku ve vergi hukuku alanlarında faaliyet göstermektedir.

Bu içerik yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır; somut hukuki görüş ya da avukat-müvekkil ilişkisi oluşturmaz. Her dosya kendine özgü koşullar içerdiğinden, hukuki süreçlerde avukattan hukuki destek alınması yararlı olabilir.

İletişim | Hakkımızda

Burada yer verilen kararlar bilgilendirme amaçlı olup somut uyuşmazlığın koşullarına göre farklı sonuçlar doğabilir. Ticaret ve Şirketler Hukukuna İlişkin Güncel Emsal Kararlar ile ilgili bir uyuşmazlık içerisindeyseniz, güncel içtihat ve mevzuatı somut olaya uyarlayacak bir ticaret hukuku alanında çalışan avukatla görüşmeniz önerilir.

Bu konu, genel vergi hukuku uygulamalarının bir parçasıdır; vergi uyuşmazlıkları ve dava süreçlerine ilişkin kapsamlı bilgi için ana rehberimizi inceleyebilirsiniz.

İletişim

Cevizli Mahallesi Enderun Sokak No:10C Daire:58
34865 Kartal/Istanbul
+90 534 636 19 19
alyarlaw@gmail.com

Hizmet Alanları

Kripto Para Hukuku
Bilişim Hukuku
Ceza Hukuku
Şirketler Hukuku
Aile ve Boşanma Hukuku
İş Hukuku

Yasal

KVKK Aydınlatma Metni
Gizlilik Politikası
Çerez Politikası
Makaleler

Sosyal Medya

LinkedIn
Instagram
X (Twitter)
TikTok

© 2026 ALYAR LAW & CONSULTANCY · Tüm hakları saklıdır.
0534 636 19 19 WhatsApp @alyarhukuk alyarlaw@gmail.com