Türk Ceza Kanunu’nun 191. maddesi, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişiye yönelik özel bir düzenleme öngörür. Maddenin temel özelliği, bağımlılık eğilimindeki kişiyi cezalandırmaktan çok tedavi ve denetimli serbestlik tedbiriyle topluma yeniden kazandırma amacı taşımasıdır. Şüphelinin durumu hakkında denetimli serbestlik tedbirine başvurulması, yükümlülüklere uyulması halinde ise kamu davasının açılmaması veya açılan davanın düşmesi mümkündür.
Denetimli Serbestlik Tedbiri ve Tedavi Yükümlülüğü
TCK 191 kapsamındaki olaylarda Cumhuriyet savcısı, şüpheli hakkında beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verebilir. Bu süre boyunca şüpheli, denetimli serbestlik müdürlüğünce belirlenen tedavi yükümlülüğüne ve denetim tedbirlerine uymak zorundadır. Yükümlülüklere uyulması halinde dava açılmaz veya açılmış dava düşer. Yükümlülüklere uyulmaması halinde ise kamu davası açılır ya da açılmış dava sürdürülerek hüküm verilir.
İlgili Yargıtay Kararı
Yargıtay 2. Ceza Dairesi’nin kararı, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunda TCK 191 kapsamındaki denetimli serbestlik tedbirini, tedavi yükümlülüğünü ve kamu davasının düşmesi koşullarını ele almakta; aynı zamanda ticaret-kullanma vasıf ayrımının somut olayda nasıl yapılacağını ortaya koymaktadır. Karar, denetimli serbestlik sürecinde yükümlülüklerin etkin biçimde takip edilmesi ve uyulmama halinde uygulanacak hukuki sonuçların doğru saptanması bakımından yol göstericidir.
Yargıtay 2. CD, E. 2022/13627, K. 2025/16297, 23.09.2025 — Karar metni
Etkin Pişmanlık (TCK 192) ile İlişkisi
TCK 192, uyuşturucu madde suçlarına özgü bir etkin pişmanlık hükmü öngörür. Resmi makamlarca haber alınmadan önce maddeyi kimlerden ve nereden temin ettiğine ilişkin bilgi vererek suçluların yakalanmasını veya uyuşturucunun ele geçirilmesini kolaylaştıran failin cezasından önemli indirim yapılabilir ya da ceza tamamen düşürülebilir. Bu hüküm, hem TCK 188 hem TCK 191 olaylarında uygulanabilir.
Suçun Unsurları: Kullanma Amaçlı Bulundurma
TCK m. 191 kapsamında suçun maddi unsuru; uyuşturucu veya uyarıcı maddeyi kullanmak için satın almak, kabul etmek ya da bulundurmak veya bizzat kullanmak fiilleridir. Suçun, kullanma kastıyla işlenmesi gerekir. Failin bulundurduğu miktar, eylemin TCK m. 191 (kullanma için bulundurma) ya da TCK m. 188 (ticareti yapma) kapsamına girip girmediğinin belirlenmesinde önemli bir karine oluşturur. Yargıtay’ın yerleşik içtihadında, kullanım eşiğinin üzerine çıkan miktarların, başka belirtilerle (paketleme, hassas terazi, ayrı zarflar, satış için hazırlanmış görünüm) birlikte değerlendirildiği vurgulanmaktadır. Ceza hukuku uygulamasında miktar değerlendirmesi, kovuşturmanın yönünü doğrudan etkilemektedir.
Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) ve Kamu Davasının Açılmasının Ertelenmesi
TCK m. 191/2 uyarınca, Cumhuriyet savcısı, kamu davasının açılmasının beş yıl süreyle ertelenmesine karar verir ve bu süre içinde şüpheli hakkında denetimli serbestlik tedbiri ile gerekli görülmesi hâlinde tedavi uygulanır. Erteleme süresi içinde uyuşturucu kullanmaktan kaçınması ve denetimli serbestlik tedbirine uyması beklenir. Erteleme şartlarına uyulmaması veya bu süre içinde yeniden aynı suçun işlenmesi hâlinde kamu davası açılır ve mahkeme yargılamayı bizatihi yürütür. HAGB kurumu, eylem niteliğine uyduğunda mahkeme tarafından koşulları çerçevesinde uygulanabilir; ancak ertelenmiş kamu davasının açılmasının ardından HAGB’nin uygulanma alanı sınırlanmaktadır.
Soruşturma Usulü: Arama, Elkoyma ve Adli Kontrol
Uyuşturucu madde bulundurma soruşturmalarında temel mesele, arama, elkoyma ve müsadere işlemlerinin hukuka uygunluğudur. CMK m. 116 ve devamı uyarınca konutta, işyerinde ve diğer kapalı yerlerde yapılacak aramada kural olarak hâkim kararı; gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının yazılı emri aranır. Üst ve eşya araması bakımından da CMK ve PVSK hükümleri birlikte değerlendirilir. Aramada hukuka aykırılık bulunması hâlinde, elde edilen delillerin değerlendirme dışı bırakılması savunmanın temel argümanı hâline gelmektedir. Adli kontrol tedbirleri ise denetimli serbestlik kararlarına paralel biçimde uygulanmakta; uyuşmazlığın seyri bakımından önemli bir araç sağlamaktadır.
Görevli ve Yetkili Mahkeme
TCK m. 191 kapsamındaki suçlar bakımından görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemesidir. Yetki, suçun işlendiği yer mahkemesindedir. Kullanma için bulundurma eylemi ile ticaret arasındaki çizginin tartışıldığı dosyalarda, görev yönünden ağır ceza mahkemesi ile asliye ceza mahkemesi arasındaki ayrım yargılama başında dikkatle yapılmalıdır. Aksi takdirde davanın bir mahkemeden diğerine gönderilmesi süreci uzatmaktadır. Ticaret iddiası bulunduğunda TCK 188 kapsamındaki çalışmamız ek bilgi sunmaktadır.
Savunmada Sık Karşılaşılan Hatalar
Savunmada en sık görülen hata, arama ve elkoyma işleminin hukuka uygunluk denetiminin yapılmaması ve usul itirazlarının zamanında ileri sürülmemesidir. Bir diğer hata, kullanım için bulundurma ile ticaret arasındaki sınırın somut delillerle (kullanıcı raporları, kişisel kullanım belirtileri, miktarın günlük kullanım eşiğine yakınlığı) ortaya konulamamasıdır. Erteleme ve denetimli serbestlik kurumlarından yararlanılırken yükümlülüklere uyulmaması, sonraki kovuşturma seyrini ağırlaştırmakta; bu nedenle denetim sürecinin dikkatle takibi büyük önem taşımaktadır.
