Hekim Malpraktis ve Tıbbi Standart | Sorumluluk ve Tazminat

Hekim malpraktisi (tıbbi hata), hekimin tıbbi standarttan sapması sonucu hastaya zarar vermesi hâlidir ve Türk hukukunda hem sözleşmesel (TBK m.112 vd., vekalet sözleşmesinin özenle ifa borcu — TBK m.506) hem haksız fiil (TBK m.49 vd.) sorumluluğu doğurabilir. Tıbbi standart, “ortalama, tedbirli bir hekimin aynı koşullarda göstereceği özen ve bilgi düzeyi” olarak tanımlanır; hekimden mucizevi bir sonuç değil, bilimsel gelişmişlik düzeyine uygun özenli bir çaba beklenir. Bu rehberde malpraktis davasının hukuki temelini, ispat yükünün nasıl işlediğini ve tazminat kapsamını anlatıyoruz.

30 saniyede özet

  • Hekim sorumluluğu kural olarak özen borcuna dayanır (TBK m.506); sonuç garantisi değil, tıbbi standarda uygun davranış aranır — istisna, sonucu hedefleyen eser sözleşmesi niteliğindeki işlemlerdir (estetik ameliyat gibi).
  • İspat yükü genel kuralda hastadadır (TBK m.50), ancak hekimin özen borcunu yerine getirdiğini gösteren tıbbi kayıtları tutma yükümlülüğü nedeniyle uygulamada bilirkişi incelemesi belirleyicidir.
  • Aydınlatılmış onam eksikliği, komplikasyon gerçekleşse bile ayrı bir sorumluluk nedenidir — hasta risklerden haberdar edilmeden rıza alınmışsa onam geçersiz sayılabilir.
  • Kamu hastanelerinde (devlet hastanesi, üniversite hastanesi) sorumluluk idari yargıda tam yargı davası; özel hastane/muayenehanede adli yargıda tazminat davası olarak görülür.
  • Tazminat davası zamanaşımı, haksız fiil hükümlerinde zararın ve failin öğrenilmesinden itibaren 2 yıl, her hâlde fiilden itibaren 10 yıldır (TBK m.72); sözleşmesel sorumlulukta genel 10 yıllık zamanaşımı uygulanabilir.
Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; malpraktis iddialarında tıbbi kayıtların ve bilirkişi raporunun incelenmesi belirleyicidir, somut olaya göre değerlendirme şarttır.

Son güncelleme: Eylül 2026 — TBK sorumluluk hükümleri ve görev ayrımı (adli/idari yargı) işlenerek içerik yenilendi.

İçindekiler

Kanuni Dayanak

  • TBK m.49-50 (haksız fiil sorumluluğu, ispat yükü), m.72 (zamanaşımı)
  • TBK m.502 vd. (vekalet sözleşmesi), m.506 (özenle ifa borcu)
  • Anayasa m.125, 2577 sayılı İYUK (kamu hastanelerinde tam yargı davası)

Tıbbi standart nedir?

Tıbbi standart, güncel bilimsel bilgi ve teknik imkânlar çerçevesinde, aynı uzmanlık dalındaki ortalama bir hekimin benzer koşullarda göstermesi beklenen özen ve bilgi düzeyidir. Hekimden istenen, hastaya en iyi tedaviyi “garanti etmesi” değil, tanı, tedavi ve takip sürecinin her aşamasında bu standarda uygun davranmasıdır. Standarttan sapma; yanlış veya eksik tanı, kontrendike ilaç/doz uygulaması, ameliyatta teknik hata, post-operatif takip eksikliği veya sevk/konsültasyon gerektiren bir durumu geciktirme gibi biçimlerde ortaya çıkabilir. TBK m.506 vekalet ilişkisinde vekilin (hekimin) işi özenle görme borcunu düzenler; bu özen ölçüsü, işin uzmanlık gerektiren niteliği nedeniyle objektif ve yüksek bir standarttır.

Kamu ve özel sağlık kuruluşlarında görevli yargı ayrımı

Malpraktis davalarında ilk belirlenmesi gereken husus görevli yargı koludur. Devlet hastanesi, üniversite hastanesi gibi kamu sağlık kuruluşlarında görev yapan hekimlerin işlemleri idari işlem/eylem sayıldığından, hasta doğrudan hekime değil kuruma karşı idari yargıda (idare mahkemesinde) tam yargı davası açar; idare, sorumlu hekime daha sonra rücu edebilir. Özel hastane veya muayenehanede yapılan işlemlerde ise sözleşme ilişkisi hasta ile hekim/klinik arasında kurulduğundan dava adli yargıda (asliye hukuk mahkemesinde) görülür. Bu ayrımı yanlış yapmak, davanın görevsizlik kararıyla usulden reddine ve zaman kaybına yol açabilir.

İspat yükü ve bilirkişi incelemesi

TBK m.50 uyarınca zararı ve zarar ile fiil arasındaki illiyet bağını ispat yükü kural olarak davacı (hasta) tarafındadır. Ancak hekimin sözleşmesel özen borcunu yerine getirdiğini gösteren epikriz, ameliyat notu, anestezi formu, hemşire gözlem kayıtları gibi belgeleri tutma ve saklama yükümlülüğü hekim/kurumdadır; bu belgelerin eksik veya tutarsız olması aleyhe değerlendirilebilir. Uygulamada dava, sağlık bilirkişi heyeti (genellikle Adli Tıp Kurumu veya üniversite bilirkişi kurulu) raporuna dayanır; heyet tıbbi standarda uyulup uyulmadığını, komplikasyon ile hata arasındaki farkı ve varsa illiyet bağını teknik olarak değerlendirir.

Kuruluş türüGörevli yargıDava türüZamanaşımı
Devlet/üniversite hastanesiİdari yargıTam yargı davasıZararın öğrenilmesinden 1 yıl, olaydan 5 yıl (idari başvuru + dava)
Özel hastane/klinik/muayenehaneAdli yargıTazminat davası (sözleşme/haksız fiil)TBK m.72: 2 yıl / 10 yıl (haksız fiil), sözleşmesel: 10 yıl

Sıkça Sorulan Sorular

Komplikasyon ile tıbbi hata aynı şey midir?

Hayır. Komplikasyon, tıbbi standarda tam uyulmasına rağmen ortaya çıkabilen, bilinen ve öngörülebilir bir risktir; hata ise standarttan sapmayı ifade eder. Ayrım bilirkişi raporuyla yapılır.

Aydınlatılmış onam formu imzaladıysam dava açamaz mıyım?

Açabilirsiniz. Onam formu, bilinen risklerin gerçekleşmesi hâlinde hekimi tıbbi hatadan kaynaklanan sorumluluktan kurtarmaz; onam yalnızca “bilinen ve kabul edilen riskler” bakımından hekimi korur.

Hangi mahkemeye dava açacağımı nasıl belirlerim?

İşlemi yapan sağlık kuruluşunun kamu (devlet/üniversite hastanesi) mu yoksa özel mi olduğuna bakılır; kamu kuruluşlarında idare mahkemesi, özel kuruluşlarda asliye hukuk mahkemesi görevlidir.

Dava öncesi arabuluculuk zorunlu mu?

Tazminat talepli adli yargı davalarında dava şartı arabuluculuk uygulaması güncel mevzuata göre değişebilir; dava açmadan önce güncel durumu kontrol ettirmek gerekir.

Tazminat kapsamına neler girer?

Tedavi giderleri, kazanç kaybı, sürekli iş göremezlik hâlinde ileriye dönük gelir kaybı gibi maddi zararlar ile acı, elem ve ıstırap karşılığı manevi tazminat talep edilebilir.

Bilirkişi raporuna itiraz edebilir miyim?

Evet, rapora karşı gerekçeli itiraz dilekçesi sunulabilir; mahkeme gerekli görürse ek rapor veya yeni bir heyetten rapor alınmasına karar verebilir.

Ölüm ile sonuçlanan malpraktis vakalarında kimler dava açabilir?

Ölen hastanın mirasçıları hem destekten yoksun kalma tazminatı hem de kendi manevi tazminat taleplerini ileri sürebilir; ayrıca ceza soruşturması (taksirle ölüme sebebiyet) ayrıca yürütülebilir.

Ceza şikâyeti ile hukuk davası birlikte yürütülebilir mi?

Evet, ikisi bağımsızdır; ceza dosyasındaki bilirkişi raporları ve deliller hukuk davasında da delil olarak kullanılabilir.

Yurt dışında yapılan bir operasyon için Türkiye’de dava açabilir miyim?

Yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklarda yetki ve uygulanacak hukuk MÖHUK hükümlerine göre belirlenir; her olayda ayrı değerlendirme gerekir.

Hasta dosyasına nasıl ulaşabilirim?

Hastalar ve yasal temsilcileri, ilgili mevzuat çerçevesinde kendi tıbbi kayıtlarına erişim talep edebilir; bu kayıtlar dava sürecinde en önemli delil grubunu oluşturur.

İlgili Hizmet Alanlarımız

Resmî Kaynaklar

Hazırlayan

Av. Bilal Alyar

Bu yazı hukuki tavsiye niteliği taşımaz; somut uyuşmazlıklarda dosyanızın özelliklerine göre değerlendirme yapılması gerekir.

İletişim

Cevizli Mahallesi Enderun Sokak No:10C Daire:58
34865 Kartal/Istanbul
+90 534 636 19 19
alyarlaw@gmail.com

Hizmet Alanları

Kripto Para Hukuku
Bilişim Hukuku
Ceza Hukuku
Şirketler Hukuku
Aile ve Boşanma Hukuku
İş Hukuku

Yasal

KVKK Aydınlatma Metni
Gizlilik Politikası
Çerez Politikası
Makaleler

Sosyal Medya

LinkedIn
Instagram
X (Twitter)
TikTok

© 2026 ALYAR LAW & CONSULTANCY · Tüm hakları saklıdır.
0534 636 19 19 WhatsApp @alyarhukuk alyarlaw@gmail.com