İİK 257 İhtiyati Haciz Kararı: Şartlar, Teminat ve Kaldırma Yolları (2026)

Son güncelleme: 26.10.2026

İhtiyati haciz, para alacağının tahsilini güvenceye almak için borçlunun mal ve hakları üzerinde uygulanan geçici hukuki korumadır. Mahkemenin karar vermesi borcun kesin olarak ispatlandığı veya haczedilen malın hemen satılabileceği anlamına gelmez. Başvurunun şartları, kararın icrası ve haczi ayakta tutacak takip işlemleri ayrı ayrı değerlendirilir.

İİK m.257 bakımından ilk ayrım, alacağın vadesinin gelip gelmediğidir. Sonraki adım, alacağı ve gerektiğinde haciz sebebini destekleyen belgeleri göstermektir. Karar alındıktan sonra da on günlük infaz istemi ile yedi günlük takip, dava ve itiraz sürelerinin başlangıçlarını birbirine karıştırmamak gerekir.

İhtiyati haczin şartları ve alacağın vadesi

Vadesi gelmiş, rehinle temin edilmemiş bir para alacağının alacaklısı, İİK m.257/1 çerçevesinde ihtiyati haciz isteyebilir. Borçlunun elindeki veya üçüncü kişideki taşınır ve taşınmaz malları, alacakları ve diğer hakları bu korumanın konusu olabilir. Ancak yalnız borcun bulunduğunu söylemek yeterli değildir; İİK m.258 uyarınca mahkemede kanaat oluşturacak delil de gösterilmelidir.

Vadesi gelmiş alacakta ayrıca her dosyada mal kaçırma şartı aranıyormuş gibi bir sonuç çıkarılmamalıdır. Vadesi gelmemiş alacakta ise m.257/2 daha dar koşullar koyar. Borçlunun belirli yerleşim yerinin bulunmaması bir seçenektir. Diğer seçenek; yükümlülüklerinden kurtulmak amacıyla mallarını gizleme veya kaçırmaya, kendisi kaçmaya hazırlanması, kaçması ya da aynı amaçla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunmasıdır.

Bu ikinci grupta, belgesiz bir mal kaçırma iddiası yerine somut olay ve delil gösterilmelidir. Vadesi gelmemiş borç için bu koşullarla haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muaccel olur. Buradan bütün kefillerin ve diğer borçluların borcunun aynı anda muaccel olduğu sonucu üretilmez.

Mahkeme, talep ve yaklaşık ispat

İİK m.258, yetki bakımından m.50’ye gönderme yapar. Görev ise alacağın dayandığı ilişkiyle birlikte belirlenmelidir; ticari alacak, işçilik alacağı ve başka bir özel hukuk alacağı için tek mahkeme adı vermek doğru olmaz. Başvuruda alacak tutarı, vade, rehin durumu, talep edilen koruma ve dayanak belgeler açıkça ilişkilendirilmelidir.

Mahkemenin aradığı ispat, esas davada verilecek nihai hükümle aynı değildir. Aşağıda açıklanan Yargıtay kararında da yaklaşık ispat ölçütü vurgulanır. Sözleşme, ödeme belgesi, senet, hesaplaşma kaydı veya ilamın neyi gösterdiği anlatılmalı; delil listesiyle alacak anlatımı arasında bağ kurulmalıdır. Mahkeme tarafları dinleyip dinlememekte serbesttir. Kararın borçlu dinlenmeden verilmesi, sonraki itiraz yolunun gereksiz olduğu anlamına gelmez.

Alacaklının teminatı ve ilama dayalı talep

İİK m.259, haksız ihtiyati haciz nedeniyle borçlu ve üçüncü kişinin uğrayabileceği zararlar için alacaklıdan teminat alınmasını düzenler. Maddede herkes için geçerli sabit bir yüzde yoktur. Dosyada belirlenen teminat, kanunda değişmez bir oran varmış gibi başka başvurulara taşınmamalıdır.

Alacak bir ilama dayanıyorsa teminat aranmaz. Alacak ilam niteliğinde bir belgeye dayanıyorsa teminat gerekip gerekmediğini mahkeme takdir eder. İlam ile ilam niteliğindeki belgenin bu farklı sonuçları korunmalıdır. Alacaklının başvuruda göstereceği teminat ile borçlunun haczi kaldırmak için göstereceği teminat da ayrı kurumlardır. Teminatın niteliği konusunda icra takibinde teminat mektubu rehberi ayrıca incelenebilir.

Karardan sonra izlenecek süreler

İlk süre kararın icrasını istemek içindir. İİK m.261 uyarınca alacaklı, kararın verildiği tarihten itibaren on gün içinde kararı veren mahkemenin yargı çevresindeki icra dairesinden infazı istemelidir. Başlangıç, kararın alacaklıya tebliğ edildiği tarih değildir. Süresinde infaz istenmezse ihtiyati haciz kararı kendiliğinden kalkar.

İşlemSüre ve başlangıçDayanak
Kararın infazını istemeKararın verildiği tarihten itibaren on günİİK m.261
Dava veya takip öncesi yapılan haczi tamamlamaHaczin uygulanmasından; alacaklı yokken yapılmışsa tutanağın kendisine tebliğinden itibaren yedi günİİK m.264/1
Ödeme emrine itiraz sonrasında alacaklının başvurusuİtirazın alacaklıya tebliğinden itibaren yedi günİİK m.264/2
İtirazın kaldırılması istemi reddedilince davaRet kararının tefhim veya tebliğinden itibaren yedi günİİK m.264/2
Dava sırasında haciz veya m.264/1 uyarınca açılmış davaEsas hakkındaki hükmün mahkemece tebliğinden itibaren bir ay içinde takipİİK m.264/3

Dava veya takip başlamadan önce haciz yaptıran alacaklı için m.264/1’deki yedi günlük tamamlayıcı işlem ayrıca önemlidir. İnfazı on gün içinde istemiş olmak, bu sonraki yükümlülüğü kendiliğinden yerine getirmez. Ödeme emrine itiraz edildiğinde de alacaklının başvuru süresi, itirazın kendisine tebliğiyle başlayan ayrı bir daldır.

Dava görülürken konulan haciz veya m.264/1 uyarınca açılan dava için öngörülen bir aylık takip süresi, bütün yedi günlük sürelerin genel olarak uzatılması değildir. Hangi işlemin yapıldığı, karar ve tebliğ kayıtlarıyla birlikte belirlenmelidir. İcra emri ile ödeme emri farkı, bu aşamaları ayırmaya yardımcı olur.

Borçlunun ve üçüncü kişinin itirazı

Kendisi dinlenmeden ihtiyati haciz kararı verilen borçlu, İİK m.265 uyarınca haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata itiraz edebilir. Haciz borçlunun huzurunda uygulanmışsa yedi gün uygulama tarihinden; aksi durumda haciz tutanağının kendisine tebliğinden başlar. Bu yolun başlangıcı her olayda kararın tebliği diye yazılmamalıdır.

Menfaati ihlal edilen üçüncü kişi için ise öğrenme tarihinden itibaren yedi günlük süre vardır. Kanun üçüncü kişinin itirazını haczin dayandığı sebepler ve teminat bakımından düzenler; borçlunun yetki itirazı bu gruba otomatik eklenmez. İtiraz dilekçesine dayanılan bütün belgeler bağlanmalıdır. Mahkeme gösterilen sebepler kapsamında inceleme yapar; itirazı yerinde görürse kararını değiştirebilir veya kaldırabilir.

İtiraz üzerine verilen karara karşı istinafa başvurulabilir. Bölge adliye mahkemesi öncelikle inceleme yapar ve kararı kesindir; istinaf ihtiyati haczin icrasını durdurmaz. Buna karşılık talebin reddi ve yüzüne karşı aleyhinde karar verilen tarafın başvurusu, m.258’de ayrıca düzenlenmiştir. İnfaz işlemlerine yönelik şikayet ise m.261 uyarınca infazı yapan dairenin bağlı olduğu icra mahkemesine yapılır. Bu yollar aynı dilekçe ve süre başlangıcı altında birleştirilmemelidir.

Teminatla kaldırma ve haczin hükümsüz kalması

İİK m.266, borçluya para veya mahkemenin kabul edeceği rehin, pay senedi, tahvil, taşınmaz rehni ya da geçerli banka kefaletiyle ihtiyati haczin kaldırılmasını isteme imkanı verir. Takibe başlandıktan sonra kaldırma yetkisi icra mahkemesine geçer. Bu başvuru, alacaklının haksız olduğunun kesinleşmesi veya borcun sona ermesiyle aynı şey değildir.

İİK m.264’teki sürelerin geçirilmesi, dava veya takip talebinden vazgeçilmesi, takibin kanuni süre nedeniyle düşmesi, işlemden kaldırılan davanın bir ay içinde yenilenmemesi veya davada haksız çıkılması ihtiyati haczi hükümsüz bırakır. Buradaki bir aylık düzenleme, tüm davalar için tek bir genel yenileme süresi gibi kullanılmamalıdır.

Borçlunun süresinde ödeme emrine itiraz etmemesi, itirazının kesin olarak kaldırılması veya mahkemece iptali halinde ihtiyati haciz kendiliğinden icrai hacze dönüşür. Bu dönüşüm ile malın satılması ve bedelin ödenmesi ayrı aşamalardır. Satış aşaması için hacizli malların satış süreçleri ayrıca değerlendirilir.

Yargıtayın ilama dayalı para alacağı değerlendirmesi

Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 22.12.2025 tarihli, E.2025/8129, K.2025/8357 sayılı kararı, bölge adliye mahkemeleri arasındaki uyuşmazlığı gidermiştir. Daire, konusu para olan ilama dayalı alacak bakımından ilamı ihtiyati haciz için yeterli görmüş; bu talep için kesinleşme ile ayrıca mağduriyet veya mal kaçırma şüphesini gösteren ilam dışı belge aranmaması gerektiğini kabul etmiştir.

Kararda ilamlı takipten önce veya takip sırasında ihtiyati haciz istenebileceği ve ilama dayalı talepte teminat aranmayacağı da açıklanır. Sonuç, her türlü ilamın kesinleşmeden infaz edilebileceği veya her belgesiz para talebinde haciz verileceği biçiminde genişletilemez. Kararın geçici koruma ve para alacağı bağlamı korunmalıdır.

Haksız ihtiyati haciz nedeniyle zarar

İİK m.259, alacaklıyı haksız haciz nedeniyle borçlunun ve üçüncü kişinin uğradığı zararlardan sorumlu tutar. Talepte zararın türü, miktarı ve hacizle bağlantısı somutlaştırılmalıdır. Tazminat davası ihtiyati haczi koyan mahkemede de görülebilir; bu ifade yalnız o mahkemenin yetkili olduğu anlamına gelmez.

Haksız fiile dayalı tazminatın zamanaşımı bakımından TBK m.72’de zarar ve tazminat yükümlüsünün öğrenilmesinden itibaren iki yıl, her halde fiilden itibaren on yıl düzenlenir. Tazminat daha uzun ceza zamanaşımına tabi cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa bu süre uygulanır. Süre yalnız haciz kararının tarihine bakılarak belirlenmemelidir.

Sıkça sorulan sorular

İhtiyati haciz için mutlaka mal kaçırma aranır mı?

Vadesi gelmiş, rehinle temin edilmemiş para alacağında m.257/1 koşulları ve m.258 kapsamında delil değerlendirilir. Vadesi gelmemiş alacakta ise m.257/2’deki özel durumlar gerekir; belgesiz bir iddia yeterli kabul edilmemelidir.

Teminat her dosyada yüzde on beş midir?

Hayır. İİK m.259 sabit bir oran koymaz. İlamsız alacakta teminat dosyada belirlenir; ilama dayalı alacakta aranmaz. İlam niteliğindeki belgede teminat gerekip gerekmediğini mahkeme takdir eder.

Karardan sonra on gün mü, yedi gün mü vardır?

İnfaz istemi karar tarihinden itibaren on gündür. Dava veya takip öncesi uygulanan haczi tamamlamak için m.264/1’deki yedi gün, haciz veya alacaklı yokken yapılan haciz tutanağının tebliğiyle başlar. Bunlar ayrı yükümlülüklerdir.

Borçlunun itirazı haczi hemen kaldırır mı?

İtirazın sonucu mahkemenin incelemesine bağlıdır. Borçlu dinlenmeden verilen karar için m.265 kapsamındaki yedi günlük yol ve sebepler incelenir. İtiraz üzerine verilen karara istinaf başvurusu da haczin icrasını durdurmaz.

Teminat göstererek haczin kaldırılması istenebilir mi?

İİK m.266’daki uygun teminatlarla istenebilir. Takip başlamadan mahkemeye ait kaldırma yetkisi, takip başladıktan sonra icra mahkemesine geçer. Bu yol, m.265’teki sebep ve yetki itirazından ayrıdır.

Haksız hacizden zarar gören üçüncü kişi de tazminat isteyebilir mi?

İİK m.259 üçüncü kişinin haciz nedeniyle uğradığı zararları da kapsar. Zarar ve nedensellik bağı ortaya konulmalı; haksız fiil zamanaşımında TBK m.72’deki öğrenme, fiil tarihi ve varsa daha uzun ceza süresi ayrı değerlendirilmelidir.

Kaynaklar ve hazırlayan

Dayanaklar: 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.257,258,259,261,264,265,266; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.72 ve yukarıda bağlantısı verilen Yargıtay kararıdır.

Hazırlayan: Av. Bilal ALYAR, İstanbul Barosu. Bu rehber genel bilgilendirme içindir; somut dosyada hukuki görüş veya sonuç garantisi oluşturmaz. Belgeler ve tebliğ kayıtlarıyla değerlendirme için iletişim sayfası kullanılabilir.

0534 636 19 19 WhatsApp @alyarhukuk alyarlaw@gmail.com