Tasarrufun İptali Davası
- Tasarrufun iptali davası İİK m.277-284’te düzenlenir; borçlunun alacaklıdan mal kaçırmak amacıyla yaptığı işlemlerin alacaklıya karşı hükümsüz sayılmasını sağlar.
- Davayı, elinde geçici veya kesin aciz vesikası bulunan alacaklı ya da iflas idaresi açabilir (İİK m.277).
- İptale tabi işlemler üç grupta toplanır: ivazsız (bedelsiz) tasarruflar, aciz hâlinde yapılan işlemler ve alacaklıya zarar verme kastıyla yapılan işlemler (İİK m.278-280).
- Dava hakkı, tasarrufun yapıldığı tarihten itibaren 5 yıl geçmekle düşer (İİK m.284) — bu hak düşürücü bir süredir, zamanaşımı değildir.
- Aciz vesikası (haciz tutanağı dahil) bir dava şartıdır ve yargılamanın her aşamasında, hatta temyiz aşamasında dahi sunulabilir.
Son güncelleme: 07.09.2026 — Yasal Çerçeve, iptale tabi işlem türleri, tablo ve SSS bölümleri İİK m.277-284 metinleri esas alınarak genişletildi.
Tasarrufun İptali Davası, alacağını tahsil edemeyen alacaklının, borçlunun alacaklıdan mal kaçırmak amacıyla üçüncü kişilere yaptığı devir işlemlerinin kendisine karşı hükümsüz sayılmasını ve o malın haciz/satış yoluyla alacağın tahsiline konu edilmesini sağlamak için açtığı bir davadır. Dava kazanılsa dahi işlem üçüncü kişiler arasında geçerliliğini korur; yalnızca davacı alacaklıya karşı “iptal edilmiş” sayılır (nispi butlan).
Yasal Çerçeve ve Hukuki Dayanak
Tasarrufun iptali davası, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) Onbirinci Bap’ında, m.277-284 arasında düzenlenmiştir. İİK m.277 uyarınca “iptal davasından maksat 278, 279 ve 280 inci maddelerde yazılı tasarrufların butlanına hükmettirmektir.” Bu davayı, elinde muvakkat (geçici) yahut kati (kesin) aciz vesikası bulunan her alacaklı ile iflas idaresi veya belirli hâllerde alacaklıların kendileri açabilir.
İptale Tabi Üç Tasarruf Grubu
Kanun, iptale konu olabilecek işlemleri üç grupta ele alır: İvazsız tasarruflar (İİK m.278) — borçlunun haciz veya iflasından önceki iki yıl içinde yaptığı bağış ve bedelsiz kazandırmalar, ivazları borçlunun ödeme gücüyle orantısız işlemler; aciz hâlinde yapılan tasarruflar (m.279) — borçlunun ödemeden aczini bildiği bir sırada yaptığı, alacaklıyı zarara sokacağı belli olan rehin verme, alacak devri, taşınır teslimi gibi işlemler; alacaklılara zarar verme kastıyla yapılan tasarruflar (m.280) — borçlunun alacaklılarına zarar verme kastıyla yaptığı ve karşı tarafın da bu kastı bildiği veya bilmesi gerektiği işlemler (bu grupta 5 yıllık geriye dönük süre uygulanır).
Dava Şartı: Aciz Vesikası
İİK m.277 uyarınca elinde aciz vesikası bulunması, tasarrufun iptali davasının bir dava şartıdır. Uygulamada, borçlunun adresinde haczi kabil mal bulunamadığını gösteren haciz tutanağı da aciz vesikası hükmünde kabul edilir. Bu belge, dava açılırken sunulmamış olsa dahi yargılamanın her aşamasında, hatta istinaf ve temyiz aşamasında dahi mahkemeye ibraz edilebilir; mahkeme, aciz vesikası sunulmadan davayı dava şartı yokluğundan reddedemeden önce tarafa bu belgeyi tamamlama imkânı tanımalıdır.
Hak Düşürücü Süre
İİK m.284 açık bir hükümle “iptal davası hakkı, batıl tasarrufun vukuu tarihinden itibaren beş sene geçmekle düşer” der. Bu süre hak düşürücü niteliktedir; hâkim tarafından davanın her aşamasında re’sen gözetilir ve tarafların ileri sürmesine gerek yoktur. Sürenin başlangıcı, tasarrufun (devir işleminin) fiilen yapıldığı tarihtir — tapuda tescil, teslim veya alacağın temliki gibi işlemin türüne göre değişir.
| Konu | Süre / Kural | Dayanak |
|---|---|---|
| Dava açma hakkı düşürücü süresi | Tasarruf tarihinden itibaren 5 yıl | İİK m.284 |
| İvazsız tasarruflarda geriye dönük süre | Haciz/iflastan önceki 2 yıl | İİK m.278 |
| Zarar verme kastıyla yapılan tasarruflarda süre | Geriye dönük 5 yıl | İİK m.280 |
| Dava şartı | Geçici/kesin aciz vesikası (haciz tutanağı dahil) | İİK m.277 |
Yargısal Süreç ve Çözüm Yolları
Uyuşmazlık çıktığında; müzakere, arabuluculuk, tahkim ya da yargı yolu gibi farklı çözüm yöntemleri tercih edilebilir. Davanın niteliğine göre dava şartları, harç ve gider avansı, dilekçe tekniği ve delil sunumu büyük önem taşır. Karar aşaması sonrası istinaf ve temyiz aşamalarında da süreler titizlikle takip edilmelidir.
Örneğin Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin E.2024/2958, K.2025/4639 sayılı 19.03.2025 tarihli kararında, İİK m.277 uyarınca açılan tasarrufun iptali davalarında alacaklının elinde geçici ya da kesin aciz vesikası bulunmasının dava şartı olduğu; borçlunun adresinde haczi kabil mal bulunamamasına ilişkin haciz tutanağının da aciz vesikası hükmünde sayıldığı ve bu belgenin yargılamanın her aşamasında, hatta Yargıtay aşamasında dahi sunulabileceği vurgulanmıştır.
mevzuat.adalet.gov.tr/ictihat/1170058000 (erişim tarihi: 07.09.2026)
Hukuki Destek
ALYAR LAW & CONSULTANCY, tasarrufun iptali davaları alanında; aciz vesikasının temini, iptale tabi işlemlerin tespiti, dava dilekçesinin hazırlanması ve icra takibiyle koordineli yürütülmesi konularında müvekkillerine dava ve danışmanlık desteği sunmaktadır. Her dosya, borçlunun mal varlığı hareketleri ve işlem tarihleri incelenerek somut olaya özgü bir stratejiyle yürütülmektedir.
Sıkça Sorulan Sorular
Tasarrufun iptali davasını kimler açabilir?
İİK m.277 uyarınca elinde geçici veya kesin aciz vesikası bulunan her alacaklı ile iflas idaresi (veya belirli hâllerde alacaklıların kendileri) bu davayı açabilir.
Dava kazanılırsa işlem tamamen geçersiz mi olur?
Hayır. İptal kararı yalnızca davacı alacaklıya karşı hüküm ifade eder (nispi butlan); işlem taraflar ve üçüncü kişiler arasında geçerliliğini korur, alacaklı yalnızca o malı haciz/satış yoluyla alacağına mahsup edebilir.
Aciz vesikası dava açılırken hazır olmalı mı?
Zorunlu değildir; Yargıtay içtihadına göre bu belge yargılamanın her aşamasında, hatta temyiz aşamasında dahi mahkemeye sunulabilir; önemli olan davanın sonuçlanmasından önce eksikliğin giderilmesidir.
5 yıllık süre ne zaman başlar?
Sürenin başlangıcı, iptale konu tasarrufun fiilen gerçekleştiği tarihtir — taşınmazlarda tapu tescili, taşınırlarda teslim, alacaklarda temlik işleminin yapıldığı tarih esas alınır.
Eşe veya yakın akrabaya yapılan devirler otomatik olarak iptal edilir mi?
Hayır, otomatik değildir; ancak yakınlık ilişkisi, tarafların borçlunun aczini/kastını bilip bilmediğinin değerlendirilmesinde önemli bir karine oluşturur ve ispat yükünü davalı lehine ağırlaştırabilir.
İvazsız tasarruf ile alacaklıya zarar verme kastıyla yapılan tasarruf arasındaki fark nedir?
İvazsız tasarrufta (m.278) bedelsizlik veya orantısızlık yeterlidir, kast aranmaz; zarar verme kastıyla yapılan tasarrufta (m.280) borçlunun kastının yanı sıra üçüncü kişinin bu kastı bilmesi veya bilmesi gereken durumda olması da aranır.
Tasarrufun iptali davası hangi mahkemede açılır?
Genel kural olarak davalının (işlemi devralan üçüncü kişinin) yerleşim yeri asliye hukuk mahkemesinde açılır; icra takibinin yapıldığı yer mahkemesi de İİK’daki özel yetki kurallarına göre yetkili olabilir.
Borçlunun iflası varsa dava kim tarafından açılır?
Borçlu iflas etmişse davayı öncelikle iflas idaresi açar; iflas idaresi dava açmazsa veya reddederse, İİK’daki koşullarla alacaklılar kendileri dava açabilir.
Sonuç
Tasarrufun iptali davasında başarı, büyük ölçüde doğru aciz vesikasının temin edilmesine ve iptale konu işlemin hangi kategoriye (ivazsız, aciz hâlinde veya kasıtlı) girdiğinin doğru tespit edilmesine bağlıdır. 5 yıllık hak düşürücü sürenin kaçırılmaması ve borçlunun mal varlığı hareketlerinin zamanında tespit edilmesi, alacağın tahsili açısından belirleyicidir.
