Türkiye’de Vergi Hukuku Rehberi 2026 | Vergi Hukuku İstanbul

Vergi hukuku, devletin egemenlik hakkına dayanarak mükelleflerin mali yükümlülüklerini belirleyen, vergi borcunun doğumu, tarhı, tahakkuku ve tahsili ile vergi uyuşmazlıklarının çözümünü düzenleyen hukuk dalıdır. Türk vergi hukuku sistemi, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu (VUK), 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun (AATUHK) ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu (İYUK) üzerine inşa edilmiştir. Bu kapsamlı rehber, Türkiye’deki vergi mevzuatını, tüm vergi türlerini, dava süreçlerini, mükellef haklarını ve vergi planlaması imkanlarını detaylı bir şekilde ele almaktadır.

📌 Bu konuda kapsamlı rehberimizi inceleyebilirsiniz:Kripto Para Avukatı İstanbul

📌 Vergi rehberimizi inceleyebilirsiniz:Kripto Para Vergilendirmesi Rehberi

📌 Bu konuda kapsamlı rehberimizi inceleyebilirsiniz:Kripto Para Avukatı Istanbul

Vergi uyuşmazlıkları, hem gerçek kişi mükelleflerin hem de şirketlerin en sık karşılaştığı hukuki sorunların başında gelir. İstanbul Barosu’na kayıtlı olarak ALYAR Hukuk & Danışmanlık bünyesinde; vergi davaları, vergi cezası itirazları, uzlaşma görüşmeleri ve vergi inceleme süreçlerinde bilgilendirici hukuki destek sunulmaktadır. Bu rehberde Türk vergi sisteminin temel başlıkları derli toplu biçimde ele alınmaktadır.

Türk vergi sistemi, verginin yasallığı ilkesi (Anayasa madde 73) temelinde şekillenmiştir. Bu ilkeye göre vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler ancak kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır. Vergi kanunları uygulanırken vergiyi doğuran olay, mükellef, matrah, oran, istisna ve muafiyetler ile tahsilat usullerinin tümü kanunla belirlenmek zorundadır. Bu anayasal güvence, mükelleflerin idari keyfiliğe karşı korunmasını sağlamaktadır.

Gelir Vergisi: Kapsamı, Oranları ve Beyanname Süreçleri

Gelir vergisi, gerçek kişilerin bir takvim yılı içinde elde ettikleri kazanç ve iratlar üzerinden hesaplanan dolaysız bir vergidir. 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’na göre yedi gelir unsuru vergilendirilir: ticari kazanç, zirai kazanç, ücretler, serbest meslek kazancı, gayrimenkul sermaye iradı (kira geliri), menkul sermaye iradı ve diğer kazanç ve iratlar. Her bir gelir unsurunun vergilendirilmesinde farklı istisna, muafiyet ve indirim kuralları uygulanmaktadır. Gelir vergisi tam mükellefiyet ve dar mükellefiyet olmak üzere iki ayrı rejim çerçevesinde uygulanır; Türkiye’de yerleşmiş olan gerçek kişiler tam mükellef olarak dünya genelindeki gelirlerinden vergilendirilirken, dar mükellefler yalnızca Türkiye’de elde ettikleri gelirler üzerinden vergilendirilir.

2026 yılı gelir vergisi tarifesi, artan oranlı yapısını korumaktadır. Vergi dilimleri yıllık matrah tutarına göre %15 ile %40 arasında değişmektedir. İlk dilimde %15 oranı uygulanırken, en yüksek dilimde %40 oranına ulaşılmaktadır. Yıllık gelir vergisi beyannamesi her yıl Mart ayının 1’i ile 25’i arasında verilir ve vergi iki eşit taksitte (Mart ve Temmuz) ödenir. Beyanname vermemenin yaptırımı VUK madde 352 uyarınca usulsüzlük cezası, matrah farkı tespiti halinde ise madde 344 uyarınca vergi ziyaı cezasıdır. Mükelleflerin beyanname verme yükümlülüğünü yerine getirmemesi ayrıca VUK madde 359 kapsamında kaçakçılık suçu oluşturabilir.

Serbest meslek erbabı, ticari kazanç sahibi ve kira geliri elde eden mükellefler, beyanname verme yükümlülüğü açısından farklı istisna ve muafiyet sınırlarına tabidir. 2026 yılında konut kira geliri istisnası Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından güncellenerek açıklanmıştır. İstisna tutarının üzerinde kira geliri elde edenler beyanname vermekle yükümlüdür. Ücret geliri elde eden çalışanlar ise genellikle işveren tarafından yapılan stopaj (tevkifat) yoluyla vergilendirilir; ancak birden fazla işverenden ücret alanlar belirli koşullarda beyanname vermek zorundadır. Tek işverenden alınan ücretin yıllık toplamı, gelir vergisi tarifesinin dördüncü diliminde yer alan tutarı aşıyorsa beyanname verilmesi gerekir.

Gelir vergisinde önemli bir kavram olan geçici vergi, ticari kazanç ve serbest meslek kazancı elde eden mükellefler tarafından üçer aylık dönemler halinde beyan edilip ödenir. Geçici vergi oranı, gelir vergisi tarifesinin ilk dilimine karşılık gelen orandır. Yıl sonunda hesaplanan gelir vergisinden, yıl içinde ödenen geçici vergiler mahsup edilir; fazla ödeme varsa mükellefe iade edilir veya diğer vergi borçlarına mahsup edilir. Geçici vergi beyannamesi süresinde verilmemesi halinde VUK madde 352 uyarınca birinci derece usulsüzlük cezası kesilir ve vergi re’sen tarh edilir.

Kurumlar Vergisi: Oranlar, Matrah ve İndirimler

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu, sermaye şirketleri (anonim, limited, sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketler), kooperatifler, iktisadi kamu kuruluşları, dernek ve vakıflara ait iktisadi işletmeler ile iş ortaklıklarının kazançlarını vergilendirmektedir. Türkiye’de kurumlar vergisi oranı 2026 yılı itibarıyla %25 olarak uygulanmaktadır. İhracat ve üretim faaliyetlerinden elde edilen kazançlarda ise indirimli oran uygulanabilmektedir. Finansal kuruluşlar (bankalar, finansal kiralama şirketleri, faktoring şirketleri, finansman şirketleri, ödeme kuruluşları, elektronik para kuruluşları, sigorta şirketleri, varlık yönetim şirketleri vb.) için daha yüksek bir kurumlar vergisi oranı belirlenmiştir.

Kurumlar vergisi beyannamesi, hesap döneminin kapandığı ayı izleyen dördüncü ayın birinci gününden yirmi beşinci günü akşamına kadar verilir. Standart hesap dönemi Ocak-Aralık olan şirketler için beyanname verme tarihi Nisan ayıdır. Özel hesap dönemi tayin edilen şirketlerde ise süre buna göre hesaplanır. Geçici vergi beyannameleri üçer aylık dönemler halinde verilir ve kurum kazancı üzerinden hesaplanır. Kurumlar vergisi mükellefleri, ticari bilanço karı üzerinden kanunen kabul edilmeyen giderleri ekleyerek ve istisna kazançları düşerek mali karı (vergi matrahı) tespit eder.

Kurumlar vergisinde matrah tespiti sırasında çeşitli indirimler uygulanabilir. Bunların başında 5746 sayılı Kanun kapsamındaki Ar-Ge indirimi gelmektedir; Ar-Ge ve tasarım merkezi belgesine sahip işletmeler, Ar-Ge harcamalarının %100’ünü kurum kazancından indirebilir. Yatırım indirimi, bağış ve yardım indirimi, sponsorluk harcamaları indirimi de uygulanabilecek diğer kalemlerdir. Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu (4691 sayılı Kanun) kapsamında yazılım faaliyetlerinden elde edilen kazançlar belirli şartlarla kurumlar vergisinden istisnadır. İştirak kazançları istisnası (KVK madde 5/1-a) uyarınca, tam mükellef kurumlardan elde edilen kar payları da kurumlar vergisinden istisna tutulmaktadır. Gayrimenkul ve iştirak hissesi satış kazancı istisnası (KVK madde 5/1-e) kapsamında, en az iki tam yıl aktifte yer alan taşınmazların satış kazancının %50’si kurumlar vergisinden istisnadır.

Katma Değer Vergisi (KDV): Uygulamalar ve İade Süreci

3065 sayılı KDV Kanunu’na göre Türkiye’de yapılan mal teslimleri ve hizmet ifaları ile her türlü mal ve hizmet ithalatı KDV’ye tabidir. Genel KDV oranı %20, indirimli oran %10 ve süper indirimli oran %1 olarak uygulanmaktadır. Temel gıda maddeleri, eğitim hizmetleri ve sağlık hizmetleri gibi kalemlerde indirimli oranlar geçerlidir. KDV, nihai tüketici üzerinde kalan bir dolaylı vergidir; mükellefler hesapladıkları KDV’den indirilecek KDV’yi düşerek aradaki farkı vergi dairesine öderler. KDV beyannamesi aylık olarak izleyen ayın 28’ine kadar verilir ve aynı süre içinde ödenir.

KDV iadesi, mükelleflerin hesaplanan KDV’den fazla ödedikleri verginin geri alınması sürecidir. İhracat istisnası (KDV Kanunu madde 11), diplomatik istisna (madde 15), uluslararası taşımacılık istisnası (madde 14) ve deniz, hava ve demiryolu araçlarına ilişkin istisna (madde 13) kapsamında KDV iadesi talep edilebilir. İade süreci; iade talep dilekçesi, YMM (Yeminli Mali Müşavir) raporu veya vergi inceleme raporu, e-fatura listeleri, indirilecek KDV listesi ve gümrük beyannamesi gibi belgeler gerektirir. İade talepleri vergi dairesine yapılır ve tutara göre teminat mektubu, YMM raporu veya vergi incelemesi yoluyla sonuçlandırılır.

KDV iade sürecinde en sık karşılaşılan sorunlar arasında sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge (SMIYB) kodlaması, kod-4 uygulaması, alt firma incelemeleri ve olumsuz tespit raporları yer almaktadır. SMIYB kodlaması yapılan faturaların KDV indiriminden çıkarılması talep edilir ve bu durum iade sürecini önemli ölçüde geciktirir. Vergi dairesi, iade talebini kısmen veya tamamen reddedebilir; bu durumda mükellef ret işlemine karşı 30 gün içinde vergi mahkemesinde dava açma hakkına sahiptir. Ayrıca KDV iadelerinde haksız yere iade alınması halinde vergi ziyaı cezası ve gecikme faizi uygulanır.Vergi cezası itiraz süreçleri hakkında detaylı bilgi edinebilirsiniz.

Kira Geliri Vergisi ve Gayrimenkul Vergilendirmesi

Gayrimenkul sermaye iradı (kira geliri), 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 70 ila 74. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Konut ve işyeri kira gelirleri farklı vergisel rejime tabidir. Konut kira gelirlerinde yıllık istisna tutarı uygulanır; 2026 yılı için Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından belirlenen istisna tutarının altında kalan konut kira gelirleri beyanname dışında tutulur. Ancak bu istisnadan yararlanabilmek için mükellefin ticari, zirai veya mesleki kazancından dolayı gerçek usulde gelir vergisine tabi olmaması ve istisna haddinin üzerinde kira geliri elde edip beyanname vermemiş olmaması gerekir. Konut kira geliri istisnası, işyeri kira gelirlerinde uygulanmaz.

İşyeri kira gelirlerinde kiracı tarafından %20 oranında stopaj (tevkifat) yapılır. Yıllık işyeri kira geliri, GVK madde 86’da belirtilen beyanname verme sınırını aşıyorsa beyanname verilmesi zorunludur; bu durumda yıl içinde kesilen stopajlar hesaplanan gelir vergisinden mahsup edilir. İşyerini basit usulde vergilendirilen bir kiracıya kiraya veren mülk sahiplerinde stopaj yapılmaz ve beyanname verme sınırı farklıdır. Hem konut hem işyeri kira geliri olan mükellefler, her iki gelir türünü de aynı beyannamede beyan eder.

Kira geliri beyanında mükellefler iki farklı gider yöntemi arasında seçim yapabilir. Götürü gider yöntemi tercih edildiğinde, kira gelirinin %15’i gider olarak düşülür ve kalan tutar üzerinden vergi hesaplanır; bu yöntemde herhangi bir belge ibraz etmeye gerek yoktur. Gerçek gider yönteminde ise taşınmazla ilgili yapılan harcamalar (bakım-onarım, sigorta, amortisman, kredi faizi, emlak vergisi, yönetim giderleri, aydınlatma-ısıtma-su giderleri, kiraya verilen mülk için yapılan tadilat masrafları ve apartman aidat giderleri gibi) belgesiyle ispat edilerek kira gelirinden düşülür. Gerçek gider yöntemini seçen mükellef, iki yıl boyunca bu yöntemi değiştiremez. Yüksek gideri olan mülk sahipleri için gerçek gider yöntemi daha avantajlı olabilirken, düşük gideri olan mülk sahipleri genellikle götürü gider yöntemini tercih etmektedir. Götürü gider yöntemini seçen mükellefler, konut kira geliri istisnasını düştükten sonra kalan tutarın %15’ini gider olarak indirir.

Gayrimenkul alım-satımında değer artışı kazancı (GVK mükerrer madde 80) gündeme gelir. Edinme tarihinden itibaren beş yıl içinde satılan gayrimenkullerden elde edilen kazanç, gelir vergisine tabidir. Beş yıldan fazla elde tutulan gayrimenkullerin satışından doğan kazanç ise gelir vergisinden istisnadır. Değer artışı kazancının hesaplanmasında maliyet bedeli ÜFE (Üretici Fiyat Endeksi) artış oranında endekslenerek güncellenir ve satış bedeli ile endekslenmiş maliyet bedeli arasındaki fark üzerinden vergi hesaplanır. Ayrıca gayrimenkul alım-satımını sürekli olarak yapan kişiler, ticari kazanç mükellefi olarak değerlendirilir ve beş yıl kuralından bağımsız olarak tüm kazançları vergilendirilir. Emlak vergisi ise 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu kapsamında belediyeler tarafından tahsil edilen bir servet vergisidir ve gayrimenkul sahiplerinin her yıl iki eşit taksitte (Mart-Mayıs ve Kasım) ödemesi gerekir.

Vergi Davaları: Süreçler, Süreler ve Görevli Mahkemeler

Vergi davaları, 2577 sayılı İYUK kapsamında idari yargıda görülür. Vergi mahkemeleri, vergi, resim ve harçlarla ilgili uyuşmazlıkların ilk derece mahkemesi olarak görev yapmaktadır. İstanbul’da birden fazla vergi mahkemesi bulunmakta olup davaların dağılımı nöbetçi mahkeme sistemine göre yapılmaktadır. Vergi mahkemeleri tek hakimle veya heyet halinde karar verebilir; dava konusu tutarın belirli bir sınırı aşması halinde heyet halinde inceleme yapılır. Vergi mahkemelerinin görev alanına vergi ve ceza ihbarnamelerine karşı açılan iptal davaları, ödeme emrine itiraz davaları, düzeltme-şikayet başvurusunun reddi üzerine açılan davalar ve ihtirazi kayıtla verilen beyannamelere ilişkin uyuşmazlıklar girmektedir.

Vergi davasında dava açma süresi, tebliğ tarihinden itibaren 30 gündür (İYUK madde 7). Bu süre hak düşürücü niteliktedir ve sürenin kaçırılması halinde dava hakkı kaybedilir. Dava açma süresinin başlangıcı, vergi cezası ihbarnamesinin veya ödeme emrinin mükellefe tebliğ edildiği tarihtir. Tebligatın usulsüz yapılması halinde, mükellefin öğrenme tarihi esas alınır ve bu husus davada ileri sürülebilir. Mücbir sebep hallerinde (doğal afet, ağır hastalık, tutukluluk gibi) dava açma süresi durur ve mücbir sebebin ortadan kalkmasıyla süre kaldığı yerden işlemeye devam eder.

Vergi mahkemesinde dava açılması, VUK madde 116 uyarınca düzeltme-şikayet başvurusu yapılması veya uzlaşma talep edilmesi alternatif uyuşmazlık çözüm yollarıdır. Uzlaşma talebinde bulunan mükellef, uzlaşma görüşmesi sonuçlanmadan dava açamaz. Uzlaşma sağlanamaması halinde dava açma süresi, tutanağın tebliğinden itibaren yeniden işlemeye başlar. Dava dilekçesinde ihbarname veya ödeme emri numarası, tebliğ tarihi, itiraz edilen vergi veya ceza tutarı, hukuki gerekçeler ve talep sonucu açıkça belirtilmelidir. Dava dilekçesi vergi mahkemesi başkanlığına elden, posta ile veya UYAP (Ulusal Yargı Ağı Platformu) sistemi üzerinden elektronik olarak verilebilir.

Vergi davası açılması tahsilatı kendiliğinden durdurmaz; ancak vergi mahkemesinden yürütmenin durdurulması kararı alınması halinde, dava sonuçlanana kadar tahsilat işlemleri askıya alınır. Yürütmenin durdurulması talebi, dava dilekçesiyle birlikte veya dava açıldıktan sonra ayrı bir dilekçeyle yapılabilir. İYUK madde 27/4 uyarınca yürütmenin durdurulması kararı verilebilmesi için “telafisi güç veya imkansız zararların doğması” ve “idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması” şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekir. Vergi mahkemesi kararlarına karşı istinaf yoluna başvurulabilir. İstinaf süresi, kararın tebliğinden itibaren 30 gündür. Bölge İdare Mahkemesi kararlarına karşı ise belirli parasal sınırın üzerindeki davalarda Danıştay’a temyiz başvurusu yapılabilir. Temyiz süresi de kararın tebliğinden itibaren 30 gündür. Kanun yararına temyiz ve yargılamanın yenilenmesi gibi olağanüstü kanun yolları da mevcuttur.

Vergi Cezaları: Türleri, Oranları ve İtiraz Yolları

Vergi hukukunda cezalar iki ana kategoride değerlendirilir: idari nitelikli vergi cezaları ve adli nitelikli vergi suç ve cezaları. İdari cezalar (vergi ziyaı cezası, usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezaları) vergi dairesi tarafından kesilirken, adli cezalar (kaçakçılık suçu — VUK madde 359) ceza mahkemelerinde yargılanır. İdari cezalara karşı vergi mahkemesinde dava açılabilirken, adli cezalar için ceza yargılaması süreci işler. Bir fiil hem idari hem adli ceza gerektiriyorsa, her iki süreç birbirinden bağımsız olarak yürütülür.

Vergi ziyaı cezası, mükellefin veya sorumlusunun vergilendirme ile ilgili ödevlerini zamanında yerine getirmemesi veya eksik yerine getirmesi yüzünden verginin zamanında tahakkuk ettirilememesi veya eksik tahakkuk ettirilmesi halinde kesilir (VUK madde 341). Ceza tutarı, ziyaa uğratılan verginin bir katıdır. VUK madde 359’da yazılı fiillerle (defter, kayıt ve belgeleri tahrif etmek, sahte belge düzenlemek veya kullanmak gibi) vergi ziyaına sebebiyet verilmesi halinde ceza üç kat olarak uygulanır. Vergi incelemesine başlanmadan önce mükellefin kendiliğinden beyanda bulunması halinde ise ceza %50 oranında indirilir (VUK madde 371 — pişmanlık ve ıslah). Pişmanlık hükümlerinden yararlanabilmek için mükellefin haber verme dilekçesini vermesi, 15 gün içinde eksik beyanını tamamlaması ve tahakkuk eden vergiyi aynı süre içinde ödemesi gerekmektedir.

Usulsüzlük cezaları, vergi kanunlarının şekil ve usul hükümlerine uyulmaması halinde kesilir (VUK madde 351-352). Birinci derece usulsüzlükler (beyanname vermeme, defter tutmama, defterleri tasdik ettirmeme gibi) ve ikinci derece usulsüzlükler olarak ikiye ayrılır. Özel usulsüzlük cezaları ise fatura, fiş gibi belgelerin düzenlenmemesi veya alınmaması halinde uygulanır (VUK madde 353). Elektronik beyanname ve bildirimlerin süresinde verilmemesi, e-fatura yerine kağıt fatura düzenlenmesi ve Ba-Bs formlarının süresinde bildirilmemesi de özel usulsüzlük cezası gerektirmektedir.

Vergi cezasına itiraz yolları şunlardır: Tebliğden itibaren 30 gün içinde vergi mahkemesinde dava açmak, uzlaşma komisyonuna başvurmak (VUK Ek madde 1-12) veya cezada indirim talep etmek (VUK madde 376). Uzlaşma komisyonu ile anlaşmaya varılması halinde dava hakkı ortadan kalkar; anlaşılamaması halinde dava süresi yeniden başlar. Cezada indirim yolunda ise mükellef, vergi ziyaı cezasının yarısını ve usulsüzlük cezalarının üçte birini ödeyerek kalan kısımdan kurtulabilir; bunun için ihbarnamenin tebliğinden itibaren 30 gün içinde başvurmak ve vadesinde ödemek şartı aranır.Vergi cezasına itiraz rehberimizde detaylı adımları inceleyebilirsiniz.

Özel Tüketim Vergisi (ÖTV)

4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu, Kanun’a ekli dört listede yer alan mallar üzerinden alınan tek aşamalı bir vergidir. (I) sayılı liste petrol ürünleri ve doğalgazı, (II) sayılı liste motorlu taşıtları, (III) sayılı liste alkollü içecekler ve tütün mamullerini, (IV) sayılı liste ise dayanıklı tüketim malları ve elektronik ürünleri kapsamaktadır. ÖTV, KDV’den farklı olarak yalnızca bir kez, üretici veya ithalatçı aşamasında alınır. Ancak ÖTV matrahı KDV hesaplamasında da dikkate alınır; bu nedenle ÖTV artışları KDV’yi de artırarak vergi yükünü katlayıcı etki yaratır.

Motorlu taşıtlarda ÖTV oranı, aracın motor silindir hacmi veya motor gücü (elektrikli araçlarda kW) ve matrah tutarına göre kademeli olarak belirlenir. Düşük silindir hacimli araçlarda %50’den başlayan oran, yüksek silindir hacimli ve pahalı araçlarda %220’ye kadar çıkabilmektedir. ÖTV’nin yüksekliği nedeniyle motorlu taşıt alımında vergi planlaması büyük önem taşımaktadır. Engelli bireylerin araç alımında ÖTV istisnası, diplomatik araçlarda ÖTV istisnası ve ihraç kayıtlı teslimlerde ÖTV tecil-terkin uygulaması kanunla düzenlenmiş istisna halleridir.

ÖTV uyuşmazlıklarında en sık karşılaşılan konular arasında araç alımında ÖTV matrahının tespiti, engelli ÖTV istisnasının iptali, ÖTV’ye tabi malların amacı dışında kullanılması nedeniyle yapılan ek tarhiyatlar ve ithalatta ÖTV matrahına dahil edilecek unsurların belirlenmesi yer almaktadır. Özellikle engelli ÖTV istisnası kapsamında alınan araçların beş yıl içinde devredilmesi halinde devir tarihindeki ÖTV tutarı mirasçılardan veya devralan kişiden tahsil edilir. ÖTV uyuşmazlıklarına karşı tebliğden itibaren 30 gün içinde vergi mahkemesinde dava açılabilir.

Veraset ve İntikal Vergisi

7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının Türkiye’de veya yurt dışında bulunan mallarını, Türkiye’de bulunan malların yabancı uyruklu kişiler tarafından ivazsız (karşılıksız) iktisabını vergilendirmektedir. Veraset yoluyla veya ivazsız surette mal intikali halinde beyanname verilmesi zorunludur. Veraset beyannamesi, ölüm tarihinden itibaren dört ay içinde (ölüm yurt dışında gerçekleşmişse altı ay) ilgili vergi dairesine verilir. Beyanname verme süresinin kaçırılması halinde usulsüzlük cezası kesilir ve vergi re’sen tarh edilir.

Veraset ve intikal vergisi artan oranlı tarifeyle hesaplanır. Veraset yoluyla intikallerde oran %1 ile %10 arasında, ivazsız intikallerde %10 ile %30 arasında değişmektedir. Muafiyet ve istisna tutarları her yıl yeniden değerleme oranında güncellenir. Mirasçılar arasında paylaşım yapılmadan önce vergi borcu hesaplanır ve her mirasçı kendi payına düşen vergiyi ödemekle yükümlüdür. Veraset vergisi üç yılda altı eşit taksitte ödenir. Terekenin büyük bir kısmı gayrimenkulden oluşuyorsa ve mirasçıların nakit imkanı kısıtlıysa, taksitlendirme veya gayrimenkul satışı sonrasında ödeme planlanabilir.Veraset ve intikal vergisi rehberimizde detaylı bilgi bulabilirsiniz.

Kripto Para ve Dijital Varlık Vergilendirmesi

7518 sayılı Sermaye Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile kripto varlıklar Türk hukuk sistemine kazandırılmıştır. Kripto para alım-satım işlemlerinden elde edilen kazançların vergilendirilmesi, gelir vergisi mükellefiyeti kapsamında değerlendirilmektedir. Arızi ticari kazanç veya değer artışı kazancı olarak beyan edilmesi gereken durumlar, işlem hacmine ve süreklilik unsuruna göre belirlenmektedir. Sürekli ve ticari organizasyon dahilinde yapılan kripto para alım-satımı ticari kazanç olarak nitelendirilirken, arızi nitelikteki işlemler diğer kazanç ve iratlar kapsamında değerlendirilir.

Kripto para vergilendirmesinde en çok karşılaşılan sorunlar arasında maliyet bedelinin tespiti (FIFO, LIFO veya ağırlıklı ortalama yöntemlerinden hangisinin uygulanacağı), DeFi protokollerinden elde edilen gelirlerin nitelendirilmesi, staking ve farming kazançlarının vergisel durumu, NFT satış gelirlerinin beyanı ve kripto paralar arası takasların vergisel boyutu yer almaktadır. MASAK düzenlemeleri kapsamında kripto varlık hizmet sağlayıcıları da şüpheli işlem bildirimi yükümlülüğüne tabidir. SPK’nın lisanslama süreçleri tamamlandıkça vergisel düzenlemeler de netleşmektedir.Kripto para vergisi rehberimizde konunun detaylarını inceleyebilirsiniz.

Damga Vergisi ve Harçlar

488 sayılı Damga Vergisi Kanunu, Kanun’a ekli (1) sayılı tabloda yer alan kağıtlar üzerinden alınan bir vergidir. Damga vergisi, maktu veya nispi olarak uygulanır. Nispi damga vergisi, kağıdın üzerinde yazılı tutar üzerinden binde oranında hesaplanır. Sözleşmelerde genel damga vergisi oranı binde 9,48’dir. Kira sözleşmeleri kira bedelinin binde 1,89’u oranında, resmi dairelere verilen makbuzlar ve ihale kararları da belirli oranlarda damga vergisine tabidir. Damga vergisinde her yıl güncellenen üst sınır (azami tutar) uygulanmaktadır; bu sınır aşıldığında daha yüksek tutarlı sözleşmelerde de azami tutar üzerinden damga vergisi ödenir.

Damga vergisinin en tartışmalı yönlerinden biri, aynı konuya ilişkin birden fazla kağıt düzenlenmesi halinde her birinden ayrı damga vergisi alınmasıdır. Bu durum özellikle büyük ölçekli ticari sözleşmelerde ve proje finansmanı işlemlerinde yüksek mali yük oluşturabilmektedir. Teknoloji geliştirme bölgelerinde faaliyet gösteren şirketlerin bölge içi işlemlerine ilişkin kağıtlar damga vergisinden istisnadır. Yatırım teşvik belgesi kapsamındaki yatırımlara ilişkin kağıtlar, uluslararası kredi anlaşmaları ve Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası anlaşmalar kapsamındaki kağıtlar da damga vergisi istisnasından yararlanabilir. Damga vergisinin ödenmesinden kağıdı imzalayan taraflar müteselsilen sorumludur.

492 sayılı Harçlar Kanunu ise yargı harçları, noter harçları, tapu ve kadastro harçları, konsolosluk harçları ve trafik harçları gibi çeşitli harç türlerini düzenlemektedir. Gayrimenkul alım-satımında alıcı ve satıcı tapu harcını ayrı ayrı öder; tapu harcı oranı gayrimenkulün emlak vergisi değeri veya satış bedeli (hangisi yüksekse) üzerinden binde 20’dir. Tapu harcının eksik beyan üzerinden ödenmesi halinde, idarece tespit edilen değer farkı üzerinden ek harç ve ceza talep edilebilir. Vergi davalarında da başvuru harcı ve karar harcı ödenmesi gerekmektedir; ancak vergi davaları nispi harca tabi değildir, maktu harç ödenir.

Motorlu Taşıtlar Vergisi (MTV)

197 sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu, Türkiye’de kayıt ve tescil edilmiş motorlu kara, hava ve deniz taşıtlarını vergilendirmektedir. MTV, taşıtın yaşı, motor silindir hacmi (otomobiller için) veya azami toplam ağırlığı (ticari araçlar için) esas alınarak tarife üzerinden hesaplanır. Vergi tutarları her yıl yeniden değerleme oranında güncellenir. MTV yılda iki eşit taksitte (Ocak ve Temmuz) ödenir. MTV ödemesi yapılmadan aracın fenni muayenesi yaptırılamaz, noter satışı gerçekleştirilemez ve trafikten çekme işlemi yapılamaz.

Elektrikli ve hibrit araçlarda farklı vergi tarifeleri uygulanmaktadır. Elektrikli araçlar motor silindir hacmi yerine motor gücü (kW) esas alınarak vergilendirilir. Engelli bireylere ait araçlarda belirli motor hacmi sınırına kadar MTV istisnası uygulanmaktadır; bu istisnadan yararlanmak için engelli sağlık kurulu raporu ve özel tüketim vergisi istisnası kapsamında alınmış araç olması şartı aranır. Diplomatik araçlar, uluslararası kuruluşlara ait taşıtlar ve geçici olarak Türkiye’ye getirilen yabancı plakalı araçlar da MTV’den muaftır.

Gümrük Vergisi ve Dış Ticaret Vergilendirmesi

4458 sayılı Gümrük Kanunu, Türkiye Gümrük Bölgesine giren ve çıkan eşyaya uygulanacak gümrük işlemlerini düzenlemektedir. İthalat işlemlerinde gümrük vergisi, ithal edilen eşyanın gümrük tarife istatistik pozisyonuna (GTİP) göre belirlenen oran üzerinden CIF (maliyet, sigorta, navlun) bedeli üzerinden hesaplanır. Ayrıca ithalatta KDV, ÖTV (Özel Tüketim Vergisi), dampinge karşı vergi, ek mali yükümlülükler ve telafi edici gümrük vergisi de söz konusu olabilmektedir. İthalat KDV’si, eşyanın gümrük vergisi dahil CIF bedeli üzerinden hesaplanır ve gümrükte ödenir.

Menşe kuralları, dış ticaret vergilendirmesinde kritik bir role sahiptir. Türkiye’nin taraf olduğu serbest ticaret anlaşmaları (AB Gümrük Birliği, EFTA, Güney Kore, Singapur, Malezya, Birleşik Krallık vb.) kapsamında tercihli menşe belgesi (EUR.1, EUR-MED, Form A) ibraz edilmesi halinde indirimli veya sıfır gümrük vergisi uygulanabilir. A.TR dolaşım belgesi ise Avrupa Birliği ile serbest dolaşımda bulunan sanayi ürünleri için kullanılır. Menşe beyanı ibraz edilmemesi durumunda eşya üçüncü ülke menşeli kabul edilerek en yüksek oran üzerinden vergilendirilir. Gümrük vergisine itiraz, tebliğden itibaren 15 gün içinde gümrük müdürlüğüne yapılır; müdürlük kararına karşı ise 30 gün içinde vergi mahkemesinde dava açılabilir.

Serbest bölgeler, gümrük hattı dışında sayılan ve vergisel avantajlar sunan özel alanlardır. 3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanunu kapsamında, serbest bölgelerde üretilen ürünlerin FOB bedelinin en az %85’inin ihraç edilmesi şartıyla, üretim faaliyetlerinden elde edilen kazançlar gelir veya kurumlar vergisinden istisnadır. Serbest bölgelerdeki faaliyetlerle ilgili işlemler KDV’den istisna tutulmaktadır. Serbest bölge çalışanlarının ücretleri de belirli koşullarda gelir vergisinden istisnadır. Antrepo rejimi, dahilde işleme rejimi ve geçici ithalat rejimi gibi gümrük rejimleri de dış ticaret vergilendirmesinde vergi avantajı sağlayan önemli uygulamalardır.

Vergi İncelemesi: Mükellef Hakları ve Süreçler

Vergi incelemesi, VUK madde 134 uyarınca ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamak amacıyla yapılır. İnceleme yetkisi vergi müfettişleri, vergi müfettiş yardımcıları ve takdir komisyonlarına aittir. İnceleme süresi, tam inceleme için en fazla bir yıl, sınırlı inceleme için ise altı aydır (VUK madde 140/6). Bu süreler bir defaya mahsus altı ay uzatılabilir. İncelemenin konusu, kapsamı, başlangıç ve bitiş tarihleri mükellefe yazılı olarak bildirilir. İnceleme, mükellefin iş yerinde veya inceleme elemanının dairesinde yapılabilir; mükellef incelemenin iş yerinde yapılmasını talep etme hakkına sahiptir.

Vergi incelemesinde mükelleflerin önemli hakları bulunmaktadır. Mükelleflerin incelemenin konusu ve kapsamı hakkında bilgilendirilme hakkı, defter ve belgelerin inceleme elemanına ibraz süresi (15 gün), inceleme tutanağını imzalamadan önce 7 gün düşünme süresi isteme hakkı, inceleme raporuna karşı rapor değerlendirme komisyonuna itiraz hakkı ve inceleme sırasında avukat veya mali müşavir bulundurma hakkı bunların başında gelir. İnceleme tutanağında yer alan tespitlere katılmayan mükellef, tutanağa itiraz şerhini düşerek imzalayabilir veya tutanağı imzalamayı reddedebilir; bu durumda tutanak inceleme elemanı ve tanık tarafından imzalanır. İnceleme sonucunda düzenlenen rapor, vergi dairesi tarafından değerlendirilerek tarhiyat yapılır ve mükellefe ihbarname gönderilir.

Vergi incelemesi sonucunda düzenlenen raporlar üç türdedir: vergi inceleme raporu (tarhiyat önerilmesi halinde), vergi tekniği raporu (sahte fatura organizasyonları gibi özel durumların tespitinde) ve görüş ve öneri raporu (tarhiyat önerilmeyen hallerde). Vergi tekniği raporları, özellikle sahte fatura düzenleme veya kullanma fiillerinin tespitinde büyük önem taşır ve birden fazla mükellefi etkileyen zincirleme incelemelerde temel belge niteliği kazanır. Danıştay içtihatlarına göre, vergi tekniği raporunun mükellefe tebliğ edilmemesi, bu rapora dayalı olarak yapılan tarhiyatın iptal sebebi oluşturabilir. Bu nedenle inceleme sürecinde mükelleflerin tüm tutanak ve raporları dikkatle takip etmesi ve gerektiğinde hukuki destek alması büyük önem taşımaktadır.

E-Ticaret ve Dijital Hizmet Vergilendirmesi

E-ticaret faaliyetleri, gelir vergisi veya kurumlar vergisi yükümlülüğünün yanı sıra KDV ve dijital hizmet vergisi açısından da değerlendirilmektedir. 7194 sayılı Kanun ile yürürlüğe giren Dijital Hizmet Vergisi, Türkiye’de dijital hizmet sunan ve yıllık brüt hasılatı belirli eşikleri aşan işletmelere %7,5 oranında uygulanmaktadır. Dijital hizmet vergisinin kapsamına dijital ortamda reklam hizmetleri, dijital içerik satışı (müzik, video, oyun, e-kitap), sosyal ağ hizmetleri ve aracılık hizmetleri (e-ticaret pazar yerleri) girmektedir. Dijital hizmet vergisi aylık olarak beyan edilir ve KDV matrahına dahil edilmez.

E-ticaret siteleri üzerinden satış yapan mükelleflerin, e-fatura ve e-arşiv fatura düzenleme yükümlülükleri bulunmaktadır. Belirli hasılat eşiğini aşan e-ticaret mükellefleri zorunlu olarak e-fatura sistemine geçmek zorundadır. İnternet üzerinden satış yapan gerçek kişiler, esnaf muafiyeti sınırlarını aşması halinde gelir vergisi mükellefi olmak zorundadır. GVK mükerrer madde 20/B kapsamında sosyal medya ve internet ortamında içerik üreterek kazanç sağlayanlar için vergilendirme esasları belirlenmiştir. Sosyal medya üzerinden ticari faaliyet yürüten influencer ve içerik üreticileri devergi yükümlülüklerine tabidir. YouTube, Instagram, TikTok gibi platformlardan elde edilen reklam, sponsorluk ve bağış gelirleri gelir vergisi matrahına dahil edilmelidir; bu gelirler üzerinden ayrıca KDV hesaplanması da gerekmektedir.

Vergi Planlaması ve Yasal Vergi Optimizasyonu

Vergi planlaması, mükellefin yasal sınırlar içinde kalarak vergi yükünü minimize etmesini amaçlayan stratejik bir süreçtir. Vergi planlaması ile vergi kaçırma arasındaki temel fark, planlamanın kanunun tanıdığı istisna, muafiyet ve indirimlerden yararlanmayı hedeflemesiyken, kaçırmanın kanuna aykırı yollarla vergi ödememek anlamına gelmesidir. Vergiden kaçınma (tax avoidance) kavramı ise kanunun lafzına uygun olmakla birlikte amacına aykırı işlemlerle vergi yükünü azaltmayı ifade eder ve peçeleme işlemi (VUK madde 12) kapsamında değerlendirilebilir. Etkin vergi planlaması, işletmelerin nakit akışını optimize eder ve rekabet gücünü artırır.

Yatırım teşvik belgesi, vergi planlamasının en önemli araçlarından biridir. Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı tarafından verilen teşvik belgesi kapsamında; KDV istisnası, gümrük vergisi muafiyeti, vergi indirimi (kurumlar vergisinde indirimli oran), sigorta primi işveren hissesi desteği, faiz desteği ve yatırım yeri tahsisi gibi avantajlardan yararlanılabilir. Türkiye altı bölgeye ayrılmıştır ve teşvik oranları bölgeden bölgeye farklılık gösterir; 6. bölge (Doğu ve Güneydoğu Anadolu) en yüksek teşvik oranlarına sahiptir. Stratejik yatırımlar ve öncelikli yatırımlar ise bölge ayrımı yapılmaksızın en yüksek teşviklerden yararlanabilir.

Ar-Ge indirimi (5746 sayılı Kanun), teknoloji şirketleri için önemli bir vergi avantajı sunmaktadır. Ar-Ge ve tasarım merkezi belgesine sahip işletmeler, Ar-Ge harcamalarının %100’ünü kurum kazancından indirebilir; ayrıca Ar-Ge personelinin ücretlerinde gelir vergisi stopaj teşviki ve SGK prim desteği uygulanır. Teknoloji Geliştirme Bölgelerinde (Teknopark) faaliyet gösteren şirketlerin yazılım, tasarım ve Ar-Ge faaliyetlerinden elde ettikleri kazançlar kurumlar vergisinden istisnadır. Teknopark istisnası, bölgede geliştirilen yazılımın yurt dışına satılması halinde de geçerlidir.

Holding yapısı da kurumsal vergi planlamasında sıkça kullanılan bir modeldir. Ana şirket (holding) ile bağlı şirketler arasındaki kar dağıtımlarında iştirak kazançları istisnası (KVK madde 5/1-a) uygulanarak çifte vergilendirme önlenir. Ayrıca Türkiye’nin 80’den fazla ülke ile imzaladığı çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmaları (ÇVÖA), uluslararası faaliyet gösteren işletmeler için vergi planlamasında kritik bir unsurdur. Transfer fiyatlandırması düzenlemeleri (KVK madde 13) kapsamında ilişkili kişiler arası işlemlerde emsallere uygunluk ilkesine dikkat edilmeli ve yıllık transfer fiyatlandırması raporu hazırlanmalıdır. Peşin fiyatlandırma anlaşması (APA) ile vergi idaresinden transfer fiyatlarının önceden onaylanması da mümkündür.

Vergi Hukuku Olarak Sunduğumuz Hizmetler

ALYAR Hukuk & Danışmanlık olarak İstanbul’dan tüm Türkiye’ye vergi hukuku alanında kapsamlı hizmet sunmaktayız. Hizmet alanlarımız arasında vergi davaları ve itiraz süreçleri, KDV iadesi başvuruları ve takibi, kurumlar vergisi uyuşmazlıkları, vergi incelemesi sürecinde müvekkil temsili, uzlaşma komisyonu başvuruları, veraset ve intikal vergisi danışmanlığı, kripto para vergilendirmesi, e-ticaret ve dijital gelir vergilendirmesi, kira geliri vergilendirmesi, gümrük vergisi ihtilafları, ÖTV uyuşmazlıkları, damga vergisi uyuşmazlıkları ile transfer fiyatlandırması uyuşmazlıkları yer almaktadır.

Vergi davalarında etkin bir savunma stratejisi oluşturmak, usul ve esas yönünden hukuka aykırılıkları tespit etmek ve mükellef haklarını korumak için deneyimli bir vergi avukatı desteği almak kritik öneme sahiptir. Vergi incelemesinin başlangıcından dava sürecinin sonuna kadar profesyonel hukuki temsil, mükellefin haklarını en iyi şekilde korumasını sağlar.İstanbul’da vergi avukatı hizmeti almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Serbest meslek erbabı için vergi planlaması da ayrıca önem taşımaktadır. Avukatlar, doktorlar, mühendisler ve mali müşavirler gibi serbest meslek mensupları, mesleki faaliyetlerinden elde ettikleri kazançları serbest meslek kazancı olarak beyan eder. Serbest meslek kazancının tespitinde tahsil esası geçerlidir; yani gelir fiilen tahsil edildiğinde, gider ise fiilen ödendiğinde dikkate alınır. Mesleki faaliyetle ilgili harcamalar (büro kirası, personel giderleri, mesleki sigorta, eğitim harcamaları, araç giderleri, mesleki yayın abonelikleri gibi) hasılattan indirilebilir. Ayrıca serbest meslek erbabının genç girişimci istisnasından yararlanma imkanı da bulunmaktadır; 29 yaşını doldurmamış mükelleflerin ilk üç vergilendirme döneminde elde ettikleri kazançlarının belirli bir tutarı gelir vergisinden istisnadır.

Uluslararası vergi planlamasında Türkiye’nin imzaladığı çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmaları (ÇVÖA) belirleyici rol oynar. Bu anlaşmalar, farklı ülkelerde elde edilen gelirlerin hangi ülkede ve hangi oranda vergilendirileceğini belirler. Temetü, faiz, gayrimaddi hak bedeli (royalty) ve sermaye kazançları gibi gelir türleri için anlaşmalarda özel hükümler yer alır. Dar mükellef kurumlara yapılan ödemelerde stopaj oranı, ÇVÖA hükümleri uyarınca indirilebilir; bunun için mukimlik belgesi ve diğer belgelerin temin edilmesi gerekir. Transfer fiyatlandırması uyuşmazlıklarında karşılıklı anlaşma usulü (MAP) de ÇVÖA kapsamında başvurulabilecek bir mekanizmadır.

Vergi davalarında temsilin yanı sıra, mükelleflere uzlaşma ve dava öncesi çözüm yollarında da destek verilmektedir. Tarhiyat öncesi ve sonrası uzlaşma, cezada indirim talebi ve düzeltme-şikâyet başvurusu gibi idari yollar, çoğu zaman dava açmadan sonuç alınmasına imkân tanır. Hangi yolun avantajlı olduğunun dosyaya özel değerlendirilmesi önemlidir.

Şirketler için vergi uyum danışmanlığı da sunulan hizmetler arasındadır. Düzenli vergisel risk analizi, beyanname öncesi kontrol ve muhtemel inceleme alanlarının önceden değerlendirilmesi, ileride doğabilecek cezalı tarhiyatların önüne geçilmesine yardımcı olur. Önleyici yaklaşım, ihtilaf maliyetlerini önemli ölçüde azaltır.

Vergi hukuku alanında güncel gelişmeleri takip etmek, mükellef haklarını korumak açısından büyük önem taşımaktadır. Resmi Gazete’de yayımlanan kanun değişiklikleri, Cumhurbaşkanlığı kararnameleri, Hazine ve Maliye Bakanlığı tebliğleri ve Gelir İdaresi Başkanlığı özelgeleri vergi mevzuatının temel kaynaklarını oluşturur. Danıştay ve Bölge İdare Mahkemesi içtihatları ise vergi uygulamalarının yorumlanmasında yol gösterici niteliktedir.

Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

Gelir vergisi beyannamesi ne zaman verilir?

Yıllık gelir vergisi beyannamesi her yıl 1-25 Mart tarihleri arasında verilir. Vergi, Mart ve Temmuz aylarında iki eşit taksitte ödenir. Beyanname verilmemesi halinde VUK madde 352 uyarınca usulsüzlük cezası kesilir.

Vergi cezasına nasıl itiraz edilir?

Vergi cezası ihbarnamesinin tebliğinden itibaren 30 gün içinde vergi mahkemesinde dava açılabilir. Alternatif olarak uzlaşma komisyonuna başvurulabilir veya VUK madde 376 kapsamında cezada indirim talep edilebilir. Uzlaşma ve dava açma hakkı aynı anda kullanılamaz.

KDV iadesi nasıl alınır?

KDV iadesi için vergi dairesine iade talep dilekçesi, e-fatura listeleri, indirilecek KDV listesi ve (tutara göre) YMM raporu veya teminat mektubu ile başvurulur. İhracat istisnası kapsamındaki iadeler genellikle 3-6 ay içinde sonuçlanır.

Vergi incelemesi ne kadar sürer?

VUK madde 140/6 uyarınca tam vergi incelemesi en fazla bir yıl, sınırlı inceleme en fazla altı ay sürebilir. Bu süreler bir defaya mahsus altı ay uzatılabilir. İncelemenin başlangıç ve bitiş tarihleri mükellefe yazılı olarak bildirilir.

Kripto para kazançları vergilendirilir mi?

Evet, kripto para alım-satımından elde edilen kazançlar gelir vergisine tabidir. İşlemin süreklilik ve hacmine göre ticari kazanç veya arızi kazanç olarak nitelendirilir. 2026 yılında SPK düzenlemeleri kapsamında kripto varlık hizmet sağlayıcıları üzerinden yapılan işlemler de raporlanmaktadır.

Vergi borcu yapılandırma imkanı var mı?

Vergi borçlarının yapılandırılması, çıkarılan özel kanunlar (son olarak 7440 sayılı Kanun gibi) kapsamında belirli dönemlerde mümkün olmaktadır. Yapılandırma kapsamında gecikme zamları silinip Yİ-ÜFE oranında güncelleme yapılır ve taksitlendirme imkanı sunulur.

Vergi davaları ne kadar sürer?

Vergi mahkemesinde ortalama bir dava 6-12 ay sürmektedir. İstinaf aşaması 3-6 ay, temyiz aşaması ise 6-18 ay ekleyebilir. Yürütmenin durdurulması kararı talep edilerek dava sonuçlanana kadar tahsilat işlemleri durdurulabilir.

Hangi durumlarda vergi hukukçuya başvurulmalıdır?

Vergi incelemesi bildirimi aldığınızda, vergi cezası ihbarnamesi tebliğ edildiğinde, KDV iadesi reddedildiğinde, ödeme emri gönderildiğinde veya vergi suçu (VUK madde 359) isnadıyla karşılaştığınızda derhal bir vergi hukuku alanına başvurmanız önerilir. Sürelerin kısa olması nedeniyle (30 gün) gecikmeden hukuki destek almak kritik önem taşır.

İletişim

Av. Bilal Alyar
ALYAR Hukuk & Danışmanlık
İstanbul Barosu Sicil No: 54965
Cevizli Mahallesi Enderun Sokak No:10C Daire:58
Kartal/İstanbul, 34865
Telefon:0545 199 25 25
E-posta: info@bilalalyar.av.tr
Web:b

Bu içerik bilgilendirme amaçlı hazırlanmış olup hukuki danışmanlık yerine geçmez. Her vergi uyuşmazlığı kendine özgü koşullar taşıdığından, somut durumunuz için bir vergi hukuku alanına danışmanızı öneriyoruz.

İlgili Makaleler

Türkiye’de Vergi Hukuku Rehberi 2026 | Vergi Avukatı İstanbul nedir?

u003cpu003eTürkiye’de Vergi Hukuku Rehberi 2026 | Vergi Avukatı İstanbul, Türk hukuk sisteminde önemli bir konu olup 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu kapsamında düzenlenmektedir. Bu alanda uzman bir avukattan hukuki destek almak, haklarınızın hukuki çerçevede korunmasına katkı sağlayacaktır. Detaylı bilgi için hukuki danışmanlık almanız tavsiye edilir.u003c/pu003e

Türkiye’de Vergi Hukuku Rehberi 2026Vergi Avukatı İstanbul için hangi avukata başvurulmalı?

u003cpu003eTürkiye’de Vergi Hukuku Rehberi 2026Vergi Avukatı İstanbul konusunda deneyimli bir avukata başvurmanız gerekmektedir. Bu alanda deneyimli bir hukukçu, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu çerçevesinde haklarınızı değerlendirecek ve size en uygun hukuki stratejiyi belirleyecektir. Avukat seçiminde ilgili alandaki tecrübe ve çalışma alanı önemli kriterlerdir.u003c/pu003e

Türkiye’de Vergi Hukuku Rehberi 2026Vergi Avukatı İstanbul sürecinde dikkat edilmesi gerekenler nelerdir?

u003cpu003eTürkiye’de Vergi Hukuku Rehberi 2026Vergi Avukatı İstanbul sürecinde zamanaşımı sürelerine dikkat edilmeli ve gerekli başvurular zamanında yapılmalıdır. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu hükümlerine göre belirlenen usul kurallarına uyulması büyük önem taşımaktadır. Süreç boyunca tüm belge ve delillerin düzenli şekilde muhafaza edilmesi gerekmektedir.u003c/pu003e

Türkiye’de Vergi Hukuku Rehberi 2026Vergi Avukatı İstanbul masrafları ne kadardır?

u003cpu003eTürkiye’de Vergi Hukuku Rehberi 2026Vergi Avukatı İstanbul ile ilgili masraflar, davanın niteliğine ve kapsamına göre değişkenlik göstermektedir. Yargı harçları, bilirkişi ücretleri ve diğer yargılama giderleri 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ve ilgili tarife hükümleri çerçevesinde belirlenmektedir. Güncel masraf bilgisi için bir avukattan ön değerlendirme almanız faydalı olacaktır.u003c/pu003e

Türkiye’de Vergi Hukuku Rehberi 2026Vergi Avukatı İstanbul için gerekli belgeler nelerdir?

u003cpu003eTürkiye’de Vergi Hukuku Rehberi 2026Vergi Avukatı İstanbul başvurusu için kimlik belgesi, ilgili sözleşmeler ve konuya ilişkin yazışma kayıtları gibi temel belgeler gerekmektedir. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu kapsamında ispat yükü ve delil kurallarına göre ek belgeler de talep edilebilir. Eksiksiz bir belge hazırlığı için avukatınızla ön görüşme yapmanız önerilir.u003c/pu003e

Vergi Uyuşmazlık Çözüm Yolları (Uzlaşma/Dava/Cezada İndirim)

Vergi uyuşmazlıkları, mükellefler ile vergi idaresi arasında vergilendirme işlemlerinden kaynaklanan anlaşmazlıkları ifade eder. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu (VUK), vergi uyuşmazlıklarının çözümü için uzlaşma, cezada indirim ve dava açma olmak üzere birden fazla hukuki yol öngörmüştür. Bu çözüm yollarının doğru tercih edilmesi, mükelleflerin mali yükünü önemli ölçüde azaltabilmektedir.

Uzlaşma müessesesi, VUK m.376 ve Ek m.1-12 kapsamında düzenlenen idari bir çözüm yoludur. Tarhiyat öncesi uzlaşma, vergi incelemesi devam ederken inceleme elemanı ile mükellef arasında yapılan görüşmelerle uyuşmazlığın çözümünü amaçlar. Tarhiyat sonrası uzlaşma ise vergi/ceza ihbarnamesinin tebliğinden itibaren 30 gün içinde uzlaşma komisyonuna başvurularak yapılır. Uzlaşma görüşmelerinde vergi aslı ve cezalar üzerinde indirim yapılabilmekte olup uzlaşma sağlanması halinde mükellef dava açma hakkından vazgeçmiş olur.

Cezada indirim müessesesi, VUK m.376 kapsamında düzenlenmiştir. Buna göre mükellef, ihbarname tebliğinden itibaren 30 gün içinde vergi aslı ile indirimli cezayı ödemeyi kabul ettiğini bildirerek cezalarda önemli oranlarda indirim sağlayabilir. Vergi ziyaı cezasında birinci tarhiyatta yarısı, ikinci tarhiyatta üçte biri indirilir. Usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarında ise üçte bir oranında indirim uygulanır. Dava açma yolu tercih edildiğinde ise 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu (İYUK) kapsamında vergi mahkemesine başvurulmaktadır. Mükellefin uzlaşma, cezada indirim ve dava açma yolları arasındaki tercihini, somut olayın koşullarına göre hukuki danışmanlık alarak belirlemesi büyük önem taşımaktadır.

E-Haciz Uygulamaları ve Banka Hesap Blokesi

E-haciz, vergi dairelerinin 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun (AATUHK) kapsamında mükellefin banka hesaplarına elektronik ortamda haciz uygulamasıdır. AATUHK m.62 ve devamı hükümleri uyarınca, vadesinde ödenmeyen kamu alacakları için ödeme emri tebliğ edildikten sonra haciz işlemi yapılabilmektedir. E-haciz uygulaması, bankalara elektronik ortamda gönderilen haciz bildirimleriyale gerçekleştirilmekte ve mükellefin tüm banka hesapları anlık olarak bloke edilebilmektedir.

E-haciz uygulamasına karşı mükelleflerin çeşitli itiraz yolları bulunmaktadır. Öncelikle ödeme emrinin usulüne uygun tebliğ edilip edilmediği kontrol edilmelidir. Ödeme emri tebliğ edilmeden yapılan haciz işlemi hukuka aykırıdır. AATUHK m.58 uyarınca ödeme emrine karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde vergi mahkemesine itiraz edilebilir. İtiraz gerekçeleri arasında borcun bulunmadığı, kısmen ödendiği veya zamanaşımına uğradığı halleri sayılabilir.

Haczedilemez mal ve haklar konusunda, İcra ve İflas Kanunu m.82 ve AATUHK hükümleri uygulanmaktadır. Mükellefin asgari geçim standardını sağlayacak miktardaki maaş ve ücretlerin tamamı haczedilemez; maaşın dörtte birinden fazlası kesilmez. Emekli aylıkları ve sosyal yardımlar da hacizden korunmuştur. E-haciz nedeniyle tüm banka hesaplarının bloke edilmesi halinde, haczedilemez nitelikteki alacaklarınızın korunması için vergi mahkemesine yürütmeyi durdurma talepli dava açılabilir. E-haciz uygulamalarına karşı haklarınızın korunması için hukuki destek almanız tavsiye edilmektedir.

Vergi Mahkemesinde Dava Süreci (İYUK m.3-7)

Vergi davaları, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu (İYUK) kapsamında vergi mahkemelerinde görülmektedir. İYUK m.7 uyarınca vergi davalarında dava açma süresi, vergi/ceza ihbarnamelerinin tebliğinden itibaren 30 gündür. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup süresinde açılmayan davalar reddedilir. İYUK m.3 gereğince dava dilekçesinde davalı idare, dava konusu işlem, ileri sürülen hukuka aykırılık nedenleri ve sonuç talebi açıkça belirtilmelidir.

Vergi mahkemesinde dava açılması, tahsil işlemlerini durdurmaktadır. İYUK m.27/3 uyarınca vergi mahkemelerinde dava açılması, dava konusu verginin tahsilini durdurur. Bu düzenleme, mükelleflerin dava süresince mali yükten korunmasını sağlayan önemli bir güvencedir. Ancak ihtirazi kayıtla verilen beyannameler üzerine tahakkuk eden vergilerde bu kural uygulanmaz. Yürütmeyi durdurma talebi, İYUK m.27 kapsamında ayrıca değerlendirilmekte olup telafisi güç veya imkansız zararların varlığı ve işlemin açıkça hukuka aykırı olması halinde kabul edilmektedir.

Vergi mahkemesi kararlarına karşı istinaf ve temyiz yolları mevcuttur. İYUK m.45 uyarınca vergi mahkemesi kararlarına karşı bölge idare mahkemesine istinaf başvurusu yapılabilir. İstinaf başvuru süresi, kararın tebliğinden itibaren 30 gündür. Bölge idare mahkemesi kararlarına karşı ise Danıştay’a temyiz başvurusu yapılabilmekte olup temyiz süresi de 30 gündür. Ancak belirli parasal sınırın altındaki uyuşmazlıklarda istinaf kararları kesindir. Vergi davalarınızda süreçlerin doğru yönetilmesi ve hak kayıplarının önlenmesi için kapsamlı hukuki destek almanız büyük önem taşımaktadır.

KDV İade Uyuşmazlıkları ve Sahte Fatura Sorunları

KDV iade uyuşmazlıkları, özellikle ihracat istisnası, indirimli orana tabi teslimler ve tam istisna kapsamındaki işlemlerden kaynaklanan iade taleplerinde ortaya çıkmaktadır. 3065 sayılı KDV Kanunu kapsamında hak edilen KDV iadelerinin tahsili, uygulamada çeşitli bürokratik engeller ve vergi idaresinin sahte fatura kullanımına yönelik incelemeleri nedeniyle gecikebilmektedir. KDV iade sürecinin hızlandırılması ve mükelleflerin haklarının korunması, vergi hukuku uygulamasının önemli konularından birini oluşturmaktadır.

Sahte fatura düzenleme ve kullanma, VUK m.359/b kapsamında vergi kaçakçılığı suçu olarak düzenlenmiş olup ağır cezai yaptırımlar öngörülmüştür. Vergi idaresi, sahte fatura düzenleyicileri ve kullanıcılarını tespit etmek amacıyla özel esaslar uygulamakta ve bu listeye alınan mükelleflerin KDV iade talepleri ek inceleme ve teminat şartlarına bağlanmaktadır. Özel esaslar listesine alınma, mükellefin ticari itibarını ve mali durumunu olumsuz etkileyebilmektedir.

Müteselsil sorumluluk, sahte fatura sorunlarının bir diğer boyutunu oluşturmaktadır. KDV Kanunu m.17 ve ilgili tebliğler uyarınca, sahte fatura düzenleyicisinden mal veya hizmet alan mükellefler, bu faturalardaki KDV’den müteselsil olarak sorumlu tutulabilmektedir. Ancak Yargıtay ve Danıştay kararlarında, mükellefin mal veya hizmeti gerçekten alıp almadığının ve faturanın sahte olduğunu bilip bilmediğinin araştırılması gerektiği vurgulanmaktadır. KDV iade uyuşmazlıklarınızda ve sahte fatura iddialarına karşı savunma haklarınızın korunması için hukuki danışmanlık almanız tavsiye edilmektedir.

Matrah Artırımı ve Vergi Affı Uygulamaları

Matrah artırımı, mükelleflerin belirli vergi türlerinde geçmiş yıllara ilişkin matrahlarını artırmaları karşılığında ilgili yıllar için vergi incelemesine ve tarhiyata muhatap olmamalarını sağlayan bir müessesedir. Bu düzenleme, genellikle vergi barışı veya yapılandırma kanunları ile getirilmekte olup hem mükelleflerin vergi risklerini azaltması hem de Hazine’nin ek gelir elde etmesi amacını taşımaktadır.

Matrah artırımı başvuru şartları, her yapılandırma kanununda farklı düzenlenebilmektedir. Genel olarak matrah artırımında, mükellefin ilgili yıl beyannamelerindeki matrah üzerine belirlenen oranlarda artırım yapması ve hesaplanan verginin peşin veya taksitler halinde ödenmesi gerekmektedir. Matrah artırımı yapan mükelleflerin ilgili yıllar için vergi incelemesine tabi tutulmaması, bu müessesenin en önemli avantajıdır. Ancak sahte fatura düzenleme fiilinin tespiti halinde matrah artırımından yararlanılamaması gibi sınırlamalar da bulunmaktadır.

2026 yılı itibarıyla vergi yapılandırması ve matrah artırımı uygulamalarına ilişkin güncel durum, mükellefler tarafından yakından takip edilmektedir. Önceki yıllarda çıkarılan yapılandırma kanunlarının taksit ödemeleri devam etmekte olup ödeme planına uyulmaması halinde yapılandırmanın bozulması riski bulunmaktadır. Matrah artırımı ve vergi affı uygulamalarından yararlanma şartları, avantajları ve riskleri konusunda hukuki danışmanlık almanız tavsiye edilmektedir.

Transfer Fiyatlandırması ve Örtülü Kazanç (KVK m.13)

Transfer fiyatlandırması, ilişkili kişiler arasındaki mal, hizmet ve diğer işlemlerin fiyatlandırılmasını ifade eder. 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun (KVK) 13. maddesi, kurumların ilişkili kişilerle yaptıkları işlemlerde emsallere uygunluk ilkesine uymaları gerektiğini düzenlemektedir. Emsallere uygunluk ilkesi, ilişkili kişiler arasındaki işlemlerin bağımsız kişiler arasındaki işlemlerle karşılaştırılabilir koşullarda gerçekleştirilmesini ifade eder.

Transfer fiyatlandırması raporlama yükümlülüğü, belirli büyüklükteki mükellefler için zorunludur. Yıllık transfer fiyatlandırması raporu, ilişkili kişilerle yapılan işlemlerin emsallere uygunluğunun belgelenmesi amacıyla hazırlanmaktadır. KVK m.13 uyarınca emsallere uygunluk ilkesine aykırı fiyatlandırma yapılması halinde, kazanç tamamen veya kısmen transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü olarak dağıtılmış kabul edilir ve düzeltme yapılarak vergi farkı tarh edilir. Peşin fiyatlandırma anlaşmaları (APA), mükelleflerin belirli işlemler için önceden vergi idaresi ile fiyatlandırma yöntemi konusunda anlaşma yapmasını sağlayan bir mekanizmadır.

Transfer fiyatlandırması uyuşmazlıkları, özellikle çok uluslu şirketler ve grup şirketleri açısından büyük mali riskler taşımaktadır. Vergi idaresinin transfer fiyatlandırması incelemelerinde tespit ettiği matrah farkları, hem kurumlar vergisi hem de KDV açısından ek tarhiyata yol açabilmektedir. Transfer fiyatlandırması uyuşmazlıklarınızda ve raporlama yükümlülüklerinizin yerine getirilmesinde kapsamlı hukuki destek almanız tavsiye edilmektedir.

Dijital Hizmet Vergisi ve E-Ticaret Vergilendirmesi

7194 sayılı Dijital Hizmet Vergisi Kanunu, dijital ortamda sunulan reklam hizmetleri, dijital içerik satışları, dijital ortamda sunulan aracılık hizmetleri ve kullanıcı verilerinin satışından elde edilen gelirleri vergilendirmektedir. Dijital hizmet vergisi oranı yüzde 7,5 olup verginin mükellefleri, dijital hizmet sağlayıcılarıdır. Belirli hasılat eşiklerinin altında kalan hizmet sağlayıcıları muafiyet kapsamındadır.

E-ticaret vergilendirmesi, 2026 yılında güncelliğini koruyan önemli bir konu olmaya devam etmektedir. E-ticaret platformları üzerinden satış yapan gerçek ve tüzel kişilerin vergi yükümlülükleri, gelir vergisi/kurumlar vergisi, KDV ve dijital hizmet vergisi boyutlarıyla değerlendirilmelidir. Sosyal medya kazançları ve influencer vergi yükümlülükleri de bu kapsamda ele alınmaktadır. İçerik üreticilerin reklam gelirleri, sponsorluk gelirleri ve bağış gelirleri gelir vergisine tabi olup yıllık beyanname ile beyan edilmesi gerekmektedir.

2026 yılındaGelir İdaresi Başkanlığı, e-ticaret ve dijital gelirler konusundaki denetim faaliyetlerini yoğunlaştırmıştır. Özellikle e-ticaret platformlarından elde edilen satış verileri ile beyannameler karşılaştırılarak kayıt dışı faaliyet tespiti yapılmaktadır.Vergi hukuku,şirketler hukuku vebilişim hukuku alanlarında bütüncül hukuki danışmanlık sunulmaktadır. Dijital hizmet vergisi ve e-ticaret vergilendirmesi konusunda profesyonel destek almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Vergi Suçları ve Cezai Sorumluluk (VUK m.359)

Vergi kaçakçılığı suçları, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 359. maddesinde düzenlenmiş olup vergi hukukunun en ağır yaptırımlarını içermektedir. VUK m.359/a kapsamında defter ve kayıtlarda hesap ve muhasebe hileleri yapanlar, gerçek olmayan veya kayda konu işlemlerle ilgisi bulunmayan kişiler adına hesap açanlar, defterlere kaydı gereken hesap ve işlemleri vergi matrahının azalması sonucunu doğuracak şekilde başka defter, belge veya diğer kayıt ortamlarına kaydedenler on sekiz aydan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

VUK m.359/b kapsamında sahte belge düzenleyenler ve kullananlar üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılmaktadır. Sahte belge, gerçek bir muamele veya durum olmadığı halde bunlar varmış gibi düzenlenen belgedir. Sahte fatura düzenleme ve kullanma fiilleri, uygulamada en sık karşılaşılan vergi kaçakçılığı suç türüdür. VUK m.359/c kapsamında ise defter, kayıt ve belgeleri yok edenler, defter sayfalarını yok ederek yerine başka yapraklar koyanlar veya hiç yaprak koymayanlar, belgelerin asıl veya suretlerini tamamen veya kısmen sahte olarak düzenleyenler üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Etkin pişmanlık, VUK m.371 kapsamında düzenlenmiş olup vergi kaçakçılığı suçlarında cezai sorumluluktan kurtulma imkanı sağlayan önemli bir müessesedir. Mükellefin, vergi idaresinin bilgisine girmeden önce durumu kendiliğinden bildirmesi ve eksik ödenen vergileri gecikme zammıyla birlikte ödemesi halinde cezai kovuşturma yapılmaz. Ceza mahkemesi sürecinde, vergi suçlarının teknik niteliği nedeniyle bilirkişi incelemesi büyük önem taşımaktadır. Vergi suçları ve cezai sorumluluk konusunda haklarınızın korunması için Av. Bilal ALYAR (İstanbul Barosu Sicil No: 54965) ile iletişime geçebilirsiniz. Telefon:0545 199 25 25. Adres: Cevizli Mahallesi Enderun Sokak No:10C Daire:58 34865 Kartal/İstanbul.

Vergi Affı 2026 ve Yapılandırma Fırsatları

2026 yılında vergi affı beklentileri kamuoyunun gündemindedir. Geçmiş yıllarda 7326 ve 7440 sayılı Kanunlar kapsamındaki yapılandırma düzenlemeleri milyonlarca mükellefin vergi borçlarını uygun koşullarda ödemesine imkân tanımıştır. Mevcut durumda tecil ve taksitlendirme (6183 m.48) hâlâ başvurulabilecek bir seçenektir. Gecikme zammı oranlarının yüksekliği dikkate alındığında yapılandırma fırsatlarının zamanında değerlendirilmesi önemlidir. Danışmanlık için0545 199 25 25.

E-Haciz Kaldırma ve Başvuru Süreci

E-haciz, vergi dairelerinin 6183 sayılı Kanun kapsamında banka hesaplarına elektronik ortamda uyguladığı haciz işlemidir. Borcun ödenmesi veya yapılandırılması halinde e-haciz kaldırılır. Hukuka aykırı e-haciz uygulamalarına karşı ödeme emrine 15 gün içinde vergi mahkemesinde dava açılabilir. Maaşa uygulanan hacizde İİK m.83 kıyasen uygulanarak maaşın 1/4’ünden fazlasına haciz konulamaz. Hukuki destek için0545 199 25 25.

Vergi Kaçakçılığı Suçu ve VUK 359 Hükümleri

VUK m.359 vergi kaçakçılığı suçlarını düzenleyen temel hükümdür. Defter/belge tahrifi, sahte belge düzenleme/kullanma, defter yok etme ve muhasebe hilesi suç olarak tanımlanmıştır. Ceza süreleri fiilin ağırlığına göre 18 aydan 8 yıla kadar hapis cezası öngörmektedir. 7524 sayılı Kanun değişiklikleri ile etkin pişmanlık düzenlemesi genişletilmiştir. Bu konuda hukuki destek için0545 199 25 25.

Vergi Hukuku Makalelerimiz

Vergi Hukuku Mevzuat Özet Tablosu

KonuMevzuatUygulama
Vergi Usul213 VUKVergilendirme süreci
Gelir Vergisi193 GVKArtan oranlı tarife
Kurumlar Vergisi5520 KVK%25 (2026)
KDV3065 KDV K.%1 / %10 / %20
Damga Vergisi488 DVKNispi / maktu
Vergi ziyaı cezasıVUK m.341, 3441 kat; m.359 halinde 3 kat
KaçakçılıkVUK m.3593-8 yıl hapis
UzlaşmaVUK Ek m.1-1130 gün
Ceza indirimiVUK m.376%50 / %25
Vergi davasıİYUK m.730 gün
Tahsil zamanaşımıAATUHK m.1025 yıl
E-tebligatVUK m.107/AKurumlar, AŞ, SMMM

Uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay için vergi avukatı ve SMMM görüşü alınız.

Resmi Kaynaklar

Hazırlayan Hukuku

Av. Bilal ALYAR — İstanbul Barosu Sicil No: 54965

Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu (2015). Aile hukuku, ceza hukuku, kripto para hukuku, bilişim hukuku, şirketler hukuku ve vergi hukuku alanlarında faaliyet göstermektedir.

Bu içerik yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır; somut hukuki görüş ya da avukat-müvekkil ilişkisi oluşturmaz. Her dosya kendine özgü koşullar içerdiğinden, hukuki sorunlarınız için bir avukata danışmanız önerilir.

İletişim | Hakkımızda

Emsal Yargıtay ve Danıştay Kararları — Vergi Hukukunda Genel Nitelikli Emsal Kararlar

Aşağıda vergi hukukunun farklı başlıklarına ilişkin güncel Yargıtay ve Danıştay kararları derlenmiştir. Bu derleme; sahte belge, ödeme emri, kurumlar vergisi, KDV iadesi, özel usulsüzlük ve gümrük alanındaki uygulamaları kapsayan genel bir içtihat panoraması sunmaktadır.

Yukarıdaki kararlar yalnızca genel bilgilendirme amacıyla derlenmiş olup somut olaylarda sonuç; mükellefin defter-belge düzeninin gerçekliği, idarenin delil değerlendirmesi, vergi tekniği raporundaki tespitlerin somutluğu ve süreler gibi pek çok usul unsuruna göre değişebilmektedir. Tarh, ceza veya ödeme emri işlemleri ile karşılaşan mükelleflerin yetkili bir vergi hukuku avukatına başvurarak süre kaçırmadan hukuki destek almaları önerilir.

İletişim

Cevizli Mahallesi Enderun Sokak No:10C Daire:58
34865 Kartal/Istanbul
+90 545 199 25 25
info@bilalalyar.av.tr

Hizmet Alanları

Kripto Para Hukuku
Bilişim Hukuku
Ceza Hukuku
Şirketler Hukuku
Aile ve Boşanma Hukuku
İş Hukuku

Yasal

KVKK Aydınlatma Metni
Gizlilik Politikası
Çerez Politikası
Makaleler

Sosyal Medya

LinkedIn
Instagram
X (Twitter)
TikTok


İstanbul Barosu Sicil No: 54965

© 2026 Av. Bilal Alyar - Tüm hakları saklıdır.
0545 199 25 25 WhatsApp @bilalalyar info@bilalalyar.av.tr