Malpraktis Avukatı: Hatalı Tıbbi Uygulama ve Tazminat

Tıbbi müdahale sonrasında beklenmeyen bir zarar ortaya çıktığında hasta veya yakınları için ilk mesele, bu zararın hukuken bir hekim veya sağlık kuruluşu kusuruna bağlanıp bağlanamayacağı ve hangi yolla ileri sürüleceğidir. Malpraktis dosyalarında yol, müdahalenin yapıldığı kurumun özel mi kamu mu olduğuna, talebin tazminat mı ceza sorumluluğu mu olduğuna ve sürelere göre değişir. Bu rehberde özel hastane ve hekim sorumluluğu, kamu hastanesinde idari yargı yolu, ceza boyutu, bilirkişi incelemesi, zamanaşımı ve tazminat kalemleri resmî mevzuat metinlerine dayanılarak açıklanmaktadır. Her dosya kendi kayıtlarıyla değerlendirilir; bu sayfadaki bilgiler belirli bir sonuç vaadi değildir.

Malpraktis ve Komplikasyon Ayrımı

İstenmeyen bir tedavi sonucu, tek başına hukuki sorumluluğun doğduğunu göstermez. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2024/144, K. 2024/565, 20.11.2024 sayılı kararında tıbbi faaliyetin kusurlu ifasını meslek hatası (malpraktis) olarak tanımlamış; komplikasyonu ise hekimin müdahaleyi gerçekleştirirken her şeyi doğru yapmasına rağmen istenmeyen bir sonucun meydana gelmesi olarak açıklamıştır. Aynı kararda komplikasyon iyi ve doğru yönetilmişse hekimin sorumluluğunun doğmayacağı, tıbbi müdahale tıp kurallarına uygun yapılmış ve hastanın rızası alınmışsa öngörülemeyen sonuç nedeniyle kusurdan söz edilemeyeceği belirtilmiştir. Bu nedenle bir dosyada asıl soru, sonucun kötü olup olmadığı değil; teşhis, tedavi seçimi, müdahale ve sonrasındaki takipte tıp biliminin genel kabul görmüş kurallarına uygun davranılıp davranılmadığıdır.

Haksız fiil sorumluluğunda kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.49). Sözleşme ilişkisinde ise hekim veya sağlık kuruluşunun özen borcuna aykırılığı incelenir. Her iki durumda da kusur, zarar ve kusurlu davranış ile zarar arasındaki uygun illiyet bağı birlikte aranır.

Özel Hastane ve Hekimin Hukuki Sorumluluğu

Özel hastane, özel tıp merkezi veya muayenehanede yapılan müdahalelerde uyuşmazlık adli yargıda görülür. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu yukarıdaki kararında, özel hastanelerde kural olarak sözleşme ilişkisinin hekim ile hasta arasında değil hastane ile hasta arasında kurulduğunu, bu sözleşmenin karma nitelikte bir hastaneye kabul sözleşmesi olduğunu ve asıl edim olan tıbbi tedavi bakımından vekâlet hükümlerine tabi tutulduğunu açıklamıştır. Aynı kararda hastanenin, bünyesinde çalışan hekim ve sağlık personelinin eylemlerinden, sorumluluk şartları varsa sorumlu olacağı da belirtilmiştir.

Vekâlet sözleşmesi, vekilin vekâlet verenin bir işini görmeyi veya işlemini yapmayı üstlendiği sözleşmedir (TBK m.502). Vekil üstlendiği iş ve hizmetleri vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür; özen borcundan doğan sorumluluğun belirlenmesinde benzer alanda iş ve hizmet üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınır (TBK m.506). Yargıtay 3. Hukuk Dairesi de E. 2024/1579, K. 2025/818, 13.02.2025 sayılı kararında özel hastane ve hekime karşı açılan davayı vekâlet sözleşmesinden kaynaklanan özen borcuna aykırılık nedeniyle tazminat istemi olarak nitelendirmiş; somut olayda Adli Tıp Kurumu raporu ile üniversite öğretim üyelerinden oluşan heyet raporunun uyumlu olarak zararı her türlü özene rağmen oluşabilen bir komplikasyon saymasına dayanılarak verilen ret kararını onamıştır. Bu karar, kötü sonucun kendiliğinden tazminat doğurmadığını ve raporların belirleyici rolünü gösteren somut bir örnektir.

Estetik müdahalelerde ilişkinin vekâlet mi eser sözleşmesi mi sayılacağı ayrıca değerlendirilir; bu ayrım hem sorumluluğun içeriğini hem süreleri etkileyebilir. Konunun ayrıntısı estetik ameliyat hatası rehberinde ele alınmıştır.

Görevli Mahkeme ve Tüketici Mevzuatı

Özel sağlık kuruluşuna karşı açılacak davada görevli mahkemenin belirlenmesi önemlidir. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m.3, tüketici işlemini ticari veya mesleki amaçla hareket edenlerle tüketiciler arasında kurulan ve vekâlet sözleşmelerini de içeren her türlü sözleşme ve hukuki işlem olarak tanımlar. Aynı Kanunun m.73 hükmüne göre tüketici işlemlerinden doğan uyuşmazlıklarda tüketici mahkemeleri görevlidir ve tüketici davaları tüketicinin yerleşim yerindeki tüketici mahkemesinde de açılabilir. Yukarıda anılan 3. Hukuk Dairesi kararına konu dava da bir tüketici mahkemesinde görülmüştür. Ancak görev, somut ilişkinin niteliğine göre belirlenir ve her dosyada ayrıca incelenmelidir. Dava tüketici mahkemesinde görülecekse, m.73/A uyarınca dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması kural olarak dava şartıdır; maddede sayılan istisnalar ayrıca kontrol edilir.

Kamu Hastanesinde İdari Yargı ve Tam Yargı Davası

Kamu sağlık kuruluşunda kamu görevlisi olarak çalışan hekimin kusurundan doğan tazminat talepleri hekime değil idareye karşı ileri sürülür. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.129/5 hükmüne göre memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak ancak idare aleyhine açılabilir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu m.13 de kişilerin kamu hukukuna tabi görevlerle ilgili zararları için personel aleyhine değil ilgili kurum aleyhine dava açacağını düzenler.

Kamu sağlık hizmetinden doğan zararlarda izlenecek yol, idari eylemlerden hakları ihlal edilenler için öngörülen 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.13’teki tam yargı davasıdır. Buna göre zarar gören, idari dava açmadan önce eylemi yazılı bildirim üzerine veya başka surette öğrendiği tarihten itibaren bir yıl ve her hâlde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak hakkının yerine getirilmesini istemelidir. İstek kısmen veya tamamen reddedilirse ret işleminin tebliğini izleyen günden, otuz gün içinde cevap verilmezse bu sürenin bittiği tarihten itibaren dava süresi içinde dava açılabilir. İdare mahkemelerinde dava açma süresi, özel kanunda ayrı süre yoksa altmış gündür (İYUK m.7). Görevsiz adli yargı merciine açılan tam yargı davası görev yönünden reddedilmişse sonradan idari yargıda açılacak davada idareye başvurma şartı aranmaz (İYUK m.13/2). Bu süreler hak düşürücü sonuç doğurabileceğinden başvuru tarihinin belgelenmesi önem taşır.

Hekime Rücu

Kamu hastanesine karşı açılan davada idarenin tazminat ödemesi, hekimin sorumluluğunu tamamen ortadan kaldırmaz. Anayasa m.129/5 tazminat davasının idareye karşı açılmasını rücu kaydıyla düzenlemiş, 657 sayılı Kanun m.13 de kurumun genel hükümlere göre sorumlu personele rücu hakkının saklı olduğunu belirtmiştir. Rücu, idare ile personel arasındaki iç ilişkiye ait bir konudur; zarar gören hasta bakımından muhatap idaredir. Özel hastanede ise hasta, sözleşmenin tarafı olan hastaneye ve koşulları varsa hekime karşı adli yargıda dava açabilir.

Ceza Sorumluluğu: Taksirle Öldürme ve Taksirle Yaralama

Malpraktis iddiası tazminat davasından bağımsız olarak ceza soruşturmasına da konu olabilir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.22’ye göre taksir, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla bir davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesidir; kişinin öngördüğü neticeyi istememesine karşın netice meydana gelirse bilinçli taksir vardır ve ceza üçte birden yarısına kadar artırılır. Taksirle verilecek ceza failin kusuruna göre belirlenir; birden fazla kişinin taksirle işlediği suçlarda herkes kendi kusurundan sorumludur.

Hasta müdahale sonrasında hayatını kaybetmişse değerlendirme, kasten öldürme değil taksirle öldürme suçu kapsamında yapılır. TCK m.85/1’e göre taksirle bir insanın ölümüne neden olan kişi iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır; fiil birden fazla kişinin ölümüne veya ölümle birlikte yaralanmaya neden olmuşsa ceza iki yıldan on beş yıla kadardır (m.85/2). Taksirle öldürme suçu şikâyete bağlı değildir; soruşturma Cumhuriyet başsavcılığınca resen yürütülür.

Taksirle yaralamada TCK m.89/1’e göre ceza dört aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır; bu alt ve üst sınırlar 24.12.2025 tarihli ve 7571 sayılı Kanunla değiştirilmiştir. Fiil organ işlevinin sürekli zayıflaması, kemik kırılması veya yaşamı tehlikeye sokan bir durum gibi sonuçlara yol açmışsa ceza yarı oranında, iyileşmesi olanaksız hastalık veya organ işlevinin yitirilmesi gibi sonuçlara yol açmışsa bir kat artırılır (m.89/2-3). Taksirle yaralama suçunun soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır; ancak birinci fıkra kapsamındaki yaralama hariç, suç bilinçli taksirle işlenmişse şikâyet aranmaz (m.89/5). Şikâyete bağlı suçlarda şikâyet süresi, fiilin ve failin öğrenilmesinden itibaren altı aydır (TCK m.73/1-2). Şikâyetten vazgeçilirken şahsi haklardan da vazgeçildiği ayrıca açıklanırsa hukuk mahkemesinde dava açılamaz (TCK m.73/7); bu nedenle uzlaşma veya vazgeçme beyanlarının tazminat hakkına etkisi önceden değerlendirilmelidir.

Tıbbi Kayıtlar, Bilirkişi ve Adli Tıp İncelemesi

Malpraktis dosyasında kusurun tespiti, konunun teknik niteliği nedeniyle çoğunlukla bilirkişi incelemesiyle yapılır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.266’ya göre mahkeme, çözümü hukuk dışında özel veya teknik bilgi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir; genel bilgi veya tecrübeyle ya da hukuki bilgiyle çözülebilecek konularda bilirkişiye başvurulamaz. Hukuk Genel Kurulu yukarıdaki kararında bilirkişinin yalnız vardığı sonucu değil gerekçesini de açıklaması gerektiğini, raporun taraf itirazlarını karşılayan ve denetime açık nitelikte olması gerektiğini vurgulamış; somut olayda Adli Tıp Kurumu raporlarını yeterince aydınlatıcı bulmayarak üniversitelerden seçilecek uzman bir heyetten rapor alınmasını istemiştir.

Raporun sağlıklı olması, dosyaya sunulan kayıtların eksiksiz olmasına bağlıdır. Hasta Hakları Yönetmeliği m.16’ya göre hasta, sağlık durumu ile ilgili bilgiler bulunan dosyayı ve kayıtları doğrudan veya vekili ya da kanuni temsilcisi vasıtasıyla inceleyebilir ve bir suretini alabilir. Aynı Yönetmeliğin m.24 hükmü tıbbi müdahalelerde hastanın rızasını arar ve yatarak tedavisi tamamlanan hastaya taburcu sonrası tedavi planının yer aldığı epikrizin bir nüshasının verileceğini düzenler. İlk incelemede genellikle şu belgeler toplanır:

  • Hasta dosyası, poliklinik ve servis kayıtları, epikriz
  • Ameliyat, anestezi ve hemşire gözlem notları
  • Aydınlatılmış onam ve rıza belgeleri
  • Laboratuvar, görüntüleme ve patoloji sonuçları
  • Sonraki tedaviye ait kayıtlar ve faturalar
  • Kuruma yapılan başvurular ve verilen cevaplar

Kayıtlar tarih sırasıyla düzenlenip incelenmeden kusur veya tazminat miktarı hakkında sağlıklı bir değerlendirme yapılamaz.

Zamanaşımı ve Süreler

Haksız fiile dayanan tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar; tazminat, ceza kanunlarının daha uzun zamanaşımı öngördüğü bir suçtan doğmuşsa o süre uygulanır (TBK m.72). Sözleşmeye dayanan talepler bakımından kanunda aksine hüküm bulunmadıkça her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir (TBK m.146); TBK m.147/5 ise vekâlet sözleşmelerinden doğan alacaklar için beş yıllık zamanaşımı öngörür. Talebin hangi hükme dayandığı ve hangi sürenin uygulanacağı somut ilişkiye göre belirlenir; uygulamada en kısa ihtimali esas alarak hareket etmek hak kaybı riskini azaltır.

Kamu hastanesine ilişkin taleplerde ise yukarıda açıklanan İYUK m.13 süreleri, yani öğrenmeden itibaren bir yıl ve eylemden itibaren beş yıl içinde idareye başvuru ile ret veya cevapsızlık sonrasında altmış günlük dava süresi gözetilir. Ceza yolunda taksirle yaralama için altı aylık şikâyet süresi ayrıca takip edilir.

Tazminat Kalemleri

Bedensel zararlar TBK m.54’te tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olarak sayılmıştır. Ölüm hâlinde ise TBK m.53 uyarınca cenaze giderleri, ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücü kayıpları ve ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin kayıpları talep edilebilir. Manevi tazminat bakımından TBK m.56, bedensel bütünlüğün zedelenmesi hâlinde hâkimin olayın özelliklerini göz önünde tutarak zarar görene uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verebileceğini; ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat ödenebileceğini düzenler. Maluliyet oranı ve kazanç kaybı genellikle tıbbi rapor ve aktüerya hesabıyla belirlenir; hesaplamanın ayrıntısı doktor hatası tazminatı rehberinde anlatılmıştır.

Malpraktis Dosyasında Hukuki Destek

Malpraktis dosyasında avukatın işi, kayıtları toplamak, kurumun niteliğine göre doğru yargı yolunu ve süreyi belirlemek, bilirkişiye yöneltilecek teknik soruları açık biçimde hazırlatmak, rapora karşı gerekçeli itirazları sunmak ve tazminat ile ceza süreçlerini birbirini zayıflatmayacak şekilde yürütmektir. İlk görüşmede sağlık kuruluşu ve müdahale, eldeki kayıtlar ve talep edilen hukuki yardımın kapsamı belirlenir. İletişim kurulması dosyanın kabul edildiği veya belirli bir sonucun alınacağı anlamına gelmez. Talebinizi sayfa sonundaki iletişim bağlantısı üzerinden iletebilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

Her kötü tedavi sonucu malpraktis sayılır mı?

Hayır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, komplikasyonu hekimin her şeyi doğru yapmasına rağmen istenmeyen bir sonucun meydana gelmesi olarak tanımlamış ve iyi yönetilen komplikasyonda sorumluluk doğmayacağını belirtmiştir. Sorumluluk için tıp kurallarına aykırı bir davranış, zarar ve aralarında uygun illiyet bağı gerekir.

Devlet hastanesindeki doktora doğrudan dava açılabilir mi?

Kamu görevlisi hekimin görevi sırasındaki kusurundan doğan tazminat davası Anayasa m.129/5 uyarınca ancak idare aleyhine açılabilir. Önce İYUK m.13’teki sürelerde idareye başvurulur, ret veya otuz gün içinde cevap verilmemesi üzerine idare mahkemesinde tam yargı davası açılır. İdarenin hekime rücu hakkı saklıdır.

Özel hastanedeki hatalı tedavi için hangi mahkemeye başvurulur?

Özel sağlık kuruluşuna karşı dava adli yargıda görülür. 6502 sayılı Kanunun tüketici işlemi tanımı vekâlet sözleşmelerini de kapsadığından tüketici mahkemesinin görevi gündeme gelebilir; bu durumda dava açılmadan önce arabulucuya başvuru kural olarak dava şartıdır. Görev somut ilişkiye göre ayrıca incelenir.

Taksirle yaralama şikâyeti için süre ne kadardır?

Taksirle yaralama kural olarak şikâyete bağlıdır ve şikâyet, fiilin ve failin öğrenilmesinden itibaren altı ay içinde yapılmalıdır. TCK m.89/1 kapsamındaki yaralama dışındaki hâllerde suç bilinçli taksirle işlenmişse şikâyet aranmaz. Taksirle öldürme ise şikâyete bağlı değildir.

Malpraktis tazminat davasında zamanaşımı nasıl hesaplanır?

Haksız fiil esasında zararın ve sorumlunun öğrenilmesinden itibaren iki yıl, her hâlde fiilden itibaren on yıl uygulanır; fiil daha uzun ceza zamanaşımına tabi bir suçsa o süre geçerlidir. Sözleşmeye dayanan taleplerde TBK m.146 ve m.147/5 hükümleri birlikte değerlendirilir. Kamu hastanesinde ise İYUK m.13’teki başvuru süreleri esas alınır.

İlgili Sağlık Hukuku Rehberleri

Son güncelleme: 25.10.2026

Yazar: Av. Bilal Alyar, İstanbul Barosu
ALYAR LAW & CONSULTANCY
İletişim

İletişim

Cevizli Mahallesi Enderun Sokak No:10C Daire:58
34865 Kartal/Istanbul
+90 534 636 19 19
alyarlaw@gmail.com

Hizmet Alanları

Kripto Para Hukuku
Bilişim Hukuku
Ceza Hukuku
Şirketler Hukuku
Aile ve Boşanma Hukuku
İş Hukuku

Yasal

KVKK Aydınlatma Metni
Gizlilik Politikası
Çerez Politikası
Makaleler

Sosyal Medya

LinkedIn
Instagram
X (Twitter)
TikTok

© 2026 ALYAR LAW & CONSULTANCY · Tüm hakları saklıdır.
0534 636 19 19 WhatsApp @alyarhukuk alyarlaw@gmail.com