Tıbbi İhmal Davası 2026: Kime Karşı, Hangi Mahkemede Açılır?

Tıbbi ihmal (malpraktis) davalarında en kritik ve en çok hata yapılan konu, davanın KİME karşı ve HANGİ mahkemede açılacağıdır. Yanlış mahkemede veya yanlış davalıya karşı açılan bir dava, esasa girilmeden usulden reddedilebilir ve zamanaşımı süresi bu arada dolabilir. Bu makalede hastane türüne (kamu, vakıf üniversitesi, özel) göre değişen görevli mahkeme kuralları netleştirilmektedir.

30 saniyede özet:

  • Kamu hastanesi + hastanenin/doktorun kurumsal (görev) kusuru: Dava İDAREYE (hastaneye/Sağlık Bakanlığı’na) karşı İDARE MAHKEMESİNDE (tam yargı davası) açılır — Anayasa m.129/5 uyarınca doktora karşı doğrudan dava açılamaz
  • Doktorun SALT KİŞİSEL kusuru varsa: Bu durumda Anayasa m.129/5’teki idare güvencesinden yararlanılamaz; doktora karşı doğrudan (adli yargıda) dava açılabilir
  • Vakıf üniversitesi hastanesi veya özel hastane: Sağlık hizmeti TKHK kapsamında “tüketici işlemi” sayılır (sağlayıcının kamu tüzel kişisi olması bunu değiştirmez) — dava TÜKETİCİ MAHKEMESİNDE açılır
  • Hekimin özen borcu: TBK m.506 uyarınca hekim, “benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış” standardına tabidir — hafif kusur bile sorumluluk doğurabilir
  • İspat: Somut olayda kusurun tespiti neredeyse her zaman Adli Tıp Kurumu veya üniversite bilirkişi heyeti raporuna dayanır
Bu içerik yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır, hukuki danışmanlık niteliği taşımaz ve avukat-müvekkil ilişkisi doğurmaz. Tıbbi ihmal mağduruysanız zamanaşımı sürelerinin işlemekte olduğunu unutmayıp vakit kaybetmeden bir avukata danışın.

Son güncelleme: 07.09.2026 — Anayasa m.129, TBK m.506 güncel metinleri ve Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin güncel kararı ile birlikte gözden geçirildi.

İçindekiler

Kanuni Dayanak: Anayasa m.129/5; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.506 (Vekâlette Özen Borcu); 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m.3 (Tanımlar).

Hangi Mahkemede, Kime Karşı Dava Açılır?

Anayasa m.129/5 açıktır: “Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak, ancak idare aleyhine açılabilir.” Bu nedenle, bir devlet hastanesinde görevli doktorun görevi sırasındaki (kurumsal nitelikli) hatası nedeniyle açılacak tazminat davası, doktora karşı DEĞİL, idareye (hastane/Sağlık Bakanlığı) karşı ve İDARE MAHKEMESİNDE (tam yargı davası olarak) açılmalıdır.

Ancak bu kuralın önemli bir istisnası vardır: dava, doktorun SALT KİŞİSEL kusuruna (görevle ilgisi olmayan, bilerek/kasten veya ağır ihmalle işlenen bir fiile) dayanıyorsa, Anayasa m.129/5’teki idare güvencesinden yararlanılamaz ve doktora karşı doğrudan adli yargıda dava açılabilir.

Vakıf üniversitesi hastaneleri veya özel hastaneler söz konusu olduğunda tablo değişir: bu kurumlar kamu tüzel kişiliğine sahip olsalar dahi, sundukları sağlık hizmeti 6502 sayılı TKHK kapsamında “tüketici işlemi” sayılır — çünkü kanundaki “sağlayıcı” tanımı “kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla… hizmet sunan” kişileri kapsar (TKHK m.3/1-ı). Bu durumda görevli mahkeme TÜKETİCİ MAHKEMESİDİR, idare mahkemesi değil.

Hekimin Özen Borcu (TBK m.506)

Hasta ile hekim/hastane arasındaki ilişki, hukuken vekalet sözleşmesi (veya vekalete benzer bir sözleşme) olarak nitelendirilir. TBK m.506 uyarınca vekil (hekim), “üstlendiği iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür” ve bu özen borcunun ölçüsü, “benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış”tır — yani aynı uzmanlık alanındaki ortalama, dikkatli bir hekimin göstereceği özen standardı esas alınır. Bu, hekimin HAFİF kusuru bile sorumluluk doğurabileceği anlamına gelir.

İspat Yükü ve Bilirkişi İncelemesi

Tıbbi ihmal davalarında kusurun varlığı, tıbbi/teknik bir konu olduğundan neredeyse istisnasız Adli Tıp Kurumu İhtisas Kurulu veya bir üniversite hastanesinin oluşturduğu bilirkişi heyeti raporuna dayanılarak tespit edilir. Bu raporlar; uygulanan tedavinin güncel tıbbi standartlara (lex artis) uygun olup olmadığını, aydınlatılmış onam alınıp alınmadığını ve zarar ile tıbbi müdahale arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığını değerlendirir.

İlgili Yargı Kararı

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 26.01.2022 tarihli, 2022/9 Esas ve 2022/285 Karar sayılı kararı, hastane türüne göre değişen görevli mahkeme kuralını ve kurumsal/kişisel kusur ayrımını bir arada gösteren örnek bir olaydır. Davacı, bir vakıf üniversitesi hastanesinde yapılan estetik amaçlı göğüs küçültme ameliyatının başarısız geçtiğini ileri sürerek hem üniversiteye hem ameliyatı yapan doktorlara karşı tazminat davası açmıştır. İlk derece mahkemesi, hastanenin kamu hastanesi olduğu gerekçesiyle davayı idari yargı yolu nedeniyle (üniversiteye karşı) ve husumet yokluğu nedeniyle (doktorlara karşı) reddetmiştir.

Yargıtay bu kararı bozmuştur: vakıf üniversitesi hastanesi kamu tüzel kişiliğine sahip olsa da, sunduğu sağlık hizmeti TKHK kapsamında tüketici işlemi sayıldığından davanın TÜKETİCİ MAHKEMESİNDE (adli yargıda) görülmesi gerektiğine; doktorlar yönünden ise davacının onların SALT KİŞİSEL kusuruna dayanıp dayanmadığının araştırılması, kişisel kusur tespit edilirse Anayasa m.129/5’teki güvenceden yararlanılamayacağı için doktorlara karşı davanın da esastan incelenmesi gerektiğine hükmetmiştir.

Karar metni: mevzuat.adalet.gov.tr/ictihat/740110400 (Erişim: 07.09.2026)

Sıkça Sorulan Sorular

Devlet hastanesindeki doktora karşı doğrudan dava açabilir miyim?

Kural olarak hayır; Anayasa m.129/5 uyarınca kamu görevlisinin görevi sırasındaki kusurundan doğan tazminat davası idareye karşı açılır. İstisna: doktorun salt kişisel kusuru (görevle ilgisi olmayan bir fiili) varsa doğrudan dava açılabilir.

Devlet hastanesine karşı hangi mahkemede dava açılır?

İdare mahkemesinde, “tam yargı davası” olarak açılır. Adli yargıda (asliye hukuk veya tüketici mahkemesinde) açılan bir dava, görev yönünden usulden reddedilir.

Özel hastaneye veya vakıf üniversitesi hastanesine karşı hangi mahkemede dava açılır?

Bu kurumlar TKHK kapsamında “sağlayıcı” sayıldığından (kamu tüzel kişiliğine sahip olsalar bile) dava tüketici mahkemesinde açılır.

Hangi hastanenin “kamu hastanesi” hangisinin “vakıf üniversitesi hastanesi” olduğunu nasıl anlarım?

Devlet hastaneleri ve devlet üniversitelerine bağlı hastaneler idare mahkemesi yoluna tabidir. Vakıf (özel) üniversitelerine bağlı hastaneler ile tamamen özel hastaneler ise tüketici/hukuk mahkemesi yoluna tabidir. Emin değilseniz hastanenin bağlı olduğu kurumu araştırmanız veya bir avukata danışmanız gerekir.

Hastane mi yoksa doktor mu sorumludur?

Hem hastanenin kurumsal (organizasyon, personel yeterliliği, cihaz vb.) kusuru hem doktorun kişisel kusuru ayrı ayrı değerlendirilebilir. Kurumsal kusur idare/hastane sorumluluğunu, kişisel kusur ise (istisnai hallerde) doğrudan doktor sorumluluğunu doğurabilir.

Kusurun varlığı nasıl ispatlanır?

Neredeyse her zaman Adli Tıp Kurumu İhtisas Kurulu veya bir üniversite hastanesinden alınan bilirkişi raporuyla ispatlanır. Bu rapor, tedavinin güncel tıbbi standartlara uygunluğunu ve zarar ile illiyet bağını değerlendirir.

Aydınlatılmış onam alınmamışsa ne olur?

Hastaya müdahale öncesi yeterli bilgilendirme yapılmaması ve onayının alınmaması, tıbbi müdahale başarılı olsa bile ayrı bir hukuka aykırılık ve tazminat sebebi oluşturabilir; bu husus da bilirkişi incelemesinde ayrıca değerlendirilir.

Tıbbi ihmal davasında zamanaşımı süresi nedir?

Süre, davanın hukuki niteliğine (sözleşmesel mi haksız fiil mi, idari mi adli mi) göre değişir ve somut olayda dikkatle hesaplanmalıdır. Bu nedenle mağduriyeti öğrenir öğrenmez vakit kaybetmeden bir avukata danışmak kritik önem taşır.

Ceza şikayeti de yapabilir miyim?

Evet, taksirle yaralama veya ölüme sebebiyet verme gibi hallerde ayrıca ceza şikayetinde bulunulabilir; ancak ceza yargılaması ile tazminat davası ayrı süreçlerdir ve biri diğerinin yerini tutmaz.

Tazminat davası açmadan önce arabuluculuk zorunlu mu?

Tüketici mahkemesinde görülecek davalarda 6502 sayılı Kanun’un dava şartı arabuluculuk hükümleri gündeme gelebilir; idare mahkemesinde görülecek tam yargı davalarında ise böyle bir zorunluluk yoktur. Somut olayınızın hangi yargı yoluna tabi olduğuna göre bu konu netleşir.

Resmi Kaynaklar

Hazırlayan Avukat

Av. Bilal ALYAR

Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu (2015). Aile hukuku, ceza hukuku, kripto para hukuku, bilişim hukuku, şirketler hukuku ve vergi hukuku alanlarında faaliyet göstermektedir.

Bu içerik yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır; somut hukuki görüş ya da avukat-müvekkil ilişkisi oluşturmaz. Her dosya kendine özgü koşullar içerdiğinden, hukuki süreçlerde avukattan hukuki destek alınması yararlı olabilir.

İletişim | Hakkımızda

İletişim

Cevizli Mahallesi Enderun Sokak No:10C Daire:58
34865 Kartal/Istanbul
+90 534 636 19 19
alyarlaw@gmail.com

Hizmet Alanları

Kripto Para Hukuku
Bilişim Hukuku
Ceza Hukuku
Şirketler Hukuku
Aile ve Boşanma Hukuku
İş Hukuku

Yasal

KVKK Aydınlatma Metni
Gizlilik Politikası
Çerez Politikası
Makaleler

Sosyal Medya

LinkedIn
Instagram
X (Twitter)
TikTok

© 2026 ALYAR LAW & CONSULTANCY · Tüm hakları saklıdır.
0534 636 19 19 WhatsApp @alyarhukuk alyarlaw@gmail.com