Dubai Aile Hukuku ve Hukuki Rehber
Dubai aile hukuku, Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) özellikle Dubai Emirliği’ndeki evlilik, boşanma, velayet, nafaka ve miras gibi aile ilişkilerini düzenleyen hukuk kurallarını ifade eder. İstanbul merkezli bir hukuk bürosu olarak, Marmara Bölgesi başta olmak üzere Türkiye genelinde Dubai aile hukuku alanında danışmanlık hizmeti sunmaktayız. Bu rehberde, Dubai’de aile hukukunun ne anlama geldiğini, hangi yasal düzenlemelere dayandığını ve bu alanda karşılaşılan önemli konuları sade bir dille açıklıyoruz. Amaç; Dubai’de yaşayan veya Dubai ile bağlantılı ailevi durumu olan vatandaşlarımıza kapsamlı bir hukuki yol haritası sağlamaktır.
Dubai, uluslararası ve çok kültürlü yapısıyla farklı milletlerden ailelere ev sahipliği yapar. Bu nedenle Dubai aile hukuku, hem İslam Hukuku (Şeriat) geleneklerini hem de modern yasaları içeren karmaşık bir sistemdir. BAE’de aile hukuku ilk kez 2005 yılında Federal Kanun No. 28 ile kodifiye edilmiştir (Personal Status Law) ve bu kanun büyük ölçüde İslami esaslara dayanır. 2022 yılında ise özellikle yabancı uyruklu ve gayrimüslim kişiler için önemli reformlar getiren Federal Kanun No. 41 kabul edilmiş ve 2023’te yürürlüğe girmiştir.
Bu yeni Medeni Kişisel Statü Kanunu, Müslüman olmayan yabancılara yönelik medeni evlilik, kolaylaştırılmış boşanma, eşit velayet ve miras gibi konularda seküler düzenlemeler getirmektedir. Özetle, Dubai’de aile hukuku iki ana zemine oturur: Müslümanlar için Şeriat esaslı aile kanunları ve yabancılar/gayrimüslimler için daha esnek, medeni hukuk esaslı düzenlemeler.
Dubai Aile Hukuku Nedir?
Dubai aile hukuku, evlilikten boşanmaya, çocukların velayetinden nafaka ve mirasa kadar aileyle ilgili tüm hukuki meseleleri kapsar. BAE federal mevzuatına göre aile hukuku alanındaki temel yasa 2005 tarihli Aile Yasası (Federal Law No. 28) olup İslam hukukunun Maliki ve Hanbeli ekollerinin ilkelerini içermektedir. Bu yasa uyarınca evlenme, boşanma, velayet, evlilik sözleşmeleri, nafaka (geçim yükümlülüğü), iddet süresi gibi konular ayrıntılı şekilde düzenlenmiştir. Müslüman çiftler ve vatandaşlar bakımından, mahkemeler esas olarak bu kanunu ve gerektiğinde ilgili mezhep içtihatlarını uygular. Kanunda hüküm bulunmayan durumlarda sırasıyla Maliki, Hanbeli, Şafii ve Hanefi mezheplerinin görüşlerine başvurulur.
Örneğin, çok eşlilik (poligami) Müslüman erkekler için kanunen mümkündür (en fazla dört eş alabilme); ancak koca tüm eşlerine adil davranmak, her birine ayrı konut sağlamak ve hiçbirine haksızlık etmemek zorundadır. Yine bu geleneksel sistemde, evlilik akdi sırasında taraflar dini nikâhı değil, resmi nikâhı mahkeme huzurunda yapmak durumundadır; imam veya hocanın kıydığı dini tören, ancak mahkemece tescil edilirse geçerli sayılır.
Dubai’nin aile hukuku sistemi, tarafların dinine ve uyruğuna göre farklı uygulamalar barındırır. Müslüman olmayanlar veya yabancılar söz konusu olduğunda, mahkemeler bazı durumlarda o kişilerin kendi ülke hukukunu uygulamayı kabul edebilmektedir. Nitekim 2022’de yürürlüğe giren Federal Kişisel Statü Kanunu No. 41, Müslüman olmayan yabancıların aile hukukunda kendi ülke kanunlarını veya Dubai’nin yeni medeni aile kanununu tercih etmesine imkân tanımaktadır.
Bu kapsamda, örneğin Dubai’de yaşayan iki Türk vatandaşı boşanmak istediğinde, mahkeme önünde Türk Medeni Kanunu hükümlerinin uygulanmasını talep edebilirler veya tercihen BAE’nin medeni kanununa göre boşanabilirler. Böyle bir tercih yapmanın hukuki sonuçları olacağından, doğru stratejiyi belirlemek için uzman bir avukatın yönlendirmesi kritiktir.
Özetle Dubai aile hukuku nedir? – Bir yandan şeriat temelli kurallarla evlilik, boşanma, velayet gibi konuları düzenleyen; diğer yandan farklı millet ve dine mensup kişiler için alternatif hükümler içeren bir hukuk alanıdır. Türk vatandaşları ve yabancılar için Dubai’de aile hukuku süreçleri, kendi ülke hukuklarının uygulanması, uluslararası sözleşmeler ve yerel yasaların bir arada değerlendirilmesini gerektirebilir. Bu nedenle konu, uzmanlık ve dikkat isteyen bir hukuk dalıdır.
Neden Dubai Aile Hukuku İçin Bir Avukata İhtiyaç Var?
Dubai’de aile hukukuyla ilgili bir meseleyle karşılaşan kişiler için uzman bir avukat desteği almak hayati derecede önemlidir. Bunun birkaç temel nedeni vardır:
- Farklı Hukuk Sistemleri: Dubai’de şeriat esasları ile modern hukuk yan yana uygulanmaktadır. Ayrıca yabancıların durumunda Türk hukuku gibi diğer ülke yasaları da devreye girebilir. Bu çok katmanlı yapı, hukuki süreçleri sıradan bir vatandaş için karmaşık hale getirir. Uzman bir avukat, BAE mevzuatına ve mümkünse Türk aile hukuku gibi müvekkilinin kendi ülke hukukuna hâkim olarak en uygun yolu belirleyebilir. Örneğin, Türk Medeni Kanunu’na göre hareket etmek bir müvekkilin lehineyse, avukat bu talebi Dubai mahkemesi nezdinde dile getirecektir.
- Dil ve Prosedür Farkları: Dubai’de mahkemelerin resmi dili Arapçadır. Davaların açılması, belgelerin sunulması ve duruşma süreçlerinde dil engeli büyük sorun olabilir. İngilizce bilenler dahi hukuki terminoloji ve Arapça evrak konusunda zorlanacaktır. Ayrıca Dubai’de dava açarken yerel usul kurallarına uymak gerekir; örneğin boşanma başvurusu öncesi Aile Mutabakatı (arabuluculuk) merkeziyle görüşme zorunluluğu gibi prosedürler vardır. Avukatınız bu süreçleri sizin adınıza doğru şekilde yürüterek hak kaybını önler.
- Uluslararası Tecrübe: Dubai aile hukuku genellikle uluslararası özel hukuk boyutu içerir. Boşanma kararının Türkiye’de tanınması, çocuk kaçırma gibi ihtilaflarda ülkeler arası iş birliği, yabancı mahkeme kararlarının tenfizi gibi konular devreye girer. Bu noktada hem Türk hukuk sistemini hem de BAE hukukunu bilen bir avukat, tanıma-tenfiz davaları, uluslararası sözleşmeler (örneğin, çocuk kaçırmada Lahey Sözleşmesi gibi – not: BAE bu sözleşmeye taraf değildir) konusunda sizi doğru şekilde yönlendirecektir.
- Haklarınızın Korunması: Profesyonel bir avukat, velayet, mal paylaşımı, nafaka gibi konularda hak kaybına uğramamanız için strateji geliştirir. Örneğin, Dubai’de kadının mali hakları genellikle mehir (evlilik sırasında kararlaştırılan tazminat) ve iddet nafakası ile sınırlıdır; oysa Türk hukukunda mal paylaşımı ve yoksulluk nafakası gibi geniş haklar vardır. Avukatınız, hangi hukuk sisteminin sizin için daha avantajlı olacağını tespit ederek haklarınızı azami ölçüde savunur.
- Güven ve Hız: Bilmediğiniz bir ülkede hukuki meselelerle uğraşmak streslidir. Uzman bir avukat, deneyimi sayesinde süreci hızlandırır ve sizi her adımda bilgilendirir. Avukat Bilal Alyar olarak biz, İstanbul merkezli ofisimiz ve Dubai’deki çözüm ortaklarımız aracılığıyla müvekkillerimize güven veren, şeffaf bir hizmet sunmaktayız. Müvekkil, davasının her aşamasında bilgi sahibi olur ve doğru adımları attığından emin olur.
Kısacası, Dubai aile hukukunda bir avukata ihtiyaç duyulur çünkü bu alandaki işlemler birden fazla hukuk sistemini, dili ve usulü içerir. Yanınızda uzman bir hukukçu olmadan hareket etmek, hak kayıplarına yol açabileceği gibi süreçlerin uzamasına da sebep olabilir. İstanbul ve Marmara Bölgesi’nde hizmet veren Bilal Alyar Hukuk Bürosu olarak, Dubai’deki hukuki sorunlarınızda deneyimimizle yanınızdayız.
Dubai Aile Hukuku Kapsamındaki Başlıca Konular ve Çözümler
Dubai’de aile hukukuna dair en sık karşılaşılan konuların başında evlilik işlemleri, boşanma davaları, çocukların velayeti, nafaka ve mal paylaşımı ile miras sorunları gelir. Aşağıda, bu konuların her birine ilişkin Dubai hukukundaki yaklaşımları ve olası çözümleri ele alıyoruz:
Dubai’de Evlilik ve Nikâh İşlemleri
Dubai’de evlilik işlemleri, çiftlerin dinine ve uyruğuna göre farklı şekilde gerçekleşebilir. Müslüman çiftler, evliliklerini Dubai’de şeriat mahkemesinde kıymak zorundadır. İslam hukuku uyarınca nikâh, mahkeme hakimi tarafından iki erkek şahit huzurunda resmi olarak akdedilir. Evlenecek kadın için bir veli (yasal temsilci) bulundurmak şarttır; genellikle baba, abi, amca gibi erkek akrabalar veli olabilirken anne veya kız kardeş veli olamaz. Eğer kadının hiç velisi yoksa, mahkeme hakimi bizzat velilik yaparak nikâhın kıyılmasına izin verebilir. Ayrıca çiftlerin evlenmeden önce sağlık raporu alması (bulaşıcı hastalık bulunmadığına dair) zorunludur ve evlilik yaşı asgari 18 olarak belirlenmiştir.
Gayrimüslim veya farklı uyruklu çiftler açısından, Dubai son dönemde evlilik prosedürlerini kolaylaştırmıştır. 2023 itibariyle Dubai Mahkemeleri, Sivil Evlilik (Civil Marriage) birimini hayata geçirmiştir. Federal Kanun No. 41/2022 sayesinde, gayrimüslim yabancılar bir medeni nikâh akdedebilirler; bu, dini merasim olmaksızın ve tamamen sivil usulle yapılan bir evlilik türüdür. Bu kapsamda çiftlerin her ikisinin de 21 yaşını doldurmuş olması, önceki evliliklerini beyan etmeleri ve evlilik akdinin resmi görevli önünde imzalanması gerekmektedir. Sivil evlilik, özellikle farklı dinlerden çiftler veya dini tören istemeyenler için önemli bir yeniliktir.
Evlilik işlemlerinde belgelerin hazırlanması ve onaylanması kritik önem taşır. Dubai’de evlenmek isteyen Türk vatandaşları, nüfus kayıt örneği, bekârlık belgesi (apostilli), pasaport gibi belgeleri temin etmelidir. Bu belgeler Türk makamlarından alınarak Dışişleri Bakanlığı’nca apostil mühürlü olmalı ve BAE makamlarınca onaylanmalıdır. Gerekli durumlarda yeminli tercüme yapılarak Arapçaya çevrilir. Tüm bu belge işleri ve resmi prosedürlerde, avukat desteği işlemlerin sorunsuz ilerlemesini sağlar.
Bir diğer seçenek olarak, Türk Konsolosluğu’nda evlenme de mümkündür; ancak bu sadece her iki tarafın da Türk vatandaşı olması halinde ve evlilik akdinin konsoloslukta yapılmasına BAE’nin izin verdiği ölçüde uygulanabilir. Konsolosluk evliliği, yapıldığı ülke tarafından tanınmazsa ayrıca Dubai’de tescil gerekebilir, bu nedenle çoğu durumda direkt Dubai mahkemelerinde nikâh tercih edilir.
Evlilik Sözleşmeleri: Dubai hukukunda, eşler evlilik akdi esnasında hukuken ve ahlaken geçerli özel şartları sözleşmeye yazabilirler. Örneğin, kadın evlilik sözleşmesine “eşimin ikinci evlilik yapması halinde boşanma hakkımı kullanırım” gibi bir şart koyabilir; bu tür bir şart, gerçekleşmezse kadına boşanma davası açma hakkı verir. Yine mal rejimi konusunda da eşler aralarında anlaşma yapabilir. Dubai’de yaygın olmasa da, evlilik öncesi anlaşmalar (prenuptial agreements) yabancılar arasında düzenlenebilmektedir. Biz, müvekkillerimize gerektiğinde evlilik sözleşmesi hazırlanması ve evlilikten önce malvarlığının korunması konularında danışmanlık sunuyoruz.
Dubai’de Boşanma Süreci ve Şartları
Boşanma, Dubai aile hukukunun en hassas ve kapsamlı konularından biridir. Dubai’de boşanma davaları, Aile Mahkemeleri (Şeriat mahkemeleri) tarafından görülür ve süreç tarafların dini/uyruk durumuna göre değişebilir. Genel olarak boşanma için izlenen adımlar ve hukuki çerçeve şöyledir:
- Aile Mutabakatı Merkezi: Dubai’de boşanma davası açmadan önce, çiftin uzlaşma için arabulucu birimle görüşmesi şarttır. Mahkeme bünyesindeki Aile Mutabakatı (Conciliation) kurumu, tarafları barıştırmaya veya anlaşmalı boşanma şartlarını müzakere etmeye çalışır. Bu görüşmeler sonucunda anlaşma sağlanamazsa, merkez tarafından bir rapor düzenlenir ve dava açılmasına izin verilir. Böylece mahkemeye başvuru öncesi zorunlu arabuluculuk süreci tamamlanmış olur.
- Davanın Açılması: Boşanma davası, yetkili Aile Mahkemesi’nde bir dilekçeyle açılır. Dilekçede boşanma talebinin gerekçeleri ve talep edilen diğer hususlar (nafaka, velayet, tazminat vb.) belirtilir. Müslüman çiftler için dava genelde Şeriat Kanunu’na göre yürür. Yabancı veya gayrimüslim eşler ise dilekçelerinde kendi milli hukuklarının uygulanmasını talep edebilirler ya da BAE’nin yeni medeni hükümlerine göre boşanmak istediklerini belirtebilirler. Örneğin, iki İngiliz vatandaşı Dubai’de boşanırken İngiliz aile hukukunun uygulanmasını isteyebilir; Türk vatandaşı eşler Türk hukukuna göre boşanmak isteyebilirler. Bu talebin kabulü, mahkemenin takdirindedir ve genellikle her iki tarafın da aynı yabancı ülke vatandaşı olması şartına bağlanır.
- Boşanma Nedenleri ve Türleri: İslam hukuku uygulandığında, boşanma tek taraflı veya anlaşmalı şekilde gerçekleşebilir. Erkek, mahkeme huzurunda “talak” (boş ol) ifadesiyle boşanma iradesini beyan edebilir; ancak bu beyan hakim onayı olmadan geçerli olmaz. Kanun, boşanmanın hakimin resmi onayı ile kayıt altına alınmasını şart koşar. Kadın da boşanma talebinde bulunabilir fakat genellikle belirli sebeplere dayanması gerekir. Örneğin, kocanın sorumsuz davranışı, terk, şiddet, maddi sağlayamama gibi nedenler öne sürülebilir. Ayrıca evlilik sözleşmesinde kadına tanınmış özel bir boşanma hakkı varsa, kadın bu şart gerçekleştiğinde boşanabilir. Dubai Aile Kanunu’nda “khul’a” (hul’) adı verilen ve kadının talebiyle gerçekleşen bir anlaşmalı boşanma türü de vardır. Hul’ durumunda kadın, genellikle mehr olarak aldığı veya talep ettiği meblağdan vazgeçerek kocasından boşanabilir; bu, İslam hukukunda kadının boşanma hakkını kullanması olarak tanımlanabilir.
Dubai kanunları, boşanma türlerini ric’î (dönülebilir) ve bain (dönülemez) boşanma şeklinde ayırır. Ric’î boşanma, kocanın belli bir iddet süresi içinde (genelde 3 aylık süre) eşine dönme hakkının olduğu, evlilik bağının hemen kopmadığı boşanmadır. Bain boşanma ise kesin ayrılık demektir; iddet süresi bitiminde evlilik tamamen sona erer. Bain boşanmanın da kendi içinde alt türleri bulunur: küçük bain (tekrar evlenmek isterlerse yeni bir nikâh gerekir) ve büyük bain (aynı iki kişinin tekrar evlenebilmesi için kadının bu arada başka biriyle evlenip boşanması şartı aranan durum) gibi teknik ayrıntılar vardır. Uygulamada günümüz mahkemelerinde bu ayrımlar çok vurgulanmasa da, özellikle dini terminoloji olarak bu kavramlar mevcuttur.
- No-Fault (Kusursuz) Boşanma: 2022’deki yeni düzenleme, Müslüman olmayan yabancılar için tek taraflı boşanma imkânı getirmiştir. Bu, eşlerden birinin “artık evliliği sürdürmek istemediğini” beyan etmesinin yeterli olduğu, kusur ispatına gerek olmayan bir boşanma türüdür. Yani klasik anlamda bir “şiddet, aldatma, terk” vb. sebep göstermeksizin de boşanma gerçekleşebilir. Bu no-fault (kusursuz) boşanma, özellikle anlaşmazlığın temelinde spesifik bir kusur olmasa da evlilik birliği sarsılan çiftler için süreci oldukça kolaylaştırmaktadır. Ancak bu uygulama sadece gayrimüslim yabancılar için geçerlidir; Müslüman çiftler açısından halen şeriat kuralları geçerli olduğundan, kadının tek taraflı boşanması belirli şartlara tabidir veya kocanın rızası/mahkeme kararı gerekir.
- Mahkeme Süreci ve Karar: Boşanma davasında mahkeme, öncelikle evlilik birliğinin temelinden sarsılıp sarsılmadığını veya iddia edilen kusurları değerlendirir. Tarafların iddialarını desteklemek için delil sunması önemlidir (örneğin, mesaj kayıtları, tanık beyanları, polis raporları gibi). Eğer çiftin çocukları varsa, mahkeme boşanma ile birlikte velayet ve çocukların nafakası konusunda da karar verir. BAE Aile Kanunu’na göre, hakim boşanma gerçekleşir gerçekleşmez iddet süresi içinde kadının geçimine ve çocukların bakımına dair bir geçici karar/emir yayınlar; bu emir kanun gücündedir ve derhal uygulanır.
Mahkeme kararında nafaka (eş ve çocuk için), çocuklarla kişisel ilişki (görüşme hakkı) ve eğer talep edildiyse maddi-manevi tazminat konuları düzenlenir. İslam hukukunda maddi tazminat kavramı Türk hukukundaki gibi geniş yer tutmaz; ancak koca kusurlu ise mahkeme, kadına evlilik sırasında belirlenmiş mehr tutarına ek olarak uygun görülen bir iddet nafakası (boşanmadan sonraki bekleme süresi için) ve çocuk bakım nafakası ödenmesine karar verebilir. Yeni medeni kanun çerçevesinde ise kadının talebiyle yoksulluk nafakası benzeri sürekli nafaka ödemesi de gündeme gelebilir.
Boşanma kararı kesinleştikten sonra, taraflar temyiz yoluna gidebilir. Dubai’de temyiz mahkemeleri ve sonrasında gerekirse yüksek mahkeme (Mahkeme-i Kasasyon) süreçleri mevcuttur. Bu temyiz süreçleri boşanmanın kendisinden ziyade nafaka, velayet gibi fer’i konular için işletilebilir. Genellikle bir boşanma davası, anlaşmalı ise 3-6 ay içinde sonuçlanabilirken; çekişmeli ve itirazlı durumlarda 1-2 yıl sürebilmektedir. Bu süre, mahkeme yoğunluğu ve tarafların tutumuna göre değişir.
Çocukların Velayeti ve Nafaka (Çocuk Bakımı)
Velayet konusu, Dubai’de özellikle çocuğun yaşı, cinsiyeti, ebeveynlerin dini ve tarafların durumuna göre değerlendirilir. İslam hukukuna dayalı uygulamada genel ilke, küçük yaştaki çocukların anne bakımında olması, belirli bir yaşa gelince velayetin babaya geçmesidir. Örneğin, birçok İslam ülkesinde yaygın olduğu üzere, erkek çocukların 7-9 yaşına kadar, kız çocukların ergenlik çağına (yaklaşık 9-13 yaş) kadar anneye bırakılması; sonrasında babanın talebiyle velayetin ona geçebildiği bir sistem söz konusudur. BAE Aile Kanunu’nda da velayet hususu ayrıntılı düzenlenmiş ve “çocuğun menfaati” ilkesi esas alınmıştır. Kanunda velayeti alabilecek kişiler ve şartlar sayılırken, özellikle şu durumlar vurgulanır:
- Velayet kendisine verilecek kişi ahlaken ve fiziksel olarak çocuğa uygun biri olmalıdır.
- Anne velayet hakkına sahipken başka bir erkekle evlenirse ve o erkek çocukla mahrem değilse (yani çocuk kadının önceki evliliğinden olduğu için üvey baba durumundaysa), anne velayet hakkını kaybedebilir. Ancak mahkeme, çocuğun yararı gerektiriyorsa bu kuralı esnetebilir.
- Velayet hakkı anneye verilmiş ve anne Müslüman değilse, baba Müslümansa çocuğun dininin korunması gerekçesiyle anne velayeti kaybedebilir. Kanun, “eğer anne başka dine mensup ise velayeti düşer, ancak mahkeme çocuğun yararı için en fazla 5 yıl daha bakımını anneye bırakabilir” şeklinde bir hüküm içerir.
- Velayet babadaysa, özellikle küçük çocuklar için bakım verecek bir kadın (örneğin büyükanne veya teyze ya da üvey anne) bulunması şarttır. Baba tek başına küçük bir çocuğa bakamayacağından, yanında ona bakacak bir kadın olması gerekir.
- Velayeti alacak kişi ile çocuk arasında din birliği olması aranır. Yani çocuk Müslümansa, velayeti alacak kişi de Müslüman olmalıdır (aksi halde velayet hakkı düşebilir).
Yukarıdaki kurallar, İslam hukuku çerçevesinde geçerli olup mahkemece çocuğun üstün yararına aykırı olmadıkça uygulanır. Yeni 41/2022 sayılı Kanun ise gayrimüslimler için ortak velayet ilkesini getirmiştir. Buna göre, Müslüman olmayan anne ve baba boşandığında çocuklar üzerinde ortak velayet sahibi olurlar; her iki ebeveyn de çocukların bakım, eğitim, sağlık kararlarında eşit söz hakkına sahiptir. Bu, klasik sistemdeki “velayet anneye veya babaya verilir” yaklaşımından farklı olarak, modern bir ortak ebeveynlik modelidir.
Nafaka (Çocuk bakımı ve iştirak nafakası): Dubai’de boşanma halinde baba, çocuğun bakım ve geçim masraflarını karşılamakla yükümlüdür. İslam hukukuna göre babanın nafaka yükümlülüğü, evlilik devam ettiği sürece eşine ve boşanma sonrası belli bir süre (iddet dönemi) boyunca eski eşine, çocuklarına ise yetişkin olup maddi olarak kendine bakabilene kadar devam eder. Kanunda, baba çocuğun eğitim, sağlık, barınma, gıda gibi tüm ihtiyaçlarını sağlamak zorundadır.
Anne, kendi malından çocuk için harcadığı paraları babadan talep edebilir. Eğer baba nafaka ödemezse, mahkeme kararıyla maaşından kesilmesi veya malvarlığından tahsil edilmesi gibi yollar uygulanır. Ayrıca nafaka ödememenin yaptırımı da söz konusu olabilir; Türkiye’de olduğu gibi hapis cezası şeklinde olmasa da, BAE’de mahkeme kararına itaatsizlik ciddi bir hukuk ihlali sayılır ve icra yoluyla tahsil mekanizmaları işletilir.
Nafaka miktarı belirlenirken, babanın gelir durumu, yaşam standardı ve çocuğun ihtiyaçları dikkate alınır. Belli bir hesaplama cetveli bulunmamakla birlikte, yargıç geniş takdir yetkisine sahiptir. Örneğin, varlıklı bir babanın çocuğuna sağlayacağı nafaka, düşük gelirli bir babaya kıyasla daha yüksek olacaktır. Mahkeme, çocuğun okul masrafları, sağlık sigortası, bakıcı gideri vb. kalemleri tek tek değerlendirip kararına yazar. Yoksulluk nafakası (boşanmış eşe sürekli nafaka) Dubai’nin şeriat uygulamasında sınırlıdır; genelde sadece iddet süresi (yaklaşık 3 ay) ve çocuklara bakma süresiyle sınırlı nafakalar öngörülür. Ancak yeni yasa kapsamında gayrimüslim eşler lehine, mahkemenin takdirine bağlı olarak daha uzun süreli veya toplu nafaka ödemeleri de görülebilir.
Çocukların kişisel ilişki (görüşme) hakları: Mahkeme, velayet hangi tarafta olursa olsun, diğer ebeveynin çocukla düzenli görüşmesine hükmeder. Örneğin, anneye verilen velayet durumunda babaya her hafta sonu çocukları görme, belli tatillerde çocukları alma hakkı tanınabilir. Taraflar uzlaşırsa bu görüşme düzenini kendileri belirleyip protokole koyabilirler. Eğer velayet babaya verilirse, özellikle küçük yaştaki çocuk için anneyle sık sık görüşmesi psikolojik olarak önemli görülür ve mahkeme bunu sağlar. Velayetin paylaşımı veya değiştirilmesi gerektiğinde, taraflar yeniden mahkemeye başvurarak şartların değiştiğini (örneğin velayet sahibi tarafın ağır hastalığı, ilgisizliği vb.) iddia edebilirler.
Sonuç olarak, Dubai’de velayet ve nafaka konularında çocuğun menfaati, ebeveynlerin dinî ve kültürel arka planı, ekonomik durumları gibi pek çok faktör değerlendirilmektedir. Bu alanda uzman avukat desteği, gerek mahkemede güçlü deliller sunmak gerekse müvekkilin haklarını koruyacak en iyi argümanları geliştirmek için şarttır. Özellikle Türk vatandaşları açısından, velayet konusunda Türk mahkemelerinin yaklaşımı ile Dubai’nin yaklaşımını kıyaslayarak en uygun stratejiyi belirlemek önemlidir.
Mal Rejimi ve Mal Paylaşımı
Mal paylaşımı, Dubai’deki boşanmalarda Türk hukukundakinden oldukça farklı bir şekilde ele alınır. Türk Medeni Kanunu’na göre eşler yasal olarak edinilmiş mallara katılma rejimine tabi olup evlilik süresince kazanılan malları yarı yarıya paylaşabilirler. Oysa Dubai’nin şeriat esaslı aile hukukunda böyle bir yasal mal rejimi kavramı bulunmaz. Genel kural, her eşin kendi üzerine kayıtlı malın sahibi olmasıdır. Yani evlilik devam ederken koca tarafından alınan bir ev veya araba kimin adına kayıtlıysa, boşanma sonrasında da o kişinin mülkiyetinde kalır. Ortak mülkiyet yoksa, mahkeme bir mal tasfiyesi yapmaz. Bu durum, özellikle çalışmayan ev hanımı konumundaki kadınlar için dezavantajlı olabilir; zira yıllarca süren evlilikte emeği olsa da, mallar koca adına alınmışsa kadın ayrılırken herhangi bir pay talep edemez.
Dubai’de mal paylaşımında esas olan, evlilik sözleşmesinde kararlaştırılan haklar ve mehir uygulamasıdır. İslam hukukuna göre kadın evlilik akdinde bir mehir (mehr) talep edebilir. Mehir, evliliğin başında peşin verilen ve boşanma halinde ödenmesi gereken kısımları olabilen bir tür maddi güvencedir.
Örneğin, nikâh sırasında 50.000 AED peşin, 50.000 AED de boşanma halinde ödenmek üzere mehir belirlenmişse, boşanmada kadın bu bedelin ödenmesini talep edebilir. Eğer koca, kadının boşanma tazminatı/mehir borcunu ödemezse, kadın boşanmaktan vazgeçebilir veya boşanma gerçekleşmeyebilir – yani mehir borcu ödenmediği sürece kadın evlilik bağını koparmama hakkına sahip olabilir.
Evlilik süresince edinilen mallar konusunda, Dubai mahkemeleri genelde tasarruf yetkisine karışmaz. Ancak ortada ortak bir mülk (örneğin her iki eşin adında kayıtlı bir ev) varsa, bunun hisseleri tapudaki paya göre bölünür. Eğer paylar eşit değilse, taraflar kendi paylarını korur. Mahkeme, gerektiğinde satılıp bedelin paylaşılmasına karar verebilir. Fakat bu, Türk hukukundaki gibi her bir mal kaleminin tek tek tasfiyesi süreci değildir.
Yabancılar veya Türk vatandaşları, Dubai’de mal paylaşımı konusunda iki yöntem izleyebilir:
- Türkiye’de Mal Paylaşım Davası Açmak: Eğer boşanma Dubai’de gerçekleşmişse ancak malvarlığı Türkiye’deyse veya evlilikte edinilen mallar Türkiye’de bulunuyorsa, boşanma kararının Türkiye’de tanınmasının ardından Türk mahkemelerinde mal paylaşımı davası açılabilir. Türk mahkemesi, kendi hukuku uyarınca malları paylaştırabilir (örneğin evlilik içinde edinilen malları yarı yarıya bölerek). Bunun için Dubai’deki boşanma kararının Türkiye’de tanıma ve tenfizinin yapılmış olması gerekir (aşağıda tanıma-tenfiz bölümüne bakınız).
- Dubai’de Anlaşmalı Protokol Yapmak: Eşler, boşanma esnasında anlaşmalı boşanma protokolü düzenleyerek mal paylaşımı konusunda uzlaşmaya varabilirler. Bu protokolde, “X malı kadına, Y malı erkeğe bırakılacak, koca kadın lehine Z tutarı ödeme yapacak” gibi maddeler konulabilir. Hakim, şayet protokol tarafların iradesine uygun ve adil bulursa, bu anlaşmayı onaylar ve kararın bir parçası haline getirir. Böylece Dubai kararı, mal paylaşımını da içerdiğinden, sonradan ayrı bir dava açmaya gerek kalmaz. Ancak bu yol, her iki tarafın uzlaşmasına bağlıdır.
Dubai’de yerleşik uygulamaya göre, ev eşyaları ve çeyiz gibi konular da net değildir. Genelde kadının şahsi eşyaları ve ziynetleri kendisine bırakılır; evdeki demirbaş eşyaların ise kim satın aldıysa onda kalması esastır. Eğer taraflar aksi iddia ediyorsa (örneğin kadın, “buzdolabını ben kendi paramla aldım” diyorsa) bunu kanıtlaması beklenir. Uyuşmazlık halinde mahkeme, hakkaniyete uygun bir çözüm bulmaya çalışır ancak bu süreç yorucu olabilir.
Son yıllarda yabancılar için getirilen yeni düzenlemeler, mal rejimi sözleşmeleri yapma imkânını da kolaylaştırmıştır. Özellikle Abu Dabi Emirliği, gayrimüslimler için evlilik öncesi malvarlığı anlaşmalarını tanıyan yasalar çıkarmıştır. Dubai’de de benzer şekilde, yeni medeni kanun çerçevesinde eşlerin malvarlığına dair istekleri yazılı olarak kayıt altına alınabilmektedir. Bu tür belgeler, boşanma durumunda talep edilebilecek hakları belirlemesi açısından önem taşır.
Özetle, Dubai’de boşanmada mal paylaşımı Türk hukukundaki kadar sistematik değildir ve çoğu zaman kadınlar için ekonomik anlamda dezavantajlı sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle, Dubai’de evlilik yapan Türk vatandaşlarının, evlilik öncesi veya evlilik sırasında malvarlığıyla ilgili anlaşmalar yapmaları, gerekiyorsa Türkiye’de evlilik sözleşmesi (mal rejimi sözleşmesi) imzalamaları önerilir. Hukuk büromuz, müvekkillerimize bu konularda proaktif danışmanlık yapmakta; boşanma aşamasına gelindiğinde ise hem Dubai’de hem Türkiye’de maksimum hak talebi için gerekli adımları atmaktadır.
Miras ve Vasiyet Düzenlemeleri
Dubai’de miras hukuku, merhumun dinine ve vatandaşlığına bağlı olarak farklı kurallara tabi olabilir. Müslümanlar için BAE miras hukuku, İslam miras paylaşım kurallarını (farâiz) uygular. Bu kurallara göre, vefat eden kişinin eşi, çocukları, anne-babası gibi mirasçılarına belirli oranlarda paylar tahsis edilir. Örneğin, İslam hukukunda erkek çocuk, kız çocuğun iki katı miras alır; eşin ve anne-babanın payları Kuran’da belirtildiği şekilde dağıtılır. Eğer murisin (ölen kişinin) oğlu yoksa, kız çocukları toplam mirasın yarısını alır, geri kalanı diğer mirasçılara gider gibi karmaşık dağılım kuralları vardır. Vasiyetname yapma hakkı ise Müslümanlar için mirasın en fazla üçte biri oranında serbest bırakılmıştır (yani kişi malının sadece 1/3’ü için vasiyet edebilir, kalan 2/3’ü zorunlu paylı mirasçılara gider).
Gayrimüslim ve yabancı uyruklu kişiler açısından ise BAE, miras hukukunda önemli değişiklikler yapmıştır. 2020 yılında yapılan bir yasal düzenleme ile, yabancıların mirası konusunda kendi ülke hukuklarının uygulanması ilkesi benimsendi. Bu kapsamda, örneğin bir Türk vatandaşı Dubai’de vefat ederse, eğer vasiyetnamesinde aksi bir istek yoksa, Türk miras hukuku kuralları uygulanabilir.
Türk hukukuna göre kadın-erkek çocuk ayrımı olmadan eşit miras payı söz konusu olduğundan, bu düzenleme yabancılar lehine daha adil bir sonuç doğurur. Nitekim 2022 tarihli Medeni Kişisel Statü Kanunu da yabancı gayrimüslim erkek ve kadın mirasçıların eşit pay alacağını açıkça belirtmiştir. Bu, İslam hukuku ile önemli bir farktır ve yeni kanunla getirilen modern bir kuraldır.
Dubai’de ikamet eden yabancılar, vasiyetname (will) düzenleyerek malvarlıklarının ölümden sonra nasıl dağıtılacağını belirleyebilirler. Özellikle gayrimenkul gibi büyük varlıklara sahip expat’ler, DIFC Wills Service gibi özel vasiyet kayıt sistemlerine başvurarak İngilizce vasiyetnamelerini kayıt altına aldırmaktadır. Bir vasiyetname varsa, mahkeme mirası o vasiyete göre paylaştırır (tabii bu vasiyet, kamu düzenine aykırı olmamalı ve borçlar ödendikten sonra kalan malvarlığına ilişkin olmalıdır). Vasiyetname yoksa, yabancı için kendi ülke hukuku; Müslüman için şeriat hükümleri uygulanır.
Miras konusunda dikkat edilmesi gereken bir diğer husus, mülklerin durumudur. BAE’de gayrimenkuller ve banka hesapları, mirasçılara devri sırasında yerel prosedürlere tabidir. Örneğin, bir expat Dubai’deki bankada hesabı varken vefat ederse, banka hesabı bloke edilir ve mahkeme kararı olmadan mirasçılar parayı çekemez. Mirasçılar mahkemeye başvurup veraset belgesi (mirasçıların tespiti kararı) almalıdır. Bu süreç, eğer vasiyet yoksa ve şeriat uygulanacaksa özellikle vakit alabilir çünkü mahkeme aile fertlerinin paylarını tek tek hesaplayacaktır.
Türkiye – Dubai miras etkileşimi: Dubai’de ölen bir Türk vatandaşının Türkiye’de de malvarlığı olabilir. Bu durumda, mirasçılar Türkiye’de ayrıca veraset işlemleri yapmalıdır. Türkiye, veraset intikalinde kendi hukukunu uygular ancak bir kişinin ölümünde mirasçı olunması için o kişinin medeni halinin (evli, boşanmış vb.) Türkiye’de tanınmış olması gerekir. Örneğin, vefat eden kişi hayattayken Dubai’de boşanmış fakat Türkiye’de bu boşanma tanınmamışsa, Türk hukukuna göre hala evli görünebilir. Bu nedenle tanıma-tenfiz konusuna (yabancı mahkeme kararlarının tanınmasına) yine geri dönüyoruz.
Özetle, Dubai’de miras hukuku da aile hukuku gibi ikili bir sistem barındırır. Mümkünse, Dubai’de yaşayan yabancıların bir vasiyetname düzenleyerek malvarlıklarını planlamaları önerilir. Avukat desteğiyle hazırlanan bir vasiyet, vefat durumunda geride kalanların karşılaşacağı hukuki engelleri en aza indirir. Hukuk büromuz, hem Dubai’de vasiyetname hazırlanması hem de miras taksiminde Türk ve BAE hukuklarının uygulanması konularında danışmanlık sağlamaktadır.
Aile İçi Şiddet ve Korunma Tedbirleri
Aile içi şiddet, nerede olursa olsun ciddiye alınması gereken bir konudur. Dubai’de aile içi şiddete karşı yasal mekanizmalar bulunmaktadır ve mağdurların korunması amacıyla hem ceza hukuku hem de medeni hukuk çerçevesinde adımlar atılır. BAE ceza kanunları, fiziksel veya cinsel şiddet eylemlerini suç olarak tanımlamıştır. Özellikle 2021 yılında güncellenen ceza kanunuyla kadına karşı şiddet ve ev içi istismar konularında cezalar artırılmıştır (örneğin, eşe yönelik ciddi darp fiili hapis cezasıyla sonuçlanabilir).
Koruma Kararları: Dubai’de şiddet mağduru bir kadın (veya çocuk), koruyucu tedbirler için mahkemeye başvurabilir. Mahkeme, uzaklaştırma emri vererek şiddet uygulayan eşin belirli bir mesafeden fazla yaklaşmasını yasaklayabilir. Gerekirse bu emir polis marifetiyle hemen uygulanır. Aynı şekilde evden geçici uzaklaştırma, iletişim yasağı gibi tedbirler de alınabilir. Kadın sığınma evleri ve destek hatları da mevcuttur; Dubai Polisi’nin kadın ve çocuklar için özel koruma departmanları bulunmaktadır.
Savcılık Şikayeti: Aile içi şiddet aynı zamanda bir suç teşkil ettiği için mağdur, polise veya savcılığa şikâyette bulunabilir. Dubai Polisi, aile içi şiddet vakalarını titizlikle ele almakta ve hızlıca müdahale etmektedir. Şikâyet üzerine eş hakkında cezai soruşturma açılabilir, koruma altına alma, gerekirse tutuklama gibi işlemler yapılabilir. Özellikle ciddi yaralanma, tehdit, silah kullanımı gibi durumlarda ceza davası kaçınılmaz olacaktır.
Boşanma Sürecinde Şiddet İddiası: Eğer boşanma davasında şiddet iddiası gündeme gelmişse, bu durum kusur değerlendirmesinde önemli rol oynar. Mahkeme, eşine şiddet uygulayan kocanın kusurlu olduğuna ve kadının talep etmişse boşanmaya karar verebilir. Ayrıca şiddet mağduru eş lehine nafaka veya tazminat miktarını belirlerken bu hususu dikkate alabilir. Hatta mahkeme, boşanma davası sonuçlanana kadar geçici koruma ve tedbir nafakası kararı verebilir (örneğin, dava süresince eşin ayrı bir eve yerleştirilmesi, masrafların koca tarafından karşılanması gibi).
Dubai’de kültürel olarak da aile içi şiddete bakış değişmektedir. Geleneksel olarak bazı toplumlarda “aile meselesi” olarak görülen bu tür eylemler, artık BAE’de de kabul edilemez davranışlar olarak değerlendiriliyor. Avukat desteği, şiddet mağdurlarının haklarını etkin biçimde kullanması için gereklidir. Bir avukat, hem ceza davasında mağduru temsil edebilir hem de boşanma davasında şiddet olgusunu kanıtlayarak müvekkilinin lehine kararlar alınmasını sağlayabilir. Büro olarak, aile içi şiddet durumlarında müvekkillerimize hızlı hukuki müdahale, koruma tedbirlerinin derhal alınması ve gerekli hallerde cezai süreçlerin başlatılması konularında tam destek vermekteyiz.
Uluslararası Tanıma ve Tenfiz Problemleri
Dubai ile Türkiye arasında aile hukuku alanındaki en önemli konulardan biri, mahkeme kararlarının karşılıklı tanınması ve tenfizidir. Özellikle boşanma kararları, velayet hükümleri ve nafaka/tazminat kararlarının bir ülkeden diğerinde geçerli olabilmesi için bazı hukuki işlemlerin yapılması gerekir.
Dubai’de alınan boşanma kararının Türkiye’de tanınması: Eğer bir Türk vatandaşı çifti Dubai’de boşandıysa, bu boşanma kararı Türkiye’de kendiliğinden geçerli olmaz. Türk hukukuna göre, yabancı bir mahkemenin boşanma ilamının Türkiye’de geçerli olabilmesi için Türk mahkemelerinde tanıma davası açılarak onaylatılması gerekir. 2017 yılında yapılan bir kanun değişikliği ile, boşanmış eşlerin her ikisi birlikte başvurursa nüfus müdürlüğünde idari yolla tanıma mümkün hale gelmiştir. Ancak çoğu durumda, taraflardan biri Türkiye’de tanıma işlemini başlatmak zorunda kalıyor.
Tanıma davasında Türk mahkemesi, Dubai mahkemesinin verdiği kararın usulen kesinleşmiş, taraf teşkilinin sağlanmış ve Türk kamu düzenine aykırı olmadığını kontrol eder. Genellikle Dubai boşanma kararları, şeriat esaslı olsa bile, Türk kamu düzenine aykırılık içermez (poligami gibi ekstrem bir durum yoksa) ve tanınır. Bu tanıma işlemi çok önemlidir; zira tanıma yapılmazsa, kişiler Türkiye’de hala evli görünebilirler. Tanıma davası için Dubai kararının aslı, apostilli ve Türkçe tercümeli sureti sunulur.
Tanıma gerçekleştikten sonra, boşanmanın ferî sonuçları (velayet, nafaka gibi) da Türkiye’de geçerli hale gelir. Ancak mal paylaşımı konusu tanıma kararına otomatik dahil olmaz; bunun için ayrıca Türkiye’de mal paylaşım davası açılmalıdır (daha önce “Mal Rejimi” kısmında belirtildiği gibi).
Türkiye’de alınan boşanma kararının Dubai’de tanınması: Bu durum da özellikle Dubai’de ikamet eden Türkler veya karışık uluslu evlilikler için önemlidir. Türkiye’de boşanmış bir çift, kararı Dubai’de kullanmak isterse (örneğin Dubai’de tekrar evlenmek istiyorlarsa) Dubai mahkemesinde bir tenfiz davası açmaları gerekebilir. BAE, yabancı mahkeme kararlarının tenfizi konusunda genellikle karşılıklılık (mütekabiliyet) ve kendi kamu düzenine uygunluk arar. Türk mahkemesinin boşanma ilamı, BAE kamu düzenine aykırı değilse (örneğin boşanma sebebinde aşırı bir durum yoksa) ve Türkiye de BAE kararlarını tanıyorsa, Dubai Mahkemesi de Türk kararını tanıyabilir. Bunun için deneyimli bir avukatın Dubai’de süreci yürütmesi gerekir. Alternatif olarak, gayrimüslim yabancılar Abu Dabi’deki sivil mahkemede veya konsolosluklarında evliliklerini sonlandırıp kayıt ettirebilirler (her durumun prosedürü farklıdır).
Velayet ve Çocukla İlgili Kararlar: Uluslararası velayet meseleleri oldukça zorludur. Diyelim ki Türk mahkemesi çocuğun velayetini anneye verdi, baba Dubai’de yaşıyor ve çocuğu oraya götürdü. BAE, 1980 Lahey Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Yönlerine Dair Sözleşme’ye taraf olmadığı için, çocuğun iadesi konusunda uluslararası otomatik bir mekanizma yoktur. Bu durumda Türk makamları diplomatik yollara başvurmak veya Dubai’de ayrı bir velayet davası açmak zorunda kalabilirler. Aynı şekilde, Dubai mahkemesinin velayet kararı Türkiye’de tanınsa bile, icra (çocuğun teslimi) aşamasında sorunlar çıkabilir çünkü karşı taraf Türkiye’ye gelmezse fiilen çocuğu almak mümkün olmayabilir. Bu nedenle, uluslararası velayet ihtilaflarında proaktif davranmak, mümkünse çocuğun pasaportunu iptal ettirmek, sınır bildirimleri yaptırmak gibi önlemler almak gerekir.
Nafaka ve Tazminat Kararları: Dubai mahkemesinin belirlediği nafaka ödemesi Türkiye’de tahsil edilmek istenirse (örneğin baba Türkiye’de yaşıyor ve maaşı orada), Türk mahkemesinde tenfiz davası açılarak Dubai kararının icra kabiliyeti kazandırılmalıdır. Tenfiz davasında, yabancı kararın kesinleşmiş olması ve Türk hukukunun temel prensiplerine aykırı olmaması koşulu aranır (5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun m. 54 vd.). Genellikle nafaka kararları tenfiz edilebilir; ancak örneğin Dubai mahkemesi ömür boyu nafaka yükümlülüğü verdiyse, Türk kamu düzenine aykırı görülmese de infazı Türk Lirası üzerinden ve Türk icra sistemiyle yapılacaktır.
Yargıtay İçtihatları: Türk Yargıtay’ı, yabancı boşanma kararlarının tanınmasında tarafların her ikisinin de bir defaya mahsus Türk mahkemesine başvurmasını yeterli görmektedir. Yani davalı eş dahi tanıma davasına gelip “bu karar doğrudur, itirazım yok” derse, tanıma kararı verilir. Aksi halde yokluğunda tanıma olabilmesi için o kişiye usulüne uygun tebligat yapılarak savunma hakkının tanınmış olması gerekir. Yargıtay kararları ayrıca, yabancı kararın kamu düzenine açıkça aykırı olmaması kriterini sıkı uygulamaktadır. Örneğin, yabancı mahkeme kararında hükmedilen bir uygulama Türk hukuk ilkelerine tamamen ters ise (örneğin çok eşliliği tanıyan bir karar), tanıma reddedilebilir. Fakat Dubai’deki aile hukuku kararları çoğunlukla tanınabilir niteliktedir.
Sonuç olarak, Dubai-Türkiye eksenindeki aile hukuku sorunlarında tanıma ve tenfiz süreçleri kritik önemdedir. Bu süreçlerin her iki ülkede de doğru yürütülmesi, hak kaybı yaşanmaması için uzman desteği şarttır. Hukuk büromuz, Dubai’de alınan kararların Türkiye’de tanınması ve Türk mahkeme kararlarının Dubai’de tanıtılması hususlarında tecrübeye sahiptir. Müvekkillerimizin uluslararası hukuki işlemlerini titizlikle takip ederek sonuca ulaştırmaktayız.
Dubai’de Aile Hukuku Davalarında Süreç Yönetimi
Dubai’de bir aile hukuku meselesinde yol alırken izlenecek adımlar, doğru bir strateji ile yönetildiğinde başarıya daha yakındır. Süreç yönetimi, davanın başından sonuna kadar atılacak adımların planlanması anlamına gelir. Aşağıda, Dubai’de aile hukukuna dair bir davanın genel yol haritasını ve dikkat edilmesi gereken noktaları özetliyoruz:
- Dava Açma Süreci: İlk adım, ilgili makama başvuru yapmakla başlar. Boşanma veya velayet gibi medeni konularda, önce Aile Mutabakatı Merkezi’ne başvurulur ve gerekli arabuluculuk görüşmeleri tamamlanır. Uzlaşma sağlanamazsa, bu merkezden alınan belgeyle Aile Mahkemesi’ne dava dilekçesi verilir. Dilekçede talepler açıkça belirtilmeli, dayandığı hukuki gerekçeler (örneğin şeriat kanununa göre veya kendi milli hukukunuzca) açıklanmalıdır. Dava açılırken mahkeme harcı ve masraflar yatırılır; Dubai’de mahkeme harçları, talep edilen nafaka/mal bedeline göre değişebilir ve bazen yüksek tutarlara çıkabilir. Bu nedenle, dava açmadan önce masraf hesaplaması yapmanız ve avukatınızla ekonomik planlamanızı da konuşmanız faydalı olacaktır.
- Savcılık Şikayeti: Aile hukuku davalarında savcılık genelde devrede değildir; ancak aile içi şiddet, çocuk kaçırma, nafaka ödememe gibi durumlar olduğunda ceza boyutu devreye girebilir. Örneğin, eşten şiddet gören biri aynı zamanda polise şikâyette bulunursa, ceza soruşturması başlar ve bu durum boşanma davasına da etki eder. Yine, mahkemenin bağlayıcı kararına rağmen nafakasını ödemeyen eş hakkında icra ceza yaptırımları gündeme gelebilir. Dubai’de savcılık şikayeti gerektiren hallerde (özellikle şiddet veya tehdit vakaları), vakit kaybetmeden polise başvurmak gerekir. Biz, müvekkillerimizi şikayet sürecinde de yalnız bırakmıyor; suç duyurusu dilekçelerinin hazırlanması, delillerin sunulması ve soruşturma safhalarının takibinde hukuki destek veriyoruz.
- Delillerin Toplanması: Aile hukukunda ispat, davanın seyrini belirleyen en önemli unsurlardan biridir. Bu nedenle dava başlamadan önce ve dava sırasında gerekli delilleri toplamak şarttır. Örneğin, boşanma sebebi olarak aldatma iddia ediliyorsa, buna dair telefon kayıtları, fotoğraf, mesajlaşma dökümleri gibi deliller sunulmalıdır. Şiddet iddiası varsa, doktor raporu, varsa polis tutanağı, tanık ifadeleri kritik önem taşır. Mali konular (nafaka, mal paylaşımı) için, eşin gelir durumu, malvarlığı ile ilgili belgeler (maaş bordrosu, tapu kayıtları, banka ekstreleri) sağlanmalıdır. Dubai’de bazı delillerin toplanması Türkiye’ye kıyasla farklı usullere tabidir. Örneğin, Dubai’de birine ait banka kayıtlarına doğrudan ulaşmak zordur; mahkeme kararı gerekebilir. Bu noktada, avukatınız delil dilekçeleriyle mahkemeden gerekli belge talebi yapılmasını sağlar. Ayrıca tanık dinletmek gerekiyorsa, tanıkların mahkemeye getirilmesi ve beyanlarının hazırlanması da sürecin parçasıdır. Delil toplarken yasalara uygunluk çok önemlidir; örneğin özel hayatın gizliliğini ihlal eden kanunsuz bir delil (izinsiz çekilmiş ses kaydı gibi) mahkemede geçerli sayılmayabilir. Avukatınız hangi delilin nasıl elde edilmesi gerektiği konusunda sizi yönlendirecektir.
- Hukuki Yol Haritası (Strateji): Her aile davası kendine özgüdür; bu nedenle hukuki yol haritası da duruma göre şekillenir. Tecrübeli bir avukat, dava başlamadan önce müvekkiliyle oturup bir strateji planı yapar. Örneğin, “Öncelikle Dubai’de dava açmak mı avantajlı, yoksa Türkiye’de mi? Anlaşmalı boşanma imkanı var mı? Velayet için pedagojik inceleme istenecek mi? Malvarlığı için tedbir konulması gerekiyor mu?” gibi sorular değerlendirilir. Eğer karşı tarafın mal kaçırma ihtimali varsa, ihtiyati tedbir talep edilip mallara bloke konulması sağlanır. Çocukların yurtdışına kaçırılma riski varsa, pasaportlarına şerh konulması veya yurt dışı çıkış yasağı gibi önlemler değerlendirilebilir. Dava boyunca atılacak adımlar (dilekçelerin verilmesi, duruşmada hangi noktaların vurgulanacağı, karşı tarafın iddialarına nasıl cevap verileceği) planlı bir şekilde yürütülür.
Avukat ayrıca müvekkiline olasılıkları da açıklar: En iyi senaryoda ne elde edilebilir, en kötü senaryoda neye hazırlıklı olmak gerekir. Örneğin, “Velayeti büyük ihtimalle alırsınız ancak baba geniş görüş hakkı kazanabilir” veya “Mahkeme beklentinizden düşük nafaka takdir edebilir, buna itiraz hakkımız olacak” gibi. Bu sayede müvekkil dava boyunca neyle karşılaşabileceğini bilir.
- İcra ve Uygulama: Mahkeme kararı çıktıktan sonra asıl işlerin bittiği sanılır, ancak hakların gerçek hayata geçirilmesi için icra aşaması önem taşır. Diyelim ki nafaka bağlandı; kocanın bunu düzenli ödememesi halinde icra takibi başlatmak gerekebilir. Dubai’de mahkeme kararları, icra dairesi kanalıyla veya bazen doğrudan polis marifetiyle uygulanır. Örneğin, çocuk teslimine ilişkin karar verilmişse ve karşı taraf çocuğu teslim etmiyorsa, icra memurları (Dubai’de polis desteğiyle) çocuğu alıp velayet sahibine verebilir. Mali kararlar için, borçlunun banka hesaplarına, maaşına el konulabilir. Türkiye’de icra takibi yapılacaksa, önce tenfiz kararı alınmalı, ardından Türk icra dairesi süreci yürütmelidir. Uluslararası icra konularında, avukatınız her iki ülkedeki prosedürleri koordine eder.
Süreç yönetiminin özeti: Her aşaması planlı, delilleri sağlam, usul kurallarına uygun yürütülen davalar başarıya daha yakındır. Biz, müvekkillerimize dava sürecinin en başından son kararın icrasına kadar profesyonel bir yol haritası çiziyoruz. Bu sayede sürprizlerle karşılaşmadan, haklarınızı etkin bir şekilde savunuyor ve sonuca ulaşıyoruz.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
Soru 1: Dubai’de boşanma davası nasıl açılır ve ne kadar sürer?
Cevap: Dubai’de boşanma davası açmak için öncelikle Aile Mutabakatı (arabuluculuk) merkezine başvurup uzlaşma girişiminde bulunmak gerekir. Anlaşma sağlanamazsa merkezden alınan belgeyle Aile Mahkemesi’ne dava dilekçesi verilir. Dava dilekçesinde boşanma gerekçeleri belirtilir ve istenen nafaka, velayet gibi talepler sunulur. Anlaşmalı boşanma davaları genellikle birkaç ay içinde sonuçlanabilirken, çekişmeli boşanmalar delil durumuna ve itirazlara göre ortalama 1 yıl veya daha uzun sürebilir. Özellikle temyiz süreçleri dahil olduğunda dosyanın kesinleşmesi 1-2 yılı bulabilmektedir.
Soru 2: Dubai’de boşanmada mal paylaşımı nasıl yapılır?
Cevap: Dubai’deki boşanmalarda kanunen otomatik bir mal paylaşımı yoktur. Evlilik süresince edinilen mallar, kimin üzerinde kayıtlıysa onun mülkiyetinde kalır. Yani “edinilmiş mallara katılma” rejimi Dubai hukukunda uygulanmaz. Taraflar isterlerse boşanma protokolü ile malların nasıl bölüşüleceğini aralarında kararlaştırabilirler. Anlaşma olmazsa, kadın genellikle sadece mehir ve nafaka haklarını alabilir, eşinin malvarlığından pay talep edemez. Türk vatandaşları, Dubai kararını Türkiye’de tanıttıktan sonra Türk mahkemelerinde mal paylaşım davası açarak Türkiye’deki mallar için hak talep edebilirler.
Soru 3: Dubai’de çocukların velayeti genellikle kime verilir?
Cevap: Velayet konusunda Dubai’de çocuğun yaşı ve menfaati esas alınır. Küçük çocuklar çoğunlukla anne bakımına bırakılır; belirli bir yaşa geldiklerinde baba velayeti talep edebilir. İslam hukukuna göre erkek çocuk belli bir yaşa (genelde 7-9) kadar annede, kız çocuk ergenlik çağına kadar annede kalır, sonra babaya geçebilir. Ancak mahkeme her durumda çocuğun çıkarını gözetir. Gayrimüslim yabancılar için 2022’den sonra gelen yeni düzenleme ile ortak velayet ilkesi uygulanmaktadır, yani anne ve baba boşanma sonrası ortak sorumluluk taşır. Kısaca, velayet kararı verilirken anne mi baba mı daha uygun bakım sağlar ve çocuğun refahı ne gerektirir ona bakılır.
Soru 4: Dubai’de alınan boşanma kararı Türkiye’de geçerli olur mu?
Cevap: Dubai’deki bir boşanma hükmü, Türkiye’de doğrudan geçerli olmaz, öncelikle tanınması gerekir. Türk mahkemesinde açılacak tanıma ve tenfiz davası ile Dubai mahkemesi kararı onaylanırsa, Türkiye’de de boşanmış sayılırsınız. 2017’den sonra, eğer eski eşler birlikte başvurabilirse nüfus müdürlüğünde idari tanıma yolu da vardır. Kısaca, prosedür tamamlanınca Dubai’deki boşanma Türkiye’de de tanınır ve nüfus kaydınıza işlenir. Tanıma yapılmazsa, siz Dubai’de boşanmış olsanız bile Türkiye’de hala evli gözükeceğinizden, yeniden evlenemez veya evlilik durumunuzu resmi işlemlerde değiştiremezsiniz.
Soru 5: Dubai’de boşanma davası için avukat tutmak zorunlu mu, avukat ücretleri ne kadardır?
Cevap: Dubai’de boşanma davası açmak için avukat tutma zorunluluğu yasal olarak yoktur, ancak uygulamada bir avukatın desteği olmadan süreci yürütmek son derece zordur. Dil bariyeri, hukuk sisteminin farklılığı ve usul kuralları düşünüldüğünde bir avukatla çalışmanız tavsiye edilir.
Avukat ücretleri ise davanın niteliğine, kapsamına ve avukatın tecrübesine göre değişir. Genellikle boşanma ve velayet davalarında sabit bir ücret belirlenir veya işin kapsamına göre kısmi peşin, kalan aşamalara bölünmüş ödeme planları yapılır. İstanbul’daki büromuzda ücretler, Türkiye Barosu’nun tavsiye niteliğindeki asgari ücret tarifesi ve işin uluslararası boyutu göz önünde bulundurularak belirlenir. Müvekkillerimize her zaman şeffaf bir ücret politikası sunuyor, dava öncesi tüm masraf ve ücretleri netleştiriyoruz.
Soru 6: Dubai’de ikinci eş ile evlilik (poligami) mümkün mü?
Cevap: Evet, Dubai’nin İslam hukukuna tabi aile düzeninde Müslüman erkekler için birden fazla eşle evlilik (poligami) yasaldır. Bir erkek en fazla dört eş alabilir, ancak bunun şartları vardır: Mevcut eşlerin rızası aranmasa da koca maddi olarak tüm eşlere bakmak, her birine eşit adil davranmak ve ayrı konut temin etmek zorundadır. Poligami yalnızca Müslümanlar için geçerlidir; gayrimüslimler veya hukuken medeni kanuna tabi olanlar tek eşli olmak zorundadır.
Ayrıca Türk vatandaşları açısından, Türkiye’de poligami yasak olduğu için, Türk hukuk düzeni böyle bir ikinci evliliği tanımaz ve Türk vatandaşı bir erkek Dubai’de ikinci eşini alsa bile, bu evlilik Türkiye’de geçerli olmaz ve Türk Kanunu’na göre suç teşkil edebilir. Bu nedenle, poligami gibi bir düşüncesi olan Türk vatandaşlarının ciddi hukuki sonuçları olacağını bilmeleri gerekir.
Sonuç ve Özet
Dubai aile hukuku, İstanbul ve Marmara Bölgesi başta olmak üzere ülkemizde yaşayan ve Dubai ile ailevi bağı bulunan birçok kişi için kafa karıştırıcı olabilecek bir alandır. Bu rehberde Dubai aile hukuku nedir sorusundan başlayarak evlilik, boşanma, velayet, nafaka, mal paylaşımı, miras ve uluslararası tanıma gibi tüm önemli konu başlıklarını ele aldık. Görüldüğü üzere, Dubai’de ailevi meseleler hem yerel yasalara hem de uluslararası hukuk kurallarına göre özenle yönetilmelidir. Özellikle Türk vatandaşları için Dubai’de alınan kararların Türkiye’ye yansımaları ve hak kaybı yaşanmaması adına önceden planlama yapmak şarttır.
Unutulmamalıdır ki her aile hukuku meselesi özeldir; her ailenin ihtiyaçları ve hukuki durumu farklıdır. Bu yüzden internetteki genel bilgilerin ötesinde, somut olayınız için profesyonel destek almanız en doğru yoldur. Avukat Bilal Alyar olarak Dubai aile hukuku konusunda hem bilgi birikimimizle hem de saha deneyimimizle müvekkillerimize yardımcı oluyoruz. İstanbul’daki ofisimiz üzerinden, Dubai’deki yerleşik hukuk danışmanlarımızla iş birliği içinde, sizin için en uygun çözümleri üretiyoruz.
Eğer Dubai’de bir boşanma veya velayet davası ile karşı karşıyaysanız, evlilik planınız varsa veya herhangi bir aile hukuku sorununuz bulunuyorsa, erken aşamada danışmanlık alarak ilerlemek büyük avantaj sağlar. Bu kapsamlı rehberde paylaştığımız bilgiler ışığında, kafanızdaki pek çok soruya cevap bulmuş olmanızı umuyoruz. Daha fazla bilgi ve kişisel durumunuzla ilgili hukuki destek almak isterseniz, bizimle her zaman iletişime geçebilirsiniz. İletişim sayfamız üzerinden veya telefonla bize ulaşarak randevu alabilirsiniz. Dubai aile hukuku konusunda uzman ekibimiz, ailenizin haklarını korumak ve sizi en doğru şekilde temsil etmek için hazırdır.
Son söz: Dubai aile hukukunda güvenilir bir rehbere ihtiyacınız varsa, doğru yerdesiniz. Biz, hukuki bilgi kadar insani yaklaşımın da önemli olduğunun bilinciyle, sizlere hem profesyonel hem de anlayışlı bir hizmet sunmayı taahhüt ediyoruz. Aile hukukunda karşılaşabileceğiniz her türlü sorunda yanınızda olup, en hızlı ve etkili çözüme ulaşmanız için çalışacağız. Aklınızdaki sorular için bir telefon kadar yakınız – uzmanlığımıza güvenin, hakkınızı birlikte savunalım.
https://inhak.adalet.gov.tr/Home/Index
Dubaideki çözüm ortağı ofislerimizle prosedürü dubaide yaşam güvenlik , mecit kahraman hukuk bürosu dubaide , dubai hukuk sistemi , kayıt ve seyahat prosedürü dubaide. , lawyers in dubai konularında çözüm üretmekteyiz.

