Boşanma Avukatı Kadıköy
Boşanma Avukatı Kadıköy hakkında bilmeniz gereken tüm detayları bu kapsamlı rehberde bulabilirsiniz. Boşanma Avukatı Kadıköy konusunda hukuki süreçler, haklar ve pratik bilgiler için okumaya devam edin.
Boşanma Avukatı Kadıköy – İçindekiler
Boşanma Avukatı Kadıköy: Kapsamlı Hukuki Rehber
Kadıköy boşanma avukatı arayışında olan kişiler için bu rehberde, boşanma sürecinin tüm hukuki boyutlarını İstanbul başta olmak üzere Marmara Bölgesi ve Türkiye genelindeki uygulamalarla açıklıyorum. Ben Avukat Bilal Alyar olarak, Kadıköy merkezli ofisimde uzun yıllardır aile hukuku ve boşanma davalarıyla ilgileniyorum.
Boşanma süreci, sadece duygusal açıdan değil hukuki açıdan da oldukça karmaşık ve yıpratıcı olabilir. Türk hukuk sisteminde evlilik birliğinin mahkeme kararıyla sona erdirilmesi gerekir; yani anlaşmalı bile olsa boşanmanın resmileşmesi için Aile Mahkemesi’nde dava açılmalıdı. Bu noktada deneyimli bir boşanma avukatının desteği, haklarınızın korunması ve sürecin doğru yönetilmesi için kritik önemdedir.
İstanbul’un bir ilçesi olan Kadıköy özelinde, boşanma davalarındaki yoğunluk ve yargı tecrübesi oldukça fazladır. Nitekim TÜİK verilerine göre boşanma sayıları son 20 yılda ciddi artış göstermiş; örneğin Kadıköy’de 2001 yılında 7.870 olan yıllık boşanma sayısı, 2022 yılında 15.262’ye yükselmiş. Bu artış trendi, boşanma davalarında hizmet veren avukatlara duyulan ihtiyacın da arttığını gösteriyor.
Boşanma avukatı; müvekkilinin boşanma davasını yasal zeminde deneyimli şekilde temsil eden, haklarını savunan ve süreci hızlandırmak için gerekli hukuki bilgi ve deneyime sahip profesyoneldir. Kanunlarımızda doğrudan “boşanma avukatı” şeklinde bir tanımlama bulunmasa da, aile hukuku alanında hizmet veren avukatlar halk arasında bu şekilde anılır.
Boşanma sürecinde taraflar hukuki haklarını tam bilemeyebilir, duygusal gerginlik nedeniyle süreçte hatalar yapabilir. İşte burada boşanma avukatının önemi ortaya çıkar: stratejik danışmanlık, belgelerin doğru hazırlanması, delillerin toplanması, duruşmalarda etkin temsil ve müzakere ile olası hak kayıplarının önüne geçmeye yardımcı olur. Özellikle velayet ve nafaka gibi kritik konularda ya da mal paylaşımı ve tazminat taleplerinde, deneyimli bir avukatın yol göstermesi başarı şansınızı yükseltir.
Kadıköy ve civarında boşanma işlemleri İstanbul Anadolu Adliyesi’ndeki Aile Mahkemeleri’nde görülmektedir. Yani Kadıköy’de ikamet eden bir kişi için yetkili mahkeme, İstanbul Anadolu (Kartal) Adliyesi Aile Mahkemeleridir. Bunun yanında, Türk hukukuna göre boşanma davası eşlerden birinin yerleşim yerinde veya son altı aydır birlikte oturdukları yerdeki Aile Mahkemesi’nde açılabilir. Örneğin eşlerden biri Kadıköy’de diğeri farklı bir ilde yaşıyorsa, dava Kadıköy’de (İstanbul Anadolu) veya diğer eşin yerleşim yerinde açılabilir.
Bu kurallar uyarınca, Marmara Bölgesi’nde veya Türkiye’nin başka bir yerinde olsanız bile, doğru yetkili mahkemeyi belirlemek ve dava açmak konusunda hukuki destek almanız gerekir. Ben ve ekibim, İstanbul ve Marmara Bölgesi başta olmak üzere ülke genelinde boşanma davalarında müvekkillerimize rehberlik ediyoruz. Şimdi, boşanma avukatının sunduğu hizmetler, boşanma davalarındaki hukuki sorunlar ve çözümleri, dava sürecinin yönetimi ve merak edilen sorular ile bu süreci tüm detaylarıyla ele alalım.
Boşanma Türleri: Anlaşmalı ve Çekişmeli Boşanma
Boşanma davaları, anlaşmalı ve çekişmeli olmak üzere iki temel türde görülür. Eşler evliliği sonlandırma konusunda tam bir mutabakata varmışlarsa ve boşanmanın tüm koşulları üzerinde anlaşabiliyorlarsa anlaşmalı boşanma davası açılabilir. Anlaşmalı boşanma, Türk Medeni Kanunu’nun 166/3. maddesinde düzenlenmiştir. Kanuna göre evlilik en az 1 yıl sürmüş olmalıdır ve taraflar birlikte başvurarak (veya biri açıp diğerinin kabul etmesiyle) bir anlaşmalı boşanma protokolü sunmalıdır. Bu protokol; velayet, nafaka, tazminat, mal paylaşımı gibi konularda tarafların anlaşmaya vardığını gösteren yazılı bir metindir. Hakim, tarafları duruşmada bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe oluştuğunu gördüğünde tek celsede anlaşmalı boşanmaya karar verebilir. Anlaşmalı boşanma davaları genellikle çok kısa sürede (çoğu zaman tek duruşmada, birkaç hafta içinde) sonuçlanır ve taraflar için daha az yıpratıcı olur.
Eğer eşler arasında boşanmanın koşulları hakkında anlaşmazlık varsa veya eşlerden biri boşanmak istemiyorsa, bu durumda çekişmeli boşanma davası gündeme gelir. Çekişmeli boşanmada, davayı açan tarafın Türk Medeni Kanunu’nda belirtilen boşanma sebeplerinden birine dayanması gerekir. Hakim, ileri sürülen boşanma sebebinin varlığını kanıtlara dayanarak değerlendirir ve evlilik birliğinin temelinden sarsılıp sarsılmadığına bakar. Kanunumuzda özel boşanma sebepleri ve genel boşanma sebebi olarak ayrım yapılır. Özel (mutlak) sebeplerden biri ispatlandığında çoğunlukla boşanma kararı verilir; genel sebep ise evlilik birliğinin sarsılmasıdır (halk arasında şiddetli geçimsizlik olarak bilinir) ki bunun için evlilikte devamın taraflar açısından çekilmez hale geldiğinin kanıtlanması gerekir.
Türk Medeni Kanunu’na göre boşanma sebepleri (TMK m.161-166) şunlardır:
- Zina (Aldatma): Eşlerden birinin evlilik sürerken isteyerek başka biriyle cinsel ilişkiye girmesidir. Bu durumda diğer eş, zinayı öğrendiği andan itibaren 6 ay ve her hâlde zina fiilinin üzerinden 5 yıl geçmeden boşanma davası açabilir (aksi halde dava hakkı düşer).
- Hayata Kast, Pek Kötü veya Onur Kırıcı Davranış: Eşlerden birinin diğerinin yaşamına kastetmesi (öldürmeye teşebbüs), ona karşı fiziksel şiddet uygulaması ya da ağır derecede hakaret, tehdit gibi onur kırıcı davranışlarda bulunmasıdır. Bu durumlarda mağdur eş, olayı öğrendiği andan itibaren 6 ay ve her hâlde fiilin üzerinden 5 yıl geçmeden dava açmalıdır.
- Suç İşleme ve Haysiyetsiz Hayat Sürme: Eşlerden biri küçük düşürücü bir suç işler veya toplumun genel ahlak anlayışına göre haysiyetsiz sayılan bir hayat sürerse ve bu sebeple diğer eş için birlikte yaşamak çekilmez hale gelirse, bu da boşanma sebebidir. (Örneğin organize suç faaliyeti, fuhuş yapmak gibi durumlar.) Bu sebebe dayanarak süre sınırı olmaksızın boşanma davası açılabilir.
- Terk: Eşlerden biri evlilikten doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek maksadıyla eşini bırakıp gider ve en az 6 ay boyunca ortak konuta dönmezse (veya haklı sebep olmadan evine dönmeyip terk durumunu sürdürürse), terk edilen eş ihtar yoluyla eşini dönmeye çağırabilir. İhtarın üzerinden 2 ay geçmesine rağmen dönüş olmazsa boşanma davası açılabilir. Ayrıca, eşini evden kovan veya haklı sebep olmaksızın eve girmesini engelleyen eş de terk etmiş sayılır.
- Akıl Hastalığı: Eşlerden biri akıl hastası ise ve bu hastalık diğer eş için ortak hayatı çekilmez kılıyor ve hastalığın geçmesine imkan olmadığı resmi sağlık kurulu raporuyla tespit ediliyorsa, bu durum da boşanma sebebidir. (Örneğin ağır şizofreni, demans gibi durumlar evlilik birliğini sürdürmeyi imkansız hale getirebilir.)
- Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması: Yukarıdaki özel sebepler olmaksızın, evlilikte anlaşmazlıkların, geçimsizliğin öyle bir noktaya gelmesi ki ortak yaşam taraflar için katlanılmaz hale gelsin. Bu genel sebeple boşanmaya karar verilebilmesi için somut olayların hakimde kanaat uyandırması gerekir. Şiddetli geçimsizlik kapsamında ekonomik sorunlar, aile içi anlaşmazlıklar, sadakatsizlik şüphesi, ilgisizlik, hakaretler gibi pek çok farklı neden bu başlık altında değerlendirilebilir. Hakimin takdirine dayalı bir sebeptir; bazen tarafların yıllarca ayrı yaşaması da evlilik birliğinin fiilen bitmesi (3 yıl ayrı yaşama – TMK 166/4) kuralıyla boşanmaya yol açabilir.
Yukarıdaki özel sebeplerden birine dayanarak dava açılmadığında ya da ispatlanamadığında, hakim evlilik birliğinin sarsılması genel sebebine göre durumu değerlendirir. Çekişmeli boşanma davalarında ispat yükü davayı açan taraftadır; bu nedenle iddiaları destekleyecek delillerin toplanması (mesajlar, fotoğraflar, tanık beyanları vb.) kritik önem taşır. Birazdan delil konusuna ayrıca değineceğiz. Unutulmamalıdır ki, boşanma sebebi olarak ileri sürülen olay affedilmişse veya sırf dava açmak için kışkırtılmışsa (örneğin eşe tuzak kurulup suç işlettirilmişse) bu durumlar davayı olumsuz etkileyebilir. Deneyimli bir boşanma avukatı, müvekkiliyle görüşüp yaşanan olayları hukuki zeminde değerlendirerek en uygun stratejiyi belirler; hangi sebeple davanın başarı şansının yüksek olduğunu öngörebilir.
Çocukların Velayeti ve Velayet Davaları
Velayet, boşanan eşlerin ortak çocukları üzerindeki bakım, eğitim, barınma ve genel yetiştirme sorumluluğunu ifade eden hukuki yetki ve görevler bütünüdür. Boşanma davasında en hassas ve önemli konulardan biri çocukların velayetidir. Mahkeme, boşanma kararı verirken varsa ortak çocukların velayetini de karara bağlar. Türk Medeni Kanunu’na göre genel kural, çocuğun üstün yararı hangi taraftaysa velayetin ona verilmesidir. Uygulamada özellikle küçük yaştaki çocukların anne bakımına daha muhtaç olduğu kabul edildiğinden, somut bir olumsuz durum yoksa küçük çocukların velayeti çoğunlukla anneye verilir. Ancak bu kesin bir kural değildir; baba bakımının çocuk için daha faydalı olacağı ispatlanırsa (örneğin anne bakımını ciddi şekilde ihmal ediyorsa veya çocuğa zarar veren davranışları varsa) velayet babaya da verilebilir.
Velayet konusunda hakim, psikolog ve sosyal hizmet ı gibi bilirkişilerin raporlarına başvurabilir. Gerek görülürse anne-baba ve çocukla görüşülerek çocuğun isteği (idrak çağındaysa, genellikle 8-10 yaş üstü çocukların tercihi) ve ortamların koşulları değerlendirilir. Kardeşlerin mümkün mertebe ayrılmaması, çocuğun okul düzeninin bozulmaması gibi hususlar da dikkate alınır. Çocuğun beyanı tek başına belirleyici olmasa da önemli faktörlerden biridir.
Türkiye’de yakın zamana kadar boşanma sonrası ortak velayet (müşterek velayet) uygulanmıyordu; velayet mutlaka anne veya babadan birine veriliyordu. Ancak 2016 yılında yasal mevzuatta ve içtihatlarda yapılan değişiklikler ile, eşlerin rızası varsa ve çocuk açısından da uygunsa ortak velayet kararı verilebilmesinin önü açıldı. Yani artık anlaşmalı boşanmalarda taraflar protokolde ortak velayet talep edebiliyor ve mahkeme bunu onaylayabiliyor. Çekişmeli davalarda ise her iki taraf da ortak velayet istese bile hakim, çocuğun yararı bakımından ayrıca değerlendirme yapıyor.
Ortak velayet demek, anne ve babanın boşanma sonrasında da çocukla ilgili önemli kararları birlikte alması, sorumlulukları paylaşması demektir. Bu model, Avrupa ülkelerinde yaygın olup Türk hukukunda da kabul görmeye başlamıştır. Örneğin, taraflar boşanma protokolünde anlaşıp “çocuklarımızın velayeti ortak olsun” dediklerinde ve şartlar uygunsa, hakim bunu onaylayabilmektedir. Kadıköy boşanma avukatı olarak deneyimlerimize dayanarak söyleyebilirim ki, eğer ebeveynler boşanma sonrası iletişim kurabilecek olgunluktaysa ve çocuk için büyük bir anlaşmazlık yaşamayacaklarsa, ortak velayet çocuk üzerinde olumlu bir etki bırakabiliyor.
Velayeti alamayan taraf için mahkeme kişisel ilişki (görüşme) hakkı düzenler. Örneğin babaya her ayın belli hafta sonları çocukla vakit geçirme izni, bayramların paylaşımı, yaz tatilinin belli bir bölümü gibi ayrıntılar kararda belirtilir. Velayet kendisine verilen taraf, bu görüşme düzenine engel olamaz; aksi halde hukuki yaptırımlarla karşılaşabilir. Aynı şekilde, çocuk teslimi konusunda sorun çıkarsa İcra yoluyla çocuk teslimine kadar varan yollara başvurulması mümkündür (bu süreçlerin yaşanmaması için tarafların çocuk üzerinden çatışmaya girmemesi en ideal olandır).
Boşanma davası sırasında geçici velayet de önemli bir konudur. Dava açıldığında çocukların dava süresince kimin yanında kalacağına hakim tedbiren karar verebilir. Genelde dava açılır açılmaz hakim, çocukları anne yanında bırakır ve babanın belirli aralıklarla görmesini kararlaştırır (ya da tam tersi, duruma göre). Bu geçici düzenleme, dava bitene kadar uygulanır. Nihai kararda ise velayet kalıcı olarak belirlenir.
Boşanma sonrasında koşullar değişirse, velayetin değiştirilmesi davası açılabilir. Örneğin velayet anneye verilmişken annenin ağır hastalığı, çocuğa bakamaması veya çocuğun ciddi ihmal/istismar durumu ortaya çıkarsa baba velayeti almak için dava açabilir. Mahkeme, değişen şartlarda çocuğun menfaatini yeniden değerlendirerek velayeti babaya verebilir. Benzer şekilde, velayet babadayken babanın vefatı, annenin durumunun iyileşmesi gibi hallerde anne velayeti talep edebilir.
Özetle, velayet konusunda mahkeme her zaman çocuğun bedensel, eğitsel ve duygusal gelişimini deneyimli sağlayacak kararı vermeye çalışır. Boşanma avukatı bu süreçte müvekkiline, velayet şansını artıracak şekilde nasıl davranması gerektiği, hangi delilleri sunmasının yararlı olacağı konularında tavsiyeler verir. Çocuğun okul kayıtları, sağlık raporları, pedagog görüşleri gibi belgeler dahi bu kapsamda önem kazanabilir. Kadıköy gibi nüfusu yoğun bir ilçede, Aile Mahkemeleri velayet konusunda deneyim sahibidir; yine de her aile kendi dinamiklerine sahip olduğundan profesyonel destek almak en doğrusudur.
Nafaka Türleri ve Nafaka Talebi
Boşanma davalarının bir diğer temel konusu da nafaka konusudur. Nafaka, boşanma sürecinde veya sonrasında bir tarafın diğer tarafa veya çocuklara mali destek sağlamak üzere ödediği parayı ifade eder. Türk hukukunda dört çeşit nafaka türü bulunmaktadır:
- Tedbir Nafakası: Boşanma davası devam ederken, mahkeme geçici önlem olarak gereken durumlarda nafakaya hükmeder. Örneğin, ev hanımı olan ve geliri olmayan bir kadın boşanma davası sürerken geçimini sağlayabilsin diye kocanın ona aylık belli bir tutar ödemesine karar verilebilir. Tedbir nafakası, dava açıldığı andan boşanma kararı kesinleşene kadar ödenir. Ayrıca çocuklar için de dava süresince geçici velayet verilen tarafa çocukların masrafları için tedbir nafakası bağlanabilir.
- Yoksulluk Nafakası: Boşanma sonucu yoksulluğa düşecek olan tarafa, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla, diğer eş tarafından süresiz olarak ödenen nafakadır. Örneğin boşandıktan sonra çalışması veya geliri olmaması nedeniyle zor durumda kalacak eş, karşı taraftan yoksulluk nafakası talep edebilir. Mahkeme, nafaka talep edenin ekonomik durumuna, kusur durumuna ve diğer eşin ödeme gücüne bakarak bir nafaka miktarı belirler. Yoksulluk nafakası prensip olarak süresizdir; yani kanun şu an için bir süre kısıtlaması öngörmemiştir. Ancak bu nafaka, nafaka alan kişi tekrar evlenirse, vefat ederse veya çok ciddi bir şekilde maddi durumunu düzeltirse (örneğin önemli bir gelir elde ederse) mahkeme kararıyla kaldırılabilir. Diğer yandan nafaka ödeyen kişinin mali durumunun kötüleşmesi veya emekli olması gibi hallerde nafakanın azaltılması için de dava açılabilir.
- İştirak Nafakası (Çocuk Nafakası): Velayet kendisine verilmeyen eşin, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine katılması için ödediği nafakadır. Boşanma kararıyla birlikte genellikle çocukların velayeti anneye verildiğinde, baba her bir çocuk için aylık belli bir iştirak nafakası ödemekle yükümlü kılınır (ya da tam tersi durumda anne öder). İştirak nafakası tutarı belirlenirken çocuğun yaşı, eğitim masrafları, özel ihtiyaçları ve babanın (ödeme yapacak kişinin) gelir durumu dikkate alınır. Bu nafaka çocuk reşit olana kadar devam eder. Reşit olduktan sonra eğitim devam ediyorsa bazı durumlarda 18 yaşından sonra yardım nafakası olarak sürmesi tartışılır; ama kural olarak 18’de sona erer. İştirak nafakası da koşullar değişirse artırılabilir veya azaltılabilir. Örneğin enflasyon ve okul masraflarının artmasıyla anne, iştirak nafakasının arttırılmasını talep edebilir; ya da nafaka ödeyen işsiz kalırsa nafakanın indirilmesini talep edebilir.
- Yardım Nafakası: Bu, doğrudan boşanma davasının konusu olmamakla birlikte, bir kişinin yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu, altsoyu veya kardeşine mahkeme kararıyla bağlanabilen nafaka türüdür. Boşanma bağlamında genelde gündeme gelmez, çünkü boşanma sonrası eşler arasındaki nafaka yoksulluk nafakası adı altında zaten düzenlenmiştir. Yardım nafakası daha çok evlilik dışı durumlar veya akrabalık ilişkilerinde devreye girer.
Boşanma davasında nafaka talebi söz konusuysa, avukatınız bu konuda detaylı bir hazırlık yapar. Nafaka miktarları kesin bir formüle bağlı değildir, hakimin takdirine tabidir ancak Yargıtay içtihatları ve yıllık ekonomik veriler bazı ölçütler sunar. Genellikle nafaka isteyenin temel ihtiyaçları (kira, faturalar, gıda, giyim vb.) ve mevcut yaşam standardı ile nafaka ödeyecek kişinin gelir durumu ve yaşam standartı kıyaslanır. Tarafların kusur durumu da özellikle yoksulluk nafakasında önem taşır; tamamen kusurlu eş yoksulluk nafakası alamaz (örneğin aldatma yapan eş, diğerinden nafaka talep edemez). Çocuklar için iştirak nafakası belirlenirken çocuğun alıştığı yaşam standardının çok düşmemesine dikkat edilir.
Nafaka kararları, boşanma hükmü kesinleştikten sonra da değiştirilebilir. Örneğin ileride nafaka alan eski eş çalışmaya başlar ve geliri artarsa, nafaka ödeyen indirim davası açabilir. Ya da nafaka ödeyen emekli olur geliri düşerse yine indirim isteyebilir. Tam tersi durumda, nafaka alanın ihtiyaçları artarsa (sağlık sorunları, çocuğun büyümesiyle artan masraflar gibi) nafakanın arttırılması istenebilir. Bu konular sürekli olduğundan ve ekonomik koşullara göre değişebildiğinden, nafaka kararının takibi ve gerektiğinde dava yoluyla güncellenmesi önemlidir.
Türkiye’de son yıllarda süresiz yoksulluk nafakası tartışma konusu olmuş, kanun değişikliği önerileri gündeme gelmiştir. Şu an itibariyle (2026 itibarıyla) yasal düzenleme aynen devam etmektedir; yani bir süre sınırı bulunmamaktadır. Ancak taraflar anlaşmalı boşanma protokolünde yoksulluk nafakası için belirli bir süre veya toplu ödeme gibi kendi aralarında anlaşabilirler. Bu tür anlaşmalar mahkemece uygun bulunursa hüküm altına alınabilir.
Nafaka ödenmediğinde, nafaka alacaklısı icra takibi başlatabilir ve ödenmeyen nafakalar faiziyle birlikte tahsil edilir. Nafaka yükümlüsünün sürekli olarak ödememesi halinde icra ceza mahkemesinde tazyik hapsi de söz konusu olabilir (3 aya kadar hapisle tazyik). Yani nafaka kararlarına uyulmamasının yaptırımı ciddi olabilir.
Mal Paylaşımı (Mal Rejimi Tasfiyesi)
Boşanma davalarında eşleri en çok ilgilendiren konulardan biri de mal paylaşımı, yani evlilik süresince edinilen malların akıbetidir. Türkiye’de 2002 yılından itibaren evlenen çiftler için yasal mal rejimi edinilmiş mallara katılma rejimidir (TMK m.218 ve devamı). Bu rejime göre eşler evlilik içinde elde ettikleri edinilmiş mallar üzerinde, boşanma halinde yarı yarıya paylaşım hakkına sahiptir. Kısaca, evlilik süresince çalışarak kazanılan gelirlerle alınan ev, araba, birikmiş para gibi değerler edinilmiş mal sayılır ve boşanma halinde eşler bu malları eşit şekilde bölüşür.
Mal paylaşımı konusu, boşanma davasından ayrı bir dava olarak da görülebilir. Genellikle uygulamada boşanma davası sonuçlandıktan sonra mal rejimi tasfiyesi davası açılır. Çünkü önce evlilik birliği sona ermeli ki malların paylaşımı yapılabilsin. Ancak bazı durumlarda aynı anda açılıp birlikte yürütüldüğü de olur (bu durum yargılama sürecini uzatabilir).
Edinilmiş mal nedir? Evlilik içinde her eşin çalışmasıyla veya diğer faaliyetleriyle elde ettiği gelirler edinilmiş maldır. Örneğin maaşlar, ticari kazançlar, sosyal güvenlik veya emeklilik birikimleri, evlilik süresince kazanılan tazminatlar (örneğin iş kazası tazminatı gibi, manevi tazminat hariç) edinilmiş mal grubuna girer. Kişisel mal nedir? Eşlerin evlenmeden önce sahip oldukları malvarlığı değerleri, evlilik sırasında bir hediye veya miras yoluyla edindikleri malvarlığı (mesela aileden miras kalan ev) kişisel mal sayılır ve paylaşıma dahil edilmez. Ayrıca manevi tazminat alacakları veya kişisel kullanıma yarayan eşyalar (örneğin kıyafetleri) kişisel mal kabul edilir.
Mal paylaşımında öncelikle hangi malların paylaşıma gireceği tespit edilir. Sonra her eşin edinilmiş malının toplam değeri hesaplanır, borçlar düşülür ve çıkan artık değer üzerinden diğer eş %50 pay alır. Basit bir örnekle: Evlilik süresince kocanın adına kayıtlı bir daire alındı ve o anki değeri 1 milyon TL; bu daire edinilmiş mal ise kadın bu değerin 500 bin TL’sine katılma alacağı olarak hak kazanır (tabii çeşitli indirim ve eklemeler olabileceğini belirtelim, prensip olarak paylaşım yarı yarıyadır).
Eşler evlilik öncesinde mal rejimi sözleşmesi (evlilik sözleşmesi) yaparak veya evlilik sırasında noterde anlaşarak başka bir mal rejimi seçebilirler (örn. mal ayrılığı). Kadıköy gibi büyük şehirlerde bazı çiftler evlenirken mal sözleşmesi yapmayı tercih edebiliyor. Eğer böyle bir sözleşme mevcutsa, boşanmada mal paylaşımı o sözleşmedeki esaslara göre yapılır. Ancak çoğu evlilikte böyle bir sözleşme olmadığı için yasal rejim uygulanır.
Mal paylaşımı davasında zamanaşımı, boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren 10 yıldır. Yani boşanan eş, 10 yıl içinde mal paylaşımı davası açmazsa hakkı zamanaşımına uğrar. Bu nedenle boşanma gerçekleştikten sonra hak kaybına uğramamak için mal tasfiyesi talebini süresi içinde yapmak önemlidir.
Örnek Uygulamalar: Diyelim ki eşlerden biri üzerine kayıtlı bir ev var, ancak ev evlilikten önce alınmış veya aileden kalma ise, diğer eşin o eve ortak olma hakkı yoktur (kişisel mal olduğu için). Fakat ev evlilik devam ederken ortak gelirle alındıysa, tapu kimin üzerine olursa olsun edinilmiş maldır ve paylaşılır. Yine benzer şekilde, eşlerden biri evlilik boyunca çalışmayıp çocuklarla ilgilendi ise, diğer eşin kazandığı ve edindiği mallarda emeğinin karşılığı olarak yine yarı pay hakkına sahiptir – bu, kanunun ev içi emeği de değerli görmesinden kaynaklanır.
Mal paylaşımı davaları karmaşık olabilir; bilirkişi hesapları, tapu kayıtları, banka dökümleri gibi bir dizi teknik detay içerir. Boşanma avukatı, müvekkilinin hak ettiği payı doğru hesaplayabilmek için gerekli belgeleri toplar ve davayı hukuk tekniğine uygun şekilde ileri sürer. Örneğin kocanın üzerine kayıtlı bir evin değer artış payı talebi, ziynet eşyalarının iadesi (kadının altınları gibi – bunlar niteliğine göre mal paylaşımı dışında tutulabilir) veya şirketteki hisselerin değeri gibi konular özel lık gerektirebilir.
Sonuç olarak, mal rejimi tasfiyesi, boşanmanın maddi sonuçlarını düzenleyen çok önemli bir süreçtir. Kadıköy gibi gayrimenkul değerlerinin yüksek olduğu bölgelerde mal paylaşımı davalarında ciddi meblağlar söz konusu olabilir. Bu nedenle, hak kaybı yaşanmaması için deneyimli bir avukatla hareket etmek ve resmi belgeleri sağlam bir şekilde ortaya koymak şarttır.
Maddi ve Manevi Tazminat Talepleri
Boşanma davaları sonucunda taraflar, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunabilirler. Türk Medeni Kanunu’nun 174. maddesine göre boşanma yüzünden mevcut veya beklenen menfaatleri zedelenen ve boşanmada daha az kusurlu olan eş, diğer taraftan maddi tazminat . Maddi tazminat, evlilik birliğinin sona ermesiyle ekonomik olarak uğranılan zararların telafisini amaçlar. Örneğin, ev hanımıyken boşanınca ekonomik zorluk içine düşecek eş, boşanma nedeniyle yoksun kalacağı maddi destek için tazminat talep edebilir. Ya da kariyerini eşi için feda etmiş bir kişi, boşanma sonucunda kaybettiği fırsatlar için maddi tazminat isteyebilir.
Manevi tazminat ise, boşanmaya yol açan olaylar nedeniyle kişilik hakları zedelenen tarafın, çektiği üzüntü ve acının bir nebze de olsa hafifletilmesi amacıyla talep ettiği para olup daha subjektif bir boyuta sahiptir. Örneğin aldatılan eş, gururu incindiği ve yaşadığı manevi yıkım nedeniyle manevi tazminat talep edebilir. Yine fiziksel şiddet gören, hakarete uğrayan eş de manevi tazminat isteme hakkına sahiptir.
Tazminat taleplerinde temel şart, talep eden tarafın boşanmada ağır kusurlu olmamasıdır. Eğer taraflar eşit kusurluysa veya tazminat isteyen daha fazla kusurluysa, genelde tazminata hükmedilmez. Örneğin her iki eş de birbirini defalarca aldatmışsa, boşanma sonucu birinin diğerinden tazminat kazanması beklenmez. Ama bir taraf tamamen kusursuz veya çok az kusurlu (örneğin sadece geçimsizlikte küçük payı var) iken diğer taraf tamamen kusurlu (örneğin şiddet uygulamış, aldatmış) ise, kusursuz taraf maddi ve manevi tazminat alabilir. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, manevi tazminatta takdir edilen miktar, tarafların sosyal ve ekonomik durumuna, kusurun ağırlığına ve caydırıcılık amacına göre belirlenir; ne çok fahiş ne de sembolik düzeyde olmamalıdır.
Tazminat miktarları her somut olayın özelliğine göre değişir. Mahkeme, maddi tazminat için bir para miktarı belirleyebileceği gibi, eşin kusuru nedeniyle mevcut mal varlığında yaşanan kaybı da göz önüne alabilir. Örneğin eşinin kusuru yüzünden işini kaybeden biri varsa, mahkeme bunun maddi sonuçlarını değerlendirebilir. Manevi tazminat ise parayla tam ölçülemese de adalet duygusunu tatmin edecek bir bedel olmalıdır. Türkiye’de manevi tazminat tutarları genel olarak makul düzeylerde tutulur; milyonlarca liralık manevi tazminatlar pek nadir görülür ve genelde çok ağır vakalara hastır.
Tazminatın tahsili: Boşanma davası sonucunda tazminata hükmedilirse, bu miktar karşı tarafça ödenmek zorundadır. Genelde boşanma ilamı kesinleştikten sonra tazminat alacaklısı, karşı taraf ödeme yapmazsa icra yoluna başvurarak tahsilat yapabilir. Tazminat, toplu bir miktar olarak ödenir (nafakadan farklı olarak taksit taksit bir ödeme değildir, ancak taraflar anlaşırsa taksitlendirme de yapılabilir).
Tazminat konusunu değerlendirirken boşanma avukatınız, Yargıtay kararları ışığında hangi durumlarda hangi miktarların uygun olabileceğini öngörebilir. Örneğin Yargıtay, sadece evlilik içi geçimsizliklerde genelde manevi tazminata çok yüksek rakamlar bağlanmasını uygun bulmazken; aldatma veya şiddet gibi vakalarda daha yüksek manevi tazminatları onaylayabilmektedir. Ayrıca maddi tazminat talebinde, tarafın maddi kaybını belgeleyen evraklar (örneğin sağlık harcaması, işe girme şansının kaybolması, eğitim gideri vs.) sunulması talebin ispatını güçlendirir.
Sonuç itibariyle, boşanmada maddi ve manevi tazminat, kusurlu tarafta bir nebze sorumluluk hissi yaratmak ve kusursuz tarafın zararını gidermek için hukuk sistemimizin tanıdığı bir imkandır. Bu imkandan yararlanabilmek için davanın en başında (dilekçede) tazminat taleplerinin açıkça ileri sürülmesi gerekir; aksi halde sonradan talep eklemek zor olabilir. Avukatınız, dava dilekçenizi hazırlarken sizin adınıza makul bir tazminat tutarı talep edecek ve bunu hukuki gerekçeleriyle destekleyecektir.
Boşanma Davasında Delillerin Toplanması
Boşanma davalarında iddiaların ispatı, davanın seyrini belirleyen en önemli unsurlardan biridir. Çekişmeli boşanmalarda özellikle öne sürülen boşanma sebebinin gerçek olduğunu ve diğer eşin kusurlu olduğunu kanıtlamak durumundasınız. Bu noktada kullanılabilecek deliller oldukça çeşitlidir:
- Tanık Beyanları: Boşanma davalarında tanık delili sıkça kullanılır. Komşular, akrabalar, aile dostları gibi kişiler evdeki geçimsizliğe, kavgaya, şiddete veya diğer hadiselere tanıklık etmiş olabilir. Mahkemede dinlenen tanıkların tutarlı ve somut ifadeleri, hakimin kanaatini etkiler. Örneğin, kocanın eşine şiddet uyguladığını gören bir komşu, bunu mahkemede anlatarak iddiayı doğrulayabilir.
- Yazılı ve Dijital Deliller: SMS, WhatsApp mesajları, e-postalar, sosyal medya paylaşımları gibi dijital veriler de boşanma davalarında delil olabilir. Özellikle aldatma vakalarında eşin mesajlaşmaları, fotoğrafları önemli kanıt oluşturabilir. Burada dikkat edilmesi gereken husus, bu delillerin hukuka uygun şekilde elde edilmiş olmasıdır. Örneğin, eşin telefonunu izinsiz kırıp içindeki mesajları almak, hukuka aykırı delil sayılabilir ve mahkeme bunları dikkate almaz. Ancak eşin rızasıyla gördüğünüz bir mesajlaşmayı veya size gönderilen bir e-postayı delil olarak sunmak hukuka uygundur. Yargıtay, özel hayatın gizliliğini ihlal etmeden elde edilen sosyal medya paylaşımlarının delil olarak değerlendirilebileceğini birçok kararında belirtmiş.
- Fotoğraf ve Video Kayıtları: Eşinizin başka biriyle uygunsuz ilişkisini belgeleyen fotoğraflar, birlikte çekilmiş samimi görüntüler, güvenlik kamerası kayıtları gibi görsel deliller de iddialarınızı destekleyebilir. Örneğin otel kayıtları, tatil fotoğrafları aldatma iddiasında güçlü delillerdendir. Yine ev içi şiddet olayında alınan darp raporuyla birlikte çekilmiş yaralanma fotoğrafları önemli kanıt teşkil eder.
- Resmi Belgeler ve Raporlar: Karakol tutanakları, darp raporu, hastane kayıtları, uzaklaştırma kararı varsa bunlar mahkemeye sunulmalıdır. Örneğin eş hakkında koruma tedbiri (6284 sayılı Kanun kapsamında uzaklaştırma kararı) alınmışsa, bu belge şiddet iddiasını doğrulayabilir. Yine eşin sabıka kaydı (özellikle aile içi şiddetten hüküm giymişse) mahkemeye verilebilir.
- Mali Kayıtlar: Nafaka veya mal paylaşımıyla bağlantılı olarak, eşin gelir durumu ve malvarlığını gösteren belgeler de delil niteliğindedir. Maaş bordroları, banka hesap ekstreleri, tapu kayıtları, araç kayıtları vs. mahkemeye sunulabilir. Özellikle mal kaçırma ihtimaline karşı, boşanma dilekçesinde tedbiren mal varlıklarına temlik yasağı konulması da talep edilebilir, bu da bir tür delil koruma yöntemidir.
Avukatınız, hangi delile ihtiyacınız olduğunu tespit edip bunların temini için size yol gösterecektir. Örneğin telefon kayıtları (HTS dökümleri) gerekiyorsa, mahkeme yoluyla operatörden istenebilir. Yine eğer karşı tarafın psikolojik sorunları iddia konusuysa, sağlık kayıtları veya doktor raporları talep edilebilir. Bu süreçte delillerin toplanması için mahkemeye zamanında dilekçe vermek çok önemlidir. Boşanma davalarında genelde ön inceleme duruşmasına kadar delillerin bildirilmesi gerekir; aksi halde sonradan sunmak isterseniz mahkeme kabul etmeyebilir (veya karşı tarafın muvafakatine bağlı kalırsınız).
Hukuka aykırı deliller konusuna tekrar vurgu yapalım: Eşlerin özel hayatına tecavüz ederek elde edilen deliller, örneğin gizli kamera ile eşini kayda almak veya telefonunu gizlice dinlemek, yasadışı delil sayılır ve bunlar mahkemede kullanılamaz. Hatta bu yolla delil elde eden kişi ceza hukuku açısından suç işlemiş bile olabilir. Bunun yerine, mümkün olduğunca yasal yöntemlerle kanıt toplamaya çalışılmalıdır. Örneğin aldatma şüpheniz varsa, dedektif tutup hukuka aykırı izleme yaptırmak yerine, ortak tanıdıklar veya kamuya açık sosyal medya paylaşımları gibi kanallardan bilgi toplamak daha güvenlidir.
Delillerin mahkemeye usulüne uygun sunulması da önemlidir. Avukatınız, delilleri dilekçe ekinde sunarken veya duruşmada ibraz ederken gerekli açıklamaları yapar, delilinizin hangi vakıayı ispat edeceğini belirtir. Örneğin “Ek-1’de sunulan fotoğraf, davalı eşin 5 Haziran tarihinde başka bir kadınla tatile gittiğini göstermektedir” gibi bir açıklamayla dosyaya konulur.
Son olarak, boşanma davalarında hakim, vicdani kanaatine göre karar verir. Yani tüm deliller bütün olarak değerlendirilir. Bir tek mesajlaşma belki boşanma için yeterli sebep görülmeyebilir ama diğer yan delillerle birlikte sunulduğunda bütünüyle bir kanaat oluşturur. Bu yüzden delil stratejisi önemlidir: Hangi iddia için hangi delillerin güçlü olacağı, hangilerinin gerekmediği konusunda profesyonel tavsiye almak gerekir. Bizler, Kadıköy’de yürüttüğümüz boşanma davalarında müvekkillerimize delil toplama ve sunma konusunda ayrıntılı bir yol haritası çiziyoruz.
Boşanma Davası Nerede ve Nasıl Açılır?
Boşanma sürecini başlatmak için öncelikle boşanma davasının açılması gerekir. Peki, bu dava nereye ve nasıl açılır? Hukuken boşanma davası, Aile Mahkemesi’nin görev alanındadır. Eğer bulunduğunuz yerde özel aile mahkemesi yoksa, Asliye Hukuk Mahkemesi bu sıfatla davaya bakar. Yetkili mahkeme ise kanunen eşlerden birinin yerleşim yeri veya son birlikte altı ay yaşadıkları yer mahkemesidir.
- Kadıköy özelinde yetki: Eğer eşlerin en son birlikte oturdukları konut Kadıköy’de ise veya taraflardan birinin ikametgahı (yerleşim yeri) Kadıköy ise, boşanma davasını İstanbul Anadolu Adliyesi’ndeki Aile Mahkemelerinde açabilirsiniz. İstanbul Anadolu (Kartal) Adliyesi, Kadıköy de dahil Anadolu yakasındaki birçok ilçe için aile mahkemelerine ev sahipliği yapar. Dolayısıyla “Kadıköy’de boşanma davası” fiilen Anadolu Adliyesi’nde yürür.
- Diğer durumlar: Eşlerden biri başka bir şehirde yaşıyorsa, davayı orada açma imkanı da vardır. Örneğin eşinizle son altı ay İzmir’de yaşadıysanız fakat sonra ayrıldınız ve siz Kadıköy’e döndünüz; dava, İzmir’de de İstanbul’da da (Kadıköy – Anadolu Adliyesi) da açılabilir. Uygulamada, davayı ilk açan genelde kendi bulunduğu yer mahkemesini seçer.
Boşanma davası nasıl açılır? Bunun için hazırlanması gereken en önemli belge **boşanma dilekçesi (dava dilekçesi)**dir. Bu dilekçe, boşanma isteminizi, dayandığınız olayları, hukuki sebepleri ve talepleri içerir. Dilekçede; eşinizin adı soyadı, adresi, evlilik tarihiniz, çocuklarınızın bilgileri, boşanma gerekçeniz, olayların özeti, delilleriniz, talepleriniz (nafaka, velayet, tazminat vs.) gibi hususlar ayrıntılı şekilde belirtilmelidir. Dava dilekçesi, usul kurallarına uygun olmazsa mahkemece reddedilebilir veya düzeltilmesi için süre verilir. Bu nedenle dilekçenin bir avukat tarafından hazırlanması en sağlıklı yoldur.
Dava dilekçesi tamamlandıktan sonra, yetkili aile mahkemesinin tevzi bürosuna (mahkeme kalemine) dava açılır. 2023 yılı için boşanma davası başvuru harcı yaklaşık 35-40 TL civarındadı (her yıl cüzi miktarda değişir). Ayrıca peşin gider avansı adı altında mahkeme masrafları için belli bir tutar (2026 itibariyle birkaç yüz lira) mahkeme veznesine depo edilir. Bu masraflar, tebligat ücretleri, keşif veya bilirkişi olacaksa onların ücreti gibi giderler için kullanılır. Harç ve gider avansı ödendiğinde dava resmi olarak açılmış olur ve mahkeme esas numarası alır.
Davanın açılmasıyla birlikte süreç nasıl işler? Mahkeme, dava dilekçenizi işleme koyar ve karşı tarafa tebligat gönderir. Karşı taraf (davalı eş) tebligatı aldıktan sonra iki hafta içinde cevap dilekçesi verebilir. O da iddialara cevaplarını ve kendi iddialarını (karşı boşanma sebebi, vs.) sunacaktır. Bu dilekçeler teatisi (cevap ve cevaba cevap, ikinci cevaplar) tamamlandıktan sonra mahkeme bir ön inceleme duruşması günü belirler.
Kadıköy gibi iş yükü yoğun yerlerde ilk duruşma tarihi, davanın açılmasından birkaç ay sonrasına verilebilir. Özellikle İstanbul Anadolu Aile Mahkemeleri’nde iş sayısı fazla olduğundan, ~3-4 ay sonrasına gün verilmesi normaldir. (Anlaşmalı boşanmalarda ise dilekçeyle birlikte duruşma için erken tarih talep edilebilir, çoğu zaman 1-2 ay içinde duruşma konur.)
Boşanma Davası Süreci ve Aşamaları
Ön İnceleme Duruşması: Bu ilk duruşmada hakim, tarafların iddia ve savunmalarını özetler, varsa usule ilişkin itirazları (yetki itirazı vs.) karara bağlar ve tarafları sulhe (uzlaşmaya) davet eder. Boşanma davalarında hakim, kanunen tarafları barıştırmaya çalışmakla yükümlüdür. Genellikle “Evliliğinizi kurtarma ihtimali var mı?” gibi sorular sorar. Taraflar barışma konusunda istekli olmazsa davaya devam edilir. Ön inceleme duruşmasında ayrıca mahkeme, hangi konularda anlaşmazlık olduğunu tespit eder ve yargılama planı yapar. Delillerin sunulması için son süreler verilebilir, tanık sayıları netleştirilir.
Tahkikat (Esas Yargılama) Aşaması: Ön incelemeden sonra asıl yargılamaya geçilir. Bu aşamada tanıklar dinlenir, taraflar tekrar beyanlarda bulunur, sunulan deliller incelenir. Örneğin aldatma iddiası varsa, bahsettiğimiz fotoğraflar mahkemede incelenir, tanıklar tek tek dinlenip tutanağa yazılır. Tarafların avukatları, tanıklara sorular yöneltebilir. Eğer deneyimli raporları gerekliyse (örneğin çocuğun velayeti için sosyal hizmet ı raporu, psikiyatri raporu gibi) mahkeme bu konuda bilirkişi atar ve rapor alır. Yine mal paylaşımı gibi bir konu davaya dahil edilmişse (ki genelde ayrı görülür demiştik), keşif ve bilirkişi incelemesi olabilir.
Geçici Önlemler: Dava devam ederken talep varsa tedbir nafakası, geçici velayet gibi konularda hakim karar verebilir. Bu kararlar duruşma sırasında ara karar olarak yazılır ve hemen uygulanır. Örneğin ön incelemede hakim “çocukların dava sonuna kadar anne yanında kalmasına, baba ile her pazar görüşmesine” veya “davalı eşin davacıya aylık 2.000 TL tedbir nafakası ödemesine” karar verebilir. Bu ara kararlar icra edilebilir niteliktedir.
Son Duruşma ve Hüküm: Tarafların delilleri toplandıktan, tanıkları dinlendikten sonra mahkeme duruşmaları sona erdirir. Taraflara son beyanları sorulur. Avukatlar bu aşamada son sözlerini söyler (veya yazılı son dilekçe sunar). Ardından hakim kararını açıklar. Kararda, boşanmaya hükmedip hükmetmediği, hükmediyorsa hangi sebeple boşanma kararı verdiği, velayetin kime verildiği, nafaka miktarları (iştirak, yoksulluk nafakası vs.), tazminat kabul edildiyse tutarları, mal paylaşımıyla ilgili bir talep görüştüyse buna dair sonuç gibi her konu tek tek belirtilir. Ayrıca davalı eşin kusurlu davranışları da genellikle kararda listelenir (örn: “davalı eşin güven sarsıcı davranışlar içinde bulunduğu, müşterek konutu terk ettiği anlaşılmıştır” gibi). Bu kusur tespitleri, tazminat ve nafaka için gerekçe oluşturur.
Hakim kararını genelde kısa kararı olarak duruşma sonunda söyler, ancak gerekçeli karar birkaç hafta sonra yazılır ve taraflara tebliğ edilir. Taraflar kararı beğenmezse (örneğin tazminat çıkmadı veya velayet verilmedi diye) istinaf yoluna başvurabilirler. Boşanma kararları bölge adliye mahkemesi (istinaf) denetimine tabidir. İstanbul’da istinaf mahkemeleri de yine burada mevcut. İstinaf mahkemesi kararı hukuka uygun bulursa onar, yanlış görürse düzeltebilir veya duruma göre yeniden yargılama yapılmasına karar verebilir. İstinaf sonrası hâlâ uyuşmazlık sürerse Yargıtay’a temyiz de mümkündür, ancak anlaşmalı boşanmalarda genellikle kimse istinafa gitmediği için kararlar çabucak kesinleşir.
Kararın Kesinleşmesi ve Nüfus Kütüğü İşlemleri: Boşanma hükmü, temyiz/istinaf edilmediğinde veya tüm kanun yolları tüketildiğinde kesinleşir. Mahkeme kesinleşme şerhini karara işler. Bu aşamada karar aile mahkemesince nüfus müdürlüğüne bildirilir. Nüfusta evlilik kaydınıza “boşanma” ibaresi düşülür ve medeni haliniz bekara döner. Eğer kadın evliyken kocasının soyadını aldıysa, boşanınca otomatik olarak bekarlık soyadına geri döner (eğer isterse ve mahkemeden talep etmişse kocasının soyadını kullanmaya devam etmesine izin verilebilir, bu ayrı bir taleptir).
Boşanma süresince ve sonrasında dikkat edilmesi gerekenler: Dava süreci boyunca tarafların mümkün olduğunca yasal yükümlülüklere uygun davranması, örneğin mahkemenin tedbir kararlarına uyması önemlidir. Aksi takdirde karşı tarafın eline koz geçebilir. Ayrıca, boşanma kararı kesinleşmeden başka biriyle evlilik hazırlığı yapmamak gerekir, çünkü hukuken hala evli sayıldığınız için bu durum bile sorun çıkarabilir (dinî nikah kıymak vs. gibi konular bile nafaka/tazminat sonucunu etkileyebilir). Kesinleştikten sonra her iki taraf da yeni bir evlilik yapabilir.
İstanbul gibi büyük şehirlerde çekişmeli boşanma davalarının ortalama süresi 8 ay ile 1.5 yıl arasında değişebilmektedir. Davanın karmaşıklığı, tarafların tutumu (örneğin her karara itiraz edip süreci uzatmaları), mahkemenin iş yükü gibi etkenler süreyi etkiler. Kadıköy boşanma avukatları genellikle Anadolu Adliyesi’nin yoğunluğuna hakimdilir ve süreci hızlandırmak için neler yapılabileceğini bilirler. Örneğin bazı durumlarda davanın uzamaması için tanık sayısını makul tutmak, gereksiz tartışmalardan kaçınmak, mahkemenin istediği belgeleri zamanında sunmak gibi adımlar önem taşır. Bizler de büromuzda her dosya için bir yol haritası çıkarıyor, müvekkilimizi sürecin her aşamasında bilgilendiriyoruz.
Ayrıca belirtmek gerekir ki, boşanma davası sonuçlandığında taraflar arasında mal paylaşımı ve nafakanın artırımı/azaltımı gibi yan konular yıllar içinde tekrar hukuk gündemine gelebilir. Bu nedenle boşanma gerçekleştikten sonra da avukatınızla irtibatta kalmanız, gerektiğinde hukuki danışmanlık almanız yararınıza olacaktır.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
Kadıköy’de boşanma davası hangi mahkemede açılır?
Kadıköy ilçesinde boşanma davası açacakların müracaat edeceği yer İstanbul Anadolu Aile Mahkemeleri’dir. Kadıköy, Üsküdar, Ataşehir, Maltepe, Kartal gibi Anadolu Yakası ilçelerinin boşanma davalarına İstanbul Anadolu (Kartal) Adliyesi’ndeki Aile Mahkemeleri bakmaktadır. Davayı Anadolu Adliyesi’ne bağlı tevzi bürosunda açabilirsiniz. Unutmayın, eşlerden birinin Kadıköy’de ikamet etmesi veya son 6 ay Kadıköy’de birlikte oturmuş olmanız yeterlidir. Eğer Kadıköy yerine örneğin Avrupa yakasında ikamet ediyorsanız, o zaman İstanbul Çağlayan Adliyesi Aile Mahkemesi yetkili olabilir. Yetki konusunda emin değilseniz, bir avukata danışmak en doğrusu olacaktır. Ancak Kadıköy boşanma avukatı olarak bizim ofisimiz, müvekkillerimizin ikametgahına göre doğru mahkemede davayı açmaları için yönlendirme yapmaktadır.
Boşanma davası ne kadar sürer?
Boşanma davasının süresi, davanın anlaşmalı mı yoksa çekişmeli mi olduğuna ve mahkemenin iş yüküne göre değişir. Anlaşmalı boşanma davaları çok daha kısa sürer; çoğu zaman tek celsede (birkaç dakikalık bir duruşmayla) sonuçlanır. Dava açıldıktan sonra duruşma günü yoğunluğa göre 1-2 ay içinde verilebilir ve ilk duruşmada hakim boşanma kararını verebilir. Çekişmeli boşanma davaları ise delil durumu, tanık sayısı, taleplerin çokluğu gibi nedenlerle genellikle 1 ila 2 yıl arasında sürebilir.
İstanbul gibi büyükşehirlerde ortalama bir çekişmeli boşanma davası ~12-18 ayda karara çıkmaktadır. Tabii ki bu, her iki tarafın da istinaf/temyiz yoluna gitmediği durumda geçerli bir süredir. Eğer karar istinaf mahkemesine taşınırsa, istinafın incelemesi için ek olarak 6-12 ay daha gerekebilir. Bazı çok komplike davalarda Yargıtay süreci derken toplam süre 3 yıla kadar uzayabilir. Ancak genelde ilk derece mahkemesindeki yargılamanın en uzun kısmı, tanıkların dinlenmesi ve bilirkişi raporlarının hazırlanmasıdır. Taraflar usulü hızlı işletir ve gerekmedikçe ara kararlara itiraz edip süre kaybettirmezlerse daha çabuk biter. Sonuç olarak, anlaşmalı davalarda birkaç hafta – birkaç ay, çekişmelilerde bir yıldan uzun bir süreci göz önüne almalısınız.
Boşanma davasında çocuğun velayeti kimde kalır?
Çocuğun velayetinin kime verileceği tamamen çocuğun menfaatine göre belirlenir. Genellikle küçük yaştaki (özellikle 0-6 yaş arası) çocukların anne bakımına muhtaç olduğu kabul edilir ve velayet anneye verilme eğilimi yüksektir. Daha büyük çocuklarda ise babanın koşulları daha iyi ise, baba da velayeti alabilir. Mahkeme, çocuğun anne ve baba ile ilişkisini, bakım ortamlarını, maddi-manevi imkanlarını değerlendirir. Eğer anne veya babadan biri hakkında çocuğa zarar verecek bir durum tespit edilirse (örneğin şiddet, ihmal, kötü yaşam alışkanlıkları gibi) velayet diğer tarafa verilir. Kardeşler varsa, mümkün mertebe birbirinden ayrılmamalarına dikkat edilir – mahkeme istisnai durumlar hariç kardeşleri farklı ebeveyne verme yoluna gitmez.
Çocuk belirli bir yaşa gelip kendi görüşünü ifade edebilecek durumdaysa (genelde 8-12 yaş üstü çocuklar), mahkeme onun tercihini de sorabilir; fakat son karar her zaman çocuğun yüksek yararı olacaktır. Özetle, somut olaya göre velayet anneye de babaya da verilebilir. Kararda velayet verilmeyen taraf için kişisel görüşme (çocukla görüşme) hakları düzenlenir. Ayrıca çocuk için iştirak nafakası ödenmesi yükümlülüğü getirilir. Boşanma sonrasında koşullar değişirse (örneğin velayet verilen ebeveynin vefatı, hastalığı, çocuğun isteğinin değişmesi vb.), velayetin değiştirilmesi davası ile velayet karşı tarafa geçebilir.
Boşanma davasında nafaka nasıl belirlenir?
Nafaka, boşanma davalarında üç ana başlıkta belirlenir: Tedbir nafakası, yoksulluk nafakası ve iştirak nafakası. Tedbir nafakası, dava devam ederken ekonomik olarak zorda kalan eş ve çocuklar için geçici olarak bağlanır; genelde boşanma dilekçesinde talep edilir ve dava sürecince ödenir. Yoksulluk nafakası, boşanma sonrası yoksulluğa düşecek eşe, kusuru daha ağır olmamak şartıyla bağlanan aylık ödemedir. Hakim, yoksulluk nafakası miktarını takdir ederken tarafların gelir durumunu, hayat standartlarını göz önüne alır. Lüks bir hayat süren bir eşin nafaka talebiyle mütevazı yaşayan bir eşin talebi farklı değerlendirilebilir. İştirak nafakası ise çocukların velayeti kendisinde olmayan ebeveyn tarafından, çocukların bakım-eğitim giderlerine katkı için ödenen nafakadır. Burada da çocuğun yaşı, okul durumu, özel ihtiyaçları ve ebeveynlerin geliri dikkate alınır.
Hakimler, genel olarak nafaka miktarını belirlerken resmi maaş bordroları, SGK kayıtları, mal varlığı bilgileri gibi verilere bakar; ayrıca hayat pahalılığı ve asgari geçim şartlarını da göz önünde bulundurur. Örneğin İstanbul’da 2026 yılı için ortalama bir yoksulluk nafakası, eğer nafaka ödeyecek kişinin geliri ortalamaysa, 5.000-10.000 TL bandında olabiliyor; fakat bu tamamen örnektir, her durum değişir. Nafaka kararı verildikten sonra ekonomik şartlar değişirse nafaka artırım veya azaltım davası açılabilir.
Önemli bir nokta: Yoksulluk nafakası süresizdir, ancak nafaka alıcısı evlenirse veya taraflardan biri vefat ederse nafaka kalkar. Nafaka ödememek için istifa etmek gibi kötü niyetli girişimler de mahkemece değerlendirilebilir; hakim bu durumlarda eski gelire göre nafaka belirlemeyi sürdürebilir. Sonuç olarak nafaka, boşanan eşin ve çocukların hayat standartlarında ani bir düşüş olmaması, mağduriyet yaşanmaması için öngörülmüş bir mekanizmadır. Miktarı da her boşanmanın koşullarına göre hakim tarafından hakkaniyetle belirlenir.
Boşanmada maddi ve manevi tazminat neye göre verilir?
Boşanma davasında maddi tazminat, boşanma nedeniyle mali olarak zarara uğrayan ve boşanmada daha az kusurlu olan eşe verilir. Örneğin boşanma yüzünden ekonomik geleceği tehlikeye giren, evlilikten beklediği maddi faydaları kaybeden taraf, diğer eşten para tazminatı talep edebilir. Mahkeme maddi tazminata karar verirken, talep edenin gerçekten bir kaybı olup olmadığına, boşanmaya sebep olan olaylardaki kusur durumuna bakar. Tam kusurlu birinin tazminat talebi kabul edilmez. Manevi tazminat ise boşanmaya yol açan olaylar yüzünden bir eşin kişilik hakları saldırıya uğramışsa, yaşadığı elem ve üzüntünün karşılığı olarak takdir edilir.
Örneğin eşinin onur kırıcı biçimde aldatması, şiddet uygulaması gibi durumlar manevi tazminata gerekçe olabilir. Manevi tazminat tutarı belirlenirken, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kusurun ağırlığı ve olayların şiddeti göz önünde bulundurulur. Mahkeme, manevi tazminatta hem zarar görenin acısını bir parça da olsa dindirecek, hem de karşı tarafa “ceza” etkisi yapmayacak (onu da maddi çöküntüye sokmayacak) makul bir miktar belirlemeye çalışır. Yargıtay genelde manevi tazminat konusunda çok uç rakamları onamıyor; ölçülü olunmasını istiyor.
Maddi tazminatta ise örneğin eşinin kariyerine zarar veren bir davranış varsa veya boşanma yüzünden eş işini gücünü bırakmak zorunda kaldıysa, bunun parasal karşılığı değerlendirilebilir. Tazminat ödemesine karar verildiğinde, bu para genelde toplu olarak ödenir (peşin veya tarafların anlaşmasına göre taksitli olabilir). Son olarak, tazminatın gerçekten alınabilmesi için karşı tarafın ödeme gücü de pratikte önemli. Eğer mahkeme tazminat hükmeder ama karşı tarafın üzerine kayıtlı hiçbir mal yok ve geliri yoksa, tahsilatta güçlük yaşanabilir.
Böyle durumlarda icra takibi yapılır, maaşı varsa bir kısmına haciz konur vs. Tazminat miktarları tamamen olayın özelliklerine göre belirlendiği için, benzer bir boşanma davasında birine 50 bin TL manevi tazminat verilirken başka bir davada 500 bin TL verilebilir – bu tamamen şartlara bağlıdır. Avukatınız dava esnasında emsal kararlar ve kanun çerçevesinde uygun bir tazminat talebi formüle edecektir.
Boşanma davası için avukat tutmak zorunlu mu?
Hayır, Türk hukukunda boşanma davası dahil hiçbir davada avukat tutma zorunluluğu yoktur – herkes kendi davasını kendisi açabilir ve yürütebilir. Ancak bu, pratikte tavsiye edilen bir durum değildir. Boşanma davaları hukuki prosedürler ve teknik detaylar barındırır; dilekçelerin usulüne uygun yazılması, delillerin toplanması, duruşma ve itiraz sürelerinin takibi gibi konular lık gerektirir. Hukuki bilgi ve deneyim olmadan kendi başınıza dava açıp yürütmeye çalışırsanız hak kayıplarına uğrama riskiniz yüksektir.
Özellikle velayet, nafaka, mal paylaşımı gibi maddi ve manevi sonuçları ağır konularda deneyimli bir boşanma avukatı ile çalışmak, sürecin sağlıklı işlemesini sağlar. Avukat, sizin adınıza dilekçeleri hazırlar, yasal argümanları sunar, usul kurallarına riayet eder, karşı tarafın hamlelerine hukuken yanıt verir ve sizi her adımda bilgilendirir. Unutmayın ki, bir davada usul hatası yapmanız veya önemli bir hakkınızı (mesela tazminat talebini) dile getirmeyi unutmanız telafisi güç sonuçlar doğurabilir.
Ayrıca manevi olarak da avukatın desteği önemlidir; dava stresini ve iletişimini avukat üstlenir, siz biraz daha süreci dışardan takip edebilirsiniz. Türkiye’deki uygulamada anlaşmalı boşanmalarda bile protokol ve dilekçenin bir avukat tarafından hazırlanması yaygındır, zira bir kelimenin yanlış yazılması bile davanın reddine neden olabilir. Sonuç olarak, kanunen serbest olsa da pratikte boşanma davasında kendi başınıza hareket etmek büyük bir risk taşır. Mümkünse bir avukattan profesyonel destek alınmasını kesinlikle öneririm.
Kadıköy boşanma avukatı ücreti ne kadardır?
Boşanma avukatı ücretleri, davanın niteliğine, avukatın deneyimine ve harcanacak emeğe göre değişkenlik gösterir. Türkiye Barolar Birliği, her yıl Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi yayınlayarak çeşitli dava türleri için alt sınır ücretler belirler. Örneğin 2024 yılı tarifesine göre anlaşmalı boşanma davalarında avukatlık ücreti en az yaklaşık 5.000 TL, çekişmeli boşanma davalarında en az 7.500 TL olarak belirlenmiş.
Bu rakamlar, avukatın karşı taraftan vekalet ücreti olarak alabileceği asgari tutarlardır. Ancak uygulamada avukatların müvekkillerinden talep ettiği ücretler, davanın zorluğuna, iş yüküne ve ünlü/tecrübeli avukatlarda kendi belirledikleri fiyat politikasına göre değişir. İstanbul gibi büyükşehirlerde boşanma davaları için avukatlık ücretleri, çekişmeli davalarda ortalama 15.000 TL ile 50.000+ TL aralığında olabilir (davanın kapsamı genişse veya mal paylaşımı, ceza dosyaları gibi ek uğraş gerektiren konular varsa rakam artar). Anlaşmalı boşanmalarda ise iş yükü nispeten az olduğu için ücretler genellikle daha düşüktür.
Kadıköy’de boşanma avukatı arayanlar için önerim, ücret konusunu avukatla ilk görüşmede netleştirmeleridir. Avukatınız size ücretin neleri kapsadığını, ekstra masrafları (harçlar, bilirkişi ücretleri vs.) ayrıca sizin ödemeniz gerekip gerekmediğini açıklar. Bizim büromuzda da şeffaf bir ücret politikası izliyoruz; müvekkillerimize davanın başında olası maliyetleri ve avukatlık ücretimizi yazılı olarak bildiriyoruz. Ayrıca bazı durumlarda ödeme kolaylıkları (taksitlendirme gibi) da sağlanabiliyor.
Önemli bir not: Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi altındaki bir ücrete avukat tutmak resmi olarak yasaktır (avukatın daha düşük ücret alması disiplin suçu olabilir). Bu yüzden çok ucuza iş yapacağını söyleyen kişilere de temkinli yaklaşmalısınız. Kadıköy bölgesinde deneyimli ve güvenilir bir boşanma avukatı, ücretini makul seviyede tutarken kaliteli hizmet sunan olacaktır. Ücret konusu elbette ki önemli, ancak boşanma gibi hayatınızı etkileyen bir davada en düşük fiyatı değil, deneyimli temsil ve sonuç alma becerisini kriter almak daha doğrudur. Bu nedenle avukat seçerken ücretin yanı sıra avukatın tecrübesi, önceki dava referansları, iletişim yaklaşımı gibi unsurları da değerlendirin.
deneyimli Kadıköy boşanma avukatını nasıl seçebilirim?
“avukat” kavramı öznel olsa da, iyi bir boşanma avukatı seçerken dikkat edilebilecek bazı kriterler vardır:
- Tecrübe ve lık: Aile hukuku ve özellikle boşanma davalarında deneyimli bir avukat seçmek çok önemlidir. Sürekli bu alanda çalışan, Kadıköy ve İstanbul mahkemelerinin uygulamalarına hakim bir avukat sizi avantajlı kılar. Örneğin yıllardır Anadolu Aile Mahkemelerinde dava yürüten bir avukat, o mahkemenin işleyişini, hakimlerin yaklaşımını daha iyi bilir.
- İletişim ve Güven: Avukatınızla rahat iletişim kurabilmeniz, ona güven duymanız gerekir. İlk görüşmeden itibaren sorularınıza sabırla yanıt veren, size süreci şeffaf biçimde anlatan, gerçekçi vaatlerde bulunan (yani “kesin kazanırız” gibi etik olmayan kesinlikler vermeyen) bir avukat tercih edin. Boşanma süreci kişisel ayrıntılar içerir; avukatınıza özel hayatınızla ilgili pek çok şey anlatacaksınız, bu nedenle onunla güven ilişkisi kurabilmeniz mühim.
- Referanslar ve Başarılar: Memnun kalmış eski müvekkillerin tavsiyeleri, avukatın web sitesindeki makaleler veya başarı hikayeleri fikir verebilir. Tabii ki her davanın sonucu farklıdır ama avukatın itibarını ve mesleki kalitesini anlamak adına bir ön araştırma yapabilirsiniz. Avukatın Baro kaydını kontrol etmek, hakkında disiplin cezası olup olmadığına bakmak da mümkün (Barolar Birliği sitesinden).
- Ücret ve Sözleşme: İyi bir avukat, ücret konusunda net ve dürüst olacaktır. Sözleşme yapmaktan kaçınmaz, her şeyi yazılı hale getirir. avukat en pahalı olan değildir; ancak çok düşük fiyat teklif edenlerden ziyade, makul bir ücret talep eden ve bunu sözleşmeyle güvenceye alan avukatlar genellikle daha profesyoneldir.
- Profesyonel Yaklaşım: Dava stratejisini en baştan planlayan, size alternatif yollar sunabilen (mesela “eşinizle uzlaşırsak şöyle yaparız, uzlaşamazsak böyle ilerleriz” diyebilen), her adımı size izah eden bir avukat çok değerlidir. Ayrıca sır saklama yükümlülüğüne uygun davranan, sizin özel bilgilerinizi koruyacağına emin olduğunuz biri olmalı.
Kadıköy özelinde konuşursak, ilçede ve genel olarak Anadolu Yakası’nda birçok iyi boşanma avukatı bulunuyor. deneyimli kavramı kişiden kişiye değişir ama “sizin için en uygun avukat”ı bulmaya çalışın. Bunun için birkaç avukatla ön görüşme yapabilir, sorular sorabilirsiniz. Örneğin bana ve ekibime danışmaya geldiğinizde, önce durumunuzu dikkatlice değerlendirir, olası yol haritasını çizer, beklentilerinizi dinleriz. Siz de bu süreçte avukatın yaklaşımını test edebilirsiniz. Nihayetinde, boşanma sürecinde yanınızda kimin olmasını istediğinize karar vermek önemlidir; çünkü iyi bir avukat sadece hukuki temsilci değil, aynı zamanda bu zor dönemde sizin destekçiniz de olacaktır.
Sonuç ve Özet
Boşanma, hayatınızın en zor kararlarından biri olabilir; ancak doğru adımları atarak bu süreci en az zararla ve hak kaybına uğramadan atlatmanız mümkündür. Bu rehberde Kadıköy boşanma avukatı perspektifinden boşanmanın tüm yönlerini ele almaya çalıştık: Boşanma sebeplerini, anlaşmalı ve çekişmeli dava farklarını, çocukların velayet ve nafaka durumlarını, mal paylaşımını, dava açma sürecini ve sıkça merak edilen soruları yanıtladık. Görüldüğü üzere, boşanma davası sadece duygusal değil aynı zamanda ciddi hukuki hazırlık gerektiren bir süreçtir. İstanbul ve Marmara Bölgesi’nde yıllardır aile hukuku alanında hizmet veren biri olarak söyleyebilirim ki, her boşanma davası kendi içinde farklı dinamiklere sahiptir. Dolayısıyla deneyimli bir avukat desteğiyle hareket etmek her zaman en doğru yaklaşımdır.
Avukat Bilal Alyar olarak, İstanbul (Kadıköy) merkezli ofisimde Türkiye’nin her yerinden müvekkillere boşanma ve aile hukuku konularında danışmanlık ve temsil hizmeti sunmaktayım. Her dosyada öncelikle müvekkilimin menfaatlerini ve aile yapısının özelliklerini göz önüne alarak bireysel bir strateji belirliyorum. Boşanma sürecinde haklarınızı bilmeniz, sürece hazırlanmanız ve soğukkanlı davranmanız çok önemli. Bu rehberde edindiğiniz bilgiler, genel bir farkındalık yaratacaktır ancak kendi durumunuza özel sorularınız veya tereddütleriniz varsa bire bir profesyonel destek almaktan çekinmeyin.
Unutmayın, doğru adımlar atıldığında boşanma süreci yönetilebilir bir hale gelir ve yeni bir başlangıç yapmak mümkün olur. Eğer boşanma ile ilgili hukuki desteğe ihtiyacınız varsa, kapımız her zaman açık. İstanbul Kadıköy’deki ofisimizde veya çevrim içi görüşmelerle durumunuzu değerlendirip size en uygun çözümleri sunabiliriz.
Her zaman söylediğimiz gibi: “Zor bir boşanma süreci, doğru rehberlikle aşılabilir.” Haklarınızdan emin olmak, geleceğe güvenle bakmak için profesyonel destek almayı ihmal etmeyin. Sorularınız veya hukuki yardıma ihtiyaç duyduğunuz konular olursa, iletişim sayfamız üzerinden bize ulaşabilir, randevu alarak detaylı görüşme sağlayabilirsiniz. Kadıköy başta olmak üzere İstanbul ve tüm Marmara Bölgesi’nde boşanma ve aile hukuku alanında yanınızda olmaktan memnuniyet duyarız.
Boşanma avukatı Kadıköy konusunda hazırladığımız bu kapsamlı rehberin, siz değerli okurlara faydalı olmasını umuyoruz. Unutmayın, bilgi güçtür – hukuki haklarınızı bilerek ve bilinçli adım atarak, en zorlu süreçleri dahi deneyimli şekilde yönetebilirsiniz. Yeni bir başlangıç yaparken yanınızda deneyimli bir rehber olsun istiyorsanız, Avukat Bilal Alyar olarak deneyimimiz ve deneyimli ekibimizle hizmetinizdeyiz. Herkese huzurlu ve sağlıklı günler dileriz.
İçerikte geçen hukuki bilgiler genel niteliktedir ve zamanla değişebilir. Spesifik durumlar için profesyonel hukuki danışmanlık almanız tavsiye olunur. Bu makale Av. Bilal Alyar’ın bilgi ve deneyimleri ışığında hazırlanmıştır.
https://www.anayasa.gov.tr/tr/anasayfa/ ğukan arı kadıköy boşanma avukatları, kadıköy boşanma avukatı avukat doğukan kim ?
Kadıköy Boşanma Avukatı Kartal Boşanma Avukatıİstanbul Boşanma Avukatı İstanbul Boşanma Avukatı
https://www.istanbulbarosu.org.tr/
Aile hukuku süreçlerinizde profesyonel destek almak içinhakkımızda sayfamızı inceleyebilirsiniz. Sorularınız içiniletişim sayfamızdan bize ulaşabilir, bilişim avukatı hizmetlerimizi de inceleyebilirsiniz.
Mevzuat resmi kaynaklarından güncel mevzuata ulaşabilirsiniz.
İlgili Mevzuat
İlgili Yargı Kararları
Bu konuyla ilgili emsal niteliğindeki yargı kararları şunlardır:
Evlilik Birliğinin Temelden Sarsılması (TMK M.166)
Çocuğun Üstün Yararı İlkesi
Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi
Yazar: Av. Bilal ALYAR (İstanbul Barosu 54965)
Son Güncelleme: 28 Mart 2026
info@bilalalyar.av.tr | Kartal/İstanbul
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
Türkiye’de bu alanda hukuki süreç ne kadar sürer?
Yabancı uyruklu kişiler Türk mahkemelerinde dava açabilir mi?
Türkiye’de avukat tutmak zorunlu mudur?
Hukuki danışmanlık ücreti ne kadardır?
Türk mahkemesi kararları yurt dışında uygulanabilir mi?
Avukat Bilal Alyar’a nasıl ulaşabilirim?
⚖️ Bu içerik yalnızca bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Somut hukuki sorunlarınız için mutlaka bir avukata danışınız.
Boşanma Avukatı Kadıköy nedir?
Boşanma Avukatı Kadıköy, Türk hukuk sisteminde önemli bir konudur. Bu husus, ilgili kanun ve yönetmelikler çerçevesinde düzenlenmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve ilgili mevzuat kapsamında değerlendirilmektedir.
Boşanma Avukatı Kadıköy için hangi avukata başvurulmalı?
Boşanma Avukatı Kadıköy konusunda uzman bir avukata başvurmanız önerilir. Bilal Alyar Hukuk & Danışmanlık olarak bu alanda profesyonel hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktayız. Detaylı bilgi için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
Boşanma Avukatı Kadıköy sürecinde dikkat edilmesi gerekenler nelerdir?
Boşanma Avukatı Kadıköy sürecinde yasal sürelere dikkat edilmesi büyük önem taşır. Gerekli belgelerin eksiksiz hazırlanması, başvuru sürelerinin kaçırılmaması ve profesyonel hukuki destek alınması sürecin sağlıklı ilerlemesi için kritik unsurlardır.
Boşanma Avukatı Kadıköy masrafları ne kadardır?
Boşanma Avukatı Kadıköy ile ilgili masraflar, davanın niteliğine ve kapsamına göre değişkenlik gösterir. Yargı harçları, avukatlık ücretleri ve diğer masraflar hakkında detaylı bilgi almak için hukuk büromuzla görüşmenizi tavsiye ederiz.
Boşanma Avukatı Kadıköy için gerekli belgeler nelerdir?
Boşanma Avukatı Kadıköy işlemleri için kimlik belgesi, ilgili sözleşmeler ve varsa önceki yazışmalar gibi belgelerin hazırlanması gerekmektedir. Her dosyanın kendine özgü koşulları olabileceğinden, tam belge listesi için avukatınıza danışmanız önerilir.
İlgili Hizmet Alanlarımız
- Boşanma Avukatı İstanbul
- Kripto Para Avukatı İstanbul
- Bilişim Avukatı İstanbul
- Şirket Avukatı İstanbul
- Sosyal Medya Hukuku
İlgili Mevzuat ve Yararlı Kaynaklar
| Mevzuat | Konu | Madde Atfı |
|---|---|---|
| 4721 SK — TMK | Türk Medeni Kanunu — Aile hukuku | m.118-494 |
| TMK m.161-166 | Boşanma sebepleri | Özel ve genel sebepler |
| TMK m.166/3 | Anlaşmalı boşanma | Min. 1 yıl evlilik |
| TMK m.174-175 | Tazminat ve yoksulluk nafakası | Kusur analizi |
| TMK m.182 | Velayet | Çocuğun üstün yararı |
| TMK m.202-232 | Mal rejimi — edinilmiş mallara katılma | Katılma alacağı, değer artış payı |
| TMK m.282-301 | Soybağı | Tanıma, babalık, ret |
| TMK m.305-320 | Evlat edinme | Küçük ve ergin |
| TMK m.396-494 | Vesayet | Kısıtlama, vasi, kayyım |
| 6284 SK | Ailenin korunması | Koruma ve önleyici tedbirler |
| 5718 SK — MÖHUK | Yabancı karar tanıma-tenfiz | m.50-59 |
| 4787 SK | Aile Mahkemeleri | Pedagog/psikolog/sosyal çalışmacı |
| HMK m.12 | Aile mahkemesi yetkisi | Yerleşim yeri / son 6 ay |
| İİK m.38, 344 | İlam ve tazyik hapsi | Nafaka tahsili |
| AİHS m.8 | Özel hayat ve aile yaşamına saygı | İnsan hakları çerçevesi |
Başvurulacak Kurumlar
- Aile Mahkemesi — boşanma, velayet, nafaka, mal rejimi, evlat edinme, soybağı
- Sulh Hukuk Mahkemesi — vesayet, kayyım, tereke
- Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü — sosyal inceleme, koruma
- Nüfus Müdürlüğü — tanıma, boşanma tescili
- Noter — evlilik sözleşmesi, vekalet
- Arabuluculuk Daire Başkanlığı — ihtiyari aile arabuluculuğu
- BAM Hukuk Daireleri / Yargıtay Hukuk Genel Kurulu — kanun yolu
Genel bilgilendirme niteliğindedir; somut dosyanız için uzman değerlendirmesi gereklidir.
Resmi Kaynaklar
- Mevzuat Bilgi Sistemi (mevzuat.gov.tr)
- Yargıtay Karar Arama (karararama.yargitay.gov.tr)
- UYAP Vatandaş Portalı (uyap.gov.tr)
- İstanbul Barosu (istanbulbarosu.org.tr)
- T.C. Adalet Bakanlığı (adalet.gov.tr)
- Türkiye Barolar Birliği (barobirlik.org.tr)
Hazırlayan Avukat
Av. Bilal ALYAR — İstanbul Barosu Sicil No: 54965
Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu (2015). Aile hukuku, ceza hukuku, kripto para hukuku, bilişim hukuku, şirketler hukuku ve vergi hukuku alanlarında faaliyet göstermektedir.
Bu içerik yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır; somut hukuki görüş ya da avukat-müvekkil ilişkisi oluşturmaz. Her dosya kendine özgü koşullar içerdiğinden, hukuki sorunlarınız için bir avukata danışmanız önerilir.
Emsal Yargıtay Kararları — Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması
Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen genel boşanma sebebi, evlilik birliğinin ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmasıdır. Aşağıdaki kararlar bu sebebin mahkeme uygulamasındaki yansımalarını gösterir.
- Yargıtay 10. HD, 2025/10020 E., 2025/16821 K., 08.12.2025 — UYAP Kararı
- Yargıtay 2. HD, 2025/3890 E., 2025/10466 K., 01.12.2025 — UYAP Kararı
- Yargıtay 10. HD, 2025/12599 E., 2026/712 K., 03.02.2026 — UYAP Kararı
- Yargıtay 10. HD, 2025/296 E., 2026/138 K., 20.01.2026 — UYAP Kararı
- Yargıtay 2. HD, 2025/3998 E., 2025/11910 K., 24.12.2025 — UYAP Kararı
Evlilik birliğinin sarsılması sebebine dayanan davalarda kusur paylaşımı, maddi-manevi tazminat ve nafaka taleplerini doğrudan etkiler. Taraflardan hangisinin daha ağır veya eşit kusurlu olduğunun tespiti bakımından tanık beyanları, iletişim kayıtları ve sağlık raporları gibi deliller önemlidir.
