İİK m.96-97 İstihkak Davası: Üçüncü Kişi ve Haciz (2026)

İstihkak davası, haczedilen mal üzerinde üçüncü kişinin ileri sürdüğü hakkın takip alacaklısına karşı korunmasıyla ilgilidir. İİK m.96, m.97, m.97/a ve m.99 birlikte okunmalıdır: malın kimin elinde bulunduğu, iddiaya itiraz edilip edilmediği ve üçüncü kişiye iddiasını bildirme imkânı tanınıp tanınmadığı, izlenecek yolu değiştirir.

30 saniyede istihkak süreci

  • İcra dairesine istihkak iddiasında bulunmak ile mahkemede istihkak davası açmak aynı işlem değildir.
  • İİK m.96/3 kapsamındaki yedi günlük bildirim süresi, haczin öğrenilmesine bağlıdır. m.97/6 kapsamındaki dava süresi ise icra mahkemesi kararının tefhim veya tebliğinden başlar.
  • Kendisine iddiada bulunma imkânı verilmemiş üçüncü kişinin m.97/9 yolu ve üçüncü kişinin zilyetliğindeki mal için m.99 yolu ayrıca değerlendirilir.
  • İİK m.99 uygulanıyorsa dava açması için yedi gün verilen taraf alacaklıdır. Her olayda üçüncü kişi dava açacakmış gibi hareket edilmemelidir.
  • İddia, haczin, muhafazanın ve satışın kendiliğinden aynı anda durduğu anlamına gelmez. Her işlem için ilgili hüküm ve dosyadaki karar ayrı incelenir.

Bu rehber genel bilgilendirme içindir. Süre başlangıcı, tutanak, tebligat ve kararların birlikte okunmasını gerektirir; tek başına dilekçe veya dava stratejisi yerine geçmez.

Son güncelleme: 26.10.2026. İddia ve dava süreleri ayrıldı; birlikte zilyetlikte muhafaza, m.99 yolu ve 21.05.2026 tarihli Yargıtay kararının sınırları işlendi.

İçindekiler

  1. İstihkak iddiasının bildirilmesi
  2. Süre ve taraf tablosu
  3. Zilyetlik ve muhafaza
  4. İspat ve belgeler
  5. Karar, satış ve tazminat
  6. Doğrulanmış Yargıtay kararı
  7. Sıkça sorulan sorular
  8. Kaynaklar ve ilgili süreçler

İstihkak iddiasının bildirilmesi

İİK m.96, borçlunun elindeki malı başkasının mülkü veya rehni olarak göstermesini ve üçüncü kişinin mülkiyet ya da rehin hakkı ileri sürmesini düzenler. İcra dairesi iddiayı haciz ve icra tutanaklarına geçirir, iki tarafa bildirir. Alacaklı ve borçluya itirazlarını bildirmeleri için üç gün verilir; sessiz kalırlarsa istihkak iddiasını kabul etmiş sayılırlar.

Bu aşamada hangi mal için hangi hakka dayanıldığının açıkça belirtilmesi gerekir. Bir işyerindeki bütün malların üçüncü kişiye ait olduğunu söylemek, tek tek malların edinilme ve bulundurulma sebeplerini ispat etmekle aynı şey değildir. Tutanakta malın ayırt edici özellikleri, iddiada bulunanın sıfatı ve sunduğu belgeler kontrol edilmelidir.

Hacizden haberdar olan borçlu veya üçüncü kişinin m.96/3 kapsamındaki iddia süresi yedi gündür. Sürenin geçirilmesi, aynı takipte bu iddiayı ileri sürme hakkının kaybına yol açar. Kanun, iddianın ileri sürüldüğü veya m.97/9 davasının açıldığı tarihte iddia sahibiyle birlikte oturanlar ve onun iş ortakları için ayrıca öğrenme karinesi öngörür. Bu kişilerin mutlaka daha sonra öğrendiği varsayılamaz.

Dava açacak taraf ve süre başlangıçları

Birbirine benzeyen yedi günlük süreler farklı işlemlere bağlanmıştır. Haciz tarihi, öğrenme tarihi ve mahkeme kararının bildirildiği tarih aynı gün olmayabilir. Önce uygulanacak yol belirlenmeli, ardından o yolun başlangıç olayı ve belgesi bulunmalıdır.

İİK kapsamındaki iddia, itiraz ve dava yolları
Aşamaİlgili kişiSüre ve başlangıçHukuki dayanak
Haczi öğrenince istihkak iddiasını bildirmeBorçlu veya üçüncü kişiHaczin öğrenilmesinden itibaren yedi günİİK m.96/3
Bildirilen iddiaya itirazAlacaklı ve borçluİcra dairesinin bildiriminde verilen üç günlük mühletİİK m.96/2
İtiraz sonrası mahkeme kararına bağlı istihkak davasıÜçüncü kişiİcra mahkemesi kararının tefhim veya tebliğinden itibaren yedi günİİK m.97/6
İddia imkânı verilmemiş kişinin doğrudan davasıÜçüncü kişiHaczin öğrenilmesinden itibaren yedi gün; mal veya bedelin durumu ayrıca aranırİİK m.97/9
Mal üçüncü kişi elindeyken istihkak davasıAlacaklıİcra müdürünün dava açmak için verdiği yedi günİİK m.99

m.97 yolunda iddiaya itiraz edilirse icra memuru dosyayı hemen icra mahkemesine verir. Mahkeme, takibin devamına veya talikine karar verir. Üçüncü kişi m.97/6 süresinde dava açmazsa alacaklıya karşı iddiasından vazgeçmiş sayılır. Takibin devamına ilişkin bu ilk kararın kesin olması, sonraki istihkak davasıyla aynı karar verildiği anlamına gelmez.

m.97/9, önceki hükümler çerçevesinde istihkak talebinde bulunma imkânı verilmemiş üçüncü kişiye yöneliktir. Dava haczedilen mal hakkında; mal satılmışsa bedel henüz alacaklıya verilmemiş olmak şartıyla bedel hakkında açılabilir. Bu yolun koşulları bulunmadan, her süresi kaçırılmış iddianın doğrudan dava ile yenilenebileceği söylenemez.

Malın zilyetliği ve uygulanacak yol

İİK m.97/a uyarınca taşınırı elinde bulunduran kişi malik sayılır. Borçlu ile üçüncü kişinin malı birlikte ellerinde bulundurması halinde de mal borçlu elinde kabul edilir. Bununla birlikte birlikte oturulan yerde niteliğinden kime ait olduğu açıkça anlaşılan veya meslek ve uğraş gereği o kişiye ait sayılan mallar için maddede ayrı karine vardır. Karinenin aksini ileri süren kişi bunu ispat etmelidir.

Birlikte zilyetlik halinde üçüncü kişi yedieminliği kabul ederse mal muhafaza altına alınmaz. Ancak m.97/1 uyarınca takibin devamına karar verilirse muhafaza altına alınabilir. Bu iki cümle 7343 sayılı Kanun m.8 ile eklenmiştir. Haciz konulması ile malın fiilen alınarak muhafazaya götürülmesi bu nedenle birbirinden ayrılmalıdır.

Mal borçlunun elinde olmayıp üzerinde mülkiyet veya başka ayni hak ileri süren üçüncü kişinin elindeyse m.99 gündeme gelir. Üçüncü kişi yedieminliği kabul ederse mal muhafaza altına alınmaz. İcra müdürü alacaklıya dava açması için yedi gün verir; alacaklı dava açmazsa üçüncü kişinin iddiası kabul edilmiş sayılır. Süresinde açılan dava bitene kadar mal satılamaz. Üçüncü kişinin yokluğunda haciz yapılması ve onun lehine iddia ileri sürülmesi halinde de m.99’daki hüküm uygulanır.

Haciz yerinde borçlu bulunması, adreslerin benzerliği veya şirketler arasındaki ilişki tek bir etiketle değerlendirilemez. Tutanaktaki takip borçlusu, malın bulunduğu yer ve eldeki belgeler birlikte incelenir. Aşağıdaki Yargıtay kararı, bu ayrımın somut dosyada nasıl sonuç doğurduğunu gösterir.

Mülkiyet ve bulundurma sebebinin ispatı

İİK m.97/a, davacının malı nasıl edindiğini ve borçlunun elinde bulunmasının hukuki ve fiilî sebeplerini göstermesini ve ispatlamasını ister. Bu nedenle fatura, ödeme belgesi, teslim kaydı, kira veya kullanım sözleşmesi gibi belgeler, dava konusu belirli malla ilişkilendirilerek değerlendirilmelidir. Her faturanın tek başına yeterli olduğu veya hiçbir faturanın yeterli olamayacağı biçiminde bir kural kurulamaz.

Hazırlıkta şu belgeler birlikte ele alınabilir: haciz tutanağı ve mal listesi, iddia ve itiraz bildirimleri, tebligat evrakı, icra mahkemesinin ilk kararı, edinim ve ödeme kayıtları, malın seri numarası veya benzeri ayırt edici bilgileri. Bu bir dosya hazırlık listesidir; her olayda tüm belgelerin bulunması ya da bu listeyle davanın kazanılması garanti edilmez.

Borçlu ile üçüncü kişinin aynı iddiada birleşmesi alacaklıyı bağlamaz. Bununla birlikte borçlunun, malın üçüncü kişiye ait veya ona rehinli olduğunu kabul etmesi kendi aleyhine delildir; borçlu sonradan bu ikrarına aykırı iddiada bulunamaz. Alacaklı bakımından ispat meselesi, yalnız borçlunun kabul beyanıyla kapanmaz.

Dava, satış ve tazminat bakımından sonuçlar

İİK m.97 kapsamındaki istihkak davası genel hükümler çerçevesinde basit yargılama usulüyle görülür; kanun bu davaların süratle ve diğer davalardan önce karara bağlanmasını öngörür. Bu hüküm belirli bir haftada veya ayda sonuçlanma garantisi değildir. Dava sırasında m.106’daki süreler işlemez.

Takibin taliki otomatik değildir. Sırf satışı geri bırakmak için kötüye kullanma konusunda ciddi sebepler varsa talik talebi reddedilir. Talike karar verilirse alacaklının muhtemel zararına karşı m.36’da gösterilen teminat alınır; cinsi ve miktarı mevcut delillere göre takdir edilir. Mal dava bitmeden paraya çevrilmişse bedelin tutulması veya alacaklıya verilmesi için m.97’de ayrıca karar düzeni vardır.

İİK m.97’deki iki farklı tazminat koşulu
DurumKoşul ve alt sınır
Davacı üçüncü kişi aleyhineDava nedeniyle takip talik edilmiş ve dava sonunda reddedilmişse, alacaklının bu dava yüzünden tahsili geciken miktarının yüzde yirmisinden az olmamak üzere tazminat
İddiaya itiraz eden alacaklı veya borçlu aleyhineİstihkak davası sabit olur ve itiraz edenin kötü niyeti ortaya çıkarsa, haczedilen mal değerinin yüzde on beşinden az olmamak üzere, asıl davayla birlikte tazminat

İki tazminatın koşulları ve hesap tabanları farklıdır. Her ret kararında otomatik yüzde yirmi veya her kabul kararında otomatik yüzde on beş sonucu çıkarılamaz. Talep ve koşullar dosya üzerinden değerlendirilir.

İstihkak ile tasarrufun iptali aynı dava değildir. Ancak yolların bütünüyle ilişkisiz olduğu da söylenemez: m.97, haczi yaptıran alacaklının istihkak davasına karşı, geçici veya kesin aciz belgesi ibrazına mecbur olmadan karşı dava olarak iptal davası açabilmesini ayrıca düzenler. Bu özel düzenleme, her muvazaa iddiasının yalnız tasarrufun iptali yoluyla çözüleceği anlamına gelmez.

Doğrulanmış karar: m.97 ve m.99 ayrımı

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 21.05.2026, E.2026/760, K.2026/3757: İncelenen haciz üçüncü kişi şirketin adresinde yapılmış; takip tutanağındaki borçlu hacizde hazır bulunmamış ve onun adına belge bulunamamıştır. Daire, diğer dosya borçlusuna ait evrak ve ilişki iddialarının istihkak davasının esasında değerlendirilebileceğini belirterek, haczin m.96-97’ye göre yapılmış sayılmasına karar veren bölge adliye mahkemesi kararını bozmuştur. Şikayetin reddi ve terditli istihkak iddiasının reddi isteminin esası hakkında deliller değerlendirilerek karar verilmesi gerektiğini açıklamıştır.

Bu sonuç, üçüncü kişinin mülkiyetinin her durumda kesinleştiğini veya borçlu hacizde yoksa her dosyada m.99 uygulanacağını göstermez. Kararın kapsamı, somut haciz ve takip borçlusuyla bağın belirlenmesidir; esas hakkındaki delil değerlendirmesi ayrıca yapılacaktır.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi kararının resmî tam metni. Erişim: 26.10.2026.

Sıkça sorulan sorular

İstihkak iddiası ile dava aynı şey mi?

Hayır. İddia, ilgili koşullarda icra dairesine bildirilir; dava ise icra mahkemesinde açılır. Hangi işlemin süresinin başladığı ayrıca belirlenmelidir.

Yedi günlük süre her zaman haciz günü mü başlar?

Hayır. m.96/3 ve m.97/9 haczin öğrenilmesine, m.97/6 ise icra mahkemesi kararının tefhim veya tebliğine bağlanmıştır. m.99’da alacaklıya icra müdürünce verilen dava süresi söz konusudur.

Mal üçüncü kişinin elindeyse kim dava açar?

m.99’un koşulları varsa icra müdürü, üçüncü kişi aleyhine dava açması için alacaklıya yedi gün verir. Süresinde dava açılmazsa üçüncü kişinin iddiası kabul edilmiş sayılır.

İstihkak iddiası malın götürülmesini engeller mi?

Tek başına her durumda engellemez. Birlikte zilyetlikte m.97/a ve üçüncü kişinin zilyetliğinde m.99, yedieminliğin kabulüne bağlı muhafaza hükümleri içerir. m.97/1 uyarınca takibin devamı kararı verilmesi de birlikte zilyetlikte sonucu değiştirebilir.

Fatura sununca haciz mutlaka kalkar mı?

Hayır. Belgenin dava konusu malla ilişkisi, edinim ve malın borçlu elinde bulunmasının sebebi birlikte değerlendirilir. Fatura sunulması davanın sonucunu tek başına garanti etmez.

Dava reddedilirse mutlaka tazminat ödenir mi?

m.97’de üçüncü kişi aleyhine düzenlenen tazminat için dava üzerine takibin taliki ve sonunda ret koşulları birlikte aranır. İddiaya itiraz eden aleyhine tazminat ise ayrı kötü niyet koşuluna ve farklı hesap tabanına bağlıdır.

Resmî kaynaklar ve ilgili süreçler

Bu rehberin dayanağı 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.96, m.97, m.97/a ve m.99 ile yukarıda tam metni bağlantılanan karardır. Norm ve karar erişimi: 26.10.2026.

Hazırlayan

Yazar: Av. Bilal Alyar, İstanbul Barosu
ALYAR LAW & CONSULTANCY
İletişim

Her dosya kendi belgeleri ve işlem tarihleriyle değerlendirilir. Bu metin sonuç, süre veya mülkiyet tespiti garantisi içermez ve avukat-müvekkil ilişkisi kurmaz.

0534 636 19 19 WhatsApp @alyarhukuk alyarlaw@gmail.com