İcra ve İflas Hukuku Rehberi — 2004 İİK ve E-Haciz 2026

Bu sayfa bilgilendirici nitelikte hazırlanmıştır; somut uyuşmazlığa ilişkin hukuki görüş niteliği taşımaz. Her dosyanın olguları kendine özgüdür; ilk görüşme için 0545 199 25 25 numarasından Alyar Hukuk & Danışmanlık’a ulaşabilirsiniz.

Alacağın tahsili, ödeme emrine itiraz, mal beyanı mecburiyeti, ihtiyati haciz, tasarrufun iptali ve konkordato; Türk hukukunda günlük ekonomik yaşamın kesişim noktasını oluşturur. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK) 1932’de yürürlüğe girdiğinden bu yana yüz otuza yakın değişiklik geçirmiş, son dönemde 7101 sayılı Kanun (2018), 7343 sayılı Kanun (2021) ve 7518 sayılı Kanun’un (2024) etkisiyle elektronik takip, UYAP e‑satış ve konkordato rejiminde köklü dönüşüm yaşanmıştır. Alyar Hukuk & Danışmanlık, Kartal merkezli ofisinden İstanbul genelinde icra takibi, itiraz, iflas, konkordato ve tasarrufun iptali dosyalarında alacaklı‑borçlu arasında süreci yönetir.

  • Hız ve süre disiplini: İlamsız takipte ödeme emrine itiraz 7 gün, mal beyanı 7 gün; kambiyo senedinde itiraz 5 gündür. Sürelerin kaçırılması genelde esasa itiraz hakkını düşürür.
  • Elektronik dönüşüm: 7343 sayılı Kanun sonrası UYAP üzerinden e‑haciz, TAKBİS taşınmaz sorgu ve e‑satış zorunlu hale gelmiş; dosyanın fiziksel takibinden çok dijital yönetimi ön plana çıkmıştır.
  • Konkordato gerçekliği: İflas erteleme 7101 sayılı Kanun’la kaldırılmış, yerine adi konkordato ve mal terki konkordatosu getirilmiş; 7518 sayılı Kanun ile bağımsız denetim ve geçici mühlet kriterleri sıkılaştırılmıştır.

2004 Sayılı İİK’nın Yapısı ve Güncel Reformlar

Cumhuriyet dönemi borçlar‑ticaret mevzuatının üçüncü büyük kodu kabul edilen 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, altı ayrı kitap ve yaklaşık üç yüz altmış maddeden oluşur. Kanun, özel hukuk alacaklarının cebri icra yoluyla tahsilini, iflas prosedürünü, konkordatoyu ve icra ceza hükümlerini tek bir çatı altında toplar. Günlük uygulamada “icra” kelimesinin çağrıştırdığı ödeme emri‑haciz‑satış döngüsü, İİK’nın yalnızca birinci kitabının konusudur; ikinci kitap iflasa, üçüncü kitap konkordatoya, dördüncü kitap yeniden yapılandırmaya, beşinci kitap icra ve iflas suçlarına, altıncı kitap nihai hükümlere ayrılmıştır.

Yirmi birinci yüzyılda kanun üç büyük reform dalgası görmüştür. 7101 sayılı Kanun (15 Mart 2018) iflas erteleme müessesesini kaldırarak konkordatoyu yeniden tasarlamış, borca batık şirketlere nefes aldırma yolunu tekrar işlevsel hale getirmiştir. 7343 sayılı Kanun (24 Kasım 2021) ise haciz sürecinin dijitalleşmesine odaklanmış; taşınmaz satışlarında e‑satış zorunlu kılınmış, borçlu adresine gidilmeden banka hesaplarına UYAP üzerinden e‑haciz bırakma imkanı genişletilmiştir. 7518 sayılı Kanun (2024) konkordato talep şartlarını ağırlaştırmış, bağımsız denetim raporunu zorunlu koymuş ve geçici mühlet kararının şartlarını sıkılaştırmıştır. Mevzuatın güncel metinlerine mevzuat.gov.tr üzerinden erişilebilir.

Kanunun uygulayıcıları icra müdürlükleri, icra hakimlikleri, ticaret mahkemeleri, asliye hukuk mahkemeleri ve iflas müdürlükleridir. İcra müdürlüğü idari bir merci olup takip işlemlerini yürütür; icra hakimliği ise İİK 16’dan gelen şikayet yetkisi ile idari işlemlere karşı yargısal denetim sağlar. Ticaret mahkemeleri iflas ve konkordato dosyalarında görevlidir. Bu ayrım, işin usul yönünden doğru mecraya yönlendirilmesi için kritik öneme sahiptir; yanlış yargı yerine açılan bir itirazın iptali davası görev yönünden usulden reddedilebilir.

İcra ve iflas hukukunun yorumunda Anayasa Mahkemesi içtihadı belirleyicidir. anayasa.gov.tr üzerindeki bireysel başvuru kararları, meskeniyet iddiasının Anayasa m.17 ve m.35 ile ilişkisini, icra satışlarının m.36 adil yargılanma hakkı boyutunu ve orantılılık denetimini uygulamaya yerleştirmiştir. Alyar Hukuk, dosya stratejisini bu içtihat çerçevesine oturtarak yürütür.

İlamsız İcra Takibi ve 7 Günlük İtiraz Rejimi

Ödeme Emrinin Niteliği ve Tebliği

İlamsız takip, alacaklının elinde mahkeme ilamı olmaksızın sadece bir senet, fatura, sözleşme veya sözlü alacak iddiası ile başlatabildiği en yaygın takip türüdür. İİK 42. madde uyarınca para ve teminat alacakları için başlatılır; hak sahibinin alacak iddiasının doğruluğu araştırılmadan, ödeme emri tebliği ile süreç harekete geçer. Borçluya tebliğ edildikten sonra yedi gün içinde itiraz edilmezse ödeme emri kesinleşir ve haciz aşamasına geçilir.

Ödeme emrinin unsurları İİK 60. maddede sıralanmıştır: alacağın miktarı, dayanağı, faiz oranı ve başlangıcı, yedi günlük itiraz süresi, itirazın itiraz konusu yapılmaması halinde doğacak sonuçlar ve mal beyanında bulunma zorunluluğu tek tek yazılmalıdır. Unsurlardan biri eksikse İİK 16 kapsamında şikayet yolu açıktır. Tebliğin geçerliliği 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine tabidir; hatalı tebliğ halinde sürenin başlamadığı kabul edilir ve itiraz süresi yeniden hesaplanır.

Esasa İtiraz ve İmzaya İtiraz Ayrımı

İtiraz kalemi iki türdür. Esasa itiraz alacağın varlığını, miktarını veya muacceliyetini tartışır; imzaya itiraz ise yalnızca adi senetlerde dayanak belgenin imzasını inkar eden özel bir itirazdır. İİK 62. madde imzaya itirazı “açıkça” ifade etme zorunluluğu getirdiğinden, sadece “itiraz ediyorum” ifadesi imza inkarı sayılmaz; bu kural, alacaklı vekillerinin çoğu kez lehine işler. Borçlunun yedi günlük süre içinde icra dairesine dilekçe vererek ya da UYAP üzerinden elektronik başvuruyla itirazını iletmesi gerekir.

İtiraz alındığında takip durur. Alacaklının bundan sonra iki seçeneği vardır: itirazın kaldırılması (İİK 68) icra mahkemesine yönelir ve senedin niteliğine göre özel delil kısıtlaması içerir; itirazın iptali (İİK 67) ise genel mahkemede tam yargılama ile görülür ve hakim ispat yüküne göre tüm delilleri değerlendirir. Tercih, elde bulunan belgenin gücü, dava süresi beklentisi ve yüzde yirmilik inkar tazminatı talebine göre yapılır. Mal beyanı yükümlülüğüne ilişkin yedi günlük ayrı süre İİK 74’te düzenlenmiş olup itirazdan bağımsız işler; itiraz edilse dahi borçlunun mal beyanı verme yükümlülüğü İİK 76 uyarınca hapsen tazyik yaptırımına tabidir.

İlamlı Takip ve İcranın Geri Bırakılması

İcra Emri ve Sınırlı İtiraz Sebepleri

İlamlı takip, elinde mahkeme kararı, icra emri verilebilecek nitelikte bir belge (noter senedi, arabuluculuk anlaşma belgesi, icra kefalet senedi, temyiz tasdikli ilam) bulunan alacaklının İİK 32. madde uyarınca başlattığı prosedürdür. İlamın verdiği kesin hüküm kuvveti sayesinde borçluya ödeme emri değil, “icra emri” çıkarılır ve itiraz yolu kapalıdır. Borçlunun elinde kalan tek silah, İİK 33’te sayılı sınırlı itiraz sebepleridir: itfa, imhal (mehil), zamanaşımı ve yetkisizlik. Bu itirazların dahi sıkı belge şartına bağlanması ilamlı takibi alacaklı için güçlü kılar.

7 günlük icra emri süresi içinde ödeme yapılmazsa haciz aşaması açılır. Tebligat Kanunu çerçevesinde icra emri borçluya tebliğ edilmedikçe süre başlamaz; elektronik tebligat 7201 sayılı Kanun’un 7/a maddesi kapsamında tüzel kişiler için zorunlu olduğundan, şirketlere yapılan tebligatlar e‑tebligat sistemi üzerinden otomatik işler. Gerçek kişilere yapılan tebligatlarda bilinen son adres esastır; muhatap bulunamazsa 7201 Kanun m.21 uyarınca mahalle muhtarına bırakma yöntemi devreye girer.

İİK 33 Geri Bırakma Talebi

İcranın geri bırakılması, ilamlı takibe karşı borçluya tanınan özgün bir savunma aracıdır. İİK 33, icra mahkemesinden karar alınmak kaydıyla takibi durdurur; talep sadece itfa, imhal veya zamanaşımı sebepleriyle ileri sürülebilir ve her birinin resmi belge veya ilam ile ispatı gerekir. Harici ödeme iddiası yazılı belgeyle desteklenmediği sürece ispat edilemez. Alyar Hukuk, ilamlı takibe konu borcun makbuz, banka dekontu, noter ibraname veya sulh protokolü ile söndüğünü tespit ettiğinde öncelikle İİK 33 yolunu tercih eder.

İlamın kesinleşmesi şartı olmayan alacaklar (İİK 36) ile kesinleşmeden icraya konulamayan alacaklar (İİK 36/son) ayrımı önemlidir. Taşınmaza ilişkin ayni haklar, aile ve kişiler hukuku kararları, kira alacaklarının tahliye kısmı, menfi tespit hükümleri, yabancı mahkeme ilamları, kamu hukukuna ilişkin kararlar kesinleşmeden icraya konulamaz. Para alacaklarında ise ilam yargısal denetime tabi olmayı beklemeden icra edilebilir; buna karşılık istinaf veya temyiz aşamasında teminat yatırılarak icranın geri bırakılması istenebilir.

Kambiyo Senetlerine Özgü Haciz Yolu

Bono, Çek ve Poliçenin Şekil Şartları

Bono (emre yazılı senet), çek ve poliçe gibi 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun üçüncü kitabında düzenlenen kambiyo senetleri, alacaklıya hızlı bir takip imkanı sağlar. İİK 167‑176 arasında düzenlenen kambiyo senetlerine özgü haciz yolu, ilamlı takibin avantajlarını büyük ölçüde içerir; itiraz süresi 5 gün, ödeme süresi 10 gün olup itiraz takibi kendiliğinden durdurmaz, icra mahkemesi kararına bağlıdır.

Senedin kambiyo niteliği, TTK 776 (bono), TTK 671 (poliçe) ve TTK 780 (çek) şekil şartlarına uygun düzenlenmiş olmasına bağlıdır. “Bono” veya “emre yazılı senet” ibaresinin bulunması, kayıtsız şartsız belirli bir meblağın ödeneceği vaadi, vade, keşide yeri ve tarihi, keşidecinin imzası gibi unsurlardan birinin eksikliği senedi kambiyo senedi olmaktan çıkarır. Bu durumda takip, özel haciz yoluyla değil, İİK 42 uyarınca ilamsız takip olarak görülebilir; ancak alacaklı talebiyle başlangıçta belirtilen takip türü icra mahkemesi kararıyla düzeltilmelidir.

5941 Sayılı Çek Kanunu ve Karşılıksız Çek Suçu

Çeklerde 5941 sayılı Çek Kanunu ek bir düzenleme getirir. Karşılıksız çek keşide etmek suç olmaktan çıkarılmış, 2016 yılında yeniden suç haline getirilmiştir; ancak bu ceza boyutu, icra takibinden bağımsızdır. İcra takibi sırasında alacaklı, çek üzerinde ibraz şerhi aramalı, “karşılıksızdır” damgası bulunan çeklerin sunulması takibin başarısı için kritiktir. Çekin zamanaşımı, TTK 814 uyarınca ibraz süresinden itibaren üç yıldır ve bu süre takip için başlangıç alınır.

Borçlu için savunma kalemleri: borçlu olunan alacağın ödendiği, kambiyo senedinin sahte olduğu, imzanın kendisine ait olmadığı, yetkisizlik, zamanaşımı, vadenin gelmediği ya da aval veren ile ciranta arasındaki ilişkiden doğan defiler. İmza itirazı icra mahkemesinde sadece belge esasına göre incelenir; gerekli olursa bilirkişi imzası karşılaştırma yöntemi ile değerlendirilir. Kötü niyetli alacaklının yüzde yirmi para cezasına çarptırılması İİK 170/a ile düzenlenmiş olup borçlu açısından caydırıcıdır.

Rehin ve İpoteğin Paraya Çevrilmesi

Teminat altına alınmış alacakların takibi, genel haciz yolundan farklı özel kurallara tabidir. İİK 145‑153 arasında düzenlenen rehin paraya çevrilmesi yolu, taşınır rehni; İİK 148‑151 ise ipotek paraya çevrilmesi yoluna ilişkindir. İpotek, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 881‑897. maddeleri arasında kurulan sınırlı bir ayni haktır ve taşınmaz üzerinde tesis edilir. Alacaklı, ipotekle donatılmış alacağını genel haciz yoluyla takibe koyamaz; önce ipoteğin paraya çevrilmesini istemek zorundadır (İİK 45).

İpoteğin paraya çevrilmesi ilamsız yoldan başlar; ancak ipotek akit tablosu bir ilam hükmünde belge kabul edildiğinden borçluya “icra emri” niteliğinde belge gönderilir. Borçlu 7 gün içinde borcu ödemez veya İİK 149/b uyarınca itirazını yapmazsa, alacaklının talebi ile taşınmaz satışa çıkarılır. İtiraz halinde alacaklı icra mahkemesine İİK 150 yolunu kullanır ve senedin ibrazı, akdin hukuki geçerliliği ve borcun doğumu tartışılır.

6183 sayılı Kanun kapsamına giren kamu alacakları için özel bir ipotekli takip öngörülmemiştir; vergi borcu için ayni bir ipotek tesis edilmişse 6183 m.57 uyarınca genel hükümlere göre paraya çevrilir. Ticari hayatın özelliği gereği kredilerin çok büyük kısmı ipotekle güvence altına alındığından, bankaların takip süreçlerinde ipoteğin paraya çevrilmesi baskın yöntemdir. 6361 sayılı Finansal Kiralama Kanunu’nun 32. maddesi ise kiralanan malın takibini ayrı bir usule bağlar.

Taşınır rehni bakımından 6750 sayılı Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu özel bir rejim kurmuştur. Rehinli Menkul Sicili’ne tescil edilen rehinler için tutucu alacaklının 15 gün önceden noter bildirimiyle satışı gerçekleştirebilme imkanı vardır; bu özel usul, geleneksel İİK 145 yolundan daha hızlı sonuç verir. Alacak tutarının tescil edilen rehin bedelini aşması durumunda aşan kısım için genel haciz yolu kullanılabilir, ancak bu yol iki aşamalı bir strateji gerektirir.

Haciz Türleri: Menkul, Taşınmaz, Taşıt, TAKBİS

Haciz Talep Süresi ve Yönetmelik Çerçevesi

Ödeme emri veya icra emri kesinleştikten sonra alacaklının talebi üzerine haciz aşaması açılır. İİK 78 uyarınca alacaklı haciz talebini takibin kesinleşmesinden itibaren iki yıl içinde yapmak zorundadır; aksi halde dosya İİK 78/2 kapsamında düşer. Haciz işlemi İcra ve İflas Kanunu Yönetmeliği’nin 28 ve devamı maddelerinde ayrıntılı olarak düzenlenmiştir.

Menkul Mal Haczi ve Yediemin

Menkul mal haczi, borçlunun adresinde fiilen gidilerek yapılan klasik haciz türüdür. İcra memuru, haczedilebilir taşınırları (ev eşyası, ofis mobilyası, ticari emtia, işyeri stokları) kıymet takdirine tabi tutarak haciz tutanağına geçirir. İİK 82 gereği haczedilemez eşyalar dışında bırakılan kıymetler öncelikle yediemine, gerekli görülürse icra deposuna teslim edilir. 7343 sayılı Kanun sonrası menkul haczinde borçluya tanınan “gıyapta haciz” imkanları genişletilmiş, kıymet takdirine itiraz süresi 7 gün olarak standartlaşmıştır.

TAKBİS ile Taşınmaz Haczi

Taşınmaz haczi ise Tapu ve Kadastro Bilgi Sistemi (TAKBİS) üzerinden UYAP entegrasyonu ile elektronik gerçekleştirilir. Alacaklının talebi üzerine icra müdürlüğü taşınmazın bulunduğu tapuya haciz şerhi işler; artık taşınmaz, haciz devam ettiği sürece devir veya ipotek gibi hukuki işlemlere konu olamaz, olsa dahi sıralama alacaklı lehinedir. Taşınmaz satışı için önce kıymet takdiri (bilirkişi marifetiyle) yapılır, sonra e‑satış sistemi üzerinden açık artırmaya çıkarılır. Tapu harç ve masrafları alacaklıdan alınarak haciz işlemine başlanır.

Taşıt Haczi, Yakalama ve Gemi Siciline Özel Rejim

Taşıt haczi, Emniyet Genel Müdürlüğü araç sorgu sistemi (ASES) üzerinden plaka numarası üzerinden işlenir; trafik tescil şerhi ile araçların devri engellenir. Mahrumiyet kararı çıkarılıp araca “yakalama” talimatı verilmesi de mümkündür. Bu tedbir özellikle borçlunun sürekli yer değiştirdiği iş araçları için etkin sonuç verir. Gemi siciline kayıtlı deniz taşıtları için 6102 sayılı TTK 1013. madde uyarınca özel rejim uygulanır; gemi ipoteği ve deniz ticaretine ilişkin alacaklar için İİK 145 yolunun modifiye edilmiş bir versiyonu kullanılır.

Haczedilemez Mallar ve Meskeniyet İddiası (İİK 82)

İİK 82, borçlunun onurlu bir yaşam sürdürmesini güvence altına almak için belirli mal ve hakları haciz dışı tutar. Kamu kurumlarının malları, nafaka alacakları, emekli aylıkları ve belirli tazminat kalemleri kanunen haczedilemez; borçlunun kendisi ve ailesi için zaruri ev eşyası, öğrencilere ait ders kitapları, ailenin geçimini sağlayan sanat ve meslek aletleri de haciz dışı bırakılır. Bu hüküm, 2012 yılındaki 6352 sayılı Kanun değişikliği ile borçlu lehine genişletilmiştir.

Meskeniyet iddiası, İİK 82/1-12 kapsamında borçlunun “haline münasip evi” üzerinde haciz konulmasına engel oluşturabilir. “Hal” kavramı içtihatla şekillenmiş; borçlunun sosyal ve ekonomik statüsü, aile büyüklüğü, bulunduğu şehrin konut piyasası, taşınmazın değeri ve nitelikleri değerlendirme kriterleridir. Borçlunun iki veya daha fazla evinin bulunması, meskeniyet iddiasının genellikle reddi sebebi sayılır. İstisnai olarak lüks segmentte bir konutun haline uygun görülmesi de mümkündür; ancak içtihat genelde makul yaşam ölçütünü öne çıkarır.

Meskeniyet itirazı icra mahkemesine şikayet yoluyla (İİK 16) ileri sürülür. Süre, haciz tutanağının öğrenildiği tarihten itibaren 7 gündür. Mahkeme gerekli görürse keşif yapar, bilirkişi raporu alır ve sonucu kıymet ile “haline münasip” ölçütlerinin aşılıp aşılmadığına göre verir. Haline münasip evin değerinin alacak tutarını karşılaması halinde içtihadî olarak “karma çözüm” benimsenmiş; ev satılır, haline münasip bir evin alınabileceği miktar borçluya bırakılır, kalan kısım alacaklılar arasında sıra cetveline göre dağıtılır.

Anayasa Mahkemesi, meskeniyet iddialarını Anayasa m.17 (kişinin maddi ve manevi varlığı) ve m.35 (mülkiyet hakkı) çerçevesinde değerlendirmektedir. İcra mahkemesi veya yargılama mercii, orantılılık ve adil denge kriterlerini göz ardı ederek verdiği kararlarla bireysel başvuru konusu olabilmektedir. Meskeniyet konusu kararların güncel içtihadı için Anayasa Mahkemesi Kararlar Bilgi Bankası incelenmelidir.

Maaş, Banka Hesabı ve Kripto Varlık Haczi

Ücret Haczi Dörtte Bir Kuralı

Ücret alacakları, 4857 sayılı İş Kanunu m.35 ve İİK 83 kapsamında nafaka borcu hariç en çok dörtte bire kadar haczedilebilir. Bu oran emredicidir; işverenin ücretin yarısını hacze ayırması usulsüz sayılır. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 93. maddesi uyarınca emekli aylığı kural olarak haciz dışıdır; ancak borçlunun yazılı muvafakati, nafaka borcu veya kamu alacağı istisnasıyla haciz mümkün olur. Bu nokta uygulamada sıklıkla karıştırılır; alacaklıların banka hesabı üzerinden SGK aylığına e‑haciz bırakması borçlu lehine şikayete elverişlidir.

Banka Hesabı E‑Haciz ve Ortak Hesap

Banka hesabı haczi, 7343 sayılı Kanun sonrası UYAP üzerinden e‑haciz olarak uygulanır. Alacaklının talebi ile icra müdürlüğü elektronik haciz müzekkeresini bankaya gönderir; banka hesabında bulunan tutar otomatik bloke edilir ve icra dosyasına aktarılır. Ortak hesaplarda hisse oranı kadar haciz uygulanır, eksik kısım alacaklının başvurusu üzerine açılığa çıkarılır. TMK 199 kapsamında aile konutu banka hesabı uygulamasında özel bir korumadan yararlanmaz; fakat borçlunun tasarrufuna bağlı olmayan maaş hesapları tercih edilerek haciz uygulanabilir.

Kripto Varlık Saklama Hizmeti ve 7545 Sayılı Kanun

Kripto varlık haczi, Türk hukukunda henüz özel bir düzenlemeye kavuşmasa da 7545 sayılı Kanun (2024) Kripto Varlık Hizmet Sağlayıcılarını SPK denetimine almış; 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 35/B maddesi kripto varlık saklama hizmetini tanımlamıştır. Saklama hizmeti veren lisanslı kuruluşlar üzerinden haciz, MASAK ve SPK tebliğleri çerçevesinde işletilir. Bireysel cüzdanlara (self custody wallet) İİK 78 kapsamında haciz bırakmak teknik olarak mümkün değildir; bu durumda tasarrufun iptali veya menfi tespit gibi dolaylı araçlar gündeme gelir. Konunun güncel gelişimi kripto para avukatı içeriğinde ayrıca işlenmiştir.

Elektronik haciz sürecinde e‑devlet üzerinden borçlunun varlık sorgu sonuçları şeffaflaşmış, SGK’ya kayıtlı işveren, banka hesap dökümleri (kısmen), araç kaydı, tapu kaydı UYAP avukat portalı üzerinden sorgulanabilir hale gelmiştir. Bu, takibin plasmanı için kritik bilgi sağlar; ancak sorgu sonuçları KVKK hükümleri çerçevesinde yalnızca takibin gerektiği ölçüde kullanılmalıdır. Orantısız sorgulama veya dosya dışı paylaşım, avukatlık disiplin ihlali oluşturur.

Mal Beyanı, Taahhüdü İhlal ve Hapsen Tazyik

Borçlu, ödeme emri veya icra emrinin tebliğinden itibaren 7 gün içinde İİK 74 uyarınca mal beyanında bulunmak zorundadır. Beyan, borçlunun malvarlığını, alacaklarını ve gelirlerini kapsar. Bu yükümlülük, itirazdan bağımsız yürür; borçlu ödeme emrine itiraz etse dahi mal beyanı vermekle mükelleftir. İİK 76 uyarınca mal beyanında bulunmama, kendisine yüklenen mal beyanını gerçeğe aykırı vermek (İİK 337/a) ve mal kaçırma (İİK 331) fiilleri icra ceza davasına konu olup hapis cezasını gerektirir.

Borçlunun ödeme taahhüdü, İİK 340 kapsamında özgün bir kurum doğurur. Borçlu, haciz yapılırken alacaklının muvafakati ile belirli bir tarihte borcu ödemeyi taahhüt edip ödemezse “taahhüdü ihlal” suçunu işler ve icra ceza mahkemesinde 3 ay hapis cezası öngörülmüştür. Bu cezanın temel amacı alacağı tahsil değil, borçlunun ciddi olmayan taahhütlerini engellemektir. Anayasa Mahkemesi, orantılılık denetiminde bu cezaya eleştirel bakmış olsa da hüküm hâlâ yürürlüktedir; uygulamada taahhüt alınırken borçlunun taahhüde bağlı şartların gerçekleşmesi belirsizken imza atması önlenmelidir.

Nafaka borcuna aykırılık, İİK 344 kapsamında ayrı bir icra ceza fiili oluşturur. Tahsili mümkün olmayan nafaka borçlusuna üç aya kadar hapis cezası verilebilir; bu, sadece nafaka borcuna özgüdür ve genel para alacağı için uygulanmaz. Uygulamada nafaka davasının aile mahkemesi ilamı olması ve nafakanın “kamu düzeni” ile ilişkilendirilmesi nedeniyle icra ceza aşaması aile mahkemesi kararlarına dokunmaz; yalnızca belirli bir ay ödenmeyen nafaka için taleple açılır.

Hapsen tazyik yaptırımı, 6352 sayılı Kanun değişikliği ile önemli ölçüde daraltılmış; bugün yalnızca mal beyanında bulunmama ile belirli icra suçlarında sınırlı kalmıştır. Tazyik hapsinin süreleri kısıtlıdır (azami 3 ay) ve cezaevinde değil, belirli gün adıyla uygulanır. Anayasa Mahkemesi’nin 2019 tarihli kararlarına göre tazyik hapsinin orantılılığı somut olaylar bazında değerlendirilir; borçlunun gerçekten ödemeye muktedir olmadığı durumlarda Anayasa m.38 bağlamında ihlal tespiti mümkündür.

İtirazın İptali ve İtirazın Kaldırılması Farkı

İlamsız takibe itiraz edildiğinde alacaklının önünde iki farklı yol açılır ve ikisi arasındaki tercih takip sonucunu doğrudan etkiler. İtirazın iptali davası, İİK 67. madde uyarınca genel mahkemelerde açılır; bir yıllık hak düşürücü süreye tabidir ve yargılama tam yargılama usulüyle yürür. Mahkeme, delil kısıtlaması olmaksızın tanık, bilirkişi, belge ve yemin delillerinin tümüne başvurur; davanın kazanılması halinde alacaklı yüzde yirmi icra inkar tazminatına hak kazanır.

İtirazın kaldırılması ise İİK 68, 68/a ve 68/b maddelerinde düzenlenmiş olup icra mahkemesinde görülür ve sadece İİK 68’de sayılı belgeler delil olarak kabul edilir: imzası ikrar edilmiş adi senet, onaylı defter kayıtları, kabul edilmiş fatura, ibraname, resmi senet, noter senedi. İtirazın kaldırılması kararı kesin değildir; itirazın kaldırılması kararı, tarafların genel mahkeme yolu ile itirazın iptali davası açmasını engellemez. Kararın kesinleşmesi yalnızca takibe devam imkanı sağlar.

Uygulamada tercih, belgenin kalitesine göre yapılır. Elde imzası noterden onaylı bir ikrar senedi varsa, icra mahkemesinde itirazın kaldırılması hem hızlı hem düşük maliyetlidir. Buna karşılık şüpheli bir fatura, elden teslim edilmiş ve imzası tartışmalı bir senet ile ihtilaflı alacak varsa itirazın iptali yolu tercih edilir; genel mahkemede tanık ve bilirkişi ile alacağın varlığı ispatlanabilir. Alyar Hukuk, belge analizi ve ispat yükü değerlendirmesi yaparak doğru stratejiyi dosya başına özelleştirir.

Her iki dava da bir yıllık hak düşürücü süreye tabidir (İİK 67/1). Bu süre itirazın tebliği ile başlar ve kaçırıldığında takip düşer. Sürenin kaçırılması halinde alacak esasen sona ermez; fakat ilamsız takibi yenilemek veya sonraki zamanlarda yeni takip açmak alacaklının sorumluluğuna kalır. Dava sırasında inkar tazminatı, alacaklı lehine caydırıcı bir araç olduğu kadar, borçlu için de kötüye kullanılmış itirazın riski olarak yüzde yirmi oranında karşıdan talep edilebilir.

Menfi Tespit ve İstirdat Davası

Menfi tespit davası, borçlunun alacaklıya borçlu olmadığını veya borcun miktarının ileri sürüldüğünden az olduğunu mahkeme kararı ile tespit ettirme aracıdır. İİK 72, iki farklı zamanlama öngörür: takipten önce açılan menfi tespit davası ile takipten sonra açılan menfi tespit davası. Takipten önce açılan davada borçlu, bir teminat yatırarak tedbir kararıyla takibin durdurulmasını isteyebilir; takipten sonra açılan davada ise sadece ihtiyati tedbir yoluyla haczin paraya çevrilmesinin durdurulması sağlanabilir.

İstirdat davası ise borçlunun baskı altında ya da tereddütle ödediği bedelin, esasen borçlu olmadığı için geri alınmasını konu eder. İİK 72/7 uyarınca bir yıllık hak düşürücü süreye tabidir ve ödeme tarihinden itibaren işler. Bu dava, özellikle bankaların karşılıksız çek takiplerinde ya da ticari ilişkilerde baskı altında yapılan ödemeler için stratejik önem taşır. Mahkeme, borçlu olunmadığına kanaat getirirse ödenen tutarın ticari faiziyle iadesine hükmeder.

Menfi tespit davasında ispat yükü, olayın hukuki niteliğine göre değişir. Alacaklı gayrimenkul kira bedeli iddiasıyla bir takip başlatmışsa, borçlu olunmadığı iddiasının ispatı borçludadır. Buna karşılık eksik bir senet veya sahte imza iddiası varsa alacaklının ispat yükü doğar. HMK m.190 ispat yükü kuralı, İİK özel hükümleri ile birlikte değerlendirilir. Alacağın asıl kaynağı (fatura, sözleşme, ikrar) mahkemeye ibraz edilmeli, tanık ve bilirkişi deliliyle desteklenmelidir.

Takibin durdurulması talebi, menfi tespit davasının kalbidir. Mahkeme alacaklıdan teminat vermesini istemeksizin haksız görünen takiplerde ihtiyati tedbir kararı verebilir; ancak pratikte alacak miktarının yüzde on beşi ile yüzde yirmisi arası teminat yatırılmadan tedbir kararı alınması güçtür. Bu nedenle menfi tespit davası, güçlü belge desteği ve mali hazırlık ister. Tedbir kararı alındıktan sonra takip durur, borçlu üzerindeki ekonomik baskı kısmen hafifler.

İhtiyati Haciz ve Kaldırma Prosedürü

İhtiyati haciz, alacağın henüz muaccel olmadığı veya takibe konulmasının önünde bir engel bulunduğu hallerde alacaklıya tanınan bir koruma tedbiridir. İİK 257‑264 arasında düzenlenmiştir. Para alacaklarına özgüdür; rehin veya teminat altına alınmamış alacaklar için uygulanır. Gerekçesiz taşınmaz haczi bu yolla mümkün değildir; yalnızca alacağın tahsilinin tehlikeye düştüğü somut delillerle desteklendiğinde mahkeme tedbire karar verir.

İİK 258 uyarınca alacaklının dilekçesi ve mahkemece uygun görülen oranda teminat (genelde alacak tutarının yüzde on beşi) yatırması karşılığında ihtiyati haciz kararı verilir. Karar, icra dairesinde 10 gün içinde uygulanmak zorundadır; süre geçerse ihtiyati haciz hükümsüz olur ve teminat borçluya iade edilir. Karardan sonra alacaklı, 10 gün içinde ya esas davayı açmak ya da takip başlatmakla yükümlüdür (İİK 264); aksi halde tedbir düşer.

Borçlu, ihtiyati haczi iki farklı yolla kaldırabilir. Birincisi, İİK 265 uyarınca karara itiraz yoludur; karar tebliğinden itibaren 7 gün içinde kararı veren mahkemeye başvurularak yetkisizlik, teminat yokluğu veya alacağın muacceliyetinin olmaması itirazları ileri sürülür. İkincisi, İİK 266 ile tanınan teminat karşılığı kaldırma yoludur; borçlu, alacak tutarı kadar nakit veya banka teminat mektubu yatırarak haczi kaldırtabilir. İkinci yol, ticaretin devamı için ticari bir zorunluluk doğurur ve banka teminat mektubu uygulamada sıklıkla kullanılır.

İhtiyati haciz, hileli iflas endişesi yaratan şirketlerde, banka kredi alacaklarında, yurtdışına çıkış ihtimali olan gerçek kişilerde ve ticari itibarını yitiren tacirlere karşı alacaklılar için önemlidir. Ancak haksız ihtiyati haciz borçlu için ağır bir ekonomik zararın kaynağıdır. İİK 259 uyarınca alacaklı, haksız ihtiyati hacizden doğan zararları tazminle yükümlüdür; bu tazminat sorumluluğu, teminatın borçluya iadesi de dahil olmak üzere geniş kapsamlıdır ve TBK 49 genel haksız fiil hükümleri ile bağlantılı işler.

Tasarrufun İptali Davası ve Muvazaalı Devirler

Tasarrufun iptali davası, borçlunun alacaklısını zarara uğratmak amacıyla yaptığı malvarlığı azaltıcı tasarrufların iptalini sağlar. İİK 277‑284 arasında düzenlenen dava, alacaklının elinde aciz vesikası bulunması veya borçlunun iflasına karar verilmiş olmasını şart koşar. Kanun üç farklı sebep öngörür: ivazsız tasarruflar (İİK 278), aciz halindeki tasarruflar (İİK 279) ve zarar verme kastıyla yapılan tasarruflar (İİK 280).

İİK 278, borçlunun iflasından önceki iki yıl içinde yaptığı bağış, ivazsız tasarruflar ve karı‑koca arasındaki hibeler gibi değer aktarımlarını iptal edilebilir kılar. Alıcının iyi niyetine bakılmaksızın sadece tasarrufun niteliği üzerinden iptal olur. İİK 279, aciz halinde yapılan borcun ödenmesi, ödeme yerine geçen şey tesliminde, sözleşmenin borçluya yüklediği borçtan fazla ödemelerde uygulanır. İİK 280 ise zarar verme kastını açıkça arar ve ispat yükü alacaklıdadır; üçüncü kişinin kötü niyeti de gösterilmelidir.

Muvazaalı devir iddiası, tasarrufun iptali davasından kavramsal olarak ayrıdır. Muvazaa, TBK 19 ile TBK 12 arasındaki ilişki içinde değerlendirilir ve tasarrufun iptali değil, tasarrufun batıl olduğunun tespiti sonucunu doğurur. Uygulamada borçluların mal kaçırma amacıyla taşınmazlarını akrabalarına düşük bedelle devretmesi sıklıkla görülür; bu devirlerde genel hükümlere göre muvazaa davası da açılabilir. İki dava farklı süreye ve farklı ispat standardına tabidir: muvazaa için hak düşürücü süre yoktur, tasarrufun iptali ise 5 yıllık süreye tabidir (İİK 284).

Davanın olumlu sonuçlanması halinde tasarrufa konu mal, üçüncü kişinin mülkiyetinde kalmakla birlikte icra takibinde sanki borçluya aitmiş gibi haczedilebilir ve satılabilir. Satıştan sonra kalan artı değer üçüncü kişiye iade edilir. Bu yapı, “iptal” kavramını tapu sicili iptali anlamına gelmeyen, özgün bir icra kurumu olarak konumlandırır. Kredi ilişkilerinde ve ticari alacaklarda bu dava, mal kaçırmanın en etkili karşı aracıdır.

İcra Satışı ve UYAP E‑Satış Zorunluluğu

Haczedilen malların satışı, İİK 123‑144 arasında düzenlenmiştir. Taşınır mallarda haciz tarihinden itibaren 1 yıl, taşınmazlarda 2 yıl içinde satış talep edilmezse haciz kendiliğinden kalkar. 7343 sayılı Kanun ile satış süresi boyunca elektronik satış zorunluluğu getirilmiş; UYAP e‑satış portalı (esatis.uyap.gov.tr) üzerinden ihaleler gerçekleştirilir. Fiziksel ihale salonu uygulaması büyük oranda son bulmuş, yalnızca istisnai hallerde devam etmektedir.

E‑satış süreci, kıymet takdirinden ihaleye kadar dijital işler. Bilirkişi marifetiyle yapılan kıymet takdiri portalda ilan edilir; ilgililer 7 gün içinde icra mahkemesine itiraz edebilir. Yüzde elli eşikli birinci ihale başarısız olursa ikinci ihalede yüzde kırk eşiği uygulanır. Elektronik açık artırmada teklif verme süresi 7 gündür; bu süre zarfında ilgili herkes teminat yatırarak teklif verebilir.

Satış bedeli, haciz sırasına göre alacaklılar arasında sıra cetvelinde dağıtılır. Sıra cetveli İİK 206 uyarınca düzenlenir; kamu alacakları, işçi alacakları, nafaka, rehinli alacaklar ve genel alacaklar farklı sıralarda yer alır. Borçluya herhangi bir artı değer varsa iade edilir. Satış bedeli alacağı karşılamazsa alacaklı İİK 143 uyarınca aciz vesikası alır ve borç takibi süresiz devam eder (20 yıllık zamanaşımı süresi içinde).

E‑satış uygulamasının getirdiği hayati yenilikler arasında şunlar yer alır: teklif verenlerin kimlik doğrulaması elektronik imza veya e‑devlet şifresi ile yapılır; ihale iptalleri sistem üzerinden anlık izlenir; satış bedeli EFT ile ödenir ve tahliye süreci otomatik olarak icra müdürlüğüne bildirilir. Özellikle taşınmaz satışlarında ulusal ölçekte teklif alınması, katılımcı sayısını ve dolayısıyla ihale bedelini yükseltmiş; dosyanın alacağı tahsil olasılığını artırmıştır.

İhalenin Feshi Davası

İhalenin feshi davası, icra satışının kanuna aykırılığını ileri sürerek yapılan ihaleyi geçersiz kılma yoludur. İİK 134’te düzenlenmiş olup 7 günlük hak düşürücü süre içinde icra mahkemesine başvurmayı gerektirir. Süre, ihalenin yapıldığı tarih veya öğrenme tarihinden itibaren başlar; iyi niyetli alıcıyı koruyan süre, uygulamada sıkı biçimde yorumlanır ve gecikme feshi imkansız kılar.

Feshin sebepleri kanunda sınırlı sayıdadır: ilan ve tebligat usulsüzlükleri, alım‑satım usulüne aykırılık, ihale bedelinin pey akçesini karşılamaması, ihale memurunun görevden yoksun olması, satış günü ve saatinin doğru ilan edilmemesi, ihaleye katılma yasağı bulunan kişilerin teklif vermesi. Usulsüzlüklerin maddi zarar doğurması gerekli değildir; kamu düzenine aykırı biçimde usulsüzlük kanıtlandığında mahkeme feshe karar verir.

Fesih kararı kesinleştiğinde ihale ile devredilen mülkiyet geriye döner; alıcıdan ödenen bedel iade edilir, tapu kaydı önceki duruma döndürülür. Alıcının iyi niyeti ve tapu sicilinin müspet etkisi İİK 134 özel hükmü karşısında sınırlı sonuç doğurur; bu nedenle ihalelere katılırken kıymet takdirine itiraz sürelerinin kaçırılmadığı, ilanların usule uygun yapıldığı detaylı kontrol edilmelidir.

Alyar Hukuk’un pratikte karşılaştığı örüntü; ihale sonrası yeni alıcıların tahliye talepleri ile borçlunun meskeniyet veya ihale fesih iddialarının iç içe geçmesidir. Bu dosyalarda önce tahliye taleplerinin icra mahkemesinden durdurulması, sonra paralel olarak fesih davasının yürütülmesi tercih edilir. Tahliyenin kısa sürede gerçekleşmemesi için ihtiyati tedbir kararı alınması, dosya stratejisinin merkezindedir.

İhalenin feshi davasında mahkeme, feshe karar verirken alıcıya tanınan hukuki korumayı gözetmek durumundadır. Tapu sicilinin müspet etkisi, iyi niyetli üçüncü kişiye karşı ileri sürülmesi sınırlı kalan bir savunma olsa da, ihaleden sonra taşınmazı devralan ikinci bir iyi niyetli alıcıya karşı fesih kararının etkisi daha kısıtlıdır. Bu nedenle ihale sonrasında taşınmazı ivedilikle başka bir alıcıya devretmek isteyen alıcıların, fesih davası 7 günlük süre içinde açılıp açılmadığını beklemesi ihtiyatlıdır.

İflas Yolları ve İflas Masası

Takipli ve Doğrudan Doğruya İflas

Türk hukukunda iflas, yalnızca tacirler ve belirli hukuki kişilikler için öngörülen özel bir tasfiye rejimidir. İİK 154‑251 arasında düzenlenmiştir ve iki ana yol içerir: takipli iflas (İİK 155‑166) ve doğrudan doğruya iflas (İİK 177‑182). Takipli iflasta alacaklı önce ödeme emri çıkarır; borçlu 7 gün içinde ödemez veya İİK 162 uyarınca depoya ödeme yapmazsa alacaklı iflas davasını ticaret mahkemesinde açar. Doğrudan doğruya iflas ise İİK 177 sebeplerinin (borca batıklık, ticareti terk, sermayenin kaybı, aciz vesikasıyla iflas talebi) varlığında alacaklının öncelikle takip yapmaksızın doğrudan iflas talebiyle dava açmasıdır.

İflas Masası ve İdare Yetkisi

İflas kararı kesinleşince iflas idaresi oluşturulur. Üç iflas idaresi üyesi, iflas masasının tasfiyesini yürütür; masa, borçlunun tüm malvarlığını kapsar ve bu varlıklar alacakların oranına göre dağıtılır. İflas masasına giren varlıklar arasında taşınmazlar, taşınırlar, alacaklar, fikri mülkiyet hakları, şirket hisseleri, ticari sırlar ve henüz doğmamış alacaklar yer alır. İİK 184 uyarınca borçluyu temsile yetkili yalnızca iflas idaresi olduğundan şirket yönetim kurulu görev dışıdır.

Alacak kaydı, alacaklıların alacaklarını iflas idaresine bildirmeleri için öngörülen prosedürdür. İlanın yayımından itibaren 1 aylık süre içinde (İİK 219) alacaklılar, belgeleri ile alacaklarını kaydettirmelidir. İflas idaresi sıra cetvelini hazırlar; sıra cetveline itiraz 7 gün içinde ticaret mahkemesine yapılır. Rehinli alacaklar ayrıca listeye alınır ve rehinle kaplı tutarlar öncelikle rehinden paraya çevrilir; rehinden karşılanamayan kısım genel sıra cetveline geçer.

İflasın kaldırılması (İİK 182) iki yolla mümkündür: tüm alacakların ödenmesi ya da konkordato onaylanması. İflasın kaldırılması kararı ticaret mahkemesinden alınır ve iflas idaresinin hazırladığı raporla desteklenmelidir. 2018 sonrası iflas erteleme kaldırıldığı için konkordato, iflasın kaldırılmasının en yaygın yolu haline gelmiştir. Şirketler, iflas talebinden önce konkordato talep ederek iflası önleyebilir.

Konkordato — 7101 ve 7518 Sonrası Rejim

Konkordato Türleri ve Reform Tarihçesi

Konkordato, borçlunun alacaklılarının belirli bir oranı ile yaptığı ve mahkemece tasdik edilen anlaşma çerçevesinde borçları yeniden yapılandırma yoludur. 2018’de yürürlüğe giren 7101 sayılı Kanun iflas erteleme müessesesini kaldırmış; yerine güncellenmiş bir konkordato rejimi getirmiştir. 2024’te yürürlüğe giren 7518 sayılı Kanun ise talep süreci ve geçici mühlet kriterlerini sıkılaştırmış, bağımsız denetim raporu zorunluluğunu pekiştirmiş, mühlet süreleri ve komiser ücretleri yeniden düzenlenmiştir.

Konkordato talep eden borçlu, İİK 285 uyarınca bağımsız denetim raporu, ara bilanço, finansal durum analizi, güncel alacaklı ve borçlu listeleri ve detaylı konkordato ön projesi sunar. 7518 sonrası sadece belirli büyüklükteki şirketler bağımsız denetim raporu sunma zorunluluğundadır; küçük ölçekli borçlular için alternatif finansal tablolar kabul edilebilir. Ticaret mahkemesi, belgelerin yeterliliğini inceler ve geçici mühlet kararını en fazla 3 aya kadar verir; bu süre bir kez en fazla 2 ay daha uzatılabilir.

Geçici Mühlet, Kesin Mühlet ve Komiser

Geçici mühlet kararı ile birlikte konkordato komiseri atanır. Komiser, borçlunun faaliyetlerini denetler, alacaklıları çağırır, alacak kaydı yapar ve projenin uygulanabilirliğini değerlendirir. Geçici mühletin sonunda komiser raporu ile mahkeme kesin mühlete karar verir; kesin mühlet 1 yıl olup en fazla 6 ay uzatılabilir. Kesin mühlet süresi boyunca borçluya karşı takipler durur (İİK 294), rehinli takipler de belirli şartlarla etkilenir.

Konkordato, adi konkordato ve mal varlığının terki suretiyle konkordato olmak üzere iki türde uygulanır. Adi konkordatoda alacaklıların en az 2/3’ü ve alacak tutarının yarısından fazlasını temsil eden alacaklı bloğu oluşmalıdır; mal terki konkordatosunda borçlu tüm malvarlığını tasfiye için bir komisere bırakır. Mahkeme tasdik aşamasında alacaklılar toplantısı tutanağını, komiser raporunu, projenin uygulanabilirliğini ve alacaklıların kabul iradelerini değerlendirir. Tasdik kararıyla konkordato tüm alacaklıları bağlayıcı hale gelir.

Konkordato tasdikinden sonraki dönemde borçlu şirket, tasdik edilen proje çerçevesinde ödeme planını hayata geçirir. Taksit ödemelerinde aksaklık, konkordatonun bozulmasına ve re’sen iflas kararı verilmesine yol açabilir. İİK 308/f maddesi uyarınca, konkordato projesine aykırılık hallerinde alacaklılar, ticaret mahkemesinden konkordatonun feshini isteyebilir. Fesih talebi dikkatli bir şekilde değerlendirilir; geçici ihlaller değil, esaslı aykırılıklar konkordatonun bozulmasını gerektirir. Bu yapı, borçluya rehabilitasyon sürecinde esneklik tanırken alacaklıyı koruma altına alır.

Konkordato sürecinde alacaklı kalemleri sıralaması, bir konkordato projesi için kritik önem taşır. Rehinle güvenceye alınmış alacaklar, konkordato projesinin etkisinden dışında tutulur; rehinli alacak, konkordato sürerken dahi rehin paraya çevrilmesi yolu ile tahsil edilebilir. Genel alacaklar, işçi alacakları ve kamu alacakları ise konkordato projesinin tasdik edilen tutar ve vade yapısına tabi olur. İşçi alacaklarının özel koruma rejimi, konkordatoda bile öncelikle tahsil edilmesini gerektirir; bu husus 4857 sayılı İş Kanunu ve İİK 206 sıra cetveli hükümleri çerçevesinde işler.

İcra Ceza Davaları (İİK 331‑354)

İcra Ceza Mahkemesinin Özel Usulü

İcra ve iflas suçları, İİK’nın beşinci kitabında düzenlenmiş özel bir ceza hukuku alanıdır. İcra ceza mahkemeleri, genel ceza mahkemelerinden farklı bir usulle çalışır; bazı suçlar için şikayet zorunluluğu, bazıları için ise resen takip öngörülmüştür. İİK 337/a mal beyanında bulunmamak veya eksik beyan etmek, İİK 331 mal kaçırmak, İİK 340 taahhüdü ihlal, İİK 344 nafaka borcunu ödememek, İİK 346 borçlunun alacaklısını zarara sokma kastıyla mevcudunu eksiltmesi başlıca suç tipleridir.

İİK 331 Mal Kaçırma Suçu

Mal kaçırma (İİK 331), borçlunun kendi malvarlığını alacaklısından saklama, başkasına devretme veya yok etme gibi fiilleri ile icra müdürünün tespitlerine aykırı biçimde mal kaçırılmasını cezalandırır. Suçun oluşması için alacaklının takip aşamasında olması, borçlunun kastının objektif delillerle gösterilmesi ve haciz sırasında mal kaçırma girişiminin belgelenmesi gerekir. Kanunun öngördüğü hapis cezası 6 aydan 3 yıla kadardır.

Taahhüdü ihlal (İİK 340), borçlunun haciz sırasında alacaklının muvafakati ile belirli bir tarihte ödeme taahhüdünde bulunup bu taahhüdü yerine getirmemesini yaptırımlar. 3 aya kadar hapis cezası öngörülmüş; Anayasa Mahkemesi’nin orantılılık denetimine konu olmuş ve tartışmalıdır. Uygulamada borçlunun “borcumu öderim” ifadesinin gelişigüzel alınmaması, taahhüdün şartlı olmaması ve borçlunun ödeme gücünün gerçekte bulunması kritiktir. Aksi durumda ceza kovuşturmasının savunma ile durdurulması mümkündür.

Nafaka Borcu İİK 344 ve Taahhüdü İhlal Karşılaştırması

Nafaka borcunu ödememek (İİK 344), sadece nafakaya özgüdür ve aile hukukuyla iç içe işler. Aile mahkemesi kararı ile nafaka yükümlüsü kılınan kişinin belirli bir ay nafakayı ödememesi durumunda lehtar şikayetiyle 3 aya kadar hapsen tazyik uygulanır. Nafakanın kısmi ödenmesi, tazyiki durdurabilir; ancak ay boyunca hiçbir ödeme yapılmaması açık bir suç teşkil eder. Aile mahkemesi hükmü ile icra ceza mahkemesi hükmü paralel işler ve ikisi arasında çelişki görülmez.

6183 Sayılı Kanun Kapsamında Kamu Alacağı Takibi

Devletin, il özel idarelerinin, belediyelerin ve diğer kamu idarelerinin alacakları 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun (AATUHK) kapsamında özel bir takip rejimine tabidir. Bu kanun, İcra ve İflas Kanunu’ndan bağımsız işler; alacaklı kamu idaresi doğrudan ödeme emri çıkarır, itiraz süresi 7 gündür ve itiraz vergi mahkemesinde görülür. Özel hukuk icra dairelerinin rolü kamu alacakları tahsili için bulunmaz.

6183 kapsamında vergi borçları, gümrük idaresi alacakları, sosyal güvenlik primleri, belediye alacakları, il özel idare alacakları ve idari para cezaları sayılır. Kanunun 55. maddesi uyarınca amme borçlusuna ödeme emri tebliğ edilir; borçlu 7 gün içinde ödeme yapmaz veya itiraz etmezse hakkında haciz işlemleri başlatılır. 6183 m.66 uyarınca banka hesabına, taşınmaza, taşıta ve maaşa elektronik haciz bırakılabilir; 6183 m.73 kapsamında üçüncü kişilerden kamu borçlusunun alacakları hakkında bilgi istenebilir.

Kamu icra takibi, İİK takiplerinden daha hızlıdır. Haciz için ek mahkeme kararına ihtiyaç yoktur; ödeme emrinin kesinleşmesi yeterlidir. Vergi borcu sebebiyle yapılan hacizlerde sıralama, 6183 m.21 uyarınca kamu alacağına imtiyaz tanır; aynı mal üzerinde özel alacak ile kamu alacağı rekabet ederse kamu alacağı öncelikli sırada sıralanır. Bu imtiyaz, özellikle iflas masasında kritik sonuç doğurur.

6183 hükümlerine ek olarak 7256 sayılı Kanun (2020) ile 7440 sayılı Kanun (2023) gibi yapılandırma kanunları, kamu alacaklarının faiz ve ceza kalemlerinde indirim sağlayarak yeniden yapılandırma imkanı getirir. Borçlunun yapılandırma başvurusundan yararlanması, ödeme emrinin uygulanmasını etkili biçimde durdurur; ancak yapılandırma taksitlerinin ödenmemesi yapılandırmayı bozar ve takip yeniden başlar. Vergi icra takiplerinin güncel mevzuatı için Gelir İdaresi Başkanlığı portalı takip edilmelidir.

İstanbul İcra Dairelerinde Uygulama Özellikleri

İstanbul, icra dosya hacmi açısından Türkiye’nin en yoğun yargı çevresidir. Anadolu yakasında Kartal, Pendik, Kadıköy ve Ümraniye icra müdürlükleri; Avrupa yakasında Çağlayan (İstanbul Merkez), Bakırköy, Küçükçekmece ve Büyükçekmece icra müdürlükleri başlıca görev birimleridir. Her müdürlük, kendi yetki alanındaki borçlulara ilişkin dosyaları görür; ancak UYAP entegrasyonu sayesinde e‑haciz ve TAKBİS sorguları ülke genelinde çalışır, yalnızca fiziksel haciz için yetki sınırı önem taşır.

Kartal İcra Müdürlüğü, Maltepe, Tuzla, Pendik ve Sultanbeyli yetki alanını kapsar; Alyar Hukuk’un ofisinin bulunduğu bölgedir ve dosya takibi fiziksel olarak hızlıdır. Çağlayan İcra Müdürlüğü ise Şişli, Beyoğlu, Sarıyer ve Beşiktaş yetki alanını içerir ve ticari dosya yoğunluğu en yüksek icra müdürlüklerinden biridir. Bakırköy yetki alanında Küçükçekmece, Avcılar ve Bahçelievler’den gelen dosyalar ile havalimanı çevresindeki şirket takipleri yoğunluktadır.

İcra mahkemesi yapısı da bölgeye göre farklılık gösterir. Anadolu İcra Hakimliği ağırlıklı olarak Kartal Adalet Sarayı’nda görev yapar; İstanbul İcra Hakimliği ise Çağlayan’da ve Bakırköy’de ayrı dairelerle çalışır. Meskeniyet iddiaları, ihalenin feshi davaları, icra ceza şikayetleri ve hukuki şikayetler icra mahkemesine gider. Yetki sorunları genellikle borçlu ikametgahı veya takibin yapıldığı yere göre belirlenir.

İstanbul’un pratik özellikleri arasında UYAP elektronik haciz hızı, özel yediemin depolarının yoğunluğu, bilirkişi kıymet takdiri sürecinin biraz uzaması ve tahsilat oranlarının yüksek olması sayılabilir. Özellikle ticari taşınır hacizlerinde, malın saklandığı yediemin deposunun taşınma ve koruma masrafları alacaklı açısından önemli bir dosya maliyeti doğurur. Alyar Hukuk, İstanbul’un icra dairelerinde pratik deneyim ile dosyanın hızlı sonuçlanması için süreç yönetimi yapar.

Kıymet Takdiri, Bilirkişi ve İtiraz Mekanizmaları

Haczedilen malın satışa hazırlık aşaması, kıymet takdiri ile başlar. Bilirkişi heyeti, icra müdürlüğü tarafından atanır ve taşınmazın, taşıtın, ticari emtianın ya da işletmenin rayiç bedelini tespit eder. Kıymet takdirinin hesaplanmasında piyasa verileri, emsal satışlar, konum, yapı kalitesi, amortisman ve işletme şerefiyesi gibi faktörler değerlendirilir. Rapor, ilgilere UYAP üzerinden tebliğ edilir ve 7 gün içinde icra mahkemesine itiraz mümkündür.

Kıymet takdirine itiraz, alacaklı ve borçlu için yaşamsal stratejik araçtır. Alacaklı açısından düşük tutulan kıymet, satışta artırım başlangıcının düşük belirlenmesine ve dolayısıyla satış bedelinin yetersiz çıkmasına yol açar; borçlu açısından yüksek tutulan kıymet, satış için yeterli teklif gelmemesine ve dosyanın uzamasına neden olur. İcra mahkemesi, itirazın değerlendirilmesinde yeni bir bilirkişi atanmasına karar verebilir, keşif yapabilir ve ek rapor talep edebilir. İkinci rapor sonrasında yeni bir itiraz hakkı doğmaz; karar kesin sayılır.

Satış öncesi süreç, ilan ve tebligat aşamalarını içerir. İİK 114 uyarınca satış gününün Resmi Gazete, belediye ilan panosu ve UYAP e‑satış portalında önceden ilan edilmesi gerekir. İlan süreleri mala göre değişir: taşınır satışında 15 gün, taşınmaz satışında 30 gün öncesinden ilan yapılmalıdır. İlan usulündeki aksaklık, ihalenin feshi sebebi oluşturur; bu nedenle ilan usulü büyük dikkatle takip edilir.

İhale süreci sonunda ikinci ihalede de mal satılamazsa alacaklı talebiyle “satılamazlık belgesi” düzenlenir ve haciz düşer. Alacaklı, yeni haciz talebinde bulunabilir ya da dosyayı işlemeye devam ettirebilir. 7343 sayılı Kanun reformu sonrası e‑satışın yarattığı bir avantaj, alıcı havuzunun ulusal ölçekte genişlemesi ile satış oranının tarihsel olarak yükselmiş olmasıdır.

Müşterek Borçlu, Müteselsil Sorumluluk ve Kefil Takibi

Alacak hukukunda birden fazla borçlu olması, takip stratejisinde önemli varyasyonlar doğurur. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 162‑169. maddeleri, müteselsil borçluluk rejimini düzenler. Kanun, sözleşmeyle aksine hüküm bulunmadıkça para borçlarında müteselsil sorumluluğu karine olarak kabul etmez; ticari borçlarda ise TTK 7 uyarınca müteselsil sorumluluk kural, aksi kararlaştırılmadıkça geçerlidir.

Müteselsil borçluluktan yararlanan alacaklı, borçluların her birinden alacağın tamamını talep edebilir. İcra takibinde borçluların hepsine birlikte takip açılabileceği gibi, sadece ödeme gücü yüksek olan birine de takip açılabilir. Ödeme yapan borçlunun, TBK 167 uyarınca diğer müteselsil borçlulara iç ilişki içinde rücu hakkı vardır. Bu hak, ödemeyi yapanın ayrı bir takip açmasını gerektirir ve zamanaşımı ödeme tarihinden itibaren işler.

Kefalet, TBK 581‑603 arasında düzenlenen özgün bir borç türüdür. Kefil, asıl borçlunun borcunu ödememesi halinde alacaklıya karşı ödeme taahhüdünde bulunan üçüncü kişidir. Kefalet türleri adi kefalet, müteselsil kefalet ve kısmi kefaleti kapsar. Müteselsil kefalet, kefilin asıl borçlu gibi sorumlu olmasını gerektirir; alacaklı, asıl borçluyu takip etmeksizin doğrudan kefile başvurabilir. Adi kefalette ise alacaklı önce asıl borçluya takip açmak ve aciz vesikası almak zorundadır.

Tüketici kefaletleri için 6502 sayılı Kanun m.4/10 ve TBK 585 özel hüküm koyar; tüketici kefaletleri adi kefalet sayılır ve müteselsil olarak kabul edilmez. Ayrıca kefilin eşinin yazılı rızası aranır (TBK 584); eşin rızası alınmadan verilen kefalet geçersizdir. Kefalet sözleşmesinde kefalet tutarı, süresi ve tarihin kefilin kendi el yazısıyla yazılması da geçerlilik şartıdır. Bu şekil şartlarına uyulmayan kefaletler, icra takibinde borçlunun savunma kaleminde güçlü bir itiraz noktası oluşturur.

Ücretler, Vekalet Ücreti ve Dosya Masrafları

İcra takibinde karşılaşılan maliyet kalemleri üç ana grupta toplanır: peşin alınan harç ve posta giderleri, avukatlık vekalet ücreti, yargılama giderleri. Alacaklı, takibin açıldığı anda icra dosyasına yüzde beş peşin harç yatırmakla yükümlüdür; bu harç, dosyanın alacak tutarına göre hesaplanır. Tebligat ve posta giderleri Tebligat Kanunu tarifesine tabidir ve yıllık güncellenir. Satış masrafları (kıymet takdiri bilirkişi ücreti, ilan masrafı, yediemin ücreti) talep tarihinde icra dosyasına yatırılır.

Avukatlık vekalet ücreti, iki farklı kaynaktan doğar. Birincisi, avukat ile müvekkili arasındaki sözleşmeye dayalı asıl ücret; 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 164. maddesi uyarınca taraflar serbest iradeleriyle belirler. İkincisi, her yıl yayımlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ne göre dosya sonunda kaybeden taraftan alınan vekalet ücreti; bu tutar dosyanın alacak miktarına ve dava türüne göre hesaplanır ve icra dosyasına alacaklı vekilinin alacağı olarak yazılır.

İİK 138 uyarınca vekalet ücreti de alacaklı alacağı içinde değerlendirilir; borçlu takibi kesinleştikten sonra vekalet ücretini ayrıca öder. Bu nedenle takibin zamanında ve usulüne uygun kesinleştirilmesi, vekalet ücretinin tahsili açısından da önemlidir. Uygulamada borçluların itiraz etmesi durumunda vekalet ücreti, itirazın iptali davasının sonucuna göre belirlenir; dava kazanılırsa tarife ücretinin iki katı kadar vekalet ücretine hükmedilebilir.

Dosya sonunda alacaklı tarafından karşılanması gereken en önemli kalem, satış masraflarıdır. Taşınmaz satışında kıymet takdiri, ilan, teminat mektubu, tapu harçları ve yediemin ücreti toplamda alacak tutarının yüzde beş ile on beşine ulaşabilir. Alacaklı, satış talebinden önce masraf hesabını gerçekçi yapmalı ve alacak miktarının bu masrafları karşılayacağından emin olmalıdır. Aksi halde düşük kıymetli bir malın satışı, net olarak zarar üretebilir.

Zamanaşımı, İlam Süresi ve Takibin Yenilenmesi

İcra takibinde zamanaşımı rejimi, alacağın kaynağı ile takibin türüne göre farklı süreler öngörür. İİK 39 uyarınca ilam veya ilam mahiyetindeki belgeye dayalı takipte zamanaşımı süresi on yıldır; bu süre ilamın kesinleşmesinden itibaren işler. Genel para alacakları için TBK 146 uyarınca on yıllık genel zamanaşımı süresi uygulanır; ticari alacaklarda TTK 6762 sayılı eski kanun döneminden gelen sözleşme türüne özgü süreler (örneğin ticari satış bedellerinde beş yıl) güncelliğini korur. Faturalı alacaklarda TTK 21 ve TBK 147 çerçevesinde beş yıllık süre uygulanır; kira alacakları için TBK 147/1 beş yıl öngörür.

Aciz vesikasına bağlanan alacaklarda zamanaşımı İİK 143/6 uyarınca 20 yıldır. Bu süre, borçlunun malvarlığı sonradan oluştuğunda alacaklıya yeniden takip imkanı tanır. Aciz vesikası, normal zamanaşımı süresini kesen ve yeni bir 20 yıllık sürenin işlemesini başlatan özel bir belgedir. Kambiyo senetlerinde TTK 814 uyarınca ibraz süresinden sonra üç yıl, poliçe ve bonolarda vadeden itibaren üç yıl zamanaşımı geçerlidir. Bu sürelerin dava veya takip ile kesilmesi TBK 155 kapsamında mümkündür.

Takibin yenilenmesi (İİK 78/2), haciz talebi olmaksızın iki yıl geçen dosyanın bir yıl içinde yenilenmesini öngörür. Yenileme, ilamlı ve ilamsız takiplerin her ikisi için geçerlidir ve yenileme talebiyle birlikte harç yeniden yatırılır. Yenilendikten sonra yeni sürelerle süreç devam eder; ancak zamanaşımı süresi durmaz, yalnızca takibin hukuki devamlılığı sağlanır. Yenileme talebinin yapılmaması halinde dosya kendiliğinden düşer ve alacaklı aynı borç için yeni takip açmak zorunda kalır.

Alyar Hukuk, zamanaşımı takibinde otomatikleştirilmiş tarih tablosu ile çalışır; her dosya için borcun kaynağı, tebligat tarihi, haciz tarihleri, aciz vesikası alım tarihi ve yenileme tarihleri günlük bazlı hesaplanır. Bu sistematik, özellikle eski dosyaların tahsil stratejisinin kurulmasında kritiktir; çoğunlukla alacaklılar zamanaşımına uğramış gibi görünen alacakların aciz vesikası sayesinde hala takip edilebilir olduğunu bilmez.

İcra Hukuk Şikayeti ve İİK 16 Denetimi

İcra hukuk şikayeti, icra müdürlüklerinin işlemlerinin kanuna, usulüne veya hakkaniyete aykırı olduğu iddiasıyla icra mahkemesine başvurma yoludur. İİK 16 uyarınca genel süre 7 gün, süreye tabi olmayan şikayetler ise kamu düzenine ilişkin hususlarda uygulanır. Şikayet yolu bir dava değil, özel bir başvuru rejimidir; yargılama, basit yargılama usulüne göre görülür ve kural olarak duruşma yapılmadan dosya üzerinden karar verilir.

Şikayetin konusu icra müdürlüğü kararları, haciz işlemleri, tebligat usulsüzlükleri, kıymet takdirine itiraz, satış işlemlerine yönelik itirazlar, meskeniyet iddiaları ve mal beyanı yönetiminde ortaya çıkan uyuşmazlıklar olabilir. Örneğin borçlunun haczedilemez malı yanlışlıkla haczedilmişse İİK 16 ile şikayet yoluna gidilir. Uygulamada şikayet süresi, işlemin öğrenildiği tarihten itibaren başlar; sürelerin kaçırılması şikayet hakkını düşürür.

Kamu düzenine ilişkin şikayetler süreye tabi değildir ve her aşamada ileri sürülebilir. Örneğin usulsüz tebligat, yetkisiz icra memurluğu tarafından yapılmış işlem, tamamen yetki dışı bir haciz için süreye bakılmaksızın şikayet yolu açıktır. Mahkeme, şikayeti kabul ederse icra müdürlüğü işlemini kaldırır, düzeltir ya da iptal eder. Alacaklı veya borçlu, icra mahkemesi kararına karşı istinaf yoluna gidebilir.

Şikayet sürecinde tedbir kararı, uygulamada kritik bir araçtır. İcra mahkemesi, işlemin iptaline kadar yürütmenin durdurulması kararı verebilir; bu sayede satış, haciz veya tahliye durdurulur. Tedbir kararı olmadan şikayet dilekçesi tek başına icra işlemini durdurmaz; bu nokta sıkça karıştırılır. Alyar Hukuk, şikayet dilekçeleri ile birlikte tedbir talebinin dokümante edilmesini rutin uygulama haline getirmiştir.

Elektronik Tebligat, UYAP Portal ve Dijital İcra

7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 7/a maddesi uyarınca tüzel kişiler için elektronik tebligat zorunludur; Ticaret Sicil Gazetesi’ne kayıtlı her şirket, Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi (PTT) elektronik tebligat sistemine kayıtlıdır. Tebligat, gönderilmesinden itibaren beş gün içinde muhatabın e‑posta kutusuna okunmamış olsa dahi tebliğ edilmiş sayılır. Gerçek kişiler için elektronik tebligat opsiyonel olsa da e‑devlet sistemine bildirim yapılarak kayıt olunabilir; avukatların büyük çoğunluğu da bu sisteme kayıtlıdır.

UYAP (Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi), Türk yargısının dijital belkemiğidir ve icra dosyalarının yönetimi artık büyük ölçüde UYAP üzerinden yürür. Avukat portalında dosya açma, belge gönderme, kıymet takdirini görüntüleme, e‑haciz müzekkeresi hazırlama, e‑satış talebi, duruşma takvimine kayıt ve icra mahkemesi dava dilekçesi ibrazı gibi işlemler elektronik olarak yapılır. Bu dönüşüm, avukatın icra dairesine fiziksel gitme zorunluluğunu büyük oranda azaltmış; zamansal verimlilik artmıştır.

E‑haciz sorguları UYAP üzerinden gerçek zamanlı yapılır. Borçlunun SGK işveren kaydı, bankalardaki hesap bakiyeleri (bazı limitlere tabi), taşıt tescil kayıtları, tapu sicili, ticaret sicili, yurtdışı seyahat kayıtları, gümrük beyanları gibi bilgilere avukat portalından yetkili sorgu yapılabilir. Bu sorgu yetkisi, Avukatlık Kanunu m.2 ve m.35 çerçevesinde çalışır; kötüye kullanımın ağır disiplin yaptırımları vardır.

Dijital icra alanında 2026 gündeminde bulunan konular arasında kripto varlık saklama hizmeti veren kuruluşlara haciz müzekkeresi, e‑ticaret platformu hesap bakiyesi haczi ve çevrimiçi pazaryeri satıcı alacakları hacz sistemleri önemli yer tutar. 7545 sayılı Kripto Varlık Hizmet Sağlayıcıları Hakkında Kanun sonrası Sermaye Piyasası Kurulu lisansı alan saklama kuruluşları, icra müdürlüklerinden gelen müzekkerelere yanıt verme yükümlülüğündedir. Uygulamanın detayları güncel kılavuzlarla şekillenmektedir.

Sık Yapılan Hatalar ve Çözümleri

Alacaklının en yaygın hatası, itiraz süresini kaçırdıktan sonra takibin kesinleşmesini geciktirmektir. Tebligat tarihinden itibaren 7 gün geçtiği halde haciz talebi yapılmaması, dosyanın gereksiz uzamasına ve haciz müracaatı süresinin kaçırılmasına yol açar. İcra portalı üzerinden dosya takibi otomatik hatırlatıcı ayarlanmalı, sürelerin tek bir günü dahi kaçırılmamalıdır.

Borçlular açısından en kritik hata, tebligatın usulsüz olduğunun farkedilmesine rağmen derhal şikayete başvurulmaması ve genel zamanaşımı hesabının yanlış yapılmasıdır. Tebligat Kanunu m.35 uyarınca “bilinen adrese” yapılan tebligatın usulüne uygun olması gerekir; eski bir adrese tebligat yapılması itiraz süresini başlatmaz, ancak bu iddianın 7 gün içinde icra mahkemesine şikayet yoluyla ileri sürülmesi şarttır. Pasif kalındığında, tebligat geçerlilik kazanır ve takip kesinleşir.

Alacaklı vekili için sık rastlanan bir teknik hata, kambiyo senedi niteliğini taşımayan bir senedin kambiyoya özgü haciz yoluyla takibe konulmasıdır. TTK 776 şekil unsurları eksik olan bir bono, genel haciz yoluyla takibe konulmalıdır; hatalı takip seçimi İİK 170 uyarınca ihtisasa aykırı görülüp kaldırılabilir ve alacaklının masraf ve vakit kaybına yol açar.

Borçluların bir başka yaygın hatası, menfi tespit davası açarken teminat yatırmayıp ihtiyati tedbir kararı alamamalarıdır. Teminatsız açılan menfi tespit davaları, dava devam ederken haczin satışa çevrilmesini engellemez; bu durumda mal elden çıkar ve dava kazanılsa bile borçluya geri dönüşü güçtür. Başlangıçta teminatın yatırılmaması, stratejik açıdan dosya sonucunu etkileyen kritik bir eksikliktir.

Yabancı Unsurlu Alacak Takibi ve Tenfiz

Yurtdışı mahkeme kararları, tahkim kararları, yabancı noter senetleri ve yabancı vergi alacakları Türk icra dairelerinde doğrudan takibe konulamaz. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un (MÖHUK) 50‑63. maddeleri arası, yabancı ilamların Türkiye’de tanınması ve tenfizi için ayrıntılı bir prosedür öngörür. Yabancı mahkeme ilamının tenfizi için verildiği ülkenin Türk mahkemesi kararlarını benzer şekilde tenfiz etmesi karşılıklılık ilkesi aranır; Avrupa Birliği üyesi ülkelerle özellikle 2012 tarihli Brüksel I Tüzüğü paralelinde karşılıklılık uzun süredir sağlanmış durumdadır.

Tenfiz davası asliye hukuk mahkemesinde açılır; davacının Türkiye’de yerleşim yeri yoksa Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemeleri yetkilidir. Mahkeme, yabancı kararın kamu düzenine aykırı olmaması, savunma hakkının ihlal edilmemesi, Türk mahkemelerinin münhasır yetkisi dışında kalması ve kesinleşmiş olması şartlarını araştırır. MÖHUK 54 bu koşulları sıralar. Dava kazanılınca tenfiz kararı, kendisinde “Türk ilamı” niteliği kazanır; bundan sonra İİK 32 uyarınca ilamlı takibe konulabilir.

Tahkim kararları farklı bir rejime tabidir. 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu ile 1958 tarihli New York Sözleşmesi’ne katılımımız, yabancı tahkim kararlarının tenfizini kolaylaştırır. Tenfiz yetkisi yine asliye hukuk mahkemesindedir; ancak mahkeme tahkim kararının esasını incelemez, yalnızca tenfiz engellerinin (kamu düzenine aykırılık, tahkim anlaşmasının geçersizliği, savunma hakkı ihlali) bulunup bulunmadığını değerlendirir. Tahkim tenfizinde süre mahkeme ilamı tenfizine göre genellikle daha kısadır.

Yurtdışında bulunan borçludan alacağın Türkiye’de tahsili bakımından borçlunun Türkiye’deki malvarlığına haciz bırakmak mümkündür. İİK 36/2 uyarınca yabancı ilam kesinleşmeden Türk icrasında kullanılamaz; ancak Türk mahkemesinde açılmış bir dava dosyası ile ihtiyati haciz (İİK 257) talep edilebilir. Bu yol, yabancı tenfiz sürecinde Türkiye’deki malvarlığının korunması açısından değerlidir. Yurtdışı hacizleri için ise 1971 Lahey Sözleşmesi ve ikili anlaşmalar çerçevesinde adli yardım yolu kullanılır; süreç uzundur ve diplomatik yazışmalara tabidir.

Tüketici Alacaklarının Özel Takip Rejimi

Tüketici alacakları, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ve 4077 sayılı eski kanun hükümlerinin kısmen devamı niteliğinde özel bir rejime tabidir. Tüketicinin, bankaya olan kredi borcu, kredi kartı borcu, tüketici satışından doğan alacak, finansal kiralama alacağı, kira alacağı gibi kalemler hukuken farklı değerlendirilir. 6502 Kanun m.4, tüketici işlemlerindeki genel kurallardan söz eder; m.83 ise tüketici alacakları için zamanaşımı süresini beş yıl olarak belirler.

Kredi kartı alacaklarında bankaların takip süreci, 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu çerçevesinde işler; asgari ödeme tutarı gibi tüketici yararına hükümler alacaklının takibinde kısıtlayıcı etki yapar. Tüketici Hakem Heyeti’ne konu olabilecek tutar altındaki uyuşmazlıklar (2026 sınır TL ile güncellenir) için hakem heyeti başvurusu zorunludur; tüketici hakem heyeti kararı ilam niteliğinde kabul edilmez, asliye hukuk mahkemesinde onaylanması gerekir.

Tüketici kredisi alacaklarında takip öncesi bankaların ön bildirim yükümlülüğü vardır; 6502 m.29 uyarınca tüketiciye yasal süre tanınmadan takip başlatılması, usul yönünden takibin düşmesine yol açabilir. Bu detay, tüketici savunmasında önemli bir tutamak oluşturur. Alacaklı banka vekili açısından ise 5411 sayılı Bankacılık Kanunu m.4 ve BDDK düzenlemeleri çerçevesinde sıkı bir uyumluluk ile hareket edilmesi gerekir.

Tüketici kredilerinde TBK 585 kefalet hükmü ile 6502 m.4/10 birlikte yorumlanır; tüketici kredisi kefaletleri adi kefalet sayılır ve kefilin sorumluluğu sınırlıdır. Alacaklının önce asıl borçluya karşı takip yapmış olması aranır, ardından kefile başvurulabilir. Bu ayrım, 6098 sayılı TBK’nın kefalet hükümleri ile icra hukuku uygulamasının kesiştiği özgün bir alan oluşturur.

Kurgusal Senaryolar (Eğitim Amaçlı)

Aşağıdaki senaryolar eğitim amaçlı kurgusaldır; gerçek bir dosya ile benzerliği tesadüfidir. Her gerçek olayın kendine özgü olguları vardır ve hukuki değerlendirme somut duruma göre yapılır.

Senaryo 1: E‑Ticaret Şirketine Karşı Tedarikçi Alacağı

Avukatlık ücreti, Türkiye Barolar Birliği tarafından her yıl yayımlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi esas alınarak ve davanın niteliği, karmaşıklığı, süresi gözetilerek taraf ile avukat arasında akdedilen ücret sözleşmesiyle belirlenir.

Senaryo 2: İpotekli Kredi Dosyasında Meskeniyet İddiası

Bir banka, Kartal’da konut kredisi karşılığında ipotekli taşınmazı olan müşterisine (C) 4 aylık taksit gecikmesi nedeniyle ipotek paraya çevrilmesi yoluyla takip açmıştır. C, taşınmazın kendisi ve 3 çocuklu ailesinin tek evi olduğunu, ipotek sözleşmesinde meskeniyet iddiasından feragat bulunmadığını ileri sürerek icra mahkemesine şikayette bulunur. Mahkeme, banka alacağının ipotekle güvence altına alınmış olmasına rağmen meskeniyet iddiasını inceler; somut olayda evin değeri, aile büyüklüğü ve C’nin başka taşınmazı bulunmaması değerlendirilir. Karma çözüme gidilerek satıştan haline münasip ev bedeli C’ye ayrılır, kalan tutar banka alacağına mahsup edilir.

Senaryo 3: Şirket Konkordato Süreci

İnşaat sektöründe faaliyet gösteren orta ölçekli bir şirket (D), pandemi sonrası daralan nakit akışı nedeniyle borçlarını ödeyemez hale gelmiş; alacaklılar arasında banka, tedarikçi ve işçi alacakları bulunmaktadır. D, ticaret mahkemesine konkordato talep eder ve bağımsız denetim raporu, ara bilanço ve ön projesini sunar. Mahkeme 3 ay geçici mühlet verir, konkordato komiserini atar. Komiser, alacaklılar toplantısı düzenler; adi konkordato projesi 2/3 çoğunluk ile kabul edilir. Ticaret mahkemesi tasdik kararı verir, D, borçlarını üç yıla yayılmış taksitler halinde ödemeye başlar. Bu süreç boyunca D’ye karşı takipler durmuş, şirketin ticari faaliyeti sürdürülmüştür.

Senaryo 4: Muvazaalı Taşınmaz Devri

Bir tacir (E), 1,8 milyon TL alacağı olan alacaklılarına karşı taşınmaz mallarını eşine sembolik bir bedelle devretmiş, ardından aciz vesikası almış durumdadır. Alacaklı (F), taşınmazın devir tarihinin borç doğum tarihinden sonra olduğunu, devir bedelinin piyasa değerinin çok altında belirlendiğini ve E’nin eşinin durumu bildiğini tespit eder. F, asliye hukuk mahkemesinde tasarrufun iptali davası ile birlikte muvazaa iddiasını da ileri sürerek taşınmazın haczedilebilir olduğunun tespitini ister. Mahkeme, İİK 278 ve 280 kapsamında iptal kararı verir; taşınmaz alacaklı F tarafından icraya konu edilebilir hale gelir.

İlgili Makaleler

İcra ve iflas uygulamasının çeşitli boyutları, aşağıdaki spoke içeriklerde dar eksende işlenmiştir. Alyar Hukuk’un ana hukuk alanı olarak gördüğü ilgili pillarları da inceleyebilirsiniz:

Sıkça Sorulan Sorular

İlamsız takipte itiraz süresi kaç gündür, süre kaçırılırsa ne olur?

İlamsız icra takibinde ödeme emrinin borçluya tebliğinden itibaren itiraz süresi 7 gündür (İİK 62). Süre içinde itiraz edilmezse takip kesinleşir, alacaklı haciz talebinde bulunabilir. Sürenin kaçırılması esasa itiraz hakkını düşürür; ancak tebligatın usulsüz olduğu veya borçlunun gerçek adresi dışına yapıldığı ispat edilirse icra mahkemesine 7 günlük şikayet süresi içinde başvurularak tebligatın iptali ve sürenin yeniden başlatılması istenebilir. Mal beyanı verme yükümlülüğünün de ayrıca 7 gün içinde yerine getirilmesi gerekir; aksi halde hapsen tazyik yaptırımı doğar.

Maaşımın yüzde kaçı haczedilebilir, emekli aylığıma haciz konulabilir mi?

Ücretin en çok dörtte biri (yüzde yirmi beşi) haczedilebilir (İİK 83, 4857 sayılı İş Kanunu m.35). Bu oran nafaka alacakları hariç emredicidir. Emekli aylığı ise 5510 sayılı Kanun m.93 uyarınca kural olarak haczedilemez; ancak nafaka alacakları, kamu alacakları veya borçlunun yazılı muvafakati istisna oluşturur. Banka hesabına yatmış emekli aylıklarına e‑haciz konulması halinde icra mahkemesine şikayetle haciz kaldırılabilir. Uygulamada en yaygın hata, banka hesabı üzerinden emekli aylığına dokunulması ve bu işleme karşı süresinde şikayet edilmemesidir.

Tek evim için meskeniyet iddiasında bulunabilir miyim?

Evet, İİK 82/1-12 kapsamında borçlunun haline münasip tek evi haczedilemez. “Haline münasip” değerlendirmesi içtihatla şekillenmiş olup borçlunun sosyal ve ekonomik statüsü, aile büyüklüğü, bulunduğu şehrin konut piyasası, taşınmazın metrekaresi ve değerine göre yapılır. Meskeniyet iddiası icra mahkemesine haciz tarihinden itibaren 7 gün içinde şikayet yoluyla ileri sürülür. Evin değeri alacak tutarını karşılıyorsa içtihadî karma çözüme gidilir: ev satılır, haline münasip ev alınabilecek tutar borçluya ayrılır, kalan kısım alacaklılara dağıtılır. İki veya daha fazla konut sahibi olunması halinde meskeniyet iddiası genelde reddedilir.

İtirazın iptali ile itirazın kaldırılması arasındaki fark nedir?

İtirazın iptali davası (İİK 67) genel mahkemede açılır; bir yıllık hak düşürücü süreye tabidir; tanık, bilirkişi, belge ve yemin dahil tüm delillere dayanabilir; dava kazanılırsa alacaklı yüzde yirmi icra inkar tazminatına hak kazanır. İtirazın kaldırılması ise İİK 68 uyarınca icra mahkemesinde görülür ve sadece kanunda sayılan belgeler (imzası ikrar edilmiş adi senet, noter senedi, kabul edilmiş fatura, resmi senet) delil olarak kullanılabilir. Kararı daha hızlı sonuçlanır fakat delil kısıtlaması vardır; itirazın kaldırılması kararı, genel mahkemede itirazın iptali davası açmayı engellemez. Tercih, belgenin kalitesine ve sürece göre yapılır.

Konkordato talep etmek için hangi belgeler gereklidir?

Konkordato talebinde borçlu, İİK 285 çerçevesinde güncel alacaklı ve borçlu listesi, ara bilanço, finansal durum analizi, bağımsız denetim raporu (belirli büyüklük üstü şirketler için), konkordato ön projesi, nakit akış öngörüsü ve proje uygulanabilirlik raporunu sunmak zorundadır. 7518 sayılı Kanun (2024) sonrası bağımsız denetim zorunluluğu sıkılaşmış, küçük ölçekli borçlular için alternatif finansal tablo standartları getirilmiştir. Mahkeme belgelerin yeterliliğini inceler; uygun bulursa en fazla 3 ay geçici mühlet verir ve konkordato komiseri atar. Geçici mühlet 2 ay daha uzatılabilir; kesin mühlet 1 yıl olup 6 ay uzatılabilir.

İhtiyati haciz kararı sonrası kaç gün içinde takibe başlanmalı?

İhtiyati haciz kararı verildikten sonra alacaklının 10 gün içinde ya esas davayı açması ya da icra takibini başlatması gerekir (İİK 264). Bu süre hak düşürücü niteliktedir; kaçırılması ihtiyati haczin kendiliğinden hükümsüz kalmasına ve teminatın borçluya iadesine yol açar. İhtiyati haciz icra dairesinde ayrıca 10 gün içinde uygulanmalıdır (İİK 261); bu süre içinde haciz fiilen yapılmazsa karar hükümsüz sayılır. Alacaklı vekili, bu sürelerin takvim takibini özenle yapmalı, ihtiyati hacizden sonra takibi aynı anda başlatmayı hedeflemelidir.

Tasarrufun iptali davasını hangi hallerde açabilirim?

Tasarrufun iptali davası, elinde aciz vesikası bulunan veya borçlusunun iflasına karar verilmiş alacaklı tarafından açılabilir. Üç sebep öngörülmüştür: ivazsız tasarruflar (İİK 278) iflastan geriye 2 yıl süre; aciz halinde yapılan tasarruflar (İİK 279); zarar verme kastıyla yapılan tasarruflar (İİK 280) iflas tarihinden geriye 5 yıl süre. Dava, tasarruf konusu malı elinde bulunduran üçüncü kişiye karşı asliye hukuk mahkemesinde açılır. Kazanıldığında mal üçüncü kişinin mülkiyetinde kalsa da icra takibinde sanki borçluya aitmiş gibi haczedilip satılabilir. 5 yıllık hak düşürücü süre, tasarruf tarihinden itibaren işler (İİK 284).

Taahhüdü ihlal suçundan hapis cezası alır mıyım?

İİK 340 kapsamında taahhüdü ihlal halinde 3 aya kadar hapis cezası öngörülmüştür. Suçun oluşması için borçlunun haciz sırasında alacaklının muvafakati ile belirli bir tarihte ödeme taahhüdünde bulunması ve bu taahhüdü yerine getirmemesi gerekir. Savunma aşamasında ödeme gücünün objektif olarak bulunmadığı, taahhüdün şartlı olarak verildiği veya gerçek iradeyle alınmadığı ileri sürülebilir. Anayasa Mahkemesi’nin orantılılık içtihadı çerçevesinde somut olayda ödeme gücünün bulunmadığı tespit edilirse ihlal kararı verilmesi mümkündür. Taahhüt alınırken borçlunun şartsız biçimde imza atması uygulamada tavsiye edilmez.

E‑haciz nasıl işliyor, banka hesabıma nasıl konulur?

Elektronik haciz, 7343 sayılı Kanun sonrası UYAP üzerinden icra müdürlüğünün alacaklı talebi ile bankaya elektronik müzekkere göndermesi suretiyle gerçekleşir. Banka, borçlu adına kayıtlı hesaplardaki tutarları otomatik olarak bloke eder ve icra dosyasına aktarır. Hesap açık kaldıkça sonraki yatırımlar da haciz sırasına göre bloke olur. Ortak hesaplarda borçlunun hissesi kadar bloke konulur; ortak hesap sahipleri itiraz ederek blokenin bir kısmının kaldırılmasını isteyebilir. Banka hesabındaki haczi caiz olmayan kalemler (emekli aylığı, nafaka, tazminat) gösterilip icra mahkemesinden haczin kaldırılması istenebilir.

Kambiyo senedi takibine itiraz edersem takip duracak mı?

Kambiyo senetlerine özgü haciz yolunda borçlu, ödeme emrinin tebliğinden itibaren 5 gün içinde icra dairesine değil, icra mahkemesine itiraz eder (İİK 168). İtiraz kendiliğinden takibi durdurmaz; takibin durması için icra mahkemesinin inceleme sonucu itirazın kabulüne veya tedbiren durdurulmasına karar vermesi gerekir. Bu ayrım, kambiyo takibinin genel takipten en önemli farkıdır; borçlunun itirazı olsa bile icra mahkemesi kararı çıkana kadar haciz işlemleri devam eder. Savunmanın başarılı olması halinde İİK 170/a uyarınca yüzde yirmi kötü niyet tazminatı alacaklı aleyhine hükmolunabilir.

UYAP e‑satışına nasıl katılırım, teminat nedir?

UYAP e‑satış portalına (esatis.uyap.gov.tr) e‑devlet şifresi veya elektronik imza ile giriş yapılır. Katılım için teminat olarak ihale konusu malın kıymet takdirinin yüzde yirmisi kadar tutar ihale öncesinde elektronik olarak yatırılır. Açık artırma süresi 7 gündür; teklifler anlık görünür. Birinci ihalede kıymetin yüzde ellisini aşan teklif kabul edilir; başarısız olursa ikinci ihalede yüzde kırk eşiği uygulanır. İhaleyi kazanan, ihale bedelini 7 iş günü içinde yatırır ve tapu veya taşınır devri tamamlanır. Ödememe halinde teminat irat kaydedilir, mal yeniden satışa çıkarılır. İhale sonrası 7 gün içinde ihalenin feshi davası açılabileceği unutulmamalıdır.

İflas eden şirkete alacağımı nasıl kaydettiririm?

İflas kararının Ticaret Sicil Gazetesi’nde yayımlanmasından itibaren 1 ay içinde (İİK 219) alacaklılar, alacaklarını iflas idaresine yazılı olarak bildirmek zorundadır. Bildirimde alacağın dayanağı (fatura, sözleşme, senet, ilam) belgeleriyle birlikte sunulur; rehin hakkı varsa ayrıca belirtilir. İflas idaresi, alacakları inceleyip sıra cetvelini hazırlar. Sıra cetveline itiraz, yayımından itibaren 7 gün içinde ticaret mahkemesine yapılır. Rehinli alacaklıların alacağı öncelikle rehinden paraya çevrilir, eksik kalan kısım genel sıraya geçer. Kamu alacakları imtiyazlı sırada, işçi alacakları ise ayrı bir sırada yer alır (İİK 206). Sürenin kaçırılması, alacağın iflasta hak ettiği payı alamaması sonucunu doğurur.

Yabancı mahkeme ilamını Türkiye’de icra edebilir miyim?

Yabancı mahkeme ilamının Türkiye’de icra edilebilmesi için önce MÖHUK (5718 sayılı Kanun) m.50‑57 kapsamında tanıma ve tenfiz davası açılması gerekir. Tanıma ve tenfiz kararı kesinleşmeden yabancı ilama dayanılarak Türk icra dairelerinde takip açılamaz. İİK 36/2 uyarınca yabancı ilamlar kesinleşmeden icraya konulamaz. Yetkili mahkeme, Türkiye’de tenfiz talep edenin yerleşim yeri asliye hukuk mahkemesidir; yerleşim yeri yoksa Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinden biri yetkilidir. Tenfiz kararı verildikten sonra ilamlı takip açılır ve yerel ilamlarla aynı usul uygulanır. Karar süresi 2‑18 ay arasında değişmektedir.

Randevu ve İletişim

Alyar Hukuk & Danışmanlık — İcra ve İflas Dosyası Değerlendirmesi

İcra takibi açmak, açılan takibe itiraz etmek, meskeniyet iddiasında bulunmak, tasarrufun iptali davası açmak, ihtiyati haciz talebinde bulunmak veya konkordato sürecini yönetmek için dosya bazında hazırlık gerekir. Alyar Hukuk, Kartal merkezli ofisinde İstanbul genelinde icra ve iflas uyuşmazlıklarında süreci yönetir; ilk görüşme ile dosyanın genel durumu ve izlenmesi gereken yol hakkında bilgilendirme yapar.

  • Telefon: 0545 199 25 25
  • E‑posta: info@bilalalyar.av.tr
  • Adres: Cevizli Mah. Enderun Sok. No:10C D:58, 34865 Kartal/İstanbul
  • Çalışma saatleri: Hafta içi 09.00–18.00 (randevu ile)

Av. Bilal ALYAR — İstanbul Barosu Sicil No: 54965. Alyar Hukuk & Danışmanlık kurucusu. İcra ve iflas hukuku, kripto para düzenlemeleri, bilişim hukuku, ticari uyuşmazlıklar ve şirketler hukuku alanlarında danışmanlık ve dava hizmeti sunar. İstanbul’da faaliyet gösteren Alyar Hukuk, UYAP elektronik takip sistemi ve dijital dava yönetimi kapsamında teknik odaklı bir uygulama geliştirmiştir.

İlgili Mevzuat ve Temel Hükümler

KaynakHükümKonusu
2004 s. İİKm.16İcra mahkemesine şikayet
2004 s. İİKm.32İlamlı icrada icra emri
2004 s. İİKm.58-60İlamsız takipte takip talebi ve ödeme emri
2004 s. İİKm.62Borca itiraz (7 gün)
2004 s. İİKm.67-68İtirazın iptali ve kaldırılması
2004 s. İİKm.72Menfi tespit ve istirdat davası
2004 s. İİKm.83Maaş ve ücret haczi sınırları
2004 s. İİKm.85-105Haciz uygulaması ve haczin konusu
2004 s. İİKm.96-99İstihkak iddiası ve davası
2004 s. İİKm.100-101Hacze iştirak (kesin ve geçici)
2004 s. İİKm.134İhalenin feshi davası
2004 s. İİKm.142Sıra cetveline itiraz
2004 s. İİKm.154-166İflas davası ve iflasın sonuçları
2004 s. İİKm.167-170Kambiyo senetlerine özgü takip
2004 s. İİKm.269Kira ilişkisinde tahliye takibi
2004 s. İİKm.277-284Tasarrufun iptali davası
2004 s. İİKm.285-308Konkordato başvurusu, mühlet ve tasdik

Yetkili Kurumlar ve Başvuru Kanalları

  • İcra Dairesi: Takip talebi, ödeme emri, haciz işlemleri, e-haciz ve e-satış (UYAP) işlemleri.
  • İcra Mahkemesi: İİK m.16 şikayeti, itirazın kaldırılması, ihalenin feshi, istihkak davaları.
  • Asliye Ticaret Mahkemesi: İflas davası (İİK m.154), konkordato (İİK m.285), iflasın ertelenmesi yerine konkordato başvurusu.
  • Asliye Hukuk Mahkemesi: İtirazın iptali (İİK m.67), menfi tespit (İİK m.72), tasarrufun iptali (İİK m.277).
  • Sulh Hukuk Mahkemesi: İİK m.269 kira tahliye itirazın kaldırılması (İİK m.269/c).
  • UYAP e-Satış Portalı: Hacizli mallarda elektronik açık artırma ile satış.

Yeni İcra ve İflas Hukuku Rehberleri (2026)

Diğer Çalışma alanı Alanlarımız

Av. Bilal Alyar Hukuk Bürosu çok disiplinli yaklaşımıyla İcra ve İflas Hukuku alanını destekleyen komşu hukuk dallarında da hizmet vermektedir. İlgili alanlarda deneyimli rehberlerimize aşağıdan ulaşabilirsiniz:

Resmi Kaynaklar

Hazırlayan Hukuku

Av. Bilal ALYAR — İstanbul Barosu Sicil No: 54965

Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu (2015). Aile hukuku, ceza hukuku, kripto para hukuku, bilişim hukuku, şirketler hukuku ve vergi hukuku alanlarında faaliyet göstermektedir.

Bu içerik yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır; somut hukuki görüş ya da avukat-müvekkil ilişkisi oluşturmaz. Her dosya kendine özgü koşullar içerdiğinden, hukuki sorunlarınız için bir avukata danışmanız önerilir.

İletişim | Hakkımızda

Emsal Yargıtay Kararları — Konkordato

İİK m.285 vd. kapsamında konkordato başvurusu, mühlet ve tasdike ilişkin Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 2026 kararları.

Burada yer verilen kararlar bilgilendirme amaçlı olup somut uyuşmazlığın koşullarına göre farklı sonuçlar doğabilir. Konkordato ile ilgili bir uyuşmazlık içerisindeyseniz, güncel içtihat ve mevzuatı somut olaya uyarlayacak bir ticaret hukuku alanında çalışan avukatla görüşmeniz önerilir.

İlgili Rehberler ve Alt Başlıklar

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu çerçevesinde takip türleri ve itiraz usullerine dair detay rehberler:

Bu rehberler genel bilgilendirme amaçlıdır; somut uyuşmazlık için avukata danışılması gerekir.

Temel Mevzuat Tablosu

Bu alanda uygulanan temel kanunlar ve yayımlandığı Resmî Gazete bilgileri aşağıdaki tabloda yer almaktadır. Metinler güncel hâllerine ulaşmak için ilgili linklerden Resmî Gazete / mevzuat.gov.tr üzerinden kontrol edilmelidir.

Kanun NoKanun AdıKabul TarihiR.G. Sayısı
2004İcra ve İflas Kanunu9.6.19322128
6100Hukuk Muhakemeleri Kanunu4.2.201127836
6098Türk Borçlar Kanunu4.2.201127836
6102Türk Ticaret Kanunu13.1.201127846

İcra Takip Masrafı Tahmini Hesaplayıcı

İİK ve Harçlar Kanunu çerçevesinde icra takibi başlatılırken ödenen ana masraf kalemlerinin tahminine yönelik araçtır. Sonuçlar bilgilendirme amaçlıdır; güncel harç tarifesi her yıl değişir.

Takip Masrafı Tahmini

Uyarı: Harç oranları Harçlar Kanunu ve yıllık Genel Tebliğlerle güncellenir; oran kutucuğu değişmişse güncel değeri giriniz.

2025-2026 İcra ve İflas Hukuku Güncel Mevzuat ve Uygulama Notları

İcra ve iflas hukuku alanında 2025-2026 dönemi öne çıkan iflas, konkordato, mali tasfiye, çek-bono uyuşmazlıkları, holding ve grup şirketlerinin krizden çıkış stratejileri ve uluslararası tahsilat süreçleri aşağıda kapsamlı biçimde özetlenmiştir.

İflas Davası ve Tasfiye (İİK m.154-235)

Ticari işletmelerin borçlarını ödeyemez hale gelmesi durumunda iflasın istenmesi: (i) doğrudan iflas — büyük tutarlı çek/bono protestosu üzerine alacaklı tarafından, (ii) takipten sonra iflas — ilamlı/ilamsız takipte mal yoksa, (iii) borçlunun kendi iflasını isteme — alacaklılar listesi sunarak. 2025-2026 uygulamasında iflas masası tasfiyesi süreçleri ortalama 2-5 yıl sürmekte; iflas idaresinin atanan iflas idaresi memurunun raporları, satış yetkisi ve ödeme planları temel araçlardır.

İflasın Ertelenmesi Yerine Konkordato

2018’de “iflasın ertelenmesi” kaldırılarak “konkordato” sistemi getirilmiştir. 2025-2026 itibarıyla konkordato başvurusu için: (i) gerçek bir mali sıkıntı tespiti (sahte konkordato başvuruları reddedilmektedir), (ii) gerçekçi bir konkordato projesi (yapılandırma, hisse senedi vermek, fonlanmış geri ödeme), (iii) bağımsız denetim raporu, (iv) konkordato komiserinin atanması ve faaliyetlerin denetimi. Konkordato sürecinin başarısı ortalama %25-40 aralığında olup, başarısız konkordato iflas hükmünü doğurmaktadır.

Çek-Bono Uyuşmazlıkları ve İcra Takibi

Çek 5941 Sayılı Kanun, bono Türk Ticaret Kanunu hükümlerine tabidir. 2025-2026 öne çıkan başlıklar: (i) karşılıksız çek keşide eden hakkında ekonomik suçtan adli ceza yaptırımı, (ii) çek protestosunda 6 ay içinde icra takibi başlatma, (iii) bono itirazı sebepleri (sahte imza, kambiyo unsurlarının eksikliği, alacağın olmayışı), (iv) müracaat hakkı (cüzdan üzerindeki cirantalara dönüş) süreleri, (v) çek-bonoda menfi tespit davası süreçleri.

Şirket Tasfiyesi ve Sona Erme

Anonim ve limited şirketlerin tasfiyesinde 2025-2026 uygulaması: (i) genel kurul kararı veya mahkeme kararıyla tasfiye, (ii) tasfiye memurları atanması (genelde yönetim kurulu üyeleri), (iii) alacaklılara çağrı ilanı (3 ay süreli), (iv) şirket malvarlığının paraya çevrilmesi ve borçların ödenmesi, (v) tasfiye sonu kalan kıymetin ortaklara dağıtımı. Holding ve grup şirketlerinde tasfiye karmaşık olup, intra-grup ödüne işlem incelemesi, transfer fiyatlandırması ve örtülü kar dağıtımı incelemeleri öne çıkmaktadır.

Yapılandırma ve Mahkeme Dışı Çözümler

Borca batık şirketlerin krizi atlatması için mahkeme dışı yapılandırma seçenekleri: (i) bankalarla anlaşmalı olarak kredi yeniden yapılandırma, (ii) tedarikçilerle vade uzatımı protokolü, (iii) hisse satışı ya da yatırımcı bulma, (iv) M&A (birleşme/devralma) yoluyla devamlılık. 2025-2026 itibarıyla TBB (Türkiye Bankalar Birliği) çatısı altında “İstanbul Yaklaşımı” çerçevesinde finansal yeniden yapılandırma protokolleri öne çıkmaktadır.

Banka Alacaklarının Tahsili ve Avans Faiz

Banka alacaklarında ticari işlerden doğan alacaklara avans faiz uygulanmakta; bu oran ticari hayatta yasal faizden yüksektir. 2025-2026 yüksek enflasyon ortamında avans faiz oranlarının dava süresince ana borca eşit veya üzerinde tutarlara ulaşması mümkündür. Banka alacaklarında ipotek/kefalet/teminat sözleşmelerinin geçerliliği titizlikle incelenmekte; teminat sözleşmesinde TBK m.581 vd. korumaları (eş rızası, kefalet limiti, kişisel kefilin korunması) uygulanmaktadır.

Uluslararası İcra ve Tanıma-Tenfiz

Yabancı mahkeme veya hakem kararına dayanılarak Türkiye’de takip yapılması için MÖHUK m.50-59 çerçevesinde tanıma-tenfiz davası açılması zorunludur. 2025-2026 uygulamasında öne çıkan başlıklar: (i) New York Sözleşmesi’ne göre yabancı hakem kararlarının tenfizi, (ii) AB üyesi ülkelerle tanıma-tenfiz protokolleri, (iii) yabancı icra ilamlarının kamu düzenine aykırılık denetimi, (iv) yabancı para alacaklarının TL’ye çevirme tarihi olarak ödeme tarihinin esas alınması.

Bu bilgiler 2025-2026 dönemi icra-iflas hukuku uygulamasına ait genel bilgilendirme niteliğindedir. Karmaşık iflas, konkordato ve uluslararası tahsilat süreçleri için alanında avukat icra-iflas avukatından kapsamlı hukuki danışmanlık alınması zorunludur.

İletişim

Cevizli Mahallesi Enderun Sokak No:10C Daire:58
34865 Kartal/Istanbul
+90 545 199 25 25
info@bilalalyar.av.tr

Hizmet Alanları

Kripto Para Hukuku
Bilişim Hukuku
Ceza Hukuku
Şirketler Hukuku
Aile ve Boşanma Hukuku
İş Hukuku

Yasal

KVKK Aydınlatma Metni
Gizlilik Politikası
Çerez Politikası
Makaleler

Sosyal Medya

LinkedIn
Instagram
X (Twitter)
TikTok


İstanbul Barosu Sicil No: 54965

© 2026 Av. Bilal Alyar - Tüm hakları saklıdır.