Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2025/259 esas sayılı kararı, ayıplı hizmetten doğan sorumluluk ile tüketicinin seçimlik hakları arasındaki ilişkiyi ayrıntılı biçimde ele almıştır. Karar; 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m.13-15 ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun ifa ve sorumluluk hükümlerini birlikte yorumlayarak uygulamaya yol gösterici ilkeler sunmaktadır. Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut uyuşmazlık için avukata danışılması gerekir.
Uyuşmazlığın Çerçevesi
Davacı tüketici, hizmet sağlayıcıdan aldığı bakım ve onarım hizmetinin sözleşmede kararlaştırılan standartlara uygun yürütülmediğini, süresi içinde hata bildiriminde bulunmasına karşın ayıbın gereği gibi giderilmediğini ileri sürmüştür. Davalı ise hizmetin ifasında ağır kusurun bulunmadığını, varsa eksikliklerin olağan kullanım sınırında kaldığını savunmuştur. İlk derece ile bölge adliye mahkemesi kararları arasındaki ayrılık, konunun Hukuk Genel Kurulu önüne taşınmasına neden olmuştur.
Uygulanan Mevzuat
- 6502 sayılı TKHK m.13: Ayıplı hizmet tanımı.
- 6502 sayılı TKHK m.15: Tüketicinin seçimlik hakları.
- 6502 sayılı TKHK m.16: Zamanaşımı.
- TBK m.112: Borcun hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi.
- TBK m.49 vd.: Haksız fiil sorumluluğu.
Kurul’un Değerlendirmesi
HGK, ayıplı hizmet kavramını geniş yorumlayarak hizmetin sözleşmede kararlaştırılan nitelikleri taşımamasının yanında, tüketicinin haklı beklentilerini karşılamaması durumunun da ayıp oluşturacağını kabul etmiştir. Kurul; TKHK m.15’te öngörülen seçimlik haklardan hangisinin kullanılacağının tüketicinin iradesine bırakıldığını, ancak seçilen hakkın koşullarının mahkeme tarafından değerlendirileceğini belirtmiştir.
Kararda; hizmetin yeniden görülmesi talebinin tüketici için aşırı külfet oluşturduğu durumlarda sözleşmeden dönme hakkının tercih edilebileceği vurgulanmıştır. Bedelin iadesi hâlinde ise ayrıca TBK m.112 kapsamında uğranılan zararın tazmininin talep edilmesinin mümkün olduğu, ancak bu durumun ayıplı hizmetten kaynaklı doğrudan zararlarla sınırlı kalacağı belirtilmiştir.
Zamanaşımı konusunda Kurul, TKHK m.16/2 uyarınca ayıplı hizmetten doğan taleplerin kural olarak iki yıllık zamanaşımına tabi olduğunu; ağır kusur veya hileyle ayıbın gizlenmesi hâlinde bu sürenin uygulanmayacağını hatırlatmıştır.
Kararın İlkeleri
- Ayıplı hizmet tespiti, sözleşmedeki nitelikler yanında objektif haklı beklentileri de kapsar.
- TKHK m.15’teki seçimlik haklar (onarım, bedel indirimi, dönme, yeniden görme) tüketicinin iradesine bağlıdır.
- Yeniden görülmesi aşırı külfetli hâllerde sözleşmeden dönme öncelikli hâle gelebilir.
- Bedel iadesi yanında doğrudan zararların tazmini TBK m.112 çerçevesinde istenebilir.
- Ağır kusur veya hile varsa iki yıllık zamanaşımı sınırı uygulanmaz.
Uygulama Açısından Sonuçlar
Karar, hizmet sağlayıcılar yönünden hizmet kalitesinin sözleşmede belirlenen standartlarla uyumunu denetleme, şikâyet süreçlerini kayıt altına alma ve ayıbın giderilmesi aşamasında şeffaf iletişim kurma ihtiyacını öne çıkarmaktadır. Tüketiciler bakımından ise ayıbın bildirimi, delillerin toplanması ve yetkili tüketici hakem heyeti ya da tüketici mahkemesi önünde hangi seçimlik hakkın kullanılacağının bilinçli tercih edilmesi büyük önem taşır.
İlgili Rehberlerimiz
Bu analiz genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut uyuşmazlık için bir avukata danışılması gerekir. Karar metnine UYAP İçtihat Bilgi Bankası üzerinden erişim sağlanabilir.
