Enerji Hukuku İstanbul 2026 | EPDK Lisans, YEKDEM, YEKA, ÇED, BOT Tahkim

Bilgilendirme: Bu yazı Alyar Hukuk & Danışmanlık bünyesinde, yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Aşağıda yer alan açıklamalar hukuki danışmanlık veya vekalet ilişkisi kurmaz; her somut olay kendi delil zinciri, sözleşme metni ve regülasyon tarihi içinde ayrıca değerlendirilmelidir.

Elektrik, doğal gaz, petrol, maden, jeotermal ve yenilenebilir kaynaklar Türkiye ekonomisinin birbirine geçmiş altı kılcal damarını oluşturur; bu alanda iş yapan şirketlerin karşısına çoğu zaman tek bir kanun değil, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) lisansları, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ÇED süreçleri, Orman ve Su İşleri Genel Müdürlüğü izinleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı onayları, belediye ruhsatları ve kamulaştırma kararları aynı anda çıkar. Alyar Hukuk & Danışmanlık, İstanbul Kartal merkezli yapısıyla elektrik piyasası lisanslarından rüzgar-güneş santrali sözleşmelerine, YEKDEM başvurularından YEKA yarışmalarına, EPDK idari para cezalarından yatırım tahkimine uzanan dosyalarda çok boyutlu bir hukuki okumayı birlikte yürüten bir büro modeli benimser.

Aşağıdaki rehber, enerji piyasasında faaliyet gösteren tüzel kişilere yönelik olmakla birlikte, hissedar olarak yatırım yapmayı planlayan gerçek kişiler, enerji verimliliği mevzuatına tabi sanayi işletmeleri, yenilenebilir enerji kooperatifleri ve elektrik aboneliği uyuşmazlığı yaşayan tüketiciler için de başvuru niteliğindedir. Rehber üç eksende ilerlemektedir: (i) sektörel kanunlar ve ikincil düzenlemeler (6446, 4646, 6491, 5686, 3213, 5346, 5627, 7381), (ii) yatay mevzuat (ÇED, kamulaştırma, imar, iş sağlığı, vergi, rekabet, KVKK) ve (iii) uyuşmazlık çözüm yolları (İYUK iptal davası, tüketici tahkim, EPDK şikayet mekanizması, ICC/ICSID tahkim).

İçindekiler

Enerji Hukuku Mevzuat Haritası

Türk enerji mevzuatı, 2001 yılında yürürlüğe giren 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ile başlayan serbestleşme dalgasının ardından, 14 Mart 2013 tarihli 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ile yeniden şekillenmiştir. Elektriğin yanında doğal gaz için 4646 sayılı Doğal Gaz Piyasası Kanunu, petrol için 6491 sayılı Türk Petrol Kanunu ve 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu, sıvılaştırılmış petrol gazı için 5307 sayılı LPG Piyasası Kanunu, maden için 3213 sayılı Maden Kanunu, jeotermal kaynak için 5686 sayılı Jeotermal Kaynaklar ve Doğal Mineralli Sular Kanunu ayrı ayrı uygulanır. Yenilenebilir enerji bakımından ise 5346 sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun başat düzenleme niteliğindedir.

Bu kanunlara ek olarak 7381 sayılı Nükleer Düzenleme Kanunu, 5627 sayılı Enerji Verimliliği Kanunu, 4646 sayılı kanunun uygulanmasına ilişkin çok sayıda EPDK yönetmeliği ve 3996 sayılı Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanun, büyük ölçekli enerji tesisleri için referans metinler arasında yer alır. Yatay mevzuat çatısında 2872 sayılı Çevre Kanunu, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu, 3194 sayılı İmar Kanunu, 6831 sayılı Orman Kanunu, 4857 sayılı İş Kanunu, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu aynı dosyada birlikte okunur.

Düzenleyici otoritelerin başında Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu gelir; elektrik, doğal gaz, petrol ve LPG piyasalarında lisans verme, tarife onaylama, idari para cezası uygulama yetkisine sahiptir. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı stratejik planlama, maden ve petrol arama/işletme ruhsatı, YEKA yarışma ilanları ve nükleer güvenlik üst politikasından sorumludur. Nükleer Düzenleme Kurumu (NDK), 7381 sayılı Kanun uyarınca reaktör lisanslaması ve radyasyon güvenliği denetimi yapar. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ÇED sürecini yürütür; Orman Genel Müdürlüğü orman arazisi üzerindeki santraller için izin verir; Tarım ve Orman Bakanlığı sulama birliklerini koordine eder; EPİAŞ (Enerji Piyasaları İşletme A.Ş.) organize toptan elektrik piyasasını işletir; TEİAŞ iletim tekelini yürütür; EÜAŞ kamu üretim şirketi olarak portföy yönetimi yapar.

Türkiye Elektrik Piyasasının Kurumsal Yapısı

6446 sayılı Kanun, elektrik piyasasını dikey ayrıştırma (unbundling) prensibi üzerine kurmuştur. Üretim faaliyeti rekabetçi alanda, iletim faaliyeti doğal tekel modelinde TEİAŞ eliyle, dağıtım faaliyeti 21 bölgeye ayrılmış özel şirketler eliyle, perakende satış faaliyeti görevli tedarik şirketleri ve serbest tüketici modelinde bağımsız tedarikçiler eliyle yürütülür. Bu ayrışma, aynı ekonomik grubun hem üretim hem de tedarik yapmasını kategorik olarak engellemese de, pazar payı eşiklerini aşan oyuncular için EPDK onayı ve Rekabet Kurumu değerlendirmesi gerekmektedir.

Üretim Faaliyeti ve Ön Lisans Aşaması

Bir santral yatırımcısı EPDK’ya önce ön lisans başvurusu yapar. 6446 sayılı Kanun’un 6. maddesi uyarınca ön lisans, üretim lisansına esas teşkil edecek hak ve yükümlülüklerin sağlanması amacıyla verilen bir izin niteliğindedir ve azami süresi 36 aydır. Bu aşamada yatırımcı, sahaya ilişkin mülkiyet, kullanım hakkı veya irtifak; ÇED belgesi; bağlantı anlaşmaları için TEİAŞ veya dağıtım şirketinden sistem kullanım görüşü; imar ve ruhsat taahhütlerini tamamlaması gerekir. Ön lisans aşamasında ticari faaliyet yasaktır; sadece geliştirme faaliyetleri yürütülür.

Ön lisans süreci üç kritik belgeye dayanır: (i) kapasitesi ve teknolojisi netleştirilmiş bir proje dosyası, (ii) bağlantı görüşü için başvurulan iletim veya dağıtım şirketinin yazılı yanıtı, (iii) sermaye yeterliliği ve finansman taahhüdünü gösteren banka mektubu. Dosyadaki eksiklikler EPDK tarafından yazılı olarak bildirildiğinde, yatırımcıya standart olarak 30 iş günü ek süre tanınır. Sürecin sonunda ön lisans, yazılı yükümlülükleri içeren Kurul Kararı ile onanır; ön lisans aşamasındaki her esaslı değişiklik kural olarak yeni bir Kurul onayına tabidir. Uygulamada sıkça görülen sorunlar; saha mülkiyetinin ortak malik beyanı olmaksızın beyan edilmesi, bağlantı görüşünün geçerlilik süresinin dolmuş olması ve finansman taahhüt mektubundaki tutarın proje büyüklüğünü karşılamaması olarak özetlenebilir.

İletim ve Dağıtım Ayrımı

İletim faaliyeti 36 kV üstü gerilim seviyesinde, TEİAŞ tekelinde; dağıtım faaliyeti 36 kV ve altı gerilim seviyesinde 21 bölgede görevli dağıtım şirketleri eliyle yürütülür. Bir yatırımcı üretim tesisini şebekeye bağlarken bağlantı gerilimine göre ya TEİAŞ ile iletim sistemi kullanım anlaşması ya da ilgili dağıtım şirketi ile dağıtım sistemi kullanım anlaşması imzalar. Bağlantı bedeli, sistem kullanım bedeli ve iletim sistemi işletim bedeli EPDK tarafından tarifelerle belirlenir; bu kalemlere ilişkin uyuşmazlıklar önce EPDK nezdinde itiraz mekanizması, sonra Ankara idare mahkemelerinde iptal davası ile çözümlenir.

Tedarik ve Serbest Tüketici

Perakende satış piyasası iki ana kanaldan beslenir: görevli tedarik şirketi (eski dağıtım şirketinin iştiraki) ve bağımsız tedarik şirketleri. Yıllık belirli eşiğin üzerinde enerji tüketen müşteriler serbest tüketici statüsünde sayılır ve tedarikçisini seçebilir. Serbest tüketici limiti her yıl EPDK kararıyla güncellenmekte; 2026 yılı itibarıyla kademeli olarak sıfıra indirilmiş durumdadır, yani tüketicinin neredeyse tamamı tedarikçisini değiştirme hakkına sahiptir. Tedarik sözleşmeleri 6446 sayılı Kanun’un 17. maddesi çerçevesinde düzenlenir; sözleşme süresi, çıkış bildirim süresi, fesih tazminatı ve son kaynak tedarik (Last Resort Supply) tarifesine geçiş koşulları bu sözleşmelerin temel müzakere noktalarıdır.

EPDK Lisansları ve Başvuru Süreci

EPDK’nın verdiği lisans türleri, ilgili sektöre göre değişmektedir. Elektrik piyasasında üretim, otoprodüktör, OSB üretim, iletim (yalnızca TEİAŞ), dağıtım (bölgesel), tedarik ve piyasa işletim lisansları bulunur. Doğal gaz piyasasında ithalat, iletim, depolama, toptan satış, dağıtım, sıkıştırılmış doğal gaz (CNG) ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) lisansları; petrol piyasasında rafinerici, dağıtıcı, madeni yağ, ihrakiye teslimi, taşıma ve bayilik lisansları; LPG piyasasında dağıtıcı, taşıma, depolama, otogaz bayiliği ve dolum lisansları mevcuttur.

Başvuru Dosyasının İçeriği

EPDK’ya yapılan bir lisans başvurusu genellikle şu belgeleri içerir: tüzel kişiliğin kuruluş belgeleri ve güncel ortaklık yapısı, sermaye yeterlilik belgeleri, banka teminat mektubu, ÇED olumlu/gerek yok kararı, inşaata başlama için imar ve ruhsat belgeleri, arazi mülkiyeti veya irtifak tesisi belgeleri, teknoloji tedariği sözleşmeleri, finansman taahhüt mektupları ve ilgili bakanlık onayları. Teminat mektubu tutarı lisans türüne ve kurulu güce göre farklılık gösterir; üretim lisansında MW başına hesaplanan sabit bir birim değer üzerinden belirlenir.

Lisans Süreleri ve Tadil Başvuruları

Üretim lisansı azami 49 yıl süre ile verilebilir; dağıtım ve tedarik lisansları ise görev süreleri ve özelleştirme sözleşmeleri çerçevesinde belirlenir. Lisansın kurulu güç, santral sahası, yakıt türü, şebeke bağlantı noktası gibi esaslı unsurlarında değişiklik yapılmak istenirse tadil başvurusu yapılır. Tadil, yeni bir ön lisansa gerek kalmadan yapılabilecek küçük ölçekli değişiklikler için hızlı; kurulu güç artışı, saha değişikliği gibi esaslı değişiklikler için tam inceleme gerektirir. EPDK, tadil başvurusunu dört ay içinde sonuçlandırma iç hedefi koysa da karmaşık dosyalar daha uzun sürebilir.

Lisans İptali ve Sona Erme

Lisansın iptali EPDK’nın yaptırım kademesinin en ağır halidir. 6446 sayılı Kanun’un 16. maddesi, iptal gerektiren ihlal tiplerini sayar: lisanssız faaliyet, lisans başvurusunda gerçek dışı belge sunma, tekrarlanan ağır ihlaller, mali şartların kaybı ve benzeri. İptal kararı Ankara idare mahkemelerinde iptal davasına konu olabilir; yürütmenin durdurulması talebi özellikle işletmedeki bir santralin tamamen durmasının geri dönüşü olmayan zararlara yol açacağı gerekçesiyle ön plana çıkar. Lisansın karşılıklı rıza ile sona erdirilmesi ve lisans devri de ikincil mevzuatla tanımlanmış işlemlerdir; lisans devri EPDK onayına tabidir ve gizli pay devirleri dahi bildirime bağlıdır.

Yenilenebilir Enerji, YEKDEM ve YEK-G Sertifikası

Yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırım yapan üreticiler için Türkiye’de iki ayrı teşvik mekanizması uygulanır. İlki, 5346 sayılı Kanun ile getirilen ve 29 Aralık 2010’da yürürlüğe giren Yenilenebilir Enerji Kaynakları Destekleme Mekanizması (YEKDEM) olup 2020 yılı sonuna kadar işletmeye alınan santrallere 10 yıl boyunca ABD doları bazlı sabit sabit fiyat taahhüdü sunmuştur. Güneş için 13,3 US cent/kWh, rüzgar ve hidrolik için 7,3 US cent/kWh, biyokütle için 13,3 US cent/kWh, jeotermal için 10,5 US cent/kWh seviyelerinde; ek olarak yerli teknoloji kullanımı durumunda 2,4 ila 3,5 cent arası ek destek öngörmüştür.

İkincisi, 2021 sonrası işletmeye alınan santraller için 2020/3453 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile düzenlenen YEKDEM-II (Türk lirası bazlı, Yenilenebilir Enerji Kaynakları Destekleme Mekanizması 2021-2030) modelidir. Bu modelde fiyatlar TL olarak sabitlenmiş, üçer aylık dönemlerde ÜFE ve TÜFE karışımı bir formülle güncellenmekte; fiyat artış tavanı EPDK kararıyla belirlenmektedir. Bu iki dönem arasındaki hukuki geçiş, özellikle işletmeye alma tarihinin 2020 sonuna yetişip yetişmediği tartışmalı projelerde yoğun ihtilaflara yol açmış; işletmeye alma kabul tutanağı, geçici kabul, kesin kabul kavramlarının yorumu yargı pratiğinde önem kazanmıştır.

YEK-G Yeşil Elektrik Sertifikası

EPDK 14 Kasım 2020 tarihli YEK-G (Yenilenebilir Enerji Kaynak Belgesi) Yönetmeliği ile Avrupa Yenilenebilir Enerji Sertifikaları Birliği (AIB) standardına uyumlu bir ulusal sertifikasyon sistemi kurmuştur. YEK-G sertifikaları, her MWh yenilenebilir elektrik üretimi için ihraç edilmekte, elektriğin yenilenebilir kaynaklı olduğunu kanıtlamak amacıyla son tüketiciye transfer edilmekte ve EPİAŞ’ın organize YEK-G piyasasında alınıp satılmaktadır. Bu sertifika sistemi, Avrupa Birliği Sınır Karbon Düzenlemesi (CBAM) kapsamında ihracatçı Türk sanayicisi için karbon ayak izi azaltımı belgeleme aracı olarak ön plana çıkmıştır.

YEK-G kullanımında tipik hukuki tartışmalar şu eksenlerde yoğunlaşır: (i) aynı üretimden hem YEKDEM desteği hem de YEK-G sertifikası ihracı yapılamaması (çifte sayım yasağı), (ii) uluslararası sertifikaların (EAC, RE100) Türk YEK-G sistemiyle karşılıklı tanınırlığı, (iii) sertifika transferinin muhasebeleştirilmesi ve KDV uygulaması, (iv) sözleşmede sertifika ek bedelinin emtia fiyatı olarak mı yoksa hizmet bedeli olarak mı değerlendirileceği.

Çatı Tipi GES ve Lisanssız Üretim

6446 sayılı Kanun’un 14. maddesi ve Lisanssız Elektrik Üretim Yönetmeliği, belirli güç sınırları altında tesislerin lisans ve şirket kurma yükümlülüğü olmadan üretim yapmasına imkan tanır. Mesken, ticari ve sanayi tüketicilerinin çatılarına veya cephelerine kurulacak güneş sistemleri (Rooftop PV) bu kapsamda değerlendirilir. Lisanssız üretim bağlantı anlaşmasının kurulumundan sonra, üretilen elektriğin tüketim noktasındaki ihtiyacı aşan kısmı ilgili dağıtım şirketi tarafından görevli tedarik şirketine satılır. Aylık mahsuplaşma, bağlantı anlaşması imzalanma tarihine göre farklı formüllere göre yapılır; bu nedenle çatı GES yatırımcıları için başvuru tarihi ve bağlantı anlaşmasının imzalanması büyük önem taşır.

YEKA Yarışma Modeli ve Yerli Üretim Taahhüdü

Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları (YEKA), Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından önceden belirlenen büyük kapasiteli sahaların ters elektronik eksiltme yöntemiyle yatırımcılara tahsis edildiği bir modeldir. YEKA Yönetmeliği 9 Ekim 2016 tarihinde yürürlüğe girmiş; 1.000 MW Karapınar GES, 1.000 MW Kıyıköy-Saros RES, 2.000 MW mini YEKA GES-3 yarışmaları bu kapsamda gerçekleştirilmiştir. YEKA ile yatırımcıya aynı anda saha, iletim hattı ve alım taahhüdü paketi sunulurken, karşılığında (i) yerlilik oranı taahhüdü, (ii) işletmeye alma takvimi, (iii) Ar-Ge çalışan sayısı taahhüdü, (iv) teminat tesisi yükümlülükleri dayatılmaktadır.

Yatırımcı, yarışma sonunda imzaladığı YEKA Kullanım Hakkı Sözleşmesi ile uzun vadeli (15 ila 30 yıl arası) bir alım taahhüdü elde eder; ancak bu sözleşme yalnızca ticari bir taahhüt değildir. Sözleşme ihlal durumunda öngörülen teminat çözümü, yerlilik oranını karşılayamama halinde kWh başına ceza ve işletmeye alma tarihini geçirme halinde ikili anlaşmalara geçiş yaptırımı gibi özel klozlar içerir. YEKA davalarında sıkça görülen eksenler, sözleşmenin uyarlanması talepleri (TBK 138), yerlilik oranının hesaplanmasında hangi bileşenlerin sayılacağı ve mücbir sebebin ithalat gecikmesini kapsayıp kapsamayacağıdır.

Offshore Rüzgar ve Deniz Tabanı İrtifakı

Türkiye’nin denizcilik alanında sahip olduğu kıta sahanlığı ve Karadeniz’deki rüzgar potansiyeli, Offshore rüzgar santralleri (ORES) için yeni bir hukuki rejimin oluşturulmasını gerekli kılmıştır. ORES yatırımları için 6446 sayılı Kanun’un yanında Kıyı Kanunu (3621), Denizcilik Bakanlığı uygulamaları, 1982 tarihli BM Deniz Hukuku Sözleşmesi (UNCLOS) çerçevesinde kıta sahanlığı hükümleri ve deniz trafiği güvenliği mevzuatı birlikte uygulanır. Denizaltı kablo güzergahının korunması için Sahil Güvenlik Komutanlığı ile koordinasyon, balıkçılık alanlarıyla çakışma riski için Tarım ve Orman Bakanlığı görüşü zorunludur.

Doğal Gaz Piyasası 4646 ve LNG Altyapısı

2 Mayıs 2001 tarihli 4646 sayılı Doğal Gaz Piyasası Kanunu, BOTAŞ’ın dikey bütünleşik yapısını aşındırmak ve rekabetçi bir doğal gaz piyasası kurmak amacıyla çıkarılmıştır. Kanun altı lisans türü öngörür: ithalat (CNG ve LNG dahil), iletim, depolama, toptan satış, dağıtım ve CNG lisansları. Her bir lisans türü için ayrı mali, teknik ve organizasyonel gereklilikler tanımlıdır. BOTAŞ’ın ithalat tekeli 2002 yılında kaldırılmış, özel sektör ithalatçılarının pazar payı 2026 itibarıyla dikkate değer bir seviyeye ulaşmıştır.

Dağıtım İhaleleri ve Hizmet Bölgeleri

Şehir içi doğal gaz dağıtımı EPDK tarafından yapılan bölgesel ihaleler yoluyla tahsis edilir. Dağıtım lisansı 30 yıl süreli olup, ihale parametresi olarak birim hizmet ve amortisman bedeli (BHAB) teklif edilir. Kazanan şirket, tahsis edilen bölgede tek dağıtıcı olma hakkını elde etmekle birlikte, şebeke yatırım planlarını, hizmet kalitesi standartlarını ve tarife hesaplamalarını EPDK’ya sunmakla yükümlüdür. Dağıtım sözleşmelerinde sıkça uyuşmazlık yaratan konular: (i) belediyelerle sokak çalışmaları için imzalanan protokoller, (ii) ev bağlantı bedelinin belirlenmesi, (iii) çalıntı gaz ve kaçak kullanım tespiti, (iv) son kullanıcı borçlarında tahsilat uygulamaları.

Depolama, LNG Gemisi ve İthalat Çeşitliliği

Enerji arz güvenliği bakımından Türkiye, Tuz Gölü Yeraltı Doğal Gaz Depolama Tesisi, Silivri Yeraltı Depolama Tesisi, Marmara Ereğlisi LNG Terminali, Ege-Aliağa LNG Terminali ve iki yüzer depolama-yeniden gazlaştırma ünitesi (FSRU) ile çeşitlendirilmiş bir altyapıya sahiptir. Depolama tesislerinde ayrılan rezervasyon kapasitelerinin kullanımına ilişkin anlaşmazlıklar, 4646 sayılı Kanun’un 4. maddesi çerçevesinde EPDK gözetiminde çözümlenmektedir. Özellikle sanayi tesislerinin depolama kapasite taahhüdü klozları içeren uzun vadeli alım sözleşmeleri, TBK 138 (aşırı ifa güçlüğü) çerçevesinde uyarlanma talepleri açısından tartışmalıdır.

Petrol Piyasası 6491, BOTAŞ ve Akaryakıt Bayiliği

Türkiye’de petrol piyasası iki kademeli bir yapı arz eder. Yukarı akım (upstream) faaliyetleri, yani arama, işletme ve üretim 2013 tarihli 6491 sayılı Türk Petrol Kanunu kapsamında Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Petrol İşleri Genel Müdürlüğü tarafından ruhsatlandırılır. Aşağı akım (downstream) faaliyetleri, yani rafinaj, dağıtım, depolama, taşıma ve bayilik 2003 tarihli 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu ile EPDK yetkisindedir. Kaya gazı, kaya petrolü, bitümlü şist gibi konvansiyonel olmayan kaynaklar 6491 sayılı Kanun çerçevesinde arama ruhsatına tabidir ve hidrolik kırma (fracking) işlemleri çevresel etki değerlendirmesi açısından özel bir rejim altındadır.

Dağıtıcı ve Bayilik İlişkisi

Akaryakıt istasyonu işletmek isteyen bir bayi, 5015 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca yalnızca tek bir dağıtıcı ile ticari ilişki kurabilir ve bu ilişki EPDK’nın istasyon otomasyon sistemine kayıtlıdır. Tek dağıtıcılık kuralı Rekabet Kurulu’nun değerlendirmesine konu olmuş; beş yıllık maksimum sözleşme süresi sınırı getirilmiştir. Bayi ile dağıtıcı arasındaki tipik ihtilaflar: (i) tabela kullanım bedeli ve yatırımların geri alınması, (ii) asgari alım taahhüdü, (iii) sözleşme sonrası rekabet yasağı, (iv) marka değerinin bayi tarafından talep edilip edilemeyeceği. Yargıtay içtihadı, belirli koşullarda bayi lehine portföy tazminatı benzeri bir çözüm kabul etmektedir; bu talep TBK 122’ye paralel bir yorumla ileri sürülür.

Fiyat Tavanı ve Gelir Vergisi Muafiyeti

Akaryakıt perakende satış fiyatları temelde serbest piyasa tarafından belirlenir, ancak EPDK tavan fiyat belirleme yetkisine sahiptir. Özel Tüketim Vergisi (ÖTV), Katma Değer Vergisi (KDV) ve Petrolden Alınan Gelir Payı (EMRA payı) fiyatın önemli bir bölümünü oluşturur. 2020 tarihli Cumhurbaşkanlığı Kararı ile ÖTV tutarlarının otomatik güncellenmesine imkan tanınmış olup; ÖTV kur farkından doğan stok değerlemesi tartışmaları vergi davalarının başlıca konuları arasına girmiştir.

Maden 3213 ve Jeotermal 5686 İşletme Ruhsatları

Enerji ve madencilik arasındaki sınır kömür, uranyum, toryum ve jeotermal kaynaklar özelinde incelir. Kömür ve uranyum 3213 sayılı Maden Kanunu kapsamında arama ve işletme ruhsatlarına tabi iken, toryum da aynı kanun çerçevesinde özel bir rejim altındadır. Jeotermal kaynaklar ise 5686 sayılı Jeotermal Kaynaklar ve Doğal Mineralli Sular Kanunu kapsamındadır ve il özel idareleri tarafından ihale yoluyla verilen işletme ruhsatlarıyla kullanılır.

Ruhsat Devri ve Rödovans Sözleşmesi

3213 sayılı Kanun’un 6. maddesi, maden ruhsat sahibinin ruhsat devrini ancak Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) onayı ile yapabileceğini öngörür. Ruhsat devrinin yanında rödovans sözleşmesi, ruhsat sahibinin ruhsatı üzerindeki bazı hakları belirli bir bedel karşılığında üçüncü bir kişiye devrettiği borçlar hukuku tipindeki özel bir sözleşmedir. Rödovans sözleşmeleri 2015 yılında yapılan değişikliklerle MAPEG kaydına bağlanmış; asıl ruhsat sahibi ile rödovans alanın çevresel ve iş sağlığı güvenliği yükümlülükleri bakımından müteselsilen sorumlu olacağı kabul edilmiştir.

Jeotermal Saha Ruhsatı ve Sera Kullanımı

5686 sayılı Kanun kapsamında jeotermal arama ruhsatı genellikle üç yıl süreli verilir; arama sonunda sahadaki akışkanın sıcaklığına ve debisine göre işletme ruhsatına dönüşür. Jeotermal sahalarda elektrik üretimi, ısıtma sistemleri, sera kullanımı, balneolojik amaçlı kullanım birbirinden farklı hukuki rejimler doğurur. Elektrik üretimi için EPDK’dan ayrıca üretim lisansı alınması zorunludur; sera ve ısıtma için Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı teşvik programları dikkate alınır. Jeotermal akışkanın yeniden enjeksiyonu, 2872 sayılı Çevre Kanunu kapsamında zorunlu tutulmuş olup akışkanın deşarjı konusunda aykırı uygulama yapan işletmelere yüksek idari para cezaları uygulanmaktadır.

Nükleer Enerji, 7381 Sayılı Kanun ve Akkuyu BOT Modeli

Türkiye’nin nükleer enerji politikasının hukuki çerçevesi 8 Mart 2022 tarihli 7381 sayılı Nükleer Düzenleme Kanunu ile çizilmiştir. Kanun, nükleer tesislerin lisanslanması, radyasyon güvenliği, radyoaktif atık yönetimi, üçüncü taraf zararlarına ilişkin mali sorumluluk ve nükleer ihraç-ithal denetimini tek çatı altında toplamaktadır. Nükleer Düzenleme Kurumu (NDK) bu kanuna dayanarak bağımsız bir düzenleyici otorite olarak görev yapar ve uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) ile koordineli çalışır.

Akkuyu NGS ve BOT Modeli

Türkiye’nin ilk nükleer santrali olan Akkuyu Nükleer Güç Santrali, Türkiye Cumhuriyeti ile Rusya Federasyonu arasında 12 Mayıs 2010 tarihinde imzalanan hükümetlerarası anlaşma (IGA) ile hayata geçirilmiştir. Akkuyu modeli, 3996 sayılı Yap-İşlet-Devret Kanunu kapsamındaki klasik BOT’tan farklı olup proje şirketi (Akkuyu NGS A.Ş.) üzerinden Build-Own-Operate (yap-sahiplen-işlet) modeline yakın bir yapıdadır. Üretilen elektriğin bir kısmı Türkiye Elektrik Ticaret ve Taahhüt A.Ş. (TETAŞ) tarafından 15 yıl boyunca sabit fiyattan alınmaktadır; bu alım taahhüdü anlaşmanın finansmanının omurgasını oluşturmuştur.

Nükleer Zarar Sorumluluğu

7381 sayılı Kanun, nükleer tesis işletenin zarara yol açan olay sonrasında kusursuz sorumluluk rejimine tabi tutulduğunu kabul eder. Bu rejim, 1960 tarihli Paris Sözleşmesi ve 1963 tarihli Viyana Sözleşmesi çerçevesinde uluslararası nükleer üçüncü taraf sorumluluğu ilkeleriyle uyumludur. Türk hukukunda nükleer tesis işletenin mali sorumluluk sigortası yaptırma yükümlülüğü bulunmakta; sigorta teminatı üstünde kalan zararlar için devletin müteselsil sorumluluğu öngörülmektedir. İşletenin kusursuz sorumluluğu ilkesi, nükleer kaza halinde mağdurların ispat yükünü önemli ölçüde hafifletir.

ÇED, Çevre Kanunu 2872 ve Orman Alanı Kullanımı

Enerji tesislerinin neredeyse tamamı 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 10. maddesi çerçevesinde ÇED sürecine tabidir. ÇED Yönetmeliği Ek-1 listesindeki büyük ölçekli projeler (belirli MW üstü hidroelektrik, termik, rüzgar, güneş santralleri, rafineri, LNG terminali, depolama tesisi) zorunlu ÇED’e tabi olup, Ek-2 listesindeki projeler eleme-değerlendirme aşamasının ardından gerek olup olmadığına karar verilir. ÇED olumlu veya ÇED gerekli değildir kararı, Bakanlıkça ya da il müdürlüğünce verilir ve tesisin inşaatına başlanabilmesi için bu karar kesinlik kazanmalıdır.

ÇED Kararına Karşı İptal Davası

ÇED olumlu kararına karşı idare mahkemelerinde iptal davası açılabilir. Davacı sıfatı yalnızca doğrudan zarar görenlerle sınırlı olmayıp, çevre hakkının kolektif niteliği gereği, sivil toplum kuruluşlarının, yerel muhtarlıkların ve yakınında oturanların davacı olma ehliyeti Danıştay kararlarıyla geniş yorumlanmıştır. Dava genellikle halkın katılımı toplantısı prosedürünün düzgün işletilip işletilmediği, ÇED raporunun doğru veriye dayanıp dayanmadığı, kümülatif etki değerlendirilmesinin yapılıp yapılmadığı gibi usul ve esas eksenlerinde yoğunlaşır. Yürütmenin durdurulması kararı, tesisin fiilen inşaata başlamış olduğu durumlarda geri dönüşü olmayan zarar kriteri yönünden daha kolay elde edilmektedir.

Orman Arazisi ve Mera Kullanımı

Türkiye’deki yenilenebilir enerji sahalarının önemli bir kısmı orman statüsündeki veya mera niteliğindeki araziler üzerindedir. 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 16, 17 ve 18. maddeleri; hidroelektrik, rüzgar, güneş santralleri için belli bir tarife üzerinden ormanda bulunma iznini düzenler. Mera kanunu (4342) kapsamındaki araziler için mera vasfının kaldırılması işlemi Tarım ve Orman Bakanlığı onayına tabidir. Her iki rejimde de yatırımcı, izin bedeli, ağaçlandırma bedeli ve arazi tahsis bedeli öder; işletme süresi sonunda araziyi orijinal durumuna getirme (restorasyon) yükümlülüğü altındadır.

Enerji Tesisleri için Kamulaştırma ve İrtifak Kurulumu

Enerji üretim, iletim ve dağıtım tesisleri kamu yararının bulunduğu yatırımlar olarak değerlendirildiğinden, özel mülkiyetteki taşınmazlar için 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu çerçevesinde mülkiyet veya irtifak kamulaştırması yoluna gidilebilir. 6446 sayılı Kanun’un 19. maddesi, üretim, iletim, dağıtım tesisleri ve bağlantı hatları için kamu yararı kararının EPDK tarafından verileceğini düzenler. Kamulaştırma bedeli, 2942 sayılı Kanun’un 10 ve 11. maddeleri çerçevesinde kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescili davası ile asliye hukuk mahkemesinde belirlenir.

Acele Kamulaştırma ve Enerji

Bakanlar Kurulu (bugün Cumhurbaşkanı) kararıyla uygulanan 2942 sayılı Kanun’un 27. maddesindeki acele kamulaştırma mekanizması, özellikle stratejik enerji tesisleri için sıklıkla başvurulan bir yoldur. Bu süreçte idare, bedel tespit davası bitmeden tespit edilen bedeli mahkeme veznesine bloke ederek taşınmaza fiilen el koyabilir. Malikin hakları bakımından acele kamulaştırma, bedelin kesin olmadığı ancak el koymanın gerçekleştiği bir aşamadır; bedel tespit davası bu el koymadan bağımsız sürmektedir. AYM’nin acele kamulaştırma kararlarını denetleyen içtihadı, idarenin acele nedenlerinin somut olarak ortaya konmamış olması halinde hak ihlali tespit etmektedir.

Kamulaştırmasız El Atma

Enerji yatırımlarında, özellikle tarihli iletim hatlarında veya boru hatlarında, resmi kamulaştırma kararı alınmaksızın fiilen el atma sık görülür. Malikler bu durumda iki yoldan birini seçebilir: kamulaştırmasız el atmaya dayalı tazminat davası (bedel davası) veya eski hale iade (müdahalenin men’i) davası. Yargıtay içtihadı, geri dönüşü zor veya imkansız olan durumlarda bedel davasının öncelikli yol olduğunu kabul etmektedir. İletim hattı yatırımlarında çoğu kez kamulaştırma yerine irtifak hakkı tesisi tercih edilir; bu durumda bedel, taşınmazın tamamının değil, hat güzergahında oluşan değer kaybının karşılığı olarak hesaplanır.

Enerji Verimliliği Kanunu 5627 ve Binalarda Enerji Performansı

2007 tarihli 5627 sayılı Enerji Verimliliği Kanunu, sanayi işletmelerinde, binalarda, ulaşım ve kamu hizmetlerinde enerji verimliliğinin artırılmasına yönelik çerçeve bir düzenleme getirmiştir. Kanun kapsamında yıllık belirli TEP (ton eşdeğer petrol) üzerinde enerji tüketen sanayi işletmeleri Enerji Yöneticisi çalıştırma, VAP (Verimlilik Artırıcı Proje) başvurusu yapma, etüt yaptırma yükümlülüğü altındadır. Enerji verimliliği danışmanlık şirketleri (EVD), enerji yöneticisi eğitimleri ve verimlilik etütlerini yürütmek üzere yetkilendirilmektedir.

Binalarda Enerji Performansı Yönetmeliği, yeni inşa edilen binalara ve kapsam dahilindeki mevcut binalara Enerji Kimlik Belgesi (EKB) alma zorunluluğu getirir. A’dan G’ye kadar derecelendirilen EKB, binanın net tüketiminin referans bina ile karşılaştırmasına dayanır; tapu devri ve kiralama sözleşmeleri sırasında belgeye sahip olunup olunmadığı denetlenir. EKB alınmamasından kaynaklı idari yaptırım riskleri, özellikle konut projelerinde müteahhit firmanın sözleşmesel sorumluluğunu ve satış sonrası tüketicinin Ayıptan Sorumluluğu (TKHK 8 vd.) taleplerini gündeme getirmektedir.

EPDK İdari Para Cezaları ve İYUK İptal Davası

EPDK, 6446 sayılı Kanun’un 16. maddesi, 4646 sayılı Kanun’un 9. maddesi, 5015 sayılı Kanun’un 19. maddesi ve benzeri hükümler çerçevesinde geniş bir idari para cezası yetkisine sahiptir. İhlal türüne göre ceza tutarı cironun belirli bir yüzdesi olarak ya da sabit tutar olarak belirlenir. Tipik ihlaller: lisans koşullarına aykırılık, tarife dışı ücretlendirme, raporlama yükümlülüklerinin ihlali, lisanssız faaliyet, son tüketiciye yanıltıcı bilgi verme, teminat mektubu eksiği.

Cezaya İtiraz Yolu

EPDK kararına karşı 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu çerçevesinde 30 gün içinde Ankara idare mahkemesinde iptal davası açılır. Bu süre genel süredir; özel nitelikli davalarda (vergi, imar gibi) farklı süreler öngörülebilir. Dava sürecinde yürütmenin durdurulması talebi, özellikle cezanın işletmenin mali durumunu ciddi biçimde sarsacağı durumlarda önemli bir savunma aracıdır. Ceza kararında gerekçenin yeterliliği, idarenin takdir yetkisini nasıl kullandığı, savunma hakkının korunup korunmadığı (ön değerlendirme, soruşturma, savunma, karar aşamalarının usulüne uygun yürütülüp yürütülmediği) davanın temel eksenlerini oluşturur.

İdari Yaptırımlarda Ölçülülük ve AYM Denetimi

Anayasa Mahkemesi, idari para cezalarının Anayasa’nın 13. maddesi çerçevesinde ölçülülük denetimine tabi olduğunu çok sayıda kararında vurgulamıştır. Özellikle ciro üzerinden hesaplanan oransal cezalarda, işletmenin ekonomik büyüklüğü ile ihlalin ağırlığı arasında makul bir orantı bulunması aranır. Ölçüsüz cezanın iptalinin ardından EPDK, mahkeme gerekçesi dikkate alınarak yeniden karar vermek durumunda kalır; bu döngü bazen iki veya üç aşamada tamamlanır.

EPİAŞ, Gün Öncesi-Gün İçi Piyasası ve Denge-Uzlaştırma

Enerji Piyasaları İşletme A.Ş. (EPİAŞ), 6446 sayılı Kanun çerçevesinde organize elektrik ve doğal gaz piyasalarını işletmekle yetkilendirilmiş anonim şirkettir. EPİAŞ; Gün Öncesi Piyasası (DAM), Gün İçi Piyasası (IDM), Dengeleme Güç Piyasası (BPM), Yan Hizmetler Piyasası, Kapasite Mekanizması, YEK-G Piyasası ve Spot Doğal Gaz Piyasası (STP) olmak üzere yedi ana piyasa modülünü işletmektedir. Bu piyasalarda işlem yapan katılımcılar, katılım taahhütnamesi imzalar, teminat tesis eder ve sürekli uzlaştırma yükümlülüğü altına girer.

Uzlaştırma Hatası ve Teminat Mektupları

Piyasa katılımcılarının günlük enerji arz ve talep miktarları ile gerçekleşen üretim/tüketim arasındaki farklar, belirlenen denge gücü fiyatlarıyla uzlaştırılır. Uzlaştırma hesaplamalarındaki hatalar, ölçüm sistemi arızaları, sayaç kalibrasyon sapmaları piyasa katılımcıları için önemli mali kayıplara yol açabilmekte; bu tür hesaplama hatalarına yönelik itiraz mekanizması EPİAŞ Piyasa İşletim Merkezi’ne başvuru, reddedilmesi halinde EPDK’ya şikayet ve son kademede idari yargıda dava olmak üzere üç aşamalıdır. Teminat mektubu talebi karşılamayan katılımcının piyasadan çıkarılması (suspend) kararı, uygulamada en sert yaptırım tipidir ve yürütmenin durdurulması talebine konu edilmektedir.

Kapasite Mekanizması, İkili Anlaşmalar ve Serbest Tüketici

Arz güvenliğini destekleme amacıyla 2018 yılında yürürlüğe giren Kapasite Mekanizması Yönetmeliği, belirli teknolojilerdeki santrallere ek bir gelir kalemi sunmaktadır. Kapasite mekanizmasına dahil olan santraller, ürettikleri enerjinin piyasada satışından aldıkları gelirlere ek olarak kurulu güçleri ölçüsünde bir kapasite ödemesi almakta; karşılığında belirlenen üretim seviyelerini muhafaza etme yükümlülüğü altına girmektedir. Mekanizmaya girme-çıkma şartları, ödeme miktarının hesaplanması ve yaptırımlar yıllık EPDK kararları ile güncellenmekte; bu değişiklikler özellikle yatırım döneminden gelen yatırımcıların ekonomik beklentilerini etkilediğinden idari yargı önünde sıkça tartışılmaktadır.

İkili Anlaşmalar (PPA) ve Corporate PPA

Kurumsal elektrik alım anlaşmaları (Corporate Power Purchase Agreement), son yıllarda Türkiye’de önemli bir büyüme alanı oluşturmaktadır. Bu sözleşmeler genellikle bir yenilenebilir enerji üreticisi (GES veya RES) ile büyük bir sanayi tüketicisi arasında uzun vadeli (10 ila 15 yıl) sabit fiyatlı elektrik alımı için imzalanır. Sözleşmelerde tipik olarak: (i) alım hacmi taahhüdü (take-or-pay), (ii) sapmalardan kaynaklı piyasa riski paylaşımı, (iii) YEK-G sertifikası transferi, (iv) fiziki teslimat mı yoksa finansal hedging mi olduğu, (v) mücbir sebep halleri ve (vi) sözleşmeyi uyarlama klozları yer alır. Sözleşmenin hukuki yapısı, fiziki teslimat içerdiği için EPDK’ya bildirim yükümlülüğü doğurur; finansal kur swap tarafı varsa Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) ve Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) düzenlemeleri de incelenir.

Serbest Tüketici ve Son Kaynak Tarifesi

Serbest tüketici tedarikçi değiştirme hakkını kullanmakla birlikte, belirli yüksek tüketicilere EPDK “Son Kaynak Tedarik Tarifesi” uygulanması yoluyla piyasa riskine tabi kılınmıştır. Bu tarife, spot piyasa ortalama fiyatlarına dayalı bir formülle belirlenmekte; bazı sanayi tüketicileri açısından öngörülemez fatura artışlarına yol açabilmektedir. Son Kaynak Tarifesi’nin uygulanma kriterleri ve formül sabitleri EPDK Kurul Kararları ile düzenlenmiştir; formülün değişmesi ya da geriye dönük uygulanması yönündeki tartışmalar idari yargının gündemindedir.

Anayasa Mahkemesi ve AİHM Enerji İçtihadı

Enerji uyuşmazlıkları Anayasa’nın 35. maddesindeki mülkiyet hakkı, 36. maddesindeki hak arama özgürlüğü, 56. maddesindeki sağlıklı çevrede yaşama hakkı, 167. maddesindeki piyasaların denetimi hükümleri çerçevesinde incelenmektedir. Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılı Kanun’un 45-47. maddeleri kapsamındaki bireysel başvuruda, kamulaştırma bedelinin makul sürede ödenmemesi, ÇED kararlarının usulüne uygun verilmemesi, idari para cezalarında ölçüsüzlük gibi iddiaları değerlendirmektedir. AYM kararları, alt derece mahkemelerinin yorumunu doğrudan bağlayıcı olmamakla birlikte, hak ihlali tespiti sonrası yargılamanın yenilenmesi yolunu açmaktadır.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi nezdinde HUDOC veritabanı üzerinden erişilebilen Türkiye aleyhine açılmış davalarda enerji tesislerinin çevreye ve sağlık hakkına etkisi bağlamında çok sayıda karar bulunmaktadır. Özellikle siyanürlü altın madenciliği davaları (Taşkın ve diğerleri/Türkiye başlıklı dosya niteliğindeki karar), AİHS’in 8. maddesinde korunan özel hayat ve konut hakkının çevresel tehditler karşısında devletin pozitif yükümlülüklerini kapsadığını ortaya koymuştur. Enerji tesisi odaklı uluslararası içtihat, yatırımcı tarafın pozisyonundan ziyade çevresel hak bilincinin yargıdaki karşılığını şekillendirmektedir.

BOT/YİD Sözleşmelerinde Tahkim: ICC, ICSID ve MTK

Büyük ölçekli enerji yatırımları bakımından tahkim neredeyse kural haline gelmiştir. 3996 sayılı Yap-İşlet-Devret Kanunu çerçevesinde imzalanan sözleşmeler, 4501 sayılı Kanun ile getirilen milletlerarası tahkim seçim serbestisinden yararlanır. Yatırımcı ve kamu idaresi, uyuşmazlık çözümünde 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu çerçevesinde Türk hukukuna tabi bir tahkim ya da Uluslararası Ticaret Odası (ICC), Londra Uluslararası Tahkim Mahkemesi (LCIA) veya İstanbul Tahkim Merkezi (İSTAC) gibi kurumsal tahkim yollarını seçebilir.

Yatırımcı-Devlet Uyuşmazlığı ve ICSID

Uluslararası yatırımcılar, Türkiye’nin taraf olduğu İkili Yatırım Anlaşmaları (BIT’ler) ya da Enerji Şart Anlaşması (ECT) çerçevesinde, yatırımın dolaylı kamulaştırma ya da adil ve hakkaniyete uygun muamele standardına aykırılık nedeniyle zarar gördüğü iddiasıyla Washington’da kurulu ICSID (Uluslararası Yatırım Uyuşmazlıkları Çözüm Merkezi) nezdinde tahkim başlatabilir. Türkiye, enerji yatırımcılarının başlattığı çok sayıda ICSID tahkiminin davalısı olmuş; bazı davalar uzlaşma ile sonuçlanmış, bazıları devletin haklı bulunmasıyla karara bağlanmıştır. ICSID kararları, 1965 Washington Sözleşmesi’nin 54. maddesi uyarınca sözleşmeye taraf devletlerin mahkemeleri tarafından doğrudan icra edilebilir; bu özellik yatırımcı açısından önemli bir güvence oluşturur.

İç Hukuk Tahkimi ve Kamu Düzeni İtirazı

MTK m. 15 uyarınca Türkiye’de tahkim edilen ya da Türkiye’de tenfizi istenen hakem kararlarına karşı mahkemeler yalnızca sınırlı sayıda iptal/tenfize itiraz sebeplerine başvurabilir. Kamu düzeni itirazı en tartışmalı gerekçelerden biri olup, idare hukukuna ilişkin esaslı hususların tahkim yargılamasında nasıl ele alındığı konusunda yüksek mahkeme içtihadı şekillenmektedir. Enerji tahkimi dosyalarında sıkça öne çıkan iddia, sözleşmede mevcut bir kamu yararı klozunun hakemlerin yetkisini nasıl şekillendirdiği; kamu düzeni ifadesinin dar mı geniş mi yorumlanacağı, kararın tenfizi için kritik öneme sahiptir.

Hidroelektrik Santraller ve Su Kullanım Hakkı Anlaşması

Hidroelektrik santraller (HES), Türkiye’nin yerli ve yenilenebilir enerji üretiminin önemli bir bölümünü oluşturmaktadır. HES yatırımlarının hukuki çerçevesi 167 sayılı Yeraltı Suları Hakkında Kanun, 4628 ve 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunları, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü ile Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu arasında imzalanan protokoller çerçevesinde şekillenir. Yatırımcı, DSİ ile Su Kullanım Hakkı Anlaşması (SKHA) imzalamadan HES projesi geliştiremez; bu anlaşma, suyun kullanım önceliği, miktarı, iade rejimi ve mansap-menba haklarını detaylandırır.

Can Suyu ve Ekolojik Debi

HES projelerinin en tartışmalı klozlarından biri, mansapta bırakılması gereken minimum ekolojik debi (can suyu) miktarıdır. DSİ, ortalama yıllık akımın belirli bir oranı olarak hesaplanan can suyu rejimini proje onay belgesine yazar. Balıkçı köyleri, sulama birlikleri ve çevre örgütleri, can suyunun yetersiz olduğu iddiasıyla idare mahkemelerinde iptal davası açabilmektedir. Danıştay içtihadı, can suyu oranı hesaplanırken bilimsel veriye dayanılmasını, iklimsel değişiklikler ve havza dinamiklerinin dikkate alınmasını aramaktadır. Ekolojik debi ihlali halinde EPDK idari para cezası, DSİ anlaşma feshi ve cezai sorumluluk gündeme gelebilir.

Baraj Güvenliği ve 7269 Sayılı Kanun

Büyük ölçekli rezervuar tipi HES projeleri, 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun ve Baraj Güvenlik Yönetmeliği kapsamında ek denetime tabidir. İşletmeci, acil durum eylem planı hazırlamak, belirli aralıklarla baraj güvenlik muayenesi yaptırmak ve sismik izleme sistemleri kurmakla yükümlüdür. Baraj hasarından kaynaklanan üçüncü taraf zararları için TBK 69 (yapı malikinin sorumluluğu) ve kusursuz sorumluluk ilkeleri birlikte uygulanır. İşleten, zararın öngörülemeyen bir doğa olayından doğduğunu ispatlayamadıkça kuvvetle muhtemel olarak sorumlu tutulur.

İmar Planı ve Enerji Tesisleri

Enerji santrallerinin kurulacağı arazinin imar durumu, projenin temel belirleyicilerinden biridir. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın 3194 sayılı İmar Kanunu çerçevesinde onayladığı 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planları, 1/25.000 ölçekli nazım imar planları ve 1/5.000-1/1.000 ölçekli uygulama imar planları üst üste okunarak projenin yapılaşma hakları belirlenir. Enerji tesisi ibaresi bulunmayan bir parselde lisanslı santral kurulamaz; bu tür durumlarda plan tadilatı yoluna gidilir ve Bakanlık onayına sunulur.

Kırsal Yerleşme ve Tarım Arazisi

Tarım arazileri üzerinde enerji yatırımı yapılmak istenirse 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu uyarınca tarım dışı amaçla kullanım izni alınması şarttır. İzin kararı, toprak koruma projesi ve alternatifsizlik analizi ile verilir. 5403 izin süreci tamamlanmadan kurulan santraller, kamu zararı tespiti ve cezai yaptırımlarla karşılaşabilmektedir. Benzer şekilde zeytinlik sahalarında enerji tesisi kurulamaz; 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı Kanunu bu alanlarda koruma hükümleri içermektedir.

Korunan Alanlarda Enerji Yatırımı

Milli parklar (2873 sayılı Milli Parklar Kanunu), sit alanları (2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu), özel çevre koruma bölgeleri ve sulak alanlar kapsamındaki taşınmazlarda enerji tesisi inşası, ilgili bakanlık ve koruma kurulu onayına bağlıdır. Koruma kurulu kararlarının iptali, idare mahkemelerinde görülür; karar gerekçesinin bilimsel temelinin yeterliliği, koruma değerlerinin somut olarak tespit edilip edilmediği davanın merkezindedir. Milli park sınırları içinde rüzgar türbini kurulması talep edilen bazı dosyalarda; Danıştay, kuş göç koridorları, manzara bütünlüğü ve biyoçeşitlilik gerekçeleriyle projelerin reddedilmesinin hukuka uygun olduğuna karar vermiştir.

KVKK Uyumu, Akıllı Sayaç ve SCADA Sistemleri

Enerji sektörü, kişisel veri işleyen önemli bir endüstridir. Dağıtım şirketleri akıllı sayaç üzerinden aboneye ait tüketim verisi, IP adresi, tüketim profili gibi verileri işlemektedir. 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında bu faaliyetler için veri sorumlusu sıfatıyla VERBİS kaydı, aydınlatma yükümlülüğü, açık rıza alımı, veri işleme envanteri tutulması ve veri ihlali bildirimi zorunludur. Akıllı sayaç verileri, tüketim örüntüsü üzerinden hanedeki kişi sayısı, yaşam ritmi gibi kişisel nitelikteki bilgileri ortaya koyabildiğinden özel nitelikli olabilecek kesitler içerir.

Kritik Altyapı ve Siber Güvenlik

Enerji tesisleri, Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi tarafından çıkarılan Bilgi ve İletişim Güvenliği Rehberi kapsamında kritik altyapı statüsündedir. SCADA (Supervisory Control and Data Acquisition) sistemleri, dağıtım otomasyon sistemleri, akıllı sayaç altyapısı ve kurumsal bilgi sistemleri rehberde tanımlı güvenlik seviyesine uygun şekilde yapılandırılmak zorundadır. Siber olay yaşanması halinde USOM (Ulusal Siber Olaylara Müdahale Merkezi) ile koordinasyon, 5651 sayılı Kanun çerçevesinde iletişim loglarının saklanması ve özel durumlarda KVKK Kurulu’na veri ihlal bildirimi yapılması gerekir.

Rekabet Kurulu Denetimi ve Enerji Birleşme İşlemleri

Enerji sektöründeki birleşme, devralma ve ortak girişim işlemleri 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 7. maddesi çerçevesinde Rekabet Kurulu bildirimine tabidir. Yıllık ciro eşiklerini aşan işlemler için bildirim zorunludur; bildirim yapılmadan kapanışa gidilmesi halinde cezai yaptırım uygulanır. Ayrıca dağıtım ve perakende satış şirketleri arasında dikey bütünleşmeye yol açacak işlemler; piyasa yoğunlaşması ve hakim durumun kötüye kullanılması ihtimali açısından Kurul tarafından tam inceleme (Phase II) sürecine alınabilir.

Hakim Durum ve Ayrımcılık Yasağı

Dağıtım şirketleri, bölgelerinde doğal tekel konumunda oldukları için 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi kapsamında hakim durumu kötüye kullanma yasağına tabidir. Bağlantı başvurularını geciktirme, bazı abonelere farklı tarife uygulama veya hizmet kalitesi ayrımı yapma, hakim durumun kötüye kullanılması olarak değerlendirilebilir. Son tüketicilerin ya da lisans sahibi yatırımcıların Rekabet Kurumu’na yapacağı şikayetler, idari soruşturma başlatılmasının yolunu açar; idari para cezası, tüm grup cirosunun belirli bir yüzdesi olarak hesaplanır ve ciddi rakamlara ulaşabilir.

Mücbir Sebep ve TBK 138 Uyarlama

Enerji sektörü, makro ekonomik ve jeopolitik risklere açık bir sektördür. Pandemi, savaş, döviz kuru şokları, emtia fiyat artışları ve yaptırım rejimleri, uzun vadeli enerji sözleşmelerinin dengesini bozabilir. Bu gibi durumlarda taraflar, sözleşmede tanımlı mücbir sebep klozu çerçevesinde edimlerini erteleme ya da durdurma hakkı kazanabilir; ancak Türk Borçlar Kanunu’nun 138. maddesi çerçevesinde aşırı ifa güçlüğü istisnai koşullarda sözleşmenin uyarlanmasına imkan verir.

TBK 138 Uyarlama Koşulları

TBK 138 uyarlaması için dört koşul aranır: (i) olağanüstü, öngörülemez ve ifayı güçleştirici bir durumun varlığı, (ii) borçludan kaynaklanmaması, (iii) borcun henüz ifa edilmemiş olması, (iv) borcun ifasında güçlük ile rayiç arasındaki oranın aşırı biçimde bozulmuş olması. Enerji dosyalarında uyarlama talebi özellikle YEKDEM-II TL bazlı alım taahhütlerinde, uzun vadeli doğal gaz alım sözleşmelerinde, EPC sözleşmelerinde ve BOT projelerinde gündeme gelmektedir. Uyarlama talebinin ticari dayanaklar, muhasebe kayıtları ve bağımsız denetim raporu ile desteklenmesi dava başarısı için belirleyicidir.

Yaptırım Rejimleri ve Çapraz Sınır İşlemler

Türkiye’ye yönelik ya da Türkiye üzerinden geçen enerji ticaretinin bir tarafı, AB Konseyi, OFAC (ABD Hazine Bakanlığı) ya da BM Güvenlik Konseyi yaptırım listelerine dahil bir kişi olduğunda, sözleşmesel yükümlülüklerin ifası hem yerel hem de uluslararası düzeyde hukuka aykırı hale gelebilir. Bu durumda mücbir sebep klozunun kapsamı, paradan kaynaklanan değil hukuki ifa imkansızlığından kaynaklanan mücbir sebebi örteceğinden; sözleşmenin diğer tarafının yaptırımın kaldırılmasını beklemeden ticari ilişkiyi sonlandırma hakkı tartışılır. Bu tür dosyalarda hukuki bilgilendirmen uluslararası yaptırım izleme sistemlerini yakından takip etmesi, sözleşmede compliance klozunun düzgün kurgulanması kritik önemdedir.

Vekalet Ücreti ve AAÜT Uygulaması

Enerji hukuku dosyalarında vekalet ücreti iki ayrı kaynaktan belirlenir: (i) müvekkil ile hukuk müşaviri arasında 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 163-164. maddeleri çerçevesinde serbestçe kararlaştırılan sözleşme ücreti, (ii) yargılama giderleri kapsamında karşı tarafa yükletilen Türkiye Barolar Birliği hukuk Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT) hesabı. EPDK para cezaları için idare mahkemesinde açılan iptal davası, maktu vekalet ücretinden ziyade davanın somut değeri üzerinden nispi ücret hesaplamasına tabi olup, yüksek tutarlı cezalarda AAÜT’nin nispi limitleri uygulanır. BOT sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklarda, uyuşmazlık değerinin uluslararası tahkim kurumunun iç tarifelerine göre hesaplanması gerekir; ICC SchoolFees ve LCIA Schedule of Costs bu tarifenin en çok başvurulan örnekleridir.

Başarı Primi ve Hukuk Kanunu 164

Enerji dosyalarında sıkça gündeme gelen başarı primi (success fee) uygulaması, 1136 sayılı Kanun’un 164. maddesinin 4. fıkrası çerçevesinde şu koşullarla geçerlidir: ücret dava sonucundan bağımsız olarak belirlenen sabit bir bedel ile birlikte öngörülmüş olmalı ve dava konusu değerin belirli bir oranını aşmamalıdır. Salt başarıya bağlı ücret anlaşmaları (contingency fee) Türk hukukunda sınırlı biçimde kabul edilmekte; tam başarı bazlı bir sözleşme maddesinin geçersizliği ileri sürülürse mahkeme sözleşmeyi yeniden düzenleyebilir.

Uluslararası Tahkimde Taraf Tayin Edilen Hakem Ücreti

Uluslararası kurumsal tahkimde hakem ücretleri, kurumun tarifesine göre uyuşmazlık değerine bağlı olarak hesaplanır. ICC tarifesinde davanın karmaşıklığına göre yüzdeler uygulanır; ICSID kendi tarife yapısı içinde hakem başına saat ücreti ve idari maliyetleri ayrı sunar. Bu maliyetler çoğu zaman taraflar arasında eşit paylaşılır; davayı kazanan taraf, yargılama sonunda bu maliyetin geri ödenmesini talep edebilir. Türk şirketleri için başlıca mali sürpriz, hakem ücreti ve kurum maliyetinin avans olarak peşinen yatırılma zorunluluğudur; bu kalemlerin vergi matrahı açısından gider olarak yazılıp yazılamayacağı Vergi Usul Kanunu çerçevesinde değerlendirilmelidir.

Enerji Yatırımlarında Sık Yapılan Hukuki Hatalar

Onlarca dosya deneyimi, enerji yatırımlarında tekrar eden belirli hata tiplerini ortaya çıkarır. Bunların farkında olmak hem uyuşmazlık önlemeye hem de uyuşmazlık halinde savunma pozisyonunu güçlendirmeye yardımcıdır.

Ön lisans süresinde geliştirme taahhütlerinin tamamlanmaması: Ön lisans süresince ÇED raporu, imar ruhsatı, saha mülkiyeti ve bağlantı anlaşması gibi belgelerin tamamlanması zorunludur. Bu takvimin tutturulamaması halinde teminat mektubu irat kaydedilir ve yatırımcı sahadaki geliştirme yatırımını kaybedebilir.

YEKDEM geçiş tarihlerinin yanlış hesaplanması: 31 Aralık 2020 geçiş tarihi öncesinde mi sonrasında mı işletmeye alındığının yanlış tespit edilmesi, yıllara sari gelir hesaplamasında ciddi farklara yol açar. Geçici kabul tutanağı ile kesin kabul tutanağı arasındaki süre, bazı dosyalarda doğrudan YEKDEM statüsünü etkiler.

Şebeke bağlantı anlaşmasında yetersiz kloz yönetimi: TEİAŞ veya dağıtım şirketi ile imzalanan bağlantı anlaşmasının güç artırımı, kısıt dönemi, öncelik sıralaması, kayıp-kaçak paylaşımı gibi teknik-hukuki maddelerinin atlanması, sonradan ciddi mali kayıplara yol açar.

Türev işlem ve hedging belgesinin vergi analizinin yapılmaması: Uzun vadeli bir PPA ile paralel imzalanan bir swap sözleşmesinin, vergi mevzuatı açısından finansal bir enstrüman olarak mı yoksa ticari bir faaliyet olarak mı değerlendirileceği önceden tespit edilmezse stopaj ve KDV riski doğar.

ÇED raporunun proje değişikliğine göre güncellenmemesi: Proje aşamasında yapılan kapasite artışı, teknoloji değişikliği veya saha genişletmesi, ÇED raporu güncellenmeksizin uygulandığında, ÇED kararına aykırılık gerekçesiyle yaptırıma ve tesisin kapatılmasına yol açabilir.

Kamulaştırma bedeli tespiti davasında değerlendirme raporu eksikliği: Taşınmazın emsal değerlerinin yanlış seçilmesi, arazi nitelik değişikliklerinin değerlendirmeye alınmaması, kiralarda piyasa verisi ile uyuşmayan rakamların kullanılması, lehe tazminat tutarını dikkate değer ölçüde düşürebilir.

Rekabet Kurulu muafiyet başvurusunun yapılmaması: Uzun vadeli ikili anlaşmaların, özellikle münhasırlık veya asgari alım klozları içerenlerin, 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamına girip girmediği değerlendirilmeden yürürlüğe konulması, hem idari yaptırım hem de sözleşmenin kısmen geçersizliği riskini getirir.

Veri saklama ve KVKK uyumunun ihmali: Akıllı sayaç verileri, SCADA logları, çağrı merkezi kayıtları ve personel kartlarının saklama süresi ve erişim kayıtları 6698 sayılı Kanun’a uygun biçimde yönetilmediğinde; KVKK Kurulu şikayet başvurularında veri sorumlusuna yüksek idari para cezaları uygulamaktadır. Şirket içi imha prosedürü ve VERBİS güncelliği denetlenmediğinde sorun sistemleşir.

Sigorta poliçesinin kapsam analizi yapılmadan imzalanması: Santral all-risk poliçesinde makine kırılması, iş durması (business interruption), siyasi risk ve nükleer maddeden kaynaklı dışlama klozlarının aralıklı okunması, tazminat tahsili aşamasında önemli hak kayıplarına neden olur. Poliçenin başlangıcında hukuki mütalaa alınması uzun vadede kritik fayda sağlar.

Çalışan sağlığı ve iş sağlığı güvenliği denetiminin sürdürülememesi: Santral ve tesislerde 6331 sayılı Kanun çerçevesinde risk değerlendirmesi güncellenmeden üretim sürdürüldüğünde, iş kazası meydana gelmesi halinde işverenin kusurlu sorumluluğu daha açık biçimde ortaya çıkar; TCK 85 ve 89 kapsamında cezai sorumluluk da gündeme gelir.

Kurgusal Örnek Senaryolar

Aşağıdaki senaryolar eğitim amaçlı olarak kurgulanmıştır; gerçek bir müvekkil dosyasıyla benzerlik tesadüfidir.

Senaryo 1 — YEKDEM Geçişinde İşletmeye Alma Tarihi İhtilafı

Bir güneş enerjisi yatırımcısı, 2020 yılı sonuna kadar işletmeye alma taahhüdünü yerine getirmek üzere aralık ayı sonunda geçici kabul komisyonu talep etmiştir. Komisyon 28 Aralık 2020’de sahaya inmiş, eksiklikleri listelemiş ve 30 Aralık 2020 tarihli komisyon tutanağı ile geçici kabulü imzalamıştır. TETAŞ, eksikliklerin esaslı nitelikte olduğunu ileri sürerek işletmeye alma tarihinin 2021 yılına sarkması gerektiğini bildirmiş; bu durumda yatırımcı 10 yıl boyunca ABD doları bazlı 13,3 cent tarifeden yararlanamayacak, TL bazlı YEKDEM-II rejimine geçecektir. Yatırımcı hukuki bilgilendirme öncelikle Danıştay ve Yargıtay benzeri uyuşmazlıklarda ortaya konan yorum ilkelerini incelemiş; geçici kabul tutanağının içerdiği eksikliklerin işletmeye alma koşuluna aykırılık teşkil edip etmediğini teknik bilirkişi raporu ile tespit ettirmiştir. Süreç, EPDK nezdinde idari başvuru ve ardından Ankara idare mahkemesinde iptal davasına evrilmiştir.

Senaryo 2 — Lisanssız Çatı GES Bağlantı Anlaşması Gecikmesi

Bir sanayi tesisi, kendi çatısına 700 kWp kurulu gücünde lisanssız güneş enerjisi tesisi kurma başvurusunda bulunmuştur. Dağıtım şirketi başvuruyu aldıktan altı ay sonra, şebeke kısıtı nedeniyle bağlantı görüşünü olumsuz bildirmiştir. Yatırımcı, aynı dönemde başvuran diğer bir projenin bağlantı anlaşmasını imzalamış olmasını tespit edince, başvuru sırasına göre önceliğin dikkate alınmadığı gerekçesiyle EPDK’ya şikayet başvurusunda bulunmuştur. EPDK’nın değerlendirmesi için beklerken, yatırımcı tesis yatırım takvimini kaybetme riskiyle karşı karşıyadır. Hukuki Bilgilendirme ekibi, bağlantı anlaşması imzalanmamasından kaynaklı fırsat maliyetini hesaplayarak; EPDK kararından sonra Ankara idare mahkemesinde iptal ve tazminat davası seçeneğini birlikte değerlendirmiştir.

Senaryo 3 — HES Projesinde Kamulaştırmasız El Atma

2008 yılında inşa edilmiş bir hidroelektrik santralinin cebri boru güzergahında yer alan bir taşınmazın maliki, taşınmazı üzerinden fiilen boru geçtiğini fakat hiçbir kamulaştırma ya da irtifak tesis kararı bulunmadığını tespit etmiştir. Malikin mülkiyet hakkı ciddi biçimde kısıtlanmış olmasına rağmen, taşınmaza kısmi erişimi devam etmektedir. Bu durumda malik, kamulaştırmasız el atma tazminat davası ile taşınmazdaki değer kaybını tazmin edebilir. Yargıtay içtihadı, kısmi değer kaybının bilirkişi marifetiyle tespit edilerek taşınmazın tamamı üzerinden değil, etkilenen kısım üzerinden hesaplanmasını kabul eder. Davanın zamanaşımı tartışması, TBK 146 genel zamanaşımının değil, mülkiyet hakkının sürekli ihlali gerekçesiyle özel bir rejimin uygulanması yönünde gelişmektedir.

Senaryo 4 — EPDK İdari Para Cezasına Karşı Dava

Bir akaryakıt bayii, EPDK otomasyon sisteminde veri iletimini 24 saat aşan bir kesinti nedeniyle ihtar almış ve ardından 5015 sayılı Kanun’un 19. maddesi uyarınca para cezasına çarptırılmıştır. Bayi, kesintinin teknik arızadan ve servis sağlayıcı firmanın ihmalinden kaynaklandığını, kendi kusurunun bulunmadığını ileri sürerek iptal davası açmıştır. Mahkeme, öncelikle otomasyon sisteminin operasyonel sorumluluğunun kime ait olduğunu, bayinin makul teknik tedbirleri alıp almadığını, servis sağlayıcı firma ile bayi arasındaki sözleşmenin hangi yükümlülükleri öngördüğünü değerlendirmiştir. Sonuçta, cezanın tamamen kaldırılması ya da ölçülülük ilkesi uyarınca azaltılması mümkün olabilmektedir.

İlgili Pillar ve Spoke Makaleler

Enerji hukukunun kesiştiği diğer çalışma alanı alanlarında Alyar Hukuk & Danışmanlık kütüphanesinde yer alan başlıca rehberler aşağıda listelenmiştir.

Sıkça Sorulan Sorular

EPDK lisansı almanın ortalama süresi nedir?

Başvuru dosyası eksiksiz sunulduğunda üretim ön lisans sürecinin idari incelemesi ortalama altı ila on iki ay arasında tamamlanır; tam üretim lisansı için ek süre bağlantı anlaşmasının kurulmasına ve EPDK Kurul takvimine bağlıdır. Tadil başvuruları daha kısa; dosyada çevresel veya kamulaştırma sorunları varsa süre uzar.

YEKDEM-II kapsamında fiyatlar her üç ayda nasıl güncelleniyor?

YEKDEM-II fiyatları Cumhurbaşkanlığı Kararı ile belirlenen formül çerçevesinde TÜFE ve ÜFE ağırlıklı bir endekse bağlı olarak üç ayda bir güncellenir. EPDK, güncellenen katsayıları ilan eder; fiyat üst sınırı öngörülmüştür. Gerçek güncel tutarlar ilgili EPDK kararının yayım tarihinde netleşir.

Çatı tipi GES kurmak için şirket kurmak şart mı?

Lisanssız kapsamında çatı tipi GES, gerçek kişi veya tüzel kişi olarak kurulabilir. Tüketim ve üretim aboneliği aynı kişiye ait olmalı, kurulu güç kendi tüketimini aşacak biçimde sınırlandırılmalıdır. Gelir elde edildiğinde gelir vergisi ve KDV yükümlülükleri açısından muhasebe değerlendirmesi gerekir.

ÇED olumlu kararına karşı kaç gün içinde dava açılabilir?

İdari yargıda genel dava süresi 2577 sayılı Kanun’un 7. maddesi uyarınca karar tebliğinden itibaren 60 gündür. ÇED kararları kamuya açık bildirim tarihinden itibaren işlemeye başlar; hazine aleyhine olmayan nitelikteki davalarda özel süre bulunmadığından 60 günlük süre geçerlidir.

EPDK idari para cezasını ödemeden itiraz edebilir miyim?

EPDK idari para cezası kararına karşı 30 gün içinde idare mahkemesinde iptal davası açılır. Dava açıldığında yürütmenin durdurulması talep edilebilir; karar verilmedikçe cezanın tahsili için ödeme emri gelmesi durumunda 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu çerçevesinde menfi tespit veya tehiri icra yolları değerlendirilir.

Bir enerji yatırımcısı dolaylı kamulaştırma iddiasıyla ICSID’e gidebilir mi?

Yabancı yatırımcının Türkiye’nin taraf olduğu İkili Yatırım Anlaşması veya Enerji Şart Anlaşması kapsamında yatırımı bulunması halinde, dolaylı kamulaştırma iddiasıyla ICSID ya da UNCITRAL tahkimine başvurulabilir. Başvuru eşikleri, uyuşmazlık bildirimi süresi ve soğuma periyodu anlaşma metnine göre değişir. Türk vatandaşı yatırımcı ICSID’e normalde başvuramaz, iç yargı yollarına tabidir.

Akaryakıt bayisinin dağıtıcı ile olan sözleşmesi hangi sürede feshedilebilir?

5015 sayılı Kanun çerçevesinde bayilik sözleşmeleri azami beş yıl süre ile yapılabilir; sürenin sonunda tarafların anlaşmasıyla uzatılabilir. Haksız fesih halinde bayi, yatırdığı tabela ve amortisman bedellerinin geri iadesi ile Yargıtay içtihadına paralel olarak portföy tazminatı benzeri taleplerini ileri sürebilir.

Enerji tesisi kurarken hangi çevre izinleri zorunludur?

Projenin büyüklüğüne göre ÇED olumlu veya ÇED gerekli değildir kararı, Çevre İzin ve Lisansı (atık su, hava emisyonu, gürültü), atık yönetim planı, tehlikeli madde kullanım izni ve Orman Kanunu kapsamında bulunmaktan izin alınması tipik olarak gerekli belgelerdir. Projeye özgü başka izinler de gündeme gelebilir.

Nükleer kaza halinde tazminat kim tarafından karşılanır?

7381 sayılı Kanun ve uluslararası nükleer sorumluluk sözleşmeleri çerçevesinde tesis işleteni kusursuz sorumluluk ilkesiyle birinci derecede sorumludur. Zararın mali sorumluluk sigortası limitini aşan kısmı için devletin müteselsil sorumluluğu öngörülmekte; mağdurlar işleten veya devlet karşısında tazminat davası açabilmektedir.

Lisansım iptal edilirse kısa sürede yeniden alabilir miyim?

Lisans iptalinin gerekçesine göre yeniden başvuru süresi değişir; idari yargıda iptal kararının kesinleşmesi halinde, ihlalin niteliğine bağlı olarak EPDK’nın belirli bir süre (tipik olarak üç yıl) yeni lisans başvurusu kabul etmeme kararı verebilir. Yargı süreci iptal kararını kaldırırsa lisans geçmişe etkili canlanabilir.

YEKA sözleşmesinde yerlilik oranını tutturamayan yatırımcı ne ile karşılaşır?

Yerlilik oranı taahhüdü ihlalinde sözleşmede öngörülen kWh başına ceza, alım fiyatının geçici olarak düşürülmesi veya teminat mektubundan kesinti uygulanabilir. Kritik ihlallerde sözleşmenin feshi ve ikili anlaşmalara geçiş yaptırımı söz konusu olabilir.

Enerji hukukunda kur farkı riskleri sözleşmede nasıl yönetilir?

Uzun vadeli PPA, ithalat sözleşmesi veya makina tedarik sözleşmelerinde kur farkı riski; endeksli fiyat formülü, hedge zorunluluğu, PPA’ya paralel swap sözleşmesi, TBK 138 kapsamında uyarlama klozu ve üst sınır/taban bedel mekanizmaları ile yönetilir. Her yapı ayrı bir vergi ve muhasebe etkisine sahiptir.

Enerji Şart Anlaşması (ECT) Türkiye açısından bağlayıcı mı?

Türkiye, Enerji Şart Anlaşması’nı imzalayan ve uzun yıllar uygulayan bir devlet konumundadır. Anlaşmanın yatırım koruma bölümü, yabancı yatırımcılara adil muamele ve dolaylı kamulaştırmaya karşı koruma standartları sunar. Anlaşmanın geleceği ve reform süreci Avrupa Birliği seviyesinde tartışılmakta; Türkiye’deki mevcut yatırımlar için kazanılmış hakların değerlendirilmesi somut dosyaya göre ayrıca yapılır.

Kaynakça ve Mevzuat Linkleri

İlk Görüşme

Enerji yatırımınıza ilişkin lisans, sözleşme, idari dava veya tahkim dosyanız için Alyar Hukuk & Danışmanlık ekibiyle ilk görüşme talep edebilirsiniz. Kartal/İstanbul ofisimizde ya da uzaktan çevrimiçi toplantı kanalıyla görüşme mümkündür.

Telefon: 0545 199 25 25
E-posta: info@bilalalyar.av.tr
Adres: Cevizli Mah. Enderun Sok. No:10C D:58, 34865 Kartal/İstanbul

Resmi Kaynaklar

Hazırlayan Hukuku

Av. Bilal ALYAR — İstanbul Barosu Sicil No: 54965

Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu (2015). Aile hukuku, ceza hukuku, kripto para hukuku, bilişim hukuku, şirketler hukuku ve vergi hukuku alanlarında faaliyet göstermektedir.

Bu içerik yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır; somut hukuki görüş ya da avukat-müvekkil ilişkisi oluşturmaz. Her dosya kendine özgü koşullar içerdiğinden, hukuki süreçlerde ilgili mevzuat çerçevesinde bilgilendirme alınması yararlı olabilir.

İletişim | Hakkımızda

Emsal Yargıtay / Danıştay Kararları — EPDK İşlemleri ve Enerji Lisans Uyuşmazlıkları

İdari işlemlerin iptali davası, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu md. 2/1-a uyarınca menfaati ihlal edilen tarafından açılabilir; yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurlarından biri yönünden hukuka aykırılık iddiası ileri sürülür. Danıştay, idari işlemin tesis edildiği anda hukuka uygunluğunu denetler. Aşağıdaki güncel emsal kararlar, iptal davasının usul ve esasına dair uygulamayı göstermektedir:

  • Danıştay 5. D., 2025/18406 E., 2026/1330 K., 26.02.2026
  • Danıştay 5. D., 2026/801 E., 2026/795 K., 17.02.2026
  • Danıştay 5. D., 2026/652 E., 2026/473 K., 11.02.2026
  • Danıştay 5. D., 2026/457 E., 2026/625 K., 11.02.2026
  • Danıştay 5. D., 2026/465 E., 2026/472 K., 11.02.2026
  • Danıştay 5. D., 2025/18452 E., 2026/2101 K., 11.03.2026

Bu kararlar yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır; her idari uyuşmazlık kendi usul kuralları, süre şartları ve maddi olay çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir. İptal ve tam yargı davalarında 60 ve 90 günlük hak düşürücü süreler bulunduğundan, sürecin bir idare hukuku hukuki bilgilendirme ile yürütülmesi önerilir.

İletişim

Cevizli Mahallesi Enderun Sokak No:10C Daire:58
34865 Kartal/Istanbul
+90 545 199 25 25
info@bilalalyar.av.tr

Hizmet Alanları

Kripto Para Hukuku
Bilişim Hukuku
Ceza Hukuku
Şirketler Hukuku
Aile ve Boşanma Hukuku
İş Hukuku

Yasal

KVKK Aydınlatma Metni
Gizlilik Politikası
Çerez Politikası
Makaleler

Sosyal Medya

LinkedIn
Instagram
X (Twitter)
TikTok


İstanbul Barosu Sicil No: 54965

© 2026 Av. Bilal Alyar - Tüm hakları saklıdır.
0545 199 25 25 WhatsApp @bilalalyar info@bilalalyar.av.tr