Ticaret Hukuku Avukatı İstanbul 2026 | TTK, Şirketler Topluluğu, Rekabet, SPK

Ticaret Hukuku Avukatı İstanbul

Ticaret Hukuku Avukatı İstanbul hakkında bilmeniz gereken tüm detayları bu kapsamlı rehberde bulabilirsiniz. Ticaret Hukuku Avukatı İstanbul konusunda hukuki süreçler, haklar ve pratik bilgiler için okumaya devam edin.

Ticaret Hukuku Avukatı İstanbul: İş Dünyasında Hukuki Rehberlik ve Uyuşmazlık Çözümü

Ticaret hukuku avukatı, ticaret hukuku alanındaki her türlü hukuki meselede şirketlere ve bireylere danışmanlık ve temsil hizmeti sunan deneyimli avukattır. Bu kapsamlı makalede ticaret hukuku avukatının kim olduğu, görev ve sorumlulukları, İstanbul ve Marmara Bölgesi gibi ticari faaliyetlerin yoğun olduğu bölgelerde neden kritik bir öneme sahip olduğu ayrıntılı şekilde ele alınmaktadır.

Makale boyunca “ticaret hukuku avukatı İstanbul”“ticari dava avukatı”“şirketler hukuku avukatı” gibi anahtar kelimeler ve türevleri organik bir biçimde kullanılarak konu derinlemesine incelenmiştir. Kısa paragraflar ve açıklayıcı alt başlıklar ile ticaret hukuku kavramları detaylandırılmış; ilgili kanun hükümleri ve emsal yargı kararları ile desteklenerek akademik düzeyde ancak sade bir dille bilgi sunulmuştur. Son bölümde, konuyla ilgili sıkça sorulan sorular (SSS) yanıtlanarak okuyucuların merak ettiği noktalara açıklık getirilmiştir.

1. Ticaret Hukuku Avukatı Kimdir?

Ticaret hukuku avukatı, ticari işletmelerin kuruluşundan günlük faaliyetlerine, sözleşmelerinden doğan ilişkilerden olası uyuşmazlıkların çözümüne kadar her aşamada hukuki destek veren, şirketler hukuku ve ticaret hukuku alanında hizmet veren profesyoneldir. Bu avukatlar, Türk Ticaret Kanunu (TTK) başta olmak üzere ticaretle ilgili mevzuata hâkim olup şirketlerin hak ve yükümlülüklerini derinlemesine bilirler.

Bir ticaret hukuku avukatı, şirket sözleşmelerini hazırlar ve inceleyerek hukuka uygunluğunu sağlar, şirketi mahkemelerde veya idari mercilerde temsil eder, ticari işlemlerin yasal çerçevede yürütülmesini temin eder. Kısaca, müvekkilinin ticari faaliyetlerinde ortaya çıkabilecek riskleri öngörerek önleyen ve hukuki çıkarlarını koruyan rehber konumundadır.

İstanbul gibi büyük ticari ve finansal merkezlerde ticaret hukuku avukatı İstanbul arayışı oldukça yaygındır. Bölgede faaliyet gösteren şirketler için alanında deneyimli bir ticaret hukuku avukatı ile çalışmak, hukuki uyuşmazlıkların ortaya çıkmadan önlenmesi, idari yaptırımlara maruz kalmamak ve iş süreçlerinin kanuna uygun şekilde sürdürülmesi açısından kritik önem taşır. Özellikle Marmara Bölgesi’nde yoğun ticari faaliyet yürüten orta ve büyük ölçekli şirketler, tecrübeli bir ticaret hukuku avukatının danışmanlığı ile hem günlük operasyonlarını güvence altına almakta hem de stratejik kararlarında hukuki riskleri minimize etmektedir.

2. Ticaret Hukuku Nedir ve Kapsamı Nelerdir?

Ticaret hukuku, işletmeler, tacirler ve ticari işlemlerle ilgili tüm mevzuatı kapsayan hukuk dalıdır. Kişiler arası ticari ilişkiler, alışveriş, şirketlerin kuruluşu ve faaliyetleri, ticari borç ve alacak ilişkileri, kıymetli evrak (çek, bono gibi) ve sigorta, rekabet gibi konular ticaret hukukunun kapsamına girer. Ticaret hukuku, geniş alt dallara ayrılır ve Türk hukuk sisteminde büyük ölçüde 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile düzenlenmiştir. Bu kanun altında ticari işletme hukuku, şirketler hukuku, kıymetli evrak hukuku, taşıma hukuku, deniz ticareti hukuku ve sigorta hukuku gibi ana bölümler bulunmaktadırtr.wikipedia.org.

Örneğin Türk Ticaret Kanunu’nda 6 ana kitap yer alır: ticari işletmeler, ticaret şirketleri, kıymetli evrak, taşıma işleri, deniz ticareti ve sigorta hukukutr.wikipedia.org. Bunların her biri ticaret hukukunun farklı alt disiplinlerini teşkil eder.

Ticaret hukukunun temel kavramları arasında tacirticari işletmeticaret unvanıticaret sicilihaksız rekabet ve ticari defterler gibi unsurlar sayılabilirtr.wikipedia.org. Tacir, bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kişidir ve tacir sıfatı kanunen bazı özel yükümlülükler getirir (örneğin, her tacir ticari faaliyetlerinde basiretli bir iş insanı gibi davranmak zorundadır). Ticaret sicili ise tacirlerle ve ticari işletmelerle ilgili önemli bilgilerin kayıt altına alındığı resmi sicildir.

Türkiye’de ticaret sicili işlemleri Ticaret Bakanlığı gözetim ve denetiminde, illerdeki ticaret odaları bünyesindeki ticaret sicili müdürlükleri tarafından yürütülmektedirticaret.gov.trticaret.gov.tr. Halihazırda Türkiye genelinde 238 ticaret sicili müdürlüğü bulunmakta olup, ticaret sicilinde şirketlerin kuruluş, değişiklik ve tasfiye gibi işlemleri tescil edilmekte ve kamuya ilan edilmektedirticaret.gov.trticaret.gov.tr. Bu kayıtlar, şirketlerin üçüncü kişiler nezdinde güven yaratması ve hukuki şeffaflık sağlanması açısından büyük önem taşır.

Ticaret hukuku aynı zamanda diğer bazı hukuk dallarıyla yakından ilişkilidir. Şirketler hukuku (örneğin anonim ve limited şirketlere dair hükümler), borçlar hukuku (ticari sözleşmelerin genel hükümleri), rekabet hukuku (haksız rekabet ve tekelcilik düzenlemeleri), fikri mülkiyet hukuku (marka, patent gibi hakların ticari kullanımı) ve sermaye piyasası hukuku (halka açık şirketler ve menkul kıymetler) ticaret hukukuyla bağlantılı alanlardırtr.wikipedia.org. Bu nedenle ticaret hukuku avukatları, gerektiğinde bu alanlardaki mevzuatı da göz önünde bulundurarak müvekkillerine kapsamlı bir hukuki hizmet sunarlar.

3. Neden Ticaret Hukuku Avukatına İhtiyaç Duyulur?

Ticari hayatın hukuki zeminde güvenle ilerleyebilmesi için ticaret hukuku alanında deneyimli bir avukatla çalışmak büyük faydalar sağlar. Yasal mevzuatın karmaşıklığı ve ticari işlemlerin yoğunluğu düşünüldüğünde, işletmelerin hukuki konularda hata yapma riski yüksektir. Bir ticaret hukuku avukatına ihtiyaç duyulmasının başlıca sebepleri şöyle özetlenebilir:

  • Hukuki Uyum ve Risk Yönetimi: Şirketlerin uyması gereken pek çok yasal yükümlülük vardır. Örneğin, şirket kuruluş işlemlerinin eksiksiz yapılması, her faaliyet yılı sonunda genel kurul toplantılarının gerçekleştirilmesi, önemli değişikliklerin süresinde ticaret siciline tescil ve ilan edilmesi, defter ve belgelerin usulüne uygun tutulması gibi zorunluluklar bulunmaktadırbilalalyar.com. Bu yükümlülüklere riayet edilmemesi halinde idari para cezaları veya ilgililer hakkında hukuki sorumluluklar doğabilir. Ticaret hukuku avukatı, müvekkil şirketin TTK, vergi hukuku, sosyal güvenlik ve ilgili diğer mevzuata tam uyum içinde hareket etmesini sağlayarak olası yaptırımları önler.
  • İdari İşlemler ve Resmi Prosedürler: Şirketler, Ticaret Bakanlığı, vergi daireleri, SGK gibi kurumlar nezdinde birçok işlem yapar. Ticaret hukuku avukatı, bu idari işlemlerin doğru ve zamanında yapılmasına yardımcı olur. Örneğin, yeni kurulan bir şirketin ticaret siciline tescili, gerekli ruhsat ve izinlerin alınması, işletme adresi veya sermaye değişikliklerinin resmi mercilere bildirilmesi gibi süreçler avukat desteğiyle sorunsuz halledilir. Bu sayede bürokratik aksaklıklar en aza iner, şirket faaliyetleri kesintiye uğramaz.
  • Uyuşmazlıkların Öngörülmesi ve Önlenmesi: Ticaret hukuku avukatları, sözleşmelerin hazırlanması aşamasından itibaren ileriye dönük olarak çıkabilecek uyuşmazlıkları öngörmeye çalışır. Sözleşmelere konulacak uygun hükümlerle ileride doğabilecek anlaşmazlıkların önünü alabilir. Örneğin, bir tedarik sözleşmesinde cezai şartların ve mücbir sebep hükümlerinin net düzenlenmesi, ileride yaşanabilecek gecikme veya ifa imkânsızlığı hallerinde şirketi koruyacaktır. Avukatlar bu gibi proaktif yaklaşımlarla henüz sorun doğmadan çözümler üreterek ticari ilişkilerin sorunsuz sürmesine katkı sunar.
  • Hızlı ve Etkin Çözüm: Ticari hayatta doğan uyuşmazlıkların hızlı çözülmesi önemlidir, zira uzun süren anlaşmazlıklar şirketlere maddi kayıp ve itibar kaybı yaşatabilir. Ticaret hukuku avukatları, hukuki sorunları erken aşamada tespit ederek müzakere veya arabuluculuk yoluyla hızlı çözümler üretmeye gayret ederler. Zorunlu hallerde ise dava yoluna gidildiğinde süreci etkin bir şekilde yöneterek müvekkilinin menfaatlerini deneyimli şekilde savunurlar.

Özetle, ticaret hukuku avukatı bir işletme için hukuki güvenlik sigortası gibidir. Şirketlerin günlük faaliyetlerini hukuka uygun bir zeminde sürdürmeleri, stratejik kararlarını alırken hukuki analiz yapmaları ve herhangi bir anlaşmazlık durumunda haklarını etkin biçimde arayabilmeleri için böyle bir la çalışmaları hayati önemdedir.

4. Şirket Kuruluşu ve Şirket Türlerinin Seçimi

Bir ticaret hukuku avukatı, yeni bir işletme kurmayı planlayan girişimciler için ilk adımdan itibaren danışmanlık yapar. Şirket kuruluşu, ticaret hukukunun en temel konularından biridir ve doğru şirket türünün seçimi ile hukuki prosedürlerin eksiksiz yerine getirilmesini gerektirir. Türk hukukunda başlıca şirket türleri; anonim şirketlimited şirket, kolektif şirket, komandit şirket ve kooperatiftir. Bunlar arasında en yaygın tercih edilenler anonim ve limited şirketlerdirbilalalyar.com. Avukat, müvekkilinin planladığı işin niteliğine, ortakların sayısına, sermaye yapısına ve gelecekteki hedeflerine göre en uygun şirket türünün belirlenmesinde kritik rol oynar.

  • Anonim ve Limited Şirketler: Orta ve büyük ölçekli yatırımlar için çoğunlukla anonim şirket (A.Ş.) veya limited şirket (Ltd. Şti.) tercih edilir. Anonim şirkette sermaye paylara bölünmüştür ve pay sahipleri şirket borçlarından dolayı yalnızca taahhüt ettikleri sermaye kadar sorumludur. Limited şirkette de benzer şekilde ortakların sorumluluğu koydukları sermaye ile sınırlıdır. Anonim şirket asgari sermaye şartı (2024 itibarıyla 250.000 TL) ve daha kurumsal bir yapı gerektirirkenbilalalyar.com, limited şirkette asgari sermaye 10.000 TL olup kuruluş ve yönetim prosedürleri nispeten daha basittir. Ticaret hukuku avukatı, bu iki şirket türünün avantaj ve dezavantajlarını müvekkiline açıklayarak en uygun seçimi yapmasına yardımcı olur. Örneğin, geniş ortaklık yapısı ve halka açılma planı varsa anonim şirket önerilebilirken; daha az ortaklı, sermaye yapısı sınırlı girişimler için limited şirket pratik olabilir.
  • Diğer Şirket Türleri: Kolektif ve komandit şirketler daha çok kişiler arasındaki güvene dayalı, şahıs şirketi niteliğinde yapılardır ve modern ticari hayatta sınırlı kullanım alanı bulmaktadır. Kooperatifler ise belirli ekonomik amaçlarla ortakların bir araya geldiği yapılardır. Ticaret hukuku avukatı, özel durumlarda bu şirket formlarının kuruluş işlemlerini de yürütür ve gerekli ana sözleşmeleri hazırlar. Örneğin, bir grup esnafın kuracağı bir tüketim kooperatifinin kuruluşunda, avukat mevzuata uygun bir ana sözleşme hazırlayarak Ticaret Bakanlığı’ndan gereken onayların alınmasını sağlar.

Şirket kuruluş işlemleri, seçilen türe göre değişmekle birlikte, ticaret siciline tescil süreci tüm şirketler için esastır. Avukat, kuruluş belgelerini (ana sözleşme, ortaklar beyanı, oda kayıt evrakları vb.) hazırlar ve MERSİS sistemi üzerinden ticaret siciline başvuruları yapar. Ardından şirket, ilgili ticaret sicili müdürlüğüne tescil edilir ve kuruluş Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde ilan olunurticaret.gov.tr. Tüm bu aşamalarda yapılacak küçük bir hata bile tescil sürecini uzatabileceğinden, deneyimli bir avukatın desteği kuruluşun sorunsuz tamamlanmasını temin eder.

İstanbul özelinde şirket kuruluşları oldukça yoğun gerçekleşmektedir. Türkiye’de kurulan şirketlerin önemli bir bölümü İstanbul merkezlidir. Nitekim, Ağustos 2024 verilerine göre Türkiye genelinde o ay kurulan şirket ve kooperatiflerin %35,9’u İstanbul’da kurulmuşturalomaliye.com. Bu yüksek oran, İstanbul’un ticari hayatın merkezi olduğunu ve burada şirket kurarken tecrübeli bir ticaret hukuku avukatından destek almanın ne denli önemli olduğunu ortaya koymaktadır.

Yıl geneline bakıldığında da 2024 yılının ilk 8 ayında Türkiye’de toplam 73.454 şirket ve kooperatif kurulmuş olup bunların büyük kısmını limited (63.457 adet) ve anonim şirketler (8.198 adet) oluşturmaktadıralomaliye.com. Bu yoğun kuruluş trafiğinde, İstanbul’da faaliyet gösteren ticaret hukuku avukatları girişimcilere yol göstererek, her bir şirketin sağlam bir hukuki temel üzerinde hayata geçmesine katkıda bulunmaktadır.

5. Sözleşmelerin Hazırlanması ve Ticari İşlemlerin Yönetimi

Ticari hayatın temelinde sözleşmeler ve çeşitli ticari işlemler yer alır. Satış sözleşmeleri, hizmet sözleşmeleri, distribütörlük ve bayilik anlaşmaları, franchise sözleşmeleri, ortaklık sözleşmeleri, kredi ve teminat sözleşmeleri gibi sayısız hukuki metin, şirketlerin günlük işleyişinin parçasıdır. Ticaret hukuku avukatı, bu sözleşmelerin hazırlanması, müzakeresi ve revize edilmesi süreçlerinde kilit rol oynar.

Bir ticaret hukuku avukatı, müvekkil şirketinin taraf olduğu sözleşmelerde şirket menfaatlerini korumaya yönelik hükümleri sağlamlaştırır ve hukuka aykırı ya da ileride sorun yaratabilecek maddelere karşı önlem alır. Örneğin, bir tedarikçiyle yapılan mal alım sözleşmesinde teslimat süreleri, ayıplı mal iade koşulları ve cezai şartların dengeli biçimde düzenlenmesi, ileride doğacak anlaşmazlıkları önler. Yine bir distribütörlük sözleşmesinde bölge sınırlamaları ve rekabet etmeme yükümlülükleri netleştirilerek tarafların hak ve yükümlülükleri açık hale getirilir. Avukat, her sözleşme türü için ilgili yasal mevzuatı (TTK, Borçlar Kanunu, ilgili yönetmelikler) göz önünde bulundurarak en uygun sözleşme metnini oluşturur.

Ticari işlemlerin yönetimi kapsamında, şirketlerin atacağı hemen her adımda hukuki bir boyut mevcuttur. Örneğin, yüksek tutarlı bir satış işlemi yapılacaksa, taraflar arasında satım sözleşmesi düzenlenmesi gerekebilir; yabancı bir firma ile ortak yatırım planlanıyorsa hissedarlar sözleşmesi ve gizlilik sözleşmeleri hazırlanmalıdır. Ticaret hukuku avukatı, şirketin yaptığı işlemlerin yasal zemine oturması için bu belgeleri hazırlar ve karşı taraflarla yapılan görüşmelere hukuki danışman sıfatıyla katılır. Özellikle uluslararası ticari sözleşmelerde (örneğin ithalat-ihracat kontratlarında) farklı hukuk sistemlerinin devreye girebilmesi nedeniyle, avukatlar uluslararası sözleşme hukuku ve Incoterms gibi uluslararası ticaret kurallarına da vakıf olarak şirketi olası risklere karşı korurlar.

Unutulmamalıdır ki, yazılı sözleşmeler ticari ilişkilerde bir nevi sigorta işlevi görür. İyi kaleme alınmış bir sözleşme, işlerin yolunda gitmediği durumda tarafların haklarını açıkça ortaya koyar ve anlaşmazlık halinde mahkemelerin olayı çözmesini kolaylaştırır. Ticaret hukuku avukatı, sözleşme hazırlanırken ileriyi düşünerek hareket eder; en kötü senaryolara karşı bile müvekkilinin çıkarlarını güvence altına alan maddeleri sözleşmeye dâhil eder. Bu titiz çalışma sayesinde, şirketler arasındaki iş ilişkileri sağlam bir hukuki zemine oturtulmuş olur.

6. Ticaret Sicili ve Resmî Kayıt Süreçlerinde Avukatın Rolü

Şirketlerin resmi kayıtlara ilişkin yükümlülükleri, ticari faaliyetlerin şeffaflığı ve hukuki güvenliği açısından son derece önemlidir. Ticaret sicili, şirketlerin kuruluşundan itibaren tüm önemli bilgilerinin kayıt altına alındığı devlet sicilidir. Örneğin şirketin unvanı, merkezi, sermayesi, temsilcileri, faaliyet konusu, müdürleri veya yönetim kurulu üyeleri gibi bilgiler ticaret siciline tescil edilir ve kamuya ilan edilirticaret.gov.tr. Ticaret hukuku avukatı, şirketlerin ticaret siciline ilişkin tüm işlemlerinde danışmanlık yapar ve süreci fiilen yürütür.

  • Kuruluş ve Tescil: Yeni bir şirket kurulduğunda, kuruluş sözleşmesinin noterden onayı ve gerekli belgelerin hazırlanmasından sonra ticaret siciline tescil aşaması gelir. Avukat, Ticaret Sicili Yönetmeliği’ne uygun şekilde başvuru dosyasını hazırlar, ilgili ticaret sicili müdürlüğüne sunar ve tescil onayını takip eder. Şirket, ticaret siciline tescille tüzel kişilik kazanır ve ticaret unvanı korunmaya başlar. Özellikle İstanbul gibi iş hacminin yoğun olduğu illerde ticaret sicili müdürlüklerinde işlemler titizlikle takip edilmezse gecikmeler yaşanabilir; burada avukatın deneyimi devreye girerek süreci hızlandırır.
  • Değişikliklerin Tescili: Şirketin esas sözleşmesinde yapılan değişiklikler (sermaye artırımı/azaltımı, şirket unvanı veya adres değişikliği, faaliyet konusu eklenmesi vb.), yeni ortak alınması, müdür veya yönetim kurulu üyesi değişiklikleri, genel kurul kararları gibi önemli hususlar da ticaret siciline tescil edilmelidir. Ticaret hukuku avukatı, bu değişiklik kararlarının mevzuata uygun şekilde alınmasını sağladıktan sonra gerekli tescil başvurularını zamanında yapar. Kanunen, tescili zorunlu hususların süresi içinde bildirilmemesi idari para cezasına neden olabileceği gibi, şirketi hukuken zor durumda bırakabilir. Örneğin sermaye artırımının tescil edilmemesi durumunda, üçüncü kişilere karşı artırımın hükmü ileri sürülemeyecektir. Avukatlar bu gibi aksaklıkların önüne geçer.
  • Tescil ve İlanın Sonuçları: Ticaret siciline tescil edilen hususlar aleni olup herkes tarafından bilinebilir kabul edilirticaret.gov.tr. Bu nedenle tescil ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde ilan edilen şirket bilgileri, üçüncü kişilerin şirkete dair doğru bilgiye ulaşmasını sağlar. Avukatlar, ticaret sicili kayıtlarının güncel ve doğru olmasına özen göstererek müvekkil şirketin itibarını ve hukuki güvenliğini korumuş olurlar. Örneğin süresi dolan bir müdür atamasının yenilenmemesi, şirketin temsilinde sıkıntı yaratabilir; avukat bunun takibini yaparak şirket adına gerekli kararların alınmasını sağlar ve yeni atamayı tescil ettirir.
  • Merkezi Sicil Kayıt Sistemi (MERSİS): Günümüzde ticaret sicili işlemleri büyük ölçüde elektronik ortamda MERSİS üzerinden yürütülmektedirticaret.gov.tr. Ticaret hukuku avukatları, MERSİS sistemini etkin şekilde kullanarak kuruluş ve tescil süreçlerini çevrimiçi hızla tamamlayabilirler. Bu da işlemlerin şeffaf ve izlenebilir olmasını sağlar. İstanbul gibi dijital alt yapının yoğun kullanıldığı yerlerde, şirket avukatları MERSİS aracılığıyla birkaç gün içinde şirket kuruluşunu gerçekleştirebilmektedir.

Sonuç olarak, ticaret sicili ve diğer resmi kayıt süreçlerinde yapılan her işlem, şirketin hukuki varlığını etkiler. Ticaret hukuku avukatı, bu süreçlerin doğru yönetilmesiyle şirketin hukuken sorunsuz bir şekilde faaliyet göstermesine zemin hazırlar. Böylece müvekkil şirket, tüm resmi yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirerek güven içinde ticari hayatına devam eder.

7. Haksız Rekabet ve Fikri Mülkiyetin Korunması

Ticari işletmeler arasındaki rekabetin adil ve dürüst bir şekilde yürütülmesi, piyasadaki güven ortamı için elzemdir. Haksız rekabet, bir tacirin diğerini müşteri edinme veya iş yapma konularında dürüstlüğe aykırı yöntemlerle zarara uğratması olarak tanımlanabilir. Örneğin, rakip firmanın ürünleri hakkında asılsız ve küçük düşürücü beyanlarda bulunmak, rakip firmanın çalışanlarını kendi bünyesine çekmek için iş etiğine aykırı yollara başvurmak veya rakip işletmenin tescilli markasını taklit etmek haksız rekabet halleri olarak sayılabilir. Ticaret hukuku avukatları, haksız rekabet hukuku konusunda hem danışmanlık hem de dava tecrübesine sahip olarak şirketlerini korurlar.

Bir ticaret hukuku avukatı, müvekkilinin rekabet ortamında karşılaşabileceği haksız uygulamalara karşı önleyici tavsiyelerde bulunur ve gerektiğinde hukuki yollara başvurur. Örneğin, rakip bir firma müvekkil şirketin uzun yıllardır kullandığı markayı veya işletme adını taklit ediyorsa, avukat 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun hükümleri (ve yeni Sınai Mülkiyet Kanunu) uyarınca ihtarname gönderip haksız kullanımın durdurulmasını talep eder; gerekirse fikri ve sınai haklar hukuk mahkemelerinde dava açar. Yine, eski bir çalışanın rekabet yasağını ihlal ederek rakip firmada işe başlaması durumunda, avukat bu duruma karşı yasal girişimlerde bulunabilir (örneğin, eski çalışanın imzaladığı rekabet etmeme sözleşmesine dayanarak tedbir kararı aldırmak gibi).

Fikri mülkiyet haklarının korunması da ticaret hukuku avukatlarının şirketler lehine takip ettiği önemli alanlardan biridir. Bir şirketin markası, logosu, patentleri, tasarımları veya ticari sırları onun en değerli varlıkları arasındadır. Ticaret hukuku avukatı, gerektiğinde deneyimli fikri mülkiyet avukatlarıyla da iş birliği yaparak, müvekkil firmanın marka ve patent tescillerini takip eder, bunların izinsiz kullanımını engellemek için hukuki işlemler yürütür. Örneğin İstanbul merkezli bir moda şirketinin markası izinsiz olarak taklit ürünlerde kullanılıyorsa, avukat hem gümrüklerde önlem aldırabilir hem de marka tecavüzü nedeniyle maddi ve manevi tazminat davaları ikame edebilir.

Haksız rekabet ve fikri mülkiyet ihlallerine karşı etkin mücadele, şirketlerin piyasadaki itibarını koruduğu gibi maddi zararlarının da önüne geçer. Bu nedenle ticaret hukuku avukatı, müvekkiline ait özgün değerlerin ve rekabet avantajlarının hukuk dışı yöntemlerle zarar görmesini engellemek adına devamlı tetikte olmalıdır. Gerektiğinde Rekabet Kurumu nezdinde şikâyet süreçlerini başlatmak veya Türk Patent ve Marka Kurumu işlemlerini takip etmek de bu kapsamda değerlendirilebilir. Sonuç olarak, ticaret hukuku avukatının lık alanı içinde, müvekkilinin hem adil rekabet ortamında faaliyet göstermesini sağlamak hem de fikri haklarını koruma altına almak yer alır.

8. Bilişim ve Elektronik Ticaret Hukuku

Günümüz dünyasında ticari faaliyetler büyük ölçüde dijital ortamlara taşınmış durumdadır. E-ticaret yapan şirketler, internet üzerinden mal ve hizmet satışı gerçekleştirirken bir yandan da KVKK (Kişisel Verilerin Korunması Kanunu), mesafeli satış yönetmelikleri ve elektronik ticaret mevzuatına uymak zorundadır. Bilişim hukuku avukatı veya bu alanda yetkin ticaret hukuku avukatı, dijital platformlarda faaliyet gösteren şirketlerin hukuki gerekliliklerini yerine getirmelerinde önemli rol oynar.

Bir ticaret hukuku avukatı, müvekkilinin e-ticaret sitesi veya mobil uygulaması üzerinden yaptığı satışların hukuka uygun olması için gerekli dokümantasyonu ve sözleşmeleri hazırlar. Örneğin, bir e-ticaret web sitesinin “mesafeli satış sözleşmesi”“ön bilgilendirme formu” ve “gizlilik politikası” gibi belgeleri yasa gereği doğru içerikte sunması gerekir. Avukat, 6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun ve ilgili yönetmelikler kapsamında bu dokümanları hazırlayarak şirkete hukuki uyum sağlar. Aynı zamanda, tüketicilerin internette korunmasına ilişkin Tüketici Hukuku mevzuatını da dikkate alır.

Kişisel verilerin korunması da dijital ticaretin önemli bir boyutudur. Bir ticaret hukuku avukatı, e-ticaret şirketinin müşterilerinden topladığı kişisel verilerin KVKK’ya uygun biçimde işlenmesi, saklanması ve gerektiğinde imha edilmesi süreçlerinde danışmanlık yapar. Örneğin, bir online alışveriş sitesinin müşterilerinin ad, adres, alışveriş geçmişi gibi verilerini toplarken açık rıza alması, aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmesi ve yeterli siber güvenlik önlemlerini alması zorunludur. Avukat, şirketin KVKK uyum projesini yürüterek olası idari para cezalarının önüne geçer.

Bilişim hukuku kapsamında ayrıca, şirketlerin kendi bilgi teknolojileri altyapıları ve yazılımlarıyla ilgili hukuki konular da gündeme gelir. Örneğin, bir yazılım firmasının geliştirdiği programların lisans sözleşmelerinin hazırlanması, SaaS (hizmet olarak yazılım) modelinde kullanıcı sözleşmelerinin düzenlenmesi gibi konular ticaret hukuku avukatının ilgi alanına girebilir. İstanbul, bilişim sektörü ve start-up ekosistemi açısından Türkiye’nin i konumunda olduğundan, İstanbul bilişim hukuku avukatı desteği, teknoloji firmaları için çok değerlidir. Bu avukatlar, hem Türk bilişim mevzuatını hem de uluslararası düzenlemeleri (örneğin Avrupa Birliği’nin GDPR düzenlemesi gibi) takip ederek müvekkil şirketin global ölçekte de uyumlu olmasını sağlar.

Özetle, ticaret hukuku avukatının görev alanı klasik ticari işlemlerin ötesinde dijital çağın gereklerini de kapsamaktadır. Elektronik ticaret hukukubilişim hukuku ve kişisel veri mevzuatı, ticaret hukuku avukatlarının şirketlere entegre bir hukuk hizmeti sunarken dikkate aldığı önemli unsurlardır. Bu sayede e-ticaret yapan veya dijital platformlarda faaliyet gösteren işletmeler de güvenle ve kanunlara uygun şekilde işlerini yürütebilirler.

9. Sermaye Artırımı, Azaltımı ve Şirket Yapısındaki Değişiklikler

Şirketler, faaliyetleri boyunca finansal ihtiyaçlarına veya stratejik planlarına göre sermaye yapılarında değişiklik yapma gereği duyabilirler. Sermaye artırımı ve sermaye azaltımı, özellikle anonim ve limited şirketlerde önemli prosedürlerdir ve ticaret hukuku avukatının dikkatli desteğini gerektirir.

  • Sermaye Artırımı: Bir anonim şirketin yeni yatırım alması, büyüme hedefleri veya borçlarının özkaynakla finansmanı gibi amaçlarla sermayesini artırması gerekebilir. Sermaye artırımı, çıkarma (iç kaynaklardan veya kar paylarından) veya nakdi (ortakların veya dış yatırımcıların yeni sermaye koyması) yollarla yapılabilir. Ticaret hukuku avukatı, sermaye artırım kararının mevzuata uygun şekilde alınmasını (genel kurul kararı veya yönetim kurulu kararı ile, şirket türüne ve mevcut sermaye sistemine göre) sağlar. Ardından yeni payların ihracı, pay bedellerinin ödenmesi, esas sözleşme değişikliği ve ticaret siciline tescil gibi adımları koordine eder. Özellikle halka açık olmayan anonim şirketlerde nakdi sermaye artırımlarında, çıkarılmış sermayenin en az %25’inin tescil öncesi bankaya yatırılması şartı gibi ayrıntıları takip ederbilalalyar.com. Avukat, mevcut ortakların rüçhan hakları (yeni pay alma hakkı) konusunda da şirketin menfaatlerine uygun yönlendirmede bulunur; gerekiyorsa bu hakların kısıtlanması işlemlerini hazırlar.
  • Sermaye Azaltımı: Bazen de şirketler fazla sermayeyi azaltmak veya zararları mahsup etmek amacıyla sermaye azaltımına gidebilir. Sermaye azaltımı süreci, alacaklıların korunması için özenle yapılmalıdır. Ticaret hukuku avukatı, azaltım kararının alınması, alacaklılara çağrı ilanlarının yapılması, kanuni sürelerin beklenmesi ve azaltım tescili gibi aşamaların her birini yürütür. Örneğin bir anonim şirket, sermayesinin bir kısmını atıl gördüğü için azaltmak istediğinde, avukat alacaklılara iki defa ilanla çağrı yaparak alacakların ödenmesini veya teminat altına alınmasını sağlar; ancak bu prosedürler tamamlandıktan sonra ticaret sicili tesciline geçilebilir. Tüm bu süreçlerde hatasız ilerlemek önemlidir, zira alacaklılar korunmadan yapılan bir azaltım işlemi hukuken geçersiz sayılabilir veya yöneticiler için sorumluluk doğurabilir.
  • Şirket Yapısındaki Değişiklikler: Şirketler zamanla yapısal değişikliklere gidebilir. Şirket birleşmeleri (füzyon)devralmalar (akvizisyon) veya bölünmeler, ticaret hukukunun karmaşık ancak sıkça karşılaşılan işlemlerindendir. Bu işlemler, birden fazla şirketin tek bir çatı altında toplanmasını veya bir şirketin malvarlığının bölünerek farklı şirketlere devrini içerir. Ticaret hukuku avukatı, birleşme ve bölünme süreçlerinde hazırlanması gereken birleşme sözleşmesibölünme planı, yönetim kurulu raporları, bilirkişi incelemeleri ve genel kurul onayları gibi adımları titizlikle planlar. Özellikle Türk Ticaret Kanunu, birleşme ve bölünme işlemlerinde alacaklıların korunması, azınlık pay sahiplerinin hakları ve diğer şirketler hukuku ilkeleri bakımından ayrıntılı düzenlemeler içerir. Avukat, bu süreçlerin hem yasal gereklere uygun hem de müvekkilinin çıkarlarına en uygun şekilde ilerlemesini sağlar.

Örnek olarak, İstanbul’da faaliyet gösteren iki rakip şirketin güçlerini birleştirmeye karar verdiklerini düşünelim. Ticaret hukuku avukatı, bu iki şirketin birleşme sözleşmesini hazırlayarak devralma mı yoksa yeni kuruluş şeklinde birleşme mi olacağını belirler; varlık değerlemelerini organize eder; çalışanların durumu, sözleşmelerin devri, rekabet hukuku izinleri gibi konularda danışmanlık verir. Benzer şekilde, aile şirketlerinin kuşak geçişlerinde bazen şirket bölünmeleriyle farklı aile üyelerine farklı iş kollarının devri sağlanır – avukat bu bölünme planını ve ilgili genel kurul kararlarını düzenler.

Sonuç olarak, sermaye ve şirket yapısı değişiklikleri şirketlerin hayat döngüsünün doğal bir parçasıdır ve her bir adım hukuki bir prosedüre bağlıdır. Ticaret hukuku avukatı, bu önemli değişim anlarında şirketin yasalara tam uyumunu sağlarken, aynı zamanda şirketin menfaatlerini de koruyacak şekilde süreci yönetir. Böylelikle şirketler finansal ve yapısal kararlarını hayata geçirirken hukuki güvence altında olurlar.

10. Ticari Uyuşmazlıklar: Dava, Arabuluculuk ve Tahkim

Ticari uyuşmazlıklar, ticari ilişkilerde kaçınılmaz olarak zaman zaman ortaya çıkar. Önemli olan, bu uyuşmazlıkların etkin ve şirket menfaatlerine uygun şekilde çözüme kavuşturulmasıdır. Ticaret hukuku avukatları, müvekkillerini ticari davalarda temsil ettikleri gibi, mahkeme dışı çözüm yollarında da yönlendirme yaparlar.

Ticari Davalar: Tarafları tacir olan veya ticari işletmelerle ilgili konulardan doğan davalar, kanunen ticari dava sayılır ve asliye ticaret mahkemelerinde görülür. Örneğin bir şirketin alacak davası, ortaklar arasındaki hisse payı ihtilafı, haksız rekabetten doğan tazminat talebi gibi uyuşmazlıklar asliye ticaret mahkemesinin konusudur. Türkiye’de ticaret mahkemeleri, bulunduğu yerde ayrı bir ticaret mahkemesi kurulmuşsa o davaya bakmakla görevlidir; ticaret mahkemesi olmayan yerlerde asliye hukuk mahkemeleri ticari davalara bakartr.wikipedia.org.

İstanbul gibi büyük şehirlerde birden fazla asliye ticaret mahkemesi bulunur ve iş yüküne göre Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK) bu mahkemelerden bazılarını sadece deniz ticareti ve deniz sigortası davalarına bakmakla özel olarak görevlendirebilmektedirtr.wikipedia.org. Bu durum, İstanbul’un özellikle deniz ticareti ve sigorta alanındaki uyuşmazlıklarda ihtisas merkezi olduğunu göstermektedir.

Ticaret hukuku avukatı, müvekkilinin taraf olduğu ticari davalarda, dava dilekçelerinin hazırlanmasından delillerin toplanmasına, duruşmalarda temsilden temyiz aşamasına kadar tüm süreci yürütür. Ticari davalar genellikle teknik finansal konular da içerdiğinden, avukatlar gerektiğinde bilirkişi incelemeleri talep eder ve raporları değerlendirir. Örneğin, bir şirkete karşı açılan haksız rekabet davasında, avukat müvekkilinin eyleminin haksız rekabet oluşturmadığını kanıtlamak için sektörel uygulamaları ve gerekli pazarlama etiği kurallarını ortaya koyabilir. Yahut bir çek/senet kaynaklı alacak davasında, avukat senedin geçerliliği, ciranta ilişkileri, zamanaşımı gibi teknik konularda savunma geliştirir.

Zorunlu Arabuluculuk: Türkiye’de ticari alacak ve tazminat davalarının birçoğu için dava açmadan önce arabulucuya başvurma zorunluluğu getirilmiştir. 19.12.2018 tarihli 7155 sayılı Kanun’la, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan ticari davalarda dava açılmadan önce arabuluculuk yapılması şart hale gelmiştirdergipark.org.tr. Bu düzenleme ile, örneğin bir şirketin başka bir şirketten alacağını tahsil etmek için açacağı dava veya ticari tazminat talepleri, öncesinde arabuluculuk başvurusu yapılmış olmasını gerektirir. 

Dava şartı arabuluculuk adı verilen bu uygulamada, arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamazsa ancak ondan sonra dava yoluna gidilebilmektedir. Ticaret hukuku avukatları, müvekkilleri adına arabuluculuk sürecine katılarak burada deneyimli sonucun alınması için müzakere yeteneklerini kullanırlar. Anlaşma sağlanamazsa, arabuluculuk tutanağı ile birlikte dava dilekçesini hazırlayıp mahkemeye başvururlar.

Arabuluculuk süreci kısmen zorunlu hale gelmiş olsa da, tarafların anlaşmaya varma zorunluluğu yoktur; ancak arabulucuya başvurmadan doğrudan dava açılması durumunda dava şartı yerine getirilmediğinden dava usulden reddedilmektedirdergipark.org.tr. Dolayısıyla, ticaret hukuku avukatının bu süreci doğru yönetmesi, müvekkilinin hak kaybına uğramaması açısından önemlidir.

Tahkim (Arabuluculuk Dışı Alternatif Çözümler): Bazı ticari uyuşmazlıklarda taraflar devlet mahkemeleri yerine tahkim yolunu tercih edebilirler. Tahkim, anlaşmazlığın tarafsız hakem veya hakem kurulu tarafından çözümlendiği, mahkeme dışı bir yoldur ve kararı bağlayıcıdır. Uluslararası ticari sözleşmelerde tahkim şartı yaygın biçimde kullanılmaktadır (örneğin, iki ülke şirketi arasındaki bir sözleşmede uyuşmazlıkların ICC Tahkim Kuralları’na göre Paris’te tahkim yoluyla çözülmesi kararlaştırılabilir).

Ticaret hukuku avukatları, tahkim klozlarının hazırlanmasında şirketlerine danışmanlık yapar ve bir tahkim süreci başladığında müvekkilini hakem heyeti önünde temsil eder. Tahkim, özellikle uluslararası ticarette hızlı karar alınabilmesi ve deneyimli hakemlerce incelenmesi avantajları nedeniyle tercih edilebilir. İstanbul’da da İstanbul Tahkim Merkezi (ISTAC) gibi kurumlar, yerli ve yabancı şirketlerin uyuşmazlıklarına çözüm sunmaktadır. Avukatlar, gerektiğinde bu merkezler nezdinde tahkim başvurusunu yapmakta veya savunmalarını sunmaktadır.

Sonuç olarak, ticari uyuşmazlıkların çözümünde ticaret hukuku avukatı her aşamada kritik bir rol üstlenir. Dava şartı arabuluculukla başlayan süreçte müvekkilini deneyimli sonuca ulaştırmaya çalışır; dava kaçınılmaz ise etkili bir dava stratejisi ile hareket eder; alternatif çözüm yolları mümkünse onları değerlendirmeye alır. Bu sayede şirketler, uyuşmazlık yaşadıklarında bile mümkün olan en az zararla ve hızlı biçimde normal işlerine dönme imkanını bulurlar.

11. İcra ve İflas Hukuku Boyutu: Alacak Tahsili ve Konkordato

Ticari faaliyetlerin doğal bir uzantısı olarak, şirketlerin alacaklarının tahsili veya borçlarının yeniden yapılandırılması gibi konular da gündeme gelir. İcra ve iflas hukuku, ticaret hukukuyla iç içe geçen bir alandır ve ticaret hukuku avukatları müvekkillerine bu boyutta da hizmet sunarlar.

Alacak Tahsili ve İcra Takipleri: Bir şirketin mal veya hizmet sattığı müşterilerinden alacağını tahsil edememesi durumunda, hukuki yollara başvurması gerekebilir. Ticaret hukuku avukatı, borçlu tarafa öncelikle bir ödeme talebi veya ihtar göndererek borcun ifasını ister. Bu yolla sonuç alınamazsa, icra takibi başlatılır. Örneğin, bir şirketin düzenlediği ve vadesinde ödenmeyen bir çek için avukat, doğrudan kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi yapabilir.

Veya fatura borcu için genel haciz yoluna başvurabilir. İcra takibi sürecinde borçlu ödeme yapmazsa, avukat haciz işlemlerini takip eder ve borçlunun malvarlığına (banka hesapları, taşınır-taşınmaz mallar vb.) haciz konularak alacağın tahsilini sağlamaya çalışır. İstanbul gibi büyük şehirlerde alacak tahsilinde, borçlunun mal varlığının araştırılması ve doğru icra müdürlükleri üzerinden işlemlerin yürütülmesi büyük önem taşır; deneyimli avukatlar bu süreçleri hızlı ve sonuç odaklı şekilde yönetirler.

Ticaret hukuku avukatları, aynı zamanda müvekkillerine borçlu oldukları durumlarda da danışmanlık yapar. Şirketlerin nakit akış sıkışıklığı yaşadığı hallerde, icra takibi ile karşılaştığında nasıl hareket etmesi gerektiği, olası hacizleri önlemek için hukuki imkanlar (örneğin ödeme taahhüdü, borcun yapılandırılması gibi) konusunda yönlendirme yaparlar. İcra daireleri ve mahkemeleri ile yazışmalar, itiraz ve şikayet süreçleri gibi teknik konular da avukat tarafından yürütülür.

İflas ve Konkordato: Bir şirketin borca batık hale gelmesi veya borçlarını vadesinde ödeyemeyecek duruma düşmesi halinde gündeme gelen hukuki süreçler iflas ve konkordatodur. İflas, mahkeme kararıyla borçlu şirketin iflasının ilan edilmesi ve tasfiye sürecine girilmesidir. Konkordato ise borçlu şirketin, alacaklılarıyla mahkeme denetiminde bir anlaşma yaparak borçlarını belirli bir ödeme planı dahilinde ödemesi veya kısmen silinmesi yoluyla iflastan kurtulma mekanizmasıdır.

Ticaret hukuku avukatları, borçlu durumda olan müvekkilleri için konkordato başvurusu hazırlayabilir. Özellikle 2018 yılında mevzuatta yapılan değişikliklerle konkordato, sık başvurulan bir yol haline gelmiştir. Avukat, konkordato talebini içeren projeyi (ödeme teklifleri, şirketin faaliyetlerine devam planı vs.) hazırlar ve asliye ticaret mahkemesine sunar. Mahkeme uygun görürse konkordato kararı vererek şirkete borçlarını yapılandırma süresi tanır.

Bu süreçte avukat, konkordato komiseriyle iletişim kurar, alacaklılarla müzakerelerde bulunur ve konkordatonun başarıya ulaşması için çalışır. Örneğin, İstanbul’daki büyük ölçekli bir inşaat şirketi, ekonomik kriz nedeniyle ödemelerinde zorlanıyorsa, avukatı aracılığıyla konkordato talep ederek 2 yıl içinde borçlarını yüzde belirli bir oranda ödemeyi teklif edebilir ve mahkeme onayıyla iflastan korunabilir.

Diğer yandan, alacaklı konumundaki müvekkiller için de iflas takipleri söz konusu olabilir. Ticaret hukuku avukatı, borcunu ödemeyen bir ticari işletme için iflas davası açarak borçlu şirketin iflasını talep edebilir. İflas kararı çıkması halinde alacaklıların haklarını iflas masasında takip ederek müvekkilinin mümkün olan en yüksek tutarda tahsilat yapmasını sağlamaya gayret eder. İflas idaresiyle yazışmalar, alacak kaydı yapılması, sıra cetveline itirazlar gibi konular bu süreçte avukatın yaptığı işlerdendir.

Sonuç itibarıyla, ticaret hukuku avukatı şirketlerin sadece güzel günlerinde değil, mali zorluk yaşadıkları dönemlerde de yanındadır. Alacakların icra yoluyla tahsiliborçların yapılandırılmasıkonkordato ilanı veya iflas prosedürleri gibi konularda hukuki yol haritasını çizer. Böylece müvekkil şirket ya alacaklarını etkin biçimde tahsil ederek finansal sağlığını korur ya da borç yükü altındaysa kanunun tanıdığı yeniden başlama fırsatlarını değerlendirir. Her iki durumda da avukatın deneyimi, ticari hayatın zorlu finansal dalgalanmalarında şirketin ayakta kalmasına destek olur.

12. Ticaret Hukuku Avukatının Ücretleri ve Avukat Seçimi

Profesyonel hukuki destek, ticari işletmeler için bir maliyet unsuru olmakla birlikte, uzun vadede sağladığı faydalar göz önüne alındığında önemli bir yatırımdır. Ticaret hukuku avukatı ücretleri, verilecek hizmetin kapsamına, şirketin büyüklüğüne ve işin niteliğine göre farklılık gösterebilir. Avukat ile şirket arasındaki ilişki genellikle iki şekilde kurulmaktadır:

  • Dava ve İş Başına Ücretlendirme: Şirketler, karşılaştıkları spesifik bir hukuki mesele için (örneğin bir dava, sözleşme hazırlama işi, şirket kuruluşu vb.) avukatları ile tek seferlik bir ücret karşılığı anlaşabilirler. Bu durumda avukat, iş bazında ücret talep eder. Türkiye’de her yıl Türkiye Barolar Birliği tarafından yayımlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi, avukatların alabileceği asgari ücretleri belirlemektedir. Örneğin, İstanbul’da asliye ticaret mahkemesinde görülen bir dava için tarife asgari ücreti X tutarındaysa, avukatlar bu miktarın altında olmamak kaydıyla işin niteliğine göre bir ücret belirler. Tek seferlik işlerde ücret genellikle dava ise dava başına, danışmanlık ise saatlik veya proje bazında kararlaştırılabilir.
  • Aylık/Hizmet Sözleşmesine Dayalı Danışmanlık: Birçok orta ve büyük ölçekli şirket, sürekli hukuki ihtiyaçları için bir avukat veya hukuk bürosu ile sürekli danışmanlık sözleşmesi yapmaktadır. Bu modelde şirket, avukatına aylık sabit bir danışmanlık ücreti öder ve karşılığında avukat şirketin tüm hukuki işlerini (belirli bir kapsam dahilinde) düzenli olarak takip eder. Bu sayede şirket her ihtiyacında ayrı bir ücret kaygısı olmadan avukatına danışabilir, dava ve işlemlerini anlık olarak yönetebilir. Sözleşmede ücretin kapsamı ve sınırları netleştirilir; örneğin aylık danışmanlık belli sayıda dava veya işlemi kapsayabilir, ekstra işlerde ek ücretlendirme olabileceği belirtilir. İstanbul’daki pek çok firma, hukuk işlerinin sürekliliği nedeniyle bu tür abonelik benzeri hizmet modelini tercih etmektedir.

Avukat ücretlerinin belirlenmesinde, işin zorluğu, gerekli lık düzeyi, harcanacak emek ve zaman gibi faktörler rol oynar. Örneğin karmaşık bir şirket birleşmesi işlemi, basit bir alacak takibine göre çok daha kapsamlı hukuki çalışma gerektireceğinden ücreti de daha yüksek olacaktır. Avukatlık Kanunu ve meslek kuralları gereği, avukat-müvekkil arasında ücret sözleşmesi yapılması esastır ve ücret serbestçe belirlenir ancak asgari tarifenin altına düşülemez. Ayrıca bazı durumlarda başarıya endeksli ücret (success fee) de kararlaştırılabilir; örneğin kazanılan davanın belli bir yüzdesi gibi. Bunun da sınırları yine Avukatlık Kanunu’nda çizilmiştir.

Ticaret hukuku avukatı seçerken nelere dikkat etmeli? Bu soru, hukuk hizmetine ihtiyaç duyan her şirketin üzerinde durması gereken bir konudur. Öncelikle, avukatın ticaret hukuku alanındaki tecrübesi ve bilgi birikimi çok önemlidir. Şirketler hukuku, sözleşmeler, davalar, resmi işlemler gibi geniş bir yelpazede örnek iş yapmış bir avukat, öngörü ve çözüm üretme konusunda daha yetkin olacaktır. İstanbul gibi hukuk piyasasının geniş olduğu bir şehirde, belli alanlarda hizmet veren avukatlar bulmak mümkündür (örneğin sadece deniz ticareti veya sadece rekabet hukuku yapan avukatlar gibi). Şirket kendi ihtiyacına göre ya alanında deneyimli tek bir avukatla ya da farklı konular için farklı lıkları olan bir hukuk bürosuyla çalışabilir.

Avukat seçiminde ayrıca, avukatın iletişim yeteneği ve ulaşılabilir olması da kritiktir. İş insanları hukuki sorunları hakkında hızlı geri bildirim almak isterler. Danıştıkları avukatın, karmaşık hukuk dilini sadeleştirerek ticari kararlara etki edecek şekilde görüş sunması beklenir. Bu nedenle, hukuki teknik bilgiyi iş dünyasının pratik ihtiyaçlarına tercüme edebilen, çözüm odaklı bir avukat büyük değer katar. Referanslar, avukatın diğer müvekkillerinin memnuniyeti, mesleki itibarı da göz önüne alınmalıdır.

Elbette ücret konusu da bir seçim kriteridir; ancak yalnızca en düşük ücreti teklif edene yönelmek yerine, sunulan hizmetin kapsamı ve kalitesi değerlendirilmelidir. Unutulmamalıdır ki hukuki bir hatanın veya ihmalin yol açacağı zarar, avukatlık ücretinden çok daha yüksek olabilir. Bu yüzden ticaret hukuku avukatı seçimi, şirketin uzun vadeli sağlığı için stratejik bir karardır. İyi bir avukat, şirketi risklerden koruyarak aslında şirkete tasarruf da sağlayacaktır.

Özetle, ücretlendirme ve avukat seçimi aşamasında şirketler; ihtiyaçlarına en uygun hizmet modelini belirlemeli, alanında deneyimli ve güvenilir avukatlarla çalışmaya özen göstermeli ve hukuk hizmetini bir maliyet kalemi değil, işlerinin ayrılmaz bir yatırımı olarak görmelidir.

İlgili Yargı Kararları

Bu konuyla ilgili emsal niteliğindeki yargı kararları şunlardır:

Ticari Uyuşmazlıklarda Görevli Mahkeme

Haksız Rekabet

13. Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

Ticaret hukuku avukatı ne iş yapar?

Soru: Ticaret hukuku avukatı tam olarak ne yapar, hangi konularla ilgilenir?
Cevap: Ticaret hukuku avukatı, ticari işletmelerin ve tacirlerin hukuki sorunlarıyla ilgilenir. Şirket kuruluşundan sözleşmelerin hazırlanmasına, alacak tahsilinden dava takiplerine kadar geniş bir yelpazede hizmet sunar. Örneğin bir ticaret hukuku avukatı, müvekkil şirketin yeni bir ortaklık anlaşmasını hazırlar, çalışanlarla yapılan sözleşmeleri kontrol eder, ihtiyaç halinde şirketi mahkemede temsil eder veya bir alacak için icra takibi başlatır. Kısaca, şirketin günlük işleyişinde ve stratejik kararlarında hukuki danışmanlık yapar, sorun çıkması halinde çözüm üretir.

Ticaret hukuku avukatı ile şirket avukatı aynı şey mi?

Soru: “Ticaret hukuku avukatı” ifadesi ile “şirket avukatı” aynı anlama mı geliyor?
Cevap: Genellikle evet, büyük ölçüde benzer kavramlardır. “Şirket avukatı” terimi, bir şirketin tüm hukuki işlerini yürüten avukatı ifade eder. Bu kişi çoğunlukla ticaret hukuku alanında hizmet verentır çünkü şirketlerin hukuki ihtiyaçları ticaret hukuku kapsamındadır. Ancak bir şirket avukatı gerektiğinde iş hukuku, vergi hukuku gibi alanlarda da temel bilgiye sahip olup şirketi yönlendirebilir. “Ticaret hukuku avukatı” ise özellikle ticaret ve şirketler hukuku konularında deneyimli avukat demektir. Yani her iki ifade de şirketlerin ticari işlemlerine hakim avukatları tarif eder ve pratikte çok farklı değillerdir.

İstanbul’da ticaret hukuku avukatı bulmak neden önemli?

Soru: Neden özellikle “İstanbul ticaret hukuku avukatı” vurgulanıyor, İstanbul’daki avukatların farkı nedir?
Cevap: İstanbul, Türkiye’nin ticaret merkezi olduğu için burada ticari faaliyet hacmi çok yüksektir. Dolayısıyla İstanbul’daki ticaret hukuku avukatları, çok çeşitli sektörden şirketlerle çalışma ve karmaşık ticari uyuşmazlıklar tecrübesine sahiptir. Örneğin İstanbul’da birçok uluslararası şirket, büyük holding ve startup bulunmaktadır; bunların hukuki ihtiyaçlarıyla ilgilenen avukatlar da uluslararası sözleşmeler, yabancı yatırımcı işlemleri, büyük ölçekli davalar konusunda hizmet verentır.

Ayrıca İstanbul’da birden fazla asliye ticaret mahkemesi, fikrî ve sınai haklar mahkemesi, İstanbul Tahkim Merkezi gibi altyapılar mevcut olduğundan, bu şehirdeki avukatlar ticari uyuşmazlıkları çözmede zengin bir deneyim havuzuna sahiptir. Bu nedenle İstanbul’da faaliyet gösteren bir şirket için, bölgenin dinamiklerine hakim bir ticaret hukuku avukatı ile çalışmak büyük avantaj sağlar.

Ticaret Mahkemesi hangi davalara bakar?

Soru: Asliye ticaret mahkemesinde hangi tür davalar görülüyor, her ticari mesele orada mı çözümlenir?
Cevap: Asliye ticaret mahkemeleri, kanunen ticari dava sayılan uyuşmazlıklara bakmakla görevlidir. Türk Ticaret Kanunu ve ilgili mevzuat, hangi davaların ticari dava olduğunu tanımlamıştır. Temel olarak tarafların her ikisi de tacir ise ve uyuşmazlık ticari işletmelerinin faaliyetleriyle ilgiliyse bu bir ticari davadır (örneğin iki şirket arasındaki sözleşmeden doğan alacak davası).

Ayrıca, Türk Ticaret Kanunu’nda sayılan belirli konular (şirket davaları, ortaklık ilişkileri, haksız rekabet, kıymetli evraktan doğan davalar vs.) mutlak ticari dava kabul edilir. Bu gibi davalar asliye ticaret mahkemesinde görülür. Ticaret mahkemesi bulunmayan yerlerde bu görevi asliye hukuk mahkemesi yürütür. Özetle, şirketler arası alacak verecek davaları, şirket içi anlaşmazlıklar, iflas davaları, konkordato talepleri gibi konular ticaret mahkemesinin alanındadır.

Ticari davalarda arabuluculuk zorunlu mu?

Soru: Duyduğuma göre bazı ticari davalarda mahkemeye gitmeden önce arabulucuya gitmek gerekiyormuş, doğru mu?
Cevap: Evet, doğrudur. Türkiye’de 2019’dan itibaren yürürlükte olan düzenlemeye göre, konusu bir miktar para olan alacak ve tazminat talepli ticari davalarda dava açmadan önce arabuluculuğa başvurmak zorunludurdergipark.org.tr. Bu uygulamaya “dava şartı arabuluculuk” denir. Örneğin bir şirket, başka bir şirketten alacağı para için dava açmak istiyorsa öncesinde bir arabuluculuk başvurusu yapmalı ve görüşmeler sonucunda anlaşma sağlanamazsa arabulucunun anlaşmazlık tutanağıyla birlikte dava açmalıdır.

Arabuluculuk görüşmesinde taraflar anlaşırlarsa zaten dava açmaya gerek kalmaz; anlaşamazlarsa mahkeme süreci başlar. Dolayısıyla ticari davaların önemli bir kısmında arabuluculuk ilk adım haline gelmiştir. Taraflar arabuluculukta uzlaşmak zorunda değildir ama bu aşamayı atlamak mümkün değildir – atlanırsa dava usulden reddedilir. Bu yüzden ticaret hukuku avukatları, öncelikle arabuluculuk sürecini yönetir, anlaşma olmazsa dava işlemlerine geçer.

Şirketlerin avukat bulundurma zorunluluğu var mı?

Soru: Duyuyoruz ki bazı şirketlerin avukat tutması kanunen zorunluymuş. Hangi şirketler için böyle bir zorunluluk var?
Cevap: Evet, Türk hukukunda belirli büyüklükteki sermaye şirketleri için avukat bulundurma zorunluluğu öngörülmüştür. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu m.35 hükmüne göre esas sermayesi belirli bir tutarın üzerinde olan anonim şirketler (ve yapı kooperatifleri) bir sözleşmeli avukat bulundurmak zorundadır. Bu sermaye eşiği geçmişte 250.000 TL olarak uygulanmaktaydı (çünkü TTK’ya göre anonim şirketler için asgari sermayenin 5 katı olarak belirlenmişti)bilalalyar.com. 2024’te anonim şirket asgari sermayesi 250.000 TL’ye yükseldiği için fiiliyatta sınır da değişmiş olabilir.

Uygulamada, ödenmiş sermayesi ~250 bin TL ve üzeri olan anonim şirketlerin avukat ile sürekli danışmanlık sözleşmesi yapması beklenir. Aksi halde bu zorunluluğa uymayan şirketlere her ay için brüt asgari ücretin iki katı tutarında idari para cezası verilmektedirbilalalyar.combilalalyar.com. Örneğin 2024 yılı için bu ceza aylık yaklaşık 40 bin TL civarındadırbilalalyar.combilalalyar.com. Limited şirketler açısından ise şu an için kanunda böyle bir zorunluluk bulunmamaktadırbilalalyar.com. Yani avukat bulundurma mecburiyeti sadece büyük ölçekli anonim şirketler için geçerlidir. Bu da şirketlerin hukuki işlerinin bir avukat vasıtasıyla yürütülmesini teşvik eden bir düzenlemedir.

Ticaret hukuku avukatı ücretleri ne kadar?

Soru: Ticaret hukuku alanında bir avukatla çalışmak istersek maliyeti yaklaşık ne olur, ücretleri nasıl belirleniyor?
Cevap: Avukat ücretleri, yapılacak işin niteliğine ve kapsamına göre çok farklılık gösterebilir. Belirli bir dava veya işlem için tek seferlik ücret olabileceği gibi, aylık sabit ücretle danışmanlık şeklinde de olabilir. Örneğin İstanbul’da orta ölçekli bir şirket, aylık danışmanlık ücreti olarak birkaç bin TL ile on binlerce TL arasında bir ücretle avukatlık hizmeti alabilir; bu şirketin ihtiyaç duyduğu hizmet miktarına ve avukatın tecrübesine göre değişir.

Tek bir dava için ise Türkiye Barolar Birliği’nin asgari ücret tarifesinde belirlenen miktarlar alt sınır olmak üzere, dava değeri ve işin zorluğuna göre yüzde veya maktu bir ücret kararlaştırılır. Örneğin 1 milyon TL’lik bir alacak davasında tarife asgari ücreti X ise, avukat bunun üzerinde bir yüzde ile anlaşabilir. Kimi durumlarda avukat, kazanılan miktar üzerinden ek başarı ücreti de talep edebilir (mesela alacağın %10’u gibi), ancak bu oran kanunen alacağın %25’ini geçemez. Özetle net bir rakam vermek zordur; en doğrusu ihtiyaçlarınızı belirleyip birkaç avukattan teklif almaktır. Unutmayın, iyi bir hukuk hizmeti başlangıçta bir maliyet gibi görünse de ileride daha büyük kayıpları önleyerek kendini amorti eden bir yatırımdır.

deneyimli ticaret hukuku avukatını nasıl seçerim?

Soru: Şirketimiz için iyi bir ticaret hukuku avukatı tutmak istiyoruz. Seçerken nelere dikkat etmeliyiz?
Cevap: avukat, sizin ihtiyaçlarınızı deneyimli anlayan ve karşılayan avukattır. Avukat seçerken aşağıdaki kriterlere dikkat edebilirsiniz:

  • lık ve Tecrübe: Ticaret hukuku ve şirket davaları alanında deneyimli mi? Daha önce benzer şirketlerle çalışmış mı? Örneğin uluslararası sözleşmeleriniz varsa yabancı dil bilen ve uluslararası tecrübeye sahip bir avukat tercih etmelisiniz.
  • Referanslar: Avukatın veya hukuk bürosunun mevcut/önceki müvekkilleri memnun mu? Sektörde itibarı nasıl? Mümkünse güvendiğiniz iş insanlarından tavsiye alın.
  • İletişim: Ulaşılabilir ve iletişimi kuvvetli olması önemli. Hukuki terimleri anlaşılır şekilde açıklayabilen, size zaman ayıran bir avukat olmalı. İhtiyacınız olduğunda hızlı geri dönüş yapabilmeli.
  • Ücretlendirme: Ücret politikası açık ve şirketinizin bütçesine uygun olmalı. Başlangıçta tüm olası ücret kalemlerini konuşun (dava masrafları, ekstra işler vb.). En düşük ücreti teklif edenden ziyade, ücrete karşılık alacağınız hizmetin kapsamına odaklanın.
  • Uyum: Avukatla kişisel olarak da uyum sağlamanız önemli. Sonuçta sürekli iletişim halinde olacaksınız. Güven veren, şirket kültürünüzü anlayan biri olmalı.

Sonuç olarak birkaç aday avukatla görüşüp teklif almak, her birine durumunuzu anlatıp nasıl bir yol haritası çizeceklerini sormak faydalı olacaktır. Böylece hem bilgi düzeylerini hem de çalışma tarzlarını kıyaslayabilirsiniz. Avukat Bilal Alyar gibi İstanbul’da ticaret hukuku alanında deneyimli isimlerin makalelerini okumak da (örneğin bu kapsamlı rehber gibi) size fikir verebilir. deneyimli seçimi yapmak için zaman ayırın; doğru avukat, şirketinizin uzun vadeli başarısında pay sahibi olacaktır.

Ticaret hukuku avukatı olarak, İstanbulda ticaret hukuku, avukatı ticaret hukuku konularında hukuki destek sunuyoruz.

14. TTK 6-23 Arası: Tacir Sıfatı ve Ticari İş Hükümlerinin Getirdiği Ayrı Rejim

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, bir gerçek veya tüzel kişinin tacir sayılıp sayılmadığını tespit etmek üzere kapsamlı bir ölçüt seti sunar. Kanun koyucu, tacir sıfatını sadece resmi kayıt ile değil; fiili durum, ticari işletme işletme iradesi ve ticari işletmenin nitelikleriyle bağlı tutmuştur. TTK’nın 12. maddesinde gerçek kişi taciri, 16. maddesinde tüzel kişi taciri ve 17. maddesinde donatma iştirakini tanımlayan düzenlemeler; idari makamların, mahkemelerin ve karşı tarafın kişi hakkındaki hukuki değerlendirmesini belirleyen anayasa niteliğindedir.

Tacir sıfatının en belirleyici sonuçlarından biri, TTK’nın 18. maddesinde öngörülen basiretli iş adamı gibi davranma yükümlülüğüdür. Bu ölçüt, adi borçludan beklenen özen derecesinin üzerinde, sektörel bilgi düzeyine sahip ve piyasa koşullarını değerlendirebilen bir muhatap ölçütünü tanımlar. İstanbul asliye ticaret mahkemesindeki tacirler arası sözleşme davalarında, sözleşme boşluklarının doldurulmasında, beklenmedik hâl itirazlarının değerlendirilmesinde ve kusur değerlendirmesinde hâkim, tarafların basiretli iş adamı ölçütüne göre öngörebileceği riskleri esas alır. Nitekim işlem güvenliği prensibi, tacirler arasında ek bir sorumluluk kat kuralı olarak işler.

TTK 19. madde tacir olmanın karinelerini düzenler: Tacirin borçları, ticari işletmesiyle ilgili olduğu farz edilir. 20. madde ücret isteme hakkını ticari işletmelerin faaliyetleri çerçevesinde yapılan işler için yasal bir karine olarak tanır. Avukat ücretleri, danışmanlık bedelleri ve komisyonlar gibi talepler, tacirler arasında yazılı sözleşme olmasa dahi basiretli iş adamı ölçütünde değerlendirilir ve karşılığı varsa ödenmesi gerekir. 21. madde ticari teamül kuralını, 22. madde fahiş cezai şart ile faiz talebinde tacir tarafından yapılan indirim isteminin reddedilmesi yasağını getirir — yani bir tacir, serbest iradesiyle kabul ettiği cezai şartın fahiş olduğunu ileri sürerek mahkemeden indirim talep edemez.

Tacirler arasındaki ihtarname, ihbarname ve diğer beyanların geçerliliği bakımından TTK 18/3. fıkra özel bir şekil zorunluluğu öngörür: Noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta (KEP) yoluyla yapılması gerekir. KEP sistemi, 2012 yılından itibaren zorunlu tutulmuş ve bugün ticari hayatın en kritik tebligat aracıdır. Şirket avukatının, müvekkilinin KEP adresini düzenli kontrol ettirmesi, okunmayan tebligatların fiili geçerliliği bakımından yaptırım doğuracağı için kritiktir.

Uygulamada karşılaşılan tartışmalı konulardan biri, tacirin tacir sıfatını hangi an itibarıyla kazandığı ve kaybettiği sorunudur. Bir gerçek kişi, ticaret siciline kayıt olmadan önce fiilen ticari işletme işletmeye başladığında TTK 12/3. madde gereği tacir sayılır — sicil kaydı sadece deklaratif bir işlemdir. Bu durum, sermaye şirketleri için farklıdır; anonim ve limited şirketler TTK 335. ve 588. madde uyarınca ticaret siciline tescil ile tüzel kişilik kazanır, yani kuruluş dava ve haklarından sicil kaydından önce yararlanamazlar.

15. TTK 64-88 Arası: Ticari Defter Düzeni, Saklama Yükümlülüğü ve E-Defter Zorunluluğu

Ticari işletmelerin kayıt disiplini, TTK’nın 64. ilâ 88. maddeleri arasında ayrı bir bölüm halinde düzenlenmiş; Vergi Usul Kanunu ve Türkiye Muhasebe Standartlarıyla çift katmanlı bir sistem oluşturulmuştur. TTK 64/1. fıkra gereği her tacir, ticari defterleri tutmak, envanter çıkarmak, aktifi ve pasifi kayıt altına almakla yükümlüdür. Bu yükümlülüğün ağırlığı, işletmenin büyüklüğüne göre değil, tacir sıfatının varlığına bağlanmıştır.

Zorunlu defterler şu kategorilerde gruplanır: Yevmiye defteri (TTK 64/3), defteri kebir, envanter defteri, pay defteri (sadece sermaye şirketlerinde — TTK 499), yönetim kurulu karar defteri (TTK 390) ve genel kurul toplantı ve müzakere defteri (TTK 422). Limited şirketlerde ortak pay durumu pay defterinde, yönetim kararları ise karar defterinde tutulur. Defterlerin açılış ve kapanış tasdiki, ticaret sicili müdürlüklerinde ya da noterlerde yapılır; tasdik tarihleri geç kalınırsa TTK 562. madde ile idari para cezası gündeme gelir.

E-Defter ve E-Belge sistemi, 509 Sıra No’lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile kapsamı sürekli genişleyen bir uyum alanıdır. Brüt satış hasılatı eşiklerini aşan mükellefler, yevmiye defteri ve defteri kebiri elektronik ortamda tutmak, Gelir İdaresi Başkanlığı sistemine berat dosyalarını yüklemek ve mühür/imzalamak zorundadır. E-fatura, e-arşiv fatura, e-irsaliye, e-müstahsil makbuzu, e-serbest meslek makbuzu ve e-bilet uygulamaları da bu kapsamda kademeli olarak zorunlu tutulmaktadır. Bir ticaret hukuku avukatı, müvekkil şirketin bu dönüşüm sürecinde kritik olan hukuki vasıflandırmayı yaparken Vergi Usul Kanunu 353 ve mükerrer 355. maddelerdeki özel usulsüzlük cezalarını, aynı zamanda TTK 66/2 ve 71. maddesindeki defterlerin delil gücünü göz önünde bulundurur.

Ticari defterlerin delil gücü, hukuki süreçlerde en kritik sonuçlardan birini doğurur. TTK 83. madde gereği usulüne uygun tutulmuş ticari defterler, sahibi lehine delil oluşturabilir. Bu delil gücü; defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerinin zamanında yapılmış olması, kaydın kanuni süresinde tutulmuş olması ve karşı tarafın defterlerinin aksini kanıtlamaması şartlarına bağlıdır. HMK 222. madde ticari defterlerin içeriğinin taraf lehine veya aleyhine delil oluşturduğunu, mahkemenin defterleri kendiliğinden incelemeye karar verebileceğini düzenler. Tacirler arasındaki alacak uyuşmazlığında, düzgün tutulmuş defter, kazanımı tek başına sağlayabilecek güce sahiptir.

Saklama süresi, TTK 82/1. fıkra ve Vergi Usul Kanunu 253. madde uyarınca on yıldır. Saklama süresince defter ve belgelerin kaybı, ziyaı halinde tacir; ilgili yerde başvurusu üzerine ziya belgesi alarak ispat külfetini hafifletebilir. Dijital arşivleme, USB veya taşınabilir medya üzerinde değil; kurumsal bulut çözümleri, sertifikalı elektronik arşiv sağlayıcıları veya GİB Entegratör sistemleri aracılığıyla yapılmalıdır.

16. TTK 195-209 Arası: Şirketler Topluluğu Hukuku ve Hakim-Bağlı Şirket İlişkisi

Türk Ticaret Kanunu, tek başına bağımsız şirket modelinin ötesine geçerek şirketler topluluğu kavramını bağımsız bir düzenleme alanı olarak kabul etmiş; 195 ilâ 209. maddeler arasında çağdaş grup hukukuna dair kapsamlı kurallar öngörmüştür. Hakim şirket kavramı TTK 195. maddede tanımlanır: Başka bir şirkete oy hakkının çoğunluğuna sahip olmak, yönetim organını oluşturmak, pay sahipleri arasındaki bir sözleşmeye dayalı yönetim kontrolü sahibi olmak veya sözleşme ile idare yetkisini elinde bulundurmak gibi dört temel alternatif kriter bu sıfatı doğurur.

Bildirim ve tescil yükümlülüğü TTK 198. maddede ayrıntıyla düzenlenir. Bir şirketin başka bir şirkete oy haklarının yüzde beşini, onunu, yirmisini, yirmi beşini, otuz üçünü, ellisini, altmış yedisini veya yüzde yüzünü aştığı her an, bu durumu on gün içinde şirket yönetim kuruluna, ticaret siciline ve yönetim kurulunca uygun araçlarla kamuya bildirmek zorunludur. Bildirim yapılmadığı sürece söz konusu paylara ilişkin oy kullanılamaz, kâr payı talep edilemez ve dava açma hakkı kullanılamaz.

Hakimiyetin kötüye kullanılması yasağı, TTK 202. maddede düzenlenmiştir. Hakim şirket, bağlı şirketin pay sahiplerini veya alacaklılarını zarara uğratacak şekilde hukuki işlem yaptırtamaz, tedbir aldıramaz ve verim düşürücü işlemlere girişemez. Bu yasak ihlal edilirse, bağlı şirketin diğer pay sahipleri ve alacaklıları; hakim şirkete ve sorumlu yönetim kurulu üyelerine karşı kayba uğratma davası açabilirler. Kaybın denkleştirilmemesi halinde, bağlı şirket bu kaybı tazmin etmekle yükümlü tutulur ve ayrıca gerekirse olağan bağlı şirket muamelesi yerine tam hakimiyet sonuçları uygulanmaya başlar.

Tam hakimiyet (TTK 203-206) özel bir rejim oluşturur. Bir şirketin paylarının ve oy haklarının doğrudan veya dolaylı olarak en az yüzde yüzüne hakim şirketin sahip olduğu bağlı şirketlere tam bağlı şirket denir. Tam bağlı şirketlerde hakim şirket, bağlı şirketin yönetim kuruluna kayba uğratıcı talimat verebilir — ancak bu yetki, bağlı şirketin ödeme gücünü koruma zorunluluğu ile sınırlıdır. Tam hakimiyette kâr payı ve hisse senedi geri alımı işlemleri, grup çıkarının gözetilmesine izin veren açık bir hukuki çerçeveye bağlanmıştır.

Pay sahiplerinin çıkış hakkı, bu düzenlemenin dikkat çekici çözümlerinden biridir. TTK 208. madde, hakim şirketin bağlı şirketteki payının doğrudan, dolaylı veya birlikte en az yüzde doksanına ulaşması halinde, azınlık pay sahiplerinin ciddi sebeplerin varlığına dayalı olarak paylarını hakim şirkete satma hakkını tanır — ya da hakim şirket, kendisine bağlı şirketteki azınlığın paylarını satın alma talebinde bulunabilir. Paylar, gerçek değerinden satın alınır; değer tespiti için mahkeme bağımsız değerlendirmeci atayabilir.

Grup şirketi yapılanmasında iç kontrol sistemi, denetleme komitesi, risk yönetimi komitesi ve ilişkili taraf işlemleri politikası olarak iç kurumsal mekanizmaların kurulması zorunlu hâle gelmiştir. Halka açık şirketlerde bu konudaki asgari standartları Sermaye Piyasası Kurulu II-17.1 sayılı Kurumsal Yönetim Tebliği belirler.

17. TTK 553-557 Arası: Yönetim Kurulu Üyelerinin Hukuki Sorumluluk Rejimi

Türk Ticaret Kanunu, sermaye şirketlerinde yönetim erkinin kullanımını düzenlerken yönetim kurulu üyelerinin şirkete, pay sahiplerine ve üçüncü kişilere karşı sorumluluğunu ayrı bir bölüm olarak kaleme almıştır. TTK 553. madde genel sorumluluk normunu taşır: Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri taktirde, hem şirkete hem de pay sahiplerine ve şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar.

Farklılaştırılmış teselsül ilkesi, TTK 557. maddeyle hukukumuza eklenmiş; bu sayede her yönetim kurulu üyesinin sorumluluğunun kapsamı; üyenin kusurunun derecesi, durumun gerekleri ve üyenin somut katkısı dikkate alınarak belirlenir. Klasik borçlar hukuku teselsül anlayışından ayrılan bu rejim, yönetim kurulunun iç işbölümünü, üyenin bilgi ve imkân sınırını, dışarıdan katılan bağımsız üyelerin sorumluluk kapsamını daha isabetli belirleme olanağı sağlar.

Yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu, kusur üzerine kuruludur. TTK 553/3. fıkra, üyelerin kontrolleri dışında kalan kanuna veya esas sözleşmeye aykırılıklar ile yolsuzluklardan sorumlu olmayacaklarını açıkça belirtir. Bu, her üyenin kendi uzmanlık alanı dışındaki kararlarda da salt üyelik sıfatından dolayı otomatik sorumluluk altına alınamayacağı anlamına gelir. Ancak üye, bu sonuca dayanabilmek için özen yükümlülüğünü yerine getirmiş olmalı, muhalefet şerhini karara geçirtmeli ve gerekli bildirimleri yapmış olmalıdır.

İbra müessesesi, TTK 558. maddeyle düzenlenmiştir. Genel kurul kararı ile ibra edilen yönetim kurulu üyesi, ibranın kapsadığı konularda şirkete ve pay sahiplerine karşı sorumluluktan kurtulur — ancak ibra kararına aleyhte oy veren pay sahipleri ile ibranın dayandığı olaylar genel kurula sunulurken bildirilmemiş olan eylemler için bu koruma geçerli değildir. Tescil ve ilandan itibaren iki yıl geçmeden, ibra kararının butlanı veya iptali davası açılabilir; ayrıca ibra edilen yönetim kurulu üyeleri hakkında altı yıllık zamanaşımı süresi içinde şirket alacaklıları tarafından dava açılması yine mümkündür.

Sorumluluk davasının açılma modelleri çok katmanlıdır. Şirket adına dava, yönetim kurulunun diğer üyeleri tarafından açılabilir; şirket iflas etmişse iflas idaresi, iflas etmeden şirket alacaklıları bazı şartlar altında doğrudan dava hakkını kullanabilir. Bağımsız dava hakkı olarak pay sahibi, kendi uğradığı doğrudan zararın tazmini için yönetim kurulu üyesine karşı ayrıca dava açabilir. Dava türüne bakılmaksızın yetkili mahkeme, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesidir.

Zamanaşımı, TTK 560. madde gereği zarar ve tazminat yükümlüsü kişinin öğrenildiği tarihten itibaren iki yıl ve her halükârda zararı doğuran eylemin gerçekleştiği tarihten itibaren beş yıldır. Suç oluşturan eylemlerde ise Türk Ceza Kanunu’nun ilgili zamanaşımı süresi uygulanır. İstanbul asliye ticaret mahkemelerinde bu tür davaların yoğunluğu nedeniyle yönetim kurulu üyeleri bakımından sorumluluk sigortası (D&O sigortası) bugün vazgeçilmez bir araç hâline gelmiştir.

18. 6362 Sayılı Sermaye Piyasası Kanunu ve Halka Açık Şirketlerin Özel Yükümlülükleri

Payları borsada işlem gören şirketler için ticaret hukuku, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu ve Sermaye Piyasası Kurulu ikincil düzenlemeleri aracılığıyla ek bir yükümlülük seviyesiyle birlikte uygulanır. Halka açıklık, şirketin sadece ortakları karşısında değil yatırımcı topluluğu karşısında da hesap verebilirliğini gerektirdiğinden; TTK hükümleri yanında SPKn’nun emredici düzenlemeleri öncelikli olarak uygulanır.

Kamuyu Aydınlatma Platformu (KAP) üzerinden yapılan özel durum açıklamaları, II-15.1 sayılı Özel Durumlar Tebliği çerçevesinde; içsel bilginin kamuya duyurulmasında en kritik araçtır. Şirketin veya finansal araçların değerini etkileyebilecek herhangi bir gelişme, erteleme hakkı saklı kalmak üzere, derhal duyurulmak zorundadır. Kasten veya ağır ihmalle yanlış beyan, SPKn 109. madde uyarınca adli suç olarak tanımlanır ve iki yıldan beş yıla kadar hapis ile adli para cezası öngörülür.

İçeriden öğrenenlerin ticareti (SPKn 106) ve piyasa dolandırıcılığı (SPKn 107), sermaye piyasası suçlarının ana eksenini oluşturur. İçerideki kişi, henüz kamuya duyurulmamış içsel bilgiyi kullanarak kendisi veya başkası için menfaat sağlarsa iki yıldan beş yıla kadar hapisle cezalandırılır. Piyasa dolandırıcılığı ise yanıltıcı işlem, bilgi temelli manipülasyon ve işleme dayalı manipülasyon olmak üzere birden fazla eylem tipini kapsar. Bu suçlarda dosyanın adli yargıda yürütülmesiyle birlikte, SPK tarafından aynı fiil nedeniyle idari para cezası uygulanması da mümkündür.

Ortaklıktan çıkarma ve satma hakkı, halka açık şirketlerde SPKn 27. madde ve II-27.2 sayılı Tebliğ ile düzenlenmiştir. Bir pay sahibinin, tek başına veya birlikte hareket ettiği kişilerle birlikte oy haklarının en az yüzde doksan sekizine ulaşması halinde; azınlık pay sahiplerini ortaklıktan çıkarma hakkı doğar. Buna karşılık azınlık pay sahipleri de kendi paylarını hakim ortağa adil değer üzerinden satma hakkına sahiptir. Adil değerin belirlenmesi, pay fiyatı, geçmiş borsa fiyatları ve bağımsız değerleme raporları esas alınarak yapılır.

Zorunlu pay alım teklifi, II-26.1 sayılı Pay Alım Teklifi Tebliği uyarınca kontrol değişikliği hallerinde tetiklenir. Bir gerçek veya tüzel kişinin, doğrudan veya dolaylı olarak, halka açık şirketin yönetim kontrolünü ele geçirmesi durumunda; diğer pay sahiplerine yönelik olarak adil fiyat üzerinden pay alım teklifinde bulunma zorunluluğu doğar. Adil fiyatın hesaplanmasında son altı aylık ağırlıklı ortalama borsa fiyatı, önceden yapılmış işlemlerin en yükseği ve bağımsız değerleme raporundaki değerlerden en yüksek olanı esas alınır.

Halka açık şirketlerde kurumsal yönetim uyum raporu, bağımsız yönetim kurulu üyesi oranları, yönetim kurulu komiteleri (denetim, kurumsal yönetim, erken teşhis), ilişkili taraf işlemleri hakkında bağımsız yönetim kurulu üyelerinin önceden onayı ve pay sahipleri ile ilişkiler birimi; artık kağıt üzerinde kalmayan, fiilen denetlenen ve uyum sağlanmaması halinde idari yaptırımla sonuçlanan bir rejime dönüşmüştür. Bir ticaret hukuku avukatı, halka açık şirket müvekkiline hizmet verirken bu katmanlı yapıyı tek tek analiz etmek zorundadır.

19. 4054 Sayılı Rekabetin Korunması Kanunu: Birleşme-Devralma Kontrolü ve Muafiyet Rejimi

Ticari hayatın rekabet ekseni, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun ile çerçevelenir. Kanun üç ana eksen üzerinde işler: rekabeti sınırlayıcı anlaşma ve kararlar (4. madde), hakim durumun kötüye kullanılması (6. madde) ve birleşme-devralma kontrolü (7. madde). Ticaret hukuku avukatının birleşme-devralma işlemlerini yönetirken en kritik değerlendirmesi, yoğunlaşma işleminin Rekabet Kurulu bildirim eşiğini aşıp aşmadığıdır.

2010/4 sayılı Tebliğ, son değişikliklerle birlikte bildirim zorunluluğu eşiklerini belirler. İşleme taraf olan teşebbüslerden ikisinin Türkiye cirolarının belirli eşiği aşması halinde, Rekabet Kurulu’na bildirim ve izin zorunluluğu doğar. Eşikler düzenli olarak güncellenmekte olup; yüksek teknoloji ve dijital ekosistem alanlarında Rekabet Kurulu özel inceleme yetkisini eşik üstü işlemlere bağlı tutmayan bir yaklaşım benimsemiştir.

Bildirim yükümlülüğü doğan işlem türleri; iki ya da daha fazla bağımsız teşebbüsün birleşmesi, bir teşebbüsün başka bir teşebbüsün kontrolünü ele geçirmesi ve ortak girişim kurulması olmak üzere üç kategoride toplanır. Kontrolün el değiştirmesi kavramı, sadece oy haklarının çoğunluğu ile sınırlı değildir; sözleşmesel düzenlemeler, veto hakları ve ekonomik bağımlılıklar yoluyla da fiili kontrol ilişkisi kurulabilir. Bu durumda Rekabet Kurulu’na yapılan bildirimde, sadece hukuki yapı değil; işlemin ekonomik sonuçları da kapsamlı olarak açıklanmalıdır.

Rekabet Kurulu, işlemi iki aşamalı değerlendirir. Birinci inceleme aşaması, Kurul kayıtlarına tam bildirim ulaştıktan sonraki otuz iş günü içinde tamamlanır; sorun görülmezse işleme onay verilir. Ciddi rekabet endişeleri tespit edilirse ikinci inceleme başlatılır ve taraflardan ek bilgi talep edilir; bu aşama toplamda altı aya kadar uzayabilir. İkinci inceleme sonunda işlem; ya tümüyle onaylanır, ya taahhüt karşılığında koşullu olarak izin verilir, ya da yasaklanır. Yasaklama kararı Danıştay denetimine tabidir.

Birleşme-devralma kontrolünden ayrı olarak, 4. maddede yasaklanan anlaşmalara ilişkin bireysel muafiyet (5. madde) ve grup muafiyeti rejimleri mevcuttur. Dikey Anlaşmalar Grup Muafiyeti Tebliği (2002/2) ve Teknoloji Transferi Grup Muafiyeti Tebliği gibi ikincil düzenlemeler; belirli ağırlıkta pazar paylarını aşmayan dikey münhasırlık, tek elden satın alma ve franchise anlaşmalarına otomatik muafiyet sağlar. Bireysel muafiyet talepleri ise ekonomik etkinlik testine, tüketici yararı kriterine ve rekabetin ortadan kaldırılmaması koşuluna bağlıdır.

Rekabet ihlallerinde idari para cezası, teşebbüsün Türkiye yıllık gayri safi gelirlerinin belirli bir oranı olarak hesaplanır. 4054 sayılı Kanun’a 7246 sayılı Kanun ile eklenen taahhüt ve uzlaşma mekanizmaları, şirketlerin Kurul ile işbirliği yapmasını teşvik eden önemli bir yeniliktir. Taahhüt mekanizması ile soruşturma aşamasında davranışsal veya yapısal taahhüt sunularak dosya kapatılabilir; uzlaşma mekanizması ile de cezada indirim sağlanabilir. Bu düzenlemeler, ticaret hukuku avukatlığı pratiğinde artık proaktif savunma planlamasının parçasıdır.

20. Ek Sıkça Sorulan Sorular

TTK 18. madde’deki basiretli iş adamı ölçütü pratikte neyi değiştirir?

Basiretli iş adamı ölçütü, tacir sıfatı bulunan taraftan adi borç ilişkisindeki özen derecesinden daha yüksek bir ihtimam beklendiğini gösterir. Uygulamada mahkemeler, tacirin sözleşme öncesi araştırma yükümlülüğünü, risk yönetim önlemlerini ve piyasa koşullarını değerlendirme kapasitesini bu ölçütle değerlendirir. Örneğin döviz kuru dalgalanmasından dolayı sözleşmenin uyarlama talebinde bulunan bir tacir, aynı olayın adi borçlu için haklı olabileceği durumda dahi kendi sıfatından kaynaklı öngörülebilirlik karinesi nedeniyle talebi reddedilebilir. Bu kural, ticari hayatın güvenilirliği ve işlem güvenliği açısından bir koruyucu dayanak olarak işlev görür.

TTK 5/A arabuluculuk dava şartı hangi davaları kapsar, hangilerini kapsamaz?

TTK 5/A maddesi, 7155 sayılı Kanun ile eklenmiş olup; konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak, tazminat ve itirazın iptali davalarında, arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak aranır. Buna karşılık; konusu para olmayan davalarda, şirket tüzel kişiliğine yönelik genel kurul kararı iptali, yönetim kurulu kararı butlanı, haksız rekabet tespiti, marka hükümsüzlüğü ve benzeri davalarda dava şartı arabuluculuk uygulanmaz. Ayrıca ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz talepleri de dava şartı kapsamı dışındadır — bu taleplerin hızlı sonuç alınabilmesi için arabuluculuğun önceden tüketilmesi beklenmez.

Anonim şirket ile limited şirket yönetim organındaki sorumluluk farkı nedir?

Anonim şirketlerde yönetim kurulu üyeleri TTK 553. ilâ 562. maddeler uyarınca kusur esasına dayalı ve farklılaştırılmış teselsül prensibi çerçevesinde sorumlu tutulur. Limited şirketlerde ise TTK 644. madde yönlendirmesi ile anonim şirketteki sorumluluk hükümleri kıyasen uygulanır; ancak limited şirketin müdürü aynı zamanda ortak ise, sorumluluk hem müdür sıfatından hem de ortak sıfatından kaynaklı borçlardan dolayı doğabilir. Limited şirket ortağı, kamuya olan vergi ve sosyal güvenlik prim borçları bakımından 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun 35. madde gereği sermaye hissesi oranında birinci derecede sorumlu tutulmaktadır — anonim şirket pay sahibi için bu doğrudan sorumluluk söz konusu değildir.

Ticari defter elektronik ortamda tutulduğunda ıslak imzaya ihtiyaç kalıyor mu?

E-Defter sistemine tabi mükellefler bakımından yevmiye defteri ve defteri kebirde ıslak imza veya noter tasdiki yerine, mali mühür veya elektronik imza ile onay aşaması öngörülmüştür. E-defter berat dosyaları, her dönem Gelir İdaresi Başkanlığı sistemine yüklenmekte ve buradan alınan berat kodu defterlerin tasdiki anlamına gelmektedir. Bununla birlikte E-Defter sistemine dahil olmayan küçük işletmeler bakımından yevmiye defteri açılış ve kapanış tasdiki, noter veya ticaret sicili aracılığıyla fiziksel olarak yapılmaya devam etmektedir. Ayrıca yönetim kurulu karar defteri ve genel kurul toplantı defteri gibi şirket iç yönetimine ilişkin defterler, ıslak imza ve fiziksel tasdikten tamamen muaf tutulmuş değildir.

Şirketler topluluğunda pay sahiplerinin çıkış hakkını nasıl kullanabilirler?

Hakim şirketin, bağlı şirketteki oy haklarının doğrudan ya da dolaylı olarak yüzde doksanına ulaşması halinde; azınlık pay sahipleri, TTK 208. madde çerçevesinde kendi paylarını hakim şirkete gerçek değer üzerinden satın aldırma hakkına kavuşur. Bu hakkın kullanımı için azınlığın, hakim şirket tarafından bağlı şirketi dürüstlük kuralına aykırı biçimde yönetildiğinin veya seçimlik haklarının ciddi şekilde kısıtlandığının ortaya konması gerekir. Değer tespitinin tartışmalı olduğu hallerde asliye ticaret mahkemesi, bağımsız değerlendirmeci veya bilirkişi heyeti atayarak paylara uygulanacak bedeli belirler. Karşı yönde hakim şirketin de kendi talebiyle azınlık paylarını satın alma hakkı aynı madde ile tanınmıştır.

Rekabet Kurulu bildirim eşiğini aşan birleşme bildirilmezse ne olur?

Bildirim yükümlülüğü doğan bir birleşme-devralma işlemi, Rekabet Kurulu’na bildirilmeden gerçekleştirilirse işlem Kurul nezdinde geçerliliğini kaybeder ve taraflar hakkında 4054 sayılı Kanun 16. madde gereği ciro tabanlı idari para cezası uygulanır. Ayrıca işlem hukuki olarak askıda kabul edilir; üçüncü kişiler nezdinde doğurduğu sonuçlar, Kurul onayına kadar belirsizlik taşır. Uygulamada gecikmeli bildirimde dahi ciro üzerinden hesaplanan bir bildirim yapmama cezası uygulanmakta; Kurul, işlemi esas bakımından onaylasa dahi usul cezasını kaldırmamaktadır. Bu nedenle bildirim değerlendirmesinin ihmal edilmemesi, işlem öncesi en kritik uyum kalemidir.

Halka açık şirkette özel durum açıklamasının ertelenmesi hangi şartlara bağlıdır?

Sermaye Piyasası Kurulu’nun II-15.1 sayılı Özel Durumlar Tebliği, içsel bilginin kamuya açıklanmasının; yatırımcıların meşru menfaatlerine zarar verme ihtimali bulunduğu hallerde, şirket yönetim kurulu kararıyla belirli süre ertelenebileceğini düzenler. Erteleme için üç koşul birlikte bulunmalıdır: açıklamanın şirketin meşru menfaatlerine zarar verecek olması, ertelenmesinin kamuyu yanıltma tehlikesi doğurmaması ve bilginin gizliliğinin sağlanması. Erteleme kararının sebebi, tarihi, içeriği ve erteleme süresi; bilginin kamuya duyurulduğu anda yazılı olarak Kurul’a bildirilir. Bu bildirim yapılmadan erteleme uygulanırsa, şirket ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine SPKn 109. madde kapsamında adli ve idari yaptırım riski doğar.

Yönetim kurulu üyesi muhalefet şerhini nasıl hukuki korumaya dönüştürmelidir?

Yönetim kurulu kararına muhalefet eden üyenin, TTK 553/3. fıkra kapsamındaki sorumluluktan kurtulma hakkını kullanabilmesi için muhalefet şerhinin karar metnine ayrıntılı biçimde geçirilmesi gerekir. Şerhte, karşı oyun gerekçesi, hukuki temel ve somut kaygılar açıkça ifade edilmelidir. Üye ayrıca, hukuka aykırılık niteliği ağırsa durumu şirketin denetim komitesine, bağımsız üyelerin bulunduğu komisyonlara ve gerektiğinde yönetim kurulu başkanına yazılı olarak bildirmelidir. Kararın icrasını önleyebilecek tedbirler alınmadıysa, üye; karara karşı şirket merkezinin bulunduğu asliye ticaret mahkemesinde TTK 391. madde kapsamında butlan davası açma hakkına sahiptir. Bu adımların birlikte işletilmesi, sorumluluk davasında farklılaştırılmış teselsül değerlendirmesinde üyenin lehine ciddi bir savunma oluşturur.

Franchise sözleşmesi rekabet hukuku bakımından hangi noktalarda dikkat gerektirir?

Franchise sözleşmesi, Türk hukukunda isimsiz sözleşme olarak kabul edildiğinden TBK’nın genel hükümlerine ve TTK’nın ticari iş hükümlerine tabidir. Rekabet hukuku bakımından ise Dikey Anlaşmalar Grup Muafiyeti Tebliği’nin pazar payı eşiklerinin altında kalan franchise anlaşmaları, otomatik muafiyetten yararlanır. Buna karşılık; mutlak bölgesel münhasırlık, yeniden satış fiyatının emredici belirlenmesi, tavan fiyat veya tavsiye fiyatı ötesinde bağlayıcı fiyat tespiti, rekabet yasağının sözleşme sonrası makul süreyi aşması gibi klozlar grup muafiyetinden çıkma sonucunu doğurur. Bu durumlarda her klozun, 4054 sayılı Kanun 5. madde kapsamında bireysel muafiyet kriterlerini karşılayıp karşılamadığı ayrıca değerlendirilmelidir. Aksi halde sözleşmenin ilgili hükümleri kısmi butlan yaptırımına tabi tutulur.

Asliye ticaret mahkemesi ile tüketici mahkemesi arasındaki görev uyuşmazlığı nasıl çözülür?

TKHK’nın 3. maddesi kapsamında tüketici işleminin bulunduğu durumlarda, uyuşmazlık tüketici mahkemesinde görülür; aksi hâlde iki tarafın da tacir olduğu veya en azından bir tarafın tacir olup işin ticari işletmesiyle ilgili olduğu uyuşmazlıklarda görev asliye ticaret mahkemesindedir. Tüketici kavramı, ticari veya mesleki olmayan amaçlarla işlem yapan gerçek veya tüzel kişiyi ifade eder. Uygulamada en tartışmalı alan, küçük esnafın profesyonel bir hizmeti mesleki amaç dışında alması gibi sınır durumlardır; bu tür davalarda mahkeme, işin niteliğine ve tarafların sıfatına bakarak kendi görevli olup olmadığını re’sen inceler. Görevsizlik kararı verildiği takdirde dosya, görevsizlik kararı kesinleştikten itibaren iki hafta içinde ilgili mahkemeye gönderilir; aksi halde dava açılmamış sayılır.


Kaynakça:

  • Türk Ticaret Kanunu (6102 sayılı Kanun) – Ticaret şirketleri, ticari işletmeler, kıymetli evrak ve ilgili tüm hükümler.
  • 1136 sayılı Avukatlık Kanunu m.35 – Belirli sermaye tutarını aşan anonim şirketlerin avukat bulundurma zorunluluğuna ilişkin düzenleme.
  • T.C. Ticaret Bakanlığı – Ticaret Sicili Bilgilendirmesi (ticaret.gov.tr)ticaret.gov.trticaret.gov.tr – Ticaret sicilinin tanımı, kapsamı ve Türkiye genelindeki ticaret sicili müdürlükleri hakkında resmi açıklama.
  • DergiPark Makalesi (2019) – “Ticari Uyuşmazlıklarda Dava Şartı Olarak Arabuluculuk”dergipark.org.tr – 7155 sayılı Kanun ile ticari davalarda arabuluculuk şartının getirilmesini açıklayan akademik çalışma.
  • TOBB 2024 Şirket İstatistikleri – (Alomaliye Haber Bülteni)alomaliye.comalomaliye.com – 2024 yılı ilk 8 ayında Türkiye’de kurulan şirket sayılarını ve İstanbul’un payını gösteren istatistiki veriler.
  • HSK Kararı Bilgisi – Türkiye’de Asliye Ticaret Mahkemeleritr.wikipedia.org – Birden fazla ticaret mahkemesi olan yerlerde bazılarının deniz ticareti ihtisas mahkemesi olarak görevlendirilebilmesine ilişkin bilgi.
  • İstanbul Ticaret Odası – Bilgilendirme Rehberleri – Şirket kuruluşu, birleşme/bölünme ve benzeri konularda İTO’nun yayımladığı rehberlerden yararlanılmıştır.

[1][2][5] Ticaret hukuku – Vikipedi

https://tr.wikipedia.org/wiki/Ticaret_hukuku

[3][4][9][12][13] T.C. Ticaret Bakanlığı

https://ticaret.gov.tr/ic-ticaret/ticaret-sicili

[6][7][8][14][17][18][19][20] anonim şirket avukatı | Avukat Bilal ALYAR @2026

https://bilalalyar.com/anonim-sirket-avukati

[10][11] Kurulan/Kapanan Şirket İstatistikleri – Ağustos 2024 – Alomaliye.com

[15] Türkiye’deki asliye ticaret mahkemeleri – Vikipedi

https://tr.wikipedia.org/wiki/T%C3%BCrkiye%27deki_asliye_ticaret_mahkemeleri

[16] Gümrük ve Ticaret Dergisi » Makale » Ticari Uyuşmazlıklarda Dava Şartı Olarak Arabuluculuk

İstanbul Barosu,Resmî Gazete,Mevzuat resmi kaynaklarından güncel mevzuata ulaşabilirsiniz.

Yazar: Av. Bilal ALYAR (İstanbul Barosu 54965)

Son Güncelleme: 28 Mart 2026

şirket avukatı istanbul
ticaret hukuku danışmanlık
şirket hukuku rehber
kurumsal hukuk desteği
şirket avukatı hizmet

Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

Türkiye’de bu alanda hukuki süreç ne kadar sürer?

Yabancı uyruklu kişiler Türk mahkemelerinde dava açabilir mi?

Türkiye’de avukat tutmak zorunlu mudur?

Hukuki danışmanlık ücreti ne kadardır?

Türk mahkemesi kararları yurt dışında uygulanabilir mi?

Avukat Bilal Alyar’a nasıl ulaşabilirim?

Ticaret Hukuku Avukatı İstanbul nedir?

Ticaret Hukuku Avukatı İstanbul, Türk hukuk sisteminde önemli bir konudur. Bu husus, ilgili kanun ve yönetmelikler çerçevesinde düzenlenmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve ilgili mevzuat kapsamında değerlendirilmektedir.

Ticaret Hukuku Avukatı İstanbul için hangi avukata başvurulmalı?

Ticaret Hukuku Avukatı İstanbul konusunda uzman bir avukata başvurmanız önerilir. Bilal Alyar Hukuk & Danışmanlık olarak bu alanda profesyonel hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktayız. Detaylı bilgi için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Ticaret Hukuku Avukatı İstanbul sürecinde dikkat edilmesi gerekenler nelerdir?

Ticaret Hukuku Avukatı İstanbul sürecinde yasal sürelere dikkat edilmesi büyük önem taşır. Gerekli belgelerin eksiksiz hazırlanması, başvuru sürelerinin kaçırılmaması ve profesyonel hukuki destek alınması sürecin sağlıklı ilerlemesi için kritik unsurlardır.

Ticaret Hukuku Avukatı İstanbul masrafları ne kadardır?

Ticaret Hukuku Avukatı İstanbul ile ilgili masraflar, davanın niteliğine ve kapsamına göre değişkenlik gösterir. Yargı harçları, avukatlık ücretleri ve diğer masraflar hakkında detaylı bilgi almak için hukuk büromuzla görüşmenizi tavsiye ederiz.

Ticaret Hukuku Avukatı İstanbul için gerekli belgeler nelerdir?

Ticaret Hukuku Avukatı İstanbul işlemleri için kimlik belgesi, ilgili sözleşmeler ve varsa önceki yazışmalar gibi belgelerin hazırlanması gerekmektedir. Her dosyanın kendine özgü koşulları olabileceğinden, tam belge listesi için avukatınıza danışmanız önerilir.

⚖️ Yasal Uyarı: Bu içerik yalnızca bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Somut hukuki sorunlarınız için mutlaka bir avukata danışınız.

Av. Bilal ALYAR | İstanbul Barosu | Sicil No: 54965

{“@context”:”https://schema.org”,”@type”:”FAQPage”,”mainEntity”:[{“@type”:”Question”,”name”:”Limited şirket nasıl kurulur?”,”acceptedAnswer”:{“@type”:”Answer”,”text”:”Limited şirket kuruluşu için en az 1 ortak ve 10.000 TL sermaye gerekir. Ana sözleşme hazırlanır, MERSİS üzerinden başvuru yapılır, noter onayı alınır ve ticaret siciline tescil edilir. Süreç ortalama 3-5 iş günü sürer.”}},{“@type”:”Question”,”name”:”Ticari dava hangi mahkemede açılır?”,”acceptedAnswer”:{“@type”:”Answer”,”text”:”Ticari davalar asliye ticaret mahkemelerinde görülür. Dava açılmadan önce zorunlu arabuluculuk sürecinin tamamlanması gerekir. Arabuluculuk anlaşmazlıkla sonuçlanırsa son tutanakla birlikte dava açılır.”}},{“@type”:”Question”,”name”:”Şirket ortaklığından nasıl çıkılır?”,”acceptedAnswer”:{“@type”:”Answer”,”text”:”Anonim şirkette hisse devri yönetim kurulu kararıyla yapılır. Limited şirkette pay devri noter onaylı sözleşme ve genel kurul kararı gerektirir. Haklı sebeplerin varlığında mahkeme kararıyla ortaklıktan çıkarılma da mümkündür.”}}]}

Güncel Şirketler ve Ticaret Hukuku İçerikleri (2026)

Şirketler hukuku, TTK uyum, kurumsal yönetim ve yatırım turu konularında 2026 yılında hazırladığımız rehber içerikler:

İletişim

Cevizli Mahallesi Enderun Sokak No:10C Daire:58
34865 Kartal/Istanbul
+90 545 199 25 25
info@bilalalyar.av.tr

Hizmet Alanları

Kripto Para Hukuku
Bilişim Hukuku
Ceza Hukuku
Şirketler Hukuku
Aile ve Boşanma Hukuku
İş Hukuku

Yasal

KVKK Aydınlatma Metni
Gizlilik Politikası
Çerez Politikası
Blog

Sosyal Medya

LinkedIn
Instagram
X (Twitter)
TikTok


İstanbul Barosu Sicil No: 54965

© 2026 Av. Bilal Alyar - Tüm hakları saklıdır.