Aile Hukuku Avukatı İstanbul 2026 | Boşanma, Velayet, Nafaka, Mal Paylaşımı

Yasal uyarı: Bu rehber genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut olaylar için kişiye özel değerlendirme gerekir. İçerikte yer alan kurgusal senaryolar tamamen eğitim amaçlıdır ve gerçek dosyalarla benzerliği tesadüfidir.

Giriş

Ailenin hukuki düzeni, Türkiye’deki bireyin günlük yaşamını belki de en çok etkileyen kurallar bütününü oluşturur. Evlenme anından boşanma, velayet, nafaka, mal paylaşımı ve soybağına kadar uzanan bu geniş alan, 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun ikinci kitabı başta olmak üzere pek çok yan düzenlemeyle şekillenir. Ayrıca 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun, 5718 sayılı MÖHUK ve 7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu gibi özel mevzuat parçaları, aile hukuku sürecinin farklı anlarında belirleyici olur.

Bu rehber, Alyar Hukuk & Danışmanlık bünyesinde İstanbul merkezli çalışan ekibin sahada sıkça karşılaştığı sorular etrafında kurgulanmıştır. Metnin amacı, boşanma düşünen eşlere, velayet ve nafaka konusunda yol arayan ebeveynlere, evlat edinme sürecindeki ailelere ve aile konutu, 6284 koruma tedbiri, muris muvazaası gibi ileri konularda bilgiye ihtiyaç duyan bireylere, mevzuatın sistematiği ile yargılamanın pratik işleyişini aynı metinde aktarmaktır. Her bölüm, ilgili TMK maddesine bağlı tutulmuş; mahkeme pratiği yalnızca genel yaklaşım düzeyinde ele alınmış, numara uydurmaktan kaçınılmıştır.

Üç öne çıkan nokta okumaya başlarken akılda tutulabilir: Birincisi, aile hukuku davaları teknik olduğu kadar duygusaldır; sürecin başında belgelerin hazırlanması, delil yönetimi ve tanık seçimi sonucu derinden etkiler. İkincisi, TMK’nın yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimi, evlenme tarihi ile boşanma dava tarihi arasında edinilen malvarlığı değeri üzerinde eşler arasında bir “katılma alacağı” doğurur; pek çok eş mal rejimi tasfiyesinin nafakadan bağımsız bir dava olduğunu geç fark eder. Üçüncüsü, çocuğun üstün yararı ilkesi velayet ve kişisel ilişki kararlarının çekirdeğinde yer alır; mahkeme, pedagog ve sosyal hizmet uzmanı raporlarıyla desteklenen somut delillere bakar.

Türk Aile Hukuku Temel Çerçevesi

Aile hukuku, Türk Medeni Kanunu’nun 118 ile 494. maddeleri arasındaki geniş blokta kodifiye edilmiştir. Kanun, bu blokta evlenme, eşler arası mal rejimi, evliliğin sona ermesi, soybağı, velayet, vesayet, kayyım ve yasal danışmanlık gibi birbirine bağlı kurumları bütünlük içinde düzenler. TMK’nın aile hukuku kitabı, Borçlar Kanunu’nun genel hükümleriyle desteklenir; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ise yargılamanın usul çatısını kurar. 6284 sayılı Kanun koruyucu ve önleyici tedbirlere, 7338 sayılı Kanun ölüme bağlı tasarrufların vergisel boyutuna ve 5718 sayılı MÖHUK yabancılık unsuru içeren aile ilişkilerine özgü kural seti sunar.

Evlenme Ehliyeti ve Şekil Şartı

TMK 124. madde, evlenme ehliyeti bakımından olağan yaş sınırını on yedi olarak belirler; mahkeme, on altı yaşını doldurmuş kişiyi olağanüstü durumlarda evlenmeye izin verebilir. Ayırt etme gücünden yoksun olan, akıl hastası bulunan veya evlenmesine engel hısımlık bağı taşıyan kişilerin evlenmesi TMK 125 ile 129 arasındaki maddelerle yasaklanır. Evlenme, bu nedenlerin varlığı halinde mutlak butlan davası konusu olur ve TMK 145 ile 147 arasındaki hükümlerle Cumhuriyet savcısı dâhil geniş bir dava ehliyet çevresi tanınır.

Şekil bakımından evlenme, resmi memur huzurunda ve iki tanığın katılımıyla yapılır. Dini merasim, kanunun aradığı resmi akdin yerine geçmez; nüfus kaydı olmayan dini nikâh, TMK 141 ile uyumlu şekilde hukuki evlilik sonuçlarını doğurmaz. Bu ayrım, aile konutu şerhi, miras, sosyal güvenlik ve velayet gibi konularda sonradan ciddi hak kayıplarına yol açabilir.

Nispî butlan ise TMK 148 ile 153. maddelerde ayrı bir kategori olarak düzenlenir. Ayırt etme gücünden geçici olarak yoksun olmak, yanılma, aldatma ve korkutma gibi irade bozukluğu halleri bu davanın konusunu oluşturur; hak düşürücü süreler, genellikle sebebin öğrenilmesinden itibaren altı ay ve her hâlde evlenmenin üzerinden beş yıl olarak sabitlenmiştir. Geçerli bir butlan iddiası bulunsa bile evlenmenin, karar kesinleşene kadar geçerli bir evlilik olarak sonuç doğuracağı unutulmamalıdır.

Evlenme engelleri bakımından TMK 129. madde, üçüncü derece de dâhil olmak üzere kan hısımlığı ve evlat edinme ilişkisinden doğan engelleri sayar. Yabancı uyrukluların evlenmesinde 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu ve Evlendirme Yönetmeliği kuralları uygulanır; ilgili yabancı makamdan alınacak evlenme ehliyet belgesi gerekir.

Evlilik Birliğinin Temel Yükümlülükleri

TMK 185. madde evlilik birliğini mutluluğu elbirliğiyle sağlama, çocukların bakım ve eğitimine özen gösterme yükümlülüğü altına sokar. Aynı madde, sadakat ve yardım yükümlülüğüne açık biçimde yer verir. TMK 186. madde konutun birlikte seçileceğini, eşlerin birliği birlikte yöneteceğini ve giderlere güçleri oranında katılacağını söyler. Bu yükümlülükler boşanma sebeplerinin somutlaştırılmasında başvurulan temel hukuki zemini oluşturur.

Görev ve Yetki

Aile mahkemesi kurulan yerlerde aile hukukuna ilişkin davalar aile mahkemesinde, kurulmayan yerlerde aile mahkemesi sıfatıyla asliye hukuk mahkemesinde görülür. 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun bu görev kuralını koyar. Yetki bakımından TMK 168. madde, boşanma veya ayrılık davaları için eşlerden birinin yerleşim yeri ya da davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesini yetkili kılar. İstanbul özelinde Anadolu ve Bakırköy yakalarında pek çok aile mahkemesi görev yapmaktadır; davanın açılacağı adli yer bakımından eşin adres kaydı, belediye su ve elektrik aboneliği, ikametgâh senedi gibi belgeler yetki tartışmasında belirleyici olur.

Nafaka, velayet, soybağı ve vesayet davalarında yetki kuralları TMK’nın ilgili maddelerinde ayrı ayrı gösterilir. Örneğin nafaka artırım veya azaltım davalarında nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir; bu, hak arama kolaylığı bakımından mağdur ve korunması gereken taraf lehine bir kural olarak uygulanır.

Boşanma Davası Türleri ve Süreç

Türk hukukunda boşanma, TMK 161 ile 184. maddeler arasında düzenlenir. Eşler anlaşmalı ya da çekişmeli yoldan evliliği sonlandırabilir; kanun, bu iki temel ayrımın yanında şiddetli geçimsizlik, zina, hayata kast, terk, akıl hastalığı, onur kırıcı davranış ve suç işleme gibi özel sebepleri de tanır. Her bir yol farklı delil yükü, farklı süre ve farklı sonuç doğurur.

Anlaşmalı Boşanma

TMK 166/3 uyarınca evlilik en az bir yıl sürmüş ise eşler boşanma ile velayet, nafaka, tazminat ve mal rejimi tasfiyesi konularında anlaşmış bulunuyorlarsa, mahkeme huzurunda anlaşmalı boşanma kararı verilebilir. Hâkim anlaşmayı çocukların menfaatine uygun bulup bulmadığını değerlendirir; gerekirse değişiklik yapabilir. Taraflar protokolü imzalayıp mahkeme önünde beyan ettiğinde, tek celsede karar çıkması olasıdır. Bu yol, süreyi kısaltması ve tarafları uzlaşıya yönlendirmesi sebebiyle çekişmeli dosyalardan farklı bir psikolojik eşiği barındırır.

Anlaşmalı boşanma duruşmasında her iki eşin de bizzat mahkemede hazır bulunması şarttır; vekil ile temsil yeterli değildir. Eşlerden birinin duruşmada bulunmaması veya anlaşma iradesini geri alması halinde dava çekişmeli boşanmaya dönüşür ve dilekçeler aşaması yeniden açılır. Bu yüzden anlaşmalı boşanmaya karar vermeden önce protokolün her maddesinin hukuki anlamı üzerinde iyi düşünmek gerekir; özellikle nafakanın sıfır gösterilmesi gibi düzenlemeler ilerleyen yıllarda telafi edilemeyebilir.

Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru kararlarında anlaşmalı boşanma protokolüne bağlı olarak doğan nafaka haklarının sonradan sıfırlanmasının mülkiyet hakkı ve adil yargılanma hakkı bakımından değerlendirildiği istikrarlı bir yaklaşım bulunmaktadır. Bu nedenle protokol hükümlerinin her iki eş için de makul ve dengeli biçimde düzenlenmesine özen gösterilmelidir.

Çekişmeli Boşanma

TMK 166/1 genel hüküm niteliğindedir ve evlilik birliğinin ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenemeyecek derecede temelinden sarsılmış olması halinde boşanmaya imkân tanır. Kusur ilkesi burada belirleyicidir; ağır kusurlu eş veya eşit kusurlu eş maddi ve manevi tazminat ile yoksulluk nafakası talep edemez. TMK 174 tazminatın koşullarını düzenler; eşit kusur halinde tazminata hükmedilemez.

Zina (TMK 161), hayata kast ve pek kötü muamele (TMK 162), onur kırıcı davranış ve suç işleme (TMK 163), terk (TMK 164) ile akıl hastalığı (TMK 165) özel boşanma sebepleridir. Örneğin terk sebebine dayanabilmek için ortak konutu terk edenin davet edildikten sonra iki aylık yasal süre içinde eve dönmemesi gerekir. Özel sebep ispat edildiğinde hâkim evlilik birliğinin devamına karar veremez; genel sebepte ise takdir yetkisi görece geniştir.

Kusurun ispatında tanık beyanları, mesaj ve e-posta kayıtları, sosyal medya paylaşımları, görüntü ve ses kayıtları, darp raporları, konu mankeni bilirkişi raporları ve işyeri yazışmaları kullanılır. Hukuka aykırı elde edilen delillerin değerlendirilmesi tartışmalıdır; eşin gizlice takip edilmesi, telefonuna casus yazılım kurulması gibi yöntemler kişisel veri ve haberleşme hürriyetini ihlal eder ve TCK 132 ile 135. maddeler bakımından suç oluşturabilir. Bu tür delillerin kullanımı davanın kaybedilmesine değil, ayrıca ceza soruşturmasına yol açabilir.

TMK 166/4 hükmü ise davanın en az üç yıl boyunca reddedilmiş olması halinde, reddin kesinleşmesinden itibaren üç yıl geçmiş olmasına rağmen ortak yaşamın yeniden kurulamaması durumunda, evlilik birliğinin temelden sarsıldığının varsayılmasına dayanır. Bu hüküm, önceki boşanma davasının kabul edilmediği dosyalarda ikinci dava için özel bir yol sunar.

Yargılama Adımları

Boşanma davası yazılı yargılama usulüne tabidir; HMK 118 ile 186. maddeler arasındaki kurallar uygulanır. Süreç genellikle şu adımlarla ilerler: dava dilekçesi ve ekindeki delil listesinin sunulması, tensip zaptıyla tarafların yanıt süresinin başlaması, cevap ve ikinci cevap, ön inceleme duruşması, tahkikat aşamasında tanık, bilirkişi ve sosyal inceleme raporu, sözlü yargılama ve karar. HMK 382 çerçevesindeki çekişmesiz yargı işleri kapsamında bazı koruma önlemleri çekişmeli dosyadan bağımsız olarak alınabilir.

Dava dilekçesinde kusur olgularının somut olarak tek tek gösterilmesi gerekir; “davalı ağır kusurludur” gibi soyut iddialar tahkikat aşamasında kanıtlanamaz. Tarih, yer, tanık ismi ve olayın nasıl geliştiği belirtilmelidir. Ön inceleme aşamasında yeni vakıa ekleme imkânı HMK 141’de sınırlandırılmıştır; karşı tarafın açık muvafakati ya da ıslah yoluyla olay eklemek mümkündür.

Tanık dinlenmesi, fotoğraf ve video kayıtlarının mahkemeye sunumu, mesaj içeriklerinin dökümü, banka hesap hareketlerinin istenmesi gibi deliller tahkikatın belkemiğini oluşturur. Sosyal inceleme raporunun kimin evinde ziyaret yapılacağı, çocuğun okul raporları, pedagog gözlemleri de bu aşamada toplanır. Karar aşamasında ise hâkim kusur tespiti, velayet, nafaka, tazminat ve vekâlet ücreti kalemlerini ayrı ayrı hükme bağlar.

İstinaf ve temyiz aşamaları 7035 sayılı Kanun’un getirdiği üçlü yargılama sisteminde ilk derece, bölge adliye mahkemesi ve Yargıtay olarak yürür. Boşanma kararlarının kesinleşmesi nüfusa işlenmesi bakımından önemlidir; kesinleşme şerhi alınmadan mahkeme kararı pratik olarak uygulanamaz. Kararın kesinleşmesi sonrasında nüfus müdürlüğüne yazılan müzekkereyle aile kütüğü güncellenir.

Tedbir Nafakası ve Geçici Hükümler

TMK 169. madde, boşanma veya ayrılık davası açılınca hâkimin eşlerin barınmasına, geçimine, mallarının yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin gerekli tedbirleri kendiliğinden almak zorunda olduğunu söyler. Bu çerçevede tedbir nafakası, çocukların iştirak gideri ve uzaklaştırma gibi önlemler hızla gündeme gelir. Tedbirlerin talep edilmesi şart değildir; hâkim dosya kapsamında hangi tedbirin hayati olduğunu resen belirler. Özellikle çocuğun okul kaydı, sağlık sigortası, ilaç erişimi gibi konularda geçici düzenleme yapılmaması, uzun süreli bir yargılama boyunca ciddi hak kayıplarına neden olabilir.

Tedbir kararları dava süresince değişen koşullara uyarlanabilir. Nafaka yükümlüsünün işsiz kalması, ciddi hastalığa yakalanması, yeni borçlanma yapması gibi durumlar; aynı şekilde alacaklı eşin iş bulması, yüksek tutarlı bir miras alması gibi değişiklikler yeni tedbir talebi veya mevcut tedbirin uyarlanması talebinin gerekçesi olabilir.

Çocuk Velayeti ve Kişisel İlişki

Velayet, TMK 335 ile 351. maddelerinde düzenlenir. Evlilik devam ettiği sürece velayet anne ile baba tarafından birlikte kullanılır; ortak hayata son verilmiş veya ayrılık hali gerçekleşmişse hâkim velayeti eşlerden birine bırakabilir. Boşanma halinde ise velayetin hangi ebeveyne verileceği, çocuğun üstün yararı ölçütüne göre belirlenir.

Çocuğun Üstün Yararı

Çocuğun üstün yararı ilkesi, Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 3. maddesi ile iç hukuka taşınmış bir kavramdır. Mahkeme, her somut olayda çocuğun yaşı, sağlık durumu, eğitim ihtiyacı, ebeveynlerin bakım kapasitesi, duygusal bağ, psikolojik dayanıklılık ve sosyoekonomik koşullar gibi pek çok etkeni birlikte değerlendirir. Sosyal hizmet uzmanı raporu, pedagog görüşü ve gerektiğinde psikiyatri bilirkişiliği bu değerlendirmenin temel araçlarıdır.

Velayetin Değiştirilmesi

TMK 183. madde koşulların değişmesi halinde velayetin değiştirilebileceğini söyler. Velayetin kaldırılması ise TMK 348’de ağır kusur, ihmâl ve tehlike gibi durumlara bağlanmıştır. Ebeveynin yeni evliliği, iş sebebiyle yurt dışına taşınması veya çocuğun okul koşullarının değişmesi tek başına velayet değişikliği için yeterli kabul edilmez; değişiklik mutlaka çocuğun yararına olmalıdır.

Velayet değişikliği davalarında sosyal hizmet uzmanı raporu, pedagog görüşü ve çocuğun dinlenmesi belirleyici unsurlardır. Mahkeme yeni çevre koşullarının çocuğun psikolojik gelişimine etkisini, okul ve sosyal çevresinde yaratacağı kopmayı, ebeveynlerin bakım kapasitesini, sağlık ve gelir durumunu birlikte değerlendirir. Çocuğun velayeti ile kişisel ilişki programı birlikte ele alınır; birinde yapılan değişiklik çoğu kez diğerini de etkiler.

Velayet hakkının kötüye kullanılması veya aile içi şiddet iddiaları söz konusu ise 6284 sayılı Kanun kapsamında alınan uzaklaştırma, yaklaşmama ve kişisel ilişkiyi sınırlama tedbirleri velayet değişikliği davasına önemli bir delil zemini sağlar. Çocuğun koruma altına alınması gereken durumlarda Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü ile iş birliği öne çıkar.

Kişisel İlişki Kurulması

Velayet kendisine bırakılmayan eş ile çocuk arasındaki kişisel ilişki TMK 182. madde ile düzenlenir. Kişisel ilişkinin sıklığı, süresi, dini ve resmi tatillerdeki payı, telefon ve dijital iletişim hakkı, yaz tatili programı somut kararla belirlenir. Kişisel ilişkinin engellenmesi TCK 234. madde kapsamında çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçu bakımından özel bir değerlendirmeye tabi tutulabilir; ceza boyutuyla birlikte velayet değişikliği talebi de gündeme gelebilir.

Yurt Dışına Çıkış ve Uluslararası Kaçırma

Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Yönlerine Dair 1980 tarihli La Haye Sözleşmesi, çocuğun alışık olduğu ülke dışında izinsiz tutulması durumunda iade sürecini düzenler. Türkiye 1982’de sözleşmeye taraf olmuştur. Velayet sahibi ebeveyn çocuğu yurt dışına tek başına götürmek istediğinde diğer ebeveynin rızası veya mahkeme izni gerekir; rıza yoksa pasaport alımından sınır geçişine kadar bir dizi idari ve yargısal engel gündeme gelir.

5717 sayılı Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukukî Yön ve Kapsamına Dair Kanun, La Haye Sözleşmesi’nin uygulanmasına yönelik iç hukuk düzenlemesidir. Merkezî makam Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü’dür. Yurt dışına götürülen çocuğun iade talepleri bu makam aracılığıyla karşı ülkenin merkezî makamına iletilir. Dava, çocuğun mutad meskeni olan ülkede velayet kararının verileceği yargı yeri saklı kalmak üzere, iade talebi kapsamında hızlı karar verilmesi amacıyla ele alınır.

Türk vatandaşı çocukların yurt dışına çıkışında pasaport alımı için velinin tek başına başvurusu yeterli olabilmekle birlikte, sınır kapısındaki kontrollerde diğer ebeveynin muvafakatnamesi istenebilmektedir. Pasaport ve sınır geçişi düzenlemeleri için İçişleri Bakanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü’nün güncel uygulamaları takip edilmelidir.

Nafaka Türleri ve Hesaplama

Nafaka, Türk hukukunda birden çok kuruma atıfla düzenlenmiştir. TMK 169 tedbir nafakasını, TMK 175 yoksulluk nafakasını, TMK 182 iştirak nafakasını ve TMK 364 hısımlık nafakasını kapsar. Bu dört nafaka kurumu birbirinden farklı amaç güder ve farklı koşullara bağlanır.

Tedbir Nafakası

Boşanma davasının açıldığı tarihten karar kesinleşene kadar geçen sürede, eşlerden ve çocuklardan muhtaç durumda olanın geçimini karşılamak üzere hâkim tarafından resen takdir edilir. Tedbir nafakası kusur araştırması yapılmadan verilir; amaç boşanma süreci boyunca temel yaşam koşullarının korunmasıdır. Kararla birlikte nafaka, nafaka yükümlüsü eşin maaşından kesilebilir veya ödenmemesi durumunda icra takibi başlatılabilir.

Yoksulluk Nafakası

TMK 175. madde, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek tarafa, kusuru daha ağır olmamak şartıyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz nafaka hükmedebileceğini söyler. Nafaka yükümlüsünün kusurunun aranmadığını vurgulayan madde, hak sahibinin kusurunun ise diğerinden daha ağır olmamasını gözetir. Mahkeme, tarafların gelir düzeyini, sosyal statüsünü, yaşını, sağlık durumunu, meslek kapasitesini ve çalışmaya elverişliliğini inceler.

Yoksulluk kavramı mutlak yoksulluk değil, göreli yoksulluk olarak anlaşılır. Yargısal uygulamada eşin boşanma sonucunda evlilik içindeki yaşam koşullarını sürdürmekte güçlük çekecek duruma düşmesi halinde yoksulluğa düşme koşulu gerçekleşmiş sayılır. Çalışabilecek durumda olmak tek başına yoksulluk iddiasını ortadan kaldırmaz; ancak çalışma imkânının reddedilmesi veya düzenli gelir sağlayan meslek sahibi olmak nafakanın reddedilmesine veya düşük tutulmasına yol açabilir.

Yoksulluk nafakası irat şeklinde ödenebilir, toplu ödeme ile de kapatılabilir. TMK 176/3 maddesi uyarınca tarafların malî durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirmesi halinde nafaka artırılabilir, azaltılabilir ya da kaldırılabilir. Nafaka alan tarafın yeniden evlenmesi, fiilen evli gibi yaşaması, haysiyetsiz hayat sürmesi veya ortadan kalkması gibi durumlar nafakayı doğrudan sona erdirir.

İştirak Nafakası

TMK 182/2 velayet kendisine verilmeyen eşin çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorunda olduğunu söyler. İştirak nafakası çocuğun ihtiyaçlarına göre belirlenir; okul masrafı, eğitim materyali, sağlık harcaması, giyim ve beslenme giderleri dikkate alınır. Çocuk 18 yaşını doldurduğunda iştirak nafakası kural olarak sona erer; yükseköğrenime devam ediyor ve muhtaç ise TMK 328/2 uyarınca yardım nafakasına dönüşebilir.

Birden fazla çocuk bulunması halinde nafaka çocuk başına ayrı ayrı hesaplanır ve kararda her biri için ayrı tutar gösterilir. Çocuk yaşının ilerlemesi, özel okul kaydı, üniversiteye yerleşme, yurt dışına eğitim için gitme gibi durumlar artırım davasının gerekçesi olabilir. İcra takibinde ise çocuk adına açılmış banka hesabına doğrudan aktarım şart değildir; velayet sahibi eşin hesabına yatırılması esastır, çocuğun ihtiyaçları için kullanılması beklenir.

Yardım Nafakası

TMK 364. madde, altsoy, üstsoy ve kardeşlerin birbirine karşı yardım yükümlülüğünü düzenler. Yardım nafakası talebi, yardım edilmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan tarafın, nafaka vermekle yükümlü olan hısımlardan talep etmesiyle gündeme gelir. Aile mahkemesi bu davayı bakar; hâkim tarafların ekonomik durumunu ve aile bağının yakınlığını birlikte değerlendirir.

Kardeşler arasındaki yardım yükümlülüğü ancak refah içinde olmaları halinde söz konusudur; ebeveyn-çocuk ilişkisinde ise altsoy üstsoyuna karşı normal koşullarda dahi yardım etmek zorundadır. Üniversite öğrenimi gören ve geçimini karşılayamayan çocuğun TMK 328/2 çerçevesinde üniversite bitimine kadar nafaka talep edebilmesi ise ebeveynlerinin mali durumuna göre değerlendirilir. Nafaka yükümlülüğü sonlandırılmak istendiğinde ayrı dava açılması gerekir; tek taraflı ödeme kesintisi icra takibine yol açar.

Hesaplama Yaklaşımı

Nafaka miktarının belirlenmesinde sabit bir formül bulunmaz. Mahkeme, nafaka yükümlüsünün bordrosu, meslek durumu, SGK kayıtları, vergi beyannamesi, araç ve gayrimenkul envanteri, banka hesapları ve yaşam tarzıyla uyuşmayan harcamaları birlikte değerlendirir. Nafaka alacaklısının çalışma kapasitesi, sağlık durumu, çocuk bakımı gibi olgular da dikkate alınır. Nafaka artırım davalarında yıllık TÜİK TÜFE artışı emsal alınmakla birlikte tek kriter değildir.

Uygulamada serbest meslek mensuplarının, şirket ortaklarının ve düzensiz gelirli tarafların nafaka değerlendirmesi daha zorludur. Gelir İdaresi Başkanlığı nezdindeki beyannameler, şirket kâr-zarar tabloları, SGK prim ödeme güç matrahları, araç kasko değerleri ve banka hesap hareketleri bilirkişi incelemesine konu edilir. Yaşam tarzıyla beyan edilen gelir arasındaki bariz uyumsuzluk, mahkemenin takdir yetkisini gelir sahibi aleyhine kullanmasına zemin hazırlayabilir.

Nafakanın ödenmemesi halinde icra takibi başlatılır. İİK 344. madde çerçevesinde nafaka borcunu ödemeyen yükümlü, tazyik hapsi müeyyidesine tabi tutulabilir; bu suç şikâyete bağlıdır ve üç aylık şikâyet süresi önemlidir. Tazyik hapsi nafaka ödenince düşer, ancak fiilen caydırıcı bir araç olarak işletilir.

Mal Rejimleri ve Mal Paylaşımı

Eşler arasındaki malvarlığı ilişkisi TMK 218 ile 281. maddelerde düzenlenir. Kanun, yasal mal rejimi olarak edinilmiş mallara katılma rejimini kabul eder; taraflar noterde düzenlenen sözleşmeyle mal ayrılığı, paylaşmalı mal ayrılığı veya mal ortaklığı rejimini seçebilir. 1 Ocak 2002 öncesi evlenen eşler bakımından eski Medeni Kanun’un mal ayrılığı rejimi geçerliydi; bu tarihten sonra evlenenler ile süre içinde sözleşme yapmayan eşler bakımından yeni yasal rejim uygulanır.

Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi

TMK 219. madde edinilmiş malları, her eşin bu mal rejiminin devamı süresince karşılığını vererek elde ettiği malvarlığı değerleri olarak tanımlar. Çalışma karşılığı kazanımlar, sosyal güvenlik ödemeleri, çalışma gücü kaybı tazminatları, kişisel malların gelirleri ve edinilmiş malların yerine geçen değerler bu kategoriye girer. Kişisel mallar ise TMK 220. madde uyarınca kişisel kullanıma özgü eşya, mal rejiminin başlangıcında malik olunan ya da sonradan miras veya karşılıksız kazanma yoluyla edinilen mallardan oluşur.

Pratik sonuçları ele almak gerekirse; eşlerden birinin maaşı, serbest meslek gelirleri, ticaretten sağladığı kârlar ve şirket kâr paylarının edinilmiş mala girmesi kuraldır. Buna karşılık mal rejimi başlangıcında sahip olunan taşınmaz, evlenmeden önce alınmış bir araç, evlilik içinde miras olarak intikal eden bir daire kişisel mal kategorisine girer. Kişisel mallardan elde edilen gelirler (kira, faiz, temettü) ise aksi sözleşme ile kararlaştırılmadıkça edinilmiş mala dâhildir (TMK 219/4). Bu ayrım mal rejimi tasfiyesinde her kalemin hangi havuzda değerlendirileceğini belirleyen temel hattır.

Kişisel malların kanıtlanması için banka dekontları, tapu kayıtları, veraset ve intikal beyannameleri, hediyenamedeki bağış belgeleri gibi yazılı delillere başvurulur. İspat yükü genellikle kişisel mal olduğunu ileri süren tarafa aittir; kanıtlanamadığı takdirde TMK 222/3 uyarınca mal edinilmiş mal sayılır. Bu yasal karine tasfiyede belirleyici olduğundan, evlilik boyunca önemli malvarlığı değerlerinin kaynağını gösteren belgelerin saklanması önerilir.

Katılma Alacağı Hesabı

Mal rejiminin sona ermesiyle her eş, diğerinin edinilmiş mallarında yarı oranda katılma alacağına sahip olur. Hesap, TMK 231 ve 236. maddelerde düzenlenir. Genel formül şöyledir: eşin edinilmiş mal toplamına eklenmesi gerekenler ilave edilir, çıkarılması gerekenler indirilir, böylece artık değer bulunur; artık değerin yarısı diğer eşin katılma alacağıdır. Karşı tarafın alacağıyla mahsup yapılarak net bakiye belirlenir.

Artık değer hesabında edinilmiş mala ait borçlar indirilir. Örneğin mal rejimi süresince alınmış konutun üzerinde halen ödenmekte olan konut kredisi borcu, konutun değerinden düşülerek net rakam elde edilir. Borç kişisel malla kapatılmışsa eşin kişisel malına dönüş (denkleştirme) hakkı doğar; TMK 230. madde bu denkleştirme hakkını düzenler.

Taraflar, TMK 237. madde uyarınca yazılı sözleşme ile katılma alacağı oranını %50’den farklı biçimde kararlaştırabilir; noter onaylı sözleşme ile edinilmiş malların tamamının bir eşe özgülenmesi, yarısından farklı bir oranın tercih edilmesi veya artık değerin belirli bir kısmına sınırlama getirilmesi mümkündür. Bu sözleşmeler özellikle yüksek gelirli meslek gruplarında, ailede ticari şirket bulunan eşlerde veya yurt dışında malvarlığı olan ailelerde tercih edilmektedir.

Değer Artış Payı

TMK 227. madde, eşlerden biri diğerine ait malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunmuşsa, tasfiye sırasında bu malda ortaya çıkan değer artışı oranında hakkı olduğunu söyler. Değer artış payı, katılma alacağından bağımsız bir haktır ve mal rejiminin seçimiyle sınırlı değildir; mal ayrılığı rejiminde de ileri sürülebilir.

Örneğin kişisel mal niteliğindeki bir arsanın üzerine inşaat yapımı için diğer eşin para ve emek katkısı bulunması halinde, tasfiyede o eşin katkıya orantılı değer artış payı alacağı doğar. Bilirkişi değer artışını rayiç fiyat değişimi ve katkı oranı üzerinden hesaplar. Değer artış payı zamanaşımı süresi de TMK 178’deki bir yıl hak düşürücü süreye tabidir.

Malların Kaçırılması

TMK 229. madde, eşlerden birinin mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası bulunmadan olağan hediyeler dışında yaptığı karşılıksız kazandırmaları ve mal rejiminin devamı süresince diğer eşin katılma alacağını azaltmak kastıyla yaptığı devirleri edinilmiş mallara ekler. TMK 241. madde ise tasfiyede kişisel mallar ile edinilmiş malların ayrımını zorlaştıran durumlarda üçüncü kişilere karşı dava hakkını tanır.

Uygulamada sık görülen bir senaryo, boşanma davası açılmadan kısa süre önce eşin taşınmazlarını aile bireylerine devretmesi ya da düşük bedelle üçüncü kişilere satmasıdır. Bu işlemlerin muvazaalı olduğunun kanıtlanması halinde TMK 229. madde devreye girer ve söz konusu malvarlığı edinilmiş mal hesabına dahil edilir. Tapu devirlerinin gerçek bedeli ile beyan edilen bedeli arasındaki fark, muvazaa iddiasının güçlü delillerinden biridir.

Üçüncü kişilere karşı açılan davalarda davalı, devrin tam karşılık ödenerek yapıldığını ve muvazaa bulunmadığını ispat etmek zorundadır. Banka dekontları, vergi beyannameleri, transfer gerçekleştirilmiş tarihlerdeki piyasa değerleri ve tarafların ekonomik ilişkileri mahkemece incelenir.

Dava Açma Süreleri

Mal rejimi tasfiyesi davası, TMK 178. maddede boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren bir yıl içinde zamanaşımına uğrayan davalardan biri olarak gösterilmiştir. Bu süre hak düşürücü niteliktedir; boşanmanın kesinleşmesiyle birlikte eşin alacağının takibi için bir yıl içinde dava açılması gerekir. Pek çok eş bu süreyi kaçırarak ciddi malvarlığı kaybı yaşar.

Uygulamada mal rejimi davası ile boşanma davası aynı dilekçede ileri sürülemez; mal rejimi talebi, boşanma kararının kesinleşmesinden sonra bağımsız bir dava olarak açılır ya da boşanma dosyasında “mal rejimi ayrı açılacaktır” beyanı yapılır. Mahkeme katılma alacağını hesaplarken mal rejiminin başlangıç tarihindeki değerleri, ara dönemdeki devir ve harcamaları, mal rejiminin sona erdiği an itibarıyla mevcut aktif ve pasif toplamını birlikte değerlendirir.

Tasfiye sırasında değer tespiti için bilirkişi raporları devreye girer. Gayrimenkul için rayiç bedel, şirket ortaklığı için mali tablolar, kripto varlıklar için aykırı olmadıkça mal rejimi sona erme anındaki piyasa değeri esas alınır. Kripto varlıkların edinilmiş mal sayılıp sayılmayacağı, mal rejiminin yürürlükte olduğu dönemde alınmış olup olmamasına bağlıdır.

Evlat Edinme Süreci

Evlat edinme TMK 305 ile 320. maddelerde düzenlenir. Küçük ve erginlerin evlat edinilmesi farklı koşullara tabidir. Küçükler bakımından evlat edinenin bir yıl süreyle bakıp eğitmiş olması, küçüğün menfaatine olması ve evlat edinenin diğer çocuklarının yararının hakkaniyete aykırı biçimde zedelenmemesi aranır.

Birlikte Evlat Edinme

Eşler, beş yıldan beri evli olduklarında ya da her ikisinin de otuz yaşını doldurmuş bulunduğu hallerde birlikte evlat edinebilir. Eşlerden biri diğerinin çocuğunu ise iki yıl süreyle evlilik devam etmiş olması şartıyla evlat edinebilir. Eşin veli, vasi olması ya da tek başına evlat edinme hali için kanun ayrıca 30 yaş ölçütünü getirir.

Evlat edinme süreci Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü nezdinde başvuru ile başlar. Başvuran aile hakkında sosyal inceleme yapılır; aile yapısı, gelir durumu, konut koşulları, sağlık durumu, karakter yapısı ve çocuğa sağlayacağı yaşam koşulları değerlendirilir. Aile, evlat edinme sürecinin bir parçası olarak eğitim programına katılır. Uygun bulunması halinde belirli bir çocukla bir yıl süreyle bakım ilişkisi kurulur; bu sürenin sonunda aile mahkemesinde evlat edinme kararı alınır.

Küçüğün ve Anne-Babanın Rızası

Evlat edinmede küçüğün anne ve babasının rızası kuraldır. TMK 309. madde bu rızayı detaylandırır; küçüğün ayırt etme gücüne sahip olduğu hallerde kendi rızası da aranır. Rıza, küçüğün doğumundan itibaren altı hafta geçmeden geçerli olmaz; rıza, küçüğün bakım ve eğitiminin yükümlendirildiği mahkemeye yazılı olarak bildirilir ve tutanağa geçirilir. TMK 311. madde rızanın aranmayacağı halleri, örneğin anne-babadan birinin kim olduğunun, uzun süreden beri nerede olduğunun bilinmemesi veya ayırt etme gücünden sürekli olarak yoksun bulunması gibi istisnaları gösterir.

Hüküm Sonuçları

Evlat edinilen küçük, evlat edinenin çocuğu sayılır; onun soyadını taşır. Evlat edinen, çocuğa yeni bir ad da verebilir. TMK 314 bu hükmü detaylandırır. Evlat edinme kararı kesinleştiğinde nüfus kayıtlarına tescil edilir; eski anne-baba ile soybağı kural olarak kesilmez, ancak velayet bağı evlat edinene geçer. Mirasçılık bakımından evlat edinilen, evlat edinenin yasal mirasçısıdır; evlat edinen ise evlat edinilenin mirasçısı olmaz. Bu asimetri, evlat edinmenin başta çocuğun yararı olmak üzere tek yönlü koruyucu yapısının yansımasıdır.

Evlat edinmenin kaldırılması, TMK 317 ile 320. maddelerde düzenlenmiştir. Yasal sebeplerden biri gerçekleşirse, evlat edinenin veya evlat edinilenin iradesine dayalı olarak mahkeme kararı ile evlat edinme ilişkisi sona erdirilebilir. Rıza yokluğu, önemli yasal eksikliğin sonradan ortaya çıkması, ilişkinin ağır biçimde bozulmuş olması gibi istisnai haller aranır.

Soybağı, Tanıma, Babalık

Soybağı, TMK 282 ile 304. maddelerde düzenlenir. Çocuk ile anne arasında soybağı doğumla kurulur; baba ile soybağı evlilik, tanıma veya babalık hükmüyle kurulur. Evlilik içinde doğan çocuk kural olarak kocanın çocuğu sayılır (soybağı karinesi); soybağının reddi davası TMK 286 ve 287’de düzenlenmiştir.

Tanıma

Tanıma, baba olduğunu ileri süren erkeğin nüfus memuruna, mahkemeye, notere veya vasiyetname aracılığıyla beyanda bulunmasıyla gerçekleşir. TMK 295. madde tanımanın şeklini düzenler. Tanıma beyanı nüfus kütüğüne işlenir; ancak çocuğun başkasıyla soybağı bulunuyorsa o soybağı ortadan kaldırılmadıkça tanıma mümkün olmaz.

Tanımanın iptali TMK 297 ile 298. maddelerde düzenlenir. Tanıyan, anne ve çocuk, babası görünmeyen diğer erkekler ile tanıyanın yasal mirasçıları tanımanın iptalini isteyebilir. İptal için tanıyanın baba olmadığının kanıtlanması gerekir. İptal davası tanımanın öğrenildiği tarihten itibaren belirli süreler içinde açılmalıdır.

Babalık Davası

Babalık davası TMK 301 ile 304. maddelerde düzenlenir. Anne veya çocuk tarafından açılır ve davalının babalığa hükmedilmesini amaçlar. Dava, çocuğun doğumundan önce veya sonra açılabilir; annenin dava hakkı doğumdan başlayarak bir yıl geçmekle düşer. Çocuk ergin olduktan sonra bir yıl içinde her zaman dava açabilir. Günümüzde DNA testi babalığın belirlenmesinde pratikte belirleyici delildir; davalı tarafın örnek vermekten kaçınması hâkim tarafından somut olayın koşullarına göre delil değerlendirmesine tabi tutulur.

Soybağının Reddi

Koca, soybağının reddi davasını doğumu ve baba olmadığını öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl, her halde doğumdan başlayarak beş yıl içinde açmak zorundadır. TMK 289. madde bu süreyi belirler. Çocuk ise ergin olduktan itibaren bir yıl içinde dava açabilir. Sürelerin kaçırılması halinde önemli sebep varsa süre yeniden işlemeye başlar; bu istisnalar dar yorumlanır. Soybağı davaları DNA incelemesiyle desteklenir; örnek alma kararı mahkeme tarafından verildiğinde tarafların kaçınması halinde hâkim somut olayın koşullarına göre delil değerlendirmesi yapar.

Anayasa Mahkemesi anayasa.gov.tr üzerinden erişilebilen çeşitli bireysel başvuru kararlarında, soybağına ilişkin usul kurallarının Anayasa’nın 20. maddesinde korunan özel hayatın gizliliği hakkıyla bağlantısını değerlendirmiştir. Soybağı tespit davaları, çocuğun kim olduğunu bilme hakkıyla doğrudan ilgilidir ve bu nedenle usul kurallarının çocuk lehine yorumlanması beklenir.

Evlilik İçi Şiddet ve 6284 Sayılı Kanun

6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun, şiddete uğrayan veya uğrama tehlikesi bulunan kişilere yönelik koruyucu ve önleyici tedbirleri düzenler. Kanun 2012’de yürürlüğe girmiş ve uluslararası İstanbul Sözleşmesi’nin iç hukuka yansıtılmasında rol oynamıştır. Türkiye sözleşmeden 2021 yılında çekilmiş olsa da 6284 sayılı Kanun yürürlükte kalmaya devam eder.

Koruyucu Tedbirler

6284 sayılı Kanun’un 3. maddesi şiddet mağdurunun barınma yerinin sağlanması, geçici maddi yardım, rehberlik ve danışmanlık hizmeti, geçici koruma altına alınma ve kreş imkânı gibi önlemleri sayar. Bu tedbirleri mülkî idare amiri alır; aciliyet halinde kolluk, mağdurla ilgili gerekli tedbirleri geciktirmeksizin uygular ve durumu en kısa sürede mülkî idare amirine bildirir.

Önleyici Tedbirler

Kanun’un 5. maddesi şiddet uygulayan kişiye yönelik önleyici tedbirleri listeler. Şiddet tehdidinin durdurulması, müşterek konuttan uzaklaştırma, iletişim kurulmaması, yaklaşmama, silahların teslimi, çocuklarla kişisel ilişkinin refakatçi eşliğinde kurulması ya da tamamen kaldırılması gibi tedbirler hâkim tarafından verilir. Tedbir süresi en fazla altı aydır; talep veya resen uzatılabilir.

Uzaklaştırma Kararının Pratik Sonuçları

Uzaklaştırma kararı kolluk tarafından tebliğ edilir ve takibi kolluğa aittir. Karara aykırı davranış halinde 6284 sayılı Kanun’un 13. maddesi uyarınca üç günden on güne kadar zorlama hapsi uygulanabilir; karara aykırılık tekrarlanırsa süre on beş günden otuz güne uzar. Uzaklaştırma kararı boşanma davasından bağımsız olarak istenebilir; mağdurun şiddet gördüğünü somut delille ispat etmesi zorunlu değildir, beyanı esas alınabilir.

Uzaklaştırma süresince kolluğun elektronik kelepçe ve teknik takip sistemleri uygulamada kullanılabilmektedir. Şiddet uygulayanın uzaklaştırma kararına rağmen konuta yaklaşması halinde kolluk derhal müdahale eder. Eşler arasında ortak çocuk bulunması halinde kişisel ilişki kararının ayrı olarak değerlendirilmesi önemlidir; uzaklaştırma tek başına kişisel ilişki hakkını sona erdirmez, ancak kişisel ilişkinin denetimli ortamda gerçekleştirilmesi gibi özel düzenlemeler yapılabilir.

Çocukla Kişisel İlişki

Şiddet uygulayanla çocuğun kişisel ilişki kurması, çocuğun güvenliği ve ruhsal bütünlüğü gözetilerek hâkim tarafından sınırlandırılabilir. Kişisel ilişkinin refakatçi gözetiminde kurulması, kamusal alanda gerçekleştirilmesi ya da geçici olarak tamamen kesilmesi mümkündür.

Şiddet iddiasına konu olaylarda TCK 86, 96 ve 232. maddeler kapsamında kasten yaralama, eziyet ve aile bireylerine karşı kötü muamele suçları bakımından Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından resen soruşturma başlatılabilir. Aile içi şiddete ilişkin cezai soruşturmanın varlığı, aile mahkemesindeki boşanma ve velayet davasında belirleyici delil olarak kullanılabilir. Şiddetin tıbbi belgeyle desteklenmesi, darp raporu ve tedavi evrakı bakımından kritik önem taşır.

6284 sayılı Kanun’un 8. maddesi kararların derhal verilmesini, delil aranmaksızın beyan esaslı uygulanmasını öngörür. Kararlar en geç ertesi gün ilgili makama tebliğ edilir ve uygulamaya konulur. Karara karşı itiraz mercii aile mahkemesidir; itiraz iki hafta içinde yapılır ancak kararın uygulanması itirazla durmaz.

Vesayet, Kayyım ve Yasal Danışman

TMK 396 ile 494. maddeleri arasında vesayet hukuku düzenlenir. Ergin olmamış kişilerden velayet altında bulunmayanlar ile ergin olup kısıtlanan kişiler vesayet altına alınır. Vasi, kısıtlı veya küçüğün kişiliği ve malvarlığı ile ilgili tüm menfaatlerini korumakla yükümlüdür ve hukuki işlemlerde onu temsil eder.

Kısıtlama Nedenleri

TMK 405 ile 408. maddeler kısıtlama nedenlerini sayar. Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı, savurganlık, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşam tarzı, kötü yönetim ile bir yıl veya daha uzun süreli özgürlüğü bağlayıcı bir cezaya mahkûmiyet vesayet nedeni olarak düzenlenmiştir. Ayırt etme gücüne sahip ergin kişilerin kendi istekleriyle kısıtlanmayı talep etmeleri de mümkündür (TMK 408). Kısıtlama kararı, kişinin kamusal haklarını ve özel hayatını derinden etkiler; bu nedenle kısıtlama nedeninin güçlü tıbbi rapor ve sosyal inceleme ile doğrulanması aranır.

Anayasa Mahkemesi’nin çeşitli bireysel başvuru kararlarında kısıtlama sürecinin adil yargılanma hakkıyla bağlantısı incelenmiştir. Vesayet altına alınan kişinin duruşmada dinlenmesi, tıbbi rapor alınması, gerekirse avukat ile temsil edilmesi Anayasa 36 ve İHAS 6 çerçevesinde güvence altındadır. Bu güvencelerin ihlali, kısıtlamanın kaldırılması davalarında gerekçe oluşturur.

Kayyım Türleri

Kayyım, belirli bir işte veya malvarlığının yönetiminde atanan yasal temsilcidir. TMK 426 ile 431. maddelerde temsil kayyımı, yönetim kayyımı ve ergin kısıtlı olmayan kişilerin belirli işleri için atanan kayyım düzenlenir. Kayyım atanması, vasilikten farklı olarak kısıtlama sonucu doğurmaz; sadece belirli bir işin görülmesi amacına yöneliktir.

Yasal Danışmanlık

TMK 429. madde yasal danışmanlık kurumunu düzenler. Tam kısıtlama ağır olan hallerde, yalnızca belirli hukuki işlemler için kişinin yasal danışmanının görüşü aranır. Yasal danışmanlığın uygulanabileceği işlemler; dava açma ve sulh olma, taşınmazların alım-satımı, önemli bağışlar, kefalet gibi konularla sınırlıdır.

Vesayet makamı sulh hukuk mahkemesidir; denetim makamı ise asliye hukuk mahkemesi. Vasinin yaptığı önemli işlemler vesayet makamının onayını gerektirir. Vasi, yıllık olarak kısıtlının malvarlığına ilişkin hesap verir ve raporunu denetim makamına sunar. TMK 462. madde vasinin hangi işlemlerinin mahkeme onayına tabi olduğunu sayar; taşınmaz devri, uzun süreli kira, kredi alma, miras sözleşmesi ve kefalet işlemleri bu kapsamdadır.

Vesayet makamı kararlarına karşı ilgililerin itiraz hakkı vardır. Kısıtlı için atanan vasi görevden alınabilir veya belirli kurumlar hakkında atama yapılması gerekiyorsa Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü devreye girer. Kurumsal vasilik uygulamaları, ebeveynsiz ve yakını bulunmayan küçüklerin korunmasında ağırlık taşır.

Aile Konutu ve Şerh

TMK 194. madde eşlerden birinin, diğerinin açık rızası bulunmadıkça aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemeyeceğini, aile konutunu devredemeyeceğini ve aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamayacağını söyler. Rıza olmaksızın yapılan işlem ya geçersizdir ya da iptal edilebilir. Tapuda aile konutu şerhi konulması, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı korumayı güçlendirir.

Aile Konutu Şerhi

Aile konutu şerhi, eş tarafından tek yanlı olarak tapu müdürlüğüne sunulan belgeler ve muhtarlıktan alınan aile konutu beyanıyla tesis edilir. Şerh, mülkiyetin eşe devredilmesi anlamına gelmez; ancak konut üzerinde yapılacak her tasarrufun diğer eşin rızasına tabi olduğunu açıkça ortaya koyar. Eş rıza vermediği bir satışı iptal ettirebilir.

Boşanma Sonrası Kira Sözleşmesi

TMK 240 ve 254. maddeleri ışığında sağ kalan eşin ya da boşanan eşin ekonomik ve sosyal koşulları gerektiriyorsa, kira sözleşmesinin kendisine devrine karar verilebilir. Boşanma kararında aile konutunun hangi eşe özgüleneceği ve kira sözleşmesinin devri konularında hâkimin takdir yetkisi bulunur.

Konutun mülkiyeti eşlerden birinde ise aile konutu nedeniyle mülkiyet eşine geçmez; ancak kullanım hakkı diğer eşe süreli olarak tanınabilir. TMK 254. madde aile konutunun, sağ kalan eşe intifa veya oturma hakkı olarak bırakılması imkânını düzenler. Miras ve mal rejimi tasfiyesinde bu oturma hakkı özel statüye sahiptir.

Aile konutu sıfatı, taşınmazın fiilen konut olarak kullanıldığını gösteren belgelerle kanıtlanır. Abonelikler, muhtar kayıtları, çocukların okul adresi ve SGK bildirgeleri bu kanıtların başlıcalarıdır. Taraflardan birinin kasıtlı olarak bu belgeleri başkaca yere çekmesi, aile konutu sıfatını sona erdirmez; önemli olan eşlerin ortaklaşa yaşamayı sürdürdükleri asıl konut niteliğidir.

Anlaşmalı Boşanma Protokolü

Anlaşmalı boşanma protokolü eşlerin tüm uyuşmazlık konularında vardıkları yazılı uzlaşıyı gösteren belgedir. Mahkeme protokolü değerlendirirken kanuna, ahlaka ve çocuğun üstün yararına aykırı hükümleri düzeltme yetkisine sahiptir.

Protokolde Bulunması Gereken Konular

Protokolde şu başlıklar açık biçimde ele alınmalıdır: tarafların kimliği, boşanmada anlaşma iradesi, velayet ve kişisel ilişki programı, iştirak nafakası, yoksulluk nafakası, maddi ve manevi tazminat, ev eşyası ve kişisel eşyaların paylaşımı, mal rejimi tasfiyesinin nasıl yapılacağı veya sonraya bırakılacağı, müşterek konutun akıbeti, kredi borçları, araç devri, sosyal medya hesapları ve dijital varlıklar.

Uygulama Tavsiyeleri

Protokolün belirsiz bırakılmış her noktası daha sonra uyuşmazlık kaynağına dönüşebilir. “Eşya paylaşımı yapılmıştır” ibaresi yerine her eşyanın kime kaldığı liste halinde eklenmelidir. Krediler kimin üzerinde kalacaksa banka karşısındaki durum da düzenlenmelidir. Nafaka artış formülü, ödeme günü, ödemenin banka hesabı ve gecikme faizi açık yazılmalıdır. Protokol noter onayına tabi değildir; ancak mahkeme huzurunda taraflarca onanmalıdır.

Protokolde çocukla ilgili hususlar özellikle ayrıntılandırılmalıdır. Kişisel ilişki günleri, saat aralıkları, dini ve resmi tatillerdeki paylaşım düzeni, doğum günü ve özel günler, yurt içi ve yurt dışı seyahat izinleri, okul ve sağlık kararlarında iki ebeveynin görüşünün alınması, çocuğun psikolojik destek alması gibi konular somutlaştırılmalıdır. Bu somutluk, ileride ortaya çıkabilecek bir değişiklik davasına ya da icra işlemine yön verir.

Mal rejimi tasfiyesinin protokolde hangi ölçüde düzenleneceği önemli bir karardır. Taraflar tasfiyeyi protokolle bitirmek isteyebileceği gibi “boşanma sonrasında ayrıca karara bağlanacaktır” ifadesiyle de ileriki bir davaya bırakabilirler. İlk yaklaşım hızlı çözüm sağlar; ancak mal değerlerinin doğru belirlenmesi şarttır. İkinci yaklaşım zaman kazandırır ancak TMK 178. madde uyarınca bir yıllık zamanaşımı süresinin kaçırılmamasına özen gösterilmelidir.

Protokolden Dönme ve Hüküm Değişikliği

Anlaşmalı boşanma duruşması yapıldıktan sonra taraflardan birinin protokolden dönmesi, boşanma kararı kesinleşmedikçe mümkündür. Temyiz ya da istinaf aşamasında anlaşma iradesinin bulunmadığı beyan edilirse, dosya çekişmeli boşanmaya dönüşür. Kararın kesinleşmesinden sonra ise protokolde yer alan nafaka ve kişisel ilişki hükümlerinin değiştirilmesi ancak TMK 176/3 ve TMK 182 gibi özel maddelere dayanarak yeni bir dava ile mümkün olur.

Kurgusal Senaryo: Çekişmeli Boşanma

Aşağıdaki senaryo eğitim amaçlı kurgusaldır; gerçek bir dosyayla benzerlik tesadüfidir.

Ayla Hanım ve Mehmet Bey, on dokuz yıllık evlidir ve iki çocukları vardır. Mehmet Bey bir dönem iş seyahatlerinin yoğunlaştığını söyleyerek hafta sonlarını İstanbul dışında geçirmeye başlar. Ayla Hanım telefon kayıtlarından ve sosyal medya paylaşımlarından farklı bir ilişki ihtimaline ulaşır. Bu sırada Mehmet Bey evden çıkar ve birkaç hafta dönmez. Ayla Hanım eşine konut harcamalarının kısıldığını, banka hesaplarındaki paraların başka bir hesaba aktarıldığını fark eder.

Ayla Hanım aile mahkemesine TMK 166/1 ve 161’e dayanarak boşanma davası açar; TMK 169 uyarınca kendisi ve çocukları için tedbir nafakası talep eder. Aile konutu şerhi tapuya işlettirilir. Aynı dava içinde TMK 174 uyarınca maddi ve manevi tazminat ile TMK 175 çerçevesinde yoksulluk nafakası ileri sürülür. Mal rejimi tasfiyesi için kesinleşmiş boşanma kararından sonra ayrı dava açılacağı beyan edilir.

Tahkikat aşamasında Ayla Hanım tanık listesi sunar, banka hesap hareketleri üzerinden bilirkişi incelemesi talep eder. Sosyal inceleme raporu çocukların bakımının fiilen anne tarafından sağlandığını ortaya koyar. Hâkim velayeti anneye bırakır, kişisel ilişki programı hafta içi iki gece telefon görüşmesi ve iki haftada bir hafta sonu şeklinde kurulur. Nafaka iki çocuk için aylık belirli tutarda iştirak nafakası; Ayla Hanım için yoksulluk nafakası şeklinde düzenlenir. Boşanmanın kesinleşmesinden sonra bir yıl içinde mal rejimi tasfiyesi davası ayrıca açılır ve edinilmiş mallar üzerinden katılma alacağı belirlenir.

Bu kurgusal örnek, çekişmeli boşanmada birden çok talep tipinin (tedbir, yoksulluk, iştirak nafakası, maddi-manevi tazminat, mal rejimi) nasıl birbiriyle bağlantılı hareket ettiğini göstermek amacıyla hazırlanmıştır.

Sıkça Sorulan Sorular

Anlaşmalı boşanma ne kadar sürer?

Evraklar tam ve protokol çocukların yararına uygun ise duruşma tarihi itibarıyla tek celsede karar çıkması mümkündür. Duruşma tarihi mahkemenin iş yüküne bağlıdır; İstanbul aile mahkemelerinde duruşma günü açılıştan birkaç ay sonraya düşebilir. Karar kesinleşmesi için istinaf süresinin geçmesi ya da tarafların istinaf haklarından vazgeçmelerini içeren feragat dilekçelerini dosyaya sunmaları gerekir. Feragat yazılarak süreç birkaç hafta kısaltılabilir.

Yoksulluk nafakası kaç yıl devam eder?

TMK 175 yoksulluk nafakasını “süresiz” olarak tanımlar; ancak TMK 176/3’e göre tarafların mali durumundaki değişiklik, nafaka alanın yeniden evlenmesi veya fiilen evli gibi yaşaması gibi hallerde nafaka artırılabilir, azaltılabilir veya kaldırılabilir. Kaldırma davası, nafaka yükümlüsünün ekonomik durumunda olumsuz değişiklik ya da nafaka alanın ekonomik durumunda iyileşme iddiasına dayanır.

Evlilik birliğinin temelinden sarsılması nasıl ispatlanır?

Eşlerin karşılıklı kusurları tanık, mesaj kayıtları, banka hareketleri, sosyal medya paylaşımları, darp raporu, işyeri kayıtları ve sosyal inceleme raporu gibi delillerle ortaya konur. Kusur derecesinin karşılaştırılması tazminat ve yoksulluk nafakası kararını doğrudan etkiler. Hukuka aykırı biçimde elde edilmiş delillerin değerlendirilmesi tartışmalıdır; hâkim somut olayda bu delillerin değerlendirilip değerlendirilmeyeceğini karar verir.

Velayet mutlaka anneye mi verilir?

Türk hukukunda anne lehine yasal bir karine yoktur; kriter çocuğun üstün yararıdır. Yaş, bakım ihtiyacı, duygusal bağ, ebeveynlerin kapasitesi, çalışma koşulları somut olayda tartılır. Bebeklik döneminde çoğu zaman anne lehine sonuç çıksa da genç yaş grubundaki çocuklar için baba velayeti de verilebilir.

Uzaklaştırma kararı için boşanma davası açmak şart mı?

Hayır. 6284 sayılı Kanun kapsamındaki uzaklaştırma kararları boşanma davasından bağımsız olarak talep edilebilir. Mülki amir veya aile mahkemesi bu kararları verir.

Mal paylaşımı davası hangi mahkemede açılır?

Mal rejimi tasfiyesi davaları aile mahkemesinde görülür. Yetki bakımından TMK 214. madde uygulanır; boşanma kararı veren mahkeme, davalının yerleşim yeri ya da eşlerin birlikte son oturdukları yer mahkemesi yetkilidir.

Düğün hediyesi olarak verilen altınlar mal paylaşımına girer mi?

Düğün takıları, Yargıtay’ın istikrarlı yaklaşımında kural olarak kadının kişisel malı sayılmaktadır. Takının erkeğe takılması ya da harcanması ispat edilmedikçe kadın tarafından geri istenebilir. İstisnai durumda takıyı erkeğe özgü olarak düşünmek için somut ve güçlü kanıt gerekir.

Çocuk kaç yaşında velayet konusunda görüşünü söyleyebilir?

Uygulamada çocuk yaklaşık sekiz yaşından itibaren dinlenir; pedagog eşliğinde mahkeme önünde ya da rapor yoluyla görüşü alınır. Ancak çocuğun görüşü hâkim için kural olarak bağlayıcı değildir; çocuğun üstün yararıyla birlikte değerlendirilir.

Evlilik dışı doğan çocuğun mirasçılığı nasıl olur?

Çocuğun baba ile soybağı tanıma veya babalık davasıyla kurulduktan sonra baba yönünden de mirasçı sıfatı doğar. Soybağı kurulmadan miras talebi dinlenmez. Annenin mirasçılığı ise doğumla zaten kuruludur.

Yurt dışında yaşayan eş boşanma davası açabilir mi?

Evet. Türk vatandaşı eş yurt dışında olsa bile Türk aile mahkemelerinde dava açabilir; yabancı eşin bulunduğu ülkeye tebligat HMK 124 ve Uluslararası Tebligat Sözleşmeleri çerçevesinde yapılır. Yabancı mahkeme kararının Türkiye’de tanınması ve tenfizi 5718 sayılı MÖHUK 50 ile 63. maddelerindeki kurallara göre ilerler.

Boşanma davasında avukat tutmak zorunlu mu?

Hukuken zorunlu değildir; ancak delil yönetimi, tanık listesi, bilirkişi itirazı ve ara kararlarla ilgili itirazlar tek celsede kritik önem taşır. Avukatın desteği süreci hem hızlandırır hem de ileride açılması gereken ek davaları öngörüp zamanaşımı riskini azaltır.

Nafaka borcu ödenmezse ne olur?

Nafaka borcu ödenmediğinde icra takibi başlatılır. Bordro haczi, banka hesap haczi ve araç haczi gibi yollar gündeme gelir. İİK 344 uyarınca şikâyet üzerine nafaka yükümlüsü hakkında tazyik hapsi kararı verilebilir; nafaka ödenince hapis düşer. Şikâyet süresi üç aydır; süre içinde başvurulmayan döneme ilişkin nafaka için ayrı şikâyet gerekmez ancak hapsen tazyik yaptırımı kaybolur.

Boşanma sonrası soyadı değişir mi?

TMK 173. madde kadının boşanma ile evlenmeden önceki soyadını geri alacağını söyler. Kadın, menfaati varsa ve kocanın zarar görmeyeceği açıksa, mahkeme kararı ile koca soyadını kullanmaya devam etmesine izin verilmesini isteyebilir. Anayasa Mahkemesi kararları çerçevesinde uygulamada kadının doğum soyadı yanında koca soyadını birlikte kullanma tercihi de tartışılagelmiş bir meseledir.

Aile konutu şerhi eşin itirazına rağmen konulabilir mi?

Aile konutu şerhi, malik olmayan eşin tek taraflı talebiyle tapu müdürlüğüne konulur. Malik eşin rızası aranmaz; ancak malik eş şerhin yanlış konulduğunu düşünüyorsa şerhin terkini için aile mahkemesine başvurabilir. Mahkeme somut olayda taşınmazın gerçekten aile konutu olup olmadığını inceler.

Anlaşmalı boşanmadan sonra pişman olursam ne yapabilirim?

Karar kesinleşmeden istinaf yoluna başvurulabilir; kesinleşme sonrası ise boşanma kararının iptali mümkün değildir. Buna karşılık nafaka ve kişisel ilişki gibi hükümler değişen koşullara bağlı olarak yeniden değerlendirilebilir. Protokol dışında kalmış olan mal rejimi tasfiyesi kararı varsa ayrı dava ile ileri sürülebilir.

Yurt dışında alınan boşanma kararı Türkiye’de geçerli midir?

Yabancı mahkeme kararları Türkiye’de kendiliğinden hüküm doğurmaz. 5718 sayılı MÖHUK 50 ile 63. maddeleri çerçevesinde tanıma ya da tenfiz davası açılarak Türk hukukunda sonuç doğurabilir. Tanıma, kararın Türkiye’de kesin hüküm etkisine kavuşmasını sağlar; tenfiz ise icra edilebilirlik kazandırır. Nüfus müdürlüğüne başvuruyla da bazı hallerde doğrudan kayıt güncellemesi mümkündür; ancak nafaka, velayet ve tazminat gibi hükümlerin icrası için tenfiz gerekir.

Çocuk teslim edilmiyorsa ne yapılabilir?

Velayet kararının kesinleşmesine karşın çocuk teslim edilmiyorsa icra müdürlüğü aracılığıyla çocuğun teslimine ilişkin ilamın icrası talep edilir. İİK 25/b hükmü çocuk teslimi icrasına özel bir düzenleme içerir. Teslim sırasında kolluk ve pedagog görevlendirilir. Kişisel ilişki engelleniyorsa icra takibi yanında TCK 234 kapsamında çocuğun alıkonulması suçu bakımından Cumhuriyet Başsavcılığı’na şikâyet yapılabilir.

İlgili Rehberler ve Ücretsiz Ön Görüşme

Aile hukuku süreçleri çoğu zaman başka hukuk dallarıyla iç içe geçer. Edinilmiş mal niteliğindeki kripto varlıklar bakımından kripto boşanma mal paylaşımı rehberi, terekeye geçmiş kripto hesaplar için kripto miras avukatı rehberi, miras paylaşımına giren gayrimenkuller için miras hukuku avukatı rehberi okunabilir. Aile konutu satış uyuşmazlıklarında gayrimenkul avukatı rehberi, uzaklaştırma sonrası ceza soruşturmalarında ceza avukatı rehberi, nafaka takibinde icra iflas avukatı rehberi, boşanma tazminatı bakımından tazminat avukatı rehberi yol gösterici olabilir. Boşanma sonrası velayet ve maddi kayıp davalarında vergi hukuku avukatı, yabancı eş bulunan evliliklerde yabancılar hukuku avukatı, aile şirketi uyuşmazlıklarında ticaret hukuku avukatı, çocuk ve ebeveyn arasındaki sigorta tazminatlarında sigorta avukatı, mesleki faaliyetten doğan gelirin mal rejimi tartışmalarında inşaat hukuku avukatı, velayet değişiminin eğitim kurumuna etkisinde eğitim hukuku avukatı, psikolojik destek süreçlerinde sağlık hukuku avukatı, arabuluculuk imkânları için arabuluculuk avukatı ve bankacılık kredilerinde ortak borçluluk için banka ve finans hukuku avukatı rehberleri ayrıntılı bilgi sunar.

Ücretsiz Ön Görüşme

Boşanma, velayet, nafaka, mal paylaşımı ve 6284 koruma başvurusu gibi konularda Alyar Hukuk & Danışmanlık ücretsiz ön görüşme imkânı sunar. Randevu için 0545 199 25 25 numarasını arayabilir ya da info@bilalalyar.av.tr adresinden yazılı başvuru gönderebilirsiniz.

Cevizli Mahallesi, Enderun Sokak No:10C D:58, 34865 Kartal / İstanbul.

Hukuki uyarı: Bu rehberdeki bilgiler genel niteliktedir ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Her somut olayın kendine özgü koşulları bulunur; karar vermeden önce bir aile hukuku avukatı ile görüşülmesi önerilir. Mevzuat değişiklikleri içeriğin güncellenmesini gerektirebilir; son tarihli resmi kaynakların kontrolü okuyucunun sorumluluğundadır.

İletişim

Cevizli Mahallesi Enderun Sokak No:10C Daire:58
34865 Kartal/Istanbul
+90 545 199 25 25
info@bilalalyar.av.tr

Hizmet Alanları

Kripto Para Hukuku
Bilişim Hukuku
Ceza Hukuku
Şirketler Hukuku
Aile ve Boşanma Hukuku
İş Hukuku

Yasal

KVKK Aydınlatma Metni
Gizlilik Politikası
Çerez Politikası
Blog

Sosyal Medya

LinkedIn
Instagram
X (Twitter)
TikTok


İstanbul Barosu Sicil No: 54965

© 2026 Av. Bilal Alyar - Tüm hakları saklıdır.