Banka ve Finans Hukuku Avukatı | 5411 Bankacılık, 6362 SPK, 6493 Ödeme, 6361 Finansal Kiralama, MASAK

Aşağıdaki rehber bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Banka ve finans hukukunda yer alan düzenlemeler BDDK, SPK, TCMB, TMSF ve MASAK tarafından sıklıkla güncellenir; somut uyuşmazlıklarda Alyar Hukuk & Danışmanlık ile doğrudan görüşmeniz önerilir.

Banka ve finans hukuku; mevduat toplayan kurumlardan sermaye piyasası aracı kuruluşlarına, ödeme sistemi şirketlerinden finansal kiralama ve faktoring firmalarına kadar çok katmanlı bir regülasyon alanını kapsar. İstanbul Finans Merkezi’nin (İFM) faaliyete geçmesi, Türk lirasının yabancı yatırımcı için yeniden cazip hale getirilmesi politikaları, BDDK’nın kredi kullandırım sınırlamaları, SPK’nın kripto varlık hizmet sağlayıcılarına yönelik yeni lisans rejimi ve TCMB’nin makro ihtiyati araçları; bu alanda faaliyet gösteren şirketler ve yatırımcılar için hukuki riskin her yıl yeniden hesaplanmasını gerektirmektedir. Aşağıdaki rehber, Alyar Hukuk & Danışmanlık’ın İstanbul Kartal merkezli ofisinden yürüttüğü banka ve finans dosyalarında en sık karşılaşılan konu başlıklarını; kanun maddelerine, yönetmelik hükümlerine ve yargı pratiğine bağlı kalarak sunar.

Ücretsiz ön görüşme
Kredi sözleşmesi itirazı, BDDK cezası, halka arz izahnamesi, PSP lisansı veya VIOP pozisyonu uyuşmazlığı için Av. Bilal ALYAR ile telefonda ilk değerlendirme yapabilirsiniz.

0545 199 25 25

Öne Çıkan Üç Nokta

  • Lisans ve denetim ayrımı: Mevduat ve katılım bankaları 5411 sayılı Bankacılık Kanunu uyarınca BDDK denetimine, aracı kurumlar 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu uyarınca SPK denetimine, ödeme kuruluşları ve e-para şirketleri ise 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri Kanunu uyarınca TCMB denetimine tabidir; her üç rejimde de faaliyet izni alınmadan yapılan işlemler izinsiz bankacılık suçunu oluşturabilir.
  • Tüketici–ticari ayrımı: Bireysel müşteriye kullandırılan kredi, kredi kartı ve konut kredisinden doğan uyuşmazlıklar 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ve bağlı yönetmelikler çerçevesinde tüketici hakem heyeti veya tüketici mahkemesi önünde görülürken; ticari kredi, sendikasyon ve project finance dosyaları ticari mahkeme veya tahkim yolunda çözüme bağlanır. Davanın açılacağı yer, hem görev hem yetki bakımından sözleşmenin niteliğine göre belirlenir.
  • İdari ve adli yaptırım çokluğu: Finansal bir işlem aynı anda BDDK idari para cezası, SPK idari yaptırımı, MASAK yükümlülük ihlali, TCMB kambiyo cezası ve TCK kapsamında cezai soruşturma konusu olabilir. Alyar Hukuk, bu paralel süreçlerin birbirini etkileyen delil ve zamanaşımı dinamiklerini bütüncül yöneten bir savunma stratejisi kurar.

Banka ve Finans Hukuku Nedir, Hangi İşlemleri Kapsar?

Dar anlamda banka hukuku, mevduat ve katılım fonu toplama yetkisine sahip kuruluşların kuruluşundan tasfiyesine kadar uzanan süreci düzenler. Geniş anlamda finans hukuku ise bu çekirdek etrafında ödeme sistemleri, sermaye piyasaları, finansal kiralama, faktoring, varlık yönetim şirketleri, emeklilik şirketleri, sigorta ile yeni nesil kripto varlık hizmet sağlayıcılarını ve fintech girişimlerini içerecek biçimde genişler. Her alt dal, kendi özel kanununa ve denetim otoritesine sahip olsa da ortak bir zemin üzerinde hareket eder: kredi ilişkisinin, tasarrufun, ödeme talimatının ve yatırımcı sözleşmesinin sözleşme hukuku (TBK) ile şirketler hukuku (TTK) ekseninde ele alınması.

Alyar Hukuk & Danışmanlık, dosya çalışmasında önce işlemin finansal niteliğini tespit eder. Aynı belge, bakanlar kurulunda kredi gibi görünse de hukuken leasing, factoring veya yatırım danışmanlığı sözleşmesi olarak nitelendirilebilir. Nitelendirme, hangi mahkemenin yetkili ve görevli olduğuna, zamanaşımının hangi hükme bağlandığına, banka lehine teminatın ne ölçüde uygulanabileceğine ve vergisel rejime kadar uzanan sonuçlar doğurur. Bu bölüm, banka ve finans uyuşmazlıklarında nitelendirme sorunlarına giden yolu ana hatlarıyla ortaya koyar.

Ulusal ve Uluslararası Mevzuat Mimarisi

Türk banka ve finans hukukunun çekirdek kodeksi, 1/11/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’dur. Kanun; bankaların kuruluş ve faaliyet izni, ortaklık yapısı, yönetim ilkeleri, koruyucu hükümler, denetim, kriz yönetimi, suçlar ve cezalara dair 174 maddeyi barındırır. Kanun hükümlerini tamamlayan ikincil mevzuat arasında Bankaların İzne Tabi İşlemleri Yönetmeliği, Bankaların Kredi İşlemlerine İlişkin Yönetmelik, Özkaynaklar Yönetmeliği, Sermaye Yeterliliği Yönetmeliği, Kredilerin Sınıflandırılması ve Bunlar İçin Ayrılacak Karşılıklar Hakkında Yönetmelik ile Basel III çerçevesini Türk hukukuna aktaran düzenlemeler bulunur.

Sermaye piyasası alanında 6/12/2012 tarihli 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu temel metindir. Yatırım hizmetleri ve faaliyetleri, kolektif yatırım, halka arz, izahname, manipülasyon ve içsel bilgi suçları, önemli nitelikte işlemler ve ayrılma akçesi bu kanunda düzenlenir. Yanında III-39.1 Yatırım Kuruluşlarının Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkında Tebliğ, II-5.1 İzahname Tebliği, VII-128.1 Payların Kurul Kaydına Alınması Tebliği ve III-48.1 Yatırım Fonlarına İlişkin Esaslar Tebliği gibi ikincil metinler uygulamayı şekillendirir.

Ödeme sistemleri, e-para ve PSP rejimi 20/6/2013 tarihli 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun ile TCMB Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para İhracı Yönetmeliği ekseninde şekillenir. Finansal kiralama, faktoring, finansman ve tasarruf finansman faaliyetleri ise 21/11/2012 tarihli 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunu’nda düzenlenir.

Tüketici ayağında 28/11/2013 tarihli 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ile Tüketici Kredisi Sözleşmeleri, Konut Finansmanı Sözleşmeleri, Mesafeli Sözleşmeler ve Finansal Tüketici Hakem Heyetleri yönetmelikleri uygulanır. Kredi kartları için 23/2/2006 tarihli 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu özel bir rejim kurar. Kambiyo mevzuatı, 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun ve bu kanuna dayanılarak çıkarılan 32 sayılı Karar tarafından oluşturulur.

Uluslararası düzlemde Basel III ve geliştirilmesi devam eden Basel IV standartları, BIS (Bank for International Settlements) ve Basel Komite tarafından şekillendirilir; Türk bankacılık sistemi BDDK yönetmelikleri yoluyla bu çerçeveye uyumlu hale getirilir. Avrupa Birliği MiFID II, CRD V/CRR II, PSD2 ve MiCA (Markets in Crypto-Assets) düzenlemeleri; AB’ye üye olmayan Türkiye için doğrudan bağlayıcı olmasa da Türk şirketlerinin AB sınırında faaliyeti, euroclear üzerinden saklama ve sendikasyon finansmanı nedeniyle uygulamayı doğrudan etkiler. FATF tavsiyeleri ise MASAK mevzuatının omurgasını oluşturur.

BDDK, TCMB, SPK, TMSF ve MASAK — Kurumsal Çerçeve

Türk banka ve finans sisteminin denetim mimarisi beş kurum üzerine kuruludur. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), 5411 sayılı Kanun m.82 ile kurulmuş kamu tüzel kişiliğine sahip idari kurum olup mevduat, katılım, kalkınma ve yatırım bankaları ile finansal kiralama, faktoring, finansman, tasarruf finansman, varlık yönetim şirketleri ve dövize endeksli kredilerin denetiminden sorumludur. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 1211 sayılı Kanun çerçevesinde para politikasının yanında 6493 sayılı Kanun kapsamındaki ödeme sistemleri ve kuruluşlarının lisanslama-denetim yetkisini yürütür. Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), 6362 sayılı Kanun m.117 vd. uyarınca kurulmuş olup yatırım kuruluşları, halka arz, yatırım fonları, bağımsız denetim kuruluşları ve kripto varlık hizmet sağlayıcılarının gözetiminden sorumludur.

Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF), 5411 sayılı Kanun m.111 vd. uyarınca mevduat ve katılım fonu güvencesi vererek banka iflasında tasarruf sahiplerinin güvence tutarında alacaklarını ödemekte ve el konulan bankaların tasfiyesini yürütmektedir. Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı (MASAK), 11/10/2006 tarihli 5549 sayılı Kanun m.19 uyarınca Hazine ve Maliye Bakanlığı bünyesinde suç gelirlerinin aklanması ve terörizmin finansmanıyla mücadeleden sorumlu merkezi istihbarat birimidir. FATF 40 Tavsiyesi ve ilgili 5 Özel Tavsiyesi ile uyum, MASAK koordinasyonunda sağlanır.

Bu beş kurumun yetki çatışması, uygulamada sık karşılaşılan bir sorun alanıdır. Kripto varlık işlemleri, 19/11/2025 tarihli değişikliklerle artık SPK yetkisine girerken, BDDK’nın “kripto varlıkların ödemelerde kullanılamayacağına” ilişkin 16/4/2021 tarihli Yönetmeliği yürürlükte kalmakta ve TCMB’nin dijital Türk lirası pilotları ile kesişmektedir. Alyar Hukuk, çok regülatörlü dosyalarda yetki çakışması riskini her zaman öncelikle değerlendirir; bir kuruma yapılan bildirimin, diğer kurum nezdindeki süreçlere etkisini dikkate alır.

Bankacılık Faaliyetleri, Lisans ve İzinsiz Bankacılık Suçu

5411 sayılı Kanun m.4; bankaların faaliyet alanını mevduat ve katılım fonu kabulü, nakdi, gayri nakdi her cins ve surette kredi verme işlemleri, yurt içi ve yurt dışı transferler, çek ve diğer kambiyo senetlerinin iskontosu, sermaye piyasası araçları ve kıymetli maden-taş alım satımı ile muhafazası, faktoring ve forfaiting, vadeli işlem ve opsiyon, finansal kiralama, sigorta acenteliği, portföy yönetimi, yatırım danışmanlığı gibi otuz bir bentlik bir liste olarak sayar. Bu faaliyetlerden hangilerinin hangi banka türü tarafından icra edilebileceği, kanunun m.5 ile banka türlerine göre sınıflandırılır: mevduat bankaları, katılım bankaları ve kalkınma-yatırım bankaları.

Kanun m.6, bankacılık faaliyetinde bulunabilmek için BDDK’dan kuruluş izni ve faaliyet izni alınmasını zorunlu tutar. Kuruluş izni almadan faaliyet gösterenler hakkında m.150’deki izinsiz bankacılık suçuna ilişkin 3 yıldan 5 yıla kadar hapis ve adli para cezası öngörülür; ayrıca faaliyete konu değerin iki katına kadar ağır idari para cezası uygulanır. Yetkisiz mevduat toplanması, saadet zincirleri, piramit yatırım programları ve çevrimiçi “yüksek getiri” vaatleri bu suçun tipik uygulama alanlarıdır. Alyar Hukuk & Danışmanlık, izinsiz bankacılık soruşturmalarında, hem finansal delil (hesap hareketleri, blockchain izi, reklam arşivi) hem de sözleşmesel nitelendirme (yatırım danışmanlığı iddiası, holdingleşme savunması) üzerinden savunma şekillendirmeyi değerlendirir.

Yeni kurulacak mevduat bankaları için 5411 sayılı Kanun m.7 uyarınca asgari nakden ödenmiş sermaye 2026 itibariyle güncellenmiş tutar üzerinden BDDK tebliğlerine göre belirlenir. Banka kurucularında aranan şartlar arasında müflis olmamak, konkordato ilan etmemiş olmak, gerekli mali güç ve itibarı taşımak, 5411 m.8 çerçevesinde kanunun belirlediği suçlardan mahkûmiyet bulunmamak sayılır. Yabancı banka şubesinin Türkiye’de açılması için BDDK izni ayrıca gerekli olup, m.9 şartlarına uyum aranır.

Mevduat, Katılım Fonu ve Tasarruf Mevduatı Güvencesi

Mevduat, 5411 sayılı Kanun m.3’te “yazılı ya da sözlü olarak veya herhangi bir şekilde halka duyurulmak suretiyle ivazsız veya bir ivaz karşılığında, istendiğinde ya da belli bir vadede geri ödenmek üzere kabul edilen para” olarak tanımlanır. Katılım fonu ise “özel cari hesap ve katılma hesapları yoluyla fon toplanması” biçiminde açıklanır. Mevduat ile ödünç arasındaki fark, uygulamada 5411 sayılı Kanun m.60 ve m.61’de açıkça çizilir; grup içi borçlanma veya ortaklar arasındaki ödünç ilişkileri belirli limitler ve yazılı sözleşme şartı altında mümkün olup halktan fon toplama olarak yorumlanmaz.

Tasarruf Mevduatı Sigortası, 5411 sayılı Kanun m.63 ve TMSF Yönetmeliği çerçevesinde 2026 yılı için güncellenen tutarda tasarruf sahibinin nezdindeki mevduatının ve katılım fonunun güvence altına alınması demektir. Güvenceye tabi olmayan kalemler arasında bankanın yönetim kurulu üyelerinin, denetçilerinin, genel müdürünün ve bunların birinci derece yakınlarının mevduatı ile kanun dışı yollardan elde edildiği tespit edilen paralar yer alır. Tasarruf mevduatının türü, parasal tutarı ve vade dağılımı, banka tasfiye sürecinde önceliklendirmeyi doğrudan etkiler.

Mevduat hesabındaki paranın banka tarafından üçüncü kişilere verilmesi, haksız fiil veya sözleşme sorumluluğu doğurabilir. Banka görevlisinin dikkatsizliği veya kasıtlı davranışı sonucu gerçekleşen yetkisiz transferlerde, 5411 sayılı Kanun m.146 idari yaptırımı işletilirken ayrıca TBK m.49 ve m.50 kapsamında müvekkile tazminat borcu doğar. Alyar Hukuk & Danışmanlık, yetkisiz havale uyuşmazlıklarında öncelikle bankanın BDDK’ya şikâyet süreci ile tüketici hakem heyeti veya tüketici mahkemesi yolunu paralel yürütür; elektronik kanıt (SMS/OTP, IP, cihaz parmak izi) bankadan HMK m.219 ibraz kuralları çerçevesinde talep edilir.

Kredi Sözleşmeleri, Genel Kredi Sınırları ve Risk Grubu

Kredi, 5411 sayılı Kanun m.48’de “bankalarca verilen nakdî krediler ile teminat mektupları, karşı teminat mektupları, kefaletler, aval, ciro, kabul gibi gayrinakdî krediler ve bu niteliği haiz taahhütler, satın alınan tahvil ve benzeri sermaye piyasası araçları, tevdiatta bulunmak suretiyle ya da herhangi bir şekil ve surette verilen ödünçler, varlıkların vadeli satışından doğan alacaklar, vadesi geçmiş nakdî krediler, tahakkuk etmekle birlikte tahsil edilmemiş faizler, gayrinakdî kredilerin nakde tahvil olan bedelleri, ters repo işlemlerinden alacaklar, vadeli işlem ve opsiyon sözleşmeleri ile benzeri diğer sözleşmeler nedeniyle üstlenilen riskler, ortaklık payları” biçiminde geniş kapsamlı tanımlanır. Bu tanım, risk gruplarının hesaplanmasında da esas alınır.

Kanun m.54, bir bankanın dâhil olduğu risk grubuna kullandırabileceği kredi sınırını, bankanın özkaynaklarının %25’i olarak belirler. Tek bir kişiye veya risk grubuna kullandırılabilecek kredi sınırı ise yine özkaynakların %25’ini geçemez. Kredi kararlarının alınmasına ilişkin kurul yapısı, yetki devri, onay mekanizması ve karşılık ayırma yükümlülüğü m.51 ile detaylandırılır. Kanun m.52, bağlantılı kredilerin toplam tutarının özkaynakların 8 katını aşamayacağına dair büyük kredi limitini koyar. Bu sınırların ihlali, m.146 uyarınca idari para cezasına ve ilgili yöneticiler bakımından sorumluluğa yol açar.

Kredi sözleşmesinin hukuki niteliği, TBK m.393 çerçevesinde tüketim ödüncü sözleşmesi olarak kabul edilir; ancak özel düzenlemeler bu genel rejimin birçok noktada üstüne çıkar. Özellikle 6361 sayılı Kanun kapsamındaki “finansman sözleşmesi” ile 6502 sayılı Kanun kapsamındaki “tüketici kredisi sözleşmesi”, lehe düzenleyici hükümler yönünden öncelik taşır. Alyar Hukuk, kredi belgelerini hazırlarken veya itiraz ederken öncelikle sözleşmenin bu üç alt tipten hangisine dâhil olduğunu tespit ederek buna göre bir iç referans tablosu oluşturur.

Tüketici Kredisi, Cayma Hakkı ve Erken Ödeme İndirimi

6502 sayılı Kanun m.22; tüketici kredisi sözleşmesini “tüketicinin, bir finansal hizmet sağlayıcıdan borç aldığı bir sözleşme” olarak tanımlar ve sözleşmenin asgari unsurlarını m.23-25 arasında sayar. Sözleşmenin yazılı veya kalıcı veri saklayıcısı aracılığıyla kurulması, sözleşmenin bir örneğinin tüketiciye verilmesi, efektif yıllık faiz oranının (AER) hesaplanması, ödeme planının sunulması ve sigorta ürününün ayrı rıza olmaksızın zorunlu tutulmaması gibi şartlar, tüketicinin korunması mantığının temelini oluşturur.

Cayma hakkı, m.24 uyarınca tüketiciye sözleşme kurulmasından itibaren 14 gün içinde herhangi bir gerekçe göstermeksizin sözleşmeden dönme hakkı verir. Cayma hâlinde tüketici, o tarihe kadar işlemiş olan faiz ve ticari işletmenin kamu kurumlarına ödediği masrafları birlikte iade eder. Erken ödeme hakkı ise m.27’de düzenlenmiş olup tüketici sözleşmedeki borcunu vadesinden önce kısmen veya tamamen ödemek istediğinde, faiz ve faize bağlı ücretlerden oransal indirim hakkı doğar. Banka bu indirimi kendiliğinden hesaplayıp uygulamak zorundadır; tüketicinin ayrıca talep etmesi şart değildir.

Haksız şart denetimi, TBK m.20-25 ve 6502 m.5 kapsamında paralel olarak yürütülür. Tek yanlı değiştirme hakkı veren maddeler, gecikme durumunda orantısız cezalar, sigorta zorunluluğu dayatan hükümler ve temerrüt faizi üzerine eklenen ek masraflar yaygın haksız şart örnekleridir. Tüketici Hakem Heyeti’nin 2026 yılı için güncellenen parasal yetki sınırları altındaki uyuşmazlıklar hakem heyetinde çözülür; bu sınırın üzerinde kalan uyuşmazlıklar için tüketici mahkemesine başvurulur.

Konut Finansman Kredisi ve Mortgage Rejimi

5582 sayılı Konut Finansmanı Sistemine İlişkin Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile Türk hukukuna mortgage rejimi kazandırılmıştır. Halen uygulanan düzenleme 6502 sayılı Kanun m.32-40 ile birlikte “Konut Finansmanı Sözleşmeleri Yönetmeliği” tarafından şekillendirilir. Konut finansman kredisi, tüketicinin bir konut edinmesi amacıyla kullandığı, konut üzerinde ipotek kurulmak suretiyle teminata bağlanan bir finansman türüdür.

Yönetmelik m.4; sözleşme öncesi bilgi formunun tüketiciye makul süre önce verilmesini, ödeme planının, değişken faiz durumunda referans faizin, sigorta unsurlarının ve erken ödeme hakkının bilgi formunda ayrıntılı yer almasını zorunlu kılar. Sözleşmenin bir nüshasının tüketiciye verilmemesi, haksız şartın tüketiciyi bağlamayacağı sonucunu doğurur; bu durumda tüketici, söz konusu şarta dayanılarak yapılan tahsilatı istirdat edebilir. Erken ödeme tazminatı, sabit faizli konut finansmanı sözleşmesinde kalan vade 36 aya kadar ise %1, 36 aydan fazla ise %2’ye kadar uygulanabilir; değişken faizli sözleşmelerde tazminat alınamaz.

Temerrüt hâlinde takip süreci de genel krediden farklıdır. 6502 sayılı Kanun m.34 uyarınca tüketicinin birbirini izleyen en az iki taksitini ödemede temerrüde düşmesi ve banka tarafından en az 30 gün süre verilmesi şartıyla muacceliyet doğar. Konutun sat ve geri kirala (sale and leaseback) yoluyla finansmanı veya tevkifatlı konut satışları gibi yapılar 6361 sayılı Kanun kapsamına girerken; kooperatiflerle yapılan sözleşmeler KDV ve vergi rejimleri yönünden ayrı değerlendirme gerektirir.

Kredi Kartı, Asgari Ödeme ve Ek Kart Sorumluluğu

5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu; kart çıkaran kuruluşlar, kart hamili, harcama belgesi, üye işyeri ve yetkisiz kullanım gibi temel kavramları m.3’te tanımlar. Kanun m.24, kredi kartı sözleşmesinin yazılı şekilde yapılmasını, bir örneğinin tüketiciye verilmesini ve sözleşmede kart limiti, faiz oranları, yıllık aidat, gecikme faizi ve ücret-komisyonların açıkça belirtilmesini zorunlu kılar. Karttan doğan sorumluluk, kartın fiziki teslim tarihinden itibaren başlar; ek kart kullanıcısının işlemlerinden asıl kart hamili müteselsilen sorumludur.

Asgari ödeme tutarı, BDDK Kredi Kartı Yönetmeliği m.8’de kart limitine göre oranlanmıştır. Asgari ödeme tutarının üst üste belirli sayıda ödenmemesi, kartın ödemelere kapatılmasını ve ardından hesap kesim tarihi sonunda hukuki takip başlatılmasını gerektirir. Kartla yapılan yetkisiz işlemlerden doğan sorumluluk, 5464 sayılı Kanun m.12 uyarınca bildirim tarihinden öncesi için kart hamili adına sınırlı tutarla, bildirim sonrası için ise tamamen kart çıkaran kuruluş üzerinde kalır. Bildirim, kartın kaybolduğu veya çalındığı öğrenildikten sonra derhal ve ispat edilebilir bir yöntemle (çağrı merkezi kaydı, mobil uygulama bildirimi) yapılmalıdır.

Faiz uygulaması, BDDK ve TCMB’nin birlikte belirlediği tavanlar çerçevesinde yürütülür. Akdi faiz oranı, BDDK’nın TCMB’nin belirlediği azami akdi ve gecikme faizi oranlarını aşamaz. Bu oranı aşan sözleşme hükümleri 6502 sayılı Kanun m.5 çerçevesinde haksız şart oluşturur ve tüketiciyi bağlamaz. Alyar Hukuk, kredi kartı faiz uyuşmazlıklarında bu üç katmanlı denetimi (5464, 6502 ve BDDK tebliğleri) eş zamanlı olarak uygular.

Faiz Türleri, Bileşik Faiz Yasağı ve Değişken Faiz

Türk hukukunda faizin kaynakları üç katmanlıdır. Akdi faiz, sözleşmenin tarafları arasında serbestçe kararlaştırılan faiz olup 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.88-92’de sınırlamaları düzenlenir. Temerrüt faizi, borcun zamanında ödenmemesi hâlinde kanunun veya sözleşmenin belirlediği oran üzerinden işleyen faizdir. Yasal faiz ise 3095 sayılı Kanun m.1-2 uyarınca Cumhurbaşkanı kararıyla belirlenen oranda işler; ticari işlerde TCMB avans faiz oranı geçerlidir.

Bileşik faiz, anapara üzerine eklenen ve bir sonraki dönemde bu toplam tutara faiz yürütülmesi uygulamasıdır. TBK m.388 uyarınca ödünç sözleşmelerinde bileşik faiz yasak olmakla birlikte, 5411 sayılı Kanun m.144 ile bankacılık işlemlerinde bir istisna tanınır: bankaların kendi aralarındaki veya banka ile müşteri arasındaki ticari işlerde üç aydan kısa olmamak üzere faize faiz yürütülmesi serbesttir. Tüketici işleminde ise bileşik faiz yasağı, 6502 sayılı Kanun ve TBK genel hükümleri çerçevesinde katı biçimde uygulanır.

Değişken faizli sözleşmelerde referans faizin TRLIBOR, TLREF veya BDDK’nın kabul ettiği bir başka endeks olarak belirlenmesi, endeksin hesaplama yöntemi ve güncelleme sıklığı, nihai faizin hangi aralıkla güncelleneceği sözleşmede açıkça yer almalıdır. Aksi hâlde sözleşme hükmü haksız şart olarak nitelendirilir. Temerrüt faizinin akdi faizi %30’dan fazla aştığı hâller de TBK m.27 çerçevesinde ahlaka aykırılık denetimine tabi olabilir.

Menfi Tespit, İstirdat ve Hesap Özeti İtirazı

Banka ile müşteri arasındaki en sık uyuşmazlık türlerinden biri, hesap özeti veya icra takibine itiraz üzerinden açılan menfi tespit davalarıdır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.72 uyarınca menfi tespit davası, takibe konu borcun var olmadığının tespiti için açılır. Takibe karşı icra mahkemesinde itirazın kaldırılması süreci ile paralel ilerleyen menfi tespit, bankanın kart dekontu, havale talimatı veya kredi sözleşmesi üzerine kurduğu takibin esasını asliye ticaret veya tüketici mahkemesinde yeniden ele alır.

İstirdat davası ise takibe rağmen borcun ödenmiş olması durumunda açılır; bu davada davacı ödediği parayı geri ister. İstirdat davası için İİK m.72/6 uyarınca bir yıllık hak düşürücü süre işler. Menfi tespit davası, takibin kesinleşmesinden önce açıldığında %15 oranında teminat yatırılmasına karar verilebilir; takibin kesinleşmesinden sonra açıldığında bu teminat koşulu uygulanmaz.

Cari hesap sözleşmelerinde hesap özetine itiraz süresi, 6102 sayılı TTK m.94 uyarınca hesap özetinin tebliğinden itibaren bir aydır. Bu süre içinde itiraz edilmeyen hesap özeti, taraflar arasında kabul edilmiş sayılır. Ancak BDDK yönetmelikleri gereği banka, müşteriye hesap özetini düzenli olarak göndermek ve itirazın yapılabileceği kanalları belirtmekle yükümlüdür. Ters nitelikli ispat ile hesap özetinin yanlışlığı daha sonra da ileri sürülebilir; özellikle banka sisteminden kaynaklı hatalar, çift tahsilat ve yetkisiz işlemler bu istisna kapsamındadır.

İpotek, Ticari İşlemlerde Rehin ve Teminat Yönetimi

Finans işlemlerinin güvencesi, genellikle ipotek, rehin, kefalet, üstlenme taahhütleri ve sigorta kombinasyonlarıyla sağlanır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.850-938; taşınmaz rehni türlerini ipotek, ipotekli borç senedi ve irat senedi olarak düzenler. Bankacılık uygulamasında en yaygın olan ipotek, aktedildiği sırada kesin bir tutara bağlanabildiği gibi, üst limit ipoteği (azami meblağ ipoteği) olarak da kurulabilir. Üst limit ipoteği, banka ile müşteri arasındaki cari kredi ilişkisinden doğacak mevcut ve müstakbel tüm borçları belirlenen azami tutara kadar teminat altına alır.

Ticari işlemlerde rehin, 20/10/2016 tarihli 6750 sayılı Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu ile Türk hukukuna kazandırılmış olup, teslimsiz rehin imkânı sağlar. Stok, alacak, kira geliri, marka, fikri mülkiyet hakları ve ticari işletmenin kendisi üzerinde rehin tesis edilebilir. Rehin, Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu Sicil Yönetmeliği çerçevesinde Ticaret Sicil Müdürlüğü nezdinde tutulan TARES sicilinde tescil edildiğinde kurulur ve aleni hâle gelir.

Banka teminat mektubu, 5411 sayılı Kanun m.48 kapsamında gayri nakdi kredi olarak sayılır ve TTK m.10’daki ticari yaşamın genel hükümlerine tabidir. Üstlenme taahhüdü (TBK m.128) ile kefalet arasındaki ayrım, özellikle eşin rızası (TBK m.584) ve asıl borçlunun borcunun akıbetine bağlılık bakımından kritiktir. Banka “akreditif”, “karşı teminat mektubu”, “aval” ve “ödeme taahhüdü” başlıkları altında imzaladığı belgelerde, hangi hukuki kurumu amaçladığını tarihli yazışmalarla desteklemelidir.

Kefalet, Eşin Rızası ve Banka Kefaletleri

Kefalet sözleşmesi, TBK m.581-603 arasında düzenlenmiştir. Geçerliliği, m.583 gereği yazılı şekil ve kefilin sorumlu olacağı azami tutarın el yazısıyla belirtilmesi şartına bağlıdır. Ayrıca m.584 uyarınca gerçek kişi kefilin sözleşme kurulduğu sırada evli ise, eşinin yazılı rızası aranır. Eşinin rızası olmadan kurulan kefalet, kefaleti veren açısından bile baştan itibaren hükümsüzdür. Bankacılık pratiğinde kredinin verilmesi için imzalatılan “tekrar eden kefaletname” şablonlarında, eşin rızasının alındığına dair ayrı imza sayfası artık olmazsa olmazdır.

Müteselsil kefalet, TBK m.586 uyarınca kefilin ana borçlu ile birlikte müteselsilen sorumlu kılındığı türdür ve alacaklıya kefile de doğrudan başvurma hakkı verir. Adi kefalette ise alacaklı önce ana borçluya başvurmak ve sonuç alamaması hâlinde kefile yönelmek zorundadır. Banka kredilerinde kefalet hemen hemen her zaman müteselsil kefalet olarak kurulur. TBK m.598, kefaletin azami 10 yıl süreyle geçerli olacağını; aynı süreyi aşan kefaletlerin azami sürenin sonunda sona ereceğini öngörür. Bu süre, 2026 yılından itibaren 10 yılın dolması nedeniyle pek çok eski kredi kefalette tartışma konusu hâline gelmektedir.

Kefalet hukukunda ilk başvurulan savunmalar; eşin rızasının bulunmaması, azami tutarın el yazısıyla yazılmamış olması, kefaletin üst limit yerine cari hesap niteliğinde bir belirsiz sorumluluk kurması, banka tarafından ana borçluya ihbarın zamanında yapılmaması (TBK m.591), ana borcun yenilenmiş veya sulh yoluyla kapatılmış olması ve zamanaşımıdır. Banka, bu savunmaları aşmak için kredi belgelerinin ihtarlarının, ana borçluya ve kefillere ayrı ayrı gönderildiğini göstermek zorundadır.

Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri (6361)

6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunu, banka dışı finansal kurumların çatı düzenlemesidir. Kanun m.3; finansal kiralama sözleşmesini “kiralayanın kiracının talebi ve seçimi üzerine üçüncü kişiden veya bizzat kiracıdan satın aldığı veya başka suretle temin ettiği veya daha önce mülkiyetine geçirmiş bulunduğu malın zilyetliğinin, her türlü faydayı sağlamak üzere kira bedeli karşılığında kiracıya bırakılmasını öngören sözleşme” olarak tanımlar. Finansal kiralama bedellerinin toplamı, malın gerçek değerini temsil eder ve sözleşme süresi genellikle malın ekonomik ömrünün önemli bir bölümünü kapsar.

Finansal kiralamanın tescili, m.21 uyarınca Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Sicili’ne veya tapuda taşınmaz ise kiralayan adına tapuya tescil yoluyla yapılır. Tescil ile kiracının iflas veya haczi hâlinde finansal kiralama konusu mal kiralayanın mülkiyetinde kabul edilir ve iflas masasına dahil edilmez. Bu koruma, 6361 rejiminin mali kesime özgü üstünlük sağladığı en kritik noktadır.

Faktoring sözleşmesi, m.38 uyarınca mal veya hizmet satışından doğmuş fatura veya ona benzer belgelerle belgelendirilmiş alacakların, temlik yoluyla faktoring şirketine devrini içerir. Gerçek faktoring (rücusuz) ile rücu hakkı saklı tutulmuş (rücusuz) faktoring arasındaki ayrım, alacağın tahsil edilememesi hâlinde riskin kimde kalacağını belirler. Finansman şirketleri ise m.39 uyarınca genellikle taşıt, konut, işyeri veya kredi kartı tahsilatları gibi belirli alanlarda tüketici-ticari finansman sağlar; banka olmamakla birlikte tüketici hukuku açısından tüketici kredisine paralel rejim uygulanır.

Ödeme Hizmetleri, E-Para Kuruluşları ve Açık Bankacılık (6493)

6493 sayılı Kanun m.3; ödeme hizmetini para yatırma, çekme, ödeme işlemi gerçekleştirme, ödeme aracı ihracı, para havalesi ve ödeme başlatma hizmeti gibi alt kalemler halinde sayar. Ödeme hizmeti sağlamak isteyen şirketler, TCMB’den faaliyet izni almak zorundadır. Kanun, ödeme kuruluşu ve e-para kuruluşu olmak üzere iki ana tip tanır. E-para kuruluşları, müşterilerinin ileride kullanmak üzere yatırdığı paraları elektronik ortamda saklı tutar ve e-para ihraç eder.

Faaliyet izni alınırken sermaye yeterliliği (ödeme kuruluşu için asgari 1 milyon TL’ye kadar artırılmış tutar, e-para için 5 milyon TL ve üzeri), yönetim kurulu ve yönetici nitelikleri, iç kontrol, risk yönetimi, bilgi güvenliği ve mali tablolar gibi çok sayıda kriter aranır. TCMB’nin 2020 tarihli Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para İhracı Yönetmeliği ile sonradan çıkarılan Ödeme Hizmetlerinde TR Karekod Yönetmeliği ve Ödeme ve Elektronik Para Kuruluşlarının Bilgi Sistemleri Yönetmeliği, operasyonel standartları belirler.

Açık bankacılık rejimi, PSD2’ye benzer biçimde “hesap bilgisi hizmeti sağlayıcıları” (AISP) ve “ödeme başlatma hizmeti sağlayıcıları” (PISP) kavramlarını getirmiştir. TCMB’nin Açık Bankacılık API Standartları Kılavuzu uyarınca bankalar, müşterinin açık rızası bulunan veri ve ödeme başlatma taleplerini lisanslı üçüncü taraf sağlayıcılara API üzerinden sunmakla yükümlüdür. Alyar Hukuk, fintech girişimlerine hem TCMB lisans başvurusu aşamasında hem de KVKK, 6493 ve 6698 arası çakışmalarda uyum danışmanlığı sunmayı değerlendirir.

Sermaye Piyasası İhraç, İzahname ve Halka Arz (6362)

Sermaye piyasası aracı ihraçları 6362 sayılı Kanun m.4-22 arasında düzenlenir. Halka arz, ihraççının pay veya borçlanma aracı gibi sermaye piyasası araçlarını toplum nezdinde yapılan genel bir çağrı yoluyla satışa sunmasıdır. Halka arz için SPK’ya izahname başvurusu zorunludur. İzahname; ihraççı bilgileri, faaliyet alanı, finansal tablolar, risk faktörleri, ihraç edilecek aracın özellikleri, fon kullanım yeri ve bağımsız denetim görüşünü içeren, SPK tarafından onaylanmış bir kamuya duyurma belgesidir.

İzahnamenin eksik ya da yanıltıcı bilgi içerdiği tespit edilirse, Kanun m.10 uyarınca yatırımcıların zararının tazmini sorumluluğu ihraççı, aracılık yapan yatırım kuruluşu, bağımsız denetçi ve ilgili yöneticilerin müteselsil sorumluluğunu doğurur. Bu sorumluluk tüketici davalarındakine benzer biçimde özel bir ispat rejimi içerir; yatırımcı sadece zararın ve izahnamedeki kusurun varlığını ispat etmekle yükümlüdür.

Borsada işlem görmesi için Borsa İstanbul’a kotasyon başvurusu yapılır; bu başvuru Borsa İstanbul Kotasyon Yönergesi kriterlerine tabidir. 2025’te güncellenen Yıldız Pazar, Ana Pazar ve Alt Pazar eşikleri, halka arz sonrası halka açıklık oranı ve piyasa değeri kriterleri üzerinden belirlenir. Girişim şirketleri için BİST Girişim Sermayesi Pazarı ve Kitle Fonlaması III-35/A.2 Tebliği uyarınca paya dayalı kitle fonlaması farklı bir rejim sunar.

Yatırım Hizmetleri, Aracı Kurumlar ve Portföy Yönetimi

Yatırım hizmetleri, 6362 sayılı Kanun m.37’de alım satıma aracılık, halka arza aracılık, portföy aracılığı, yatırım danışmanlığı, portföy yöneticiliği, emir iletimi, bireysel portföy yöneticiliği, aracılık yüklenimi ve saklama hizmeti olarak sıralanır. Bu hizmetleri verecek yatırım kuruluşlarının SPK’dan faaliyet izni alması şarttır. Yatırım kuruluşları üç tipte gruplandırılır: kısıtlı yetkili, geniş yetkili ve tam yetkili aracı kurumlar. Her tip için sermaye yeterliliği, personel lisans belgeleri ve iç sistemler farklıdır.

Yatırımcılarla kurulan sözleşmeler çerçeve sözleşme niteliğindedir. Çerçeve sözleşmenin genel esasları III-39.1 Tebliği m.25-30 arasında düzenlenir. Yatırımcının profil testi yapılmalı, hizmetin niteliğine göre uygunluk-yerindelik testi sunulmalı, riskli ürünler için ayrı yazılı bilgilendirme verilmeli ve uygun olmayan ürünler yatırımcının bilgi seviyesinin dışına çıkıyorsa özel uyarı yapılmalıdır. Alyar Hukuk, aracı kurumlarla yatırımcılar arasındaki uyuşmazlıklarda bu prosedürel kontrolü sistematik olarak tarar; test evrakının eksik olması, tazminat hesabında yatırımcı lehine yorumlanmasını güçlendiren bir faktördür.

Portföy yönetim şirketleri, III-55.1 Tebliği’ne tabi olup yatırım fonlarının kurucusu ve yöneticisidir. Sözleşmeli portföy yönetimi, yatırımcı başına en az asgari tutar üzerinden kurulur ve portföy performansına bağlı başarı prim anlaşmaları içerebilir. Yerindelik testi, portföy yönetiminde uygunluk testinden ileri bir yatırımcı koruma aracı olarak zorunludur; eksik yerindelik testi, sözleşme kurulmamışlık veya haksız şart iddiasına zemin sağlar.

Kolektif Yatırım Kuruluşları — Fonlar, GYO ve GSYO

Kolektif yatırım kuruluşları 6362 sayılı Kanun m.52-55 ve tebliğler ekseninde düzenlenir. Yatırım fonları, III-52.1 Tebliği uyarınca borçlanma aracı, hisse senedi, karma, değişken, serbest, para piyasası, kıymetli maden, fon sepeti gibi türlere ayrılır. Borsa yatırım fonları (ETF) III-52.2 Tebliği altında düzenlenir ve borsada sürekli alım satımla birim pay değeri üzerinden işlem görür.

Gayrimenkul Yatırım Ortaklıkları (GYO), III-48.1 Tebliği; Girişim Sermayesi Yatırım Ortaklıkları (GSYO), III-48.3 Tebliği çerçevesinde faaliyet gösterir. Her iki ortaklık türü halka arz, portföy yapısı, bağımsız denetim, yönetim kurulu çoğunluğu ve dağıtılabilir kâr kısıtları yönünden özel rejime tabidir. Son yıllarda İstanbul Finans Merkezi’ne yönelik girişim sermayesi fonları, vergi istisnaları ve 5520 sayılı KVK m.5/B kapsamındaki kazanç indirimleri çerçevesinde yapılandırılmaktadır.

Gayrimenkul yatırım fonları (GYF) ve girişim sermayesi yatırım fonları (GSYF) ise III-52.3 ve III-52.4 Tebliğleri kapsamında nitelikli yatırımcıya özgü kolektif yatırım araçları olarak tanımlanır. Fon yatırımcılarının pay sahipliği, kurucu portföy yönetim şirketinin mutemet (trustee) benzeri sorumluluğunu ortaya çıkarır.

Manipülasyon, İçsel Bilgi ve Piyasa Suistimali Suçları

6362 sayılı Kanun m.106-108; bilgi suistimali (içsel bilgi), piyasa dolandırıcılığı (manipülasyon) ve aracı kurum yöneticilerinin sahte beyanları gibi sermaye piyasası suçlarını düzenler. Bilgi suistimali, içsel bilgiye ulaşan kişinin bu bilgiyi menfaat sağlamak için kullanmasıdır; 3 yıldan 5 yıla kadar hapis ve adli para cezası öngörülür. Piyasa dolandırıcılığı (manipülasyon), sermaye piyasası aracının fiyatını yapay olarak etkilemeye yönelik işlem veya emirlerdir; 2 yıldan 5 yıla kadar hapis ve yine adli para cezasıyla yaptırım altına alınmıştır.

İçsel bilgi kavramı, SPK’nın Özel Durumlar Tebliği (II-15.1) m.6’da tanımlanır. Bilgi, doğrudan veya dolaylı olarak ihraççıya veya sermaye piyasası aracına ilişkin olup henüz kamuoyuyla paylaşılmamış ise ve açıklandığında sermaye piyasası aracının fiyatını veya yatırımcıların yatırım kararlarını önemli ölçüde etkileyebilecek nitelikteyse içsel bilgidir. İçsel bilgiye erişimi olan kişiler listesi, şirket tarafından özel tabloda tutulmalıdır.

Manipülasyon iddialarında SPK tarafından düzenlenen denetim raporları, delil niteliği bakımından yargılamanın merkezine oturur. Emir-zaman-fiyat analizi, hesaplar arası ilişki tespiti, İP adresi ve telefon kayıtları, brokerin işlem istatistikleri Cumhuriyet Savcılığı dosyasına eklenir. Alyar Hukuk, sermaye piyasası suçları dosyalarında bağımsız bilirkişi raporu ve ikinci görüşle savunma şekillendirmeyi değerlendirir.

Derivatif, VIOP ve Türev İşlemlerin Hukuki Rejimi

Türev araçlar, 6362 sayılı Kanun m.3’ün (u) bendinde “bir sözleşme veya üç üzeri değişken oranın, mevcut veya gelecekteki alım veya satım veya takas işlemine ya da karşılıklı değiştirilmesine ilişkin söz konusu araç değerlerine dayanan” araçlar olarak tanımlanır. Vadeli İşlem ve Opsiyon Piyasası (VIOP), BİST bünyesinde faaliyet gösteren organize türev piyasasıdır. VIOP’ta endeks, pay, döviz, emtia ve metal üzerinde vadeli işlem (futures) ve opsiyon sözleşmeleri standart vade ve kontrat büyüklükleriyle işlem görür.

Tezgah üstü (OTC) türev işlemler, ISDA Master Agreement ile Credit Support Annex çerçevesinde kurulur; Türk hukuku ile uygulanacak hukuk seçimi, çoğu zaman İngiliz hukukuna bırakılır. Türkiye’de finansal teminat rejimi olarak 2016 değişikliği ile TTK m.950 çerçevesinde netting hükümleri güçlendirilmiştir. Banka kriz hâllerinde netting hükmünün iflas masasına karşı ileri sürülebilirliği, 5411 sayılı Kanun m.64/Ç ile özel olarak korunmuştur.

Kaldıraçlı işlemler (FX spot üzerinde kaldıraç), III-37.1 Tebliği çerçevesinde SPK gözetiminde yürütülen işlemlerdir. 2017’den itibaren kaldıraç oranı 1:10 ile sınırlandırılmış, başlangıç teminatı 50.000 TL’ye yükseltilmiş ve yatırımcı uygunluk testleri sıkılaştırılmıştır. Bu sınırlamalar, bireysel yatırımcının aşırı riskten korunmasını amaçlar.

Kripto Varlık Hizmet Sağlayıcıları — 7518 Sayılı Kanun

2/7/2024 tarihinde yürürlüğe giren 7518 sayılı Kanun; 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’na kripto varlık hizmet sağlayıcılarını (KVHS) ekleyerek kripto borsa platformlarını, saklayıcıları ve diğer hizmet sağlayıcıları SPK denetimi altına almıştır. Kanun değişikliği sonrası SPK tarafından 8/3/2025 tarihinde çıkarılan iki ana tebliğ KVHS’lerin kuruluş, faaliyet, sermaye ve teminat şartlarını düzenler.

Kripto varlık, m.35/B’de “dağıtık defter teknolojisi veya benzer bir teknoloji kullanılarak elektronik olarak oluşturulup saklanan, dijital ağlar üzerinden dağıtımı yapılan ve değer veya hak ifade edebilen gayri maddi varlıklar” olarak tanımlanır. Merkez Bankası dijital parası ve menkul kıymet niteliği taşıyan dijital araçlar bu tanımın dışındadır. Mevcut KVHS’ler, SPK başvurusunu 6 aylık geçiş süresi içinde tamamlamak zorundadır; faaliyet izni alamayan platformların faaliyetleri durdurulur ve müşteri varlıklarının iadesi SPK gözetiminde yapılır.

BDDK’nın 16/4/2021 tarihli “Kripto Varlıkların Ödemelerde Kullanılmamasına Dair Yönetmelik”i, kripto varlıkların ödeme aracı olarak kullanılmasını ve ödeme hizmeti sağlayıcılarının kripto ile entegre ödeme sistemi sunmasını yasaklamaya devam eder. Yani kripto varlık, yatırım nesnesi olarak SPK rejimi altında serbesttir; ancak ödeme aracı olarak kullanımı yasaktır. Bu çift yönlü çerçeve, fintech ve ödeme hizmeti şirketleri için dikkatli uyum çalışmasını zorunlu kılar.

Sendikasyon, Eurobond ve Sınır Ötesi Finansman

Büyük ölçekli project finance ve şirket alımlarının çoğu sendikasyon kredisi aracılığıyla finanse edilir. Sendikasyon kredisi, aynı borçluya birden fazla banka tarafından ortak bir sözleşme ve şartlar çerçevesinde verilen kredi biçimidir. Uluslararası uygulamada LMA (Loan Market Association) standart sözleşme şablonları kullanılır; Türk bankalarının dahil olduğu cross-border sendikasyonlarda sözleşme İngilizce olarak düzenlenir ve uygulanacak hukuk genellikle İngiliz hukuku olarak seçilir. Yetkili mahkeme ya da tahkim tercihi ise London Court of International Arbitration (LCIA) veya ICC olarak kararlaştırılabilir.

Türkiye’de yerleşik gerçek veya tüzel kişilerin yurt dışından döviz kredisi kullanımı, 32 sayılı Karar m.17’de düzenlenmiştir. Döviz geliri bulunan şirketler için bu kredi serbestçe kullanılabilirken; döviz geliri bulunmayan şirketler için yıllık kredi tutarı ile varlık yapısına bakılarak kısıtlama uygulanır. Kredi kullanımının TCMB’ye bildirimi, döviz tevdiat hesabı aracılığıyla yapılan ödemelerin mevzuata uygunluğu ve Merkez Bankası nezdinde kayıt altına alınması, sözleşmenin uygulamada etkin hâle gelmesinin koşuludur.

Eurobond ihracı, Türk şirketlerinin yabancı para borçlanma aracı olarak Londra veya Lüksemburg’da listelenen tahvil yoluyla yurt dışı sermaye piyasalarına erişimini sağlar. Eurobond ihraçları; Regulation S/144A yapıları, Prospectus Regulation (AB) uygulaması ve ikincil piyasa saklama rejimi (Euroclear, Clearstream) gibi uluslararası standartları içerir. SPK’ya yapılan başvuru, yurt içi yatırımcılara satış yapılıp yapılmadığına göre ihraç belgesi veya izahname biçiminde şekillenir.

Tahvil, Finansman Bonosu ve Varlığa Dayalı Menkul Kıymet

Tahvil, ihraççının belirli bir süre sonunda bedelini ödemeyi taahhüt ettiği borçlanma aracıdır. 6362 sayılı Kanun m.3’te “borçlanma aracı” çatısı altında toplanmış olup uygulama esasları VII-128.8 Borçlanma Araçları Tebliği’nde yer alır. Finansman bonosu, vadesi 1 yıldan kısa borçlanma aracı; tahvil ise vadesi 1 yıldan uzun borçlanma aracı olarak ayırılır. Kira sertifikaları ise III-61.1 Tebliği kapsamında Varlık Kiralama Şirketleri (VKŞ) tarafından ihraç edilen katılım finansmanı araçlarıdır.

Varlığa Dayalı Menkul Kıymet (VDMK) ve İpoteğe Dayalı Menkul Kıymet (İDMK) sırasıyla III-58.1 ve III-59.1 Tebliğleri kapsamında yapılandırılır. Bu menkul kıymetler, bankanın kredi portföyünü piyasa likiditesine çevirme işlevini görür ve Basel III sermaye yeterliliği uyumuna yardımcı olur. İpotek finansmanı kuruluşu (İFK), 5582 sayılı Kanun çerçevesinde kurulan özel amaçlı kuruluş olup konut kredisi portföylerini satın alarak menkul kıymetleştirir.

Proje finansmanı için proje bonosu, 7061 sayılı Kanun ile getirilen ve 6362 sayılı Kanun m.15 kapsamında özel bir ihraç kanalı oluşturmuştur. Proje bonosu, sadece belirli bir altyapı veya enerji projesi için ihraç edilir ve proje cash flow’u üzerinden servis edilir. Altyapı, enerji ve sağlık PPP yatırımlarının finansmanında bu araç yaygınlaşmıştır.

Banka Sırrı, Müşteri Sırrı ve Veri Paylaşımı (5411 m.73)

5411 sayılı Kanun m.73, banka ve müşteri sırrını koruma altına alır. Banka yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler, mensupları ve dışarıdan hizmet alınan bağımsız denetçi, danışman gibi kişiler görevleri dolayısıyla öğrendikleri sırları yetkili kurumlardan ve ilgili müşterisinden başkasına açıklayamaz. Sır saklama yükümlülüğü, görev ayrıldıktan sonra da devam eder. İhlal hâlinde hapis ve adli para cezası uygulanır; banka ayrıca idari yaptırımla karşılaşabilir ve müşteriye karşı tazminat sorumluluğu doğar.

Bununla birlikte m.73, vergi idaresi, adli merci, MASAK, BDDK, TCMB, SPK, TMSF gibi kurumlara bilgi paylaşımı zorunluluğunu da düzenler. Banka, müşterisinin Cumhuriyet Başsavcılığı talebiyle hesap hareketlerinin istenmesi veya MASAK şüpheli işlem bildirimi yapması gibi hâllerde yasal yükümlülüğü yerine getirirken sır yükümlülüğünü ihlal etmiş sayılmaz. Açık bankacılık kapsamında müşterinin rızası ile üçüncü taraf hizmet sağlayıcılara veri aktarımı, KVKK m.5 ve m.8 uyarınca açık rıza şartına bağlanmıştır.

Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (6698) ile 5411 m.73 paralel rejim oluşturur. Veri sorumlusu olarak banka, VERBİS kaydı, aydınlatma yükümlülüğü, veri güvenliği önlemleri ve veri ihlali bildirimi yükümlülüklerine tabidir. Veri ihlali hâlinde hem KVKK m.18 idari para cezası hem de 5411 m.73 kapsamında idari yaptırım ve cezai sorumluluk eş zamanlı doğabilir.

Kambiyo Mevzuatı, 32 Sayılı Karar ve Döviz Cinsi Borçlanma

Türk kambiyo rejimi 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun ve buna dayanılarak çıkarılan 32 sayılı Karar ile şekillenir. 32 sayılı Karar, döviz alım satımı, döviz ile borçlanma, döviz cinsi teminat, ihracat bedellerinin yurda getirilmesi, yurt dışına transfer, altın ithal ve ihracı ile kıymetli taş işlemleri gibi pek çok alanı düzenler. TCMB ve Hazine ve Maliye Bakanlığı ortak yürütmeyle rejimi güncel tutar; Resmî Gazete’de yayımlanan Tebliğler genelde kısa vadeli piyasa koşullarına göre çıkarılır.

13/9/2018 tarihli değişiklikle Türkiye’de yerleşik kişilerin kendi aralarında akdettikleri iş, hizmet ve eser sözleşmelerinde sözleşme bedelinin döviz veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması yasaklanmıştır. Daha sonra yapılan değişikliklerle konut ve iş yeri kira sözleşmeleri bakımından dövize endeks yasağı sürmekle birlikte, döviz geliri olan firmalar, transit ticaret, ihracat ve diğer istisnalar bakımından esneklikler tanınmıştır. Alyar Hukuk, sözleşmelerin bu yasağa uyumunu ücretsiz ön görüşmede değerlendirir; uyumsuzluk tespit edilen maddeler için ek protokol veya Türk lirasına dönüştürme çalışması önerilir.

İhracat bedellerinin yurda getirilmesine ilişkin İhracat Bedellerinin Yurda Getirilmesi Hakkında Tebliğ, döviz gelirinin süresi içinde Türkiye’ye transferini ve belirli bir oranının TCMB nezdindeki TL hesabına dönüştürülmesini öngörür. Bu zorunluluğa uyulmaması 1567 sayılı Kanun m.3 uyarınca idari para cezasına tabidir; ağırlıklı idari ceza ihracatçının ihracat kaydını da etkileyebilir. Cezaya itiraz 5326 sayılı Kabahatler Kanunu m.27 uyarınca sulh ceza hakimliğinde yapılır.

MASAK, FATF ve Suç Gelirlerinin Aklanması (5549)

5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun; yükümlülere kimlik tespit, şüpheli işlem bildirimi, sürekli iş ilişkisinde müşteri tanıma (KYC), risk değerlendirmesi ve iç kontrol gibi yükümlülükler yükler. Yükümlüler; bankalar, yetkili müesseseler, aracı kurumlar, sigorta şirketleri, finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketleri, portföy yönetim şirketleri, PTT, kripto varlık hizmet sağlayıcıları, serbest muhasebeciler, mali müşavirler, bağımsız denetim kuruluşları ve noterler gibi kapsamlı bir listede yer alır.

Şüpheli işlem bildirimi (ŞİB), yükümlülerin belirli bir işlem ya da müşteri davranışından şüphe duyması hâlinde MASAK’a gecikmeksizin bildirim yapma yükümlülüğüdür. ŞİB, Yükümlülerin Yükümlülüklerine İlişkin Yönetmelik m.18 ve MASAK Tedbirler Yönetmeliği çerçevesinde yürütülür. ŞİB yapılmaması veya eksik yapılması hâlinde idari para cezası, 5549 m.13 uyarınca tüzel kişi yükümlülere ayrıca ağır idari para cezası biçiminde uygulanır.

5237 sayılı TCK m.282, suç gelirlerinin aklanması suçunu tanımlar. Aklanmaya konu olabilecek suçlar (predicate offences) listesi, 2019 değişikliği ile geniş kapsamlı tutulmuş olup uyuşturucu ticareti, dolandırıcılık, rüşvet, kaçakçılık, silah ticareti gibi suçlardan elde edilen malvarlığının kaynağını gizlemek için yapılan ekonomik işlemler bu suçu oluşturur. 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu m.8 ise terörizmin finansmanı suçunu düzenler. Alyar Hukuk, MASAK soruşturmalarında dosyanın hem idari hem de cezai yönünü bütüncül değerlendirmeyi öne çıkarır.

TMSF, Banka İflası ve El Koyma Sürecinde Hukuki Süreç

Bir bankanın mali bünyesinin zayıflaması durumunda 5411 sayılı Kanun m.68-70, bankaya yönelik “zayıflayan mali bünye” raporlama sürecini düzenler. BDDK, bankaya düzeltici, iyileştirici ve kısıtlayıcı önlemler uygulama yetkisine sahiptir. Söz konusu önlemlere rağmen toparlanma sağlanamazsa BDDK, m.71 uyarınca bankanın faaliyet iznini kaldırma veya TMSF’ye devretme yoluna gidebilir. TMSF’ye devir, bankanın yönetim ve denetiminin Fona geçmesini sağlar.

TMSF, banka aktiflerini satma, bankanın bazı bölümlerini devretme, mevduat güvencesini ödeme ve gerektiğinde banka iflasını talep etme yetkilerini kullanır. İflasın ilanı, m.108 uyarınca asliye ticaret mahkemesinin kararıyla olur. Alacaklıların önceliklendirilmesi özel bir sıra düzenlemesine tabidir: teminatlı alacaklar, güvence kapsamındaki mevduat, güvence üzeri mevduat, devletin imtiyazlı alacakları ve genel nitelikteki alacaklar biçiminde sıralanır.

Bankanın yöneticilerinin ve denetçilerinin kusurları, 5411 sayılı Kanun m.110’daki özel sorumluluk hükümleri çerçevesinde değerlendirilir. Yöneticilerin kişisel malvarlığı, bankaya verdiği zarar tutarında dava edilebilir; çoğu dosyada bu sorumluluk milyar TL düzeylerine ulaşır. Alyar Hukuk, TMSF kapsamındaki dosyalarda hem alacaklı hem yönetici savunmaları yönünde deneyim değerlendirmesini yapar.

BDDK ve SPK İdari Yaptırımları ve İdari Yargı Denetimi

5411 sayılı Kanun m.146-149, BDDK tarafından verilen idari para cezası ve idari yaptırımları düzenler. İdari para cezası tutarı, 2026 yılı için güncellenen yeniden değerleme oranı çerçevesinde hesaplanır. Ağır ihlallerde faaliyet izni kaldırma, yönetim kurulu üyeliğinden men etme, işlem yasağı ve genel kurul iptali gibi yaptırımlar gündeme gelir. 6362 sayılı Kanun m.103-105 ise SPK idari yaptırımlarını benzer biçimde düzenler; manipülasyon, izinsiz yatırım hizmeti, içsel bilgi kullanımı gibi ihlaller kurul kararıyla cezalandırılır.

İdari yaptırım kararına karşı başvuru yolu, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.7 çerçevesinde 60 gün içinde idare mahkemesine açılan iptal davasıdır. Kurul kararının Resmî Gazete’de veya ilgiliye tebliği tarihinden itibaren süre işler. Yürütmenin durdurulması talebiyle açılan davada, BDDK kararının uygulanması mahkemenin vereceği karar aşamasına kadar durdurulabilir; bu karar özellikle yönetim kurulu üyeliğinden men kararlarında kritik önemdedir.

BDDK ve SPK kararlarına karşı açılan davalarda Danıştay’ın temyiz denetimi, mesleki yetersizlik yerine hukuka aykırılık ekseninde yürütülür. Yapılan işlemin idari amaca, takdir yetkisinin sınırlarına ve orantılılık ilkesine uyumu aranır. Alyar Hukuk, idari yargı aşamasında teknik dosyayı hem yargı diline hem de finansal mantığa uygun biçimde sunmaya çalışır.

İstanbul Finans Merkezi (İFM) ve 7412 Sayılı Kanun

22/6/2022 tarihinde yürürlüğe giren 7412 sayılı İstanbul Finans Merkezi Kanunu; İFM alanında faaliyet gösterecek finansal kuruluşlar için yönetici sertifikası, gümrük istisnası, vergi teşvikleri ve özel uyuşmazlık çözüm rejimi öngörür. Kanun kapsamında faaliyet belgesi alacak finansal kuruluşlar, yurt dışı finansman ve saklama faaliyetleri için özel vergi istisnasından yararlanabilir. Kurumlar vergisi kazanç indirimi, 5520 sayılı KVK m.10/1(i) ile İFM’de yerleşik bölgesel ve küresel yönetim merkezlerine özel olarak düzenlenmiştir.

İFM’de faaliyet gösterecek kuruluşlar için pasaport-hukuk rejimi, yurt dışı işletim merkezi kurulumuna benzer bir model sunar. Yabancı personel çalışma izni, 6735 sayılı Uluslararası İşgücü Kanunu ile entegre özel prosedürlere tabidir. Alyar Hukuk, İFM merkezli şubelerin kurulum ve faaliyet izni sürecinde BDDK, SPK ve TCMB başvurularının koordinasyonunu değerlendirir.

İFM uyuşmazlık çözümünde tahkim, 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu çerçevesinde ICC, ISTAC veya yeni kurulan İstanbul Finans Merkezi Tahkim Merkezi (İFM-TAHKİM) gibi merkezlerde yürütülebilir. Uluslararası yatırımcıların Türk hukuku yerine İngiliz veya İsviçre hukukunu tercih ettiği durumlarda, common law hukukçusu ile yerel hukukçunun birlikte çalıştığı yapılar yaygınlaşmaktadır.

Yatırım Tahkimi, ICSID ve İkili Yatırım Anlaşmaları

Türkiye, 1/11/1988 tarihinde ICSID Konvansiyonu’na (Investment Disputes between States and Nationals of Other States) taraf olmuştur. Yatırım uyuşmazlıklarında ICSID tahkimi, Türkiye’nin 82 ülke ile imzaladığı İkili Yatırım Anlaşmaları (BIT) çerçevesinde yabancı yatırımcıya başvurma hakkı sağlar. BIT’lerin en kritik hükümleri; adil ve eşit muamele, dolaylı kamulaştırmadan korunma, transfer serbestisi, ulusal muamele ve en çok kayrılan ülke muamelesi prensipleridir.

Banka ve finans işlemlerinde yatırım tahkimi, özellikle kamu bankalarına getirilen kısıtlamalar, yabancı bankaların şubelerinin kapatılması, TMSF el koymaları ve sermaye hareketi kısıtlamaları bağlamında gündeme gelir. Libananco v. Türkiye, Cementownia v. Türkiye, Turkel v. Türkiye ve benzeri dosyalar, yatırım tahkiminin Türkiye için zengin bir örnek kütüğü oluşturduğunu gösterir.

İç tahkim için 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu ve 6100 sayılı HMK m.407-444 uygulanır. Finans sözleşmelerinde tahkim şartı yaygın olup ISTAC, ICC ve UNCITRAL kuralları sıkça seçilir. Tahkim kararlarının tanınması ve tenfizi, 5718 sayılı MÖHUK m.60-63 ve New York 1958 Sözleşmesi çerçevesinde yürütülür. Tahkim kararının Türkiye’de tenfizi, kamu düzenine aykırılık ve hakem seçimine ilişkin kanuna aykırılık gibi sınırlı gerekçelerle reddedilebilir.

Banka ve Finans Davalarında İstanbul Pratiği

Banka ve finans uyuşmazlıkları, İstanbul’un farklı adliyelerinde farklı mahkemeler tarafından görülür. Tüketici hakem heyetleri, her ilçede ayrı olarak faaliyet gösterir ve tüketici kredisi veya kredi kartı uyuşmazlıklarının ilk başvuru yeridir. Tüketici mahkemeleri, belirli ilçelerde özel yetkili olarak kurulmuştur; Kartal, Anadolu, Bakırköy ve İstanbul adliyelerinde faaliyet göstermektedir. Ticari nitelikli finans uyuşmazlıkları ise genellikle İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesi, İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi (Çağlayan) veya Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesi’nde görülür.

İdari davalar İstanbul İdare Mahkemeleri nezdinde açılır; yetki, idari işlemi tesis eden idarenin bulunduğu yere göre belirlenir. BDDK ve SPK kararları için Ankara İdare Mahkemeleri yetkili olup bu durum, İstanbul merkezli müvekkiller için Ankara koordinasyonu gerektirir. Alyar Hukuk, Ankara’da güvenilir avukat ağı ile dosya sunma ve duruşma takibini ücretsiz ön görüşmede paylaştığı iş akışı çerçevesinde yönetir.

İcra takibi ve iflas davaları, borçlunun ikametgâhı veya iş yerinin bulunduğu yerdeki icra dairesinde başlatılır. Sendikasyon kredisinde birden fazla borçlu varsa, her birine kendi yer itibariyle takip açılabilir. Yetki sözleşmesi 6100 sayılı HMK m.17 çerçevesinde ticari uyuşmazlıklarda serbestçe yapılabilmekte; tüketici uyuşmazlıklarında ise tüketicinin yerleşim yeri mahkemesinin yetkisi emredici olarak korunur.

Sık Yapılan Hatalar

  1. Tüketici–ticari nitelik ayrımının yanlış yapılması: Kredi kartı borcunun ticari kredi sayılarak ticari mahkemede dava açılması, sıklıkla görev yönünden yetkisizlik kararıyla sonuçlanır. 6502 sayılı Kanun kapsamındaki tüketici işlemleri, mutlaka tüketici hakem heyeti veya tüketici mahkemesinde görülür.
  2. Cayma ve erken ödeme hakkının geç kullanılması: 14 günlük cayma süresi hak düşürücüdür. Erken ödeme hâlinde banka indirimi kendiliğinden uygulamadıysa tüketici hakem heyetinde kısa süreler içinde başvurulması gerekir.
  3. Eşin rızası alınmadan imzalanan kefaletnameye güvenmek: TBK m.584 hükmü emredicidir; eşin rızası olmadan imzalanan kefalet baştan hükümsüzdür. Banka işlem belgelerinde her iki eşin imzası bulunmalıdır.
  4. İhracat bedellerinin yurda getirilmemesi: 32 sayılı Karar ve Tebliğler uyarınca ihracat bedelinin süresi içinde getirilmemesi, 1567 sayılı Kanun cezasına ve ihracatçı firmanın kaydına olumsuz etki eder.
  5. MASAK ŞİB’in geciktirilmesi: Şüpheli işlem tespit edildiğinde bildirimi ertelemek veya kısmi bildirim yapmak, idari yaptırımın yanı sıra yükümlü ile yöneticileri cezai sorumlulukla da karşı karşıya getirir.
  6. Döviz cinsi sözleşme yasağının göz ardı edilmesi: Yerleşik kişiler arasında yapılan iş, hizmet veya eser sözleşmesinde bedelin döviz cinsinden kararlaştırılması 32 sayılı Karar’a aykırıdır; sözleşme TL’ye dönüştürülmelidir.

Kurgusal Senaryolar

Aşağıdaki senaryolar eğitim amaçlı kurgusaldır; gerçek bir dosyayla benzerlik tesadüfidir.

Senaryo 1: Yetkisiz Havale ve Bankanın Sorumluluğu

Kartal’da ikamet eden bireysel müşterinin mobil bankacılık uygulaması, oltalama (phishing) yoluyla ele geçirilmiş ve hesabındaki 280.000 TL üç farklı hesaba transfer edilmiştir. Müşteri, derhal bankaya bildirimde bulunduğunu ve SMS OTP’nin cihazına gelmediğini öne sürmektedir. Banka, işlemlerin müşteri tarafından onaylandığını iddia etmektedir. Savunma stratejisi; banka nezdindeki sistem kayıtlarının (IP, cihaz kimliği, OTP gönderim logu) HMK m.219 çerçevesinde ibrazını istemek, operasyonel risk yönetimi zafiyetini ortaya koymak ve TBB Hakem Heyeti ile tüketici hakem heyeti başvurularını paralel yürütmektir.

Senaryo 2: Haksız Şart Tespiti ve Erken Ödeme İadesi

Bir tüketici, 48 ay vadeli 180.000 TL taşıt kredisini 12. ayda erken ödemek ister. Banka, erken ödeme tazminatı adı altında kalan anaparanın %3’ü tutarında bir kesinti uygulamıştır. Oysa taşıt kredisi 6502 sayılı Kanun m.27 çerçevesinde erken ödeme indirimi doğurur; değişken faizli olarak kurulmuşsa tazminat alınamaz. Dava, tüketici mahkemesinde menfi tespit ve istirdat davası olarak açılır; bilirkişi raporu ile faiz ve efektif yıllık oranın yeniden hesaplanması talep edilir.

Senaryo 3: BDDK İdari Para Cezası ve İdari Yargı

Bir yatırım bankası, yurt içi yerleşik müşterilerine kripto varlık tavsiyesi niteliğinde içerik paylaştığı gerekçesiyle BDDK tarafından yüksek tutarlı idari para cezasına çarptırılmıştır. Banka, içeriğin genel yatırımcı eğitimi niteliğinde olduğunu ve somut kripto ürünlere yönlendirme bulunmadığını savunmaktadır. İdari yargı dosyasında, 2577 sayılı İYUK m.27 çerçevesinde yürütmenin durdurulması talep edilir; SPK’nın kripto varlık tebliğleri ile BDDK’nın 16/4/2021 Yönetmeliği arasındaki yetki sınırı incelenir.

Senaryo 4: İzinsiz Bankacılık Soruşturması

Sosyal medya üzerinden “yüksek getirili sabit gelir fonu” adı altında yatırımcı toplayan bir platform, Cumhuriyet Savcılığı tarafından 5411 sayılı Kanun m.150 kapsamında soruşturmaya alınmıştır. Yöneticiler, aldıkları paraları şirketin kendi yatırım portföyünde değerlendirdiğini ileri sürmektedir. Savunma için, platformun özel veya halka arz kapsamında sermaye piyasası aracı ihraç edip etmediği, yatırımcıların sözleşmelerinin nasıl yapılandırıldığı ve fon akışının kurumsal hesap mı kişisel hesap mı üzerinde gerçekleştiği analiz edilir. SPK’nın yetkilendirmediği bir faaliyet olması durumunda, m.150 bakımından sorumluluk güçlenir.

Senaryo 5: Sendikasyon Kredisi Temerrüdü

Enerji sektöründe faaliyet gösteren bir firma, 2022 yılında Avrupa merkezli 6 bankadan İngiliz hukukuna tabi 250 milyon USD sendikasyon kredisi almıştır. TL’nin değer kaybı ve döviz kurundaki dalgalanma sonrasında firma ödeme güçlüğüne düşmüştür. Sözleşme gereği, temerrüt İngiliz hukukuna göre yönetilir; ancak teminat olarak verilen Türkiye’deki varlıklara (tesis, makine, rehnedilmiş stok) Türk hukuku uygulanır. Restrüktürizasyon müzakereleri paralel yürütülür; konkordato veya iflas erteleme talebinin alacaklı sıralamasına etkisi değerlendirilir.

Senaryo 6: Halka Arz İzahname Sorumluluğu

Yeni kurulan bir teknoloji şirketi, borçlanma aracı ihracı için SPK’ya izahname sunmuş ve onay almıştır. İhraç sonrasında şirketin finansal tablolarında izahnamede yer verilmemiş önemli risk unsurlarının bulunduğu ortaya çıkmıştır. Yatırımcılar, uğradıkları zararı ihraççı, aracı yatırım kuruluşu ve bağımsız denetçiye karşı 6362 sayılı Kanun m.10 kapsamında açılan tazminat davasıyla talep etmektedir. Kusurun ispatı yatırımcıya düşmez; kusursuzluk ispatı ihraççı ve diğer sorumluların üzerindedir.

İlgili Rehberler ve Konu Başlıkları

Banka ve finans hukuku geniş bir dokümantasyon çerçevesi gerektirir. Aşağıda yer alan spoke rehberler, Alyar Hukuk & Danışmanlık blogunda bu pillar makaleye bağlı olarak yayımlanmıştır.

Mevzuat ve Resmi Kaynaklar

Sık Sorulan Sorular

Tüketici kredisi sözleşmesinde 14 günlük cayma süresini ne zamandan itibaren hesaplamalıyım?

6502 sayılı Kanun m.24 uyarınca cayma süresi, sözleşmenin kurulduğu veya sözleşmenin bir örneğinin tüketiciye teslim edildiği tarihten —hangisi sonraysa o tarihten— itibaren 14 gün olarak işler. Cayma beyanı, kalıcı veri saklayıcısı veya yazılı olarak bankaya iletilir; banka o tarihe kadar işlemiş akdi faizi ve kamu kurumlarına ödediği masrafı talep edebilir. Eksik bilgi formu verilmesi hâlinde süre, formun tam olarak verilmesiyle işlemeye başlar.

Konut kredimde erken ödeme tazminatı hangi koşullarda ve azami ne kadar uygulanabilir?

6502 sayılı Kanun m.37 ve Konut Finansmanı Sözleşmeleri Yönetmeliği uyarınca, sabit faizli konut finansman sözleşmesinde kalan vade 36 aya kadar ise erken ödenen anapara üzerinden %1, 36 aydan fazla ise %2 oranında erken ödeme tazminatı alınabilir. Değişken faizli sözleşmelerde erken ödeme tazminatı uygulanamaz. Tazminat dışında ayrıca ücret veya komisyon alınması haksız şart oluşturur.

Bankanın mobil uygulamasından yapılan yetkisiz havale için sorumluluk kime aittir?

5464 sayılı Kanun m.12 ve 6493 sayılı Kanun m.37 çerçevesinde, müşterinin kartın kaybolduğunu veya hesabının ele geçirildiğini banka veya ödeme kuruluşuna bildirmesi sonrasında gerçekleşen yetkisiz işlemlerden müşteri sorumlu değildir. Bildirim öncesi döneme ilişkin müşteri sorumluluğu sınırlı tutarla belirlenir. Müşterinin ağır ihmali veya kasıtlı hareketi ispat edilirse bu koruma zayıflar; sistem tarafında bankanın güvenlik yetersizliği ispatlandığında sorumluluk bankada kalır.

Bankacılık Kanunu kapsamındaki sır saklama yükümlülüğü hangi hâllerde kalkar?

5411 sayılı Kanun m.73 ile düzenlenen banka sırrı yükümlülüğü; yetkili yargı mercilerinin, Cumhuriyet Başsavcılığının, MASAK, BDDK, TCMB, SPK, TMSF, Gelir İdaresi Başkanlığı ve diğer kurumların mevzuatla düzenlenmiş taleplerinde bilgi paylaşımına engel değildir. KVKK kapsamında açık rıza alınması hâlinde açık bankacılık yoluyla üçüncü taraf hizmet sağlayıcılara veri aktarımı da mümkündür.

Kefalet sözleşmesinde eşin rızası nasıl alınır, hangi formda olmalıdır?

TBK m.584 uyarınca eşin rızası yazılı şekilde ve kefaletin asgari unsurları (miktar, türü) bilinir hâlde alınmalıdır. Eşin rızası kural olarak kefalet sözleşmesinin kurulmasından önce veya en geç kurulma sırasında verilmelidir; sonradan verilen rıza, kefaleti geçmişe etkili olarak geçerli kılmaz. Rıza vermekten kaçınma hâlinde TMK m.199 kapsamında mahkemeye başvuru imkânı yoktur; kefalet kurulmaz.

Tüketici hakem heyetinin 2026 parasal yetki sınırı nedir?

Tüketici hakem heyetlerinin görev sınırı her yıl yeniden değerleme oranıyla güncellenmektedir. Parasal sınırın altındaki uyuşmazlıklar için öncelikle tüketici hakem heyetine başvurulması zorunludur. Sınırın üzerindeki uyuşmazlıklar, tüketici mahkemesinde görülür; görevli ve yetkili mahkeme tüketicinin yerleşim yeri mahkemesi olup bu yetki emredici niteliktedir. Güncel parasal sınır, Ticaret Bakanlığı tebliğleri ile Resmî Gazete’de yayımlanır.

Kripto varlık hizmet sağlayıcıları için SPK lisansı almak zorunlu mu?

2/7/2024 tarihinde yürürlüğe giren 7518 sayılı Kanun sonrasında, Türkiye’de kripto varlık borsa platformu veya saklama hizmeti sunmak isteyen tüm şirketler için SPK lisansı zorunlu hâle gelmiştir. Geçiş sürecinde faaliyetine devam eden şirketler 6 ay içinde başvuruda bulunmuştur; başvurusu reddedilen veya geri çeken şirketlerin müşteri varlıklarını SPK gözetiminde tasfiye etmesi şarttır. Ayrıca MASAK yükümlülükleri tüm KVHS’ler için geçerlidir.

Döviz cinsi sözleşme yasağı hangi ticari işlemleri kapsıyor?

13/9/2018 tarihli değişiklikten bu yana Türkiye’de yerleşik kişilerin kendi aralarında yaptığı iş, hizmet ve eser sözleşmelerinde bedelin döviz veya dövize endeksli kararlaştırılması yasaklanmıştır. Taşınmaz satış ve kira sözleşmelerinde de aynı kısıtlama uygulanır; iş yeri kirası 2022 tarihli Tebliğ ile kapsam içine girmiştir. Döviz geliri olan firmalar, ihracat ve transit ticaret bakımından bazı istisnalar uygulanır. Mevcut sözleşmelerin TL’ye dönüştürülmesi zorunlu olup uyumsuzluk, 1567 sayılı Kanun cezası doğurur.

Sendikasyon kredisinde temerrüt hâlinde hangi hukuk uygulanır?

Sendikasyon sözleşmesinde uygulanacak hukuk olarak İngiliz hukuku veya New York hukuku sıkça seçilir. Ancak Türkiye’de bulunan teminatlar (ipotek, taşınır rehin, tesis) Türk hukukuna göre paraya çevrilir; iflas prosedürü 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu çerçevesinde Türkiye’de yürütülür. 5718 sayılı MÖHUK m.50 uyarınca sözleşme hukuku tarafların seçtiği hukuka tabi olurken, aynî hak ve tescil işlemlerinde lex rei sitae ilkesi gereği Türk hukuku uygulanır.

BDDK idari para cezasına nasıl itiraz edilir?

BDDK’nın idari para cezası kararlarına karşı, kararın tebliğinden itibaren 60 gün içinde idare mahkemesinde iptal davası açılır. Ankara İdare Mahkemeleri yetkilidir. Dava dilekçesinde 2577 sayılı İYUK m.27 kapsamında yürütmenin durdurulması talep edilebilir; yürütmenin durdurulmasına karar verilmesi, kararın uygulanmasını dava sonuna kadar askıya alır. Danıştay nezdinde temyiz yolu açıktır.

VIOP pozisyonumda yaşanan ani teminat tamamlama çağrısına itiraz edebilir miyim?

Teminat tamamlama çağrısı (margin call), sözleşmenin ve Borsa Yönetmeliği’nin öngördüğü koşullar çerçevesinde aracı kurum tarafından gerçekleştirilir. Aracı kurumun çerçeve sözleşmede öngörülen yöntemle bildirim yapıp yapmadığı, teminat oranının doğru hesaplanıp hesaplanmadığı ve zorla kapatılan pozisyonun piyasa fiyatıyla uyumlu olup olmadığı denetlenebilir. Aracı kurumun ağır ihmali tespit edilirse tazminat sorumluluğu doğar; uyuşmazlıklar Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği Tahkim Merkezi (TSPB Tahkim) veya Sermaye Piyasası Uyuşmazlık Çözüm Merkezi nezdinde görülebilir.

İzinsiz bankacılık iddiasıyla yürütülen soruşturmada hangi unsurlar aranır?

5411 sayılı Kanun m.150, bankacılık izni olmaksızın mevduat kabul edilmesi veya benzer faaliyet gösterilmesini suç olarak düzenler. Suçun unsurları için halka yönelik çağrı, geri ödeme vaadi, fon havuzunun oluşturulması ve katılımcılara orantısal getiri dağıtılması aranır. Yatırım fonu kisvesinde halka arz veya kripto platform görünümünde fon toplama gibi yapılar bu kapsamdadır. Somut olayın finansal akışı ve sözleşmelerin nitelendirilmesi, savunmanın temelini oluşturur.

Açık bankacılık kapsamında bankam verilerimi üçüncü taraflarla nasıl paylaşabilir?

TCMB Açık Bankacılık API Standartları Kılavuzu uyarınca, bankalar lisanslı AISP ve PISP’lere müşterinin açık rızası ile veri ve ödeme başlatma erişimi sunar. Paylaşım, KVKK m.5/2(a) açık rıza istisnası veya m.5/2(f) hukuki yükümlülük hükmü kapsamında değerlendirilir. Müşteri rızasını istediği zaman geri çekebilir; bu durumda banka erişimi sonlandırmakla yükümlüdür. Veri ihlali tespit edilirse KVKK m.12 uyarınca 72 saat içinde Kurul’a bildirim gerekir.

Banka ve Finans Dosyanız için Ücretsiz Ön Görüşme
Kredi itirazı, BDDK/SPK yaptırımı, PSP lisansı, halka arz izahnamesi veya VIOP uyuşmazlığı gibi konularda İstanbul Kartal merkezli ofisimizde veya video konferans yoluyla ilk değerlendirme.
Telefon: 0545 199 25 25
info@bilalalyar.av.tr
Av. Bilal ALYAR — Alyar Hukuk & Danışmanlık
İstanbul Barosu Sicil No: 54965. Banka ve finans hukuku, sermaye piyasası, kripto varlık uyum, BDDK/SPK idari süreç, ödeme hizmetleri ve açık bankacılık danışmanlığı. Cevizli Mah. Enderun Sok. No:10C D:58 Kartal/İstanbul.

Bu rehber, 19/4/2026 itibariyle yürürlükte olan mevzuata göre hazırlanmıştır. Banka, finans, sermaye piyasası ve ödeme hizmetleri alanındaki kanun, yönetmelik ve tebliğler kısa sürede değişebilir. Somut uyuşmazlığınız için her zaman güncel hukuki danışmanlık almanızı öneririz.

İletişim

Cevizli Mahallesi Enderun Sokak No:10C Daire:58
34865 Kartal/Istanbul
+90 545 199 25 25
info@bilalalyar.av.tr

Hizmet Alanları

Kripto Para Hukuku
Bilişim Hukuku
Ceza Hukuku
Şirketler Hukuku
Aile ve Boşanma Hukuku
İş Hukuku

Yasal

KVKK Aydınlatma Metni
Gizlilik Politikası
Çerez Politikası
Blog

Sosyal Medya

LinkedIn
Instagram
X (Twitter)
TikTok


İstanbul Barosu Sicil No: 54965

© 2026 Av. Bilal Alyar - Tüm hakları saklıdır.