İş Kazası Hukuku
Bu rehber, iş kazasının hukuki tanımı, işverenin bildirim yükümlülüğü, SGK tarafından sağlanan haklar, işverenin sorumluluğu, maddi ve manevi tazminat davası, SGK rücu talebi, zamanaşımı ve bilirkişi incelemesi hakkında genel bilgi verir. Hangi yolun izleneceği olayın koşullarına, çalışma ilişkisine ve talebin dayanağına göre belirlenir.
İlgili rehberler: İş Kazası Tazminat Hesaplama, İnşaat Sektöründe İş Kazası ve İş Hukuku İstanbul.
İş Kazası Hukuku: Tanım ve Önemi
İş kazası nedeniyle SGK başvuruları, işverene veya diğer sorumlulara yöneltilen tazminat talepleri ve gerektiğinde ceza soruşturması ayrı ayrı değerlendirilir. Bu üç yolun koşulları, süreleri ve görevli mercileri farklıdır; birinde verilen karar, diğerindeki bütün sonuçları kendiliğinden belirlemez. ALYAR LAW & CONSULTANCY Kartal/İstanbul’dadır; dosyanın kabulü, inceleme ve kararlaştırılan hizmet kapsamına bağlıdır.
İş Kazasının Tanımı ve Kapsamı
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu m.13, iş kazasını kanunda sayılan hâllerden birinde meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hâle getiren olay olarak tanımlar. Bu tanım, bir olayın sosyal güvenlik hukuku bakımından iş kazası sayılabilmesi için gereken yasal ölçütleri ortaya koyar. Yaşanan olayın iş kazası kabul edilmesi, sigortalının SGK haklarına ulaşması ve işverene karşı olası taleplerin şekillenmesi bakımından önem taşır.
5510 sayılı Kanun m.13’e göre olayın aşağıdaki hâllerden birinde meydana gelmesi gerekir:
- İşyerinde bulunma: Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada meydana gelen olay.
- İşin yürütümü: İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle; sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle meydana gelen olay.
- Görevli gönderilme: Bir işverene bağlı çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda meydana gelen olay.
- Emzirme zamanı: 4. maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda meydana gelen olay.
- İşverence sağlanan taşıt: Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında meydana gelen olay.
Olayın sayılan hâllerden birinde meydana gelmesi, tek başına her hukuki sonucu doğurmaz. Sigortalılık kapsamı, olay ve bedensel ya da ruhsal zarar birlikte değerlendirilir. Bir olayın iş kazası sayılması için kazaya uğrayan kişinin 5510 sayılı Kanun anlamında sigortalı olması, kanunda sayılan hâllerden birinde bir olayın meydana gelmesi, bu olayın sigortalıyı bedenen veya ruhen engelli hâle getirmesi ve olay ile zarar arasında bağlantı bulunması birlikte incelenir.
İş kazasının sosyal güvenlik mevzuatı bakımından değerlendirilmesi ile işverenin kusuru birbirine karıştırılmamalıdır. 5510 sayılı Kanun m.13 olayın kapsamını; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.417 ise işverenin koruma yükümlülüğünü ve buna aykırılıktan doğan sorumluluğunu düzenler. İş kazası sayılıp sayılmadığı ile işverenin tazminat sorumluluğu ayrı incelemelerdir; belirli bir sağlık olayının veya davranışın iş kazası sayılması, somut olay incelenmeden kesinleştirilemez.
İş Kazası ve Meslek Hastalığı Arasındaki Fark
İş kazası ve meslek hastalığı farklı kanuni tanımlara tabidir. 5510 sayılı Kanun m.14 meslek hastalığını, sigortalının çalıştığı veya yaptığı işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal engellilik hâlleri olarak tanımlar.
Meslek hastalığı değerlendirmesinde yalnız hastalığın ne kadar sürede ortaya çıktığına bakılmaz. Çalışılan işin niteliği, tekrarlanan sebep veya işin yürütüm şartları ve kanundaki tespit süreci birlikte incelenir. İş kazası çoğu zaman yeri ve zamanı belli bir olaydır; meslek hastalığı ise belirli bir teşhis tarihine kadar fark edilmeyebilen bir durumdur.
5510 sayılı Kanun m.14’e göre meslek hastalığının, Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmet sunucularınca usulüne uygun düzenlenen sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbi belgelerin, Kurumca gerekli görülen hâllerde işyerindeki çalışma şartlarını ortaya koyan denetim raporları ve diğer belgelerin incelenmesi sonucu Kurum Sağlık Kurulu tarafından tespit edilmesi zorunludur. Ayrıntılı bilgi için Meslek Hastalığı Tazminat Davası Rehberi incelenebilir.
İş Kazası Sonrası İşçinin Hakları (SGK Hakları ve Tazminat)
İş kazası sonrasında SGK tarafından sağlanan yardımlar ile işverene veya diğer sorumlulara yöneltilebilecek tazminat talepleri ayrı başlıklardır. Bir yardımın ya da tazminatın koşullarının bulunması, diğer bütün taleplerin de kabul edileceği anlamına gelmez.
SGK Tarafından Sağlanan Haklar
5510 sayılı Kanun m.16, iş kazası ve meslek hastalığı sigortasından sağlanan hakları geçici iş göremezlik ödeneği, sürekli iş göremezlik geliri, ölen sigortalının hak sahiplerine gelir, gelir bağlanmış kız çocuklarına evlenme ödeneği ve cenaze ödeneği olarak sayar. Her yardımın koşulları ayrıca değerlendirilir; işverenin kazayı süresinde bildirme yükümlülüğü ile sigortalının hak kazanma koşulları aynı şey değildir.
- Geçici iş göremezlik ödeneği: 5510 sayılı Kanun m.18 uyarınca Kurumca yetkilendirilen hekim veya sağlık kurullarından istirahat raporu alınmış olması şartıyla, iş kazası nedeniyle iş göremezliğe uğrayan sigortalıya her gün için ödenek verilir. Ödenek yatarak tedavilerde günlük kazancın yarısı, ayaktan tedavilerde üçte ikisidir. 4/b sigortalılarında genel sağlık sigortası dâhil prim ve prime ilişkin borçların ödenmiş olması ve yatarak tedavi veya bunun gereği istirahat süresine ilişkin ayrı koşullar aranır.
- Sürekli iş göremezlik geliri: 5510 sayılı Kanun m.19 uyarınca yetkilendirilmiş sağlık hizmeti sunucularının sağlık kurulu raporlarına istinaden Kurum Sağlık Kurulunca meslekte kazanma gücünün en az %10 oranında azaldığı tespit edilen sigortalı bu gelire hak kazanır. Sürekli tam iş göremezlikte gelir, aylık kazancın %70’i oranındadır; kısmi iş göremezlikte bunun iş göremezlik derecesi oranındaki tutarı ödenir; başka birinin sürekli bakımına muhtaç sigortalıda oran %100 uygulanır. 4/b sigortalılarında prim ve prime ilişkin borçların ödenmiş olması da gerekir.
- Hak sahiplerine gelir ve cenaze ödeneği: 5510 sayılı Kanun m.20 uyarınca iş kazası veya meslek hastalığına bağlı nedenlerle ölen sigortalının hak sahiplerine, aylık kazancın %70’i, m.34 hükümlerine göre gelir olarak bağlanır; cenaze ve evlenme ödeneği m.37 hükümlerine göre verilir. Her yakın için aynı ödeme öngörülmez; hak sahipliği ve koşullar ayrıca incelenir.
5510 sayılı Kanun m.21 uyarınca iş kazasının m.13’ün ikinci fıkrasının (a) bendindeki sürede işveren tarafından Kuruma bildirilmemesi hâlinde, bildirim tarihine kadar geçen süre için sigortalıya ödenecek geçici iş göremezlik ödeneği Kurumca işverenden tahsil edilir. Bu sonuç, sigortalının SGK haklarını kaybetmesi olarak açıklanamaz. 4/b sigortalısının kendi bildirimini m.13/2-b’deki süre içinde yapmaması hâlinde ise m.22 uyarınca iş göremezlik ödenekleri bildirim tarihinden itibaren ödenir.
Aynı Kanun m.22, sigortalının hekimin tedbir ve tavsiyelerine uymaması, ağır kusuru veya kasti hareketi gibi kendisinden kaynaklanan nedenlerde ödenek veya gelirin maddede belirtilen oranlarda eksiltilebileceğini de düzenler. Bu nedenle olayın oluşu ve tedavi süreci kayıtlarıyla birlikte değerlendirilmelidir.
SGK’ya Bildirilmeyen Çalışmada İş Kazası
Çalışmanın bildirilmemiş olması tek başına çalışma ilişkisini veya iş kazasını yok saydırmaz; çalışma ve olayın koşulları araştırılır. 5510 sayılı Kanun m.23 uyarınca sigortalı çalıştırmaya başlandığının süresi içinde işe giriş bildirgesiyle Kuruma bildirilmemesi hâlinde, bildirgenin sonradan verildiği veya çalıştırmanın Kurumca tespit edildiği tarihten önce meydana gelen iş kazası sonucu ilgililerin gelir ve ödenekleri Kurumca ödenir. Bu hâlde Kurumca yapılan ve ileride yapılması gereken masraflar ile bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değeri, m.21/1’deki sorumluluk hâlleri aranmaksızın işverene ayrıca ödettirilir. 4/b kapsamında sigortalı olduğu hâlde süresinde bildirimde bulunmayanlar için ise bildirim yapılmayan sürede meydana gelen iş kazasında gelir ve ödenekler Kurumca ödenmez.
İşverene Karşı Maddi Tazminat Hakları
İş kazasından doğan zararların tamamı SGK yardımlarıyla karşılanmayabilir. İşverenin gerekli iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini almaması veya kanuna ya da sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle kaza meydana gelmişse, işçinin veya ölümlü kazada yakınlarının işverenden tazminat isteme hakkı gündeme gelir. TBK m.417’nin üçüncü fıkrası, işverenin kanuna ve sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle işçinin ölümü, vücut bütünlüğünün zedelenmesi veya kişilik haklarının ihlaline bağlı zararların tazmininin sözleşmeye aykırılıktan doğan sorumluluk hükümlerine tabi olduğunu öngörür.
- Tedavi giderleri: TBK m.54, bedensel zararlar arasında tedavi giderlerini sayar. Talep edilecek giderin niteliği ve SGK ödemelerinin durumu ayrıca incelenir.
- Kazanç kaybı: Çalışılamayan döneme ilişkin gelir ve ödeme kayıtları incelenir. SGK ödeneği ile işverene yöneltilecek zarar talebi TBK m.54 ve m.55 çerçevesinde ayrı değerlendirilir.
- Çalışma gücü kaybı ve ekonomik geleceğin sarsılması: TBK m.54, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıpları ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıpları bedensel zarar kalemleri arasında sayar. Örnek yaş, ücret veya oran tek başına belirli bir tazminatı göstermez.
- Destekten yoksun kalma: TBK m.53, ölüm hâlinde cenaze giderlerini, ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücü kayıplarını ve ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin uğradığı kayıpları sayar. Yakınlık sıfatı, destek ilişkisi ve zarar hesabı aynı şey değildir.
TBK m.55’e göre destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu zararların belirlenmesinde gözetilemez, zarar veya tazminattan indirilemez. Hesaplanan tazminat, miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesiyle artırılamaz veya azaltılamaz. Zarar hesabında tıbbi kayıtlar, çalışma ve kazanç bilgileri ile ilgili diğer deliller değerlendirilir; bir hesap tutarı dosya incelenmeden kesinleştirilemez. Hesap yöntemi için maddi ve manevi tazminat süreçleri sayfası da incelenebilir.
Manevi Tazminat Hakları
TBK m.56 uyarınca hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat ödenmesine karar verilebilir. TBK m.56 sabit bir tazminat tutarı veya aralığı belirlemez; hâkim olayın özelliklerini göz önünde tutarak uygun miktara karar verebilir.
Sigorta Şirketlerinin Rolü
İşveren sorumluluk sigortası varsa poliçenin kapsamı, sigorta bedeli, istisnalar ve olayın teminatla ilişkisi incelenir. Poliçenin varlığı, talep edilen bütün zararların sigortacı tarafından karşılanacağını tek başına göstermez. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.1478, zarar görenin uğradığı zararın sigorta bedeline kadar olan kısmının tazminini, sigorta sözleşmesi için geçerli zamanaşımı süresi içinde kalmak şartıyla doğrudan sigortacıdan isteyebileceğini düzenler. Aynı Kanun m.1482’ye göre sigortacıya yöneltilecek tazminat istemleri, sigorta konusu olaydan itibaren on yılda zamanaşımına uğrar. Konu hakkında Sigorta Hukuku sayfası da incelenebilir.
İşverenin Yükümlülükleri ve Sorumluluğu
Hem iş sağlığı ve güvenliği mevzuatı hem de borçlar hukuku, işverene işçilerin güvenli bir ortamda çalışmalarını sağlama görevi yükler. Bu bölümde işverenin başlıca yükümlülükleri ve sorumluluğu ele alınmaktadır.
İş Sağlığı ve Güvenliği Önlemleri
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu m.4 uyarınca işveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlüdür. Bu çerçevede işveren mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dâhil her türlü tedbiri alır, gerekli araç ve gereçleri sağlar; alınan tedbirlere uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlar; risk değerlendirmesi yapar veya yaptırır; çalışana görev verirken sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu göz önüne alır. Aynı maddeye göre işyeri dışındaki uzman kişi ve kuruluşlardan hizmet alınması işverenin sorumluluklarını ortadan kaldırmaz; çalışanların yükümlülükleri de işverenin sorumluluklarını etkilemez. TBK m.417’nin ikinci fıkrası da işverenin işyerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmakla; işçilerin de alınan önlemlere uymakla yükümlü olduğunu düzenler.
Kaza sonrası incelemelerde yüksekten düşmede korkuluk veya emniyet tertibatı, elektrik kazasında tesisat denetimi, makineye kapılmada koruyucu donanım gibi önlemlerin bulunup bulunmadığı araştırılır. Somut kazada hangi yükümlülüğün ihlal edildiği ve bunun zararla bağlantısı ayrıca incelenir; bir belgenin bulunmaması üzerinden önceden belirlenmiş bir sonuç çıkarılmaz. Ayrıntı için İş Sağlığı ve Güvenliği (6331 sayılı Kanun) ve Risk Değerlendirmesi sayfaları incelenebilir.
İş Kazasının Bildirilmesi (İhbar Yükümlülüğü)
5510 sayılı Kanun m.13’ün ikinci fıkrasına göre 4. maddenin birinci fıkrasının (a) bendi ile 5. madde kapsamındaki sigortalıların iş kazası, bunları çalıştıran işveren tarafından o yer yetkili kolluk kuvvetlerine derhal ve Kuruma en geç kazadan sonraki üç iş günü içinde bildirilir. 4/b kapsamındaki sigortalı ise, bir ayı geçmemek şartıyla rahatsızlığının bildirim yapmaya engel olmadığı günden sonra üç iş günü içinde kendisi bildirir. İş kazası işverenin kontrolü dışındaki yerlerde meydana gelmişse, işverenin bildirim süresi kazanın öğrenildiği tarihten başlar.
6331 sayılı Kanun m.14 de işverenin bütün iş kazalarının kaydını tutmasını, gerekli incelemeleri yaparak raporları düzenlemesini ve iş kazalarını kazadan sonraki üç iş günü içinde SGK’ya bildirmesini öngörür. Aynı maddeye göre sağlık hizmeti sunucuları kendilerine intikal eden iş kazalarını en geç on gün içinde SGK’ya bildirir. Sağlık hizmeti sunucusunun bildirimi, işverenin ayrı bildirim yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.
5510 sayılı Kanun m.13’e göre Kuruma bildirilen olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağı hakkında karar verilebilmesi için gerektiğinde Kurumun denetim ve kontrol ile yetkilendirilen memurları veya Bakanlık iş müfettişleri aracılığıyla soruşturma yapılabilir. Bir bildirim veya tutanak, olayın iş kazası niteliğinin sonradan incelenmesini kendiliğinden engellemez. Bildirim süreci için SGK iş kazası bildirimi rehberine bakılabilir.
İşverenin Hukuki (Tazminat) Sorumluluğu
İşverenin sorumluluğu, her kazada önceden varsayılan bir kusur oranına göre kurulmaz. Yükümlülüğe aykırılık, zarar ve olayla bağlantı somut deliller üzerinden değerlendirilir; iş kazası tespiti tek başına bütün tazminat koşullarının gerçekleştiğini göstermez.
TBK m.52 uyarınca zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmışsa hâkim tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Bilirkişi değerlendirmesi mahkeme kararının yerine geçmez; rapor, diğer deliller ve uygulanacak hukuk birlikte ele alınır.
Asıl İşveren ve Alt İşveren Sorumluluğu
Asıl işveren-alt işveren ilişkisinin 4857 sayılı İş Kanunu m.2’deki koşulları taşıyıp taşımadığı incelenmelidir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeriyle ilgili olarak İş Kanunu’ndan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerden alt işverenle birlikte sorumludur. İlişkinin muvazaalı işleme dayandığı kabul edilirse, alt işverenin işçileri başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayılarak işlem görür. 5510 sayılı Kanun m.12 de asıl işverenin, Kanunun işverene yüklediği yükümlülüklerden dolayı alt işverenle birlikte sorumlu olduğunu düzenler. Ayrıntı için Alt İşveren ve Asıl İşveren İlişkisinde Muvazaa sayfası incelenebilir.
İşverenin Cezai Sorumluluğu
Ceza sorumluluğu, ilgili kişinin fiili ve kusuru ile suçun kanuni koşullarına göre değerlendirilir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.89/5 uyarınca taksirle yaralama suçunun soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır; ancak birinci fıkra kapsamına giren yaralama hariç, suçun bilinçli taksirle işlenmesi hâlinde şikâyet aranmaz. Bu nedenle bütün iş kazalarının ceza boyutunu “şikâyet gerekmez” şeklinde genellemek doğru değildir.
Ölümle sonuçlanan olaylarda TCK m.85’teki taksirle öldürme suçu değerlendirilir. TCK m.22/5 uyarınca birden fazla kişinin taksirle işlediği suçlarda herkes kendi kusurundan dolayı sorumlu olur ve her failin cezası kusuruna göre ayrı ayrı belirlenir. İşveren, işveren vekili veya başka bir kişinin yalnız unvanı nedeniyle otomatik ceza sorumluluğu bulunduğu varsayılamaz. Konu için Taksirle Ölüme Sebebiyet (TCK 85) sayfası incelenebilir.
Ceza dosyasındaki kayıt ve raporlar hukuk davasında da incelenebilir. Ancak TBK m.74 uyarınca hukuk hâkimi, zarar verenin kusuru ve ayırt etme gücü hakkında karar verirken ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle ve ceza hâkiminin verdiği beraat kararıyla bağlı değildir; ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da hukuk hâkimini bağlamaz.
SGK Rücu Hakkı ve Sorumluluk Sınırı
5510 sayılı Kanun m.21 uyarınca iş kazası, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere Kurumca işverene ödettirilir. İşverenin sorumluluğunun tespitinde kaçınılmazlık ilkesi dikkate alınır.
Aynı maddeye göre iş kazası üçüncü bir kişinin kusuru nedeniyle meydana gelmişse, yapılan ödemeler ile bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin yarısı, zarara sebep olan üçüncü kişilere ve kusuru varsa onları çalıştıranlara rücu edilir. Ölümlü iş kazalarında kusuru bulunan hak sahiplerine veya kusurlu ölen sigortalının hak sahiplerine, hak sahiplerine bağlanan gelir ve ödenekler için Kurumca rücu edilmez. SGK’nın rücu talebi, işçinin işverene yönelttiği tazminat talebinden ayrı değerlendirilir; rücu ve mahsup ayrımı ile TBK m.55’te indirilemeyeceği belirtilen ödemeler ayrıca incelenir. Ayrıntı için SGK Rücu Davası rehberi incelenebilir.
İş Kazası Tazminat Davaları (Süreç ve İşleyiş)
İş kazası nedeniyle işverene karşı talep edilen maddi ve manevi tazminatlar, anlaşma sağlanamadığında dava yoluyla çözülür. Bu davaların açılması, yürütülmesi ve sonuçlanması belirli usul kurallarına ve sürelere tabidir. Aşağıda görev, yetki, arabuluculuk istisnası, zamanaşımı, delil ve bilirkişi incelemesi ele alınmaktadır.
Görevli ve Yetkili Mahkeme
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.5 uyarınca iş mahkemeleri; İş Kanunu’na veya TBK’nın hizmet sözleşmelerine ilişkin bölümüne tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlığına ve kanundaki istisnalar dışında SGK’nın taraf olduğu iş ve sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklara bakar. Yetkide 7036 sayılı Kanun m.6 uyarınca davalının dava tarihindeki yerleşim yeri mahkemesi ile işin veya işlemin yapıldığı yer mahkemesi yetkilidir; davalı birden fazla ise bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir. İş kazasından doğan tazminat davalarında ayrıca iş kazasının veya zararın meydana geldiği yer ile zarar gören işçinin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir. Bu kurallara aykırı yetki sözleşmeleri geçersizdir.
Arabuluculuk Dava Şartı İstisnası
7036 sayılı Kanun m.3/1, kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılan davalarda arabulucuya başvurulmuş olmasını dava şartı sayar. Aynı maddenin üçüncü fıkrası ise iş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davaları hakkında birinci fıkra hükmünün uygulanmayacağını düzenler. Somut talebin bu istisna kapsamında olup olmadığı ve aynı dosyada birlikte ileri sürülen başka işçilik alacakları ayrıca incelenmelidir. Konu için İş Uyuşmazlıklarında Zorunlu Arabuluculuk rehberine bakılabilir.
Dava Açma Süresi ve Zamanaşımı
Zamanaşımı değerlendirmesi, talebin hukuki dayanağına ve sürenin başlangıcına göre yapılır. TBK m.417/3 iş kazasından doğan zararların tazminini sözleşmeye aykırılıktan doğan sorumluluk hükümlerine bağladığından, sözleşmeye dayanan talepte TBK m.146’daki genel kural gündeme gelir: kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir. Haksız fiile dayanan istemlerde ise TBK m.72 uyarınca tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar; tazminat, ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa bu zamanaşımı uygulanır. Sigortacıya yöneltilen istemlerde TTK m.1482’deki on yıllık süre ayrıca dikkate alınır. Bu kurallar, her iş kazasında kaza tarihinden başlayan tek bir süre varmış gibi birleştirilemez; sürenin başlangıcı somut dosyaya göre belirlenir. Ayrıntı için İş Hukukunda Zamanaşımı sayfası incelenebilir.
Faiz Başlangıcı ve Mahsup
16/7/2026 tarihli ve 7589 sayılı Kanunun 18. maddesiyle TBK m.55’e eklenen fıkralara göre, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ile destekten yoksun kalma kayıpları nedeniyle, zarar görenin veya destekte bulunan kişinin kazancının bilindiği döneme ilişkin hesaplanan tazminat toplamına haksız fiil veya zarar doğuran olayın meydana geldiği tarihten; kazancın bilinemediği döneme ilişkin tazminat toplamına ise karar tarihinden itibaren kanuni faiz işletilir. Aynı eklemeye göre bu tazminatlar için ifa amacıyla tahkikat başlayıncaya kadar ödenen bedel, ödeme tarihine göre belirlenecek tazminat miktarından oransal olarak mahsup edilir. 7589 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca bu yeni fıkralar yalnız değişikliğin yürürlüğe girdiği 31.07.2026’dan sonra meydana gelen olaylara uygulanır; daha önceki kazalarda TBK m.55’in önceki hâli uygulanmaya devam eder.
Delillerin Toplanması
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.190 uyarınca ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir; kanuni bir karineye dayanan taraf yalnız karinenin temelini oluşturan vakıayı ispatla yükümlüdür. İş kazasının oluşu, çalışma ilişkisi, sağlık sonucu ve zarar hesabı bakımından hangi vakıanın hangi delille ortaya konulacağı ayrı ayrı belirlenir.
- Kaza tutanağı: İşyerinde kaza sonrasında tutulan tutanaklar olayın ilk kayıtlarıdır; kazanın yeri, saati, tanıkları ve oluş şekline ilişkin bilgiler içerir.
- Tanık beyanları: Kazayı gören çalışma arkadaşları mahkemede dinlenebilir; tanıklar kazanın oluş şekli ve işyerindeki önlemler hakkında bilgi verebilir.
- Soruşturma evrakı: Savcılık ve kolluk tarafından düzenlenen olay yeri tutanakları, fotoğraflar, keşif tutanakları ve bilirkişi raporları hukuk davasında da delil olarak sunulabilir.
- Sağlık kayıtları: Adli raporlar, epikriz ve sağlık kurulu raporları; hem tedavi giderlerinin hem de çalışma gücü kaybının belirlenmesinde kullanılır.
- SGK kayıtları: İş kazası bildirgesi, varsa m.13 kapsamında yapılan soruşturma raporu ve SGK’nın bağladığı gelir ile ödediği ödeneklere ilişkin kayıtlar ilgili kurumlardan istenir.
Kusur Raporu ve Bilirkişi İncelemesi
HMK m.266 uyarınca mahkeme, çözümü hukuk dışında özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün konularda bilirkişiye başvurulamaz; hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduklarını belgelendirmedikçe bilirkişi olarak görevlendirilemez.
- Teknik kusur incelemesi: Kazanın oluşunda işverenin, işçinin veya üçüncü kişilerin payı ilgili uzmanlık alanından bilirkişiye inceletilebilir. Hukuki değerlendirme bilirkişiye bırakılamaz.
- Hesap raporu: Zarar kalemleri, kazanç bilgileri ve sağlık kayıtlarının hesaba etkisi incelenir; kullanılan veriler ve yöntemin gerekçesi değerlendirilir.
- Özel teknik rapor: Asansör bakımı veya elektrik tesisatının uygunluğu gibi teknik konularda ayrıca uzman raporu istenebilir.
Raporun verileri, gerekçesi ve ulaştığı sonuç incelenir; eksik veya çelişkili hususlar mahkemeye bildirilir. HMK m.282 uyarınca hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir. Teknik rapor tek başına davanın sonucu olarak sunulamaz. Konu için İşverenin Kusur Oranı Tespitinde Bilirkişi Raporu ve İş Kazası SGK Kusur Tespiti sayfaları incelenebilir.
Yargılama Süresi ve Sonuçlanma
İş kazası davalarının süresi dosyanın kapsamına, tanık sayısına, bilirkişi incelemelerinin sayısına ve mahkemenin iş yüküne göre değişir; belirli bir bitiş tarihi verilemez. Kanun yoluna başvurulup başvurulamayacağı kararın türüne ve usul koşullarına bağlıdır. Dava dilekçesinde iddiaların açık biçimde ortaya konulması, delillerin zamanında sunulması ve bilirkişi incelemesi gereken hususların doğru belirlenmesi sürecin gereksiz uzamasını önlemeye yardımcı olur. Hüküm sonrasında ödeme yapılmazsa, kesinleşme ve icra koşulları çerçevesinde ilamın icrası yoluna gidilebilir.
İş Kazası Dosyasında Hukuki Destek
İş kazası dosyaları hukuk bilgisinin yanında tıp, mühendislik ve aktüerya gibi alanlarla birlikte yürütülür. Dosya takibi üstlenildiğinde SGK bildirim ve inceleme kayıtları kontrol edilir, sağlık kurulu raporları ve Kurum kararları incelenir, gerekli itiraz ve başvurular değerlendirilir, tazminat davasında dilekçe, delil ve duruşma işlemleri takip edilir. Olaydan hemen sonra tedaviye öncelik verilmesi, kaza tutanağının tutulmasının istenmesi, tanık isimlerinin ve fotoğrafların saklanması, kamera kayıtlarının korunmasının talep edilmesi delil kaybını önler. Sulh veya anlaşma teklifleri geldiğinde kapsam, talep edilen haklar ve belge koşulları incelenir; belirli bir sonuç güvencesi verilmez.
Büronun çalışma merkezi Kartal/İstanbul’dadır. Mahkeme seçimi bölgesel bir varsayıma göre değil, ilgili görev ve yetki kurallarına göre yapılır. Diğer iş hukuku konuları için iş kazası avukatı ve iş hukuku avukatı sayfaları incelenebilir.
Özet: İş Kazası Hukuku Konusunda Bilinmesi Gerekenler
- Tanım: 5510 sayılı Kanun m.13 işyerinde bulunma, işin yürütümü, görevli gönderilme, emzirme zamanı ve işverence sağlanan taşıtla gidiş-geliş hâllerini düzenler; olayın sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hâle getirmesi gerekir.
- Bildirim: İşveren kazayı yetkili kolluğa derhal, SGK’ya en geç kazadan sonraki üç iş günü içinde bildirir; işverenin kontrolü dışındaki kazalarda süre öğrenmeden başlar.
- SGK hakları: Geçici iş göremezlik ödeneği, en az %10 meslekte kazanma gücü kaybında sürekli iş göremezlik geliri, ölümde hak sahiplerine gelir ve cenaze ödeneği; her birinin koşulları ayrıdır.
- İşverenin sorumluluğu: 6331 sayılı Kanun m.4 ve TBK m.417 koruma yükümlülüğünü düzenler; tazminat sözleşmeye aykırılık hükümlerine tabidir.
- Tazminat: TBK m.53-56 kapsamında maddi ve manevi zararlar; rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri tazminattan indirilmez.
- Dava: İş mahkemesi görevlidir; 7036 sayılı Kanun m.3/3 uyarınca iş kazası tazminat davalarında arabuluculuk dava şartı uygulanmaz.
- SGK rücu: 5510 sayılı Kanun m.21, işverenin sorumluluğunu işçinin isteyebileceği tutarla sınırlar ve kaçınılmazlık ilkesini gözetir.
- Bilirkişi: Kusur ve hesap raporları HMK m.282 uyarınca diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirilir.
Sıkça Sorulan Sorular
İş kazası geçirdim, ilk olarak ne yapmalıyım?
Önce tıbbi yardım alınmalı ve tedavi yaptırılmalıdır. Ardından kaza işverene veya amire bildirilmeli, kaza tutanağının tutulması istenmeli ve tanıkların isimleri not edilmelidir. 5510 sayılı Kanun m.13 uyarınca işveren, 4/a kapsamındaki sigortalının iş kazasını yetkili kolluğa derhal ve SGK’ya en geç kazadan sonraki üç iş günü içinde bildirmekle yükümlüdür. Bildirim yapılmış olması, bütün ödemelerin kendiliğinden bağlanacağı anlamına gelmez; her yardımın koşulları ayrıca değerlendirilir.
İş kazası tazminatında arabuluculuk zorunlu mu?
Hayır. 7036 sayılı Kanun m.3/3 uyarınca iş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davalarında m.3/1’deki arabuluculuk dava şartı uygulanmaz. Aynı dosyada birlikte ileri sürülecek başka işçilik alacakları ayrıca değerlendirilir.
Her kalıcı sağlık sorunu sürekli iş göremezlik geliri doğurur mu?
Hayır. 5510 sayılı Kanun m.19 uyarınca yetkili sağlık kurulu raporlarına dayanılarak Kurum Sağlık Kurulunca meslekte kazanma gücünde en az %10 azalma tespit edilmelidir. 4/b sigortalılarında genel sağlık sigortası dâhil prim ve prime ilişkin borçların ödenmiş olması da gerekir. İşverene yöneltilecek tazminat talepleri ise ayrıca değerlendirilir.
İş kazası tazminatı ne kadar olabilir?
Bu sayfadan sabit bir tutar çıkarılamaz. TBK m.53-56 çerçevesinde zarar kalemleri ve sorumluluk koşulları, dosyanın sağlık ve kazanç kayıtlarıyla birlikte değerlendirilir; hesap bilirkişi raporuyla yapılır ve hâkim raporu diğer delillerle birlikte değerlendirir.
İş kazası davasında avukatlık ücreti nasıl belirlenir?
Ücret, üstlenilecek hukuki yardımın kapsamına göre yazılı sözleşmeyle kararlaştırılır. Avukatlık Kanunu m.164 uyarınca ücret, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi altında kararlaştırılamaz; dava veya hükmolunacak şeyin değerinin belli bir yüzdesi ücret olarak kararlaştırılacaksa bu oran yüzde yirmi beşi aşamaz. Dava sonunda karşı tarafa yüklenen vekâlet ücreti avukata aittir. Ödeme zamanı, ücretin kapsadığı işlemler ve giderler görüşmede açıkça belirlenir.
Bu bilgiler genel niteliktedir ve somut hukuki görüş yerine geçmez. Hak ve başvuru yollarının değerlendirilmesi için olayın koşulları, çalışma ilişkisi, sağlık belgeleri ve dosyanın mevcut aşaması birlikte incelenmelidir. Büro hakkında bilgi için hakkımızda sayfası incelenebilir.
Yazar: Av. Bilal Alyar, İstanbul Barosu
ALYAR LAW & CONSULTANCY
İletişim
Son güncelleme: 25.10.2026
