Ceza Avukatı İstanbul 2026 | CMK İfade, Tutuklama, HAGB, İstinaf-Temyiz, İnfaz | Av. Bilal ALYAR

Türk ceza yargılaması iki ana evreden oluşur: soruşturma (savcılık) ve kovuşturma (mahkeme). 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu suçun maddi-manevi unsurlarını, yaptırım rejimini ve hukuka uygunluk sebeplerini düzenlerken 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ifade alma, tutuklama, iddianame, duruşma, hüküm, istinaf ve temyiz süreçlerini tanımlar. 5275 sayılı İnfaz Kanunu ise kesinleşmiş cezaların ne şekilde çektirileceğini belirler. Bu üç temel metin dışında 4959 Pişmanlık Kanunu, 6713 sayılı Çocuk Koruma Kanunu, 5607 Kaçakçılık ve 5549 MASAK mevzuatı ceza yargılamasında belirli alanlarda özel hükümler getirir. Alyar Hukuk & Danışmanlık; soruşturma aşamasında müdafilik, tutukluluk itirazı, iddianame değerlendirmesi, kovuşturma boyunca savunma, mağdur ve katılan vekilliği, istinaf-temyiz ve AYM bireysel başvuru, infaz hukuku süreçlerinde İstanbul merkezli hizmet sunar.

Giriş ve Ceza Yargılamasının Temel Çerçevesi

Türkiye’de ceza hukuku iki boyutlu bir yapıdır: maddi ceza hukuku hangi fiilin suç oluşturduğunu ve karşılığında hangi yaptırımın uygulanacağını düzenlerken, ceza muhakemesi hukuku bu yaptırımın hangi usul ve ilkelerle belirleneceğini belirler. 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu birlikte çağdaş bir reform paketinin ürünüdür; her iki kanun da Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ve Anayasa’nın 36-40. maddelerinde güvence altına alınan adil yargılanma ilkesine dayanır.

Ceza davasının seyri bakımından üç temel kişi söz konusudur: (i) suç şüphesi altındaki şüpheli (soruşturma aşaması) veya sanık (kovuşturma aşaması), (ii) suçtan doğrudan zarar gören mağdur ve kendisine kovuşturmaya katılma hakkı tanınabilen katılan, (iii) kamu adına iddia makamını temsil eden cumhuriyet savcısı. Bu üç aksın kesişiminde müdafi ve vekil sıfatıyla avukat yer alır. Hakim ve mahkeme ise tüm bu istemler arasında tarafsız karar makamını oluşturur.

Alyar Hukuk & Danışmanlık; ifade aşamasından başlayarak tutukluluk itirazı, iddianame değerlendirmesi, kovuşturma savunması, uzlaştırma, HAGB ve erteleme stratejileri, istinaf-temyiz, olağanüstü kanun yolları ve AYM bireysel başvurusu dahil tüm aşamalarda müdafaa hukuki desteği sunar. Ceza yargılaması, tek başına teknik bilgiyi değil; delil analizi, yazılı-sözlü savunma tekniği, iletişim yönetimi ve usul süresi takibi gerektiren çok katmanlı bir süreçtir.

Bu rehberde; 5237 TCK’nın genel hükümlerinden (kast, taksir, iştirak, hukuka uygunluk sebepleri) başlayarak soruşturma evresinin her aşamasını, tutukluluk-adli kontrol dinamiklerini, arama ve dijital delil hukukunu, iddianame süreçlerini, kovuşturma ve hüküm kurma biçimlerini, istinaf-temyizi, infaz hukukunu ve başlıca suç tiplerine ilişkin pratik çerçeveyi kanun maddesi referanslarıyla ele alıyoruz. Her bölüm, müdafaa yapılandırma açısından dikkat edilmesi gereken usul inceliklerini içerir.

TCK Genel Hükümler: Suçun Unsurları, Kast-Taksir, Teşebbüs

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun birinci kitabı (m.1-75) tüm suçlara uygulanan genel hükümleri düzenler; her özel hukuki nitelendirmenin altyapısı buradadır. Maddi ceza hukukunun ilk ilkesi TCK 2. maddede yer alan kanunilik ilkesidir: “Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz.” Bu ilke hem kanunla suç ihdasını hem de kıyas yasağını kapsar.

Suçun Maddi ve Manevi Unsurları

Bir fiilin suç sayılabilmesi için (i) tipiklik, (ii) hukuka aykırılık, (iii) kusurluluk unsurları birlikte gerçekleşmelidir. Tipiklik, kanunda tarif edilen hareket-sonuç-nedensellik halkasına uygun düşmeyi; hukuka aykırılık, hukuka uygunluk sebeplerinden birinin bulunmamasını; kusurluluk ise failin kastlı veya taksirli hareket etmesi ile kusurun atfedilebilir olmasını ifade eder. TCK 21-22. maddeler kast ve taksiri tanımlar, TCK 23. madde ise “neticesi sebebiyle ağırlaşmış suç” bakımından taksir derecesinde sorumluluk düzenlemesi getirir.

Kast ve Olası Kast (TCK 21)

Kast; suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir (TCK 21/1). Olası kast (dolus eventualis) ise neticenin öngörüldüğü halde öngörülen neticenin kabullenilerek hareket edildiği hâldir (TCK 21/2). Olası kastta ceza temel cezadan dörtte birinden yarısına kadar indirilebilir; bu ayrım trafik kazaları, silahla oynama, tehlike potansiyeli yüksek meslek uygulamaları gibi sınır alanlarda sıklıkla tartışmaya konu olur.

Taksir, Bilinçli Taksir ve Netice Sebebiyle Ağırlaşma (TCK 22-23)

Taksir; dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla bir davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen neticesinin öngörülmeyerek gerçekleştirilmesidir (TCK 22/2). Bilinçli taksirde netice öngörülür fakat istenmez (TCK 22/3) ve temel ceza üçte birden yarıya kadar artırılır. Trafik kazasında taksirle ölüm (TCK 85) ve yaralama (TCK 89) davalarında bilinçli taksir tartışması belirleyicidir.

Teşebbüs, Gönüllü Vazgeçme, Faal Nedamet (TCK 35-36, 168)

Kişi, işlemeyi kastettiği bir suçu elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya başlayıp da elinde olmayan nedenlerle tamamlayamazsa teşebbüsten sorumlu tutulur (TCK 35). Temel cezadan dörtte birden dörtte üçe kadar indirim yapılır. Fail icra hareketlerinden gönüllü olarak vazgeçer veya kendi çabasıyla neticeyi önlerse, TCK 36 gereğince teşebbüsten cezalandırılmaz, ancak o ana kadarki hareketi başlı başına suç oluşturuyorsa yalnız o suçtan ceza alır.

Yaptırım Rejimi: Hapis, Adli Para Cezası, Güvenlik Tedbirleri

TCK 45; cezaları “hapis cezası” ve “adli para cezası” olarak ikiye ayırır. Hapis cezası; ağırlaştırılmış müebbet hapis, müebbet hapis ve süreli hapis cezası olmak üzere üç türdür. Adli para cezası gün para cezası sistemine göre hesaplanır (TCK 52): mahkeme önce 5 ile 730 gün arasında bir gün sayısı belirler, ardından kişinin ekonomik durumuna göre 20-100 TL arasında bir günlüğü tespit eder ve bu iki değeri çarpar. Güvenlik tedbirleri ise TCK 53-60. maddelerde; haklardan yoksun bırakma, müsadere, çocuklara özgü tedbirler, akıl hastalarına özgü tedbirler olarak sayılır.

Hukuka Uygunluk Sebepleri ve Kusurluluk (TCK 24-34)

Tipik ve kusurlu görünse bile, hukuka uygunluk sebeplerinden biri somut olayda mevcutsa fiil suç oluşturmaz. Türk ceza hukukunda başlıca dört hukuka uygunluk sebebi vardır: kanun hükmünü yerine getirme, meşru savunma, zorunluluk hali, hakkın kullanılması ve ilgilinin rızası. Kusurluluğu etkileyen haller ise cebir-şiddet, tehdit, yanılma ve yaş küçüklüğüdür.

Meşru Savunma (TCK 25/1)

Gerek kendisine gerek başkasına ait bir hakka yönelmiş, gerçekleşen, gerçekleşmesi veya tekrarı muhakkak olan haksız bir saldırıyı o anda hâl ve koşullara göre saldırı ile orantılı biçimde defetmek zorunluluğuyla işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilmez. Meşru savunmanın koşulları; saldırı (haksız, ani veya muhakkak), savunma (saldırıyı defetmek amaçlı), orantılılık (araç, zaman, şiddet bakımından) olarak üçe ayrılır.

Meşru Savunmada Sınırın Aşılması (TCK 27)

Meşru savunma sınırı heyecan, korku veya telaştan dolayı aşılmışsa faile ceza verilmez (TCK 27/2); aşma taksirle gerçekleşmişse, fiil taksirle işlendiğinde de cezalandırılıyorsa, taksirli suçtan dolayı verilecek ceza altıda birden üçte bire kadar indirilerek hükmolunur (TCK 27/1).

Zorunluluk Hali (TCK 25/2)

Gerek kendisine gerek başkasına ait bir hakka yönelen, bilerek neden olmadığı ve başka suretle korunmak olanağı bulunmayan ağır ve muhakkak bir tehlikeden kurtulmak için tehlikenin ağırlığı ile konu ve kullanılan vasıta arasında orantı bulunmak koşuluyla işlenen fiiller, meşru savunmadan farklı olarak, kusurluluğu kaldırır. Failin kendisine ait veya başkasının eşyasına yönelmiş olabilir.

Cebir, Şiddet, Tehdit, Yanılma (TCK 28-30)

Karşı koyamayacağı veya kurtulamayacağı cebir ve şiddet veya muhakkak ve ağır bir korkutma veya tehdit sonucu suç işleyen kimseye ceza verilmez (TCK 28). Fiili işlerken suçun maddi unsurlarında yanılan kişi o suçtan dolayı cezalandırılmaz (TCK 30/1); hukuka uygunluk sebeplerinin maddi şartlarında kaçınılmaz yanılgıda da kusur kalkar (TCK 30/3).

Yaş Küçüklüğü ve Akıl Hastalığı (TCK 31-32)

12 yaşını doldurmamış küçüklerin ceza sorumluluğu yoktur (TCK 31/1), ancak çocuklara özgü güvenlik tedbirleri uygulanabilir. 12-15 yaş arasında işlenen fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği değerlendirilir; 15-18 yaş arasında indirimli cezaya hükmolunur. Akıl hastalığı sebebiyle işlediği fiilin anlam ve sonuçlarını algılayamayan kişiye ceza verilmez, ancak sağlık kurumlarında koruma ve tedavi altına alınmasına karar verilir (TCK 32/1).

İştirak, İçtima ve Cezanın Belirlenmesi (TCK 37-66)

Birden fazla kişinin suça katılması iştirak kurumunu doğurur. TCK 37/1’e göre suçun kanuni tanımında yer alan fiili birlikte gerçekleştiren kişilerden her biri fail olarak sorumlu tutulur (müşterek faillik). Azmettirme (TCK 38), başkasını suç işlemeye karar verdirme hâlidir ve azmettireni asıl faille aynı ceza beklerken, yardım eden (TCK 39) ise fiilin işlenmesinde hazırlayıcı veya kolaylaştırıcı katkıda bulunmuş, ancak icraya doğrudan katılmamış kişidir ve cezada indirim uygulanır.

İçtima Kuralları: Zincirleme, Fikri, Gerçek (TCK 42-44)

Bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda aynı mağdura karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi hâlinde zincirleme suç (TCK 43) söz konusudur ve bir tek cezaya hükmolunup ceza dörtte birden dörtte üçe kadar artırılır. Fikri içtima (TCK 44) ise tek bir fiille birden fazla suçun oluşması halidir; bu durumda en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı ceza verilir.

Cezanın Belirlenmesi ve İndirim-Artırım Sırası (TCK 61)

Hâkim somut olayda cezayı belirlerken (i) suçun işleniş biçimi, (ii) işlenmesinde kullanılan araçlar, (iii) zaman ve yer, (iv) konusunun önem ve değeri, (v) meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, (vi) failin kast ve taksire dayalı kusurun ağırlığı, (vii) güttüğü amaç ve saikleri göz önünde bulundurarak temel cezayı tayin eder (TCK 61/1). Artırımlar, indirimler, takdiri indirim (TCK 62) sırasıyla uygulanır; gün para cezaları ayrıca hesaplanır.

Takdiri İndirim Nedenleri (TCK 62)

Fail yararına cezayı hafifletecek takdiri nedenlerin varlığı hâlinde ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine müebbet, müebbet hapis yerine 25 yıl hapis cezası verilir; diğer cezaların altıda birine kadarı indirilebilir. Failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki davranışları pişmanlığı, duruşmadaki tutumu takdirin temel kriterleridir. Uygulamada sanığın duruşmada samimi pişmanlık göstermesi, mağdurun zararını gidermesi, ekonomik-sosyal durumu en çok dikkate alınan unsurlardır.

Mahsup, İçtima ve Güvenlik Tedbirlerinin Belirlenmesi (TCK 63-64)

Hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen ve kişi özgürlüğünün sınırlanması sonucunu doğuran tüm hâller mahsup edilir: gözaltı, tutukluluk, adli kontrol çerçevesinde eş değer tedbirler. Para cezalarında her kesinleşmemiş tutuklu gün, gün para cezasından düşülür (TCK 63/2). Güvenlik tedbirleri cezadan ayrı olarak hükme bağlanır ve mahsup edilmez.

Soruşturma Evresi: İhbar, Savcılık, Delil Toplama

Ceza Muhakemesi Kanunu 2/e’ye göre soruşturma, kanuna göre yetkili mercilerce suç şüphesinin öğrenilmesinden iddianamenin kabulüne kadar geçen evredir. Soruşturma; kamu davasının açılıp açılmayacağına karar verilecek aşamadır. Temel ilke; suç şüphesinin somut delillere dayanıp dayanmadığının tespitidir.

Şikayet, İhbar ve Re’sen Takip (CMK 158)

Suça ilişkin ihbar veya şikayet, Cumhuriyet Başsavcılığı’na veya kolluk makamlarına yapılır. Kamu görevlileri ise görevleriyle bağlantılı olarak öğrendikleri suçları bildirmekle yükümlüdür (CMK 158/2). Vali, kaymakam gibi mülki amirler soruşturma başlatmaya yetkili olmakla birlikte savcı, soruşturmanın sahibidir (CMK 160-161). Takibi şikayete bağlı suçlarda (TCK 73) şikayet olmadıkça soruşturma başlatılamaz; resen takip edilen suçlarda şikayetten vazgeçme soruşturmayı sona erdirmez.

Savcının Delil Toplama ve Yönetme Yükümlülüğü (CMK 160)

Savcı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar (CMK 160/1). Lehte ve aleyhte delilleri birlikte araştırır; şüphelinin haklarını korur. Kolluk; savcının emirleri ve talimatlarıyla hareket eder (CMK 161/2).

Soruşturmanın Gizliliği ve Dosyaya Erişim (CMK 157)

Kanunun başka türlü hüküm koyduğu hâller saklı kalmak ve savunma haklarına zarar vermemek koşuluyla soruşturma evresindeki usul işlemleri gizlidir (CMK 157/1). Müdafi, soruşturma evresinde dosya içeriğini inceleme ve istediği belgelerin bir örneğini harçsız olarak alma hakkına sahiptir (CMK 153/1); ancak bu yetki, dosya kapsamının zarara uğrayacağı şeklinde gerekçelendirilmiş Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkiminin kararıyla kısıtlanabilir.

Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar (CMK 172)

Yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde savcı kovuşturmaya yer olmadığına karar verir (CMK 172/1). Bu karara karşı şüpheliye, suçtan zarar görene ve istemi varsa ihbarda bulunana tebliğinden itibaren 15 gün içinde Sulh Ceza Hâkimliği’ne itiraz edilebilir (CMK 173). Yeni delil durumunda yeniden kovuşturma olanağı saklıdır.

Yakalama, Gözaltı ve Süreler (CMK 90-100)

Yakalama, suç işlediği ya da işlemekte olduğu sanılan kişinin herkesin yakalama yetkisi kapsamında veya kolluk görevlileri tarafından geçici olarak özgürlüğünün kısıtlanmasıdır. CMK 90/1’e göre suçüstü hâlinde veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde hakim kararı ile olmaksızın herkes geçici olarak yakalama yapabilir. Kolluk görevlileri ise CMK 90/2’de sayılan koşullar altında yakalama yetkisine sahiptir.

Gözaltı Süreleri (CMK 91)

Yakalanan kişi, Cumhuriyet savcılığınca bırakılmazsa en geç 24 saat içinde sulh ceza hâkimi önüne çıkarılır; yol süresi (en fazla 12 saat) bu süreye dahil değildir. Toplu olarak işlenen suçlarda, delillerin toplanmasındaki güçlük veya şüpheli sayısının çokluğu nedeniyle savcı gözaltı süresinin her defasında bir günü geçmemek üzere üç gün süreyle uzatılmasına yazılı olarak emir verebilir (CMK 91/3). Bu hâlde toplam gözaltı süresi dört günü geçemez.

Olağanüstü Hâl ve Özel Düzenlemeler

Olağanüstü hâl ilan edilen bölgelerde veya belirli terör suçlarında özel süreler uygulanabilir. Şüphelinin haklarının sınırlandırılması ancak orantılılık ilkesi çerçevesinde ve AYM-AİHM denetimine tabi biçimde mümkündür. Gözaltı süresinin aşılması, CMK 141 kapsamında tazminat talebi doğurur.

Gözaltında Haklar (CMK 147)

Yakalanan kişinin hakları; (i) kendisine yüklenen suçun ne olduğunun bildirilmesi, (ii) susma hakkının olduğu, (iii) müdafi seçme, ücretsiz baro müdafii atanması talep etme, (iv) yakınlarına haber verilmesi (CMK 95) haklarıdır. Bu hakların hatırlatılmaması usul ihlali doğurur ve elde edilen beyan hukuka aykırı delil niteliği taşıyabilir (CMK 148/4).

İfade Alma, Susma Hakkı ve Müdafilik (CMK 147-156)

Ceza muhakemesinin kurucu ilkelerinden biri, kimsenin kendisini suçlayıcı beyanda bulunmaya zorlanamamasıdır (nemo tenetur se ipsum accusare). Anayasa 38/5 bu ilkeyi açıkça güvence altına alır; CMK 147 de ifade alma ve sorgu usulünü düzenler.

İfade Öncesi Hakların Bildirilmesi (CMK 147)

Şüphelinin veya sanığın ifadesinin alınmasında veya sorgusunda aşağıdaki usuller uygulanır: kimliği saptanır, kendisine yüklenen suç anlatılır, müdafii seçme hakkının bulunduğu bildirilir, susma hakkı bildirilir, yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamasının kanuni hakkı olduğu hatırlatılır, şüpheden kurtulması için somut delillerin toplanmasını isteyebileceği bildirilir, kişisel ve ekonomik durumu hakkında bilgi alınır, ifade ve sorgu işlemlerinin kaydında teknik imkânlardan yararlanılır.

Müdafi Yardımından Yararlanma (CMK 149-156)

Şüpheli veya sanık soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında bir veya birden fazla müdafinin yardımından yararlanabilir (CMK 149/1). Müdafi ile görüşme hakkı hiçbir zaman engellenemez ve kısıtlanamaz (CMK 149/3). Müdafiin dosyayı inceleme ve belgelerden örnek alma yetkisi soruşturmanın amacını tehlikeye düşürmemek kaydıyla korunur. Zorunlu müdafilik halleri CMK 150’de sayılmıştır: şüpheli veya sanık çocuksa, kendini savunamayacak derecede malul veya sağır ve dilsizse, alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda müdafi istihdam edilmesi zorunludur.

Hukuka Aykırı Delil Yasağı (CMK 148, 206, 217)

Şüphelinin ve sanığın beyanı özgür iradesine dayanmalıdır. Bunu engelleyici nitelikte kötü davranma, işkence, ilaç verme, yorma, aldatma, cebir veya tehditte bulunma, bazı araçları kullanma gibi bedensel veya ruhsal müdahaleler yapılamaz (CMK 148/1). Kanuna aykırı bir yarar vaat edilemez. Yasak usullerle elde edilen ifadeler rıza ile verilmiş olsa da delil olarak değerlendirilemez (CMK 148/3). Hükmün, hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delile dayanması, bozma sebebidir (CMK 289/1-i).

Tutuklama ve Adli Kontrol (CMK 100-110)

Tutuklama, ceza muhakemesinde en ağır koruma tedbiridir; masumiyet karinesine rağmen kişinin özgürlüğünü kısıtlar. Bu nedenle uygulama koşulları sıkı biçimde düzenlenmiştir ve orantılılık ilkesiyle dengelenir.

Tutuklama Şartları (CMK 100)

Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması hâlinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir (CMK 100/1). Tutuklama nedenleri: (i) kaçma, saklanma veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular, (ii) delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma girişimi gibi davranışlar olarak sayılır (CMK 100/2).

Katalog Suçlarda Tutuklama (CMK 100/3)

CMK 100/3’te sayılan belirli suçlar bakımından tutuklama nedeninin varsayılması kabul edilmiştir: soykırım, kasten öldürme, işkence, cinsel saldırı, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, suç işlemek amacıyla örgüt kurma, devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene karşı suçlar, milli savunmaya karşı suçlar, 6136 sayılı Ateşli Silahlar Kanunundaki belirli suçlar, 4389 sayılı Bankalar Kanununun 22/3-4 maddesindeki suçlar. Bu suçlarda dahi tutuklama zorunlu değildir; mahkeme yine de orantılılık değerlendirmesi yapar.

Tutuklama Kararına İtiraz (CMK 101/5, 267-271)

Sulh ceza hâkiminin tutuklama kararına karşı, tebliğinden itibaren 7 gün içinde ilgili asliye ceza mahkemesi tutuklu ise bir üst derecedeki sulh ceza hâkimliği nöbetinde; ağır ceza mahkemesinde görülmekte olan bir dosya kapsamındaki kararlara karşı bir üst ağır ceza mahkemesine itiraz edilebilir. Tutukluluğa itiraz başvuruları belirli sürelerle ve her seferinde yeni delil veya durumla desteklendiğinde tahliye ihtimalini artırabilir.

Tutukluluk Süreleri (CMK 102)

Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde tutukluluk süresi en çok bir yıldır; bu süre, zorunlu hâllerde gerekçeleri gösterilerek altı ay daha uzatılabilir (CMK 102/1). Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde tutukluluk süresi en çok iki yıldır; bu süre zorunlu hâllerde, gerekçesi gösterilerek uzatılabilir, uzatma süresi toplam üç yılı, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamındaki suçlarda ve örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarda dokuz yılı geçemez (CMK 102/2).

Adli Kontrol (CMK 109-110)

Tutuklama nedenlerinin bulunması hâlinde şüpheli veya sanık hakkında tutuklama yerine adli kontrol kararı verilebilir (CMK 109/1). Yurt dışına çıkamamak, belirli yerlere gidememek, belirlenen yerlere düzenli olarak başvurmak, her türlü taşıtların kullanılmasını sağlayan belgeleri tevdi etmek, konutu terk etmemek (ev hapsi), belirli bir yerleşim bölgesini terk etmemek, uyuşturucu, uyarıcı veya uçucu madde ile alkol bağımlılığından arınmak amacıyla hastaneye yatmak dahil tedavi veya muayene tedbirlerine tâbi olmak, güvence bedelini yatırmak, silah bulunduramamak veya taşıyamamak, sağlanan maddi olanaklar oranında belirli mal ve haklara ilişkin tedbirlere tâbi olmak gibi yükümlülükler öngörülebilir.

Arama, El Koyma ve İletişimin Denetlenmesi (CMK 116-140)

Arama ve el koyma tedbirleri delil elde etme amacıyla uygulanan ve kişinin konut dokunulmazlığı, özel hayatın gizliliği gibi temel haklarına müdahale eden koruma tedbirleridir. Bu nedenle hâkim kararı kural, savcı veya kolluk kararı istisnadır.

Arama Kararı ve Gecikmesinde Sakınca Hâli (CMK 116-120)

Arama kararı kural olarak hâkim tarafından verilir (CMK 119/1). Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının, Cumhuriyet savcısına ulaşılamadığında kolluk amirinin yazılı emri ile kolluk görevlileri arama yapabilirler. Ancak konutta, işyerinde ve kamuya açık olmayan kapalı alanlarda hâkim kararı olmaksızın arama yapılamaz; gecikmesinde sakınca istisnası burada uygulanmaz (CMK 119/1 son cümle).

El Koyma ve İade (CMK 123-134)

Suç delili veya müsadereye tabi eşyanın muhafaza altına alınması için el koyma kararı verilir. Kural olarak hâkim kararı, gecikmesinde sakınca varsa savcı veya kolluk amiri kararı gerekir, 24 saat içinde hâkim onayı aranır (CMK 127/3). Bilgisayarlarda, bilgisayar programlarında ve kütüklerinde arama, kopyalama ve el koyma CMK 134 uyarınca özel usule tabidir: hâkim kararı, imaj alma, ayna kopya çıkarma, hash değeri ile mühürleme aşamaları zorunludur.

İletişimin Tespiti, Dinlenmesi ve Kayda Alınması (CMK 135)

Bir suç dolayısıyla yapılan soruşturma ve kovuşturmada, suç işlendiğine ilişkin somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve başka suretle delil elde edilmesi imkânının bulunmaması durumunda hâkim kararıyla şüpheli veya sanığın telekomünikasyon yoluyla iletişimi tespit edilebilir, dinlenebilir, kayda alınabilir ve sinyal bilgileri değerlendirilebilir (CMK 135/1). Tedbir süresi en çok iki aydır, gerektiğinde bir ay daha uzatılabilir; örgütlü suçlarda bir ay uzatmalarla toplam on iki ayı geçemez. CMK 135/8’de sayılan katalog suçlar dışında tedbir uygulanamaz.

Teknik Araçla İzleme, Gizli Soruşturmacı, Muhabere Yasağı

Teknik araçlarla izleme (CMK 140), gizli soruşturmacı atanması (CMK 139) ve belirli katalog suçlar bakımından öngörülür. İstinabe, gizli soruşturmacı beyanının delil olarak değerlendirilmesi, delillerin çapraz ilişkisi, CMK 217 kapsamında mahkemenin vicdani kanaatine bırakılır; ancak hukuka aykırı elde edilen delil hükme esas alınamaz.

İddianame, İade ve Kovuşturmaya Yer Olmadığı Kararı

Soruşturma sonucunda kamu davasını açmayı gerektirir nitelikte yeterli şüphe varsa Cumhuriyet savcısı iddianame düzenler (CMK 170). İddianame ile kovuşturma evresine geçilmesi için görevli ve yetkili mahkemeye hitaben yazılı olarak düzenlenmesi zorunludur.

İddianamenin Unsurları (CMK 170/3)

İddianamede yüklenen suç ve uygulanması gereken kanun maddeleri; yüklenen suçun işlendiği yer, tarih ve zaman dilimi; suçun delilleri; şüphelinin tutuklu olup olmadığı; mağdurun kimliği belirtilir. Aynı maddenin dördüncü fıkrasına göre iddianame; ilgili suçun kanuni tanımında yer alan olgular da dahil olmak üzere açık ve anlaşılır biçimde düzenlenir. Deliller ayrı ayrı gösterilir. Maddi olay ile iddianamede yer alan hukuki nitelendirmenin tutarlılığı savunmanın çerçevesini belirler.

İddianamenin İadesi (CMK 174)

Mahkeme, iddianame ve soruşturma dosyasını aldığı tarihten itibaren on beş gün içinde iddianamenin ve soruşturma evrakının; yetersiz, eksik veya hatalı olduğunu tespit ederse iddianameyi iade eder (CMK 174/1). İade sebepleri: (i) suçun sübutuna etki edeceği mutlak sayılan mevcut bir delil toplanmadan düzenlenmesi, (ii) ön ödemeye veya uzlaşmaya tâbi olduğu soruşturma dosyasından açıkça anlaşılan işlerde ön ödeme veya uzlaştırma usulü uygulanmadan düzenlenmesi, (iii) soruşturma veya kovuşturma yapılması izne veya talebe bağlı suçlarda izin alınmadan veya talep olmadan düzenlenmesi, (iv) iddianamenin CMK 170’te belirtilen unsurları taşımaması.

İddianamenin Kabulü ve Kovuşturmaya Geçiş (CMK 175)

İddianamenin kabulüyle kamu davası açılır ve kovuşturma evresi başlar (CMK 175/1). Mahkeme, iade sebebi görmediğinde iddianameyi kabul eder; bu kararla kovuşturma evresine geçilmiş sayılır. Kabul veya iade kararı kesindir; ancak iade kararına karşı Cumhuriyet savcısı itiraz edebilir (CMK 174/5).

Kovuşturma Evresi, Duruşma Yönetimi (CMK 175-232)

Kovuşturma; iddianamenin kabulüyle başlayıp hükmün kesinleşmesine kadar geçen evredir (CMK 2/f). Duruşmanın hazırlığı, duruşma, delillerin tartışılması, esas hakkında mütalaa ve son savunma ile hükmün açıklanması aşamalarından oluşur.

Duruşmanın Hazırlığı (CMK 175-178)

Mahkeme iddianamenin kabulünden sonra duruşma günü tayin eder ve taraflara tebliğ eder. Sanığın sorguya çekilmesi için duruşmaya çağrılmasına ilişkin çağrı kâğıdı, duruşma gününden en az bir hafta önce tebliğ edilmelidir (CMK 176). Tanıklar ve bilirkişiler çağrılır; sanığın göstereceği tanıkların çağrılması da mümkündür (CMK 178).

Duruşmanın Açılması, Yoklama ve Sorgu (CMK 191-195)

Duruşmaya başlama, sanığın ve müdafiin hazır bulunması, mağdur/katılanın katılması, iddianamenin okunması, sanığın susma hakkı ve açıklamada bulunma yetkisi, sanığa sorgu yapılması CMK 191-195’te düzenlenir. Sanık sorgusunda isnat açıkça anlatılır, susma hakkı hatırlatılır, önceki sabıka durumu sorulur.

Delillerin Ortaya Konulması, Doğrudan Soru (CMK 200-217)

Duruşmada tüm delillerin hazır bulunanlar önünde ortaya konulması ve tartışılması gerekir; duruşmanın sözlülük ve doğrudanlık ilkeleri geçerlidir. Tanık ve bilirkişi sorgusunda tarafların doğrudan soru yöneltme hakkı CMK 201’de düzenlenmiştir. Delillerin serbestliği ilkesi CMK 217’de ifade edilmiştir: hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir; bu deliller hâkimin vicdanî kanaatiyle serbestçe takdir edilir.

Esas Hakkında Mütalaa ve Son Savunma (CMK 216)

Ortaya konulan delillerle ilgili tartışma bittikten sonra söz sırasıyla katılan/vekili, Cumhuriyet savcısı, sanık/müdafiine verilir. Son söz sanığındır (CMK 216/3). Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki mütalaasının alınmasıyla savunma tarafı nihai beyanını yapar ve mahkeme hükmü kurmak için müzakereye çekilir. Son söz hakkının kullandırılmaması, bozma sebebidir (CMK 289/1-h).

Hüküm Türleri, HAGB, Erteleme, Seçenek Yaptırımlar

Duruşmanın sonunda mahkeme hüküm kurar. Hüküm türleri CMK 223’te sayılmıştır: beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi, davanın düşmesi.

Beraat ve Ceza Verilmesine Yer Olmadığı (CMK 223/2-3)

Beraat kararı; yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması, yüklenen suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması, yüklenen suç açısından failin kast veya taksirinin bulunmaması, yüklenen suçun sanık tarafından işlenmesine rağmen olayda bir hukuka uygunluk nedeninin bulunması, yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması hâllerinde verilir (CMK 223/2). Ceza verilmesine yer olmadığı kararı; yüklenen suçla bağlantılı olarak yaş küçüklüğü, akıl hastalığı, sağır ve dilsizlik hâli, cebir ve tehdit etkisi nedeniyle kusurun bulunmaması, fiilde hukuka aykırılık bilinçli olarak oluşturulmayan yanılgı, meşru savunmada sınırın korku ve telaşla aşılması gibi hâllerde verilir (CMK 223/3).

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması — HAGB (CMK 231)

Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezası ise mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir (CMK 231/5). HAGB şartları: sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması; mahkemece sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması; suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi; sanığın bu karara itirazı bulunmaması. Denetim süresi 5 yıldır (çocuklarda 3 yıl).

Cezanın Ertelenmesi (TCK 51)

İşlediği suçtan dolayı iki yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkûm edilen kişinin cezası ertelenebilir. Şartlar: daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı üç aydan fazla hapis cezasına mahkûm edilmemiş olmak, suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkemece kanaate varılması. Ertelemede denetim süresi 1-3 yıldır; denetim süresinde yeni suç işlenirse erteleme kalkar ve cezanın infazına başlanır.

Seçenek Yaptırımlar (TCK 50)

Kısa süreli hapis cezası, suçlunun kişiliğine, sosyal ve ekonomik durumuna, yargılama sürecinde duyduğu pişmanlığa ve suçun işlenmesindeki özelliklere göre (i) adli para cezasına, (ii) mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle, tamamen giderilmesine, (iii) en az iki yıl süreyle bir meslek veya sanat edinmeyi sağlamak amacıyla gerektiğinde barınma imkânı da bulunan bir eğitim kurumuna devam etmeye, (iv) mahkûm olunan cezanın yarısından bir katına kadar süreyle, belirli yerlere gitmekten veya belirli etkinlikleri yapmaktan yasaklanmaya, (v) sağladığı hak ve yetkiler kötüye kullanılmak suretiyle veya gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranılarak suç işlenmiş olması durumunda; ilgili ehliyet ve ruhsat belgelerinin geri alınmasına, belli bir meslek ve sanatı yapmaktan yasaklanmaya, (vi) kamuya yararlı bir işte çalıştırılmaya çevrilebilir (TCK 50/1).

Uzlaştırma ve Önödeme (CMK 253-255, TCK 75)

Uzlaştırma; belirli suçlarda fail ile mağdurun, uzlaştırmacı aracılığıyla anlaşarak yargılamayı sona erdirdiği bir alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemidir. 2016 yılında getirilen 6763 sayılı Kanun ile uzlaştırma kurumu yeniden yapılandırılmış ve zorunlu uygulama alanı genişletilmiştir.

Uzlaştırma Kapsamındaki Suçlar (CMK 253)

Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olan suçlar ile şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın CMK 253’te sayılan suçlar (kasten yaralama TCK 86 temel hâli, taksirle yaralama TCK 89, tehdit TCK 106/1 birinci cümle, konut dokunulmazlığının ihlali TCK 116, hırsızlık TCK 141, mala zarar verme TCK 151, hakaret TCK 125 temel hâli, dolandırıcılık TCK 157 temel hâli, güveni kötüye kullanma TCK 155 temel hâli) uzlaştırma kapsamındadır.

Uzlaştırma Süreci ve Etkisi

Cumhuriyet savcısı veya mahkeme, uzlaştırma kapsamındaki bir suç için soruşturma ya da kovuşturma sırasında tarafların uzlaştırılması amacıyla dosyayı uzlaştırma bürosuna gönderir. Uzlaştırmacı tarafları ayrı ayrı veya birlikte dinler, maddi durumu inceler, müzakere eder. Uzlaşma sağlandığında taraflar arasında imzalanan protokol savcılığa sunulur; onaylandıktan sonra kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir (soruşturma aşamasında) veya davanın düşmesine hükmolunur (kovuşturma aşamasında). Uzlaşma, mağdurun zararının giderilmesi fiili ile birlikte verimlilik kazanır.

Önödeme (TCK 75)

Uzlaştırma kapsamına girmeyen ve yalnız adli para cezasını gerektiren veya kanun maddesinde öngörülen hapis cezasının yukarı sınırı altı ayı aşmayan suçlar bakımından önödeme uygulanır (TCK 75). Soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısı şüpheliye belirlenen miktarda parayı otuz gün içinde ödemesi ihtarında bulunur; ödeme yapılırsa kamu davası açılmaz. Önödeme kurumu, CMK 253 kapsamındaki uzlaştırma ile aynı amaca hizmet etmekle birlikte sürecin doğası ve kapsamı farklıdır.

Etkin Pişmanlık ve Cezada İndirim

Etkin pişmanlık; failin, suçu işledikten sonra fiilin sonuçlarının oluşmasını veya doğacak zararın genişlemesini önleme çabasına ceza hukuku tarafından verilen ödül mahiyetindedir. Çeşitli özel suç tiplerinde farklı oranlarda indirim öngörülmüştür.

Genel Çerçeve ve Uygulama Mantığı (TCK 168)

Hırsızlık, mala zarar verme, güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık, hileli iflas, taksirli iflas suçları tamamlandıktan sonra ve fakat bu nedenle hakkında kovuşturma başlamadan önce failin, azmettireni veya yardım edenin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen iade veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde verilecek cezanın üçte ikisine kadarı indirilir (TCK 168/1). Etkin pişmanlık kovuşturma başladıktan sonra ve fakat hüküm verilmezden önce gösterilirse, verilecek cezanın yarısına kadarı indirilir (TCK 168/2). Kısmen iade veya tazmin hâlinde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için ayrıca mağdurun rızası aranır.

Örgütlü Suçlar ve Uyuşturucuda Etkin Pişmanlık (TCK 221, 192)

Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu nedeniyle soruşturmaya başlanmadan ve örgütün amacı doğrultusunda suç işlenmeden önce, örgütü dağıtan veya verdiği bilgilerle örgütün dağılmasını sağlayan kurucu veya yöneticiler hakkında cezaya hükmolunmaz (TCK 221/1). Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarına iştirak etmiş olan kişi, resmi makamlar tarafından haber alınmadan önce, diğer suç ortaklarını ve uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin saklandığı veya imal edildiği yerleri merciine haber verirse, verilen bilginin suç ortaklarının yakalanmasını veya uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ele geçirilmesini sağlaması halinde, hakkında cezaya hükmolunmaz (TCK 192/1).

Vergi Suçlarında Pişmanlık (VUK 371)

213 sayılı Vergi Usul Kanunu 371. maddesinin çerçevesinde vergi kaçakçılığı kapsamına giren eylemlerde mükellefin pişmanlık dilekçesi vermesi ve vergi ziyaı tutarını pişmanlık zammıyla birlikte ödemesi halinde cezai sorumluluk doğmaz. Bu hüküm vergi ceza hukuku açısından özel bir etkin pişmanlık örneğidir.

İstinaf, Temyiz ve Olağanüstü Kanun Yolları

İlk derece mahkemesi kararına karşı kanun yolu olarak istinaf ve temyiz öngörülmüştür. Olağanüstü kanun yolları ise Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın itirazı, kanun yararına bozma ve yargılamanın yenilenmesinden ibarettir.

İstinaf Başvurusu (CMK 272-285)

İstinaf yoluna başvurulabilecek kararlar ile istinaf sebepleri CMK 272-273’te sayılır. Hapis cezasından çevrilen adli para cezaları hariç olmak üzere sonuç olarak belirlenen üç bin TL dâhil adli para cezasına mahkûmiyet hükümlerine karşı istinaf yoluna başvurulamaz (CMK 272/3-a, yıllık güncellenen miktar). İstinaf istemi, hükmün açıklanmasından itibaren yedi gün içinde hükmü veren mahkemeye bir dilekçe verilmesi veya zabıt kâtibine yapılacak sözlü bildirim ile yapılır (CMK 273/1). Bölge adliye mahkemesi, istinaf başvurusunu öncelikle usul yönünden inceler; esastan incelemede delilleri doğrudan tartışır ve gerekirse keşif, bilirkişi, tanık dinleme gibi işlemlere yeniden başvurur (CMK 280).

Temyiz Başvurusu ve Yargıtay (CMK 286-307)

Bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan hükümleri temyiz edilebilir (CMK 286/1). Ancak, ilk derece mahkemelerinden verilen 5 yıl veya daha az hapis cezaları ile bunlara bağlı adli para cezalarına ilişkin istinaf incelemesi sonucunda verilen hükümler temyiz edilemez. Temyiz istemi, hükmün açıklanmasından itibaren 15 gün içinde hükmü veren mahkemeye bir dilekçe verilmesi suretiyle yapılır (CMK 291). Temyiz sebepleri CMK 289’da hukuka kesin aykırılık sebepleri olarak sayılmıştır; mahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül etmemiş olması, hakimlerin kanun gereği duruşmada bulunmaları gereken sıfatla bulunmamış olması, duruşmalı yapılması gereken yargılamanın kapalı yapılması, hükmün kanunda belirtilen hallerden başka hâl ve şartlarda kurulmuş olması, hükmün gerekçesiz olması, duruşmada sanığın ya da müdafiinin son sözünün alınmaması, hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delilin hükme esas alınması bunlar arasındadır.

Olağanüstü Kanun Yolları (CMK 308-323)

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, re’sen veya istem üzerine, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na itiraz yoluna başvurabilir (CMK 308). Kanun yararına bozma, Adalet Bakanlığı’nın yazılı emri üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı aracılığıyla yapılır ve sadece hüküm hukuka aykırı ise bozma sonucu doğurur (CMK 309). Yargılamanın yenilenmesi, kesin hüküm niteliğindeki kararlara karşı mahkumun veya bazı hâllerde diğer ilgililerin lehine veya aleyhine yeniden yargılama yapılmasını sağlar (CMK 311-323).

AYM Bireysel Başvuru ve AİHM Yolu

Adil yargılanma hakkı (AY 36, AİHS 6), işkence yasağı (AY 17, AİHS 3), özgürlük ve güvenlik hakkı (AY 19, AİHS 5), özel hayatın korunması (AY 20, AİHS 8) ile diğer temel hak ihlalleri bakımından iç hukukta olağan kanun yolları tükendikten sonra Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yapılabilir (AY 148, 6216 sayılı Kanun).

AYM Bireysel Başvuru Süreci

Bireysel başvuru, olağan kanun yollarının tüketilmesinden itibaren 30 gün içinde yapılır (6216 sayılı Kanun m.47). Başvuru kapsamına Anayasa’da ve AİHS’te ortak güvence altına alınan haklar girer. Kabul edilebilirlik incelemesinden geçen başvurular esas yönünden karara bağlanır; ihlal tespit edildiğinde yargılamanın yenilenmesi, tazminat veya ihlalin tespiti kararı verilir. anayasa.gov.tr adresinden başvuru formu ve karar arşivi erişilebilir.

AİHM Başvurusu

AYM bireysel başvurusunun sonuçsuz kalması halinde, AİHS’te korunan bir hakkın ihlal edildiği iddiasıyla iç hukuk yolları tükendikten itibaren 4 ay içinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvuru yapılabilir (AİHS 35; 2022 tarihli 15 No.lu Protokol ile süre 6 aydan 4 aya indirilmiştir). Başvuru formu AİHM resmi adresine (hudoc.echr.coe.int) elektronik veya fiziki olarak iletilir; kabul edilebilirlik filtresi sonrası esas incelemesi yapılır.

Suç Tipleri — Hayata, Vücut Bütünlüğüne, Hürriyete

5237 sayılı TCK’nın ikinci kitabı özel hükümlerden oluşur ve suç tiplerini korunan hukuki yarar bakımından tasnif eder. Kişilere karşı suçlar başlığı altında hayata, vücut bütünlüğüne, hürriyete, şeref ve haysiyete karşı suçlar yer alır.

Kasten Öldürme (TCK 81-82)

Bir insanı kasten öldüren kişi müebbet hapis cezası ile cezalandırılır (TCK 81/1). TCK 82’de sayılan nitelikli hâllerde (tasarlayarak, canavarca hisle veya eziyet çektirerek, yangın-su baskını-trafik kazası gibi genel bir tehlikenin karşılanmasını güçleştiren hallerde, gebe olduğu bilinen kadına karşı, üstsoy ya da altsoydan birine ya da eş veya kardeşe karşı, çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı, kan gütme saikiyle, töre saikiyle) ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası öngörülür. Tahrik altında öldürme (TCK 29) ve meşru savunmada sınırın aşılması (TCK 27/2) savunmanın başlıca cephelerini oluşturur.

Kasten Yaralama (TCK 86-88)

Kasten başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır (TCK 86/1). Yaralamanın etkisi ile kişinin sürekli hastalık, duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflaması, konuşmasında sürekli zorluk, yüzünde sabit iz, yaşamını tehlikeye sokacak durum, gebe bir kadına karşı işlenip çocuğun vaktinden önce doğması, sürekli iş göremezlik, duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesi, konuşma yeteneğinin kaybolması, çocuğun düşmesi, yüzünün sürekli değişikliğe uğraması gibi nitelikli sonuçları varsa ceza TCK 87’de öngörülen oranlarda ağırlaştırılır. Kasten yaralama sonucunda ölüm meydana gelirse TCK 87/4 uyarınca 8 ile 18 yıl arasında hapis cezası verilir (kasten yaralama neticesinde ölüm).

Taksirle Öldürme ve Yaralama (TCK 85, 89)

Taksirle bir insanın ölümüne neden olan kişi iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır (TCK 85/1). Bilinçli taksirde ceza üçte birden yarıya kadar artırılır. Trafik kazaları, iş kazaları, hekim hatası (malpraktis) dosyalarında en sık uygulanan hüküm TCK 85-89’dur.

Tehdit, Şantaj, Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma (TCK 106-109)

Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit eden kişi altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır (TCK 106/1 ilk cümle). Malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından veya sair bir kötülük edeceğinden bahisle tehditte 6 aya kadar hapis veya adli para cezası verilir (TCK 106/1 ikinci cümle). Şantaj TCK 107’de; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma TCK 109’da düzenlenmiştir.

Suç Tipleri — Malvarlığı, Ekonomi, Bilişim

Malvarlığına karşı suçlar TCK 141-169 arasında yer alır. Günümüzde en sık karşılaşılan dosya tipleri hırsızlık (TCK 141-142), yağma (TCK 148-150), dolandırıcılık (TCK 157-159) ve güveni kötüye kullanma (TCK 155) başlıkları altında yoğunlaşır.

Hırsızlık ve Nitelikli Hırsızlık (TCK 141-142)

Zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden alan kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir (TCK 141). Nitelikli hâller TCK 142’de sayılmıştır: konutta, kamu veya özel sektöre ait büro, işyeri, atölye gibi yerlerde; kilit açılmak, duvar, çit, kapı, bariyer kırılmak suretiyle; bir afetin veya genel bir felaketin sebep olduğu kargaşalıktan yararlanarak; suçun konusu hayvan ise; motorlu araçların üzerinde bulunan eşyaya ilişkin işlenmişse artırımlı ceza uygulanır.

Yağma / Gasp (TCK 148-150)

Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden ya da malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak, bir malı teslime veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılan kişi, altı yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır (TCK 148/1). Yağmanın silahla, birden fazla kişiyle birlikte işlenmesi halinde ceza TCK 149’da öngörülen oranlarda artırılır.

Dolandırıcılık ve Nitelikli Dolandırıcılık (TCK 157-158)

Hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlayan kişiye bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ve beş bin güne kadar adli para cezası verilir (TCK 157). Nitelikli hâller TCK 158’de; dinî inanç ve duyguların istismar edilmesi, kişinin içinde bulunduğu tehlikeli durum veya zor şartlardan yararlanılması, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması, ticari faaliyette bulunmak üzere tescil edilmiş işletmenin tüzel kişiliği temsilen işlenmesi, serbest meslek sahibi kişiler tarafından mesleklerinden doğan güvenin kötüye kullanılması suretiyle işlenmesi gibi alt bentler düzenlenmiştir. TCK 158/1-f özellikle kripto para dolandırıcılığı, phishing, oltalama ve sahte EFT senaryolarında işletilir.

Bilişim Sistemine Girme, Verileri Engelleme, Banka ve Kredi Kartlarının Kötüye Kullanılması (TCK 243-245)

Bir bilişim sisteminin bütününe veya bir kısmına, hukuka aykırı olarak giren veya orada kalmaya devam eden kimseye bir yıla kadar hapis cezası veya adli para cezası verilir (TCK 243/1). Bu fiil nedeniyle sistemin içerdiği veriler yok olur veya değişirse altı aydan iki yıla kadar hapis cezası; bir bilişim sisteminin işleyişini engelleyen veya bozan, sisteme hukuka aykırı olarak veri yerleştiren, veri engelleyen veya değiştiren kimseye bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası (TCK 244). Banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması TCK 245’te üç yıldan altı yıla kadar hapis ve adli para cezasını gerektirir; sahte üretim, kopyalama, nakliye ve tedavüle sokma gibi seçimlik hareketler ayrıntılandırılmıştır.

Cinsel Suçlar, Hakaret, Tehdit, Şantaj

Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar TCK 102-105’te, şerefe karşı suçlar 125-131’de düzenlenir. Bu suç tipleri hem mağdur hem sanık bakımından özellikle hassas usul güvenceleri içerir.

Cinsel Saldırı (TCK 102)

Cinsel davranışlarla bir kimsenin vücut dokunulmazlığını ihlal eden kişi, mağdurun şikâyeti üzerine, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır (TCK 102/1). Cinsel davranışın sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir. Fiilin vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda on iki yıldan az olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur (TCK 102/2). Suçun eş veya birlikte yaşayanı hedef alması hâlinde soruşturma şikâyete bağlıdır.

Çocuğun Cinsel İstismarı (TCK 103)

Çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi, sekiz yıldan on beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır (TCK 103/1). Suçun; vücut içine organ veya sair cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, on altı yıldan az olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur. Sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası verilir. Fail, mağdur ile yakın akrabalık ilişkisi, vesayet, eğitim ilişkisi içindeyse cezanın yarı oranında artırılması öngörülür.

Hakaret (TCK 125)

Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır (TCK 125/1). Hakaretin; kamu görevlisine karşı görevinden dolayı, dini, siyasi, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklamasından, değiştirmesinden, yaymaya çalışmasından, mensubu olduğu dinin emir ve yasaklarına uygun davranmasından dolayı, kişinin mensubu bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle işlenmesi halinde cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz (TCK 125/3). Alenen işlenirse ceza altıda bir oranında artırılır.

Sosyal Medya ve Dijital Hakaret Tartışmaları

Dijital ortamda yapılan yorumlar, tweetler, WhatsApp mesajları, Instagram story ve DM’ler TCK 125 kapsamında değerlendirilebilir. Alenilik yönüyle sosyal medya paylaşımı genellikle alenen sayılır. Mağdur; içeriğin noter tespiti, ekran görüntüsü, URL’nin kazınmış olması (web archive) ve sunucu IP kayıtlarıyla ispat yükünü yerine getirir. Takipsizlik veya beraat kararı; ifade özgürlüğünün kapsamı (AY 26), eleştiri sınırları ve kamu yararı kriterleriyle belirlenir.

İnfaz Hukuku: 5275 CGTİK, Denetimli Serbestlik, Koşullu Salıverme

5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun; hapis cezalarının ve güvenlik tedbirlerinin nasıl uygulanacağını düzenler. 7242 sayılı Kanun (2020) ile getirilen değişikliklerle denetimli serbestlik ve koşullu salıverme oranları yeniden düzenlenmiştir.

Hapis Cezasının İnfaz Biçimi (CGTİK 14-15)

Hükümlüler kural olarak kapalı ceza infaz kurumlarında cezalarını çekerler. Açık ceza infaz kurumuna ayrılma; toplam cezanın belirli bir kısmı çekildikten sonra davranış değerlendirmesi, suçun niteliği ve kişilik özelliklerinin dikkate alındığı ayrıntılı bir prosedüre tabidir. CGTİK 14 kapalı kurumda infazı, CGTİK 15 açık ceza kurumlarını düzenler.

Koşullu Salıverme (CGTİK 107)

Koşullu salıverilmeden yararlanabilmek için mahkumun kurumdaki infaz süresini iyi hâlli olarak geçirmesi gerekir. Süreli hapis cezalarında hükümlülerin koşullu salıverilmelerine esas olan infaz süresi, 30/6/2020 tarih ve 7242 sayılı Kanun ile getirilen değişiklikle yarısıdır; bazı suçlarda (kasten öldürme, cinsel istismar, uyuşturucu imal-ticareti, terör, kadına karşı işlenen kasten yaralama gibi) bu oran üçte iki veya dörtte üçtür. Müebbet hapis cezasında 24 yıl, ağırlaştırılmış müebbette 30 yıl infaz süresi tamamlandıktan sonra koşullu salıverilme değerlendirilir.

Denetimli Serbestlik Tedbiri (CGTİK 105/A)

Hükümlülerin; dış dünyaya uyumlarını sağlamak, aileleriyle bağlarını sürdürmelerini ve güçlendirmelerini temin etmek amacıyla koşullu salıverilme için öngörülen sürenin bir yıl öncesinden itibaren denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle cezalarının infazına karar verilebilir (CGTİK 105/A). 7242 sayılı Kanun ile getirilen geçici düzenleme ile denetimli serbestlik süreleri yeniden yapılandırılmıştır. Belirli suçlarda süre farklı uygulanmakta ve elektronik kelepçe (EKED) kullanımı gündeme gelebilmektedir.

İnfaz Hâkimliği ve Şikayet Yolu (4675 sayılı Kanun)

4675 sayılı Kanun, ceza infaz kurumlarında ve tutukevlerinde bulunan hükümlü ve tutuklular hakkında yapılan işlemler veya bunlarla ilgili faaliyetlere ilişkin şikâyetleri incelemek, karara bağlamak ve kanunlarla verilen diğer görevleri yapmak üzere infaz hâkimliği kurmuştur. Hükümlü, 15 gün içinde işlem veya eylemi öğrendikten itibaren şikâyet dilekçesini infaz hâkimliğine verir; infaz hakimliği kararına karşı ağır ceza mahkemesine itiraz mümkündür.

Uyuşturucu, Silah, Kaçakçılık ve Mali Suçlar

Ülkemizde ceza yargılamasının ağır yükünü oluşturan bir diğer grup, uyuşturucu madde suçları, 6136 sayılı Ateşli Silahlar Kanunu kapsamındaki suçlar, 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu kapsamındaki gümrük vergileri ve akaryakıt suçları, ayrıca 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun (MASAK) mevzuatıyla ilişkili mali suçlardır.

Uyuşturucu Madde İmal ve Ticareti (TCK 188)

Uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak imal, ithal veya ihraç eden kişi 20 yıldan 30 yıla kadar hapis ve 2000 günden 20.000 güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır (TCK 188/1). Maddeleri ülke içinde satan, satışa arz eden, başkalarına veren, sevk eden, nakleden, depolayan, satın alan, kabul eden, bulunduran kişi 10 yıldan az olmamak üzere hapis ve 1000 günden 20.000 güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır. Suçun; eroin, kokain, morfin, sentetik kannabinoid ve türevleri gibi maddeler üzerinde işlenmesi halinde ceza yarı oranında artırılır (TCK 188/4). Üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi halinde ceza yarı oranında; suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde bir kat artırılır.

Uyuşturucu Madde Kullanma (TCK 191) ve Denetimli Serbestlik

Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır (TCK 191/1). Ancak bu suç bakımından, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kurumu özel olarak düzenlenmiştir (TCK 191/2): Cumhuriyet savcısı, 5 yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verir ve şüpheli hakkında denetimli serbestlik tedbiri uygulanır. Bu süre içinde tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirlerine uyum gösterilmezse kamu davası açılır. Kişi aynı suçtan dolayı yeniden 5 yıl içinde uyuşturucu kullanırsa, madde 191/4 gereği ceza iki kat artırılarak uygulanır; ancak erteleme koşulu kalıcı olarak kaybedilmez.

Ateşli Silahlar (6136) ve Bıçak-Saldırı Aletleri Suçları

Ruhsatsız ateşli silah satın alma, taşıma, bulundurma fiilleri 6136 sayılı Kanun m.13 uyarınca cezai yaptırıma bağlanmıştır. Ayrıca TCK 174; tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulmasını veya el değiştirmesini suç olarak düzenler. Silah arama, el koyma ve balistik inceleme CMK 116-134 ile 5271 çerçevesinde yürütülür; balistik rapor, fişek envanteri ve atış izleri maddi delil niteliğindedir. Savunma açısından; silahın fiziksel kontrolü, ruhsat kontrol kaydı, olay yerinde bulunma şekli ve parmak izi analizinin karşılaştırılması müdafaa eksenlerini oluşturur.

Kaçakçılık Suçları (5607 sayılı Kanun)

5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu; gümrük vergisi kaçakçılığı, akaryakıt kaçakçılığı, sigara ve alkollü ürün kaçakçılığı, uyuşturucu ürünlerin gümrük vergilerini ödemeden ülkeye sokulması gibi fiilleri düzenler. Akaryakıt kaçakçılığında özel ceza indirimi getirilmiş “etkin pişmanlık” halleri vardır (5607 m.5). Uluslararası taşımacılıkta CMR belgeleri, gümrük beyannameleri, banka transfer kayıtları delil olarak incelenir. Vergi ziyaına yol açan kaçakçılık fiilleri VUK 359 ile de ilişkili olabilir ve fikri içtima (TCK 44) uygulamasına konu olur.

Suç Gelirlerinin Aklanması ve MASAK (TCK 282, 5549 sayılı Kanun)

Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini, yurt dışına çıkaran veya bunların gayrimeşru kaynağını gizlemek ve meşru bir yolla elde edildiği konusunda kanaat uyandırmak maksadıyla, çeşitli işlemlere tâbi tutan kişi üç yıldan yedi yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır (TCK 282/1). MASAK (Mali Suçları Araştırma Kurulu) Başkanlığı’nın şüpheli işlem bildirimi, bankaların KYC kayıtları, kripto varlık hizmet sağlayıcılarının uyum raporları delil olarak incelenir. 7262 sayılı Kanun (2021) ile kripto varlıklar yükümlü listesine alınmış; TL/kripto dönüşümlerinin MASAK bildirimine tabi olduğu hüküm altına alınmıştır.

Devlet Güvenliği, Anayasal Düzen ve Terör Suçları

TCK 302-343 devletin güvenliğine, anayasal düzene ve milli savunmaya karşı suçları düzenler; bunlar arasında devletin birliği ve ülke bütünlüğünü bozmak (TCK 302), anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs (TCK 309), cumhurbaşkanına suikast ve cebir (TCK 310), yasama organına karşı suç (TCK 311), hükümete karşı suç (TCK 312), silahlı örgüt (TCK 314) sayılabilir. Ayrıca 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu ayrı bir özel kanun olarak uygulanır.

Terör Örgütü Üyeliği (TCK 314, 3713 sayılı Kanun)

Silahlı örgüt kurmak veya yönetmek beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile; örgüte üye olmak iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır (TCK 314/1-2). 3713 sayılı Kanun’da terör suçları özel olarak düzenlenmiş ve cezalar belirli oranlarda artırılmıştır. Örgüt üyeliği bakımından süreklilik, çeşitlilik, yoğunluk kriterleri Yargıtay uygulamasında belirleyicidir; salt bir eylemin örgüt üyeliği sayılması mümkün değildir. Müdafaa; sanığın örgütsel faaliyetinin kapsamı, hiyerarşik bağlılık, emir-komuta ilişkisi, sürekli eylem birlikteliği, bütçe-para akışı gibi somut olgular üzerinden ele alınır.

Özel Yetkili Mahkemeler ve İstanbul Pratiği

TCK 302, 309-315 kapsamındaki suçlar ile 3713 sayılı Kanun kapsamındaki terör suçları, örgütlü suçlar (TCK 220), anayasal düzeni bozmaya yönelik suçlar özel yetkili ağır ceza mahkemelerinde görülür. İstanbul’da bu mahkemeler Çağlayan Adliyesi ve Silivri Cezaevi yerleşkesinde bulunur. Dosya kapsamının büyüklüğü, delil miktarının yoğunluğu, gizli tanık beyanları ve uzun süreli tutukluluk riski bu davaların karakteristik özelliğidir. Müdafaa tekniği bakımından dosya kapsamındaki her belgeye tam hâkimiyet, çapraz sorgu hazırlığı ve yardımcı delil analizi zorunludur.

Gizli Tanık, Koruma ve Özel Usul Kuralları

5726 sayılı Tanık Koruma Kanunu; terör, örgütlü suç, ağır kaçakçılık gibi belirli suçlar kapsamında tanığın kimliğinin gizlenmesi, yerleşim yerinin değiştirilmesi, fiziksel koruma altına alınması gibi tedbirleri düzenler. Gizli tanık beyanı tek başına mahkumiyete esas alınamaz; başka delillerle teyit gerektirir. Müdafaa; gizli tanık beyanının delillerle çelişen kısımlarını, güvenilirlik ölçütlerini, tanığın menfaat durumunu ortaya koyarak CMK 217 kapsamındaki serbest takdir yetkisinin mahkumiyet yönünde kullanılmasını sorgulayabilir.

Çocuk Ceza Yargılaması ve Özel Usul Kuralları

Suça sürüklenen veya suçtan zarar gören çocuklar bakımından özel bir yargılama düzeni bulunur. 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu ve 5237 sayılı TCK’nın çocuklara ilişkin hükümleri birlikte uygulanır.

Suça Sürüklenen Çocuk Tanımı ve Yaş Grupları

Fiili işlediği sırada 18 yaşını doldurmamış olan kişi suça sürüklenen çocuktur (5395 sayılı Kanun m.3). 12 yaşını doldurmamış çocukların ceza sorumluluğu yoktur, ancak çocuklara özgü güvenlik tedbirleri uygulanabilir. 12-15 yaş grubunda işlenen fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği sosyal inceleme raporu ile tespit edilir; algılama yeteneği varsa indirimli ceza uygulanır. 15-18 yaş grubunda ise indirimli ceza uygulanması kuraldır; ağırlaştırılmış müebbet yerine 18 yıl, müebbet yerine 14 yıl hapis cezası verilir.

Çocuk Hakimi, Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi ve Usul

5395 sayılı Kanun m.5 ve 25 uyarınca çocuklar hakkında görevli mahkeme çocuk hâkimi ve çocuk ağır ceza mahkemesidir. Çocuğun ifadesi alınırken sosyal çalışma görevlisi hazır bulunur, müdafi zorunlu olarak bulundurulur, duruşma kapalı yapılır, hükümler açıklandığında çocuğun kimliği gizlilik içinde korunur. Kararlar mümkün olduğunca denetimli serbestlik, kamuya yararlı iş, eğitim programı, aileye teslim gibi güvenlik tedbirlerine öncelik verir.

Çocuk Adalet Sisteminde Haklar

Uluslararası Çocuk Hakları Sözleşmesi (Birleşmiş Milletler, 1989, Türkiye’nin 1990’da onayladığı) ve Avrupa Konseyi Çocuk Hakları Sözleşmesi; çocuğun yüksek yararı ilkesini güvence altına alır. Ayrılık kararı verilirken çocuğun ifadesinin özgür iradeye dayanması, ailesi ile temasın sürdürülmesi, eğitimine devam etmesi, bedensel-ruhsal gelişimi gözetilir. Müdafinin çocukla özel görüşme hakkı, sosyal inceleme raporu hazırlığı, psikososyal değerlendirme süreci ayrıntılı şekilde yönetilmelidir.

Ceza Muhakemesinin Anayasal İlkeleri

Ceza muhakemesi yalnız teknik hükümlerden ibaret değildir; uygulamanın arka planında Anayasa’nın ve AİHS’in yargılamaya ilişkin temel ilkeleri yer alır. Bu ilkeler yargı pratiğinin pusulasıdır.

Masumiyet Karinesi (AY 38/4, AİHS 6/2)

Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimse suçlu sayılamaz. Bu ilkenin iki doğurgusu vardır: kanıt yükü iddia makamında olmakla birlikte, şüpheden sanık yararlanır (in dubio pro reo). Mahkeme dosyada ispata yeterli delil bulunmadığında beraat kararı vermek zorundadır. Kamuoyu, medya, resmi makamlar ve bizzat mahkeme; kesinleşmiş hüküm olmadıkça bir kişiyi suçlu sayamaz, suçlu gibi muamele edemez.

Adil Yargılanma Hakkı (AY 36, AİHS 6)

Adil yargılanmanın unsurları: bağımsız ve tarafsız mahkeme, makul süre, aleni yargılama, sanığın müdafiden yararlanma hakkı, ücretsiz hukuki yardım, delil sunma ve dinletme hakkı, tanıklara soru sorma yetkisi, tercüman yardımından yararlanma, duyurum mesafesinden önce hazırlık süresi. AİHM bu unsurları somut olay bazında değerlendirir; ihlal tespit ettiğinde devlet hak ihlali kapsamında tazminata mahkûm edilir.

Kanunilik, Ceza Kanunlarının Geriye Yürümezliği (AY 38/1, TCK 2, 7)

Suç ve cezaların kanuniliği, cezaların geriye yürümezliği, sanık lehine olan sonraki kanunun uygulanabilirliği (lex mitior) çerçevesinde cezada denklik ilkesi uygulanır. Kanunun suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez; kanunda sonradan yürürlüğe giren ve sanık lehine olan hükümler, cezanın infazı aşamasında dahi uygulanır (TCK 7/2). Ceza kanunlarının yorumunda kıyas yasağı mutlaktır.

Çifte Yargılama Yasağı ve Non Bis in Idem (AİHS Ek 7. Protokol m.4)

Aynı fiilden dolayı bir kişinin aynı suçtan iki kez yargılanamayacağı kuralı, hukuk devletinin temel kazanımlarındandır. AİHS Ek 7. Protokol m.4 ve iç hukukta CMK 223/7 (res judicata etkisi) bu ilkeyi koruma altına alır. Ancak idari ceza ile ceza yargılamasının ayrı süreçler olması durumu çifte yargılama oluşturmaz; sürecin farklı hukuki nitelikleri bulunması şarttır.

Mağdur ve Katılan Vekilliği

Ceza yargılamasının tarafı yalnızca şüpheli-sanık değildir; suçtan zarar gören mağdur ve kovuşturmaya katılan da usul süresince aktif bir süjedir. CMK 233-240 mağdur hakları ile davaya katılma müessesesini düzenler.

Mağdurun Hakları (CMK 233-236)

Mağdur, soruşturma evresinden itibaren delillerin toplanmasını ve dosyanın tevsiini talep etme, kendisi adına bir vekil atanmasını isteme, beyanının avukat huzurunda alınması, kendisine tebligat yapılması, soruşturma aşaması sonunda savcılığın kararına karşı yasa yollarına başvurma haklarına sahiptir. Çocuklara, mağdurlara veya suçtan zarar görenlere kendilerine göre bir vekil edinebilmeleri imkânı verilmediğinde, talepleri halinde baro tarafından kendilerine bir vekil tayin edilir (CMK 234/1-a-5).

Davaya Katılma (CMK 237-243)

Mağdur, suçtan zarar gören gerçek ve tüzel kişiler ile malen sorumlu olanlar, ilk derece mahkemesindeki kovuşturma evresinin her aşamasında hüküm verilinceye kadar şikayetçi olduklarını bildirerek kamu davasına katılabilirler (CMK 237/1). Kanun yolu muhakemesinde davaya katılma isteğinde bulunulamaz. Katılma kararı ile katılan sıfatı kazanılır; katılan, delil sunma, tanık göstererek dinletme, müşterek duruşmada soru sorma, sanığın sorgusunda bulunma, istinaf ve temyiz yollarına başvurma haklarını kullanır.

Mağdur Vekili Olarak Avukatlık Hizmeti

Alyar Hukuk & Danışmanlık; aile içi şiddet, cinsel suç, dolandırıcılık, kripto mağduriyeti, trafik kazası gibi dosyalarda mağdur ve katılan vekilliği hizmetini yürütür. Beyan alma aşamasında avukatın hazır bulunması, koruma tedbiri taleplerinin hazırlanması, delillerin doğru sunumu ve hukuki nitelendirme konularında mağdurun yanında durmak temel görevdir. Kadına yönelik şiddet dosyalarında 6284 sayılı Kanun kapsamında koruma kararı, uzaklaştırma, elektronik izleme talepleri de bu hizmetin bir parçasıdır.

Ceza Yargılamasında Delil Hukuku ve İspat Standartları

Ceza yargılamasında hâkim, hükmünü ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırır ve bu delilleri vicdani kanaatine göre serbestçe takdir eder (CMK 217/1). Ancak bu serbesti; hukuka aykırı delil yasağı, kuşkudan sanık yararlanır ilkesi ve delillerin maddi gerçekle uyum göstermesi süzgecinden geçmek zorundadır.

Delil Serbestliği ve Hukuka Aykırı Delil Yasağı

Her türlü delil; beyan, belge, görgü, keşif, bilirkişi raporu, ses ve görüntü kayıtları serbestçe değerlendirmeye konu olabilir. Ancak hukuka aykırı yöntemlerle (işkence, baskı, aldatma, hukuka aykırı arama, iletişim denetiminde katalog dışı suç) elde edilmiş delil hükme esas alınamaz (CMK 148/3, 206/2-a, 217/2, 289/1-i). Bu yasağın pratik yansıması, savunmanın “delilin nasıl elde edildiği” üzerinde durmasını gerektirir; zincirleme olarak elde edilmiş diğer deliller de “zehirli ağacın meyvesi” doktrinine göre kullanılamaz hale gelebilir.

Bilirkişi İncelemesi ve Özel Bilirkişi Raporu (CMK 62-73, 178)

Özel ve teknik bilgi gerektiren hâllerde mahkeme bilirkişi incelemesine başvurur. Bilirkişi; sanığın kişisel durumu, yaralanma ağırlığı, trafik analizi, balistik inceleme, bilişim incelemesi, muhasebe incelemesi, akıl hastalığı tespiti gibi alanlarda görevlendirilir. Taraflar; kendi seçtikleri bilirkişilerden alınmış özel bilirkişi raporu (CMK 178’de tanımlanan nitelikte) dosyaya sunabilir. Mahkeme, bu raporu reddedemez; gerekçesi varsa kabul etmeyebilir, ancak muhakkak değerlendirmeye alır. Savunma açısından CMK 178’deki hak, resmi bilirkişi raporunun çelişkilerini belgelemede kritik bir araçtır.

Tanık Beyanı ve Çapraz Sorgu (CMK 43-61)

Tanıklar; olayı doğrudan gören veya bilgi sahibi olan kişilerdir. Tanığın yemin etmeden önce kimliği tespit edilir, suç ile ilgisi sorulur; yakınlık nedeniyle tanıklıktan çekinme hakkı bulunanlar bilgilendirilir (CMK 45-46). Tanık beyanı alınırken doğrudan doğrulukla, kesintisiz ve baskısız biçimde alınır. Taraflar CMK 201 ve 212 çerçevesinde doğrudan soru yöneltebilir (çapraz sorgu). Tanığın çelişkili beyanları soruşturma aşaması ile karşılaştırılır; CMK 213 kapsamında tutanakların okunması talep edilebilir.

Belge ve Dijital Delil İnceleme

Belge delili; resmi ve özel belgeler, işyeri defterleri, vergi evrakları, noter onaylı sözleşmeler, banka hesap hareketleri, SGK kayıtları olarak dosyaya girer. Dijital delil; bilgisayar, telefon, cloud sunucu, blok zincir kaydı, e-posta, mesajlaşma uygulaması içeriği CMK 134 usulüne tabidir. Her dijital delilin hash değeri alınmalı, imajı mühürlenmeli, inceleme öncesi bilirkişi tarafından gözlem tutanağına bağlanmalıdır. Aksi halde delil bütünlüğü tartışmaya açılır.

İkrar, Beyan Çelişkisi ve Samimi Pişmanlık

Sanığın ikrarı tek başına mahkumiyete esas alınamaz; başkaca delillerle desteklenmesi zorunludur. İkrarın samimi ve özgür iradeye dayanması, iddia ve savunma arasında tutarlılık göstermesi, olayın diğer delilleriyle örtüşmesi aranır. Samimi pişmanlığın TCK 62 çerçevesinde takdiri indirim olarak değerlendirilebilmesi için sanığın mağdurun zararını gidermesi, dürüst bir beyan vermesi ve duruşmada tutumunun işbirlikçi olması beklenir.

Zamanaşımı, Şikayet Süreleri ve Dava Düşme Halleri

Ceza yargılamasında zamanaşımı; dava zamanaşımı (TCK 66) ve ceza zamanaşımı (TCK 68) olmak üzere ikiye ayrılır. Zamanaşımı kamu düzenine ilişkin olduğundan re’sen dikkate alınır; hak düşürücü süreler içinde başvuru yapılmaması dava düşme sonucunu doğurur.

Dava Zamanaşımı (TCK 66)

Kanunda başka türlü yazılmış olan haller dışında kamu davası; ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda 30 yıl, müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda 25 yıl, 20 yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasını gerektiren suçlarda 20 yıl, 5 yıldan fazla ve 20 yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda 15 yıl, 5 yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlarda 8 yıl geçmesiyle düşer (TCK 66/1). Cezayı ağırlaştıran nitelikli unsurlar hesaba katılır. 12 yaşını doldurmuş fakat 15 yaşını doldurmamış olanlar için zamanaşımı süreleri ikide bire, 15 yaşını doldurmuş fakat 18 yaşını doldurmamış olanlar için üçte ikisine indirilir (TCK 66/2).

Ceza Zamanaşımı (TCK 68)

Ceza zamanaşımı, cezanın infaz edilmesini engelleyen zamanaşımıdır. Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezalarında 40 yıl, müebbet hapis cezalarında 30 yıl, 20 yıl ve daha fazla süreli hapis cezalarında 24 yıl, 5 yıldan fazla hapis cezalarında 20 yıl, 5 yıla kadar hapis ve adli para cezalarında 10 yıl geçmesiyle infaz edilemez (TCK 68/1). İnfaz aşamasında firar veya izinden dönmeme hallerinde ceza zamanaşımı kesilmiş olur ve yeniden işlemeye başlar.

Şikâyet Süresi ve Dava Düşme (TCK 73)

Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olan suç hakkında yetkili kimse altı ay içinde şikâyette bulunmadığı takdirde soruşturma ve kovuşturma yapılamaz (TCK 73/1). Zamanaşımı süresini geçmemek koşuluyla bu süre, şikâyet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden başlar (TCK 73/2). Şikâyetten vazgeçilmesi halinde de dava düşer (TCK 73/4); ancak kamu davasının açılmasından sonra suçun işlenmesine iştirak eden kişilerden biri hakkında şikâyetten vazgeçme, kamu davasının diğer sanıklar hakkındaki sonucunu etkilemez (TCK 73/6).

Müdafi Yetkileri, Kısıtlamaları ve Avukat-Müvekkil Gizliliği

Müdafinin ceza muhakemesindeki konumu salt teknik bir temsilcilik değildir; hak arama özgürlüğünün somutlaştığı kurucu bir güvencedir. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu ile CMK’nın ilgili hükümleri müdafinin yetki ve sınırlarını birlikte belirler.

Müdafinin Dosyayı İnceleme Yetkisi (CMK 153)

Müdafi, soruşturma evresinde dosya içeriğini inceleyebilir ve istediği belgelerin bir örneğini harçsız olarak alabilir (CMK 153/1). Dosya içeriğinin incelenmesi veya belgelerden örnek alınması, soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebilecek ise Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkiminin kararıyla kısıtlanabilir (CMK 153/2). Ancak şüphelinin ifadesini içeren tutanak ile bilirkişi raporları, şüphelinin hazır bulunmaya yetkili olduğu diğer adli işlemlere ilişkin tutanaklar hakkında bu kısıtlama uygulanmaz. Kovuşturma evresinde ise dosya tam olarak incelemeye açıktır.

Avukat-Müvekkil Gizliliği (Avukatlık Kanunu m.36, CMK 46/1-a)

Avukat, mesleği dolayısıyla öğrendiği bilgileri sır olarak saklamakla yükümlüdür (1136 sayılı Kanun m.36/1); bu sır saklama yükümlülüğü sonsuza kadar sürer, müvekkilinin izni olsa bile avukat tanıklıktan çekinebilir (CMK 46/1-a). Avukat büroları; Avukatlık Kanunu m.58 gereği Baro başkanının gözlemciliği olmaksızın aranamaz; burada bulunan evrak ve eşyalara el konulamaz, postada bulunan mektup ve telgraflar açılamaz. Bu güvence müdafinin bağımsızlığının temelidir.

Müdafi ile Görüşme Hakkı (CMK 154)

Şüpheli veya sanık, vekaletname aranmaksızın müdafii ile her zaman ve konuşulanları başkalarının duyamayacağı bir ortamda görüşebilir. Bu kişilerin müdafii ile yazışmaları denetime tabi tutulamaz. Gözaltı, tutukluluk ve infaz sırasında müdafi ile görüşme hakkı hiçbir biçimde engellenemez; istisnai hallerde Cumhuriyet savcısının yazılı emri üzerine 24 saatlik görüşme ertelemesi uygulanabilir (CMK 154/2); ancak bu süre içinde de ifade alınamaz.

Müdafi Sayısı ve Vekaletin Özellikleri (CMK 149, 152)

Bir şüpheli veya sanık aynı anda üç müdafiye kadar yararlanabilir (CMK 149/2). Soruşturma evresinde, ifade almada en çok üç avukat hazır bulunabilir. Avukatlar birbirinden bağımsız davranabilir; müvekkilin savunmasını sürdürmeye çalışırken işbirliği içinde olmaları beklenir. Vekaletin geri alınması CMK 152’de; sanık istediği zaman müdafinin vekâletini sona erdirebilir.

Ceza Davasında Dosya Yönetimi ve Savunma Stratejisi

Müvekkili için başarılı savunma; dosya kapsamındaki her belgenin, her delilin, her beyanın sistematik olarak kayda geçirilmesine dayanır. Karmaşık dosyalarda belge sayısı binleri bulabilir; ancak savunma, her tek unsura çapraz referansla hâkim olmak zorundadır.

Dosya Okuma ve Özetleme

Dosya içeriğinin ilk okuması kronolojik olarak yapılır: ihbar/şikayet dilekçesi, tutanaklar, ifadeler, bilirkişi raporları, iddianame, tensip zaptı. İkinci okumada her delil; maddi (somut) ve beyan kaynaklı (şahsi) olarak iki kategoride ayrı dosyalanır. Üçüncü okumada savunma açısından kritik olan çelişki noktaları, hukuka aykırılık iddiaları, usul ihlalleri ayrı bir not tutulur. UYAP üzerinden dosyanın indirilen kopyası dijital olarak yedeklenir, anahtar kelimelerle taranabilir biçime getirilir.

Tanık Hazırlığı ve Çapraz Sorgu Planı

Tanık dinlemeden önce müdafi, dosya kapsamındaki tanık beyanlarını birebir inceler; tanığın beyanındaki her çelişki not alınır. Çapraz sorguda sorular; önce açık uçlu, sonra daralan sorular biçiminde sıralanır. CMK 201 ve 212 çerçevesinde tanığın önceki beyan ve ifadelerine referansla çelişki yüzleştirmesi yapılır. Tanık yalan beyanda bulunursa TCK 272 kapsamında yalancı tanıklık suçu da gündeme gelebilir.

Esasa İlişkin Savunma Dilekçesi

Duruşmanın sonunda mahkeme esasa ilişkin savunmayı yazılı olarak sunma olanağı tanır. Bu dilekçede; iddia makamının argümanlarına tek tek cevap verilir, delillerin değerlendirmesi savunma mantığıyla yeniden yapılır, kanun maddeleri somut olayla ilişkilendirilerek sonuç beyanı kurulur. Dilekçenin; hukuka uygunluk sebepleri, kusurluluğu etkileyen haller, usul ihlalleri, hukuka aykırı delil, zamanaşımı, lehe kanun uygulaması başlıkları altında sistemli ilerlemesi önerilir.

Hükmün Yapısı ve Hata Bulma Stratejisi

Mahkemenin gerekçeli kararı CMK 230-232 çerçevesinde; iddia, savunma, delil değerlendirmesi, kanıt serbest takdir gerekçesi, hukuki nitelendirme, ceza belirleme gerekçesi, hükmün konusu başlıklarını içermelidir. Bu başlıklardan birinin eksik olması veya çelişkili olması CMK 289/1-g (gerekçesiz hüküm) kapsamında bozma sebebidir. Müdafi; hükmün açıklanmasından itibaren 7 günlük istinaf süresi içinde gerekçeli karar tebliği yapılmamışsa beklemek zorunda kalabilir; ancak gerekçeli karar beklemeksizin kısa kararla istinaf yoluna başvurulabilmektedir.

Avukatlık Ücretleri ve Yargılama Giderleri (2026)

Avukatlık ücretleri; tarafların sözleşme serbestliği çerçevesinde belirlenir. Ancak her yıl Türkiye Barolar Birliği tarafından yayımlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT) asgari sınırı belirler (1136 sayılı Avukatlık Kanunu m.164). Bu tarife; ceza yargılamasında dosya başına alınabilecek asgari ücret yanında karşı yan vekâlet ücretinin tayininde de mahkemelere kriter sunar.

AAÜT 2026 Ceza Yargılaması Kalemleri

2026 yılı AAÜT’de soruşturma evresi (ifade takibi, kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz dahil), ilk derece kovuşturma (ağır ceza, asliye ceza, icra ceza, çocuk ceza dahil), istinaf, temyiz, AYM bireysel başvuru, AİHM başvurusu kalemleri ayrı ayrı belirlenmiştir. Müvekkillerimize; somut olay karmaşıklığı, duruşma sayısı, dosya büyüklüğü ve aşama sayısı çerçevesinde yazılı sözleşme ile fiyatlandırma yapılır.

Yargılama Giderleri (CMK 324-330)

Yargılama giderleri; mahkûmiyet halinde sanığa yükletilir (CMK 325). Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, dava düşmesi hâllerinde giderler hazine veya katılan üzerinde kalır. Karşı tarafa yükletilen vekâlet ücreti, mahkumiyet halinde katılana hüküm tarihindeki AAÜT üzerinden ödenir. Adli yardım (1136 sayılı Kanun m.176-181); ekonomik gücü yetmeyen taraflar için baronun adli yardım bürosu aracılığıyla ücretsiz avukat tahsisini kapsar.

Cezaevi Sürecinde Hakların Korunması ve Denetim

Kesinleşmiş hapis cezası, tutukluluk veya 5275 sayılı CGTİK kapsamındaki infazda hükümlünün ve tutuklunun haklarına ilişkin güvenceler sürer. Bu haklar yalnız iç hukukla değil; AİHS’in işkence yasağı (m.3), özel hayat (m.8), hukuki çözüm (m.13) hükümleri ve BM Cezaevlerindeki Minimum Standart Kuralları ile de korunur.

Ziyaret, Haberleşme ve Müdafi ile Görüşme

Hükümlü ve tutuklu; yakınları ile belirlenmiş haftalık kapalı ve açık görüşlere ve telefon görüşmesine hak kazanır (CGTİK 66-68). Mektup, faks ve internet yoluyla yazışmaların denetimi; infaz kurumu güvenlik idaresi tarafından yapılır; ancak müdafi ile yazışmalar denetime tabi değildir (CMK 154). Zorunlu hâller dışında hükümlünün müdafi ile görüşme hakkı hiçbir biçimde engellenemez.

Tıbbi Bakım ve Bedensel Bütünlüğün Korunması (AİHS 3, CGTİK 71-79)

Cezaevinde tıbbi müdahale, tedavi, ilaç temini, psikolojik destek, özel diyet ihtiyaçlarının karşılanması idarenin görevindedir. Ciddi sağlık sorunlarında infazın ertelenmesi (CGTİK 16) gündeme gelir; bu karar için Adli Tıp Kurumu raporu alınarak Cumhuriyet Başsavcılığı karar verir. İşkence, onur kırıcı muamele iddiaları TCK 94 (işkence), TCK 96 (eziyet) kapsamında ayrı soruşturma konusu olur; AYM bireysel başvuru ve AİHM yolu da açıktır.

Disiplin Cezaları ve İtiraz (CGTİK 37-53)

İnfaz kurumu, kurallara aykırı davranışlara karşı kınama, ziyaretçi kabulünden alıkoyma, hücreye koyma gibi disiplin cezaları uygulayabilir. Her disiplin cezası, hükümlünün dinlenmesi, savunmasının alınması ve gerekçeli karar verilmesi şartına bağlıdır. Disiplin cezasına karşı 15 gün içinde infaz hâkimliğine şikâyet, onun kararına karşı 7 gün içinde ağır ceza mahkemesine itiraz yolu açıktır (4675 sayılı Kanun).

Açık Ceza İnfaz Kurumuna Ayrılma

Hükümlünün, iyi hâli, suçun niteliği, kalan ceza süresi, ekonomik-sosyal bağları değerlendirilerek açık ceza infaz kurumuna ayrılması mümkündür (CGTİK 14). Açık kurumda iş atölyelerinde çalışma, eğitim programlarına katılım, aile görüşlerinde görece esneklik sağlanır. Koşullu salıverilme ve denetimli serbestliğe geçiş bakımından açık kuruma ayrılmak önemli bir aşamadır.

Elektronik İzleme ve Ev Hapsi

7242 sayılı Kanun ile getirilen düzenlemeler çerçevesinde belirli hükümlüler hakkında elektronik kelepçe (EKED) ile izleme uygulanabilmektedir. Ev hapsi, belirli yerlere gitme yasağı, eğitim/tedavi programı zorunluluğu gibi tedbirler hükümlünün dış dünyaya adaptasyonunu desteklerken aynı zamanda hukuka aykırı davranışı caydırma işlevi görür. EKED şartlarına aykırılık, açık kurum veya kapalı kuruma geri iadeyi doğurabilir.

Ceza Yargılamasında Sık Yapılan Hatalar

Müvekkillerin savunma stratejisi üzerinde olumsuz etkisi en yüksek hatalar, ceza yargılamasının erken aşamasında yapılan yanlışlardır. Sanık savunması çıkarılmaz bir nitelik kazandığında sonrasında düzeltilmesi çok güçtür.

Kolluğa/Savcılığa Plan Dışı İfade Verme

Sanık, ifade vermeden önce dosya içeriğine tam hâkim olmalı ve susma hakkının sonuçlarını değerlendirmelidir. Müdafi yardımı alınmadan verilen beyanlar sonraki aşamalarda tamamen geri alınamaz; sadece gerekçelendirilmiş beyan değişiklikleri mahkeme tarafından değerlendirilir. Müdafi hazır olmaksızın alınan ifadeler CMK 148/4 gereği hüküm için esas teşkil etmez; ancak uygulamada çelişki yaratması muhtemeldir.

Dijital Delillerin Ham Sunumu

WhatsApp yazışması, telefon kaydı, güvenlik kamerası görüntüsü gibi dijital delillerin tam metin transkripsiyonu, noter tespiti ve çarpıtılmamış (ham) halleri zorunludur. Dijital delil CMK 134 kapsamında imaj kopya ile mahkemeye sunulduğunda delil niteliği kuvvetlenir. Tek taraflı kurgulanmış veya makas atılmış dijital içerik, sanık aleyhine kanaat oluşturur.

Tutukluluğa İtiraz Sürecinde Geç Kalma

CMK 101/5 gereği itiraz süresi 7 gündür; her tutukluluk inceleme kararının yeniden itiraza açık olduğu unutulmamalıdır. Tahliye talebi her aşamada ileri sürülebilir (CMK 104), yeni delil ve durum belirtilerek tekrarlanabilir. Sessiz kalmak veya salt itiraz dilekçesini formüle olarak sunmak tutukluluğun uzamasına neden olur.

Uzlaştırma Fırsatının Kaçırılması

Uzlaştırma kapsamındaki bir dosyada uzlaşma girişimini olumsuz karşılayan sanık, sonradan yüksek hapis cezası ile karşılaşabilir. Uzlaştırmacı davetine mazeretsiz katılmamak uzlaşmamış sayılma sonucunu doğurur; sonradan kovuşturma aşamasında yeniden görüşme talep edilse bile mahkeme olumlu karşılamak zorunda değildir.

İstinaf/Temyiz Süresi Hataları

Hükmün açıklanmasından itibaren istinaf süresi 7 gün, temyiz süresi 15 gündür. Tebliğ edilmiş olmasına rağmen süre hatası yapılan başvurular mahkemece reddedilir. Özellikle yurtdışında bulunan sanıklar veya müdafiler bakımından tebligat hesabı kritiktir. Kısa karar bildirimi yeterli sayılır; gerekçeli kararın tebliğini beklemek hak kaybına yol açabilir.

Sanığın Duruşmadaki Tutumu ve Beyanları

Duruşma sırasında sanığın mahkemeye karşı saygısız tutumu, cümle başlarında gösterdiği sinirli/saldırgan ifadeler, tanıklara müdahale etmesi; mahkemede kanaat oluşumunu olumsuz yönde etkiler. Buna karşılık; müvekkilin ölçülü, saygılı ve özüne dönük savunma çerçevesi ile TCK 62 takdiri indirim lehine değerlendirmeye alınır. Müdafi, sanığı duruşma öncesi ayrıntılı şekilde hazırlar; muhtemel sorular, olası çelişkiler, savunma temel tezleri önceden provaya alınır.

Dosyada Lehe Hükümlerin Gözden Kaçırılması

Zamanaşımı (TCK 66, 68), lehe kanun uygulaması (TCK 7/2), uzlaştırma (CMK 253), önödeme (TCK 75), etkin pişmanlık (TCK 168, 192, 221), HAGB (CMK 231), erteleme (TCK 51), seçenek yaptırımlar (TCK 50) gibi lehe hükümler savunmada açıkça talep edilmemişse mahkeme resen dikkate almak zorunda olmakla birlikte somut uygulamada hata yapılabilmektedir. Müdafinin her dosyada bu başlıkları bir kontrol listesi olarak gözden geçirmesi; özellikle zincirleme suç (TCK 43), fikri içtima (TCK 44) ve teşebbüs (TCK 35) değerlendirmelerinin yapılması gerekir.

İstanbul Adliyelerinde Ceza Yargılaması Pratiği

İstanbul’da ceza davaları; Anadolu Adalet Sarayı (Kartal), İstanbul Adalet Sarayı (Çağlayan), Bakırköy Adalet Sarayı (Bakırköy) ve Silivri Adalet Sarayı başta olmak üzere ağır ceza, asliye ceza, çocuk ağır ceza, özel yetkili ağır ceza ve sulh ceza hâkimliklerinde görülür. Her adliyenin yargılama yükü, bilirkişi süreleri ve duruşma arası bekleme süreleri farklı dinamikler gösterir.

Anadolu Adalet Sarayı (Kartal)

Anadolu yakasında işlenen suçlar bakımından yetkilidir. Kartal, Maltepe, Pendik, Tuzla, Kadıköy, Ataşehir, Ümraniye, Üsküdar, Beykoz, Şile, Sancaktepe, Sultanbeyli, Çekmeköy ilçelerinde meydana gelen suçlar burada yargılanır. 2016 yılında faaliyete geçmiş modern kompleks; adli tıp, çocuk izlem merkezi, adli yardım bürosu ve baro odasını da bünyesinde barındırır.

İstanbul Adalet Sarayı (Çağlayan)

Avrupa yakasının merkezi adliyesidir; Şişli, Beyoğlu, Beşiktaş, Sarıyer, Kâğıthane, Eyüpsultan, Esenler, Gaziosmanpaşa, Sultangazi, Bayrampaşa, Fatih başta olmak üzere geniş bir bölgeye hizmet verir. Çok kapsamlı bir adliye kompleksidir ve ağır ceza dairelerinin yoğunluğu yüksektir.

Bakırköy ve Silivri Adliyeleri

Bakırköy; Bakırköy, Bahçelievler, Bağcılar, Küçükçekmece, Avcılar, Esenyurt, Başakşehir, Zeytinburnu ilçelerinde yetkilidir. Silivri Adalet Sarayı; Silivri, Çatalca, Büyükçekmece ile cezaevi kompleksi içindeki yargılamalarda yetkilidir. Yargılama takvimi bakımından adliyeler arası duruşma aralıkları farklı tutulabilir; müdafilerin duruşma takibinde bu pratik önemli rol oynar.

Kartal Merkezli Hizmet ve Ulaşım

Alyar Hukuk & Danışmanlık Kartal merkezli çalışmakta olup Anadolu Adalet Sarayı, Kartal Sulh Ceza Hâkimliği, Kartal Cezaevi ve Silivri Cezaevi çevresindeki iletişim altyapısı güçlüdür. Müvekkillere ücretsiz ön görüşme imkânı sunulur. Kartal ilçesindeki iki metro hattının (M4 Kadıköy-Sabiha Gökçen ve E-5 otoyolu Martı çevresi) Anadolu Adalet Sarayı’na hızlı ulaşım sunması, dosya takibini hem avukat hem müvekkil tarafında pratik kılar. Ayrıca yüz yüze görüşme yapamayan müvekkillere görüntülü video görüşme seçeneği ile uzaktan danışma sağlanır; bu özellikle tutuklu müvekkillerin yakınları için kolaylık yaratır.

Yargılama Sürecinde İstanbul Pratiği: Genel Eğilimler

İstanbul adliyelerinde iş yoğunluğu nedeniyle duruşma araları bazen 4-6 aya uzamaktadır; dosyanın ilk duruşma tensip tarihinin iddianame kabulünden 3-4 ay sonraya verilmesi olağandır. Bu sebeple tutukluluk itirazları, delil talep dilekçeleri, tahliye başvuruları ilk duruşma beklenmeden yazılı olarak dosyaya sunulur. Bilirkişi inceleme süresi 1-3 ay arasında değişebilir; özellikle dijital delil ve mali bilirkişi raporlarında bekleme süreleri uzayabilir.

Kurgusal Senaryolar (Eğitim Amaçlı)

Aşağıdaki senaryolar tamamen kurgusaldır; gerçek kişi, olay veya dosya ile benzerlik tesadüfidir. Yalnızca ceza muhakemesinin işleyişini somut biçimde anlatmak için yazılmıştır.

Senaryo 1: Sosyal Medya Tehdit Davası (TCK 106/1)

Şirket çalışanı olan E.K., eski sevgilisi H.Y.’ye sosyal medya üzerinden iki hafta içinde toplam yirmi üç kez “seni bulurum, iyi düşün” anlamına gelen mesajlar gönderir. H.Y. bu mesajların ekran görüntüsünü noter tespiti ile yaptırıp şikayetçi olur. Savcılık, E.K.’nin ifadesini alır; E.K. mesajların “şaka” olduğunu savunur. İfade aşamasında müdafii atanmasını talep etmeyen E.K., dosyanın tümünü okumadan beyan verir. Dosya iddianame ile asliye ceza mahkemesine intikal eder. Kovuşturma aşamasında müdafi atanması ile E.K. zincirleme suç (TCK 43) ve uzlaştırma (CMK 253/1-b) değerlendirmesi talep eder. Mahkeme, mesajların tehdit karakteri taşıdığını kabul eder; ancak uzlaşma sağlanması ve zararın giderilmesi halinde HAGB (CMK 231) uygulanabilir.

Senaryo 2: Trafik Kazasında Taksirle Yaralama (TCK 89)

M.D., yağışlı havada hızı aşarak çarptığı yayayı hafif yaralanmalı kaza ile hastanelik eder. Olay yerinde alkolmetre pozitif çıkar (1,2 promil). Savcılık, M.D.’yi TCK 89/2 (bilinçli taksirle yaralama) ile birlikte 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu 48 uyarınca soruşturur. İfadesinde alkol aldığını kabul eden M.D., iddianamenin kabulünden sonra uzlaştırma önerisi aldı. Mağdurun zararı karşılandı; uzlaşma sağlandı. Mahkeme, uzlaşma kapsamındaki yaralama suçundan düşme kararı verdi; ancak alkollü araç kullanma idari para cezası ayrıca uygulandı.

Senaryo 3: Bilişim Dolandırıcılığı (TCK 158/1-f) ve Müdafaa

F.A. isimli sanığa, bilinmeyen kişilere internet üzerinden sahte iş ilanı yoluyla 18 farklı mağdurdan toplam 340.000 TL para transferi sağladığı iddiasıyla kamu davası açıldı. Soruşturma aşamasında F.A. susma hakkını kullandı. Kovuşturmada müdafii; (i) transferlerin bir kısmının F.A.’nın hesabına üçüncü kişilerce yapıldığını, (ii) delillerin CMK 134 kapsamında imaj alınmadan değerlendirildiğini, (iii) banka kayıtlarının bir kısmının dosyaya eksik intikal ettiğini ileri sürdü. Mahkeme bilirkişi inceleme talebini kabul etti; banka hareketleri ve IP kayıtları karşılaştırıldı. Sonuçta sanık F.A. 18 ayrı fiilden değil; zincirleme suç (TCK 43) çerçevesinde değerlendirildi. Ayrıca etkin pişmanlık hükmünden (TCK 168) yararlanabilmesi için mağdurların zararını aşamalı olarak tazmin etmeye yönelik protokol oluşturuldu.

Sık Sorulan Sorular

İfade verirken avukat bulundurmak zorunda mıyım?

CMK 147 ve 149 gereği şüphelinin müdafi yardımından yararlanma hakkı vardır. Alt sınırı 5 yıl ve üzeri hapis cezası gerektiren suçlar, çocuk şüpheliler, sağır-dilsiz ya da kendini savunamayacak derecede malul kişiler için müdafilik zorunludur (CMK 150). Talep edildiğinde baro ücretsiz müdafi atar. Talep edilmeyen hâllerde dahi avukat çağrısı beklenmeden alınan ifadeler; şüpheli müdafi istemediğini kayda geçirmediği sürece delil değeri bakımından tartışmalıdır.

Tutuklamaya nasıl itiraz ederim, süresi ne kadar?

CMK 101/5 uyarınca tutuklama kararına 7 gün içinde itiraz edilir. Sulh ceza hakimliği kararlarına karşı başka bir sulh ceza hakimliği nezdinde nöbetçi olan üst merciye, ağır ceza mahkemesinin tutuklama kararına karşı başka ağır ceza mahkemesine başvurulur. Ayrıca CMK 104 gereği her aşamada tahliye talebi mümkündür; yeni delil ve durum belirtilerek tekrarlanabilir. Tahliye talebi reddinin gerekçesi kararda somut olarak yer almalıdır.

HAGB kimlere, hangi koşullarda uygulanır?

CMK 231/5 uyarınca 2 yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezası hükmünde, sanığın kasıtlı bir suçtan daha önce mahkum olmamış olması, yeniden suç işlemeyeceği kanaatine varılması ve zararın giderilmesi şartları birlikte gerçekleştiğinde HAGB uygulanır. Sanığın bu karara rıza göstermemesi halinde hüküm açıklanır. Denetim süresi 5 yıldır (çocuk sanıklarda 3 yıl). Süre sonunda kasıtlı yeni suç işlenmezse ceza düşer.

Uzlaştırma ile dava düşer mi, şartları nelerdir?

Uzlaştırma CMK 253’te sayılan suçlarda (kasten yaralama temel hali, taksirle yaralama, tehdit, hakaret, konut dokunulmazlığını ihlal, hırsızlık, mala zarar verme, dolandırıcılık, güveni kötüye kullanma temel halleri) uygulanır. Uzlaştırmacı aracılığı ile taraflar anlaşırsa ve mağdurun zararı karşılanırsa soruşturmada kovuşturmaya yer olmadığına, kovuşturmada ise davanın düşmesine karar verilir. Uzlaşma imkanı sunulmadan iddianame düzenlenmişse iade sebebi oluşur (CMK 174/1-b).

Etkin pişmanlık hangi suçlarda ne kadar indirim sağlar?

Hırsızlık, mala zarar verme, güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık, hileli iflas, taksirli iflas suçlarında TCK 168 uygulanır. Kovuşturmaya başlamadan önce zararın tamamının giderilmesi halinde cezanın üçte ikisine kadarı, kovuşturma sonrası hüküm öncesi giderilmesi halinde yarısına kadarı indirilir. Uyuşturucu imal-ticaretinde TCK 192, örgüt suçlarında TCK 221, vergi suçlarında VUK 371 ayrı hükümlerle pişmanlığı düzenler.

İstinaf ve temyiz arasındaki fark nedir?

İstinaf, ilk derece mahkemesinin hükmüne karşı bölge adliye mahkemesine yapılan ve hem vakıa hem hukuk denetimi içeren bir başvurudur (CMK 272-285); süresi 7 gündür. Temyiz, yalnız hukuk denetimi yapar; Yargıtay’a 15 gün içinde başvurulur (CMK 286-307). Bölge adliye mahkemesinin 5 yıl ve altındaki hapis cezalarına ilişkin onama hükümleri kural olarak temyiz edilemez. CMK 289’da hukuka kesin aykırılık sebepleri sayılmıştır.

Sosyal medyada hakaret nedeniyle dava açılırsa ne olur?

TCK 125/1 temel hakaret suçu uzlaştırma kapsamındadır; sosyal medyada alenen işlendiği için ceza altıda bir oranında artırılır (TCK 125/4). İddia eden tarafın noter tespiti, ekran görüntüleri, arşiv bağlantıları delil niteliği taşır. Kamu görevlisine görevinden dolayı yapılan hakarette alt sınır bir yıldan az olamaz (TCK 125/3). Eleştiri, ifade özgürlüğü (AY 26) ve kamu yararı sınırında kalan beyanlar suç oluşturmaz.

Bilişim suçlarında delillendirme nasıl yapılır?

CMK 134 uyarınca bilgisayar, program veya kütüklerde arama, kopyalama ve el koyma özel usule tabidir. Hâkim kararı; imaj alma (ayna kopya); hash değeri ile mühürleme; bilirkişi tarafından raporlama zincirleme olarak uygulanır. Ham veri bozulmadan çoğaltılmalı, her işlem tutanağa bağlanmalıdır. Müdafi; bu zincirdeki kırılmalara dayanarak delilin hukuka aykırılığını CMK 206-217 ve 289 çerçevesinde ileri sürebilir.

Kripto para dolandırıcılığında hangi TCK maddesi uygulanır?

Kripto varlık odaklı sahte yatırım sözleşmesi, ponzi şeması, sahte borsa uygulaması senaryolarında TCK 158/1-f (bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık) temel hükümdür; ceza 3 yıldan 10 yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasıdır. Mağduriyet 2 yıldan uzun süreye yayılmış zincirleme suç (TCK 43) olarak değerlendirilebilir; örgütlü hallerde TCK 220 ve 7262 sayılı MASAK mevzuatı uygulanır. Kripto mağduriyetinin tespiti için blockchain analizi, wallet adres izleme, borsa KYC kayıtlarının getirtilmesi gerekir.

Beraat kararına mağdur istinaf yoluna gidebilir mi?

Evet. Katılan sıfatını kazanmış mağdur veya katılma talebinde bulunup reddedilen suçtan zarar gören, beraat veya ceza verilmesine yer olmadığına dair karara karşı CMK 272 çerçevesinde istinaf yoluna başvurabilir. Süre hükmün açıklanmasından itibaren 7 gündür. Kararın gerekçesine, delil takdirinde hataya veya hukuki nitelendirmeye yönelik somut istinaf sebepleri ileri sürülür.

AYM bireysel başvuru süresi ne kadardır?

6216 sayılı Kanun m.47 uyarınca AYM bireysel başvurusu, olağan kanun yollarının tüketilmesinden itibaren 30 gün içinde yapılır. Başvuru kapsamına giren haklar Anayasa ile AİHS’te ortak güvence altına alınan haklardır (adil yargılanma, özgürlük-güvenlik, işkence yasağı, özel hayat, ifade özgürlüğü gibi). AYM ihlal tespit ederse yargılamanın yenilenmesi, ihlalin tespiti veya tazminat yollarına karar verir (anayasa.gov.tr).

İnfaz aşamasında denetimli serbestlik nasıl uygulanır?

CGTİK 105/A uyarınca hükümlülerin koşullu salıverilme tarihlerine bir yıl kala denetimli serbestlik tedbirine çevrilme imkânı doğar. Bazı suçlarda (örgüt suçu, cinsel istismar, uyuşturucu imal-ticareti gibi) bu süre farklı düzenlenir. Denetimli serbestlik süresince hükümlü; belirli saatlerde konutunda bulunmak, kamuya yararlı işlerde çalışmak, düzenli olarak denetimli serbestlik bürosuna başvurmak, eğitim programlarına katılmak gibi yükümlülüklere tabi tutulur. Yükümlülüklere aykırılık kurumuna geri iadeyi doğurur.

Yabancı uyruklu sanık hangi haklara sahiptir?

CMK 202 uyarınca duruşmada Türkçe bilmeyen sanığa, iddianame ve hüküm dahil, iddia ve savunmaya ilişkin esaslı noktalar tercüman aracılığıyla anlatılır. CMK 214 ile sanığın tanık ve mağdurun beyanlarını anlayamadığı durumlarda da tercüman hakkı süreklidir. Ayrıca Konsoloslukla bildirim hakkı (1963 Viyana Konsolosluk İlişkileri Sözleşmesi m.36) tanınır; yabancı uyruklu şüphelinin vatandaşı olduğu devletin konsolosluğuna bilgilendirme yapılır. İade süreçleri bakımından Avrupa Suçluların İadesine Dair Sözleşme (1957) ve ikili anlaşmalar uygulanır.

Ücretsiz Ön Görüşme — Alyar Hukuk & Danışmanlık

Ceza soruşturması veya kovuşturması sürecinde; ifade aşaması, tutukluluk itirazı, iddianame değerlendirmesi, kovuşturma savunması, mağdur/katılan vekilliği, uzlaştırma, HAGB-erteleme stratejisi, istinaf-temyiz veya infaz hâkimliği şikâyeti ihtiyaçlarınız için Kartal/İstanbul merkezli Alyar Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz.

Telefon: 0545 199 25 25
Adres: Cevizli Mah. Enderun Sok. No:10C D:58, 34865 Kartal/İstanbul
E-posta: info@bilalalyar.av.tr

Yasal Uyarı: Bu rehberdeki bilgiler TBB Reklam Yasağı Yönetmeliği çerçevesinde yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Hukuki danışmanlık niteliği taşımaz; somut olayınızın koşullarına göre hukuki değerlendirme gerekir. Örnek senaryolar kurgusaldır; gerçek kişi, dosya veya olayla benzerlik tesadüfidir. Mevzuat atıfları yazım tarihi itibarıyla (2026) yürürlükte olan hükümlere yöneliktir; güncel değişiklikler için mevzuat.gov.tr (5237 TCK) ve 5271 CMK üzerinden doğrulama yapılmalıdır.

Av. Bilal Alyar

Yazar: Av. Bilal Alyar

İstanbul Barosu (Sicil No: 54965) kaydıyla çalışan Av. Bilal Alyar; ceza yargılamasının tüm aşamalarında (soruşturma, kovuşturma, istinaf, temyiz, AYM) müdafilik ve mağdur/katılan vekilliği hizmeti sunar. Kripto mağduriyeti, bilişim suçları, dolandırıcılık ve sosyal medya kaynaklı suçlarda güncel içtihada yaslanan müdafaa stratejileri geliştirir. Kartal merkezli Alyar Hukuk & Danışmanlık hizmet alanına İstanbul, Ankara ve İzmir öncelikli olmak üzere Türkiye genelindeki ağır ceza ve asliye ceza yargılamaları girer.

LinkedIn: linkedin.com/in/bilalalyar | YouTube: youtube.com/@bilalalyar

İletişim

Cevizli Mahallesi Enderun Sokak No:10C Daire:58
34865 Kartal/Istanbul
+90 545 199 25 25
info@bilalalyar.av.tr

Hizmet Alanları

Kripto Para Hukuku
Bilişim Hukuku
Ceza Hukuku
Şirketler Hukuku
Aile ve Boşanma Hukuku
İş Hukuku

Yasal

KVKK Aydınlatma Metni
Gizlilik Politikası
Çerez Politikası
Blog

Sosyal Medya

LinkedIn
Instagram
X (Twitter)
TikTok


İstanbul Barosu Sicil No: 54965

© 2026 Av. Bilal Alyar - Tüm hakları saklıdır.